Diğer ·
2025/187 E. 2026/138 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2025/187
- Karar No
- 2026/138
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/187 KARAR NO : 2026/138
DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/10/2025 KARAR TARİHİ : 06/07/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda; I.DİLEKÇELER AŞAMASI Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...Şti. 'nin 1977 yılından bu yana "..." markasını ticaret unvanı, fiili kullanım, resmi belgeler ve turizm sektöründeki kesintisiz faaliyetlerle aralıksız şekilde kullanan gerçek ve asli hak sahibi olduğunu, yarım asra yakın sektörel faaliyet sonucu markanın hem ulusal hem uluslararası ölçekte bilinirlik kazandığını, bu köklü fiili kullanımın 10.05.2024 tarihinde yapılan tescille de hukuken doğrulandığını, davalının ise 2020 yılında "..." ibaresini içeren markayı kendi adına tescil ettirdiğini, müvekkilinin ise bu tescilden 15.09.2025 tarihli ihtarname ile haberdar olduğunu, davalının marka başvurusunun müvekkil markasının aynısını veya ayırt edilemeyecek derecede benzerini aynı sektörde tescil ettirmeyi amaçladığından açıkça önceye dayalı hak sahipliğini ihlal eden, kötü niyetli ve karıştırılma ihtimali yaratan bir başvuru olduğunu, davalının yaptığı tescilin SMK m. 6/3 uyarınca müvekkilin önceye dayalı fiili kullanım hakkını ihlal ettiğini, SMK m. 6/9 kapsamında kötü niyetle yapıldığını, SMK m. 6/1 gereği halk nezdinde karıştırılma ihtimali yarattığını, SMK m. 6/6 gereği müvekkilin ticaret unvanının asli unsurunu izinsiz içerdiğini, müvekkilinin markayı 1977'den beri aralıksız kullandığını, ticaret sicil kayıtları, unvan değişiklikleri, bakanlık izinleri, döviz girdisi belgeleri, uluslararası organizasyonlar, eski yazışmalar ve uzun yıllara yayılan ticari faaliyetlerle markanın kesintisiz, ciddi, ayırt edici ve tanınmış bir şekilde sektörde yer aldığını, davalının tescil ettiği markanın hem 39. sınıf hem 35. sınıf bakımından müvekkilinin markasıyla doğrudan ilişkili olduğunu, tüketicilerde aynı işletmeyle bağlantı algısı yaratacağını, reklam ve tanıtım faaliyetlerinin haksız yararlanmaya sebep olduğunu, uluslararası uygulamalar çerçevesinde kötü niyet, birleşik markalarda baskın unsur değerlendirmesi ve tanınmış marka ilkeleri açısından da davalının tescilinin korunamayacağını belirterek davalı markasının ihtiyati tedbir ile kullanımının durdurulmasını, ... numaralı markanın tüm sınıflar açısından hükümsüzlüğünü ve sicilden terkin edilmesini, kararın kesinleşmesiyle TPMK'ye bildirilmesini ve yargılama giderlerinin davalıya yüklenmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın marka benzerliği veya hükümsüzlüğü davası değil, anonim bir kelime olan "..." ibaresini tekeline almaya çalışan haksız ve kötü niyetli bir tasfiye girişimi olduğunu, davalı müvekkil ...ri servis taşımacılığı sektöründe faaliyet gösteren, 2000 yılında şirketleşen, binlerce çalışanı ve geniş araç filosu bulunan saygın bir işletme sahibi olduğunu, davalı şirketin markasını 2020 yılında tescil ettirdiğini, davacının ise 2024 yılında tescil alarak geçmişe dönük fiili kullanım iddialarıyla tescilli markayı hükümsüz kılmaya çalıştığını, bu yaklaşımın Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiğini, tarafların marka, logo, slogan, hedef kitle ve faaliyet alanlarının tamamen farklı olduğunu, davalının "..." sloganı ile tescilli markasının davacının "..." sloganlı markasıyla karıştırılmasının mümkün olmadığını, "..." kelimesinin yaygın bir kişi ismi olması nedeniyle tekelleştirilemeyeceğini, davacının marka kullanımı iddiasını ispatlayacak somut bir belge sunamadığını, internet sitesindeki teknik URL dizinlerinin marka fonksiyonu görmediğini, davalının 2020 yılından beri tescilli ve fiilen kullanılan markasının binlerce çalışanın geçimini ve kamu hizmetlerinin sürekliliğini temsil ettiğini, davanın marka hukukunun koruma fonksiyonunu aşarak piyasayı istikrarsızlaştırdığını, bilirkişi raporunun teknik ve hukuki hatalar içerdiğini, marka hukuku metodolojisine uygun olmadığını ve mahkeme yerine hüküm kurduğunu, bu nedenle yeni ve uzman bir bilirkişi heyeti atanması gerektiğini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 25/6 maddesi uyarınca davacının 5 yıllık sessiz kalma süresini geçirdiğini ve hükümsüzlük davası açma hakkının zamanaşımına uğradığını, ayrıca ihtiyati tedbir kararının yasal dayanağının bulunmadığını belirterek davanın reddini ve ihtiyati tedbirin kaldırılmasını talep etmiştir. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu markanın müvekkile ait ibare üzerindeki önceye dayalı gerçek hak sahipliğinin korunması ve davalı adına gerçekleştirilen tescilin kötü niyetli olması nedeniyle hükümsüz kılınması istemiyle açıldığını, uyuşmazlığın özünün müvekkilin uzun yıllara dayalı yerleşik marka kimliğinin sonradan yapılan tescil yoluyla ihlal edilip edilmediğinin tespiti olduğunu, davalının cevap dilekçesindeki savunmaların somut olgularla desteklenmeyen ve genel nitelikli beyanlardan ibaret bulunduğunu, davalının davayı "kurumsal tasfiye davası" olarak nitelendirme çabasının hukuki bir dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkil şirketin 1977 yılından beri aynı ibareyi kesintisiz kullandığını ve davalının tescilinin kötü niyetli olduğunu, marka hukukunda sicilin hakkın kaynağı değil karinesi olduğunu ve kötü niyetli tescillerin tescil tarihinden bağımsız olarak hükümsüz kılınması gerektiğini, davalının faaliyet gösterdiği tarihte müvekkilin sektörde kökleşmiş bir marka kimliği bulunduğunu ve davalının bu durumdan haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, markalar arasında benzerlik bulunmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, turizm ve taşımacılık sektörlerinin birbirini tamamlayıcı nitelikte olması sebebiyle karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu, “...” ibaresinin müvekkilin faaliyetleri neticesinde ayırt edici bir işaret haline geldiğini ve anonim sayılamayacağını, davalının önceye dayalı kullanım iddiasını herhangi bir fatura, reklam veya katalog gibi somut delille ispatlayamadığını, dava öncesinde davalının müvekkile ihtarname göndererek marka hakkına tecavüz iddiasında bulunmasının, yargılama aşamasındaki "...." savunmasıyla çeliştiğini, bilirkişi raporunun objektif verilere dayandığını ve davalının rapora yönelik itirazlarının soyut ve dayanaksız olduğunu, davanın yasal süresi içerisinde açıldığını ve kötü niyetli tesciller bakımından zamanaşımı iddiasının dinlenemeyeceğini belirterek, davanın kabulü ile davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.DELİLLER 16/10/2025 tarihli tensip zaptı gereğince davalı adına kayıtlı olduğu bildirilen ... numaralı markanın davalı adına kayıtlı ise; dava sonuçlanıncaya kadar 3. şahıslara devrinin önlenmesi için TPMK kaydına teminatsız tedbir konulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Davacıya ait ... ve ... tescil numaralı markaların; marka tescil belgelerinin, başvuru ve tescil tarihlerinin, ürün listelerinin, varsa yenileme tarihlerinin, devir ve lisans belgelerinin, renkli ise renkli suretlerinin ve halen geçerli olup olmadığının onaylı suretlerinin celp edildiği anlaşılmıştır. HMK'nın 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünün hukuk dışında, özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeni ile esasa yönelik teknik incelemenin yapılması gerekmiş olup mahkememizce görevlendirilen marka vekili ... , bilgisayar mühendisi ..., sektör bilirkişisi-turizmci ... tarafından düzenlenen 17/12/2025 tarihli raporun sonuç kısmında özetle; Taraf markalarının ortak ve baskın unsurunun “...” ibaresi olduğu, her iki markanın da 39. sınıfta tescilli bulunması ve faaliyet alanlarının benzerlik göstermesi nedeniyle ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunduğu değerlendirilmiştir. Davacının 1977 yılından beri “...” ibaresini ticaret unvanında ve faaliyetlerinde kullandığı, sektörde tanınmış ve köklü bir firma olduğu, bu nedenle ticaret unvanının SMK’nın 6/6. maddesi kapsamında korunması gerektiği belirtilmiştir. Ancak davacının 2024 yılına kadar marka başvurusu yapmamış olması, davalının marka tescilinden sonra ihtarname göndermesi ve tarafların fiilen aynı faaliyet alanında bulunmaması dikkate alınarak, davalının marka başvurusunun kötü niyetli olduğunun bu aşamada tespit edilemeyeceği sonucuna varılmıştır. III.DAVA VE UYUŞMAZLIK Dava; Davalı adına ...başvuru numarası ile tescil edilen "..." ibareli markanın, müvekkil şirketin 1977 yılından bu yana markanın asıl ve gerçek hak sahibi olması ve davalının tescilinin kötü niyetli olması sebepleriyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 25. maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talebinden ibarettir. Yargılama süresince müvekkilin markasına ilişkin haklarının telafisi imkansız zararlara uğramasının önlenmesi amacıyla tüm yargılama sürecini kapsayıcı şekilde İHTİYATİ TEDBİR kararı verilmesi talebine yöneliktir. IV. GEREKÇE Uyuşmazlık konusunun; davacı tarafça SMK madde 6/1 kapsamında davalı adına ...başvuru numarası ile tescil edilen "...." ibareli markanın hükümsüzlüğüne ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Değerlendirmeye bilişim kayıtları üzerinden başlanılmak ile; Davacı tarafa ait olduğu belirtilen... isimli internet sitesi üzerinde yapılan incelemede; Davacı tarafa ait olduğu belirtilen ...isimli sitenin aktif ve yayında olduğu firmanın .... (...) bir turizm acentası olduğu, 1977'den beri faaliyet gösterdiği, yurt içi ve yurt dışı turlar, kültür gezileri, gemi (cruise) turları, otel rezervasyonları, uçak bileti satışı ile fuar ve kurumsal seyahat organizasyonları konusunda hizmet sunduğu, ... seyahat acentası statüsünde çalışarak, müşteri memnuniyeti ve kalite güvencesi ilkelerine dayalı bir seyahat deneyimi sağlamayı amaçladığının belirtildiği tespit edilmiştir. Sitede yer alan iletişim sayfasında firma bilgilerinin; Firma adının “ ...ŞTİ.” şeklinde e-posta adresinin ise info@onurtour.com olduğu anlaşılmıştır. Davacıya ait ... uzantılı URL adresinde yer alan 28 Mart 2008 tarihli ilk arşiv kaydında ONUR TURİZM ibaresinin yer aldığı tespit edilmistir. Davalı tarafa ait olduğu belirtilen ... isimli sitenin aktif ve yayında olduğu tespit edilmiştir. Davalıya ait olduğu belirtilen ... isimli site içeriği incelendiğinde, firmanın ..., esas olarak personel ve öğrenci taşımacılığı hizmeti sunduğu, İstanbul merkezli firma olduğunu, 1.200'den fazla araçlık filosuyla kurumsal şirketlere ve eğitim kurumlarına güvenli, konforlu ve düzenli servis ulaşımı sağladığı, gezi ve transfer hizmetleri de verdiğinin belirtildiği tespit edilmiştir. Davalıya ait ... uzantılı URL adresinde yer alan 5 Mayıs 2007 tarihli ilk arşiv kaydında ... ibaresinin yer aldığı tespit edilmiştir. Bilişim yönünden tespitlere bu şekilde yer verilip, SMK kapsamında hükümsüzlük incelemesi ile devam edilecektir. SMK'nun 6/1 maddesine göre, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Bu madde kapsamında incelemede marka ile tescilli oldukları sınıfların karşılaştırılması yapılarak markaların karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesi gerekir. Karıştırma ihtimali genel ifade ile, "ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması" olarak tanımlanmakta olup öğretide karıştırma ihtimali, "bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın, daha önceden tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple aynı ya da benzer olduğu için, önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesi" ya da "bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın almayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi)" biçiminde tanımlanmaktadır.". (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, s. 268.) Taraf Markalarının Benzerlik yönünden karşılaştırması; Markalar arasında sözcük, harf, şekil, grafik, renk gibi unsurlarda hiçbir fark yok ise markalar arasında ayniyetten, küçük de olsa bir fark var ise benzer markalardan söz edilecektir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken, her bir unsurdan ziyada bir bütün olarak her iki markanın bıraktığı genel, global izlenim, markaların yle bıraktığı etki dikkate alınmalıdır. Markalarda eğer, jenerik/tali/tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılarak baskın / ana unsurlar dikkate alınarak karşılaştırma yapılmalıdır. Davacı marka şeklinde "..." sloganına, davalı marka şeklinde de “...” sloganına yer verilmiş olduğu, her iki marka şeklinde de sloganın altında yer alacak şekilde baskın ve ana unsur olarak "..." kelimesine yer verilmiş olduğu görülmektedir. Her iki marka şeklinde de tour/tur kelimelerine yer verilmiş olup bu ibare marka şeklinde tescilli olduğu sektör dikkate alındığında tali unsur olarak yer almaktadır. Her iki marka şeklinde de logo unsuru yer almakta olup logo unsurları benzerlik taşımamaktadır. Her iki taraf markasında da "..." ibaresi ana unsur olarak yer almakta olup taraf markalarında logo unsurları ve slogan olarak yer verilen ibarelere benzerlik taşımamakta ise de marka ana unsurlarının benzer olması sebebi ile marka şekilleri benzer kabul edilmelidir. Taraf markalarında marka şeklinde yer alan ana unsur / baskın unsur olarak ... ibaresi bire bir benzer olduğundan markalar şeklen benzer olup aynı ve benzer sınıflarda tescilli oldukları görülmektedir. Taraf markaları fiili olarak yer aldıkları sektör bazında karşılaştırıldıklarında davacı firmanın seyahat acentesi olarak faaliyette olduğu, davalının ise servis taşımacılığı yaptığı anlaşılmaktadır. Tarafların fiili olarak yaptıkları iş birebir aynı olmasa da yüksek benzerlik taşıyan sektörler olduğu, marka tescili olarak da ... Sınıf kapsamında aynı sınıfta yer aldıkları dikkate alındığında her iki markanın da ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali yaratabileceği sonucuna varılmıştır. SMK madde 6/3 kapsamında önceye dayalı hak sahipliği iddiası kapsamında gerçekleştirilen incelemede; Marka hakkının kazanılması konusunda, iki temel sistem vardır. Bunlar “ilk kullanım” ve “tescil”'dir. Her iki sistemde de sicile tescil vardır; ancak tescilin sonuçları farklıdır. İlk kullanım siteminde; marka hakkı, bir işaretin marka olarak seçilmesi ve kullanması ile doğar, sicile yapılan tescil açıklayıcıdır. Tescil sisteminde ise; marka hakkı, marka olarak seçilen işaretin sicile tescil edilmesi ile kazanılır, buradaki tescil kurucudur. (Ali Paslı, Uluslararası Antlaşmaların Türk Marka Hukukunun Esasına İlişkin Etkileri, İstanbul, 2014, s. 37 vd.). Bizim hukuk sistemimizde de daha önce kullanılmayan işaretler açısından marka hakkının tescil ile doğacağı kabul edilmiş olup tescil öncesi kullanımın varlığı halinde ise belirli koşullar altında ve ispat öncesi markayı “ilk kullananın” üstün hak sahibi olacağı kabul edilmiştir. Kural olarak tescil ile marka hakkı doğar; ancak söz konusu işaret ilk tescilden önce kullanılmak suretiyle piyasada maruf hale getirilmişse, marka hakkı sahibi, işareti tescilden önce kullanarak piyasada maruf hale getirendir. Bu kişi “gerçek hak sahibi” olarak kabul edilecektir. SMK madde (6)3'te “(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.” Hükmü yer almakta olup bu hüküm uyarınca; - Bir marka üzerinde onun üçüncü kişilerce yapılmış başvurusuna karşı, başvuru veya rüçhan tarihinden önce hak elde edilmiş olması, - Hakkın tescilsiz bir marka veya ticarette kullanılan işaret üzerinde olması halinde (İlhami Güneş, Markanın Tanımı, İşlevleri: Marka Türleri ve Markanın Özellikleri, s. 55) marka sahibinin itiraz hakkı doğacaktır. Eskiye dayalı kullanım yoluyla gerçek hak sahipliğinin söz konusu olabilmesi için bu kullanımın ticarette diğer işletmelerden ayırt etme amacıyla kullanılması yeterli olup mutlaka markasal bir biçiminde kullanılmış olması aranmamaktadır. Bütün bu açıklamalar kapsamında davacı tarafça "..." ibaresinin ... Sınıfta marka/markasal olarak kullanılması sebebi ile önceye dayalı hak sahipliği iddiasının dosya arasındaki deliller ile incelenmesinde; Davacıya ait https:/www.onurtour.com/ isimli internet sitesi 28.03.2008 tarihinden bu yana kayıtlı olduğu, davacı tarafça sunulan belgelerden davacının ticaret unvanının tescil tarihi olan 1977 yılından bu yana "..." ibaresini faaliyette olduğu turizm alanında ... Sınıf kapsamında kalacak şekilde tanıtım amaçlı ayırt edici unsur olarak kullandığı anlaşılmakla davacının önceye dair hak sahipliği iddiasını ispatladığına kanaat getirilmiştir. SMK madde 6/6 kapsamında davalı markasının davacı ticaret unvanını içermesi iddiasının değerlendirilmesinde; Ticaret unvanı, bir tacirin ticari işletmesine ilişkin iş ve işlemlerinde kullandığı ad olarak tanımlanabilir. TTK madde 39 “Her tacir, ticari işletmesine ilişkin işlemleri, ticaret unvanıyla yapmak ve işletmesiyle ilgili senetlerle diğer belgeleri bu unvan altında imzalamak zorundadır.” şeklindedir. Ticaret unvanı tacirin adı olup ticaret unvanının başlıca işlevi tacirin tanıtılmasıdır. Ticaret unvanı, tacirin diğer tacirlerden ayırt edilmesini sağlaması sebebiyle ayırt etme işlevine sahiptir. SMK'nun 6/6'ncı maddesi kapsamında, başkasına ait "ticaret unvanı" gibi ticari kaynak gösterebilen sınai hakka dayanılarak marka tesciline itiraz edilmesi halinde tescilli ticaret unvanına ait sicil kaydındaki faaliyet konuları ile tescil edilmek istenen markanın kapsayacağı mal ve/veya hizmet listesinin karşılaştırılarak, başvurunun, önceki sınai hak kapsamında kalıp kalmadığının incelenmesi gerekmektedir (Uğur Çolak, s. 551). SMK madde 6/6 kapsamında yapılacak itirazlarda ticaret unvanının markasal kullanımı aranmamakta olup unvanın ilgili mal veya hizmetler bakımından ticarette unvan biçiminde de olsa kullanılmış olması, SMK'nun 6/6'ncı maddesi kapsamında nispi red nedenine dayalı olarak, üçüncü kişilerce sonradan yapılacak marka tescil başvurusuna itirazda bulunulması ve böyle bir başvurunun engellenmesi, tescil edilmiş ise, açılacak bir hükümsüzlük davası sonucunda bu marka tescilinin mahkemece hükümsüz kılınabilmesi için yeterli olacaktır. Davalıya ait “...” ibareli, ...başvuru nolu markanın 11.12.2020 tarihinde koruma altına alındığı, ... Sınıfta “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri. Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne barındırma hizmetleri. Boru hattı ile taşıma hizmetleri. Elektrik dağıtım hizmetleri. Su temin hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri. Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri. Çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri, atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri.” Alt grubunda ve 35. Sınıfta “Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.” alt grubunda tescil edilmiş olduğu, davalı markasında esas unsurun ... ibaresi olduğu anlaşılmaktadır. Davacı ticaret unvanında da ... ibaresinin esas unsur olarak yer aldığı, davacı ticaret unvanı esas unsuru ile davalı markası esas unsurunun birebir aynı olduğu, davacı şirkete ait ticaret sicil gazetesinde yer alan faaliyet konuları ile davalı markasının tescilli olduğu Sınıfların benzer olduğu görülmektedir. Davacı firmanın Turizm alanında köklü bir firma olduğu ve faaliyetleri ile de tüketici nezdinde bilinir hale gelmiş bir firma olduğu anlaşılmakla davacının ticaret unvanı ile sektöründe bilinir bir firma olduğu dikkate alındığında SMK 6/6 kapsamında davacı ticaret unvanının, davalı marka tescilinde itiraz olarak dikkate alınması gerektiği kanaatine varılmıştır. SMK madde 6/9 kapsamında davacının davalı nezdinde kötü niyet iddiasına yönelik değerlendirmede ise; SMK madde 6(9)'da “Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir” hükmüne yer verilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 06.03.2018 Tarih, ...Esas,...Karar sayılı kararında da gerçek hak sahipliği bilindiği halde markanın tescillenmesi kötü niyet olarak kabul edilmiştir. Sektörel değerlendirmeden davacının sektöründe belirli bir tanınmışlığa sahip bir firma olduğu anlaşılmakta ise de davacının 2024 yılına kadar marka başvurusu yapmamış olması, marka tescili sonrası davalı tarafça davacıya ihtarname gönderilmiş olması ve tarafların fiilen bire bir aynı alanlarda faaliyette olmaması dikkate alındığında davacının kötü niyet yönündeki iddiasının sübut bulmadığı değerlendirilmiştir. Sektörel açıdan dava kapsamında gerçekleştirilen incelemede ise; işbu dava konusu Turizm sektörü açısından değerlendirildiğinde; davacının 1977 yılından bu yana kesintisiz biçimde “...” ibaresiyle faaliyet gösteriyor olması, bu ibarenin TÜRSAB kayıtları, Kültür ve Turizm Bakanlığı işletme belgeleri ve devlet nezdindeki izin süreçlerinde aralıksız yer alması nedeniyle markanın hem sektörde hem de tüketici nezdinde yerleşmiş, tanınmış ve güvenle özdeşleşmiş bir marka haline geldiğini göstermektedir. Davacı markasının doğal ve yıllardır kullanılan kısaltması olan “...” ibaresi, sektörde fiilen davacıyla anılan bir ifade olup; davalının aynı ibareyi aynı sınıfta, aynı müşteri kitlesine yönelik turizm hizmetleri için kullanması, sunulan hizmetlerin mahiyeti gereği tüketicide doğrudan kaynak karışıklığı yaratacak niteliktedir. Turizm faaliyeti tamamen güven temelli bir hizmet olduğundan marka benzerliği, ilan, reklam, web kullanımı ve müşteri iletişiminde çok daha yüksek bir yanıltma riski doğurur; bu nedenle aynı isim veya ayırt edilemeyecek derecede benzer ibarelerin farklı şirketlerce kullanılması 1618 sayılı Kanun, TÜRSAB düzenlemeleri ve Bakanlık uygulamalarında sakıncalı olarak kabul edilir. Ayrıca tur satışlarında tüketicilerin marka güvenine göre karar vermesi, ödemelerin peşin ve bedellerin yüksek olması nedeniyle marka karışıklığından doğabilecek zararın sektör ortalamasına göre çok daha yüksek olduğu açıktır. Davacının uluslararası operasyonlar, döviz girdisi sağlayan faaliyetler ve sektör içi uzun yıllara dayalı tanınırlık ile desteklenen marka değeri dikkate alındığında; davalının aynı ibareyi kullanmasının hem davacının yerleşik marka hakkından haksız yararlanma niteliği taşıdığı hem de sektörde hizmet, pazar ve hedef kitle çakışması nedeniyle kaçınılmaz bir karıştırılma riski oluşturduğu kanaatine varılmaktadır. Konu ile ilgili yüksek yargı kararları incelendiğinde; Yargıtay 11. HD. ...E., ...K. Ve 13/01/2026 tarihli "...I. DAVA Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde; müvekkilinin, "..." ibareli tescilli markasını, tescilden itibaren kesintisiz ve fiili olarak uzun yıllar boyunca kullandığını, 10 yılın sonunda yenileme işleminin ihmal nedeniyle yapılamadığını, bunun üzerine davalının ...başvuru numaralı "..." ibareli markasını kötüniyetli olarak tescil ettirdiğini ileri sürerek davalıya ait anılan markanın sicilden terkini ile...,III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın kabulü ile davalı adına tescilli, ...numaralı ... ibareli markanın hükümsüzlüğüne..., IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile markanın gerçek sahibinin davacı olması nedeni ile davalı adına tescilli ... numaralı markanın tescilli olduğu 39. sınıfta yer alan "Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri, araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri" bakımından hükümsüzlük kararının yerinde olduğu, tarafların aynı sektörde faaliyet göstermeleri ve davalının davacı markasından haberdar olmasına rağmen...," şeklindeki kararı ile Yargıtay 11. HD. ...E., ...K. Ve 25/12/2025 tarihli "I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2008 yılından bu yana turizm alanında faaliyet gösterdiğini, ... sınıfı seyahat acentesi belgesi olduğunu, faaliyetinde kullandığı "..." ibaresi için ... sayılı marka tescil belgesi aldıklarını, işletmesinin bu isimle tanındığını, davalının ise aynı sektörde "..." markasını müvekkilinden farklı bir sınıfta tescil ettirdiğini, bu markaların müvekkilinin markası ile aynı olduğunu, markaların karıştırıldığını ileri sürerek davalıya ait ... sayılı "..." markasının tescilli olduğu tüm sınıflar açısından hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir...,III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI davacının ... sayılı "..." ibareli markası ile davalının ... sayılı "..." ibareli markanın ayırt edilemeyecek seviyede benzerlik içerdikleri, markaların yakın/ilişkili sınıflarda tescilli olduğu, davacının tur düzenleme ve seyahat acentesi alanlarında eskiye dayalı kullanımının bulunduğu, bu nedenle davalıya ait ... sayılı markanın .... sınıfın "kara, deniz, hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz, hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama hizmetleri" yönünden hükümsüzlük koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıya ait.... tescil sayılı "..." ibareli markanın .... sınıfın "kara, deniz, hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz, hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama hizmetleri" yönünden hükümsüzlüğüne,IV. İSTİNAF her iki markanın esas unsurunu "..." ibaresinin oluşturduğu, şekil unsurlarının da tek boynuzlu at figüründen ibaret olması nedeni ile yüksek düzeyde benzerlik taşıdıkları, tescilli markaların yakın/ilişkili sınıfları kapsadığı, markalar arasında ilişkilendirilme ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş...,VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA..." şeklindeki kararlarının yargılama konusu somut olaya emsal niteliğinde olduğu değerlendirilmiştir. Her iki marka şeklinde de logo unsuru yer almakta olup logo unsurları benzerlik taşımamakla birlikte, davacı marka şeklinde "..." sloganına, davalı marka şeklinde de “...” sloganına yer verilen sloganların da benzerlik taşımadığı değerlendirilmekle birlikte; Davacı tarafın “...”, davalı tarafın ise "..." şeklinde tespit edilen markalarının her ikisinde de "..." ibaresi ana unsur olarak yer almaktadır, marka ana unsurlarının benzer olması sebebi ile marka şekilleri ve sloganları benzer kabul edilmesi gerketiği kanaatiyle devam edildiğinde; davacının seyahat acentalığı alanında adına tescilli “...” ile davalının ise servis taşımacılığı alanında adına tescilli "..." şeklindeki markaları değerlendirildiğinde; ayırt edilemeyecek seviyede benzerlik içerdikleri, markaların yakın/ilişkili sınıflarda faaliyet gösterdiği, tarafların fiili olarak yaptıkları iş birebir aynı olmasa da yüksek benzerlik taşıyan sektörler olduğu, marka tescili olarak da ... Sınıf "kara, deniz, hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz, hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama hizmetleri" kapsamında aynı sınıfta yer aldıkları dikkate alındığında her iki markanın da ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali yaratabileceği, davacının ticaret unvanının tescil tarihi olan 1977 yılından bu yana ... ibaresini faaliyette olduğu turizm alanında 39. Sınıf kapsamında kalacak şekilde tanıtım amaçlı ayırt edici unsur olarak kullandığı bu sebeple davacının ortak faaliyet alanında eskiye dayalı kullanımının bulunduğu tespitleri bir arada değerlendirildiğinde davanın kabulüne yönelik aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KABULÜNE, 1-Davalı adına tescilli ... numaralı marka tescilinin tescil edildiği 39. Sınıf yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, -Kararın kesinleşmesi ile, kararın infazı için TPMK'ya müzekkere yazılmasına, 2-Davacı yanın dava dilekçesinin netice-i talep bölümünün 1. maddesinde tedbir talebinde bulunduğu anlaşılmakla, tedbir isteminin kabulü ile hükmün etkinliğinin sağlanılması amacıyla HMK 389 vd.maddeleri gereğince; -Takdiren teminatsız olarak davalı tarafın ... numaralı markasını ambalaj, reklam, web, sosyal medya, e-ticaret ilanları gibi ticari faaliyet alanlarında kullanmasının tedbiren engellenmesine, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu Gereğince alınması gereken 732,00.-TL harcın peşin alınan 615,40.-TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 116,60.-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 615,40.-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Avukatlık Ücret Tarifesi Gereğince alınması gereken 55.000,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 3 bilirkişi ücreti 27.000,00-TL, posta ve tebligat gideri 210,00.-TL, başvuru harcı 615,40.-TL, vekalet harcı 87,50.-TL olmak üzere toplam 27.912,90.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Karar kesinleştiğinde yatırılan ancak kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, Dair karar Davacı vekili ve Davalı vekili yüzüne karşı davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 05/08/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır