Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2026/2848 E. 2026/5002 K.
Konu: Sahte Belge Düzenleme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/2848
- Karar No
- 2026/5002
- Karar Tarihi
- Konu
- Sahte Belge Düzenleme
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/632 E., 2026/90 K. SUÇ : Sahte belge düzenleme HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında 2014 takvim yılında sahte belge düzenleme suçundan 213 sayılı Kanunu 359/b-1, 5237 sayılı Kanunun 43, 62, 53. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde "..Hükümden sonra 15.04.2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7394 sayılı Yasanın 4. maddesi ile 213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesine eklenen fıkralar uyarınca 213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesinde yazılı suçlar yönünden etkin pişmanlık hükümleri öngörülmüş ve zincirleme suç hükmünün uygulanması yönünden özel düzenleme getirilmiş olmakla, TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca; “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması," gerekçesi ile bozma kararı verilmiş, bozma üzerine ilk derece mahkemesince sanık hakkında 2014 takvim yılında sahte belge düzenleme suçundan 213 sayılı Kanunu 359/b-1, 5237 sayılı Kanunun 43, 62, 53. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine duruşma açılarak yapılan inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesinin kararındaki mahkûmiyet hükmünün kaldırılmasına, sanığın 5271 sayılı Kanunun 223/2-e madde gereğince beraatine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz sebepleri; eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasına, sanığın cezalandırılması gerekirken beraatına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR İlk derece mahkemesince yapılan incelemede; sanığa 7394 sayılı Yasanın 4. maddesi ile 213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesine eklenen fıkralar uyarınca 213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesinde yazılı suçlar yönünden etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasının isteyip istemediği sorulmakla, işlemediği suçun zararını karşılamak istemediğini, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istemediğini beyan ettiğinden, sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında, sahte belge düzenlemek suçunu birden fazla işlemiş olduğu anlaşılmakla, Sanık ...'nın 2014 yılında sahte belge düzenlemek suretiyle Vergi Usul Kanununa Muhalefet suçunu işlediği sabit görüldüğünden eylemine uyan 7394 Sayılı Yasa ile değişiklikten önceki lehe olan 213 Sayılı VUK'nun 359/b-1 maddesi gereğince suçun işleniş biçimi ve suç konusunun önem ve değerine göre cezanın asgari sınırdan belirlenmesi suretiyle takdiren hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olup, sanık bir suç işleme kararının icrası kapsamında, aynı suçu birden fazla işlemiş olduğundan verilen cezada TCK'nın 43/1. Maddesi gereğince takdiren 1/4 oranında artırım uygulandığı, TCK nın 62/2 maddesi gereğince cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurularak TCK nın 62/1 madde uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim uygulandığı, Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı verilen hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak Anayasa Mahkemesi' nin 08/10/2015 tarihli iptal kararından sonra oluşan duruma göre ve 15/04/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanunun 10. Maddesi ile yapılan değişiklik nazara alınarak sanık hakkında TCK' nun 53. Maddesinin 1. ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına, sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının kısa süreli olmaması nedeni ile adli para cezasına çevrilmesine yer olmadığına, sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının 2 yıldan uzun süreli olması ve sanığın bir daha suç işlemeyeceği yönünde mahkememizce olumlu kanaate varılmadığından TCK 51/1-b uyarınca ertelenmesine yer olmadığına ve aynı gerekçelerle CMK 231/6, a,bc maddeleri gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan incelemede; yapılan yargılama, sanığın aşamalardaki savunması, vergi suçu raporu, vergi tekniği raporu ile tüm dosya kapsamından; ... Vergi Dairesi Müdürlüğü' nün 0...6 vergi kimlik numaralı mükellefi sanık ...'nın 06.03.2014 tarihinde hırdavat malzemesi ve el aletleri ticareti faaliyeti için mükellefiyet tesis ettirdiği, vergi denetmenlerince sanığın iş yeri adresinde 29.01.2015, 18.05.20 15... .06.2015 tarihlerinde yapılan yoklamalarda iş yerinin terk edilmiş ve boşaltılmış olduğunun tespit edildiği, sanığın hesabının bulunduğu bankalarda 2014 yılında herhangi bir para hareketinin olmadığının görüldüğü, 2014 yılı form Ba ve form Bs raporları incelendiğinde; sanığa mal/hizmet sattığını bildiren sadece bir mükellefin olduğunun söz konusu satışa ilişkin toplam tutarın 6 adet fatura karşılığı 6.499.00 TL olduğunun, söz konusu satış tutarına karşın şüpheliden mal/hizmet satın aldığını bildiren mükelleflerin toplam alış tutarının 5.209.352.00 TL olduğunun, alış ve satış birimleri arasında oransal dengesizliğin bulunduğunun, mal aldığı şirketin özel esaslara tabi olduğunun tespit edildiği, sanığın mükellef tesis ettirdiği 06.03.2014 tarihinden itibaren gerçek bir faaliyetinin olmadığı, düzenlemiş olduğu belgelerin tamamının herhangi bir mal teslimine veya hizmet ifasına dayanmayan komisyon karşılığı düzenlenmiş sahte belgeler olduğu iddia edilen olayda, sanık hakkında 213 sayılı yasaya aykırılık suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuş ise de, sanığın atılı suçu işleyip işlemediği, suçun sübut bulup bulmadığının açıklığa kavuşturulması, tartışılarak değerlendirilmesi gerektiği kanatiyle duruşma açılmasına karar verilmiş, sanık ...'ın aşamalarda; adına şirket kurulmasından şüphelendiğini, suça konu şirket veya işyeri ile hiçbir ilgisinin olmadığını, hep işçi olarak çalıştığını, firma sahibi olmadığını beyan ettiği, adına şirket kurulduğu iddiasında bulunan sanığın savunması doğrultusunda, faturaları basan matbaa sahibi A.A'nın tanık olarak alınan beyanında; ... Matbaası isimli şirketin sahibinin ablası olduğunu, şirkete vekaleten baktığını, sanığın faturalarının kendilerinin matbaasından basıldığını, ancak sanığı tanımadığını, fatura koçanlarını alan şahsın sanık gözüktüğünü, imzasının olduğunu, böyle ise şirkete dair evrakları kendisine teslim ettiklerini, bu şirketin temsilcisi kim veya kimin tarafından işletildiğini bilmediğini beyan ettiği, matbaadan temin edilen evrak aslı üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde; imzaların sanık ... elinden çıktığını gösterir nitelik ve yeterlilikte uygun kaligrafik-karakteristik hususiyetler tespit edilemediğinin" belirtildiği, sanığın işlettiği firmanın muhasebecisinin kovuşturmada, sanığı tanımadığını, sanığa ait işyerinin muhasebe defterini tutmadığını, büroda birlikte çalıştığı başka bir muhasebeci arkadaşına sorduğunda kendisinin geçmiş tarihte sanığa ait defterleri tuttuğunu, ancak kendisini ve işyerini hatırlamadığını söylediği, ıslak imza olmaksızın 05.03.2014 tarihli yoklama fişi karbonlu suretinde yapılan bilirkişi incelemesinde; "Bu tutanakta yazılı bilgilerin doğru olduğunu beyan ve kabul ederim. Mükellefin / işverenin / işveren vekilinin / aracının sigortalıyı devir alanın adı ve soyadı imzası ve kaşesi" bölümünde yazılı bulunan " ..." isim ve soyadı yazısı ve altında ... adına atılı bulunan imzanın, mevcut mukayese yazı ve imzalarında tespit edilen benzerliklere atfen, ... elinden çıktığı yönünde kanaat hasıl olduğunun" belirtildiği, dosyada mevcut fatura üzerindeki imza ile sanığın mukayese imzalarında ilk bakışta yapılan gözlemde dahi bir benzerlik görülmediği hususları bir arada ele alındığında, amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de, insan haklarına dayalı, demokratik rejimle yönetilen ülkelerin hukuk sistemlerinde bulunması gereken, öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" şeklinde, Latincede ise "in ..." olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi açısından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlak surette sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ya da gerçekleştiriliş şekli hususunda herhangi bir şüphe belirlenmesi halinde uygulanabileceği gibi, suç niteliğinin belirlenmesi bakımından da geçerlidir. Ceza mahkumiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate veya herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkan vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın istikrarlı ve tutarlı aşamalarda değişmeyen inkara yönelik savunması, ilk derece mahkemesince hükme dayanak yapılan yoklama belgesindeki imza incelemesinin ıslak imzalı belge üzerinde değil karbon nüsha üzerinden ve benzerliğe atfen kesin bir kanaat ileri sürülmeksizin verilen bir rapor niteliğinde oluşu, fatura teslim matbaa belgesi aslı üzerindeki imza incelemesinde ise sanığa aidiyetine ilişkin bir kanaatin ileri sürülemeyişi dikkate alındığında, sanığa yüklenen suçun subut bulduğuna ilişkin yasal ve yeterli gerekçeye dayanmayan İlk Derece Mahkemesinin kabulü yerinde olmadığından, sanık hakkında savunmasının aksini gösteren kesin, yeterli ve ikna edici delillerin elde edilemediği anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet kararı kaldırılarak sanığın beraatına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR Sanık hakkında 2014 takvim yılında sahte belge düzenleme suçundan açılan kamu davasında, karşıt inceleme tutanaklarında yer alan en son tarihli faturanın ve suç tarihinin 09.12.2014 olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
A.Sanığın işyerinin kendisine ait olmadığını, başka yerde çalıştığını beyan etmesi, ancak şirketin işe başlama yoklamasında bulunan imzanın sanığın elinden çıktığı yönündeki bulgu, şirketin 06/03/2014 mükellefiyet tesisi ve 31/12/2014 resen terk tarihi arasında sanığın Ankara'da çalıştığına ilişkin beyanları karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından;
1)Sahte olarak düzenlendiği iddia olunan ve dosyada mevcut fatura asıllarının sanığa gösterilerek yazıların ve imzaların kendisine ait olup olmadığının sorulması, kendisine ait olmadığını beyan etmesi halinde faturalardaki yazıların ve imzaların aidiyeti yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılması,
2) Faturalardaki yazı ve imzaların sanığa ait olmadığının anlaşılması halinde ise;
a)Faturaları kullandığı belirlenen mükellefler hakkında karşıt inceleme raporu düzenlenip düzenlenmediğinin ilgili vergi dairesinden sorulması, düzenlenmiş ise onaylı örneklerinin getirtilmesi,
b) Aynı mükellefler hakkında dava açılıp açılmadığının araştırılması, dava açılmış ise dosyalarının getirtilip incelenerek ilgili belgelerin onaylı örneklerinin dosyaya alınması,
c) Faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişilerin tanık sıfatıyla duruşmaya çağrılarak 5271 sayılı CMK'nın 48 inci maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatıldıktan sonra sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıkları, sanığı tanıyıp tanımadıkları ve faturaların düzenlenmesi konusunda sanığın bir iştiraki bulunup bulunmadığının sorulması, sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması,
B.Suçun sübutu halinde ise; hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun’un 4 ve 5 inci maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359 uncu maddesinin 3, 4, 5 ve 6 ncı fıkra hükümleri uyarınca 5237 sayılı TCK'nın 7/2 nci maddesi de gözetilerek öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.05.2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.