Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2025/3650 E. 2026/5007 K.

Konu: Sahte Belge Kullanma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2025/3650
Karar No
2026/5007
Karar Tarihi
Konu
Sahte Belge Kullanma

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1073 E., 2024/411 K. SUÇ : Sahte belge kullanma HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında 20 16... takvim yıllarında sahte belge kullanmak yönünden suçun yasal unsurları oluşmadığından CMK'nın 223/2-a maddesi gereği ayrı ayrı beraatine, karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde; sanık hakkında 2016 takvim yılında sahte belge düzenlemek suçundan açılan dava yönünden zamanaşımı süresi içerisinde karar verilmesi mümkün görülmekle,

"..1-Sanığın savunmasının alındığı oturumda 5271 sayılı CMK'nın 191. maddesi gereğince iddianamenin kabulü kararı okunup, suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler ve deliller ile fiilin hukuki nitelendirmesinin de anlatılmasına müteakip aynı Kanunun 147. maddesindeki kanuni hakları da bildirildikten sonra usulüne göre sorgusunun yapılması ve sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, iddianamede yer alan suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler ve deliller ile suçlamanın hukuki nitelendirmesi anlatılmadan sorgusu yapılmak suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 191/3-b maddesine aykırı davranılması,

2-5271 sayılı CMK.nun 225. maddesi uyarınca hükmün konusu duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiil ve failden ibaret olup, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılarak açılmayan davadan yargılama yapılıp hüküm kurulmasının mümkün bulunmadığı, 213 sayılı Kanunun 359. Maddesi kapsamında "sahte belge düzenleme" ve ''sahte belge kullanma'' fiillerinin birbirinden ayrı ve bağımsız suçları oluşturduğu, sanığın üzerine atılı 2017 takvim yılında sahte belge düzenlemek suçu yönünden; 213 sayılı Kanunun 367. maddesi uyarınca sanık ve eylem bakımından dava şartı olan mütalaanın “2017 takvim yılında sahte belge düzenlemek” suçundan düzenlendiği ve sanık hakkında aynı suçtan dava açıldığı anlaşıldığı halde “2017 takvim yılında sahte belge kullanmak” suçundan yazılı şekilde sanığın beraatine karar verilmesi,

3-Kararın gerekçe bölümünde “... Vergi Dairesi Müdürlüğünün 9...0 vergi kimlik numaralı mükellefi ... Al. Plas.Cam İnş. Nak. San. Ve Tic. Ltd. Şti. Firmasının 20 16... takvim yıllarındaki gerçek faaliyet konusunun komisyon karşılığı belge tanzimine yönelik olduğu bu kapsamda mükellef kurum adıyla 2016 takvim yılında KDV hariç 8.596.885.00 TL tutarındaki 45 adet gerçek bir mal ve hizmet ifasına dayalı olmayan belge alınarak kullanıldığı, 2016 takvim yılında KDV hariç 11.378.417.00 TL tutarında 79 adet gerçek bir mal ve hizmet ifasına dayalı olmayan belge düzenlendiği, 2017 takvim yılında KDV hariç 4.753.561,00 TL tutarında 103 adet gerçek bir mal ve hizmet ifasına dayalı olmayan belge düzenlediği,” şeklindeki ifadeyle sahte belge düzenleme ve kullanma eylemlerinin sabit olduğu yönünde anlatıma yer verildiği halde, devamında Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesinin kararına atıfla vergi suçu raporu ve bilirkişi raporuna itibar edilmediği ve atılı suçun unsurlarının oluşmadığı belirtilerek gerekçe içerisinde çelişki oluşturulması,

4-Suçların sübutu halinde; hükümlerden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun’un 4 ve 5. maddeleriyle, 213 sayılı Kanun'un 3 59... . maddelerinde değişiklik yapılmış olup aynı Kanun'un 6. maddesiyle, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na eklenen geçici 34. maddenin 3. fıkrasındaki "Bu maddeyi ihdas eden Kanun'un yayımı tarihinde 359. madde kapsamına giren suçlardan dolayı temyiz veya istinaf kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalardan, 359. maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan düzenlemeler nedeniyle lehe değerlendirme yapılması gereken dosyalar hakkında bozma kararı verilir" hükmü uyarınca, 5237 sayılı TCK'nin 7/2. maddesi de gözetilerek öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması," gerekçeleri ile hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma üzerine ilk derece mahkemesince sanık hakkında 2016, 2017 takvim yıllarında sahte belge düzenlemek, 2016 takvim yılında sahte belge kullanmak suretiyle 213 sayılı kanuna aykırılık suçlarından kamu davası açılmış ise de sanığın üzerine atılı suçların unsurları itibariyle oluşmadığından CMK'nun 223/2-a maddesi uyarınca beraatine, karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine duruşma açılarak yapılan inceleme neticesinde; sanığın 20 16... takvim yıllarında sahte belge düzenlemek suretiyle 213 sayılı Kanuna aykırılık suçlarından beraatine ilişkin hükümlere yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, sanığın 2016 takvim yılında sahte belge kullanmak suretiyle 213 sayılı Kanuna aykırılık suçundan beraatine ilişkin Ankara 30. Asliye Ceza Mahkemesinin incelemeye konu hükmünün 5271 sayılı CMK’nın 280/2. maddesi uyarınca tüm sonuçları ile birlikte kaldırılmasına, sanığın 213 sayılı Kanunun 359/b, 5237 sayılı Kanunun 43, 62... maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafiiinin temyiz isteminin kabulüyle hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; sanığın yetkilisi olduğu şirketin sadece montaj işlemlerini yaptığına, müvekkilinin, mal aldığı yerler hakkında vergi tekniği raporu düzenlenip düzenlenmediği, ilgililer hakkında dava açılıp açılmadığı gibi bilgilere ulaşmasının mümkün olmadığına, sahte olduğu iddia olunan faturaların Vergi Usul Kanunu'nda yer alan şartları taşıyıp taşımadığı konusunda inceleme ve değerlendirme yapılmadığına, mahkumiyet hükmünün hukuka aykırı olduğuna, kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR İlk derece mahkemesince yapılan incelemede; Ankara Bölge İdare Mahkemesi 6. Vergi Mahkemesinin davanın kabulü ile ek tarhiyata ilişkin vergi dairesi işleminin iptaline ilişkin kararın incelemesini yapan Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. Dava Dairesinin 2019/15 63... /603 sayılı Kararında açıklandığı üzere; sanığın sahte fatura düzenleme amacıyla kurulan bir şirket olduğu yönünde bir iddia bulunmadığı, 01.08.2016 tarihinden itibaren sahte fatura düzenlediğinin tespit edildiğinden bahisle dava konusu cezalı tarhiyatın yapıldığı, istinaf başvurusuna konu mahkeme kararında ise davacının 01.08.2016 tarihinden itibaren sahte fatura düzenlediği yönündeki vergi tekniği raporunun değerlendirmesinin yerinde görüldüğü, fakat dönem kârı tutarından daha yüksek tutarda kurumlar kazancının sanık tarafından beyan edildiği gerekçesiyle dava konusu cezalı tarhiyatın kaldırılmasına karar verildiği, Ancak, sanığın sahibi olduğu ... Al. Plas.Cam. İnş.Nak. San. Ve Tic. Ltd. Şti hakkında bir takım olumsuz tespitler bulunmakla birlikte gerçek faaliyet yürüttüğü yönünde verilerin Vergi Dairesince de kabul edildiği, 2016/8, 9, 10... . döneminde davacının alış faturalarının tamamına yakınının sahte belge olması, 2016/12. döneminde davacıya satış faturası düzenleyen şirketin sahte belge düzenleme yönünden inceleniyor olması nedeniyle davacının 01.08.2016 tarihinden itibaren gerçek bir mal alışı olmadan komisyon karşılığı sahte belge düzenlediği sonucuna varılmışsa da alışların tamamına yakınının sahte olmasının satışlarının da sahte olduğu anlamına gelmeyeceği, bunun dışında , 01.08.2016 tarihinden sonra düzenlenen faturaların sahte olduğu yönünde somut ve inandırıcı tespitlerin ortaya konulmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın anılan tarihten sonra düzenlediği faturaların sahte olduğu tespitinin yerinde olmadığı ve bundan hareketle yapılan dava konusu cezalı tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesi ile sanık hakkında beraat kararı verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince yapılan incelemede; Vergi Tekniği ve vergi suçu raporları, bilirkişi raporları, Ankara 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/09/2019 tarih ve 2018/2 86... /626 karar sayılı kararı, Bolu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/02/2020 tarih ve 2017/7 84... /96 karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar ilk derece mahkemesince Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dairesinin 16/09/2020 tarih ve 2019/15 63... /603 karar sayılı kararına atıf yapılarak sanığın 2016 takvim yılında sahte belge kullanmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de; sanığın, 2016 takvim yılında sahte belge düzenlemek suçundan kesinleşmiş mahkumiyet hükümleri bulunan mükelleflerden ve yine hakkında sahte belge düzenlemekten vergi tekniği raporu ve vergi suçu raporları düzenlenen mükelleflerden aldığı gerçek bir mal alım-satımına veya hizmet ifasına dayanmayan 45 belge karşılığında toplam 8.596.885 TL. tutarında sahte faturaları kullanarak ilgili dönem KDV beyannamelerinde indirim konusu yaptığı, alımların yüksekliği nazara alındığında ödemelerin tevsikine, fatura içeriği malların nakliyesine, teslim ve tesellümüne dair herhangi bir tevsik edici belge ibraz edilemediği dikkate alındığında faturaların sahte olduğunu bilmediği yönündeki savunmanın suçtan kurtulmaya yönelik olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.

IV. GEREKÇE VE KARAR Sanık hakkında 2016 takvim yılında sahte fatura kullanma suçundan açılan kamu davasında, suça konu faturaların KDV beyannamesinde kullanılması ve kullanılan son fatura tarihinin 30.12.2016 olması nedeniyle suç tarihinin 25.01.2017 olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafi tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Ankara 30. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.05.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2025/3650, K. 2026/5007, T. 13.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2025-3650-e-2026-5007-k-2816477d515e