Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/7234 E. 2026/4597 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/7234
Karar No
2026/4597
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/557 E., 2025/640 K. HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/296 E., 2024/583 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı borçlu .... Tic. Ltd. Şti. lehine dava dışı ... A.Ş. ile davalı borçlular arasında 11.05.20 16... .06.2016 tarihli kredi sözleşmelerinin imzalandığını, ancak müteselsil kefil olan borçlu davalılar tarafından söz konusu kredilere ilişkin gününde ödeme yapılmadığını, ihtarnameler keşide edildiğini, alacağın muaccel hale geldiğini ve davalıların temerrüde düşürüldüğünü, Antalya 7. İcra Müdürlüğünün 2019/6708 E. sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla borçlular aleyhine icra takibi başlatıldığını, borçluların takibe, borca, faiz oranına, faiz ve fer'ilerine haksız ve yersiz olarak itiraz ettiklerini ileri sürerek davalı borçluların itirazlarının iptali ile takibin devamına, davalı borçlular aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesi, arabuluculuk tutanağı ve tensip tutanağında müvekkilleri aleyhine başlatılan takip dosyası olarak Antalya 7. İcra Müdürlüğünün 2019/6708 E. dosyasının gösterildiğini; ancak yine davacı tarafça sunulan ''İcra ve dava dosyaları listesi'' içeriğinde müvekkilleri hakkında devraldıkları dosya bilgisi olarak Antalya 13. İcra Dairesinin 2018/9336 E. sayılı dosyasının belirtildiğini, mevcut durum değerlendirildiğinde itirazın iptaline konu edilen Antalya 7. İcra Müdürlüğünün 2019/6708 E. sayılı dosyasında haksız bir takip söz konusu olduğunu, davacıya devredilen dosyalar arasında bu dosyanın bulunmadığını, itirazın iptaline konu edilen Antalya 7. İcra Müdürlüğünün 2019/6708 E. sayılı takip dosyasının temlik edildiği düşünülse dahi tebliğ edilen örnek 7 ödeme emrine yasal süresi içinde taraflarınca takibe, borca, faiz ve fer'ilerine, faiz oranına itiraz edildiğini, müvekkillerinin davacıya devredilebilecek herhangi bir bankaya, kişiye ve şirkete söz konusu takipten veya herhangi bir nedenden kaynaklanan borcu olmadığını, davanın zamanında açılmadığını savunarak davanın reddini, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı şirkete temlik edilen alacaklar arasında yer alan ve davaya konu, dava dışı temlik eden ... A.Ş ile dava dışı asıl borçlu .... Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan 11.05.2016 tarihli, 450.000,00 TL limitli ve 09.06.2016 tarihli 200.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinin (GKS) davalılarca müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalanması akabinde bu GKS'ne bağlantılı olarak kullanılan ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtilen krediler nedeniyle davalıların sorumluluğunun, alacağı temlik alan davacıya karşı da devam ettiği, zira temlik sözleşmesinde açıkça belirtildiği üzere alacakların tüm ayni ve şahsi teminatları ile birlikte temlik edildiği, temlik tarihi itibariyle aynı sorumluluk kapsamında Antalya 13. İcra Dairesinin 2018/9336 E. sayılı dosyasında temlik eden tarafından başlatılmış icra takibi bulunduğu, bu nedenle dosya numarasının temlik sözleşmesinin ekindeki listede yer aldığı, temlikten sonra davacı tarafından aynı borca müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla şahsi teminat veren işbu dosya davalıları hakkında davaya konu Antalya 7. İcra Müdürlüğünün 2019/6708 E. sayılı ilamsız icra takibinin başlatıldığı, dolayısıyla davacı tarafın temlik aldığı alacak için icra takibi başlatmakta ve itirazın iptali davası açmakta aktif husumet ehliyetinin bulunduğu, davalıların dava dışı temlik eden banka ile akdettikleri kefalet sözleşmesinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 582. ve 583. maddeleri uyarınca hukuken geçerli olduğu, krediye fiilen uygulanan akdi faiz esas alınarak, sözleşme uyarınca akdi faizin %100 fazlası üzerinden temerrüt faizi işletileceği, bankanın fiilen uyguladığı %18 akdi faiz oranına %100 ilave edilerek bulunacak %36 temerrüt faiz oranı üzerinden hesap yapılması gerektiği, Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin emsal kararlarına ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararına göre hazırlandığı tespit edilen bankacı bilirkişi tarafından hazırlanan rapora itibar edilerek, davalıların 331.585,62 TL asıl alacak, 94.999,28 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 426.584,90 TL alacağa yapmış oldukları itirazın haksız olduğu gerekçesiyle 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davasının kısmen kabulüne, alacağın likit ve belirlenebilir olması nedeniyle hüküm altına alınan alacak (426.584,90 TL) üzerinden hesap edilecek %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %36 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, davacının takip talebinde faiz üzerinden %5 oranında tahakkuk ettirilmesi gereken gider vergisi talebinde bulunmadığı ve yine çek depo bedellerine ilişkin talebinin bulunmadığı dikkate alınarak bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu GKS'nin 33. maddesinin, temerrüt halinde temerrüt tarihinden borç ödeninceye kadar bankanın temerrüt tarihindeki kısa, orta ve uzun vadeli ticari kredilerinden cari kredi faiz oranı en yüksek olanının %100 fazlası nispetinde bulunacak oran üzerinden temerrüt faizi uygulanacağı hükmünü içerdiği, davacı bankanın 02.01.2017 tarihli “kredi işlemlerine uygulanacak azami faiz oranları” tablosunda en yüksek faiz oranının %30 olarak belirlendiği, davacı tarafça takip talebinde davaya konu kredi için %50 temerrüt faizi talebinde bulunulduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin ticari nitelikte olması nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 8. maddesine göre faizin serbestçe kararlaştırılabileceği, ancak; dosyada bulunan bilirkişi raporu ve raporda değerlendirilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ilamında belirtildiği üzere bankanın esasında uygulamadığı bir faiz oranı üzerinde talepte bulunamayacağı, kredi sözleşmesinde bir oran belirlenmemesi nedeniyle kredinin kapatıldığı tarihte uygulanan akdi faiz oranı olan yıllık %18 oranın esas alınarak temerrüt faizinin yıllık %36 olarak belirlenmesinin yerinde olduğu, aksi kabulün taraflar arasındaki sözleşme ve bu sözleşmede ortaya çıkan menfaat dengesine aykırı olacağı, davaya konu Antalya 7. İcra Müdürlüğünün 2019/6708 E. sayılı ilamsız icra takibinin Antalya 13. İcra Müdürlüğünün 2018/9336 E. sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla başlatıldığı, Antalya 13. İcra Müdürlüğünün 2018/9336 E. sayılı dosyasına ilişkin takip talebi ve ödeme emri incelenmesinde; 29.08.2018 tarihinde başlatılan takibin ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip niteliği taşıdığı, alacaklısının dava dışı ... A.Ş., borçlularının dava dışı taşınmaz malikleri ... ve ... ile kredi asıl borçlusu ... Tic. Ltd. Şti. olduğu, takip dayanağı kredilerin davaya konu kredi sözleşmeleri ile aynı kredi sözleşmeleri olduğu, davacı ile dava dışı ... A.Ş. arasında düzenlenen 27.12.2018 tarihli alacak devir ve temlik sözleşmesiyle sözleşme ekinde dökümü yapılan portföy listesinde yer alan nakdi ve gayri nakdi alacakların ihtarname tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek tüm fer'ileri, tüm ayni ve şahsi teminatları ile, sözleşmenin ekinde yer alan icra ve dava dosyaları ile birlikte dava dışı ... A.Ş. tarafından davacıya TBK'nın 183 vd. maddeleri çerçevesinde devir ve temlik edildiği anlaşılmakla davalıların husumet itirazının yerinde olmadığı, her ne kadar davalı taraf Antalya 13. İcra Müdürlüğünün 2018/9336 E. sayılı dosyasında yapılan tahsilatların İlk Derece Mahkemesi tarafından değerlendirilmeye alınmadığını istinaf istemi olarak ileri sürmüşse de; davaya konu takibin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla başlatıldığı ve ilamsız takip olduğu gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A.Hukuki Nitelendirme ve Uyuşmazlık Dava, dava dışı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında akdedilen ve davalıların müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ile davacı lehine icra inkar tazminatı istemine ilişkin olup uyuşmazlık davacının aktif husumet ehliyeti bulunup bulunmadığı, buradan varılacak sonuca göre davacının davalılardan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı noktasında toplanmaktadır.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Anayasa Mahkemesinin 30.01.2025 tarihli ve 32798 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 04.12.2024 tarihli ve 2023/182 E., 2024/203 K. sayılı kararı ile HMK'nın Ek 1. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan “…341 inci, 362 nci...” ibaresinin ve iptal nedeniyle uygulanma imkânı kalmayan bu ibareden sonra gelen “…ve…” ibaresinin iptaline; kararın Resmî Gazete'de yayımından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.

Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra 04.06.2025 tarihli ve 32920 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7550 sayılı Kanun) 20. maddesi ile HMK'nın Ek 1. maddesinin ikinci fıkrası; "(2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiş ve üçüncü fıkrası ise yürürlükten kaldırılmıştır.

04.06.2025 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle HMK'nın ek 1. maddesinin ikinci fıkrası değiştirilerek HMK'nın 362. maddesindeki parasal sınırın uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarın esas alınacağı düzenleme altına alınmıştır.

Dairemiz önüne gelen uyuşmazlıkta, dosya içeriğine göre Mahkemece kısmen reddedilen ve davacı vekilince temyize konu yapılan toplam miktar 32.473,28 TL olup; Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihinin yukarıda anılı yasal düzenlemenin yürürlüğe girdiği 04.06.2025 tarihinden sonra olduğu da nazara alındığında, somut olayda uygulanması gereken HMK'nın 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle değiştirilen ek 1. maddesinin ikinci fıkrası gereğince davanın açıldığı 28.08.2019 tarihindeki temyiz kesinlik sınırı olan 58.800,00 TL’nin altında kaldığından, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddi gerekmiştir.

2.Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalılara yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine, 14.09.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/7234, K. 2026/4597, T. 14.09.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-7234-e-2026-4597-k-76acbad2ebaa