Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/832 E. 2026/352 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/832
Karar No
2026/352
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2243 E., 2023/2369 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İnegöl 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/356 E., 2023/127 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 2009 Eylül ayından itibaren mobilya yapım ustası olarak aylık net 2.200,00 TL ücretle çalıştığını, 17.02.2014 tarihinde işe yeni başlayan işçilerden birinin hatalı davranışını düzeltmeye çalışırken sağ elini koruma aparatı ve güvenliği bulunmayan yatar daire testereye kaptırdığını, parmaklarından yaralandığını, kaza sebebiyle davacının çalışma gücünü kaybettiğini, kaza sebebiyle psikolojisinin bozulduğunu, iş kazasının oluşumunda davalı işverenin kusuru olduğunu, koruyucu tertibat verilmediğini, geçici ödeme talep ettiklerini beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL maddi, 70.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 70.100,00 TL tazminatın davalılardan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 19.12.2013 tarihinde işe başladığını, davacı için periyodik sağlık raporu alındığını, davacıya iş güvenliği eğitimleri verildiği, davacıya kişisel koruyucu ekipman verildiği, kaza sonrası bildirimlerin yapıldığını, davalı tarafından her türlü tedbir alınmasına rağmen kazanın meydana geldiğini, kaza sonrası davacıya gerekli yardımların yapıldığını, kaza olayından 3 yıl geçtikten sonra davanın açıldığını, kazanın davacının kusurlu davranışı nedeniyle meydana geldiğini, manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece manevi tazminat miktarının düşük belirlendiğini, maluliyet oranının %18,2 olarak belirlenmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; meydana gelen iş kazasında davalının kusurunun bulunmadığını, hükmedilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir Davacı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir . C. Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 1. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi. 2. Değerlendirme A) Taraf vekillerinin davacı yararına hükmolunan manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre davacı vekilince dava dilekçesinde 70.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunulduğu, İlk Derece Mahkemesince davacı lehine 60.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda anılan kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde reddine ve kabulüne karar verilen tazminat miktarlarının ayrı ayrı Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından taraf vekillerinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. B)Taraf vekillerinin davacı yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından; davacı vekilince dava dilekçesinde kazalının Kurum Sağlık Kurulu kararı ile belirlenen %6,1 oranındaki sürekli iş göremezlik oranına itiraz ettiklerini ve dosyalarının Yüksek Sağlık Kurulunda olduğunun beyan edildiği, Mahkemece karar akıbetinin sorulduğu, 08.06.2017 tarihli celsede Yüksek Sağlık Kurulunca sürekli iş göremezlik oranının %18,2 olarak belirlendiğinin okunduğu, davalı vekilince aynı celse orana itiraz edildiği, Mahkemece sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi amacıyla dosyanın ATK 3. İhtisas Kuruluna gönderildiği, İhtisas Kurulunca oranının bu kez %33,2 olarak belirlendiği, davacı vekilince ATK'ca belirlenen oranının esas alınması gerektiğinin beyan edildiği, davalı tarafça itiraz edilmesi ve çelişkili kararlar bulunması nedeniyle dosyanın bu kez ATK 2. Üst Kurula gönderildiği, 2. Üst Kurulca oranın %33,2 olarak belirlendiği, Mahkemece dosyanın hesap bilirkişisine tevdi olunduğu, 25.03.2020 tarihli hesap raporunda davacının sürekli iş göremezlik oranının %33,2 olduğu kabulü ile maddi zarar tespitinin seçenekli olarak yapıldığı, davacı vekilince anılan rapora tazminata esas ücretin düşük olması nedenleriyle itiraz ettiği, itirazla raporda 2. seçenekte ortalama emsal ücrete göre belirlenen miktar olan 153.291,50 TL üzerinden talebini arttırdığı, Mahkemece yeniden hesap rapor aldırıldığı, aldırılan 22.02.2021 tarihli raporda davacının ücretinin asgari ücret ve sürekli iş göremezlik oranının da %18,2 olduğu kabulü ile maddi zarar hesabı yapıldığı zararın 45.409,00 TL olduğu yönünde kanaat bildirildiği, Mahkemece anılan raporun hükme esas alınması suretiyle yargılama sırasında geçici ödemeye ilişkin ara karar gereğince davalı vekilince davacı kazalıya toplam 26.500,00 TL ödeme yapıldığı ve bu ödemenin mahsup edilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı lehine 18.909,00 TL maddi tazminata hükmolunduğu, taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin 18.04.2022 tarihli kaldırma ilamında taraf vekillerinin davacı kazalının ücreti hususunda aralarında ihtilaf bulunmaması nedeniyle davacı iddiası gibi ücretin kabulü gerektiği hususunun gözetilmemesi ve geçici ödemeye ilişkin davacı kazalının faiz alacağının bulunduğu hususunun gözetilmemesinin hatalı olduğu gerekçesiyle kararın kaldırılarak İlk Derece Mahkemesine gönderildiği, Mahkemece kaldırma ilamı doğrultusunda yargılamaya devam olunarak geçici ödeme miktarlarına ilişkin faiz alacağının hesaplanması amacıyla rapor aldırıldığı, 07.10.2022 tarihli raporda kaza tarihi ile ödeme tarihleri arasında yasal faiz işletildiği ve miktarın ana ödeme 26.500,00 TL, faiz miktarının ise 12.182,81 TL olduğunun tespit edildiği, Mahkemece bu kez maddi zarar hesabı için dosyanın yeniden hesap bilirkişisine tevdi olunduğu, 09.05.2023 tarihli hesap raporunda davacının ücreti ihtilafsız olması nedeniyle asgari ücretin 2.60 katı olduğu tespiti ile davacının sürekli iş göremezlik oranı %18.2 oranı olarak esas alınarak 07.10.2022 tarihli raporda hesaplanan ana para ve faiz de mahsup edilmek suretiyle 570.359,23 TL olarak belirlendiği, Mahkemece 09.05.2023 tarihli raporun hükme esas alınması suretiyle taleple bağlı kalınarak 153.291,50 TL maddi tazminata hükmedildiği anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 90. maddesinin birinci fıkrasına göre süreler, kanunda belirtilir veya hâkim tarafından tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez. Aynı Kanun'un 94. maddesinin ikinci fıkrasına göre ise hakim tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. Ayrıca 6100 sayılı Kanun'un bilirkişi raporuna itiraz başlıklı 281. maddesinin, birinci fıkrasının birinci cümlesine göre taraflar bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını Mahkemeden talep edebilirler. Öte yandan 5510 sayılı Kanun'un 18. maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19. maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı; iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 95. maddesine göre "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır. Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir. Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınacak rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararı arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik görüş ayrılığı bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp 2. Üst Kuruluna gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. Dairemiz 10.12.20 24... /18 94... /12685 Karar sayılı ilamında " Somut olayda, davacının rahatsızlığının mesleki olmadığına ilişkin Kurum Sağlık Kurulu ve Yüksek Sağlık Kurulu kararlarının bilirkişi raporu olmadığı, bu haliyle 6100 sayılı Kanun'un 281/1. maddesinde tanımlanan ve hak düşürücü nitelikteki iki haftalık itiraz süresinin Kurum Sağlık Kurulu ve Yüksek Sağlık Kurulu kararları hakkında uygulanamayacağı, davacı vekilinin Kurum Sağlık Kurulu kararına karşı 05.10.2022 tarihli dilekçe ile itiraz ettiği, Mahkemece Yüksek Sağlık Kurulu kararı davacı tarafa tebliğ edilmiş ise de buna karşı beyanda bulunulması için hakim tarafından tayin edilmiş bir sürenin de olmadığı hep birlikte değerlendirildiğinde Mahkemece sırasıyla Adli Tıp Kurumu Üçüncü İhtisas Dairesinden mevcut raporlar arasında çelişki oluşması ve itiraz halinde ise raporlar arasındaki çelişkinin Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulundan rapor alınmak suretiyle giderilmesinin ardından karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur. " şeklinde belirtilmiştir. Somut olayda, Mahkemece 08.06.2017 tarihli celsede Yüksek Sağlık Kuruluna ilişkin karar okunmuş ise de taraf vekillerine beyanda bulunabilmeleri amacıyla hakim tarafından tayin edilen kesin bir süre verilmemekle davacı vekilinin anılan celsede sessiz kalması nedeniyle Kurumca belirlenen %18.2 oranının davalı yönünden usulü kazanılmış hak oluşturduğu tespiti yerinde olmadığından ATK 2. İhtisas Kurumunca belirlenen oran yerine %18.2 oranı esas alınarak yapılan maddi zarar hesabı hatalı olmuştur. Öte yandan Mahkemece 08.06.2017 tarihli celsede tesis edilen ara karar ile " Dosyada tarafların kusur durumuna ilişkin ... inceleme raporu gelmediği, dosyamızdan kusura ilişkin bilirkişi raporu alınmasığı, ayrıca İnegöl CBS tarafından kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilerek ilgili dosyadan da kusura ilişkin inceleme yapılmamış olması sebebiyle geçici ödeme talebinin tarafların kusur durumu meydana çıktıktan sonra yeniden değerlendirmeye alınmak üzere şimdilik aylık 500,00 TL geçici ödeme talebinin kabulüne, ödemenin her ayın 15'inde yapılmasına," şeklinde geçici ödemeye ilişkin karar tesis edilmiş olup dosya içerisinde mevcut ödeme makbuzları ve icra dosyalarına göre davacı tarafça tahsil edilen miktarlar har ay için öngörülen 500,00'er TL'lik miktarlar ile aynı 15'inde ödenmeyen miktarlar için icra dosyası aracılığıyla borcun vadesi ayın 15'i kabul edilmek suretiyle bu tarih itibariyle işleyen faiz alacağını içeren miktarlar olup kaza tarihinden ödeme tarihlerine kadar işleyen faiz alacağı davacı tarafça tahsil edilmediğine göre 07.10.2022 tarihli raporda belirlenen faiz alacağına ilişkin miktarın da tazminattan mahsubu yerinde olmayıp hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş, sürekli iş göremezlik oranına ilişkin davacının sürekli iş göremezlik oranının %33,2 oranı olduğunun kabulü ile davacının maddi zarar tutarını bilirkişiye hesaplattırmak Mahkemenin 08.06.2017 tarihli ara kararıyla davacıya ödenmesine hükmedilen toplamda 26.500,00 TL tutarındaki geçici ödemenin, 6098 sayılı TBK'nın 76/2. maddesi gereğince hüküm altına alınan maddi tazminattan mahsubu ile kaza tarihi ile ödemelerin yapıldığı tarihler arasında işleyecek yasal faiz alacağı yönünden davacı lehine ayrıca hüküm tesis etmek ve son olarak taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış haklar da gözetecek ve oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Taraf vekillerinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına yönelik yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile davacı vekilinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının davalıdan alınmasına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/832, K. 2026/352, T. 22.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-832-e-2026-352-k-dda011c5de7f