Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/550 E. 2026/4825 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/550
Karar No
2026/4825
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1005 E., 2025/993 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İskenderun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/194 E., 2022/574 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Dava, muris muvazaası hukuki sebebine dayalı pay oranında tapu iptali ve tescil istemine ilişkinidir.

Davacı; muris kız kardeşi ...'ın maliki ve paydaşı olduğu 3163 parsel, 13 57... parsel, 13 51... parsel sayılı taşınmazlardaki 3, 5 ve 7 nolu bağımsız bölümler ile 23 52... parsel sayılı taşınmazdaki 1/2 payını mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak diğer kardeşi davalıya sattığını, bedel ve değerler arasında fahiş fark bulunduğunu, davalının alım gücü bulunmadığını ileri sürerek tapu kayıtlarının payı oranında iptali ile adına tescilini istemiş; davacı istinaf incelemesi sırasında 06.02.2023 tarihinde boşanmış ve çocuklu olarak vefat etmiştir.

Davalı; annesi, babası ve muris kız kardeşine kendisinin baktığını, temlikin bakım ve minnet duygusu karşılığı yapıldığını, düşük bedelle yapılan satışın muvazaa delili olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin 27.01.2021 tarihli kararıyla; davacı tanıklarının duyuma dayalı olduğu, dosya kapsamına, tanık beyanlarına ve tedavi kayıtlarına göre ağır hasta olan murisin kendisine bakması ve tedavi masraflarını karşılaması nedeniyle duyduğu minnet karşılığında taşınmazları davalı kardeşine devrettiği, davacıya da maddi destekte bulunduğu, özellikle davanın kabulünde menfaati olan davalı tanığı ...'in beyanlarına itibar edildiği, mal kaçırma kastının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 18.03.2022 tarihli kararıyla; dava dışı mirasçı ... tarafından aynı işlem ve taşınmazlar hakkında, aynı davalı aleyhine, aynı hukuki sebeple açılan tapu iptali ve tescil davası sonunda Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 2019/756 Esas sayılı dosyasında verilen davanın reddine dair kararın temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesince 2019/4402 Esas, 2021/159 Karar sayılı kararıyla 13 57... parseldeki taşınmazın bakım ve minnet duygusu karşılığında temlik edilmesi sebebiyle bu parsel yönünden davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığından kararın bu parsele yönelik onanmasına, diğer parseller yönünden ise murisin malvarlığının büyük bölümünü oluşturdukları, murisin ölümüne yakın devredildiği, davalının sosyal ve ekonomik durumuyla mal kaçırma kastının sabit olduğundan bu parseller yönünden davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verildiği, kısmen onama ve bozma kararı sonrasında İstinaf Mahkemesine gönderilen o dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiği gerekçesiyle başvurunun kabulüne, hükmün kaldırılmasına, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava dışı mirasçı ...'ın aynı sebeple açtığı tapu iptali ve tescil davasında Yargıtay 1. Hukuk Dairesince verilen kısmen onama, kısmen bozma kararı sonrasında Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen kararın kesinleştiği, kesinleşen o kararın eldeki dosyayı etkileyeceği, kesinleşen karar ve kısmen onama, kısmen bozma kararı dikkate alınarak dava konusu 3163 parsel, 13 51... parseldeki 3, 5 ve 7 nolu bağımsız bölümler ile 23 52... parselin 1/2 payının devir tarihindeki değerlerini murisin malvarlığının büyük bölümünü oluşturduğu, devrin murisin ölümüne yakın zamanda yapıldığı, davalının soyal ve ekonomik durumu birlikte değerlendirildiğinde bu parseller yönünden temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu, 13 57... parseldeki 3 nolu bağımsız bölümün ise öncesinde bakım ve minnet karşılığı devredildiğinden bu parsel yönünden davanın reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, Hatay ili, ... ilçesi, ... Mahallesindeki 12 57... parseldeki C blok 3 nolu bağımsız bölüm hakkında davanın reddine, diğer parseller yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.

Karara karşı taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; aynı devir işlemleri ve taşınmaz paylarıyla ilgili farklı mirasçı tarafından açılan tapu iptali ve tescil davasında murisin mal kaçırma kastının saptanmasının eldeki dava için kuvvetli delil teşkil ettiği, 13 57... parseldeki 3 nolu bağımsız bölüm yönünden bakım ve minnet karşılığı yapılan devirde murisin mal kaçırma kastı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin doğru olduğu, kabulüne karar verilen diğer dava konusu parseller aynı akitle devredildiğinden iradenin bölünmezliği ilkesi gereğince temliklerin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinde de usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Ne var ki; taraf teşkili ve hükmün kuruluşu bakımından uygulanması gereken usul kurallarının göz ardı edildiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK'nın 55. maddesinde ''Taraflardan birinin ölümü hâlinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir.'' hükmü düzenlenmiştir.

Miras yoluyla intikâli mümkün hakların konusunu oluşturduğu bir davada davacının ölümü hâlinde HMK’nın 55. maddesi gereğince Mahkemece, davacının mirasçılarının tamamı tespit edilerek davadan haberdar edilmeleri gerekir. Davacının tek bir mirasçısının bulunması hâlinde bu mirasçı, birden fazla mirasçısının bulunması hâlinde de TMK’nın 640. maddesi uyarınca terekeye elbirliğiyle malik olmaları sonucu aralarında HMK’nın 59. maddesi gereği mecburi dava arkadaşlığı bulunan mirasçıların tamamı davadan haberdar edilerek murisleri tarafından açılan davaya devam etme iradesinde olup olmadıkları belirlenmelidir. Bu doğrultuda yapılacak tebligatlar sonrasında mirasçıların terekeyi kabul veya ret etmemiş olmaları hâlinde TMK’nın 606. maddesinde belirlenen üç aylık mirasın reddine dair süre beklenerek mirasçıların tamamının davaya katılımı ile taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamaya devam edilir. Ayrıca gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Mahkemece, davayı takip için kayyım tayin edebilecektir. Ancak her hâlükârda davacının ölümünden sonra yargılamaya devam edilebilmesi için Mahkemece mirasçıların tamamının davaya katılımının sağlanması veya terekeye temsilci atanması yoluyla taraf teşkili sağlanarak yargılamaya devam edilip hüküm kurulması gerekir.

Taraf koşulu, HMK’nın 114/1-d maddesi gereğince dava şartı olup mahkemelerce re’sen gözetilmelidir (HMK 115/1). Taraf teşkili kamu düzeni ile ilgili olup anılan hususun yargılamanın her aşamasında kendiliğinden ve öncelikle dikkate alınması gerektiği, taraf teşkili sağlanmadan davada esastan hüküm kurulamayacağı açıktır.

Öte yandan, 6100 sayılı Kanun'un 297/2. maddesinde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi yer almaktadır. Kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince de hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır.

Somut olayda; davacı ...'ın 06.02.2023 tarihinde öldüğü, geriye boşandığı eşi ... 'tan olma ... ve ... isimli çocuklarının kaldığı nüfus kayıtlarından anlaşıldığı hâlde, ölen davacının dava dışı kardeşlerinin mirasçı sıfatıyla dosyaya eklenip karar başlığında gösterildiği, Mahkemece HMK'nın 55. maddesi gözetilmeksizin ölen davacının mirasçıları davaya dahil edilmeden, davanın görülebilirlik koşulu olan taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devam edilerek karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.

Kabule göre de; anılan davacıların yargılama sırasında öldüğü gözetilmeksizin tapu iptal-tescile dair hüküm tesis edilerek ölü davacı adına tescil kararı verildiği gibi, Mahkemece kabulüne karar verilen parsellerde davalının payının davacının miras payı oranında iptali ve davacı adına tesciline karar verilmiş ise de dava dışı mirasçı ... tarafından aynı dava konusu temlikler hakkında açılan ve kesinleşen diğer dava sonucu verilen kabul kararının 26.12.2022 tarihli ve ... yevmiye sayılı mülkiyet ve hisse oranlarının düzeltilmesi işlemiyle infazı sonucunda dava konusu parsellerde davalıya muris ...'den geçen payların bir kısmının dava dışı ... adına tescil edildiği ve davalının taşınmazlardaki mevcut payının azaldığı görülmeksizin hüküm kurulması da isabetsizdir. Hâl böyle olunca; yargılama sırasında ölen davacının nüfus kayıt örnekleri ve veraset ilamları (güncel) temin edilerek usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanması, mirasçılarının davaya dahil edilmeleri, taraf teşkilinin sağlanması, bundan sonra 6100 sayılı Kanun'un 297/2. maddesi ile doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince ve yukarıda değinilen hususlar gözetilmek suretiyle infazı kabil bir karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar gözardı edilerek yargılamaya devam edilmesi ve yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

Açıklanan sebeplerle davalı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/550, K. 2026/4825, T. 17.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-550-e-2026-4825-k-02a38752d880