İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/202 E. 2026/85 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/202
Karar No
2026/85
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 23. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/202 Esas KARAR NO : 2026/85 Karar

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/06/2024 KARAR TARİHİ : 16/09/2026

Davacı tarafından mahkememizde açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... San. ve Tic. A.Ş. ile davalı ... arasında süregelen ticari ilişki kapsamında davalının yurt dışı satışlarında kullanmak üzere mal tedarik edildiğini, müvekkilinin edimini eksiksiz yerine getirmesine rağmen mal bedellerinin ödenmediğini, bu nedenle .... İcra Müdürlüğünün 2022/... Esas sayılı dosyası ile 366.622,95 EUR tutarında ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının 06/12/2023 tarihinde takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin düzenlenen faturalar, dönem ekstreleri ve ticari defter kayıtları ile sabit olduğunu, ticari defterlerin incelenmesi hâlinde davalının itirazlarının haksız olduğunun ortaya çıkacağını belirterek, davanın kabulü ile .... İcra Müdürlüğünün 2022/... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ...'ın davacı ile herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığını, davacıdan hiçbir mal satın almadığını ve teslim almadığını, davacının iddialarını yazılı delillerle ispat edemediğini, davaya konu faturaların, irsaliyelerin ve teslim belgelerinin dosyaya sunulmadığını, davalı adına usulüne uygun düzenlenmiş herhangi bir ticari belgenin bulunmadığını, müvekkilinin tacir olmadığını ve ticari defter tutma yükümlülüğünün bulunmadığını, bu nedenle davacının ticari defterlerinin tek başına delil niteliği taşımayacağını, dava konusu takipte borçlu olarak gerçekte müvekkili ile ilgisi bulunmayan ... isimli şirkete ait bilgilerin kullanıldığını, davacının sunduğu hesap ekstresinin de müvekkili ile ilişkilendirilemeyeceğini, davacının alacak iddiasını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığını belirterek, davanın usulden, aksi halde esastan reddine, haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle davacı aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde; davalı ile müvekkili arasında uzun yıllara dayanan ticari ilişkinin bulunduğunu, davalının sahibi ve yetkilisi olduğu şirketler aracılığıyla müvekkiline ait ürünlerin yurt dışında pazarlanması, satışı ve dağıtımına ilişkin faaliyetlerin yürütüldüğünü, davalının talebi doğrultusunda Hollanda'ya gerçekleştirilen ihracat işlemlerinin ...–... adına düzenlendiğini, ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturalar, ihracat kayıtları, cari hesap kayıtları ve yazışmaların davalının savunmalarını çürüttüğünü, davalının ticari ilişkinin tarafı olmadığının ve tacir sıfatının bulunmadığının gerçeği yansıtmadığını, davalının cevap dilekçesinde taraf sıfatı ile borca ilişkin savunmalarının birbiriyle çeliştiğini, dava konusu alacağın ticari kayıtlarla sabit olduğunu belirterek, davanın kabulü ile .... İcra Müdürlüğünün 2022/... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini istemiştir. Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde; davacının cevaba cevap dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların gerçeği yansıtmadığını, dava konusu ticari ilişkinin tarafının müvekkili ... değil, dava dışı ... şirketi olduğunun davacının kendi beyanlarından da anlaşıldığını, ...'nin Hollanda hukukuna göre kurulmuş ayrı bir tüzel kişiliğe sahip şirket olduğunu, müvekkilinin bu şirketin ortağı veya yöneticisi olmadığını, davacının ticari ilişkinin tarafı, ürünlerin teslim edildiği kişi ve borçlunun kim olduğu yönündeki iddialarının çelişkili olduğunu, davacı tarafından sunulan e-posta yazışmalarının müvekkilinin borçlu olduğunu göstermediğini, aksine dava dışı ... ve ... şirketleriyle ilgili yazışmalar niteliğinde olduğunu, davacının iddialarını usulüne uygun yazılı delillerle ispatlayamadığını, davacı tarafından ileri sürülen hususların başka bir dosyadaki beyanlarla da çeliştiğini belirterek, davanın usulden, aksi halde esastan reddine ve takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 18/08/2026 tarihli raporda;" Davacı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. ’nin Ticari Defter Ve Belgeleri Üzerinde Yapılan İncelemede; Yukarıda 5.6. Bölümde detayları bulunduğu üzere, Defterlerinin e-defter tabi olduğu, defterlerin açılış ve kapanış onaylarının(Berat yüklemesinin) sürelerinde yapıldığı görülmüş olup, defterlerin sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, Taraflar arasındaki ticari ilişkinin açık cari hesap şeklinde 2018 yılından itibariyle devam ettiği, Davacının 2022 yılı defterlerinde de 355.252,47 Euro cari hesap bakiyesinin tahsil edildiğine ilişkin bir kayıt görülemediği, DAVACI FİRMA KAYITLARINA GÖRE; Davacının icraya konu yaptığı 29/12/2022 tarihli İlamsız Takiplerde Ödeme Emrinde belirtilen 355.252,47 EUR tutarında davalıdan ALACAKLI OLDUĞU, bu Asıl Alacak tutarının .... İcra Dairesinin 2022/... Takip sayılı dosyası ile UYUMLU OLDUĞU, 2. Davalı ...’ın vekili ile yapılan görüşmede, müvekkilinin tacir olmadığı ve bu nedenle sunulması gereken ticari defter ve belge bulunmadığının beyan edildiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda, davalı tarafça incelemeye esas teşkil edecek herhangi bir defter ve belge sunulmadığından, davalı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılamamıştır. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, ticari defter ve kayıtlar, cari hesap hareketleri, satış faturaları, ihracat ve gümrük beyannameleri, birleşmeye ilişkin kayıtlar ile .... İcra Müdürlüğünün 2022/... Esas sayılı takip dosyası birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki mal satış ve ihracat işlemlerinin ticari ve mali belgelerle doğrulandığı, devrolunan ... ve Gıda San. ve Tic. A.Ş. kayıtlarında “...” hesabında oluşan 355.252,47 EUR borç bakiyesinin birleşme sonucunda külli halefiyet yoluyla davacı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye geçtiği ve takip tarihi itibarıyla ödendiğini gösteren herhangi bir kayıt veya belgeye rastlanmadığı, bu nedenle 22.12.2022 takip tarihi itibarıyla mali ve ticari kayıtlarla doğrulanabilen asıl alacağın 355.252,47 EUR olduğu, buna karşılık takipte talep edilen 11.370,48 EUR işlemiş faizin başlangıcı olarak gösterilen 05.11.2020 tarihini temerrüt tarihi hâline getiren ihtarname, sözleşmesel kesin vade veya eşdeğer nitelikte bir belgeye dosya kapsamında rastlanmadığından bu faiz kaleminin mevcut delillerle doğrulanamadığı, Sayın Mahkemece daha önce gerçekleşmiş bir temerrüt olgusunun kabul edilmemesi hâlinde 355.252,47 EUR asıl alacağa 22.12.2022 takip tarihinden itibaren hukuken uygulanması gereken faiz yürütülmesinin değerlendirilebileceği, bununla birlikte ....’nin ayrı tüzel kişiliği ile davalı ...’ın bu şirketle hukuki ilişkisi ve söz konusu 355.252,47 EUR borçtan şahsen sorumlu tutulup tutulamayacağı hususlarının pasif husumet ve borcun hukuki aidiyetine ilişkin olması nedeniyle bu konudaki nihai hukuki nitelendirme ve takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu" sonuç ve kanaatine varılmıştır. Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, cevaba cevap dilekçesi, ikinci cevap dilekçesi, taraf beyanları, bilirkişi raporu, icra dosyası ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu' nun 67. maddesine dayalı itirazın iptali isteminden ibarettir. Dava konusu, taraflar arasında ticari ilişki kapsamında davacı tarafça fatura alacağı iddiasına dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetinde olduğu görülmüştür. Dava konusu .... İcra Müdürlüğü'nün 2022/... sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 355.252,47 EURO asıl alacak ve 11.370,48 EURO işlemiş faiz olmak üzere toplam 366.622,95 EURO toplam alacağın faiziyle tahsili talep edilmiştir. Davalıya ödeme emri tebliğ edilmiş, davalı borçlu tarafından borca itiraz ettiğini belirtmiştir. İtiraz üzerine takibin durduğu ve bu sebeple süresinde iş bu davanın açıldığı görülmüştür. İİK'nın 58/3. maddesine göre, icra takibinde, alacağın Türk parası ile tutarının, alacak yabancı para ise hangi tarihteki kur üzerinden alacağın talep edildiğinin gösterilmesi gerekir. Yargıtay içtihatları uyarınca, alacaklının yabancı para alacağını takip talebinde gösterdikten sonra, harca esas miktarın belirlenmesi için takip talebinde Türk parası karşılığının gösterilmesi de zorunludur. Takip talebinde ve ödeme emrinde döviz alacağının TL karşılığının gösterilmesi, takibin geçerliliği için şarttır. Bu şarta uyulmaması hâlinde, geçerli bir icra takibinin varlığından söz edilemez. İİK'nın 67. maddesine göre itirazın iptali davalarında, usulüne uygun başlatılmış bir icra takibinin bulunması ve takibe süresi içinde itiraz edilmiş olması, özel dava şartıdır. İİK'nın 58/3 maddesine aykırı şekilde yabancı para alacağı üzerinden takibin yapılırken takip talebinde ve icra dairesince gönderilen ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk lirası karşılığının gösterilmediği tespit edilmekle, itirazın iptali davasına konu, usulüne uygun bir icra takibinin mevcut olmadığının kabulü gerekir. (Aynı yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2014/12593 E., 2015/9366 K. ve 24/06/2015 tarihli kararı, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2023/4310 Esas, 2024/4281 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 04.05.2024 tarihli ve 2022/10534 Esas, 2023/3081 Karar sayılı kararı). Anılan noksanlık; kamu düzeni ile ilgili devletin hükümranlık haklarına ilişkin olması nedeniyle yargılamanın her aşamasında re’sen göz önünde tutulmalıdır (HGK.12/05/1999 tarihli, 199/12-271 Esas, 1999/301 Karar). Somut olayda davacı tarafından takip talebinde yabancı para alacağının Türk parası karşılığı belirtilmemiş, davacı tarafından alacak doğrudan EURO cinsinden talep edilmiştir. Yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler kapsamında, geçerli bir icra takibinin bulunmaması sebebiyle açılan davanın özel dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın 6100 sayılı HMK m. 114/2 ve 115/2 hükümleri gereğince özel dava şartı yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 87.956,47-TL peşin harçtan mahsubu ile 87.224,47-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya İADESİNE, -Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin; davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, 4-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, -Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde yatıran davacı tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) 5-Davanın karar türü dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davalıya VERİLMESİNE, 6-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince talep halinde gerekçeli kararın taraflara TEBLİĞİNE, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/09/2026

Başkan ... e-imzalı Üye ... e-imzalı Üye ... e-imzalı Katip ... e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/202, K. 2026/85, T. 16.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-202-e-2026-85-k-6f5466ba58ea