İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/32 E. 2026/632 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/32
Karar No
2026/632
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/32 Esas - 2026/632 T.C. KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2026/32 Esas KARAR NO : 2026/632

HAKİM : KATİP :

DAVACI : ... VEKİLİ : Av. DAVALI : ... VEKİLİ : Av. DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 13/01/2026 KARAR TARİHİ : 01/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/07/2026 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Dijital Baskı Sistemleri, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/32 Esas sayılı davada cevap dilekçesi sunmuştur. Davacı ... Sigorta A.Ş.’nin rücuen tazminat taleplerini haksız ve kötü niyetli bulduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı şirket, usule ilişkin olarak davanın görevli olmayan mahkemede (Asliye Ticaret yerine Asliye Hukuk Mahkemesi’nde) açıldığını, zorunlu dava şartı arabuluculuk tutanağının tam ve eksiksiz olmadığını (Hayati Seçilir’in ıslak imzası eksik) savunmuştur. Esasa ilişkin olarak sigorta şirketinin rücu şartlarını ispat yükünü yerine getiremediğini, sürücünün ehliyetsizliği iddiasının dayanaksız olduğunu, kaza tespit tutanağının kusur için bağlayıcı olmadığını, kusur oranının bilirkişi ile belirlenmesi gerektiğini, yapılan ödemelerin hukuki ve aktüeryal denetiminin zorunlu olduğunu dile getirmiştir. İcra inkâr tazminatı talebinin hukuka aykırı olduğunu, ihtiyati haciz/tedbir taleplerinin orantısız ve kötü niyetli olduğunu belirtmiştir. Sonuç olarak davalı şirket, davanın reddine, ihtiyati tedbir/haciz taleplerinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Sigorta A.Ş., Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi’nde ... Dijital Baskı Sistemleri aleyhine itirazın iptali davası açmıştır. Davalının maliki olduğu ... plakalı aracın 05.04.2025 tarihinde ... plakalı araca arkadan çarpması sonucu kaza meydana geldiğini, kaza tespit tutanağına göre davalı tarafın %100 kusurlu olduğunu belirtmiştir. Sürücü Hayati Seçilir’in ehliyetinin KTK md. 41 şartlarını taşımadığını, sağlık raporu almadan araç kullandığını ifade etmiştir. Kazada zarar gören 3. kişilere hasar tazminatı ve değer kaybı ödemesi yapıldığını, bu ödemelerin Karayolları Motorlu Araçlar ZMSS Genel Şartları B.4/b kapsamında rücuya tabi olduğunu dile getirmiştir. Kayseri Genel İcra Dairesi 2025/48807 ve 2025/48813 sayılı dosyalarında ilamsız takip başlatıldığını, davalının haksız itirazda bulunduğunu belirtmiştir. Arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını ifade etmiştir. Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla her iki takip için itirazın iptalini, takibin devamını ve %20 icra inkâr tazminatını talep etmiştir. İhtiyati haciz/tedbir talebinde bulunmuştur. Sonuç olarak davacı sigorta şirketi, itirazların iptaline, takiplerin devamına, tazminatlara ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA VE GEREKÇE Dava; Davacının Kayseri Genel icra dairesinin 2025/48807 ile 2025/48813 Esas sayılı dosyaları nedeniyle davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı olması halinde miktarı hususlarına ilişkindir. Davacı sigorta şirketine, Kayseri genel icra dairesine, Kayseri defterdarlığına yazılan müzekkereye cevap verilmiş olduğu görülmüştür. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2014/1026 E, -2015/1765 K) TTK 11. maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 15. maddesinde esnaf, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde tanımlanmıştır. Mülga 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. İtirazın iptali davaları TTK 4.maddesinde düzenlenmiş mutlak ticari davalardan değildir. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi’nin 2022/1949 E, 2022/1988 K sayılı kararında “Dosya kapsamına göre davacının halefi olduğu sigortalısı tacir olmayan gerçek kişidir. Bu durumda davaya konu uyuşmazlıkta görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi değil genel nitelikte mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesidir. Şu halde, ilk derece mahkemesince görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu dikkate alınarak işin esasına girilerek iddia ve savunmaya ilişkin tüm deliller toplandıktan sonra hüküm tesis edilmesi gerekirken davada Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca mahkemenin görevine ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan davanın usulden reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.” denildiği görülmüştür. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi’nin 2018/4402 E, 2019/7373 K sayılı kararında “…Somut olayda, uyuşmazlık, 6102 sayılı TTK'nın 1472. (6762 sayılı TTK'nın 1301) maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın haksız fiile (trafik kazasına) sebebiyet veren davalıdan tahsili isteminden kaynaklanmaktadır. Ancak, davacının sigorta şirketi, davalının tacir ve dava dışı sigortalının da tacir olmasına göre ticari dava niteliğindeki uyuşmazlığın ticaret mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir…” denildiği görülmekle iş bu davamızda davacının halefi olduğu sigortalısı şirket ise de davanın mutlak ticari dava olmadığı, ödemeye esas olayın trafik kazası olup haksız fiile dayandığı, ödeme yapılan aracın kaza tarihi itibari ile maliki olan Batuhan Açıkgöz’ün gelen Erciyes Vergi Dairesinin yazı cevabına göre tacir olmadığı ve bu kişi adına kayıtlı ... plakalı aracın trafik tescil kaydına göre kullanım amacının hususi olduğu görülmekle ortada incelenecek nisbi bir ticari dava da olmadığı anlaşılmış ve bu nedenle yukardaki ilamların genel mantığı ile halef olunan ilişkide taraflarının durumuna göre yapılan incelemeye göre Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmış ve bu nedenle Mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi gerekmiştir. 6335 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nun 5. Maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Görev hususu HMK'nun 114/1-c maddesi uyarına dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır. Mahkememizce açıklanan nedenlerle görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş, HMK'nun 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurulması halinde dava dosyasının görevli Asliye Hukuk mahkemelerine gönderilmesine hükmedilmiş, HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevsizlik kararından sonra Asliye Hukuk mahkemelerinde davaya devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemelerince hükmedileceğinden bu aşamada yargılama harç ve giderlerine hükmedilmemiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-HMK 114/c maddesi uyarınca görev hususu dava şartı olduğundan, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USÛLDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, karar kesinleştiğinde 2 haftalık süre içerisinde talep halinde dosyanın HMK'nun 20. maddesi uyarınca görevli Kayseri Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesi için Tevzi Bürosuna tevdiine, 2-Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedileceğinden bu konuda HMK 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına, 3-Görevsizlik kararından sonra dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmemesi halinde mahkememizce verilecek ek karar ile yargılama harç ve giderleri konusunun karara bağlanmasına, Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 01/07/2026

Katip e- imzalıdır

Hakim e- imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/32, K. 2026/632, T. 01.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-32-e-2026-632-k-3f0531858168