İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/310 E. 2026/11 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/310
- Karar No
- 2026/11
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/310 Esas KARAR NO : 2026/11
DAVA : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/05/2024 KARAR TARİHİ : 09/01/2026 YAZIM TARİH : 26/01/2026
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili olduğu şirkete ait araç 2023 Eylül-Ekim aylarında arıza vermeye başladığını, Söz konusu arızanın tespiti için müvekkili olduğu şirkete ait araç aralarında karşı davalının da bulunduğu birkaç servis/tamir dükkanına gösterildiğini, birçok işyeri tamir edebileceğini ancak arızanın tekrar çıkabileceğini , davalı yan ... ise aracın arızasını tespit ederek yapacağını ve tekrar etmeyeceğini, tekrar etmesi halinde ücretsiz olarak onaracağını taahhüt ettiğini, Bunun üzerine araç ... şahsına ait araç bakım/onarım dükkanına götürüldüğü, yapılacak incelemenin ardından bilgi verileceği söylendiği, akabinde araç motorunun tamamının tamir edilmesi gerektiği söylenmiş ancak hangi parçalar üzerinde tamirat, değişiklik yapılacağı belirtilmediği, Davalı ile müvekkili şirket yetkilisi ... araç motorunun tamir edilmesi ve tüm arızaların giderilmesi için 40.000,00 TL'ye anlaşma sağlandığını, araç tamir edilirken davalı tarafından sürekli olarak araçta başka parçaların değişmesi gerektiği müvekkile iletildiğini, Müvekkili şirket yetkilisi ... değişmesi gereken parçaların değiştirilmesini kabul etmediğini, ancak müvekkili nin sormasına karşın hangi parçaların değişmesi gerektiği konusunda müvekkili şirkete veya yetkilisine bilgi verilmediğini, araç tamir edildiğinde toplam masrafın 80.000,00-TL olduğu söylendiğini, ... tarafından 80.000,00 TL'lik fatura kesilmiş ancak faturada hangi parçaların değiştirildiği ve değiştirilen/onarılan parçaların miktarları belirtilmeden yalnızca bakım onarım olarak gösterilmediğini, bu miktar müvekkili şirket tarafından davalıya ödenmediğini, araç servisten çıkarıldığı günden itibaren aracın suyu ve yağı kontrol edilmesine rağmen arızaların giderilmediği anlaşılmış ve aynı arızaların tekrarlandığını, araç suyunun eksildiği tespit edilmiş ve her gün araç suyunun eksilen kısmı müvekkil tarafından tamamlanmıştır. Araç tekrardan ...'nın dükkanına götürüldüğünde araçta herhangi bir sorunun olmadığını, İlerleyen zamanlarda aracın yağa ve suya basınç yaptığı tespit edilmiş ve karşı tarafın ilk anlaşma esnasında aracın tüm arızasının giderileceğini tekrar etmesi halinde ücretsiz onarım yapılacağının beyan edilmesi sebebiyle araç tekrardan ...'nın dükkanına götürüldüğünü, aracı kontrol eden ... yağa olan basıncın normal olduğunu ve suya olan basıncın radyatörden kaynaklı olduğunu ve radyatörün değişmesi gerektiğini iletmesi üzerine aracın radyatörü değiştirilmiş ve 19/12/2023 tarihli 9.000,00 TL'lik fatura müvekkiline kesildiği, bu miktarda müvekkili şirket tarafından davalıya ödenmediğini, müvekkilinin yapmış olduğu tüm masrafa rağmen arızalar aynı şekilde devam etmediğini, yaptırılacak keşif, bilirkişi incelemesi ile araçta değişen/onarılan parçalar ve yapılan işlemler tespit edilerek, ayıp oranında bedelde indirim talep etme zarureti hasıl olduğunu belirterek, Kısmi alacak davası olarak ikame edilen bilirkişi tarafından hesaplandığında artırılmak üzere şimdilik 50,00-TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı yanın cevap dilekçesinin olmadığı görüldü. DELLİLER: -Ruhsat Fotokopisi, Faturalar, Bilirkişi raporu DELLİLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL; Dava, ayıplı ifa sebebi ile tazminat istemine yönelik olup HMK'nun 107. maddesi gereği belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Tacir olduğu konusunda hiçbir delil sunulmayan davalı gerçek kişi ile tacir olduğu tartışmasız olan davacı şirket arasında eser sözleşmesi yapılmıştır. 6102 sayılı TTK.'nun 5. maddesinde 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6335 sayılı yasanın 2. maddesi ile yapılan değişiklik sonrası Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki daha önce iş bölümü şeklinde mevcut olan ilişki görev ilişkisine dönüştürüldüğü için artık 01/07/2012 tarihinden sonra açılan davalarda Ticaret Mahkemelerinin görevli olup - olmadığını kendiliğinden değerlendirmesi yasal zorunluluk haline dönüşmüştür. Özel hukuk alanında yapılacak yargılamalar sırasında uyulması gereken genel görev kuralları 6100 sayılı HMK 'da yer almaktadır. Bu yasanın 1. maddesi ile “Mahkemelerin görevlerinin ancak yasa ile düzenlenebileceği ve bu düzenlemenin de kamu düzenine ilişkin sayılması gerektiği” öngörülmüştür. Bunun doğal sonucu olarak taraflar ileri sürmese de mahkemelerin yargılamanın her aşamasında görevli olup olmadıklarını kendiliklerinden değerlendirmesi gerekmektedir. Bu genel düzenlemenin yanında bir de ticari hayatla ilgili düzenlemeler içen 6102 sayılı TTK mevcuttur. Ticaret yasamızın 3. maddesinde ticari işin tanımı yapılmış, 4. maddesinde ticari davaların neler olduğu sınırlı olarak sayıldıktan sonra, 5. maddesinde ise aksi kararlaştırılmadığı sürece tüm ticari davalar ile ilgili olarak Ticaret Mahkemelerinin görevli oldukları belirtilmiştir. Ticaret Mahkemelerinin görev alanını ticari davalar oluşturuyor ise, ticari davaların hangileri olduğunu 6102 sayılı TTK'nun 4. maddesine bakarak belirlemek zorunluluğu vardır. Bu madde de ise ticari dava; 1)Her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olan hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri, 2-)Tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, a)Ticaret Kanunda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları, b)Türk Medeni Kanunu'nun rehin karşılığı ödünç verme ile uğraşanlar hakkındaki 962 ila 969 maddelerinde, c)6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun; -Mal varlığının veya işletmenin devir alınması ile işletmelerin birleştirilmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203 maddelerinde, -Rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447. maddelerinde, -Yayın sözleşmesine ilişkin 515 ve 519. maddelerinde, -Komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ve 545. maddelerinde, -Ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547. ve 554. maddelerinde, -Havale hakkındaki 555. ve 560. maddelerinde, -Saklama sözleşmesini düzenleyen 561. ila 580. maddelerinde, d)Fikri Mülkiyet Hukukuna dair mevzuatta, e)Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f)Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen konulardan doğan hukuk davalarının TİCARİ DAVA ve ticari nitelikli çekişmesiz yargı işi sayılır, ancak hiçbir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale ve vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır şeklinde düzenlenmiştir. Ticaret yasanın 5. maddesi ile “aksine hüküm olmayan hallerde, dava olunan şeyin değerine bakılmaksızın ticari davalara Asliye Ticaret Mahkemelerinin bakması düzenlemesi getirilmiştir. Bu yasal düzenleme gereği TTK'nın 4. maddesinde düzenlenen ve ticari dava kapsamında sayılan uyuşmazlıkların ticaret mahkemelerinin görev alanını oluşturduğunu kabul etmek gerekir. Bu genel kuralın yanında uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemenin yer aldığı metinde bu konu ile ilgili uyuşmazlığın açıkça ticaret mahkemelerinde çözüleceği öngörülmüş ise (örneğin İİK'nun 171/4) ya da yasa ile bu yasa kapsamındaki işlerin ticari dava sayılacağı öngörülmüş ise (1163 sayılı yasanın 99. maddesi vb. gibi) bu yasadan kaynaklanan davaların da ticaret mahkemelerinin görev alanında olduklarını kabul etmek gerekecektir. Somut olaya gelince, davanın Asliye Ticaret Mahkemelerinin görev alanındaki ticari dava olarak kabul edilebilmeleri için yukarıda ayrıntılı olarak belirtildiği gibi tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın uyuşmazlığın TTK'da düzenlenen bir konudan kaynaklanması veya uyuşmazlığın her iki tarafının tacir ve uyuşmazlığın da tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olması gerekir. Davacı şirket ile davalı gerçek kişi arasındaki eser sözleşmesi TTK'da düzenlenmeyip, Türk Borçlar Yasasında düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde olması nedeni ile uyuşmazlığın Ticaret Kanununda düzenlenen bir konudan kaynaklanmadığı, bu nedenle uyuşmazlığın ticari dava olabilmesi için TTK nun 4/1 maddesi uyarınca davanın her iki tarafının da tacir olması ve uyuşmazlığın da tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olması gerekir. Davacı şirketin tacir olduğu tartışmasız olup, sözleşmenin karşı tarafı olan davalı gerçek kişinin ise tacir olduğu tartışmalıdır. Tacir olduğu kabul edilen davacı şirket ile sözleşme imzalayan davalının tacir olması halinde uyuşmazlığın ticari dava olduğunu kabul etmek gerekecektir. Kimlerin tacir kimlerin esnaf ve kimlerin tüketici olduklarının yasal düzenlemeler dikkate alınarak belirlenmesi gerekmektedir. Davalı gerçek kişinin tacir olup olmadığının belirlenmesi için -... yazılan yazıya verilen 23/09/2025 tarihli cevabi yazıda davalının gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığı; -... yazılan yazımıza verilen 03/12/2025 tarihli cevapta işletme hesabına göre defter tuttuğu belirtilmiştir. İşletme esasına göre defter tutan davalının tacir sayılabilmesi için VUK nun 177 maddesinde belirtilen ve her yıl ... kararı ile belirlenen alış satış ve iş hasılat tutarlarının bu miktar üzerinde olması gerekir. Bu nedenle yazı ekinde davalının vergi dairesine verdiği beyannamelerde incelendiğinde yıllık alış satış va iş hasılatının VUK nun 177. maddesinde belirlenen yıllık miktarlara ulaşmaması nedeni ile davalının tacir olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, bu hali ile uyuşmazlığın bir tarafını oluşturan davalı tacir olmadığı için TTK nun 4/1 maddesi koşulları oluşmadığı, bu nedenle ticaret mahkemelerinin görevli olmadıkları kabul edilip, mahkememizin görevsizliğine ilişkin kararı verilmesi gerektiği kabul edilip, aşağıdaki hüküm oluşturulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; HMK m.114/1-c, 115/2 uyarınca göreve ilişkin dava şartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddine, ... Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduklarının tespitine, Karar kesinleştiğinde ve süresinde başvuru olduğnda dava dosyasının görevli ... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, Süresi içerisinde görevli mahkemeye dava dosyasının gönderilmesi için başvuru yapılmaz ise dosyanın re'sen ele alınıp Mahkememiz tarafından açılmamış sayılması kararı verilmesine, Yargılama harç ve giderleri hakkında görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına, Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dosyanın görevli mahkemede davaya devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK 331/2 maddesi gereğince bir karar verilmesine, Dair, Davacı vekili Av. ...'ın yüzüne karşı, davacı tarafın yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip ... ¸e-imzalıdır.
Hakim ... ¸e-imzalıdır.