İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1 E. 2026/631 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1
- Karar No
- 2026/631
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/1 Esas - 2026/631 T.C. KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2026/1 Esas KARAR NO : 2026/631
HAKİM : KATİP :
DAVACI : ... - VEKİLİ : Av. DAVALI : ... VEKİLİ : Av. DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/01/2026 KARAR TARİHİ : 01/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/07/2026 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ..., Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde ... Mühendislik Elektrik Elektronik Enerji Makina Ziraat Danışmanlık Ticaret Ve Sanayi Limited Şirketi aleyhine ayıp nedeniyle sözleşmeden dönme ve tazminat davası açmıştır. Davalı şirketle 37.500 USD bedelle güneş enerji santrali (GES) kurulumu sözleşmesi yaptığını, davalının birinci sınıf malzeme ve işçilik taahhüt ettiğini, 2022 yılında ödeme yaparak santralin kurulduğunu belirtmiştir. Kurulumdan kısa süre sonra panellerin yerinden çıkıp uçtuğunu, beton zeminde çatlaklar/kırılmalar oluştuğunu, santralin kullanılamaz hale geldiğini, tarlalarında sulama yapılamadığını ve mahsullerin (buğday, pancar) telef olduğunu ifade etmiştir. Ayrıca elektrik faturaları ödemek zorunda kaldığını ve EPDK yönetmeliği gereği ihtiyaç fazlası elektriği satamadığını, yoksun kalınan kâr zararı yaşadığını dile getirmiştir. Arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını, Kayseri 7. Noterliği ihtarnamesi ile ayıp ihbarı yaptığını belirtmiştir. Kısmi alacak olarak 100,00 USD bedel iadesi, belirsiz alacak olarak telef olan ürünler, yoksun kalınan kâr ve elektrik faturaları için şimdilik 1.000 TL’lik taleplerde bulunmuş, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuştur. Temerrüt tarihi olan 14.07.2025’ten itibaren ticari temerrüt faiziyle tahsilini istemiştir. Sonuç olarak davacı, sözleşmenin feshine, bedel iadesine, tazminatların tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Mühendislik Elektrik Elektronik Enerji Makina Ziraat Danışmanlık Ticaret Ve Sanayi Limited Şirketi, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/1 Esas sayılı davada cevap dilekçesi sunmuştur. Davacı ...’nun ayıp, sözleşmeden dönme, bedel iadesi ve tazminat taleplerini haksız bulduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı şirket, teklif formunda “tel çit ve beton hariç” ibaresi bulunduğunu, beton zeminin davacı tarafından hazırlandığını ve teslim edildiğini, GES sistemini eksiksiz kurup teslim ettiğini savunmuştur. Sisteminin 3 yıl sorunsuz çalıştığını, sorunun davacının betonunda oluşan çatlaklardan kaynaklandığını, çatlakların çelik direkleri eğdiğini ve panellerin bu yüzden ayrıldığını belirtmiştir. Panellerin kopması üzerine kısa sürede (yaklaşık 1 ay) tamirat yaptıklarını, sistemin tekrar çalıştığını ifade etmiştir. Sistemin off-grid (şebekeye satışsız) olduğunu, davacının elektrik satışı iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, kış mevsimi nedeniyle verimin düşük olmasının normal olduğunu dile getirmiştir. Arabuluculuk tutanağının net olmadığını, usul eksiklikleri bulunduğunu belirterek davanın usulden reddini istemiştir. Maddi zarar iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, somut delil sunulmadığını savunmuştur. Sonuç olarak davalı şirket, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA VE GEREKÇE Dava, Davacı ile davalı arasında GES işi konusunda anlaşma olup olmadığı, davalının işi eksiksiz teslim edip etmediği, işin ayıpsız yapılıp yapılmadığı, işteki sorunlar nedeniyle davacının zarara uğrayıp uğramadığı, kar yoksunluğu olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Boğazlıyan vergi dairesine, Mimarsinan vergi dairesine ve Ziraat bankasına yazılan müzekkerele cevap verilmiş olduğu görülmüştür. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2014/1026 E, -2015/1765 K) TTK 11. maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 15. maddesinde esnaf, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde tanımlanmıştır. Mülga 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi’nin 2022/346 E, 2022/494 K sayılı kararında “…Somut olayda; dosyadaki bilgi ve belgelerden Mimarsinan Vergi Dairesi'nin Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/293 Esas sayılı dava dosyası içine gelen müzekkere cevabında, temlik alan davacı Kamil Türk'ün 02/08/2019 tarihinde faaliyetini terk ettiği, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu ve 2. sınıf tüccar olduğunun bildirildiği görülmüştür. Şu halde, dava tarihi itibariyle temlik alan Kamil Türk'ün ticareti terk ettiği ve tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla davanın genel hükümler uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinde görülerek sonuçlandırılması gerekmektedir.” denildiği görülmüş olup, davanın mutlak ticari dava olmadığı, davacının taraflar arasındaki ticari ilişkinin olduğu işlem tarihi olan 2022 yılı itibari ile işletme hesabına göre defter tuttuğu tacir olmadığının vergi dairesinin yazı cevabı ile anlaşıldığı, esas olanın işlem tarihi olduğu, bu şartlar altında taraflar arasında görülecek nisbi ticari davada olmadığı anlaşılarak Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi gerekmiştir. 6335 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nun 5. Maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Görev hususu HMK'nun 114/1-c maddesi uyarına dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır. Mahkememizce açıklanan nedenlerle görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş, HMK'nun 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurulması halinde dava dosyasının görevli Asliye Hukuk mahkemelerine gönderilmesine hükmedilmiş, HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevsizlik kararından sonra Asliye Hukuk mahkemelerinde davaya devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemelerince hükmedileceğinden bu aşamada yargılama harç ve giderlerine hükmedilmemiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-HMK 114/c maddesi uyarınca görev hususu dava şartı olduğundan, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USÛLDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, karar kesinleştiğinde 2 haftalık süre içerisinde talep halinde dosyanın HMK'nun 20. maddesi uyarınca görevli Kayseri Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesi için Tevzi Bürosuna tevdiine, 2-Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedileceğinden bu konuda HMK 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına, 3-Görevsizlik kararından sonra dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmemesi halinde mahkememizce verilecek ek karar ile yargılama harç ve giderleri konusunun karara bağlanmasına, Dair, davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 01/07/2026
Katip e- imzalıdır
Hakim e- imzalıdır