İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/2239 E. 2026/56 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/2239
Karar No
2026/56
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 23. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/2239 Esas KARAR NO : 2026/56 Karar

DAVA : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) DAVA TARİHİ : 05/11/2025 KARAR TARİHİ : 09/09/2026

İstanbul Anadolu (Kapatılan) 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/... Esas sayılı dosyası mahkememizin 2026/2239 Esas numarası dosyasına devredilmiş olup, davanın yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; ...'nin gıda sektöründe faaliyet gösterdiğini, 31.08.2025 tarihi itibariyle; sermayesinin 750.000.000-TL olduğunu, bu sermayenin tamamının ödendiğini, ... Gıda San. Tic. AŞ.'nin sektördeki tecrübesinin 30 yılı aşkın olan ... Ailesi tarafından 2011 yılında kurulduğunu ve 2014 yılında ... Organize Sanayi Bölgesinde 140.000 M2 alan üzerine kurulu 100.000 M2 kapalı alana sahip fabrikasında üretime başladığını, bünyesinde istihdam sağladığı, 628’i kadın olmak üzere toplamda 1.047 personeli ve modern makine parkıyla, A3 vardiyada yıllık 60.540 ton kek, 71.000 ton bisküvi, 44.000 ton gofret ve 38.000 ton çikolata üretim kapasitesiyle şirket 5 kıtada 80’in üzerinde ülkeye ihracat yaptığını, Portföyünde bisküvi, çikolata, kek, kraker, çikolata bar, gofret ve kremalı çikolata olmak üzere 7 ana kategoride 300’den fazla ürün barındırdığını, şirketin ülke ve bölge ekonomisinde hep ön sıralarda yer aldığını, bunu yıllar içerisinde muhafaza ettiğini, bu bağlamda, ihracat performansı, yeni tip koronavirüs (Covid – 19) salgını döneminde ambalajlı ürünlere olan talebin tüm dünyada artması kaynaklı olarak 2021 yılında 69.972.740 USD ve 2022 yılında 66.836.165 USD olarak, 2023 yılında 51.985.879 USD ve 2024 yılında ise tüm olumsuzluklara rağmen 45.206.468 USD olarak gerçekleştiğini, ayrıca, şirketin özellikle 2020’den itibaren ... ilinde kurumlar vergisi, gelir vergisi, sigorta primleri, istihdam ve ihracat gelirleri alanlarında ilk 3 sırada bulunduğunu, ... (...)'ın, ... Mah. ... Sk. ... Sitesi A Blok No: 4/1 İç Kapı No: 63 ... / İstanbul adresinde ikamet ettiğini, toplam sermayesi 750.000.000,00-TL olan ... A.Ş ‘nin %72 oranında ortağı olduğunu, ... ... ... (...)'ın, ... Mah. ... Sk. ... Sitesi A Blok No: 4/1 İç Kapı No: 63 ... / İstanbul adresinde ikamet ettiğini, toplam sermayesi 750.000.000,00 TL olan ... A.Ş ‘nin %13 oranında ortağı olduğunu, ... (...)'ın, ... Mah. ... Sk. ... Sitesi A Blok No: 4/1 İç Kapı No: 63 ... / İstanbul adresinde ikamet ettiğini, toplam sermayesi 750.000.000,00 TL olan ... A.Ş ‘nin %14 oranında ortağı olduğunu, pazarlarda yaşanan olumsuz siyasi ve ekonomik gelişmelere, özellikle de tüm dünyada hammadde fiyatlarının dolar bazında artışına rağmen işletmemiz 2021 – 2023 dönemini pozitif vergi öncesi karlarla kapattığını, ancak 2024 yılı ilk yarısından itibaren, enflasyon oranında gelişim gösteremeyen döviz kurları, enflasyon düzeltmesi nedeni ile yükselen amortisman giderleri ve TL kredi faizlerindeki artışın sebep olduğu yüksek finansman giderleri kaynaklı olarak zarar üretmeye başladığını, bu noktaya gelinen yolda, 2022 yılında başlanan ekonomi politikalarının neticesinde, yabancı para cinsinden kredilere ulaşmanın zorlaştığını ve şirketin finansman yapısında TL krediler ağırlık kazandığını, takiben, 2023 yılından itibaren devreye alınan yeni ekonomi politikaları ve enflasyonla mücadele kapsamında, TL kredi faizlerinin yükselmesiyle şirketin finansman giderleri artmış ve de kısa vadeli kredi arzı doğrultusunda toplam nakdi kredi riskinin %77,66’sı kısa vadeli krediye dönüştüğünü, gelinen son noktada; Şirket, bu formattaki kredilerinin %54,37’sinin TL bazında olması ve yükselen TL kredi faizleri sebebiyle borç servisinde akışkanlığını kaybetmiş, mevcut şartlarda ...’a fiilen borç geri ödemesi gerçekleştirememesi sebebiyle bu bankaya sunulan teminat mektupları da nakde dönmüş ve akışkanlığı bir süre koruma adına da piyasa borcu oluşturup piyasa sermayesi kullanmaya başladığını, sayılan bu olumsuzlukların ve sürdürülebilir olmayan bu durumun, şirketin Nakit Akış dengesini ön görülemeyecek şekilde etkilediğini, ödemelerde problemler yaşanmaya başlandığını ve sonuçta şirket Mart 2025’te gayri faal hale geldiğini, şirket yönetimince yapılan değerlendirmeler sonucunda Nakit Akış Dengesi bozulan ve gayri faal hale gelen işletmemizin bu durumdan çıkması ihtimalinin yapılacak olan konkordato ön projesi ile %100 olduğunun görüldüğünü, yeniden faal hale gelinebilmesinin, iyileşme tedbirlerinin uygulanabilmesi ve borç ödeme sürecine girilebilmesi için Konkordato Talebinde bulunulması konusunda da tam mutabakat sağlandığını, konkordato koşullarından biri olan yüksek iyileşme ümidinin bulunması ve bu iyileşmenin dayanaklarının sunulması gerektiğinden işbu konkordato ön projesinin hazırlanmasına karar verildiğini, müvekkili şirket adresinin "..." iken 05.06.2025 tarihli ... Yevmiye Nolu .... Noterliği tarafından düzenlenmiş olan Hasılat Kira Sözleşmesi' nin imzalanması nedeniyle, bisküvi-çikolata sektörünün satış-pazarlama-ihracat operasyonlarının İstanbul olması gibi nedenlerle şirket merkezi "..." adresine taşındığını ve yetkili mahkeme olması nedeniyle İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemesi' nde işbu konkordato talepli dava açıldığını, davacı müvekkillerinin işbu dilekçe tarihi itibariyle vadesi gelen borçlarını ödeyemeyeceğini ve takip eden dönemde vadesi gelecek borçlarını da ödeyememe tehlikesi altında olduğunu, İcra Ve İflas Kanunu’nun 286. maddesinde tahdidi olarak sayılmış tüm belgelerin mahkemenize konkordato ön projesi ile birlikte ibraz edildiğinden müvekkillerinin lehine 3 aylık geçici mühlet kararı ve tedbir kararı verilmesi için gerekli koşulların sağlandığını, öncelikle davacı şirketlerin faaliyetine devam edebilmesi ve diğer davacılar ile birlikte malvarlığının korunabilmesi için İcra ve İflas Kanunu’nun 287, 288., 294, ve 295. maddeleri gereğince derhal tensip kararı ile birlikte 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verilmesine, İİK.’nun 206/1 sırasındaki haklar hariç olmak üzere, 6183 sayılı Kanundan doğan vergi ve her türlü harç, ceza ile SGK alacakları (prim, idari para cezaları dahil) ile ilgili takipler dahil olmak üzere, davacılar aleyhine takip yapılmaması, haciz, ihtiyati haciz, e-haciz, ihtiyati tedbir, satış, muhafaza işlemleri uygulanmaması, evvelce yapılmış olan tüm takiplerin durdurulması, yeni takip yapılmamasına, davacılar hakkında rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılmış ve yapılacak tüm icra takiplerinde satışlarının durdurulması, rehinli menkullerin muhafazasının durdurulması, davacılarının tüm kurumlar ve şirketler nezdindeki hak ve alacaklarının 3. kişilerce haciz, muhafaza ve tahsil edilmesinin önlenmesi ve tüm hak ve alacaklarının davacılara ödenmesi, davacıların takip borçlusu olduğu takiplerde kendisi aleyhine veya 3. Şahıs konumunda oldukları takiplerde kendisine yönelik 89/1 haciz ihbarnameleri gönderilmesinin tedbiren önlenmesi, geçici mühlet tarihinden sonra üçüncü kişilere İİK m. 89 uyarınca tebliğ edilen haciz ihbarnameleri nedeniyle, üçüncü kişilerin davacılara doğmuş ve doğacak alacaklarını blokede tutmaları halinde blokenin kaldırılarak bu alacağın davacı müvekkili şirketlere ödenmesine ve konkordato komiseri denetiminde kullanılmasına, geçici mühlet tarihinden önce üçüncü kişilere tebliğ edilen haciz ihbarnameleri nedeniyle, geçici mühlet tarihinden sonra doğmuş ve doğacak alacakların davacılara ödenmesine ve konkordato komiseri denetiminde kullanılmasına, davacıların, borçlu olduğu banka hesaplarına geçici mühletin karar tarihi ve sonrasında gelecek olan paraları üzerinde gerek bankaların kendi alacakları yönünden takas-mahsup işlemi yapmalarının gerekse haciz ihbarnameleri nedeniyle bloke konulmasının önlenmesine, hesabın konkordato projesi ve konkordato komiseri denetiminde kullanılmasına, alacaklı olsun veya olmasın bankaların mühlet kararını gerekçe göstererek davacıların hesabında bulunan paraların üzerine bloke konulmasının önlenmesine, hesabın konkordato projesi ve konkordato komiseri denetiminde kullanılmasına, başta bankalar olmak üzere idare ve tüm alacaklıların takas mahsup haklarının kullanmasının önlenmesine ve Mahkemeniz tarafından uygun görülecek diğer tedbirlerin alınmasına, davacılara ait çeklerde karşılıksızdır işlemi yapılmamasına, bunu yerine ibraz edilen çeklerin arkasına konkordato şerhinin yazılmasına, işbu dava tarihinden önce icra takipleri başlamış ve ihtiyati haciz/haciz ile birlikte muhafaza işlemleri yapılması ihtimaline binaen, davacıların tüm kurumlar ve şirketler nezdindeki hak ve alacaklarının 3. kişilerce haciz, muhafaza ve tahsil edilmesinin önlenmesi ve evvelce yapılmış takiplerden üzerine haciz konulan hak ve alacaklar da dahil olmak üzere tüm hak ve alacaklarının davacılara ödenmesine, davacı alacaklılarınca haczedilen ve muhafaza altına alınan araçlar, hammadde, demirbaş, tesis, makine ve cihazlar ile diğer levazım ve malzemelerin davacı şirketler yetkililerine teslimine, teminat mektuplarının 3. Kişiler tarafınca nakte çevrilmesinin tedbiren engellenmesine, İİK 289’ uncu maddesi uyarınca kesin mühlet verilmesine, davacı müvekkillerinin konkordato talebinin kabulüne ve yasada belirtilen sair kararların alınmasına sonuç olarak yapılacak yargılama neticesinde konkordato taleplerinin tasdikine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Konkordato komiser heyeti tarafından sunulan 29/01/2025 tarihli rapor ile; "Borçlu şirketin ... ilinde konkordato talebinde bulunmadan yaklaşık on gün önce, 05.06.2025 tarihinde ...’da bulunan mülkiyeti kendisine ait üretim tesislerine ilişkin olarak “Hasılat Paylaşımlı Kira Sözleşmesi” akdettiği ve kiracı lehine tapuda şerh verildiği, dolayısıyla işletme faaliyetinin doğrudan talepte bulunan şirket tarafından gerçekleştirilmesinin öngörülmediği, sözleşmeye göre kiracı tarafından işletme faaliyetinin yürütülmesi ve bu işletmeden hasılat payı geliri sağlanmasının hedeflendiği, yukarıda incelenen gelir tablosunda görüldüğü üzere, şirket her ne kadar yaklaşık yedi ay önce hasılat paylaşımlı kira sözleşmesi imzalamışsa da mali tablolarına, Sayın Mahkeme huzurundaki geçici mühlet süresince bu sözleşme kapsamda bir gelir intikal etmediği, bununla birlikte şirketin 2025 yılında 594.745.124,29 TL faaliyet zararının bulunduğu, şirketin 2025 yılını 1.370.041.776,58 TL zarar ile tamamladığı mali tablolarından anlaşıldığı, bu tespitin daha önce kesin mühlet talebini reddeden ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin kararındaki redde yönelik tespitler ile de neticeten uyumlu olduğu, ) Şirket, geçici mühlet dönemi içerisinde geçici komiser heyetimizden her hangi bir işlemle ilgili onay talebinde bulunmamış olduğu, bu durum şirketin gayri faal olduğuna işaret ettiği, Şirketin, 22.10.2005 tarihinde .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce kesin mühlet talebinin reddinden sonra, şirket merkezini 30.10.2025 tarihinde yapılan tescil ile İstanbul/Kadıköy’deki yeni merkez adresine taşıdığı, akabinde Sayın Mahkeme’den 05.11.2025 tarihinde konkordato talebinde bulunduğu; komiser heyetimiz ile yapılan her iki toplantının da toplantı salonu olarak nitelendirilebilecek salonlarda yapıldığı, şirketin konkordato talebi öncesinde merkezini taşımasından sonra da İstanbul adresini fiilen bir muamele merkezi haline getirmediğinin görüldüğü, mevcut safahatın, merkez adresi değişikliğinin salt yeni bir konkordato talebinde bulunabilmek için gerçekleştiğine işaret ettiği, bu kapsamda kesin yetki yönünden takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, Davacı şirket, şahıslar ve vekilleri ile yapılan toplantılarda, şirketin reddolunan ...’daki talebindeki konkordato projesinin uygulanabilir olmadığı, şirketin konkordato projesini ortak alımı ve varlık satışı üzerine kuracağı, bu nedenle rayiç bedellere ilişkin bilirkişi incelemesinin beklendiği bilgisinin tarafımıza verildiği; varlık satışı konusunda, geçici mühlet içerisinde dosyaya ve komiser heyetine yansıyan somut bir gelişme olmadığı, şirketin, 2025 6. ayından bugüne konkordato süreci içerisinde olduğu, bu nedenle varlık satışına ilişkin girişimler bakımından mutlak biçimde şimdiki bilirkişi raporlarının beklenmesi ve belirleyici kabul edilmesi isabetli görülemeyebileceği, Borçlu şirketin imtiyazlı alacak niteliğindeki 72.779.783,48 TL tutarında işçi borcu bulunduğu, özellikle bu alacakların ödenmesine ilişkin bir ivedi varlık satışı girişimi de olmadığının görüldüğü, sürecin uzatılmasına, sürüncemede kalmasına yönelik bekleyişin ve bu tür durumlar için çözüm arayışına girişilmemesinin, konkordatoda cari dürüstlük kuralı bakımından olumlu değerlendirilemeyebileceği ve alacaklılara zarar verecek nitelikte olduğu, takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, Şirketin konkordato ön projesinde zikredilen borç tutarı ile, şirketin ticari defter kayıtlarındaki borç rakamının kur farkları hariç uyumlu olduğu; ancak bu borç rakamının doğruluğunun ve fiktif olmayan bir borç olup olmadığının ileriki aşamalarda teyit edilebileceği; bu aşamada, sunulu bilgi ve belgelerle bağlı kalındığı, Sayın Mahkemece görevlendirme esnasında talep edilen bilgilere verilen görev gereği nihai raporumuzda yer verileceği, Yukarıda mali inceleme kısmında ayrıntıları ile değerlendirildiği üzere şirketlerin konkordato projesini hazırladığı 31.08.2025 tarihi ile geçici mühlet tarihi olan 07.11.2025 tarihleri arasında finansal yapısında değişiklikler olduğu, şirketin hesap planının oldukça ayrıntılı olması nedeniyle heyetimizce incelemelerin devam ettiği, faaliyet zararındaki artışın şirketin kaynak yapısını olumsuz etkileyebileceği, mevcut verilere göre borçlu şirketin borca batıklık tespiti için bilirkişi raporlarının dosyaya sunularak üzerinde mali inceleme ve değerlendirmenin tamamlanması gerekli görüldüğü, Talepte bulunan borçlu gerçek kişiler ... ..., ... ... ... ve ...’ın borçlu şirketin ortak ve yöneticileri oldukları, özellikle banka alacaklarına kefaletlerinden kaynaklanan borçlulukları nedeniyle konkordato talebinde bulundukları, ön projede şirkete ortak alınarak dış sermaye sağlanması ve bu kapsamda bu ortaklara ait hisselerin satışı suretiyle borç ödeme de öngörüldüğünden, bu aşamada bu borçluların taleplerinin de şirketin talebiyle birlikte işlem görmesinin ve bu kapsamda ek geçici mühlet verilmesinin uygun olacağının komiser heyetimizce değerlendirildiği, Raporumuzun düzenlendiği tarih itibarıyla makine, tesis ve cihazlara ilişkin bilirkişi raporunun henüz dosyaya sunulmadığı, şirketin bilançosunda yer alan makine tesis ve cihazlarının tutarının şirketin öz varlık hesaplamasında önem arz edeceğinden heyetimizce rayiç değer hesaplaması yapılabilmesi için ilgili raporun dosyaya sunulmasının gerektiğinin değerlendirildiği, mevcut durumda şirketin borca batık olmadığının tespit edilemediği, borca batıklık şüphesinin bulunduğu, hususları nazara alındığında, takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, geçici komiser heyetimizce konkordato geçici mühlet süresinin uzatılmasına ihtiyaç olduğu kanaatine varılmıştır." sonuç ve kanaatine varıldığı görülmüştür. Tüm bu veriler ışığında konuyu düzenleyen İİK.nun 287/4 maddesine göre geçici mühletin uzatılmasına karar verilmiş ve ilan edilmiştir. Konkordato Komiser Heyeti 04/03/2026 tarihli raporları ile; Borçlu şirketin rayiç değerler üzerinden 1.292.486.344,08 TL özvarlığı bulunduğu bu cihetle şirketin borca batık olmadığı , Borçlu şirketin ... ilinde konkordato talebinde bulunmadan yaklaşık on gün önce, 05.06.2025 tarihinde ...’da bulunan mülkiyeti kendisine ait üretim tesislerine ilişkin olarak “Hasılat Paylaşımlı Kira Sözleşmesi” akdettiği ve kiracı lehine tapuda şerh verildiği, dolayısıyla işletme faaliyetinin doğrudan talepte bulunan şirket tarafından gerçekleştirilmesinin öngörülmediği, sözleşmeye göre kiracı tarafından işletme faaliyetinin yürütülmesi ve bu işletmeden hasılat payı geliri sağlanmasının hedeflendiği, yukarıda incelenen gelir tablosunda görüldüğü üzere, şirket her ne kadar yaklaşık yedi ay önce hasılat paylaşımlı kira sözleşmesi imzalamışsa da mali tablolarına, Sayın Mahkeme huzurundaki geçici mühlet süresince bu sözleşme kapsamda bir gelir intikal etmediği, bununla birlikte şirketin 2025 yılında 594.745.124,29 TL faaliyet zararının bulunduğu, şirketin 2025 yılını 1.370.041.776,58 TL zarar ile tamamladığı mali tablolarından anlaşıldığı; şirket geçici mühlet dönemi içerisinde geçici komiser heyetimizden her hangi bir işlemle ilgili onay talebinde bulunmamış olduğu, bu durum şirketin gayri faal olduğuna işaret ettiği, Şirketin, 22.10.2005 tarihinde .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce kesin mühlet talebinin reddinden sonra, şirket merkezini 30.10.2025 tarihinde yapılan tescil ile İstanbul/Kadıköy’deki yeni merkez adresine taşıdığı, akabinde Sayın Mahkeme’den 05.11.2025 tarihinde konkordato talebinde bulunduğu; şirketin konkordato talebi öncesinde merkezini taşımasından sonra da İstanbul adresini fiilen bir muamele merkezi haline getirmediğinin görüldüğü, mevcut safahatın merkez adresi değişikliğinin salt yeni bir konkordato talebinde bulunabilmek için gerçekleştiğine işaret ettiği, bu kapsamda kesin yetki yönünden takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, Borçlu şirketin imtiyazlı alacak niteliğindeki 74.048.217,72TL tutarında işçi borcu bulunduğu, Şirketin konkordato revize projesinde yer almamakla birlikte gerçek kişilerce sunulan proje eklerine de yansıyan rehinli banka borçları toplamının 1.272.952,457,10 TL olduğu, bunun şirketin 3.276.432.571,00 TL tutarındaki toplam borcunun önemli bir kısmını teşkil ettiği, revize projelerde rehinlerin varlık satışına etkisi ve rehinli borçların faizlerinin toplam borca etkisi üzerinde durulmadığı, Yukarıda mali inceleme kısmında ayrıntıları ile değerlendirildiği üzere şirketlerin konkordato projesini hazırladığı 31.08.2025 tarihi ile geçici mühlet tarihi olan 07.11.2025 tarihleri arasında finansal yapısında değişiklikler olduğu ve detaylarına mali incelemede ve önceki raporlarımızda yer verildiği, Ortakların konkordato taleplerinin, şirketin borçlarına kefil olmalarından, şirketin borçları için çek vermiş olmalarından ve kendi mallarını da rehin vermiş olmalarından kaynaklandığı, şirketin % 74 hissesine sahip ... ... ve % 14 hissesine sahip ...’ın konkordato projelerinde yer alan kendilerine ait taşınmazların rayiç değerleri bilirkişi raporu ile uyumlu olup, şirket borçları için rehin verilen taşınmazların satışına şirket konkordato projesinde de kaynak olarak yer verildiği ve projelerinin bu yönüyle şirket projesi ile bütünlük arz etmekte olduğu, geri kalan borç ödemeleri bakımından şirketin varlık satışına bağlı olduğu, şirketin % 13 hissesine sahip ... ... ...’ın projesinde ise taşınmaz varlık olmadığı, projesinin ağırlıklı olarak şirketin varlık satışına bağlı olduğu, Şirketin geçici mühlet sürecinde gayri faal olduğu değerlendirildiğinde, varlık satışının ana kaynağı oluşturduğu, planlanan bu satışlara ilişkin olarak proje içerisinde somut bir zaman planı ya da spesifik bir süreç bulunup bulunmadığına ilişkin bilgi yer almadığı, geçici mühlet sürecinde de bazı görüşmelerin yapılmakta olduğunun heyetimize şifahen beyan edildiği gözetildiğinde, konkordato projesinin gerçekleşmesinin varlık satışına bağlı olduğu, Borçlu şirketin Revize Projesinin varlık satışına (ödeme kaynağının % 88’i) dayandığı, ancak varlık satışı suretiyle borç tasfiyesinin esaslı unsuru olarak ...’daki işletmenin satışının projede 2028 yılında gerçekleşmesinin öngörüldüğü, işletme faaliyetinden hasılat kirasıyla sağlanacak karlılığın işletme büyüklüğü ve borç stoğu dikkate alındığında oldukça düşük kalması (% 9 seviyesinde) nedeniyle, işletme faaliyetinin bu suretle uzun süre sürdürülmesine ve varlık/işletme satışının ise esasen 2028 yılına ötelenmesine yönelik revize projenin, alacaklıların hakları karşısında dengeli ve kabul edilebilir olmadığı, Bir iyileştirme ve yapılandırma kurumu olan konkordatonun amaçlarından birinin de işletmelerin varlığının ve bütünlüğünün korunması olduğu, özellikle yatırım değeri yüksek bir üretim işletmesinin bu kapsamda korunmasının esas olduğu, şirketin ortakları olan müteşebbislerin menfaatlerinin ötesinde bir genel menfaatin mevcut olduğu, ancak sözü edilen bu amacın, alacaklıların alacaklarına kavuşmaya yönelik hak ve imkanlarıyla birlikte değerlendirilip dengelenmesinin de elzem olduğu; bu şartlarda işletmenin varlığı ve bütünlüğünün korunması amacı ile alacaklıların menfaatlerinin bağdaştırılması bağlamında, revize projede de esaslı kaynak olarak öngörüldüğü üzere neticeten ...’daki üretim işletmesinin devriyle ve fakat projede öngörülenden farklı olarak 2028 yılında değil de daha kısa vadede bunun gerçekleşmesi suretiyle yapılandırmanın sağlanmasının gündeme gelebileceği, yine özellikle birikmiş imtiyazlı işçi ücreti alacaklarının bir kısmının ödenmesi bakımından, Ücret...Fonu’ndan üç aylık ücret alacağı ödemesi yapılmasının şartlarının konkordato kesin mühleti ile sağlanabileceği hususunun da nazara alınabileceği, konkordato mühletinde iyileşme ve yapılandırmanın, muhakkak suretle alacaklılar toplantısı ve tasdik süreci ile neticelenmesi zorunlu olan bir prosedür olmayıp, İİK m. 291 hükmünde de öngörüldüğü üzere mühlet içinde iyileşme suretiyle gerçekleşmesinin mümkün olduğuna da işaret edilmesi gerektiği, böyle bir iyileşmeye varlıkların/işletmenin devri suretiyle borç tasfiyesi için kaynak sağlanmasının da dahil olduğu, Bu hususlar gözetilerek, konkordato talep eden borçlulara, projede de öngörülen varlık satışı/işletme devri suretiyle borçların karşılanmasına ilişkin açıklanan kapsamda bir imkan verecek makul bir kesin mühlet tanınmasının, derhal vuku bulacak bir iflasa ya da icra takiplerine nazaran tüm ilgililer bakımından menfaatler dengesine uygun düşebileceği değerlendirilmekte olup bu hususta takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, ” şeklindeki görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir. Tüm bu veriler ışığında konuyu düzenleyen İİK.nun 289/3 maddesine göre 6 ay kesin mühlete geçilmesine karar verilmiş ve ilan edilmiştir. Konkordato Komiser Heyeti 11/08/2026 tarihli raporları ile; "Davacı şirketin 30.06.2026 tarihli bilançosuna göre; kaydi öz kaynakları (+)770.642.324,20 TL’sı 6102 sayılı TTK’nın 376/3. maddesi uyarınca işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları (rayiç değer) esas alınarak düzenlenen bilançoya göre rayiç öz kaynakları (+)1.232.944.682,59 TL’sı olarak tespit edilmiş olup, şirket her iki yönteme göre de borca batık değildir. Konkordato projesinin başarısının dayandığı iki temel unsurdan; şirketin yeniden faal hale gelerek hasılat kirası geliri üretmesi, rapor tarihi itibariyle öngörülen takvime rağmen gerçekleşmemiştir; üretim tesisinin bir bütün halinde, öngörülen bedelle satılması ise halen gerçekleştirlememiş, satışa yönelik somut veri sunulamamıştır. Borçlu şirketin yukarıdaki mali tespitlere göre borca batık durumda olmadığı, ayrıntılarına yukarıda yer verildiği üzere, İİK m. 177 ve 292 hükümleri kapsamında bir doğrudan doğruya iflas sebebinin varlığının komiser heyetimizce tespit edilemediği, borçlu şirket hakkında kambiyo senetlerine mahsus iflas yoluyla başlatılan takip üzerine açılmış iflas davasında verilmiş bir iflas kararı bulunduğu, iflas işlemlerinin ... İcra Müdürlüğü’nün 2026/1 İflas sayılı dosyasında yürütüldüğü, bu kapsamda doğrudan doğruya iflas sebeplerinin mevcut olduğu derdest davada tespit edilse dahi, iflasın tekliği ilkesi bağlamında iflas kararı verilmesinin mümkün olup olmayacağı Sayın Mahkemenin takdirlerindedir. Yukarıda mevcut verilere göre konkordato projesinin başarıya ulaşma ümidinin zayıf olduğuna ilişkin tespitler kapsamında İİK m. 292 hükmü çerçevesinde konkordato talebinin reddi hususu Sayın Mahkemenin takdirlerindedir. ” şeklindeki görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir. Dava dilekçesi, müdahale dilekçeleri, bilirkişi raporları, komiser raporları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava, İİK'nın 285 ve devamı maddelerince açılan konkordato talebine ilişkindir. 2004 sayılı İİK'nun 285.maddesine göre; borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek suretiyle veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için konkordato talep edebilir. 2004 sayılı İİK‘nun 285. maddesinde, yetkili ve görevli mahkeme düzenlenmiş, yasada, İflasa tabi olan borçlu için İİK‘nun 154. maddesine atıf yapılarak ilgili maddenin birinci veya üçüncü fıkrasında yazılı yerlerdeki asliye ticaret mahkemesinin, iflasa tabi olmayan borçlu için ise yerleşim yerindeki Asliye ticaret mahkemesinin yetkili ve görevli olduğu vurgulanmıştır. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabı incelendiğinde; davacı şirketin merkez adresinin, Merdivenköy Mah. ...Sk. ...Göztepe No: 1-3 İç Kapı No:.. Kadıköy/İSTANBUL olduğu görülmüştür. Yine, gerçek kişi davacıların da yerleşim yeri adreslerinin İSTANBUL olduğu görülmüştür. Davacı şirketin merkezinin ve gerçek kişi davacıların yerleşim yeri adreslerinin mahkememiz yetki sınırlarında olması nedeniyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre; 2004 sayılı İİK' nın 154/1, 3. ve 285/3. maddeleri gereğince, dava tarihi itibariyle işbu davaya bakmaya mahkememiz görevli ve kesin yetkili olup, dava basit yargılama usulünce incelenip sonuçlandırılmıştır. Konkordatonun tasdiki yargılamasını, geçici veya kesin mühlet kararını veren Asliye Ticaret Mahkemesi, konkordato şartlarını içerik olarak incelemek suretiyle konkordato talebinin tasdikine veya reddine karar verir. Bu aşamada mahkemenin yapacağı iş dosyanın kendisine tevdinden önce yapılması gereken işlerin kanuna uygun olarak yapılıp yapılmadığını denetlemek ve İİK. m. 305’te öngörülen konkordato tasdik şartlarının mevcut olup olmadığını tespit etmektir. (Mahmut Coşkun, Konkordato ve İflas, 2. Bası, Ankara: Seçkin, 2018, s. 195; Öztek/Budak/Yücel/Kale/Yeşilova, Yeni Konkordato, s.355) Konkordatonun tasdiki için m. 305’te öngörülen şartlar kamu düzenine ilişkin olup bu şartların tamamının sağlanması gerekir. Mahkeme her ne kadar komiserin raporu ile bağlı değil ise de konkordatonun tasdiki veya reddi hakkında bir karar verirken komiserin beyanlarını ve kanaatini dikkate alması gerektiğinden eksiklik veya çelişki varsa mahkemenin eksiklik ve çelişkileri tasdik duruşmasından önce gidermesi gerekir. Bu nedenle mahkemenin lüzumu halinde komiserden ek rapor alması ve bilirkişi incelemesi yaptırması mümkündür. Mahkeme konkordato projesini yetersiz bulursa kendiliğinden veya talep üzerine gerekli gördüğü düzeltmenin yapılmasını da isteyebilir.(m. 305/son)(Kuru, İcra ve İflas Ders,s.510) Mahkemenin kesin mühlet kararını verebilmesi için konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olması gerekmektedir. İİK' nun 289/1 maddesinde mahkemenin kesin mühlet hakkındaki kararını geçici mühlet içinde vereceği düzenlenmiştir. İİK' nun 288/1 maddesinde geçici mühletin kesin mühletin sonuçlarını doğuracağı, İİK'nun 292.maddesinde ise iflasa tabi borçlu bakımından kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşecek durumlarda mahkemenin kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflasına resen karar vereceği düzenlenmiştir. Konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması hali aynı maddenin b bendinde hüküm altına alınmıştır. Yani, konkordatonun başarıya ulaşmayacağının anlaşılması kesin mühletin kaldırılmasını gerektiren hallerdendir. "Mühlet içinde, iyileşmenin ya da alacaklıların konkordatoyu kabulünün mümkün olmayacağının anlaşılması ya da konkordatoyu tasdik etmeyeceğinin açık olması, tasdik şartlarının mevcut olmadığının önceden anlaşılması halinde de konkordato mühleti kaldırılarak talep reddedilecek ve şartlar yerine gelmişse borçlunun iflasına karar verilebilecektir. İİK' nun 287.maddesinde borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali "konkordatonun başarı şansı" olarak nitelendirilmiş olup, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması halinde borçluya 1 yıllık kesin mühlet verileceği düzenlenmiştir. Borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali "konkordatonun başarı şansı" kavramı altında ifade edilmiştir. Başarı olasılığı kavramından anlaşılan husus, konkordato projesinin gerçekleşme şansına sahip görülmesidir. Bu sonuca, borçlunun durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetilerek, objektif verilere göre konkordato başarı olasılığı yargıç tarafından belirlenecektir. (Konkordato ve Yeniden Yapılanma Hukuku -Av.Sümer Altay, sayfa 112, 1. Cilt).

Konkordato talebi, sadece zaman kazanmaya yönelik bir talep olmayıp, sürekli ve kalıcı bir iyileşme olasılığını konkordato projesi yardımıyla inanılır kılmalıdır. Bu sebeple ön proje sadece dilek ve temenniler içeren soyut bir belge olarak anlaşılmamalı, mahkeme tarafından kesin mühlet verilebilmesi için ön projenin nasıl başarılı olacağı açıklanmalıdır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 07.11.2019 Tarih ve 2019 2251 E. - 2019/2002 K. sayılı ilamı.) Somut olayda; mahkememiz dosyasında düzenlenen tensip tutanağı uyarınca belirtilen gider avansı eksikliğinin borçlular vekilince süresinde tamamlanması üzerine, borçlular hakkında 07.11.2025 tarihinden itibaren üç ay süre ile geçici mühlet verildiği ve geçici konkordato komiseri görevlendirildiği, ilgili kurumlara gereken bildirimlerin ve ilanların yapıldığı, borçluların malvarlığının muhafazası için gerekli görülen bütün tedbirlerin alındığı görülmüştür. Geçici komiser toplantı tutanağı ile; konkordato talep eden şirketin tüm malvarlıklarının rayiç değerlerinin tespit ettirilmesine, şirket malvarlıklarının rayiç değerlerinin tespiti işlemi teknik ve özel bilgiyi gerektirdiğinden bu konuda bilirkişiye başvurulmasına, şirkete ait stoklar hesabı altındaki gayrimenkullerin ve binalar hesabı altındaki gayrimenkullerin rayiç değerlerinin tespiti için bilirkişi görevlendirilmesine dair toplantı tutanağı mahkememizce onaylanmış ve iflâsa tabi borçluların, malvarlığının rayiç değerler üzerinden tespitinin yaptırıldığı görülmüştür. Mahkememiz tarafından, borçlular hakkında 07.02.2026 tarihinden 11.03.2026 tarihine kadar geçici mühletin uzatılmasına karar verildiği ve 11.03.2026 tarihinden itibaren de 6 ay olarak kesin mühlete geçildiği görülmüştür. a) ... ŞİRKETİ YÖNÜNDEN : Davacı şirketin 30.06.2026 tarihli bilançosuna göre; kaydi öz kaynakları (+)770.642.324,20 TL, 6102 sayılı TTK’nın 376/3. maddesi uyarınca işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları (rayiç değer) esas alınarak düzenlenen bilançoya göre rayiç öz kaynakları (+)1.232.944.682,59 TL olarak tespit edilmiş olup, şirketin her iki yönteme göre de borca batık olmadığı anlaşılmıştır. Şirketin adi borçlara sadece bir defaya mahsus olacak şekilde % 15 faiz oranı işletmesi, ülke ekonomisi ve mevcut enflasyon ile halihazırda uygulanan % 31 yasal faiz oranı dikkate alındığında, yasal faizin altında belirlenen faizin alacaklılar yönünden yeterli olmayacağı kanaatine varılmıştır. Davacı şirketin içinde bulunduğu mali güçlüğün niteliği, aktiflerin borçları karşılamaya yetmemesi (borca batıklık) olmayıp, kısa vadede nakit yaratma-likidite yetersizliğidir. Likitide yetersizliğinin giderilmesi, Revize Konkordato Projesi’nde öngörülen faaliyete dönüş ve nakit akışı varsayımlarının gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine bağlıdır. Revize Konkordato Projesi’nde; 2026 yılı için brüt satış hedefi 4.964.710.710 TL, net satış hedefi 4.776.839.139 TL, vergi öncesi dönem kârı hedefi 610.327.481 TL ve hasılat kirası geliri hedefi 91.549.122 TL olarak öngörülmüştür. Ancak, davacı şirketin 30.06.2026 tarihli (2026 yılı ilk altı ayını kapsayan) gelir tablosunda brüt satışlar 0,00 TL olarak gerçekleşmiş, zarar ise (-198.968.957,70) TL’sı olarak gerçekleşmiştir. Şirketin 30.06.2026 sonu itibariyle hazırlanmış gelir tablosuna göre; şirketin geçici mühlet sonrası faaliyetinin bulunmadığı, faaliyet giderlerinin amortisman ve personel giderlerinden kaynaklandığı, konkordato projesinde öngörülen hasılat kira sözleşmesine ilişkin öngörülen gelirin mali tablolara yansımadığı görülmektedir. Projenin başarısının dayandığı temel öngörülerden biri olarak görülen hasılat kira geliri geçici mühlet tarihinden (07.11.2025) geçen sürede gerçekleşmemiştir. Revize Konkordato Projesinin, toplam 5.169.821.006 TL borç ödeme kaynağının 4.538.488.375 TL’sı (%87,8) varlık satışına dayanmaktadır. Bu tutarın büyük bölümünün (yaklaşık 1.994.304.400 TL tesis-makine - cihaz ve yaklaşık 2.328.850.000 TL gayrimenkul olmak üzere) 2028 yılında, üretim tesisinin “bir bütün halinde” nihai satışı yoluyla gerçekleştirilmesine dayalıdır. Planın ağırlıklı olarak öngörülen bedelle ve öngörülen sürede fabrikanın “bir bütün halinde” satışına dayandığı, ancak verilen süreler içerisinde somut bir gelişme de yaşanmamıştır. Bu tespitler kaşısında konkordatonun temel dayanağı olan projenin ciddi, inandırıcı ve gerçekçi olmadığı, bu itibarla borçlu şirketin revize projesindeki öngörüleri doğrultusunda malî durumunun düzelme ihtimalinin bulunmadığı, revize projede halihazırda yasal faizin altında da faiz oranı da belirlendiğinden ve yine .... Asliye Hukuk Mahkemesinin .... sayılı dosyasında konkordato talebinin de reddine karar verildiği görüldüğünden dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; konkordatonun başarıya ulaşması ihtimalinin bulunduğunun inandırıcı şekilde ispatlanamadığı anlaşıldığından, borçlu şirketin konkordato davasının reddine ve kesin mühletin kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıda yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuştur. b) ..., ... ... ... ve ... YÖNÜNDEN: Konkordato talep eden ...' ın konkordato talep eden şirketin %72, ... ... ...' ın %13 ve ...' ın %14 pay sahibi olduğu görülmüştür. İİK 286/1-a bendinde, borçlunun borçlarını hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, bu kapsamda alacaklıların alacaklarından hangi oranda vazgeçmiş olacaklarını, ödemelerin yapılması için borçlunun mevcut mallarını satıp satmayacağını, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılarına ödemelerini yapabilmesi için gerekli mali kaynağın sermaye artırımı veya kredi temini yoluyla yahut başka bir yöntem kullanarak sağlanacağını gösteren konkordato ön projesi, konkordato talebine eklenecek belgeler arasında ilk sırada yer almıştır. Kefil, mahkemeye sunacağı konkordato ön projesinde kefalet borcunu hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, ödemelerin yapılması için mevcut mallarını satıp satmayacağını, kefalet borcu ödemesini yapabilmek için gerekli mali kaynağı nasıl sağlayacağını açıkça belirtmelidir (Yeni Konkordato Hukuku, Editör Selçuk Öztek, 2. Baskı, sh. 148). Şahısların borlarına sadece bir defaya mahsus olacak şekilde % 15 faiz oranı işletmesi, ülke ekonomisi ve mevcut enflasyon ile halihazırda uygulanan % 31 yasal faiz oranı dikkate alındığında, yasal faizin altında belirlenen faizin alacaklılar yönünden yeterli olmayacağı kanaatine varılmıştır. Davacıların konkordato talep ve projesinin, şirketin konkordato talep ve projesinden bağımsız olması ve konkordato tasdik koşullarının bağımsız bir şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir. Borçlu şahısların projesinde “Temettü Geliri”, "Huzur ..." ve "Gayrimenkul Satışı" başlıklarının olduğu görülse de kaynakların somutlaştırılmadığı; bu haliyle şahıs projesinin bağımsız bir proje olarak değerlendirilemeyeceği ve ekonomik varlığının şirkete bağlı olduğu; salt şirketin borçlarının olmasının davacı gerçek kişiye mühlet talep ... vermeyeceği, zira tüzel kişi ve ortakların konkordato taleplerinin aynı dilekçede birleştirilmesi mümkün olmakla birlikte konkordatonun tasdiki için aranan şartların her bir borçlunun şahsında gerçekleşmesi gerekmektedir. Yukarıda açıklanan sebeplerle iflasa tabi olmayan borçlu davacı gerçek kişi hakkındaki kesin mühletin kaldırılarak konkordato talebinin ve davanın reddine karar verilerek (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 26.06.2025 Tarih ve 2025/680 E. - 2025/910 K. sayılı ilamı ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 22.05.2025 Tarih ve 2025/464 E. - 2025/751 K. sayılı ilamı.) aşağıda yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Konkordato talep eden borçlular ... (TCKN: ...), ... ... ... (TCKN: ...), ... (TCKN: ...) ile (İFLAS NEDENİYLE) TASFİYE HALİNDE ... ŞİRKETİ (Ticaret Sicil No:..., VKN: ...) tarafından açılan konkordato talepli davanın REDDİNE, -Davacılar hakkında verilen kesin mühlet kararının KALDIRILMASINA, 2-İflas koşulları oluşmadığından (işbu dosya kapsamında) davacılar hakkında iflas kararı verilmesine yer olmadığına, 3-Tüm konkordato tedbirlerinin kaldırılmasına, konkordato komiserlerinin görevlerine son verilmesine, 4-Bu kararın İİK 288 maddesi uyarınca Ticaret Sicil Gazetesi ve Basın İlan Kurumunda ilanına, ilanların Mahkememizce resen yapılmasına; ilanların konkordato komiser heyetince takibine; ilanlar yapıldıktan sonra ilan suretlerinin Mahkememiz dosyasına sunulması için davacılar vekiline 1 hafta kesin süre verilmesine, 5-Davacı taraflarca yatırılan peşin harçların karar ve ilam harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 6-Davacı taraflarca yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 7-İİK.nun ilgili maddeleri uyarınca kararın re'sen taraflara/vekillerine TEBLİĞİNE, 8-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra davacıya İADESİNE, Dair; gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere borçlular vekili, Komiser Kadriye Demirci, Komiser Ömer Özbaniça ile müdahillik talep eden vekillerin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/09/2026

Başkan ... ¸e-imzalı Üye ... ¸e-imzalı Üye ... ¸e-imzalı Katip ... ¸e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/2239, K. 2026/56, T. 09.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-2239-e-2026-56-k-eba5e949e513