İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/201 E. 2026/374 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/201
Karar No
2026/374
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/201 KARAR NO : 2026/374

DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/09/2025 KARAR TARİHİ : 15/05/2026

Mahkememizde görülmekte olan menfi tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; TTK m.5/A kapsamında konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari dava niteliğinde bulunduğunu, bu nedenle dava şartı arabuluculuk sürecinin İstanbul Arabuluculuk Bürosu nezdinde 2025/... büro dosya ve 2025/... arabuluculuk numarasıyla yürütüldüğünü, sürecin 04.09.2025 tarihli anlaşamama son tutanağı ile sonuçlandığını, böylece HUAK m.18/A ve HMK m.115 uyarınca dava şartının yerine getirildiğini, uyuşmazlığın ticari nitelikte olması sebebiyle görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu ve davalının merkezinin İstanbul’da bulunması nedeniyle İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davanın İİK m.72 kapsamında menfi tespit davası olarak yasal süresi içinde açıldığını, davalı şirket tarafından davacı ... A.Ş. aleyhine .... İcra Dairesi’nin 2025/... Esas sayılı dosyası üzerinden 917.277,69 TL asıl alacak ve 8.663,88 TL faiz olmak üzere toplam 925.941,57 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin 23.01.2025 tarihinde düzenlendiğini, davacının takipte kesinleşen 927.941,57 TL ile bu tutarın %15’ine karşılık gelen 138.891,236 TL olmak üzere toplam 1.066.832,81 TL tutarında banka teminat mektubunu mahkemeye sunmaya hazır olduğunu, taraflar arasında cari hesap sözleşmesine dayalı uzun süreli ticari ilişki bulunduğunu, mal teslimleri, iadeler ve ödemelerin cari hesap üzerinden mahsuplaştırıldığını, buna rağmen davalının davacı tarafından iade edilen, ayıplı veya zayi olduğu bildirilen ürünleri cari hesaptan düşmediğini ve mahsuplaşma taleplerini dikkate almadığını, bu suretle gerçekte borç bakiyesi doğmamasına rağmen davacı aleyhine icra takibi başlattığını, davacının yurt dışında bulunduğu dönemde ödeme emrine süresinde itiraz edememesi nedeniyle takibin kesinleştiğini, davalının bu durumu fırsata çevirerek banka, tapu ve araç hacizleri uyguladığını, bunun davacının ticari faaliyetlerini ciddi şekilde sekteye uğrattığını, menfi tespit davasında ispat yükünün kural olarak davalı alacaklıda bulunduğunu, hiç doğmamış veya sona ermiş bir borcun varmış gibi ileri sürülmesinin TBK m.2 kapsamında hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, davalının kötü niyetli takip başlattığını, bu nedenle ihtiyati tedbir talep edildiğini, İİK m.72/3 ve HMK m.389 vd. hükümleri uyarınca teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmesinin mümkün olduğunu, davacının ayrıca davalıya teslim edilen malların teslim edildiğinin ve davalı adresinde bulunduğunun, davalı tarafından iade edilen bazı malların ise zayi ve kullanılamaz durumda olduğunun tespiti için delil tespiti talep ettiğini, sonuç olarak icra takibine konu borcun gerçekte mevcut olmadığının tespitini, icra takibinin iptalini, ihtiyati tedbir uygulanmasını, davalının kötü niyeti nedeniyle alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından, davalı aleyhine .... İcra Dairesi’nin 2025/... Esas sayılı dosyası üzerinden 23.01.2025 tarihinde, ticari ilişkiden kaynaklanan ve ödenmediği ileri sürülen 917.277,69 TL asıl alacak ile 8.663,88 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 925.941,57 TL’nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından söz konusu icra takibine süresi içinde itiraz edilmemesi nedeniyle takibin kesinleştiğini, kesinleşen takip kapsamında davalıya ait araçlar üzerine haciz konulduğunu, bankalardaki hesaplara 89/1 haciz müzekkereleri gönderildiğini ve davalının alacaklı olduğu diğer icra dosyalarına da haciz şerhi işlendiğini, buna rağmen davalının icra takibinin iptali ve borçlu olmadığının tespiti amacıyla işbu davayı ikame ettiğini, dava dilekçesinin e-tebligat yoluyla davacıya tebliğ edildiğini ve HMK m.317 uyarınca cevap süresinin uzatılmasının talep edildiğini, mahkemenin 29.09.2025 tarihli ara kararı ile davacıya 2 haftalık ek süre verildiğini, açılan davanın usul ve esas yönünden haksız ve mesnetsiz olduğunu, icra takibine konu alacağın taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi ve ticari belgelerle sabit olduğunu, taraflar arasında 22.07.2024 tarihli, kaşeli ve imzalı cari hesap mutabakatı bulunduğunu ve bu mutabakatla davalının 504.817,85 TL borç bakiyesini kabul ettiğini, bu borcun ve sonrasında doğan borçların ödenmediğini, davacının ticari kayıtlarına göre 23.01.2025 tarihi itibariyle davalının 917.277,69 TL asıl borçlu olduğunu ve işlemiş faizle birlikte toplam borcun 925.941,57 TL’ye ulaştığını, bu tutar üzerinden icra takibi başlatıldığını ve takibin kesinleştiğini, alacağın mevcut olmadığının ileri sürülmesinin ticari defter ve cari hesap kayıtlarıyla çeliştiğini, borçlu olmadığının tespiti ve takibin iptali taleplerinin dayanaksız olduğunu, ihtiyati tedbir koşullarının oluşmadığını, bu nedenlerle davanın reddini savunmuştur. DELİLLER : .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı icra dosyası, fatura, ticari defter ve kayıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. .... İcra Müdürlüğünün 2025/... esas sayılı icra dosyasının incelemesinde; davalı/alacaklı tarafından davacı/borçlu aleyhine 917.277,69TL asıl alacak, 8.663,88TL işlemiş faiz alacağının tahsili amacıyla 23.01.2025 tarihinde icra takibi başlatıldığı görülmüştür.

Bilirkişi ... tarafından sunulan 04/02/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Dava konusu, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında, davalı tarafından davacı adına düzenlenen faturalardan kaynaklan 917.277,69 TL asıl ve 8.663,88 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 925.941,57 TL tutarındaki cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan .... İcra Dairesi’nin 2025/... E. sayılı icra takibine ilişkin olarak, davacının borçlu olmadığının tespiti ve menfi tespit talebinden ibaret olduğu, davacının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2022 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, bu uygulamada, yalnızca Envanter Defteri'nin noter onayına tabi olduğu ve davacının 2022, 2023, 2024, 2025 yılları envanter defteri açılış onayının yasal süreler içinde yapıldığı, ayrıca davacı 2022, 2023, 2024, 2025 yıllarında E-Defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, 2022, 2023, 2024, 2025 yıllarına ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, davacının incelenen ticari defterine göre, davalı 120. Alıcılar ve 320. Satıcılar olmak üzere iki ayrı hesap kodu altında davalı ile olan cari ilişkilerini takip etmekte olup, davacının ticari defterleri incelendiğinde, düzenlenen faturaların davacı muhasebe kayıtlarında işlendiği ve tüm işlemlerin 120. Alıcılar ve 320. Satıcılar hesap kodu altında kayda alındığı, yapılan işlemler neticesinde, davacının 120. Alıcılar hesabında davalıdan olan 3.039.393,49 TL tutarındaki cari hesap bakiye alacağını 31.12.2023 tarihi itibariyle 320. Satıcılar hesabına virmanladığı, 01.04 2024 tarihli yevmiye kaydında borç kaydı yapılarak 320. kodlu hesaptaki borcu azaltıldığı, bu bağlamda davacının 320. Satıcılar hesabında takip tarihi (23.01.2025) itibariyle davalıya 273.872,58 TL cari hesap bakiye borçlu olduğu, davalının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2022 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, bu uygulamada, yalnızca Envanter Defteri'nin noter onayına tabi olduğu ve davalının 2022, 2023, 2024, 2025 yılları envanter defteri açılış onayının yasal süreler içinde yapıldığı, ayrıca davalı 2022, 2023, 2024, 2025 yıllarında E-Defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, 2022, 2023, 2024, 2025 yıllarına ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, davalının incelenen ticari defterine göre, davalı 120. Alıcılar hesap kodu altında davacı ile olan cari ilişkilerini takip etmekte olup, davalının ticari defterleri incelendiğinde, davalı tarafından davacı adına düzenlenen faturaların davalı muhasebe kayıtlarında işlendiği ve tüm işlemlerin 120 hesap kodu altında kayda alındığı, bu işlemler neticesinde davalının faturalardan kaynaklı takip tarihi (23.01.2025) itibariyle davacıdan 917.277,69 TL tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu, tarafların karşılıklı olarak incelenen ticari defterlerinde, takip tarihi (23.01.2025) itibarıyla davacının davalı yana 273.872,58 TL cari hesap bakiye borçlu olduğu, buna karşılık davalı kendi ticari defterlerinde davacı yandan 917.277,69 TL alacaklı olduğu, buna göre cari hesap farklılığının (917.277,69 TL - 273.872,58 TL =) 643.405,11 TL olduğu, taraflar arasındaki cari hesap farklılığının, davacı tarafından davalı adına düzenlenen .... İcra Dairesi’nin 2025/... E. sayılı dosyasına konu edilen; davacı tarafından düzenlenmiş aşağıda tabloda sunulan 7 adet toplam 643.549,20 TL tutarlı faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığından kaynaklandığı, davacı tarafından davalı adına düzenlenen cari hesap farklılığına konu faturaların E- Fatura şeklinde usulüne uygun olarak düzenlendiği, dosya kapsamındaki inceleme neticesinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş olan faturaların davacı şirketin yasal ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu fakat davalı şirketin yasal ticari defterlerinde yer almadığı, faturaların davalıya iadesi yapılan sipariş edilemeyen/fazla gelen/eksik gelen ürünlerin bedeli muhteviyatında düzenlendiği, 7 adet fatura kapsamında her biri için düzenlenen tutanakların ibraz edildiği, ayrıca faturalara konu ürünlerin davalıya teslimine dair teslim alan kısımları imzalı teslim fişlerinin de sunulmuş olduğu, teslim fişlerinde davalı şirket adına teslim alan olarak ... ..., ... adlı şahısların imzalarının yer aldığı, ayrıca faturaların alt kısmında “... Depo Teslim Alındı” ibareli kaşenin de yer aldığı görüldüğü, dosya kapsamında söz konusu faturalara dair davacının somut bir itirazına rastlanmadığı, tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde davacı tarafından düzenlenen faturaların geçerliliği ile kabul edilip edilmeyeceği hususunda yapılacak hukuki değerlendirme ve sonucuna göre bir karar verilmesi, tamamen Mahkeme’nin takdirine bırakıldığı, rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının ve davalının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre, davalı tarafından davacı adına düzenlenen faturaların her iki tarafın da ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve bu faturalar yönünden bir çelişmenin bulunmadığı, taraflar arasındaki cari hesap farklılığının davacı tarafından davalı adına düzenlenen 7 adet faturanın davalının defterlerinde kayıtlı olmadığından çıkmış bulunduğu, ilk seçenek olarak, davacı tarafından davalı adına düzenlenen .... İcra Dairesi’nin 2025/... E. sayılı dosyasına konu 7 adet toplam 643.549,20 TL bedelli davalıda kayıtlı olmayan faturaların davacının itirazları doğrultusunda Mahkemece kabul edilmesi halinde/olasılığında; davalının takip tarihi (23.01.2025) itibarıyla davacı yandan 273.872,58 TL bakiye alacaklı olacağı, ikinci seçenek olarak, Mahkemenizce söz konusu faturaların kabul edilmemesi halinde ise, davalı tarafın ticari defter ve kayıtları esas alındığında davalının davacıdan 917.277,69 TL alacaklı olacağı" şeklinde tespit edilerek rapor düzenlenmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME VE GEREKÇE: Dava, .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı icra dosyasında takibe konu 925.941,57TL alacak sebebi ile borçlu olmadığının tespiti talebiyle İcra ve İflas Kanunu ("İİK") m. 72 hükmüne göre icra takibinden sonra açılmış menfî tespit davasıdır. İncelenen icra dosyasından tarafların dava ve taraf ehliyeti vardır. Öncelikle, menfi tespit davası ile ilgili genel bir açıklama yapılmasında ve ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır: Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu (İİK)'nun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi icra takibinden sonrada ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Buna rağmen, borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması halinde borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Bunun dışında, icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür. Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. HMK 190. maddesinde: İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. Şeklinde hüküm bulunmaktadır. Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı taraf, davalı şirketin davacı tarafından kendisine iade edilen veya ayıplı/zayi olarak bildirilen ürünleri cari hesaptan düşmediğini, iadeler nedeniyle doğan mahsuplaşma taleplerinin dikkate alınmadığından bahisle davacı aleyhine mevcut olmayan bir alacak üzerinden icra takibi başlattığını, borçlu olmadıklarını iddia etmiş olup dosya kapsamında taraflar arasında 01/01/2023 tarihinde kozmetik ürünlerinin tedariki sözleşmesi imzalandığı görülmüş olup toplanan delillerden sonra alınan bilirkişi raporu, sunulan deliller üzerinde yapılan incelemeler sonucu; tarafların incelenen defter ve kayıtlarına göre ticari ilişkilerinin bulunduğu, davacı ve davalı yanın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, dolayısıyla yasal defterlerin tarafların lehine delil olarak kullanılabileceği, taraflar arasındaki ticari ilişki gereği oluşan ticari kayıtlarda yapılan bilirkişi incelemesi ile yapılan tespitler sonucunda takip konusu alacağı oluşturan faturaların e-faturayı olarak düzenlendiği, davacı ve davalı şirketin e-fatura mükellefiyeti oldukları, davacı tarafın alacak talebine faturaların davacı muhasebe kayıtlarında işlendiği, tüm işlemlerin 120. Alıcılar ve 320. Satıcılar hesap kodu altında kayda alındığı, yapılan işlemler neticesinde, davacının 120. Alıcılar hesabında davalıdan olan 3.039.393,49 TL tutarındaki cari hesap bakiye alacağını 31.12.2023 tarihi itibariyle 320. Satıcılar hesabına virmanladığı, 01.04 2024 tarihli yevmiye kaydında borç kaydı yapılarak 320. kodlu hesaptaki borcu azaltıldığı, bu bağlamda davacının 320. Satıcılar hesabında takip tarihi (06.08.2025) itibariyle davalıya 273.872,58 TL cari hesap bakiye borçlu olduğunun tespit edildiği, davalının ticari defterleri incelendiğinde, tüm işlemlerin 120 hesap kodu altında kayda alındığı, bu işlemler neticesinde davalının faturalardan kaynaklı takip tarihi (06.08.2025) itibariyle davacıdan 917.277,69 TL tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu, taraflar arasındaki cari hesap farklılığının, davacı tarafından davalı adına düzenlenen .... İcra Dairesi’nin 2025/... E. sayılı dosyasına konu edilen; davacı tarafından düzenlenmiş 7 adet toplam 643.549,20 TL tutarlı faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığından kaynaklandığının tespit edildiği ayrıca taraflar arasında düzenlenen 22.07.2024 tarihli Cari Hesap Mutabakatı incelendiğinde, davacı şirket tarafından 30.06.2024 tarihi itibariyle davalı yana 504.817,85 TL tutarında borçlu olunduğu hususunda bildirimde bulunulduğu, söz konusu bildirimin davacı tarafça “Mutabıkız” ibaresi üzerine kaşe ve imza atılmak suretiyle tasdik edildiği, buna karşılık, mutabakat tarihi itibariyle davacının kendi ticari defterleri incelendiğinde, 320 nolu hesapta davalıdan 1.341.754,98 TL tutarında cari hesap alacaklı olarak kayıt bulunduğu, davacı ticari defter kayıtlarının mutabakat belgesi ile uyum göstermediği, davalının incelenen ticari defterlerinde ise mutabakat tarihi itibariyle cari hesap bakiyesinin mutabakat belgesinde yer alan tutar ile birebir uyumlu olduğu, düzenlenen cari hesap mutabakatının 22.07.2024 tarihli olduğu, iadeye ilişkin 7 adet faturanın en yakın tarihlisinin 17.05.2024 tarihli olduğu, mutabakatın bu faturalardan sonra düzenlenerek davacı tarafından onaylandığı görülmekle davacının borçlu olmadığını ispat edemediği ancak asıl alacağa işletilen faiz yönünden mutabakat düzenlenmesi, alacağın hesap ekstresine dayanması sebebi ile davacının temerrüde düşürüldüğüne dair ispata yarar bir delil sunulmadığından davacının işlemiş faiz yönünden borçlu olmadığı tespit edilmiş ve davacının kötüniyetli olduğuna dair ispata yarar bir delil sunulmadığı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine ve davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (kabul oranı: % 0,94) HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın Kısmen KABULÜ ile; 1-).... İcra Müdürlüğünün 2025/... esas sayılı takip dosyasındaki toplam 925.941,57-TL alacağın 8.663,88TL'lik işlemiş faiz alacağı yönünden davacının, davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, davacının fazlaya ilişkin isteminin REDDİNE, 2-) Davacının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince 732,00TL nispi karar harcının yatırılan 15.812,77TL harçtan mahsubu ile artan 15.080,77TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00TL'nin 43,24TL sinin davalıdan, 4.556,76TL sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine, 5-Davacı tarafça yatırılan 732,00TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 6-Davacı taraf yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 8.663,88TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan toplam 7.075,00TL yargılama giderinin kabul oranına göre 66,50TL sinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, artan kısmının üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 143.591,65TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 9-Davalı tarafından yapılan toplam 45,00TL yargılama giderinin ret oranına göre 44,57TL sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, artan kısmının üzerinde bırakılmasına, 10-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.15/05/2026

Katip ...

Hakim ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/201, K. 2026/374, T. 15.05.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-201-e-2026-374-k-6bca8ce0ea60