İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/843 E. 2026/469 K. – whatsapp kayıtları da
Konu: whatsapp kayıtları da hukuka aykırı delil olduğundan
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/843
- Karar No
- 2026/469
- Karar Tarihi
- Konu
- whatsapp kayıtları da hukuka aykırı delil olduğundan
T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/843 Esas KARAR NO : 2026/469 DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/10/2025 KARAR TARİHİ : 11/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin diş hekimliği hizmeti verdiğini, davalı şirketin ise sağlık turizmi yaptığını, taraflar arasındaki anlaşma gereğince 2024 yılı ... ayı başından beri davalı şirket yurt dışından getirmiş olduğu hastaların ağız ve diş sağlığı tedavilerini müvekkiline yaptırmakta ve daha sonrasında yaptırmış olduğu tedavilerin bedellerini müvekkili şirketin hesabına ödediğini, müvekkiline çok sayıda hasta getirmiş olan ve müvekkili şirkete yüklü miktarda ödeme yapmış olan davalı şirket bakiye ... .-TL'lik borcunu ödemediğini, davaya konu bakiye alacağın ödenmesi için müvekkilinin tüm şifahi istemleri de sonuçsuz kalmış olduğu gibi ... tarihinde davalının kayıtlı e-posta adresine (KEP) gönderilen ihtarnameden de sonuç alınamadığını, bunun üzerine müvekkili tarafından alacağın tahsili için davalı aleyhine Antalya Genel İcra Mü inün ..../... ... E. sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, ancak davalı taraf borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, bu nedenlen icra takibine yapılan itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının bazı faturalar sunduğunu ve bu faturalar kapsamında alacağı olduğu iddiasında bulunduğunu, lakin davacı işbu faturalara itiraz edilip, edilmediğini söylemediğini, bununda yanı sıra davacının dava dilekçesinde malların teslimine ilişkin bir sevk irsaliyesi ya da "irsaliye yerine geçer" ibaresi de bulunmadığını, davacının dava dilekçesinin ekinde sunmadığı delilleri sonradan sunması, iddianın genişletilmesi yasağının ihlali olup, aynı zamanda davacının 3. Kişi ile olan konuşmaları müvekkili aleyhine delil olarak kabul edilemeyeceğini, davacının ispata delil olarak değindiği faturaların müvekkiline teslim edildiğine ilişkin bir fatura sunmadığından ve üçüncü kişiler ile arasındaki whatsapp kayıtları da hukuka aykırı delil olduğundan davasının ispatlayamadığından davanın reddini, yine davacının faturadaki irsaliye yerine geçer beyanı, faturanın malın teslimi zamanında düzenlendiğine dair bir ibare de bulunmadığından, işbu beyana göre irsaliye olarak kabul edilemeyeceği sabit olup, dosyada başkaca sevk irsaliyesi bulunmadığından, davacının malı teslim ettiği ve buna ilişkin usul ve yasaya uygun irsaliye düzenlemediğinden de davanın reddine karar verilmesini talep ve cevap vermiştir. Antalya Genel İcra Dairesinin ... /.... esas sayılı dosyasının uyaptan incelenmesinde; alacaklının ..., borçlunun ... olup asıl alacağın (takip çıkışının) ... -TL olduğu görülmüştür. Mali Müşavir Bilirkişisinin ... tarihli raporunda özetle; Taraflar arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğu ve takip/dava konusu alacağın dayanağı olan faturaların elektronik ortamda davalı şirkete teslim edildiği, davacı ticari defterlerine göre, taraflar arasındaki ticari ilişkiye gereğince davalı şirket adına borç kaydedilen faturalara istinaden takip tarihi itibariyle davacı şirketin bakiye ... -TL tutarında davalı şirketten asıl alacağının olduğu, ancak davacı şirket icra takip talebinde ... -TL tutarında asıl alacak talep ettiği rapor edilmiştir. Davacı vekilinin ... tarihli ıslah dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... -TL tutarındaki bakiye alacağın tahsili için, ... tarihinde, davalı borçlu aleyhinde Antalya Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıklarını, işbu icra takibine davalı şirketin haksız olarak itiraz ederek takibi durdurması üzerine, davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazın .. .-TL'lik kısmının iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ettiklerini ancak işbu talebi ıslah ederek artırmak suretiyle ... -TL'ye çıkarıp, eksik harcı tamamladıklarını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın ve ıslah taleplerinin kabulü ile davalının Antalya Genel İcra Dairesinin ... /... Esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın ... -TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin devamını, davalının, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini talep etmiştir. Dava; davacının fatura alacağından dolayı davalı aleyhine Antalya Genel İcra Dairesinin .../... Esas sayılı dosyası ile giriştiği ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali talebine yöneliktir. İtirazın iptali davası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 67.maddesinde düzenlenmiş olup, “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare: 02/07/2012- 6352 S.K./11. md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir" hükmü öngörülmüştür. Bu hüküm uyarınca, alacaklının kötüniyet tazminatına mahkûm edilebilmesi için takibin haksız ve kötü niyetle yapılmış olması gerekir. Yargıtay uygulamasına ve öğretiye göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötü niyetli kabul edilir. Örneğin, alacağı kendisine tamamen ödenmesine rağmen icra takibine girişen, kefil hakkında kefalet limitinin üzerindeki bir miktar için takip yapan, vadeden önce icra takibine girişen veya kredi sözleşmesinde imzasının bulunmadığı kendisine bildirilen bankanın gerekli incelemeyi yapmaksızın icra takibi başlatması durumlarında alacaklı, İİK’nun 67.maddesi anlamında kötüniyetli sayılmalıdır. (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2. baskı, Ankara 2013, s. 258) Dava açılmadan önce davacı tarafça davalı aleyhine arabuluculuk başvurusunda bulunulduğu ve arabuluculuk son tutanağının dosyaya sunulduğu anlaşılmıştır. Davacı şirket diş hekimliği hizmeti vermektedir. Davalı şirket ise sağlık turizmi yapmaktadır. Taraflar arasındaki anlaşma gereğince, 2024 yılı mayıs ayı başından beri, davalı şirket yurt dışından getirmiş olduğu hastaların ağız ve diş sağlığı tedavilerini davacıya yaptırmakta ve daha sonrasında yaptırmış olduğu tedavilerin bedellerini davacı şirketin hesabına ödemektedir. Davacıya çok sayıda hasta getirmiş olan ve davacı şirkete yüklü miktarda ödeme yapmış olan davalı şirketin, bakiye ... TL'lik borcunu ödemediği iddiası ile ... tarihinde davalının kayıtlı e-posta adresine (KEP) gönderilen ihtarname gönderilmiş fakat sonuç alınamamıştır. Bunun üzerine davacı tarafından alacağın tahsili için davalı aleyhine Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... /... E. sayılı dosyası ile icra takibi yapılmış, ancak; davalı borca itiraz ederek takibi durdurmuştur. İşbu davanın, davalının itirazı üzerine duran takibin devamı amacıyla, yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. İİK'nın 67.maddesi uyarınca itirazın iptali davası açmak için, borçlunun itirazının alacaklıya ya da vekiline tebliğinden itibaren 1 yıl içerisinde açılması için hak düşürücü süre öngörülmüştür. Somut davada davalının itirazı davacı vekiline tebliğ edilmemiş olmakla hak düşürücü sürenin işlemeye başlamadığı anlaşıldığından davanın süresinde açıldığı kabul edilerek esastan incelenmesine geçilmiştir. Taraflar arasında bir ticari ilişkinin bulunduğu, davacının davalı aleyhine başlattığı ilamsız icra takibinin davalının borca itirazı ile durduğu, davacı tarafça davalının icra takibine vaki itirazının iptali istemiyle eldeki davanın açıldığı, davalı tarafın icra dosyasında borçlu olmadıklarından bahisle asıl borca ve ferilerine itiraz ettiği, davacı tarafın dava konusu döneme ilişkin ticari defter ve belgelerini defter inceleme günü Mahkememize ibraz ettiği, Davacı tarafça ibraz edilen dava konusu döneme ilişkin ticari defter ve belgeler üzerinde yapılan inceleme sonucunda mali müşavir bilirkişi tarafından tanzim edilen ... tarihli bilirkişi raporunda, taraflar arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğu ve takip/dava konusu alacağın dayanağı olan faturaların elektronik ortamda davalı şirkete teslim edildiği, davacı ticari defterlerine göre, taraflar arasındaki ticari ilişkiye gereğince davalı şirket adına borç kaydedilen faturalara istinaden takip tarihi itibariyle davacı şirketin bakiye ... .-TL tutarında davalı şirketten asıl alacağının olduğu, ancak davacı şirket icra takip talebinde ... .-TL. tutarında asıl alacak talep ettiği, davacı tarafından, davalı tarafı borcu olduğuna dair bu kanun hükmü gereğince temerrüde düşürdüğüne dair dava dosyasına tevsik edici bir belge ibraz edilmediği, bu bilgiler karşısında, davacı tarafın takip tarihinden önce faiz talep etmesinin yerinde olmadığı hususları tespit edilmiştir. Davacı tarafça itirazın iptali davası açılırken kısmi olarak açılmış daha sonra ise dava değeri ... -TL olarak ıslah etmiş ve takip talebinde istenilen takip öncesi işlemiş faiz alacağı olmaksızın takibin asıl alacak ... -TL üzerinden devamını talep etmiştir. Davalı taraf söz konusu ıslah talebine iki hususta itiraz etmekte olup itirazların incelenmesinde; Davalının itirazın iptali davasında takip ile sıkı sıkıya bağlılık nedeni ile takip dayanağı alacağın ıslah yolu ile artırılmasının mümkün olmadığını belirtmiş ve buna dayanarak olarak da Yargıtay ... .HD'snin ... /... ... /... sayılı kararına dayanmıştır. Söz konusu Yargıtay kararında "Davacı eseri eksiksiz ve ayıpsız yaptığını, takibe konu fatura bedelinin ödenmediğini iddia etmekte, davalı ise takip ve dava konusu fatura bedelinin, davacı şirket banka hesabına ve davacı şirket yetkilisine elden ödendiğini savunmaktadır. Davacı yüklenici eser sözleşmesi nedeni ile takibe konu ... /... döneminde ... tarih, ... sıra numaralı, ... .-TL bedelli faturayı düzenlemiştir. Tarafların ticari defterinde yapılan incelemede alacağa konu edilen faturanın tarafların ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu, tarafların vergi dairesine BA ve BS formu ile bildirimde bulunduğu, alacak borç bakiyesinin, ... .-TL olduğu belirlenmiştir. Davalı tarafça ... tarih, ... .-TL tutarlı, ... tarih, ... .-TL tutarlı, ... tarih, ... .-TL tutarlı olmak üzere toplam ... TL davacı şirket temsilcisinin imzasını taşıyan tahsilat makbuzlarına göre davacıya ödeme yapılmıştır. Tarafların defterlerinde kayıtlı olmayan bu ödemeler davacı tarafından inkar olunmamıştır. İtirazın iptali davalarında takiple sıkı sıkıya bağlılık ilkesi gereği takip dayanağı ıslah yoluyla dahi değiştirilemez. Dava itirazın iptali istemine ilişkin olup, davacının ıslahı yeni bir talep eklenmesi niteliğinde olup, takip dayanağı ıslah yoluyla değiştirilmesi mümkün değildir. (Aynı yönde; Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, ... tarih, .. /.. Esas, ... /... Karar sayılı ilamı) Ayrıca, 6098 sayılı TBK’nın 102. maddesine göre, kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödemenin muaccel bir borç için yapılmış sayılacağı hükmü düzenlenmiştir. Bu nedenlerle, takip dayanağı fatura ile sınırlı olarak inceleme yapılmayarak davalı tarafça yapılan ödemelerin TBK’nın 102. maddesi gereği, takip konusu edilen ve daha önce muaccel olan ... tarihli fatura için yapılmış olduğu değerlendirilerek davalı tarafça tahsilat makbuzları ile davacı şirket yetkilisine yapılan ... .-TL'lik ödemenin borçtan mahsubu sonucunda, takip ve dava konusu fatura nedeniyle davacının alacağı bulunmadığı, Eldeki davada, davacı tarafların kabulünde olan eser sözleşmesi sebebiyle bakiye alacağı sebebiyle davalı hakkında dava ve takibe girişmiş olmasına göre takipte haksız ise de kötüniyetli olduğundan söz edilemeyeceği’’ gerekçesi ile incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas bakımından hukuka uygun olduğu belirtilerek taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir." denilmek sureti ile takip talebinde yer almayan ancak sonradan yargılama sırasında tespit edilen başka bir alacak kaleminin davayı ıslah ederek itirazın iptali davasına konu edilemeyeceği açıkça belirtilmiştir. Davamızda ise takip talebi incelendiğinde alacağın kaynağının cari hesaptan kaynaklandığı ve alacağın da ... - TL olduğu yer almaktadır. Mahkememizce de yargılama da taraflar arasındaki cari hesap alacağının miktarı yönünde araştırma yapılmış ve incelenen ticari defterde alacağın ... -TL olduğu tespit edilmiş davacı da bedel yönünden davasının ıslah etmiş olup, tespit edilen bu alacak miktarında takibe konu olmayan başkaca alacaklar dahil edilmemiştir. Söz konusu Yargıtay kararı takip talebinde fatura alacağına dayanan davacının yargılama sırasında farklı bir kalemden kaynaklanan alacağının tespit edilmesi durumunda ıslah yolu ile takip talebine ekleme yapılamayacağı belirtilmektedir. Bunun yanında ıslah edilen dava değeri de takip talebinde istenen alacak miktarı ile aynıdır. Ayrıca davacının kısmi dava açmasında da HMK'nın kısmi davayı düzenleyen 109.maddesinin ikinci fıkrası da ... tarih ve 6644/4 Sayılı Kanun ile iptal edilmiş olduğundan usule aykırılık bulunmadığından bu yöndeki itirazlar yerinde değildir. Davalı yine ıslah edilen miktarın zamanaşınına uğradığını iddia etmişse de; Taraflar arasındaki hukuki ilişkinin sözleşmeden kaynaklanması takip tarihi olan ... tarihi ile icra dosyasına sunulan itiraz dilekçesinde de zamanaşımı itirazı bulunmadığı dikkate alındığında, takip açılması ile zamanaşının kesilmiş olduğu da gözetildiğinde TBK'nın 125 maddesindeki 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmamış olmakla bu itiraz da yerinde görülmemiştir. Taraflara ticari defter ve belgeleri mahkemeye sunmaları için kesin süre verilmiş davalı tarafından ticari defterler sunulmadığından dolayı inceleme sadece davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılmıştır. Ticari davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde) yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği, diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılayacağı ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Yazılan müzekkerelere verilen cevaplar, aldırılan bilirkişi raporu, icra takip dosyası, fatura ve dekontlar ile tüm dosya kapsamı birlikte göz önünde bulundurulduğunda; Ticari defterlerin kesin delil niteliğinde olduğu, davacı tarafça ibraz edilen dava konusu döneme ilişkin ticari defter ve belgeler üzerinde yapılan inceleme sonucunda mali müşavir bilirkişi tarafından tanzim edilen ... tarihli bilirkişi raporunda, taraflar arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğu ve takip/dava konusu alacağın dayanağı olan faturaların elektronik ortamda davalı şirkete teslim edildiği, davacı ticari defterlerine göre, taraflar arasındaki ticari ilişkiye gereğince davalı şirket adına borç kaydedilen faturalara istinaden takip tarihi itibariyle davacı şirketin bakiye ... .-TL tutarında davalı şirketten asıl alacağının olduğunun tespit edildiğinin bildirildiği, davalının ticari defterlerini ibraz etmemiş olması nedeni ile HMK 222/5 maddesi gereğince davacının usulüne uygun olarak tutulan defterleri dikkate alınmış, ancak davacı şirketin, icra takip talebinde ... .-TL. tutarında asıl alacak talep ettiği, davacı tarafın sunmuş olduğu ıslah dilekçesi ile takip öncesi faiz talebi olmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmiştir. İcra İnkar tazminatı açısından ise; 2004 Sayılı İcrave İflas Kanunun 67/2 maddesi uyarınca İcra inkar tazminatına hükmedilmesi için öncelikle usulüne uygun olarak geçerli bir icra takibinin yapılması, borçlunun süresi içerinde ödeme emrine itiraz etmesi, itirazın iptali davasının 1 yıllık süre içerisinde açılması ve borçlunun haksızlığına karar verilmesi gerekir. Dosya kapsamında geçerli bir icra takibinin bulunduğu, 7 günlük itiraz süresi içerisinde davalının ödeme emrine itiraz etmiş olduğu ve yine itirazın iptali davasının 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. Borçlunun haksızlığından kasıt ise alacak miktarının likit yani belirlenebilir olmasıdır. Borçlu şayet alacak miktarını belirlemek için bütün unsurları biliyor ise alacak likit sayılır. Ayrıca borçlunun icra takibine kötü niyetle itiraz etmesi şartı kanunda aranmamıştır. Somut davada alacağın faturalardan kaynaklandığı dikkate alınarak alacağın likit olduğu kanaatine varılmakla icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davanın KABULÜ ile ; -Davalının Antalya Genel İcra Dairesi ... /... esas sayılı takip dosyasındaki itirazının asıl alacak ...-TL yönünden iptali ile TAKİBİN DEVAMINA, -Asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanmasına, takip öncesi işlemiş faiz alacağı talebinin reddine, -Fazlaya dair hakların saklı tutulmasına, 2-Dava konusu alacak likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20’si ... TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam ...-TL harçtan daha önceden ödenen toplam ...-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan ...-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T. göre hesaplanan ...-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan; ...-TL Başvuru Harcı, ...-TL Peşin Harcı, ....-TL Islah harcı, ...-TL Tebligat, Posta, Bilirkişi ve diğer masraflar, olmak üzere toplam ...-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Arabuluculuğa ilişkin dava şartı nedeni ile kamu tarafından yapılan ...-TL yargılama giderinin 6325 sayılı HUAK'nın 18/A-13. maddesi gereği davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 7-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen kararın gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/06/2026
Başkan ... ¸ e-imzalıdır Üye ... ¸ e-imzalıdır Üye ... ¸ e-imzalıdır Katip ... ¸ e-imzalıdır