İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/305 E. 2026/522 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/305
Karar No
2026/522
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/305 Esas KARAR NO : 2026/522 Karar

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/07/2024 KARAR TARİHİ : 10/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... AŞ'ye ait, davalı ...'nın idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken müvekkiline ait ... plakalı araca çarpması sonucunda meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası sonucunda araçta 231.727,44 TL hasar oluştuğunu olduğunu, dosyada mevcut Kaza Tespit Tutanağı ve davacının yaralanmasına ilişkin belgeler dikkate alındığında ihtiyati hacze karar verilebilmesi için gerekli yaklaşık ispat şartının gerçekleştiğini, davalı şirkete kayıtlı ... plakalı araç üzerine ihtiyati haciz şerhi konulmasını, aracın devredilmiş olması halinde davalılar adına kayıtlı menkul ve gayrimenkuller ile banka hesapları üzerine haciz konulmasını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10 TL araç mahrumiyet bedelinin haksız fiilin gerçekleştiği 18/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı ...Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; trafik kazası nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların giderilmesi talebine ilişkin olup, dava konusunun para alacağı olması, ayna ilişkin olmaması, HMK 389 ve devamı maddeleri uyarınca ihtiyat-i haczin ancak dava konusu üzerine konulabileceği sebebiyle ihtiyat-i haciz kararının kaldırılması gerektiğini, bilindiği üzere müvekkil şirket bandırmanın önde gelen şirketlerinden olup ulusal ve uluslararası birçok önemli işe imza attığını, şirketin tanınırlığı, güvenirliliği ve ticari hacmi düşünüldüğünde verilen bu ihtiyati haciz kararı müvekkil şirketin ticari hayatını zedeleyen ve onu zor durumda bırakan bir karar olduğunu, şirketin aracına konulacak olan ihtiyati haciz uluslararası yük taşımacılığı yapılması sebebiyle aracı kullanılamaz hale getirecek olup şirketimizin uğrayacağı zarara ilişkin ise herhangi bir teminat alınmaması hakkaniyete uygun düşmediğin, hukuki mesnetten yoksun davanın öncelikle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise; müvekkil yönünden davanın esastan reddine, her türlü yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6100 sayılı hmk'nin 329. maddesi gereği; hiçbir hakkı olmadığı halde dava açan davacının, yargılama giderlerinden başka, diğer tarafın müvekkille arasında kararlaştırılan vekâlet ücretinin tamamını veyahut bir kısmını ödemesi gerektiğine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın limited şirket, davalı yanın ise anonim şirket olduğu; kazaya konu iki aracın da şirket araçları olduğu ve şirket ile ilgili işlerin görülmesi esnasında kazanın gerçekleşmesi de dikkate alındığında her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili husus olduğu ve bu sebeplerle işbu davada görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu sabit olduğunu, dolayısıyla mahkemece davacı yanca ikame edilen işbu dava görevsiz mahkemede açıldığını, görevli mahkeme; İstanbul Asliye Ticaret mahkemesi olduğunu, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın öncelikle görev yönünden reddine, mahkeme aksi kanaate hasıl olması durumunda ise davanın esastan reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana yüklenmesine, karar verilmesini talep etmiştir. ... 7. Asliye Hukuk Mahkemesi 27/01/2026 tarih, ... Esas-... Karar sayılı ilamı ile görevsizlik kararı verilmiş ve Mahkememizin 2026/305 Esas sırasına kaydı yapılarak açık yargılamaya devam olunmuştur. Davacı vekili bedel arttırım dilekçesi ile, tüm dava ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10,00-TL araç mahrumiyet bedeli/ticari kazanç kaybı tazminat talepli açılan davayı 30.000,00-TL olarak arttırdığını beyan etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava meydana gelen trafik kazası sebebiyle davacının davalılardan araç mahrumiyet bedeli tazminatı talebine ilişkin maddi tazminat davasıdır. Huzurdaki davada davacı taraf, davalı ... AŞ'ye ait, davalı ...'nın idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken davacıya ait ... plakalı araca çarpması sonucunda meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası sonucunda araçta 231.727,44 TL hasar oluştuğunu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10 TL araç mahrumiyet bedelinin haksız fiilin gerçekleştiği 18/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar davanın reddini talep etmiştir. Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır. Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Somut olayda davacı taraf meydana gelen kazada davalı ar aç sürücüsünün kusurlu olduğunu, kaza sebebiyle aracını kullanamaması sebebiyle maddi zararının olduğunu ispatlamak durumundadır. Dosya ... 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin ...E ...K sayılı kararı ile mahkememize görevsizlik kararı ile gönderilmiş olup, asliye hukuk mahkemesince alınan bilirkişi raporunda; ... plakalı çekicinin (davalı) sürücüsü ...” nın dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde % 100 oranında (tam ve asli olarak) kusurlu olduğu, ... plakalı (davacıya ait olan) aracın sürücüsü (dava dışı) ...” ın dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde kendisine atfi kabil herhangi bir kusurunun bulunmadığı, Dava konusu trafik kazası sonucunda ... plakalı 2017 model yıllı ... marka ... tipi minibüste oluşan hasarın onarım bedelinin (kaza tarihi civarı itibarıyla) toplam 225.874,46- TL olduğu dava konusu ... plakalı 2017 model yıllı ... marka ... tipi minibüsün 15 gün sürebileceği takdir edilen kazadaki hasarlarının onarımı süresi boyunca oluşabilecek olan araç mahrumiyet bedelinin kaza tarihi itibariyle toplam olarak 30.000 TL (15 gün x 2.000 TL/gün) olduğu yönünde rapor ibraz etmiştir. Asliye hukuk mahkemesinde davacı taraf bedel artırım dilekçesi ile dava bedelini 30.000,00 TL'ye artırmıştır. Araç mahrumiyet bedeli, meydana gelen trafik kazasında kusursuz olarak aracını kullanamaması sebebiyle zarara uğrayan araç sahibinin kusurlu olan taraftan uğradığı zararları tazmin etmek amacıyla talep ettiği tazminattır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 29.09.2022 tarihli ve .... E. ...K. sayılı kararı uyarınca araç kazalarında tamir sürecinde araç kiralanmasa ve kiralama faturası sunulmasa bile kusurlu taraf aleyhine araç mahrumiyeti tazminatına hükmedilmesi gerekir : “Kural olarak haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 50’nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacı tarafından araç kiraladığına dair belge veya ödeme belgeleri sunulmasa da hakim zararı belirleyebilir. Bu durumda mahkemece, davacı aracında oluşan hasarın niteliğine göre makul tamir süresinin belirlenmesi, ihtiyaçları için aracı kullanamamaktan doğan ve bu süre içinde davacının (ikame araç) ödemesi gereken bedelin ne olacağı konularında alınan bilirkişi raporuna göre davacının araç mahrumiyet bedeli talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.” Dosyaya görevsizlik kararı öncesi asliye hukuk mahkemesine sunulan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davalı sürücü ...” nın kazanın oluşumunda %100 oranında kusurlu olduğu, diğer davalı şirketin ise araç maliki olduğu ve işleten sıfatına haiz olması nedeniyle meydana gelen zarardan müteselsilen sorumlu olduğu, bilirkişi raporuna göre davacı aracın makul tamir süresinin15 gün olduğu ve kazadaki hasarlarının onarımı süresi boyunca oluşabilecek olan araç mahrumiyet bedelinin kaza tarihi itibariyle toplam olarak 30.000 TL (15 gün x 2.000 TL/gün) olduğunun rapor edilmesi karşısında davanın kabulü ile 30.000,00TL araç mahrumiyet bedeli tazminatının 18/11/2023 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile 30.000,00TL araç mahrumiyet bedeli tazminatının 18/11/2023 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 2.049,30 TL karar harcından peşin alınan 427,60TL ve 512,33TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 1.109,37 TL'nin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 427,60TL başvurma harcı, 427,60TL peşin harç ve 512,33TL tamamlama harç bedelinin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan; posta, tebligat müzekkere ve bilirkişi ücretlerinden oluşan toplam 5.723,00TL yargılama giderinin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, 5-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 30.000,00TL vekalet ücretinin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, 6-Arabuluculuk ücreti olan 6.400,00TL bedelin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsil edilerek Hazineye irat kaydına, 7-Bakiye gider avansının HMK 333 maddesi uyarınca yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı diğer tarafların yokluğunda tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 10/06/2026

Katip e-imzalıdır

Hakim e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/305, K. 2026/522, T. 10.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-305-e-2026-522-k-cb9c1056ae16