Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/256 E. 2026/996 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/256
- Karar No
- 2026/996
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/256 - 2026/996 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/256 KARAR NO : 2026/996 KARAR TARİHİ : 12/06/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/06/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVA TARİHİ : 13/01/2025 KARAR TARİHİ : 11/12/2025 NUMARASI : 2025/15 Esas - 2025/715 Karar
DAVACI / KARŞI DAVALI: ÖZAKSAN MÜHENDİSLİK ÇELİK İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ...
DAVALI / KARŞI DAVACI : ERAN MÜHENDİSLİK PROJE ENDÜSTRİYEL İNŞAAT TESİSAT MONTAJ NAKLİYE SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ...
ASIL VE KARŞI DAVA : Eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak HÜKÜM : Davacı-karşı dava davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi Davalı-karşı dava davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddi İSTİNAF EDEN : Taraf vekilleri
Taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davaları nedeniyle yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince, asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesinin kararı taraf vekilleri tarafından istinaf edilmekle; kesinlik, süre, istinaf şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Üye Hakim tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı karşı dava davalı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 01.01.2016 tarihli sözleşme akdedildiğini, sözleşme ve devamı işler uyarınca taraflar arasında bulunan ticari bir ilişki neticesinde müvekkili şirket bu sözleşme ve devamı işler/edimler/hizmetler uyarınca üzerine düşen edimleri tam ve süresinde eksiksiz olarak yerine getirdiğini, yapılan iş ve gerçekleştirilen hizmetler neticesinde müvekkili şirket tarafından davalı şirkete faturalar kesildiğini, taraflar arasındaki cari hesaba göre farklı tarihlerde ödemeler yapıldığını, davalı şirket üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyerek, ödemesi gereken müvekkilin alacacağını/hak edişini, cari hesap tablosunda görülen alacağını hak ediş tarihlerinden itibaren ödemediğini, cari hesap tablosu ve ticari defterler incelendiğinde görülecektir ki davalı şirket müvekkil şirkete borçlu konumda olduğunu, davalı şirket taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında ödeme yerine geçmek üzere müvekkil şirkete çekler verildiğini, geçen süreçte de davalı şirket müvekkili şirket lehine işler, hizmetler yaptıkça veya müvekkili şirket davalı şirketten ürün satın aldıkça bu çekler bu iş ve hizmetlerin karşılğı olarak davalı şirkete iade edildiğini, verilen çeklerde ödeme günü geçenler ise davalı şirketin 2019 yılında Konkordato sürecine girmiş olması nedeniyle icra takibine konu edilemediğini, Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/237 E. Sayılı dosyası ile davalı tarafın konkordato dosyasının 26.01.2023 tarihinde düzenlenen kesinleşme şerhi ile konkordato süreci sona erdiğini, konkordato sürecinden sonra da davalı şirket tarafından müvekkil şirkete verilen çekler karşılıksız çıkmış ve ödeme alınamadığını, söz konusu çekler için davalı şirket arasındaki ticari ilişkinin bozulmaması adına davalı şirketin çeklerin bedellerini ödemesi beklendiğini, ancak bu ödemelerin gerçekleşmediğini, vekil edeni şirket davalı şirkete davalı şirketin talebi doğrultusunda işler yaptığını, bu işler karşılığında da müvekkili davalı şirket tarafından verilen çekleri davalı şirkete iade ettiğini, çeklerin bedellerinin ödenmemiş olması sebebiyle de müvekkili şirket davalı taraftan bakiye cari olarak 1.015.279,41-TL alacaklı olmasına rağmen bugüne kadar bu bedel ödenmediğini, müvekkil şirket davalı şirketten ödeme beklerken 29.08.2024 tarihinde davalı şirket ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., .... numaralı çeklerin bedelleri ödendiğinden çeklerin bedelsiz olduğu iddiasıyla çeklerin kendilerine iade edilmesini ihtar ettiğini, ancak söz konusu ihtarnamede belirtilen çeklerin bedelleri müvekkiline ödenmemiş olduğundan talep edilen çekler davalı tarafa iade edilmediğini, bu tarihten sonra taraflar arasındaki ticari ilişkinin sürdürülemez olduğunundan cari hesap alacağını tahsil edebilmek adına 07.10.2024 tarihinde cari hesap alacağını davalı tarafa ihtar ettiğini belirterek fazlaya ilişkin talep, dava ve ıslah haklarımız saklı kalmak kaydıyla; haklı davamızın kabulüne, şimdilik 1.015.279,41-TL alacağın müvekkil şirketin hak ediş tarihlerinden itibaren işlemiş ve işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı karşı dava davacı vekili karşı dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı şirketlerin çelik konstrüksiyon imalat ve montaj işleri yaptıklarını, taraflar arasında 2016 yılından bu tarafa yapılan bir çok ticari ve hukuki işlem bulunduğunu, taraflar arasında akt edilen farklı sözleşmeler ve yapılan işler uyarınca taraflar arasında Cari Hesap İlişkisi kurulduğunu, 24.09.2020 tarihinde akt edilen "Eser Sözleşmesi" uyarınca Eran Mühendislik , "ofoq Al Iraq For Foodstuff And Detergent Llc nin construction of factory buildings, utility block and other infrastructure works sözleşmesi kapsamında Özaksan'ın yükümlülüğünde bulunan bir kısım çelik konstrüksiyon yapım işlerini yükümlendiğini, yine Eran Mühendislik, Özaksan Mühendislik tarafından asıl işveren Ford Otosan'a taahhüt edilmiş olan "Ford Otosan Fiktif Binası Uzay Aşık, Çatı Makasları, Çaprazlar ve Cephe Çelik İmalatlarının yapım işlerini yükümlendiğini, 02.02.2019 tarihli makina kiralama sözleşmesi uyarınca Eran tarafından "Akyapak 3ADM 10 Eksen 3Spindle CNC Delik Delme Hattı Seri No:ADM3 ..." makina Özaksan'a kiralandığını, buna karşın Özaksan bu dönemde tahakkuk etmiş olan kira bedellerini de ödemediğini, kira akdinin devamında da aynı makina 08.11.2022 tarihinde 944.000.-TL bedele Özaksan'a satıldığını, bahsedilen işler dışında da Eran tarafından Özaksan adına yapılan bir çok iş bulunduğunu, yapılan bu işlere ilişkin düzenlenen fatura ve irsaliyeler de şirket kayıtlarında bulunduğunu, taraflar arasında kurulan cari hesap ilişkisi kapsamında 2016 yılından bu tarafa tarafların birbirlerine karşılıklı ödemeleri ve kambiyo alışverişi bulunduğunu, yapılan ödeme ve kambiyo teslim işlemlerinin tamamı müvekkili şirket ticari defterlerine kayıtlı olup, ticari defterlere kaydedilen işlemlerin dekont ve belgeleri de şirket kayıtlarımızda mevcut bulunduğunu, Özaksan tarafça alacaklı olduğunu iddia ettiği bir çok kambiyo evrakı da cari hesap kapsamında ödemesi yapılmış olduğundan Özaksan tarafından Eran'a iade edildiğini, Eran tarafından Özaksan leyhine keşide edilmiş olan 31.05.2019 tarihli; 125.000.-TL bedelli İşbank-... nolu çek ERAN a iade edildiğini, Eran tarafından Özaksan leyhine keşide edilmiş olan 31.05.2019 tarihli 125.000.-TL bedelli İşbank-... nolu çek Özaksan'a iade edildiğini, Eran tarafından Özaksan leyhine keşide edilmiş olan 30.06.2019 tarihli 100.000.-TL bedelli Yapı Kredi-... nolu çek Özaksan'a iade edildiğini, Eran tarafından Özaksan leyhine keşide edilmiş olan 30.06.2019 tarihli 140.000.-TL bedelli Yapı Kredi-6471150 nolu çek Özaksan'a iade edildiğini, Özaksan tarafından Eran'a ödeme olarak verilmiş olan bir çok kambiyo evrakı da Eran tarafından tahsil edilmeyip Özaksan'a iade ve teslim edildiğini, Rota 16 İnşaat Turz. tarafından keşide edilmiş olan 05.11.2022 tarihli 50.000.-TL bedelli, Vakıfbank-... nolu müşterİ çeki Özaksan'a iade edildiğini, Asbay İnşaat Ltd.şti. tarafından keşide edilmiş olan 10.11.2022 tarihli 150.000.-TL bedelli, Denizbank-... nolu müşteri çeki Özaksan'a iade edildiğini, Özaksan tarafından keşide edilmiş olan 11.11.2022 tarihli 200.000.-TL bedelli, Halkbank-... nolu çeki Özaksan'a iade edildiğini, cari hesap kapsamında yapılan tüm karşılıklı ödemeler de banka kanalı ile yapıldığını, taraflar arasındaki cari hesap çalışmalarında kambiyo evrakları genel itibari ile teminat gibi kullanıldığını, kambiyo evrakları genellikle bankaya ibraz ile birebir ödenmediğini, buna mukabil karşılığı bedeller aynı cari hesap ilişkisi içerisinde ödendiğini, bedeli ödenen kambiyo evraklarının bir kısmı da bedelsiz kaldığından taraflarca karşılıklı iade edildiğini, 29.08.2024 tarihi itibari ile Eran'ın Özaksan'a bir borcu bulunmadığını, buna karşın Özaksan Eran'ın cari hesap mutabakatı istemlerini reddettiğini, bedelsiz kalan çek asıllarını da Eran'a iade etmediğini, çek asıllarının nerede kimin elinde bulunduğu bilinmediği için bir kısım çeklerin iadesi istemi ile Özaksan'a iadeli taahhütlü posta yolu ile yazı gönderildiğini, Eran'ın mutabakat ve çek iade istemlerini kabul etmeyen Özaksan ise tam tersine 7 Ekim 2024 tarihinde keşide etmiş olduğu Bursa 17. Noterliğinin ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile Eran'dan alacak talebinde bulunduğunu, yapılan cari hesap incelemesi neticesinde Eran'ın Özaksan'a ödenmemiş borcunun bulunmadığı, tam tersine mevcut cari hesap kayıtları üzerinden Eran'ın Özaksan dan 785.315,66.-TL tutarında cari hesap bakiye alacağının bulunduğunu, vekil edenince cevaben keşide edilmiş olan 17.10.2024 tarihli Ankara 63.Noterliğinin ... Yevmiye sayılı ihtarnamesi ile; fazlaya ilişkin talep, dava ve şikayet haklarının saklı kalması kaydıyla 785.315,66.-TL bedelin ticari faizi ile tahsili ve yine bedelsiz kalan çek asıllarının iadesi talep olunduğunu belirterek cari hesap bakiye alacak bedeli 785.315,66 TL'nin ihtarname tarihi olan 17.10.2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davacı karşı dava davalı vekili karşı davaya cevap dilekçesinde özetle; Davalı karşı davacı tarafın açmış olduğu hukuki dayanaktan yoksun davayı kabul etmediklerini ve bu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı karşı davacının dava dilekçesinde cari hesaplarına göre alacaklı oldukları iddiasının gerçeği yansıtmadığını, ödemesi yapılmamış çekleri hesaba katmayarak alacaklı olduğunu iddia ettiğini, asıl dava dilekçesinde de açıklandığı üzere davalı karşı davacı şirketin müvekkiline verdiği çeklerin ödemesinin yapılmadığını, buna rağmen çek asıllarının müvekkili şirketten talep edildiğini, belirtilen çeklerin ödemelerinin kendileri tarafından yapılmış gibi cari hesap kayıtlarında gösterilerek alacaklı konuma geçilmeye çalışıldığını, davalı şirketin hukuka aykırı şekilde kendilerini alacaklı konumunda göstermeye çalıştığını ve hukuki dayanaktan yoksun bu davayı ikame ettiğini, müvekkili şirketin defter kayıtlarının 2018 yılından beri e-defter sisteminde kayıtlı olduğunu ve muhasebe kayıtlarının maliyenin sistemine her ay düzenli olarak gönderilmekte olduğunu, davalı şirketin iddia ettiği üzere müvekkili şirketin bu kayıtlar üzerinde kendi isteklerine göre değişiklik yapma imkanı ve ihtimalinin söz konusu olmadığını, davalı şirketin dilekçesinde ödemesini yaptıklarını iddia ettiği ve müvekkilinden dava öncesi talep etmiş olduğu çeklerin müvekkilinde bulunmadığı iddiasına anlam verilemediğini, zira söz konusu çeklerin ödemesinin yapılmadığını, müvekkilinde bulunan çek asıllarının mahkemece gerekli görülmesi halinde mahkemeye sunulabileceğini, davalı şirketin dilekçe ekinde sunduğu faturalardan bir tanesi hariç müvekkili şirket defter sisteminde kayıtlı olduğunu, hariç olduğunu belirttikleri faturanın ek olarak sunulan görüntüde görüldüğü üzere müvekkili şirketçe reddedilen davalı şirketçe hatalı olarak kesilmiş olan fatura olduğunu, faturanın reddedildiğini gösterir muhasebe uygulamasının ekran görüntüsünü ek olarak sunduklarını, davalı karşı davacı tarafın dilekçesinde makine kiralama sözleşmesi sunduğunu ancak söz konusu kiralama sözleşmesine dair kiralama faturası sunamadığını, çünkü söz konusu kira sözleşmesinin her ne kadar imzalanmışsa da uygulanmadığını, kira sözleşmesinin imzalanmasının ardından bu sözleşme yürürlüğe girmeden uygulanmadan söz konusu makinenin davalı tarafından sunulan satış sözleşmesi ile de görüldüğü üzere müvekkili şirket tarafından satın alındığını, söz konusu aracın satın alınmasına dair ödemelerin cari hesaba göre müvekkili şirket tarafından yapıldığını, tarafların ticari defterleri incelendiğinde bu durumun ortaya çıkacağını, tüm bu nedenlerle davalı karşı davacının hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine, fazlaya ilişkin talep, dava ve ıslah hakları saklı kalmak kaydıyla haklı asıl davanın kabulüne, şimdilik 1.015.279,41-TL alacağın müvekkili şirketin hak ediş tarihlerinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı karşı dava davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı-karşı davalı Özaksan'ın açtığı davada davalı-karşı davacı Eran'dan alacaklı olduğunu iddia etmesine karşın, genel hükümler dairesinde ileri sürdüğü bu davada, alacağın kaynağını oluşturan temel ilişkiyi ortaya koyan bir delil sunamadığını, Özaksan'ın alacak iddiasının esas itibarıyla dilekçe ekinde sunduğu ve Eran'a iade ve teslim edildiği sabit olan bir kısım kambiyo evrakına dayandığını, bu iddianın hukuka aykırı nitelikte olduğu gibi maddi gerçeklikle de çeliştiğini, öncelikle tarafın, taraflar arasındaki temel borç ilişkisini ortaya koymaksızın ve alacak-borç ilişkisini kanıtlamaksızın kambiyo evrakı fotokopisi üzerinden bedel talebinin Kambiyo Hukuku temel esaslarına aykırı olduğunu, diğer taraftan çekin bir ödeme aracı olduğunu, çekle ödemesini alan bir kişinin bu bedeli çekin tahsili ile sağlayabileceğini, ayrıca çek aslı elinde bulunmayan bir kişinin çekin fotokopisi üzerinden bedel talebinde bulunmasının hukuken ve mantıken mümkün olmadığını, dilekçeler ekinde sunulan kayıtlardan Özaksan'ın bedel talebinde bulunduğu çeklerin kendi elinde olmadığını, Eran'a iade edilmiş olduğunun açık olduğunu, bu nedenle Özaksan'ın bedel talebinin hukuka aykırı ve kötü niyetli olduğunu, Özaksan'ın alacak iddiasının dilekçesi ekinde sunmuş olduğu cari hesap olarak bildirdiği bir Excel kaydına dayandırdığını, buna karşın, Özaksan'ın muhasebe biriminin daha evvelki yıllarda kayıtlı e-maillerinden paylaştıkları kendi muavin kayıtları üzerinden yapılan karşılaştırmada; Özaksan'ın dilekçesi ekinde sunmuş olduğu Excel kaydındaki verilerin yine kendilerine ait olan evvelki yıllar muavin kayıtları ile çeliştiğini, Excel kaydında bazı verilerin değiştirildiğini, dolayısıyla Özaksan'ın mali kayıtlarının düzgün olmadığının anlaşıldığını, dilekçe ekinde sunulmuş olan fatura, irsaliye, banka kayıtları ve kambiyo kayıtları ile de tevsik edilmiş olan Eran'ın cari hesap kayıtlarından da görüleceği üzere taraflar arasında kurulu bulunan cari hesap kapsamında da Özaksan'ın Eran'dan bir alacağı bulunmadığını, tam tersine Eran'ın Özaksan'dan bakiye alacağının bulunduğunu, bu durumun yapılacak bilirkişi incelemesinde de ortaya çıkacağını belirterek, haksız ve kötü niyetli davanın reddini, HMK'nın 329/1 maddesi uyarınca; davalı-karşı dava davacı Eran Mühendislik nezdinde tahakkuk eden vekalet ücretleri alacağı bulunmamasına karşın kötü niyetli olarak dava ikame eden davacı-karşı davalıdan tahsilini, HMK'nın 329/2 maddesi uyarınca davalı taraf hakkında disiplin para cezası uygulanmasını talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına göre; "...Asıl dava yönünden; Özaksan Mühendislik Çelik İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş'nin, Eran Mühendislik Proje Endüstriyel İnşaat Tesisat Montaj Nakliye Sanayi Ticaret Limited Şirketi'ne karşı ikame etmiş olduğu davanın sübut bulmadığından reddine, Karşı dava yönünden; Eran Mühendislik Proje Endüstriyel İnşaat Tesisat Montaj Nakliye Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin, Özaksan Mühendislik Çelik İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş'i aleyhine ikame ettiği davanın kısmen kabulü ile; 767.930,59 TL'nin 17/10/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte Özaksan Mühendislik Çelik İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş'den tahsili ile karşı davacı Eran Mühendislik Proje Endüstriyel İnşaat Tesisat Montaj Nakliye Sanayi Ticaret Limited Şirketi'ne ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,..." karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf isteminde bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davacı / karşı dava davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararının usul ve esas bakımından eksiklikler içerdiğini ve kanuna, içtihatlara aykırı olduğunu, 11.12.2025 tarihli duruşma zaptını imzalayan katip ile gerekçeli kararı imzalayan katibin farklı olmasının Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 56. maddesine aykırılık teşkil ettiğini, bu durumun Yargıtay içtihatlarına göre bir bozma sebebi olduğunu, dosyanın esası açısından da mahkemenin hatalı incelemeler yaptığını, müvekkili davalı karşı davacının ödenmemiş çeklerden kaynaklanan cari hesap alacağını talep ettiğini, yerel mahkemenin gerekçe kısmında çeklerin iadesinin talep edildiği konusunda uyuşmazlık olmadığını belirtmesine rağmen, çeklerin ödemelerinin yapılmamış olmasına rağmen cari hesaba işlenmesinin müvekkilinin iyi niyetini kötüye kullanma olduğunu, davalı şirketin kötü niyetli olarak ödemelerini yapmadığı çeklerin iadesini talep ettiğini, çeklerin ödemesi yapılmadığı sürece herhangi bir kağıt parçasından farkı olmadığını, davalı tarafın çeklerin bedelsiz kaldığını iddia etmesine rağmen ödeme yaptığına dair belge sunamadığını, ödemesi yapılmamış çeklerin bilirkişi tarafından incelenmeden ve hesaba katılmadan düzenlenen raporun kanuna aykırı olduğunu, bu rapora yapılan itirazlara rağmen ek rapora gönderilmeden hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda müvekkilinin elindeki ve bedeli ödenmemiş karşılıksız çeklerin cari hesaptan mahsup edildiği yönündeki tespitin hukuken ve ticari teamüller bakımından yanlış olduğunu, çeklerin muhasebeye kaydedilmesinin ödeme anlamına gelmediğini, yalnızca ticari işlemin kaydını gösterdiğini, bilirkişinin çeklerin karşılıksız kalması, ihtarnameler, banka kayıtları ve ödeme eksikliği gibi maddi unsurları değerlendirmemesinin raporu eksik ve hatalı kıldığını, Yargıtay içtihatlarının da bilirkişi raporuna yapılan itirazlar dikkate alınmadan kurulan hükmün bozmayı gerektireceğini gösterdiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini, tehir-i icra taleplerinin kabul edilerek kararın icrasının geri bırakılmasına karar verilmesini, kararın kaldırılarak yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesini, asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı / karşı dava davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Düzenlenen bilirkişi raporunda, dosyadaki belgeler ve tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde, davacı-karşı davalı Özaksan Mühendislik'in ticari defterlerine göre Eran Mühendislik'in toplam 767.930,59 TL alacaklı olduğunun, Eran Mühendislik'in ticari defterlerine göre ise Eran Mühendislik'in toplam 785.315,66 TL alacaklı olduğunun belirtildiğini, her iki ticari defterde de davalı-karşı davacı Eran Mühendislik Ltd. Şti.'nin alacaklı olduğunun tespit edildiğini, bu bakımdan davacının alacaklı olduğunu iddia eden istinaf iddialarının kendi ticari defterleri ile de örtüşmediğini, dava dosyasına sunulan çek teslim belgelerinden ve banka müzekkere cevaplarından, davacı-karşı davalının alacak talebine dayanak yaptığı çek asıllarının Özaksan elinde olmadığının, bu çeklerin bir kısmının ilgili bankalarda da ödemesinin yapılmış olduğunun, iadesi yapılan birçok çekin Eran cari hesaplarında uzun vade borç kaydına kaydedildiğinin, cari hesap üzerinden de bu borçların ödenmiş olduğunun görüldüğünü, bu hususların bilirkişi raporunda da ayrıntısıyla tevsik edildiğini, davacı-karşı davalının ibrazda bulunmadığı kambiyo evrakları üzerinden alacak talebi ve buna ilişkin istinaf itirazlarının da dosya kapsamına ve kambiyo mevzuatına açıkça aykırı olduğunu, karara mesnet alınan bilirkişi raporunda, Özaksan Mühendislik ticari defterlerine göre Eran Mühendislik'in toplam 767.930,59 TL alacaklı olduğunun, Eran Mühendislik ticari defterlerine göre ise Eran Mühendislik'in toplam 785.315,66 TL alacaklı olduğunun belirtildiğini, buna karşın iki kayıt arasında 17.385,07 TL fark olduğunun görüldüğünü, Özaksan'ın ticari defterleri incelendiğinde, aradaki bu farkın Özaksan tarafından tek taraflı olarak girilen bir kısım kayıtlardan kaynaklandığının anlaşıldığını, farkı oluşturan bu bedellerin dosyada dayanağı ve tahakkuk belgeleri bulunmadığını, bu bakımdan alacak-borcun tespiti bakımından Özaksan ticari defterlerinin dosya kapsamına ve hukuka uygun olmadığının anlaşıldığını, yerel mahkemece karşı davaları hakkında verilen kararda bu hususun eksik ve hatalı değerlendirildiğini, Özaksan ticari defterlerine göre hesaplanan 767.930,59 TL bedele hükmedildiğini, dosya kapsamında sübut eden deliller değerlendirildiğinde hükmedilmesi gereken miktarın, fatura, irsaliye ve diğer tevsik edici belgeler ile kanıtlanmış bedel olan 785.315,66 TL olması gerektiğini belirterek, davalı-karşı davalının dosya kapsamına ve hukuka uygun olmayan tüm istinaf itirazlarının reddini, yerel mahkeme kararının karşı davalarının kısmen reddi kararı bakımından ortadan kaldırılması ile asıl davanın reddini ve karşı davalarının kabulünü talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı HMK, 6098 sayılı TBK, 6102 sayılı TTK
3. Değerlendirme ve karar Asıl ve karşı dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek duruşmasız olarak yapılmıştır. İlk Derece Mahkemesince, asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekilince ayrı ayrı istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı-karşı dava davalı vekilinin karşı davada reddedilen kısma yönelik istinaf başvurusunun incelemesinde; İlk derece mahkemelerince verilen kararlar aleyhine istinaf kanun yoluna başvurulabilir. Ancak; yerel mahkeme tarafından hükmün verildiği tarih itibarı ile yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 341/2. maddesinde; "Miktar veya değeri Üçbin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir." hükmü mevcuttur. Ayrıca, 6100 sayılı HMK'nın Ek 1. maddesinin 1. fıkrasında; HMK'nın "341. maddesindeki parasal sınırın her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298'inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların bin Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz." hükmü düzenlenmiş bulunmaktadır. Öte yandan, 6763 sayılı Kanun’un 44. maddesi ile 6100 sayılı HMK’ya eklenen Ek madde 1/2 gereğince HMK'nın 341. maddesinde düzenlenen kesinlik sınırının uygulanmasında, hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı öngörülmüş olduğundan, 6763 sayılı Kanun değişikliği ile yapılan parasal sınırlar, ancak söz konusu Kanun’un yürürlüğe girdiği 02.12.2016 tarihi ve sonrasında (2017 takvim yılı başına kadar) verilen ilk derece mahkemesine ait kararlar yönünden esas alınabilecektir. Ayrıca 04.06.2025 ve 7550 sayılı Kanun’un 20. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK’nın Ek madde 1/2 gereğince HMK'nın 341. maddesinde düzenlenen kesinlik sınırının uygulanmasında, davanın açıldığı tarihteki miktarın esas alınacağı düzenlenmiş olup HMK'nın Ek 1. maddesinin 3. fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. 7550 sayılı Kanun, HMK'da daha önce değişiklik yapan çok sayıdaki kanundan farklı olarak içerdiği düzenlemelerin derdest davalarda uygulanıp uygulanamayacağı, uygulanacaksa ne şekilde uygulanacağı ile ilgili bir geçiş hükmü öngörmemiştir. Kanun yoluna başvuru hakkı kararı kanun yoluna konu olan mahkemenin nihai kararını verdiği tarihte doğar ve bu hakkın kullanılıp kullanılamayacağı da kararın verildiği tarihte geçerli olan parasal sınıra göre belirlenir. Zira aksine bir düzenleme olmadıkça usul hükümleri Resmî Gazete'de yayımlandığı tarih itibariyle derhal yürürlüğe girer ve hükmün yürürlüğe girmesinden sonra verilen kararlar için derhal uygulanır (Muhammet Özekes, Tolga Akkaya, Pekcanıtez Usul, Medeni Usul Hukuku, Cilt IV, İstanbul Mayıs 2025, 16. Bası, s.3892). 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile HMK'nın Ek 1. maddesinin 2. fıkrasında yapılan ve 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik karşısında dava tarihindeki parasal sınırların mı yoksa karar tarihindeki parasal sınırların mı esas alınacağı konusu irdelendiğinde; Mahkemece verilen karar tarihi itibariyle kanun yolu hakkının doğup doğmadığı değerlendirilmelidir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.06.2025 tarihli, 2025/9-356 esas ve 2025/386 karar sayılı ilamı) İstinaf talebine konu olan ilk derece mahkemesi tarafından verilen karar tarihinin 7550 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 04.06.2025 tarihi ve sonraki tarih olması, usul kurallarının derhal uygulanması ilkesi nedeniyle hüküm tarihinde yürürlükte olan düzenleme esas alınarak kanun yolu bakımından dava tarihindeki parasal sınırların esas alınması gerekmektedir. Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. İstinaf kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen değer dikkate alınır. Faiz, icra (inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz. Birleştirilen davalarda, istinaf sınırı her dava için ayrı ayrı belirlenir. İhtiyari dava arkadaşlığında, istinaf sınırı her dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenir. Karşılık davada, istinaf sınırı asıl dava ve karşılık dava için ayrı ayrı belirlenir. Öte yandan, Yargıtay'ın yerleşik kararlarında belirtildiği üzere, hükme karşı sadece vekalet ücreti ve/veya yargılama giderleri yönünden kanun yoluna başvurulmuş ise; kesinlik sınırı, dava değerine göre değil, istinaf edilen vekalet ücreti ve/veya yargılama giderlerinin miktarına göre belirlenir. Buna göre, ilk derece mahkemesine ait 04.06.2025 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar yönünden dava tarihi, öncesinde verilen kararlar yönünden karar tarihi; 02.12.2016 tarihinden önce ise 1.500,00 TL, 02.12.2016 tarihi ve sonrasında ise, (2017 takvim yılı başına kadar) 3.000,00 TL, 01.01.2018 ve sonrasında ise (2019 takvim yılı başına kadar) 3.560,00 TL, 2019 yılı için 4.400,00 TL, 2020 yılı için 5.390,00 TL, 2021 yılı için, 5.880,00 TL, 2022 yılı için 8.000,00 TL, 2023 yılı için 17.830,00 TL, 2024 yılı için 28.250,00 TL, 2025 yılı için 40.000,00 TL olarak uygulanacaktır. Somut olayda, istinaf talebine konu olan ilk derece mahkemesi tarafından verilen karar tarihinin 7550 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 04.06.2025 tarihinden sonraki bir tarih olması (11/12/2025) nedeniyle kanun yolu bakımından dava tarihindeki parasal sınırların esas alınması gerektiği, karşı dava davacısı tarafından 785.315,66 TL cari hesap alacağı olduğu iddiasıyla eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, karşı davanın kısmen kabulü ile 767.930,59 TL'nin 17/10/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Karşı davada, reddedilen miktar 17.385,07 TL'dir. Davacı, reddedilen kısım için istinaf talebinde bulunmuştur. Karşı davada davacı tarafından tarafından istinaf edilen değer hüküm tarihi itibariyle HMK'nın 341/2. maddesinde yazılı 2025 yılı kesinlik sınırı olan 40.000,00 TL'nin altında olduğundan, bu durumda eldeki uyuşmazlıkta verilen nihai kararın miktar itibarıyla kesin nitelikte olacağından, karşı davada davacı vekilinin kesin nitelikteki karara karşı istinaf kanun yoluna başvurma hakkı bulunmamaktadır. HMK'nın 346.maddesi gereğince kesin karara yönelik istinaf başvurusu ile ilgili ilk derece mahkemesince karar verilebileceği gibi bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar oluşturulmadan, istinaf incelemesine gönderilen dava dosyaları ile ilgili olarak aynı yasanın 352/1.maddesi gereğince istinaf mahkemesince de karar verilmesi mümkündür. Bu yasal düzenlemeler karşısında, karşı davada kanun yoluna başvuru konusu edilen kararın istinaf kanun yoluna başvuran davacı yönünden kesin nitelikte olması, ilk derece mahkemesi hakiminin kanunla verilmeyen bir hakkı tanımak suretiyle hükme karşı istinaf kanun yolunun açık olduğunu belirtmesinin taraflara yasayla verilmemiş bir hakkı (istinaf kanun yolunu) bahşetmeyeceği anlaşılmakla karşı dava davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Davacı-karşı dava davalı vekilinin istinaf başvurusunun incelemesinde; Davacı-karşı dava davalısı, taraf taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğunu, bu kapsamda davacı ile davalının cari hesap ilişkisi kapsamında iş yaptıkları, cari hesap dönemi içerisinde çekler ile ödeme yapıldığını, geçen süreçte de davacının davalı lehine işler, hizmetler yaptıkça veya davacı davalıdan ürün satın aldıkça bu çekler bu iş ve hizmetlerin karşılğı olarak davalı şirkete iade edildiğini, cari hesap dönemi içerisinde bir kısım çeklerin bankalardan tahsil edilemediğini, son olarak ...-...-...-...-... seri numaralı çekler için bankalardan alınan teminat bedelleri cari hesap bakiyesinden düşüldünü ve kalan miktar 1.015.279,41-TL alacağı olduğunu, cari hesap alacağına ilişkin eldeki davanın açıldığını iddia ettiği; Davalı-karşı dava davacısı ise, anılan ilişkinin kabul edildiği, yapılan cari hesap incelemesi neticesinde Eran'ın Özaksan'a ödenmemiş borcunun bulunmadığı, tam tersine mevcut cari hesap kayıtları üzerinden Eran'ın Özaksan dan 785.315,66.-TL tutarında cari hesap bakiye alacağının bulunduğunu, karşı davanın kabulü ile cari hesap bakiye alacak bedeli 785.315,66 TL'nin davalıdan tahsiline ve asıl davanın reddinin talep edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekilince ayrı ayrı istinaf yasa yoluna başvurulduğu görülmüştür. İstinafa konu uyuşmazlık, davaya konu açık hesap ilişkisinden kaynaklı tarafların alacağının bulunup bulunmadığı ve miktarına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1). HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir. Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanunu, bazı belgelere senetle ispat kuralının aşılabilmesi ve hakimin delilleri değerlendirirken takdir yetkisini kullanabilmesi imkanını vermiştir. Ancak belgenin, kesin delille ispatlanması gereken bir vakıa karşısında bu kuralı aşıp değerlendirilmeye alınabilmesi için HMK m. 202'de belirtilen bütün unsurları karşılaması gerekmektedir. Hakimin bu konuda yani kurala istisna getiren "kanuni unsurlar" üzerinde ise herhangi bir takdir yetkisi yoktur; bu unsurların objektif olarak gerçekleşmesi gerekir. Bir belge ancak aleyhine kullanılacak kişiden kaynaklanmışsa ve hukuki işlemi muhtemel gösteriyorsa delil başlangıcı sayılabilir. Bu bağlamda elektronik veriler de delil başlangıcı teşkil edebilir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/5327 esas- 2021/5363 karar) Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir." (Yargıtay 15.H.D.2017/1445 Esas, 2018/1438 Karar sayılı kararı) Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17/09/2019 tarihli 2017/19-919 E. 2019/886 K. sayılı "...6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 89. (6762 sayılı TTK’nın 87) maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK'nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK'daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz....Kısmi ifaya ilişkin kurallar da (icra takibinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan) 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 84 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun'un 85. maddesinin birinci fıkrasına göre birden fazla borcu bulunan borçlu, ödeme zamanında bu borçlardan hangisini tediye etmek istediğini alacaklıya beyan etme hakkını haizdir. 86. maddeye göre de yasal olarak geçerli bir beyan vaki olmadığı yahut makbuzda ödemenin hangi borca mahsup edileceği gösterilmediği takdirde, tediye muaccel olan borca mahsup edilir. Birden çok borç muaccel ise tediye, borçlu aleyhinde birinci olarak takip edilen borca mahsup edilir. İcra takibi yapılmamış ise tediye, vadesi daha önce gelmiş olan borca mahsup edilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03/05/2006 tarihli ve 2006/19-260 E., 2006/251 K.; 09/06/2010 tarihli ve 2010/19-262 E. 2010/304 K; 27/01/2016 tarihli ve 2015/15-1830 E.,2016/98 K.; 25/04/2018 tarihli ve 2017/19-903 E., 2018/974 K. sayılı kararlarında da bu yönde açıklamalar yer almaktadır..." açıklamalı ilamı ile cari hesap/ açık hesap arasındaki farklar, yapılan ödemelerin hangi borca mahsup edileceği hususları anlatılmıştır. Somut olayda değerlendirildiğinde; Taraflar alacağını cari hesap alacağı olarak belirtilmiş, dava dilekçelerinde bu alacağı tarafların ticari defter kayıtlarına dayandırmışlardır. Az yukarıda detaylandırıldığı üzere; cari hesap ilişkisinden bahsedebilmek için 6102 sayılı yasanın 89.maddesi düzenlemesine göre yazılı bir sözleşmenin bulunmasının gerektiği, taraflar arasında böyle bir sözleşmenin bulunmadığı, dolayısıyla cari hesaba ilişkin maddelerin uygulanamayacağı, taraflara arasında açık hesap ilişkisinin bulunduğu, bu bağlamda davalara dayanak belge ve dava dilekçeleri incelendiğinde taleplerin tarafların birlerine yaptıkları işler ve satın aldıkları mallar dikkate alınarak iş ve mal karşılığı verilen çeklerin taraflarca iade edildiği, dava konusunun açık hesap alacağı olduğu kanaatine varılmıştır. Tacir olan tarafların ticari defterlerinin incelemesine ilişkin 23/10/2025 tarihli bilirkişi raporunda; davacı-karşı dava davalısının ticari defterine göre, Davacı Özaksan Mühendislik Çelik İnşaat Sanayi ve Tic. A.Ş.’nin Davalı Eran Mühendislik Proje End. İnş. Tesi. Mont. Nakl. San. Ve Tic. Ltd. Şti.‘ne 767.930,59 borçlu olduğu, Davacının, ..., ..., ..., ..., ... nolu çekleri ticari defterlerine işlediği, End. İnş. Tesi. Mont. Nakl. San. Ve Tic. Ltd. Şti’nden olan 2019 yılında ilgili dönemlerdeki alacağından /borcundan 701.000 TL ‘nin cari hesaptan mahsup edildiği, 29.08.2024 tarihli Eran şirketinin ihtarnamesinde iade istediği 13 adet çekler dahil çekleri kayıtlarına alarak alacak kaydettiği, toplam çek tutarı olan 1.794.000 TL borç /alacak tutarından cari hesaptan mahsup ettiği, tarafların ticari ilişki dönemleri boyunca birbirlerine düzenledikleri tüm faturaların ticari defter kayıtlarına işlendiği, davalı-karşı dava davacısının ticari defterine göre, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., .... numaralı 13 adet çek karşılığı 1.794.000 TL tutarlı verilen çeklerin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve Özaksan şirketine borç bakiyesine kayıt edildiği borçlardan mahsup edildiği, Özaksan şirketinin 07.10.2024 tarihinli ihtarnamesinde belirttiği ..., ..., ..., ..., ... nolu çeklerin Eran Şirketinin borcundan 701.000 TL ‘nin ticari defterlerine kayıt edilerek Özaksan şirketinin borç bakiyesine kayıt edildiği borçlardan mahsup edildiği, 2023 yılı defter kayıtlarına göre Özaksan şirketinin hesap bakiyesinin 262.645,25 TL bakiye verdiği, fakat 2023 yılı kapanış kaydında 2020 yılı 159 verilen avanslar hesabın kapanış fişinde düzenlenmemesi nedeniyle 522.670,41 TL virman muhasebe kaydı 2024 Yılı kayıtlarında düzeltildiği, ilgili düzeltme 2023 yılında yapılsa idi kapanış bakiyesi 785.315,66 TL bakiye verdiği, bu şekilde 31.12.2023 tarihi itibariyle Eran şirketinin kendi defterine göre 785.315,66 alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Bu halde, açık hesap ilişkisine konu tüm faturaların ve dava konusu çeklerin her iki tarafında ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, iade edilen ve red edilen faturaların usulüne ve süresine uygun olarak red edildiği, tarafların ticari defterlerindeki kayıtların birbiriyle uyumlu ve birbirini teyit eder nitelikte olduğu, davacı karşı davalının kendi ticari defter ve belgelerindeki kayıtlara göre davalı karşı davacıya 767.930,59 TL borçlu olduğu, davacının yeddinde olduğu ve karşı davacının ihtarname ile bedelsiz kaldığından kendisine iade edilmesini talep ettiği çeklerin ise davacı karşı davalı ve davalı karşı davacının defterlerine kayıtlı olduğu, 13 adet çekin de davacı karşı davalının davalı karşı davacıya olan borçlarına mahsup edilerek kayıtların tutulduğu, davacı karşı davalının kendi kayıtlarına göre söz konusu çekleri hem ödeme olarak kabul edip tabi tutup hem de alacak iddiasında bulunduğu, Özaksan şirketinin kendi defter kayıtlarına göre Eran şirketine 767.930,59 TL borçlu olduğu dikkate alındığında, itiraz ve iade etmeyerek kendi defterlerine ödeme olarak kaydettiği çeklerden kaynaklı dava konusu açık hesap alacağının bulunmadığını veya Eran şirketinin çek bedellerini ödemediğini HMK 200/1 maddesi gereğince aynı kuvvet ve mahiyette herhangi bir belge ve delille ispat etmesi gerekirken ispat yükünün yerine getirilmediği, çek ödemesinin varlığını HMK'nın 222. maddesi (TTK'nın 84. ve 85. maddeleri) uyarınca ispatladığının kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı-karşı dava davalısı, çeklerin ödemelerini almadan cari hesaba işlemesinin iyi niyetinden kaynaklandığını ileri sürmüş ise de basiretli tacir olduğu, tarafların ticari defterinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu, açılış ve kapanış onayları yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, davacı-karşı dava davalısnınn ticari defter kayıtlarının kendi aleyhine delil teşkil ettiği, dava konusu çekleri itiraz ve etmeyerek defterlerine kaydettiği ve ödeme olarak işlediği anlaşıldığından davalı-karşı dava davacısının çek bedellerini ödediğinin kabulü gerekir. Bu nedenle davacı-karşı dava davalısının bu yöndeki istinaf sebebi yerine görülmemiştir. Öte yandan, davalı tarafça duruşmaya katılan zabıt katibi ile gerekçeli karara katılan zabıt katibinin farklı olduğundan bahisle kararın kaldırılması talep edilmiştir. Gerçekten de mahkemenin 11.12.2025 tarihli celsesinde zabıt katibi ... olup, kısa kararın bu celsede tefhim edildiği görülmektedir. Gerekçeli kararda ise zabıt katibi ...'dur. Davacı-karşı dava davasısı istinaf isteminde Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2014/6717 Esas, 2014/5960 Karar sayılı kararına dayanmış olup, bu Yargıtay kararında "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 56. maddesi, " Elektronik ortamda hazırlanan hüküm, hükme katılan hakimler ve zabıt katibi tarafından güvenli elektronik imza ile imzalanarak UYAP veri tabanında saklanır.Ayrıca hükmün çıktısı hükme katılan hakimler ve zabit katibi tarafından imzalanıp mahkeme mührüyle mühürlenerek karar kartonunda muhafaza edilir." hükmünü içermektedir. Kısa kararı imzalayan zabıt katibi ile gerekçeli karara katılan ve imzalayan zabit katibinin farklı olması, yönetmeliğin anılan hükmüne aykırı olmuştur." gerekçesine yer verildiği görülmektedir. Yargıtay kararında bahsi geçen Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği 03.04.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, 06.08.2015 tarihine kadar yürürlükte kalmıştır. Bu tarihte ise Bölge Adliye ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik yürürlüğe girmiştir. Halen yürürlükte bulunan Yönetmelik'in "Hükmün korunması" başlıklı 214. maddesinde benzer şekilde "Elektronik ortamda hazırlanan hüküm, hükme katılan başkan ve hâkimler ile zabıt kâtibi tarafından güvenli elektronik imza ile imzalanarak UYAP veri tabanında saklanır. Ayrıca hükmün çıktısı hükme katılan başkan ve hâkimler ile zabıt kâtibi tarafından imzalanıp mahkeme mührüyle mühürlenerek karar kartonunda muhafaza edilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Ancak bu düzenlemenin, hükmün elektronik ortamda hazırlanması ve elektronik imza ile imzalanarak UYAP ortamında saklanmasına ilişkin olduğu duruşmaya katılan zabıt katibi ile gerekçeli kararı yazan zabıt katibinin aynı kişi olması gerektiği hususunda herhangi bir düzenleme içermediği görülmektedir. Somut olayda duruşma tutanağının ve gerekçeli kararın bu işlemlere katılan zabıt katibi tarafından elektronik ortamda düzenlenip yine elektronik ortamda imzalandığı ve UYAP ortamında saklandığı, bu anlamda Yönetmelik hükmüne aykırı bir uygulamanın olmadığı görülmektedir. Zabıt katibinin görev ve sorumlulukları Yönetmelik'in 8/12. Maddesi dikkate alındığında belirtilen şekilde zabıt katibi duruşma ve keşif işlemlerinde hazır bulunarak tutanağı yazmak ve imzalamak, karar ve tutanakları başkan, daire başkanı, üye, Cumhuriyet başsavcısı, Cumhuriyet başsavcıvekili ve Cumhuriyet savcısının bildirdiği şekilde dikkat ve itina ile yazarak imzalamakla görevlidir. Ancak, hakimin sözlerini doğru bir şekilde tutanağa veya gerekçeli karara yazmakla görevli olan zabıt katibinin, hükmün oluşmasında iradesi bulunmamaktadır. Karar bizzat mahkeme hakimince verilmekte olup, duruşmada kısa kararı tefhim eden hakim ile gerekçeli kararı yazan hakimin aynı kişi olması zorunlu ise de, gerekçeli kararın duruşmaya katılan zabıt katibi tarafından yazılmasını gerektirir bir kanun ya da yönetmelik hükmü bulunmamakta olup, mahkeme hakiminin kalemde görevli zabıt katipleri arasında iş bölümü yapması ve duruşmaya başka zabıt katibi ile çıkmış olmasına rağmen, gerekçeli kararları bir başka zabıt katibi ile yazması mümkündür. Bu nedenle Yargıtay içtihadında gösterilen duruşmaya katılan zabıt katibi ile gerekçeli kararı yazan zabıt katibinin aynı kişi olması gerektiğine yönelik bozma sebebine Dairemizce katılmak mümkün olmamıştır. V.KARAR Davalı-karşı dava davacı vekilinin karşı davaya ilişkin istinaf başvurusunun usulden reddine, Davacı-karşı dava davalı vekilinin vekilinin asıl ve karşı davaya ilişkin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı-karşı dava davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341/2, 346 ve 352/1 maddeleri gereğince REDDİNE, 2-Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/12/2025 tarih, 2025/15 Esas - 2025/715 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı-karşı dava davalı vekilinin asıl ve karşı davaya ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 3-Davalı-karşı dava davacı vekilinin karşı davaya ilişkin istinaf yasa yolu için yatırılan istinaf başvuru harcının kendisine İADESİNE, 4-Davacı-karşı dava davalı vekilinin asıl davaya ilişkin alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın Davacı-karşı dava davalısından tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, (harç tahsil müzekkeresinin temyize tabi dosyalarda Dairemizce, temyize tabi olmayan (kesin karar) dosyalarda ilk derece mahkemesince ilgili vergi dairesine yazı yazılmak sureti ile yerine getirilmesine,) 5-Davacı-karşı dava davalı vekilinin karşı davaya ilişkin alınması gerekli toplamda 52.457,33 TL istinaf karar harcından peşin alınan harçların mahsubu ile bakiye 39.342,33 TL nin Davacı-karşı dava davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, (harç tahsil müzekkeresinin temyize tabi dosyalarda Dairemizce, temyize tabi olmayan (kesin karar) dosyalarda ilk derece mahkemesince ilgili vergi dairesine yazı yazılmak sureti ile yerine getirilmesine,) 6-İstinaf yargılama giderlerinin istinafa başvuran taraflar üzerinde bırakılmasına, 7-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8-Kararın tebliği ve diğer işlemlerin Dairemizce yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere 12/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
* Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır