İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/612 E. 2026/405 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/612
- Karar No
- 2026/405
- Karar Tarihi
T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/612 Esas - 2026/405 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya Ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA BATI 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/612 KARAR NO: 2026/405
HAKİM : KATİP :
DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/06/2025 KARAR TARİHİ : 15/05/2026 G.K. YAZIM TARİHİ : 15/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davalının davacıdan kalıp üretimi yapılmasını talep ettiğini, yapılan işe istinaden 240.000,00 TL' lik fatura düzenlendiğini, davalı tarafından söz konusu faturaya istinaden 170.000,00 TL ödeme yapıldığını, bakiye kısmın ödenmediğini, bakiye kısım için Kahramankazan İcra Müdürlüğü' nün ..... takip sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine işbu davayı açtıklarını, icra müdürlüğüne vaki itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı taraf, cevap dilekçesi sunmamıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davaya konu uyuşmazlık davacının davalı aleyhine Kahramankazan İcra Müdürlüğü' nün ..... takip sayılı dosyası ile başlattığı takibe davalının itirazının iptali ile icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. Hak arama özgürlüğünün tam olarak yerine getirilmesi, iddia ve savunma haklarının fiilen kullanılabilmesini gerektirir. Bu da, davacı ve davalıya ispat hakkı verilmesiyle sağlanabilir. HMK’nın 189/1. maddesine göre; taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir. İspatın konusunu; tarafların üzerinde anlaşamadıkları, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için taraflarca delil gösterilir. Davada gereksiz delil toplanmaması ve delillerin sağlıklı olarak yargılamaya kazandırılması için öncelikle dayanılan vakıalar bakımından ispat yükünün hangi tarafta olduğunun ve hangi delillerle bu vakıanın ispatlanabileceğinin belirlenmesi gerekir. İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190/1. maddesinde, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; ikinci fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre; “(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. Haklılığın ispatını sağlamaya yönelik bir diğer delil de bilirkişi incelemesidir. Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde taraflardan birinin talebi üzerine bilirkişinin görüşünün alınmasına karar verebileceği gibi ihtiyaç duyulduğunda kendiliğinden de bu yola başvurabilecektir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz (HMK m. 266). Elbette bilirkişinin özel ve teknik uzmanlığının bulunduğu konuda görüşünü en doğru ve sağlıklı şekilde oluşturması için dava dosyasında konuyla ilgili tüm bilgi ve belgeler toplanmalı, dosya bilirkişinin yapacağı teknik değerlendirme ve devamında mahkemenin tahkikat incelemesine hazır hâle gelmiş olmalıdır. (Ankara BAM 22. HD. 2022/1996 E, 2024/1285 K sayılı ilamı) İtirazın iptali davalarında ispat yükü kural olarak davacı alacaklı üzerindedir. Davacı alacaklı faturaya konu malın teslim edildiğini yazılı delillerle kanıtlamalıdır. Yine davacıya delil avansını tamamlamak üzerine usulüne uygun süre verilmiş, davacı vekili tarafından 15/05/2026 tarihli celsedeki beyanında delil avansını yatırmayacaklarını beyan etmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin E. 2015/2798, K. 2015/11968 sayılı kararında ifade edildiği üzere; “Ticari defterlerin ibrazı talep edilmesine rağmen mahkemece bu defterler celbedilmeden ve bilirkişi incelemesi yapılmadan hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.” Bilirkişi incelemesi olmaksızın verilecek kararın usul ve yasaya aykırı olduğu yönündeki Yüksek Mahkeme kararı dikkate alınarak ve davacının delil avansını yatırmayacağı göz önünde bulundurularak davacının bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçtiği kabul edilmiştir. Davacı tarafından dava dilekçesinde yemin deliline de dayanılmamış olduğu görülmekle davacının davasını ispatlayamadığı anlaşılmış ve davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca; 1-İspatlanamayan davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00-TL harcın dava açılırken peşin olarak alınan 1.195,43-TL harçtan mahsubu ile bakiye 463.43-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde İADESİNE, 5-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 4.600,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.15/05/2026
Katip .... E-imzalıdır Hakim ....E-imzalıdır