Diğer ·
2024/184 E. 2026/131 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2024/184
- Karar No
- 2026/131
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/184 Esas KARAR NO : 2026/131
DAVA :Marka Hakkına Tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat DAVA TARİHİ : 08/10/2024 KARAR TARİHİ : 04/06/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hakkına Tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 2001 yılında ..., ...'de kurulduğunu, aynı zamanda ticaret unvanı olan markası "..." platformu üzerinde kullanılmakta olduğunu, müvekkilinin ... markalı platormu işletmelerin hızlı bir şekilde iş uygulamaları ve mobil uygulamalar geliştirmesine olanak tanıdığını, ... markalı ürünlerin, kodlama gereksinimlerini aza indirerek uygulamaların geliştirme sürecini hızlandırdığını, ayrıca, bu ürünlerin uygulamaların farklı platformlarda çalışabilen (web, mobil, masaüstü vb.) versiyonlarını oluşturabildiğini, Davalı tarafın kendi internet sitesi ve sosyal medya hesapları aracılığı ile ticari faaliyetlerinde, reklam/tanıtım materyallerinde, sunduğu hizmetler üzerinde, iş ilanlarında ve sair alanlarda müvekkiline ait tescilli ve tanınmış "..." markasını izinsiz şekilde kullandığını, ... 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... D.İş sayılı dosya ile ilgili kullanımların tespit edildiğini, 500.000-TL teminat karşılığında, ihtiyati tedbir kararı verildiğini, noter aracılığı ile delil tespiti de yapılmış olduğunu, davalının davacının Türkiye'deki güncel ortağıymış gibi markayı gerçeğe aykırı şekilde kullanmakta olduğunu, davalı şirketin ... sayfasının başlangıcında kendisini tanıtan kısımda "...” olarak belirttiği, Davalının müvekkilinin markasını sadece yazılım ürünleri ve hizmetleri üzerinde kullanılmadığını, davalının kendisine ait sosyal medya hesaplarında etiketleme sistemi ile (#...) müvekkilinin markasını gönderilerine ekleyerek müvekkilinin tanınmışlığından haksız şekilde yararlanmaya çalıştığını, kendisi izinsiz bir reklam kampanyası yürütmekte ve adeta #outsystemspartner etiketi ile müvekkilinin Türkiye'deki ortağı görüntüsü yaratmaya çalıştığını, zira ilgili sosyal medya hesabından müvekkilinin markası adına yapılan aramalarda, müvekkilinin markasına ilişkin ürünlerin ve hizmetlerin yanında davalı tarafın bünyesinde sattığı diğer yazılım ürünlerinin çıktığını, örneğin müvekkilinin adını kullanarak Mendix yazılımı ile ürün sağlama ihtimali bulunduğunu, davalının bilinçli ve kötüniyetli bir şekilde müvekkilinin markasını kullanarak tüketiciyi yanıltmakta, müvekkilinin itibarını zedelediğini,Davalı tarafın, müvekkili ile geçmişte ticari ilişkisi bulunan ancak günümüzde lisans ücreti ödemeyen ve Müvekkili ile ticari ilişkisi sonlanmış bir şirket olduğunu, dilekçelerinde açıklanan nedenlerle; marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulmasına, önlenmesine, ihtiyati tedbire hükmedilmesine , fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak belirsiz alacak hükümlerine göre şimdilik 29.000-TL'nin fili zararların doğduğu tarihten isleyecek şekilde ticari temerrüt faiz ile tazmini ve yine fiili zarar olan 8.048 USD'nin fili zararın doğduğu tarihten işleyecek şekilde (TBK 99 uyarınca) 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte tazminini, Yoksun kalınan kazanç bakımından ise belirsiz alacak olarak: EUR- 4500 (Avro)'nun (TBK 99),tecavüzün başladığı tarihten itibaren işleyecek şekilde 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının o yabancı para İle açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte tazmini, özetle fiili zarar ve yoksun kalınan kazanç kalemlerinden oluşan MADDİ TAZMİNAT olarak 29.324,2-TL + 8.048 USD + 4500 EURO toplam maddi tazminatın davalıdan tahsiline , SMK madde 151 /4 uyarınca makul payın eklenmesine ve 500.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, erişimin engellenmesine ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 13.1.2026 tarihli talep artırım dilekçesiyle; belirsiz alacak olarak şimdilik asgari olarak belirlenen; fiili zarar ve yoksun kalınan kazanç kalemlerinden oluşan MADDİ TAZMİNAT taleplerinin 29.324,2-TL + 8.048 USD +10.098.33 EURO tutarında olduğunu bildirmiştir. SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının bir ....platformu geliştiricisi olduğunu, davacı tarafından geliştirilen ve lisans haklarına sahip olduğu "... platformu olduğunu, müvekkilinin ise ... platformlar üzerinden uygulama ve yazılımlar üretip geliştirmede uzmanlığı olan, geliştirdiği yazılımlara teknik destek hizmeti veren ve bu alanda uluslararası düzeyde tanınırlığa sahip bir yazılım firması olduğunu, davacı ... ile müvekkilinin ... bir dönem partnerlik/ iş ortaklığı yapmış olup bu dönemde ... dava dışı üçüncü kişilere lisans haklarına sahip olduğu ... platformunu satmakta, müvekkilinin ise satılan bu platform üzerinden platformu satın alan dava dışı bu üçüncü kişilere platform üzerinden uygulama geliştirme hizmeti ve geliştirilen bu uygulamaların teknik destek hizmetini vermekte olduğunu, bu ilişkinin yanı sıra yine partnerlik döneminde ... Türkiye'deki satımının müvekkili tarafından gerçekleştirdiğini, davacı ile müvekkili arasındaki bu partnerlik ise davacı ... tarafından, platformun satımı neticesinde elde edilen gelirlerden müvekkiline düşen payların ödenmemesi neticesinde 2022 yılı içerisinde son bulduğunu) ... platformlarını bir yazılım, nihai bir ürün geliştirmek için yazılım sektöründe kullanılan komplike bir yazılım dili/araç olarak tanımlamanın mümkün olduğunu, ... ve diğer tüm ... platformlarının kullanım şeklinin yazılımcılar vasıtasıyla bu platformları kullanarak yazılım geliştirmek olduğunu, bunun içinse bu platformalarda derin bilgi ve tecrübesi bulunan yazılımcılar veya yazılım şirketlerinden yazılım geliştirme hizmeti almak gerektiğini, bir yazılıma ihtiyacı bulunan kişilerin, ... gibi bir ...geliştiricisinden ... platformu üyeliği satın aldıklarını, daha sonra ise bahsedildiği üzere bir yazılım şirketinden ... platformu üzerinden yazılım geliştirmesi hususunda ayrıca hizmet ve danışmanlık satın aldıklarını, müvekkilinin ise ... platformlar üzerinden kullanıcının kullanımına hazır yazılımlar geliştirme hususunda uzmanlığı ve küresel çapta tanınırlığı bulunan bir yazılım geliştiricisi firma olduğunu,... platformlar üzerinden yazılım geliştirmede uzmanlığı olan müvekkilinin 2015-2022 seneleri arasında ...'ın Türkiye iş ortaklığını yaptığını, Türkiye'de ilk ... lisans satışının bu seneler içerisinde, müvekkili tarafından gerçekleştirdiğini, ... Türkiye satışlarının büyük çoğunluğunun ise yine müvekkili tarafından gerçekleştirildiğini, ..., üyelik bazında senelik ücret ile lisans satın alınarak kullanılabilen bir platform olduğunu, ... müşterilerinin partnerlikleri sonrasında da senelik ücretini ödeyerek ... kullanmaya devam ettiğini, müvekkilinin ise partnerlik bittikten sonra dahi ... müşterilerinin bazılarına ... üzerinden yazılım geliştirmeleri hususunda danışmanlık ve teknik destek servisi vermeye devam ettiğini,... müşterilerinin ... üzerinden yazılım geliştirirken müvekkilinden halen bu hizmetleri devam etme nedeni ise bu platforma Türkiye'de müvekkili dışında neredeyse kimsenin ileri seviyede uzmanlığının bulunmaması ve ... kullanıcılarının tüketici alışkanlıkları olduğunu, Davacı yanın dava dilekçesinde iddia ettiği gibi marka tecavüzü, lisans hakları ihlali gibi bir durumun söz konusu olmadığını, zira davacı ... lisans ücretlerinin ... satın alan dava dışı üçüncü kişiler tarafından yıllık olarak düzenli bir şekilde ödendiğini, bunun aksi durumunda ise zaten ..., dava dışı üçüncü kişilerin hesaplarını pasifize etmekte ve kullanımı sonlandırmakta olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava konusu uyuşmazlık; marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdulması, önlenmesine, ihtiyati tedbire hükmedilmesine , fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak belirsiz alacak hükümlerine göre şimdilik 29.000-TL'nin fili zararların doğduğu tarihten isleyecek şekilde ticari temerrüt faiz ile tazmini ve yine fiili zarar olan 8.048 USD'nin fili zararın doğduğu tarihten işleyecek şekilde (TBK 99 uyarınca) 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte tazminini, Yoksun kalınan kazanç bakımından ise belirsiz alacak olarak: EUR- 4500 (Avro)'nun (TBK 99),tecavüzün başladığı tarihten itibaren işleyecek şekilde 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının o yabancı para İle açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte tazmini, özetle fiili zarar ve yoksun kalınan kazanç kalemlerinden oluşan MADDİ TAZMİNAT olarak 29.324,2-TL + 8.048 USD + 4500 EURO toplam maddi tazminatın davalıdan tahsiline , SMK madde 151 /4 uyarınca makul payın eklenmesine ve 500.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, erişimin engellenmesine ve hükmün ilanına ilişkindir. Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, ileri sürülen usul itirazları yerinde görülmemiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur. HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişiler ..., ... ve ... 30.7.2025 tarihli raporunda özetle; Davacı markaları ve davalı yanın ..., ...,..., ... ibaresini ihtiva eder kullanımlara yer verildiği; yine ...alan adı, ..., ..., ... şeklindeki markasal kullanımlarının ve kapsadıkları mal ve hizmetlerin benzer olarak nitelenebileceği, dava konusu marka ve kullanımların arasında ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimaline sebebiyet verecek kadar benzerliğin var olduğu, ilgili markasal kullanımların davacı marka hakkına tecavüz teşkil eder nitelikte olduğunu, davalı yanın eylemlerinin, TTK 54. ve 55 Maddeleri kapsamında haksız rekabet teşkil edip etmeyeceğinin takdirinin Mahkemeye ait olduğunu, Davacı ile davalının Partnerlik ilişkisi devam etmiş olsa idi Davacının 9.000,00 Euro Partner ücreti alabileceği ve söz konusu ücretin davacı tarafından artırıma tabi tutulabileceği göz önüne alınarak Takdirin Mahkemede olduğu, Davacının fiili zarar taleplerinin olduğu bu talebe faturaların dava ile ilgili tespit giderleri, tercüme giderleri, noter giderleri ve avukatlık ücretlerinden ibaret olduğu, belgelere göre davacının fiili zararının 25.236,90 TL ve 8.044,00 USD olduğunu , Davacının Faiz talebi olduğu Takdiri Mahkemede olmak üzere 9.000,00 Euro için dava tarihine kadar Merkez Bankası 1 yıllık faiz oranına göre 572,67 Euro olduğu, Fiili zarar ait faiz hesabının ödeme tarihinden dava tarihine kadar 4.114,93 TL ve 19,30 USD hesap Edildiğini bildirmişlerdir. Bilirkişiler ..., ... ve... 4.12.2025 tarihli ek raporunda özetle ; kök rapordaki görüşlerini muhafaza ettiklerini bildirmişlerdir. Toplanan deliller, ... 4.FSHHM’nin... diş sayılı dosyası, 09.09.2022 tarihli “Fesih Bildirimi” başlıklı belge, marka tescil belgesi, taraf beyanları, sunulan deliller, ihtarname ve fesih bildirimleri, noter tespitleri, internet ve sosyal medya ekran görüntüleri , davacı yanca dönemsel lisanslara ilişkin alınan ürünlere yönelik sunduğu faturalar ile alınan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; HMK 266 madde kapsamında dosyadaki deliller ile uyumlu, denetim ve hüküm kurmaya elverişli Bilirkişiler ..., ... ve ... tarafından düzenlenen kök ve ek rapor birlikte incelendiğinde; Davacı , ... markasının kendisine ait tescilli ve tanınmış bir marka olduğunu, davalının ise internet sitesi, sosyal medya hesapları, reklam ve tanıtım faaliyetleri ile iş ilanlarında bu markayı izinsiz kullandığını ileri sürmüştür. Davacıya göre davalı, özellikle “...” ibaresi ve “#...” etiketi aracılığıyla kendisini halen davacının Türkiye’deki yetkili iş ortağı gibi göstermekte; bu suretle tüketiciler nezdinde taraflar arasında güncel ticari ilişki bulunduğu yönünde yanlış bir algı yarattığını, davalının, davacı markasının tanınmışlığından yararlanarak kendi yazılım ve danışmanlık faaliyetlerini öne çıkardığını, hatta rakip yazılım çözümleri bakımından dahi davacı markasını yönlendirici unsur olarak kullandığı iddia etmektedir. Davalı taraf ise savunmalarında; davacının bir “...” platform geliştiricisi olduğunu, “...” ibaresinin de bu platformun adı olduğunu, kendilerinin ise söz konusu platform üzerinden uygulama geliştirme ve teknik destek hizmetleri sunan uzman bir yazılım şirketi olduğunu ,Taraflar arasında 2015-2022 yılları arasında partnerlik/iş ortaklığı ilişkisi bulunduğu, bu dönemde davacının platform lisanslarını sattığı, davalının ise platformu satın alan müşterilere yazılım geliştirme ve teknik destek hizmeti verdiğini , davalının, davacının Türkiye’deki ilk lisans satışlarını gerçekleştirdiği ve Türkiye satışlarının büyük bölümünü yürüttüğünü, partnerlik ilişkisinin 2022 yılında gelir paylaşımına ilişkin uyuşmazlıklar nedeniyle sona erdiğini; ancak partnerlik sonrasında da ... kullanıcılarının yıllık lisans ücretlerini doğrudan davacıya ödeyerek platformu kullanmaya devam ettiklerini , Buna bağlı olarak, mevcut kullanıcıların platform üzerinde uygulama geliştirme ve teknik destek ihtiyaçları için davalıdan hizmet almaya devam ettikleri, zira Türkiye’de ... alanında ileri düzey uzmanlığın sınırlı olduğunu marka hakkına tecavüz veya lisans ihlali söz konusu olmadığını savunmaktadır. Dolayısıyla davacı yan marka hakkının ihlal edildiğini, davalı eyleminin haksız rekabete neden olduğunu ileri sürerken davalı ise kendi faaliyetleri, platform lisansını değil; platform üzerinde yazılım geliştirme ve danışmanlık hizmetini kapsadığını, davacı markasının kullanımının yalnızca teknik uzmanlık alanını ve verilen hizmetin konusunu belirtme amacı taşıdığını, tüketicileri yanıltma veya haksız rekabet yaratma kastı bulunmadığını, ileri sürmüştür. Dosya kapsamına sunulan ve yeminli tercüman tarafından Türkçeye çevrildiği belirtilen 09.09.2022 tarihli “Fesih Bildirimi” başlıklı belgede; .... ile ... arasında akdedilen 08.11.2021 tarihli İş Ortağı Sözleşmesi’nin, sözleşme hükümleri uyarınca 11.10.2022 tarihi itibarıyla geçerli olmak üzere feshedildiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır. Sunulu delillere göre; Taraflar arasında 2015 yılından itibaren süregelen bir iş ortaklığı ve lisans/partnerlik ilişkisi bulunduğu, bu ilişkinin 09.09.2022 tarihli fesih bildirimi ile sona erdiği, buna rağmen davalının 10.11.2022 tarihinden dava tarihine kadar geçen süreçte davacıya ait “...” ibaresini internet sitesi, sosyal medya hesapları, alan adları, iş ilanları ve fatura içeriklerinde yoğun biçimde kullanmaya devam ettiği anlaşılmaktadır. Somut olayda davalının bu kullanımlarının dürüst ticari kullanım olup olmadığı, eylemin marka hakkını ihlal ve haksız rekabet oluşturup oluşturmayacağı tartışılmalıdır. TPMK ‘dan gelen marka tescil belgesine göre ... ibaresini içeren markanın ...no ile .... Sınıflar için davacı adına tescilli olduğu anlaşılmaktadır. Sunulu deliller, değişik iş dosyası ve sunulu görsellere göre; ... ibaresinin davalı tarafından “...”, “...”, “...”, “...” gibi tali unsurlarla birlikte kullanıldığı, ancak bu unsurların ayırt edici niteliklerinin zayıf olduğu, baskın unsurun “...” olduğu, bu kullanımın ortalama tüketici nezdinde taraflar arasında güncel bir ticari ortaklık bulunduğu izlenimi yaratabileceği ve bu haliyle 6769 sayılı SMK kapsamında karıştırılma/ilişkilendirilme ihtimalinin oluştuğu anlaşılmaktadır. 6769 Sayılı SMK nun 29/1. Maddesinde marka hakkına tecavüz teşkil eden eylemler sayılmıştır. Buna göre; a)Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak b)Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c)Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerekliği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak " şeklindeki eylemler marka hakkına tecavüz kapsamında değerlendirilmiştir Somut olayda davalı yanın özellikle sosyal medya etiketlemeleri, alan adı kullanımı ve partnerlik çağrışımı yapan ibarelerin dürüst ticari kullanım sınırları aştığı, markasal kullanım niteliği taşıdığı ve davalının bu kullanımlarının SMK 29. Madde kapsamında marka hakkına tecavüz oluşturduğu anlaşıldığından tespitine ,eylemlerin durdurulması ve önlenmesine karar verilmesi gerekmiştir. Davacı yan ayrıca eylemin haksız rekabete neden olduğunu ileri sürmüşse de: davacı marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile durdurulmasına, önlenmesi taleplerinde bulunmuş, davalı ise davanın reddini istemiştir. Davacının ihlal edildiğini iddia ettiği marka Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli olup SMK ile getirilen özel hükümler haksız rekabet hukukunu da kapsayacak şekilde ve haksız rekabete göre daha üstün koruma getirerek düzenlenmiştir. Davacı bu özel hükümlere de dayandığından tescilli markanın koruma alanı ile haksız rekabetin koruma alanının kesiştiği dava konusu olayda, yalnızca özel hükümler uygulama alanı bulacağından, özel hükmün yanında haksız rekabete ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerektirir herhangi bir kanun hükmü de olmadığından, özel kanunla birlikte eş zamanlı olarak haksız rekabet hükümlerinin de uygulanmasının hukuki dayanağı bulunmadığından davacının haksız rekabete dayalı isteminin reddi gerekmiştir.( Aynı yönde Yargıtay 11.HD nin ... esas,... karar ve 7.7.2025 tarihli ilamları) Davacı yan marka hakkına dayalı olarak mahrum kaldığı zararı maddi tazminat olarak talep etmiştir. Davalı kullanımlarında partner olduğu yönünde izlenim bırakacak şekilde davacının marka hakkına tecavüz etiğinden davacının maddi tazminat talep etme şartlarının bulunduğu anlaşılmış olup, Maddi tazminat yönünden; taraflar arasındaki ilişki devam etseydi davacının 11.11.2022–10.11.2024 dönemi için toplam 9.000,00 Euro partnerlik geliri elde edeceği, dolayısıyla davacının bu gelirden mahrum kaldığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamına göre taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2015 yılından itibaren devam ettiği, bu süreçte yıllık partnerlik ücretinin 2.500,00 Euro seviyesinden başlayarak son dönemde 11 Kasım 2021 – 10 Kasım 2022 dönemi için 4.500,00 Euro’ya yükseldiği görülmektedir. Dolayısıyla: 11 Kasım 2022 – 10 Kasım 2023 dönemi için 4.500,00 Euro, 11 Kasım 2023 – 10 Kasım 2024 dönemi için 4.500,00 Euro olmak üzere toplam 9.000,00 Euro tutarında partnerlik ücretinden davacının mahrum kaldığı anlaşılmıştır. Raporda ayrıca 572,67 Euro faiz zararının oluştuğu bilirkişi tarafından bildirilmiş ise de davacı zaten ihlal tarihinden itibaren faiz talep ettiğinden kısa hükümde faiz yönünden hüküm oluşturulmuştur. Davacı ayrıca fiili zarar kalemleri iddiası ile tespit, noter, tercüme ve yargılama giderlerinden oluşan 25.236,90 TL ve 8.044,00 USD zarar ile bunlara ilişkin 4.114,93 TL ve 19,30 USD faiz zararının bulunduğu ileri sürülmüş ise de; Davacı tarafından tespit, noter, tercüme ve benzeri yargılama giderlerinin fiili zarar olarak talep edildiği anlaşılmış ise de, anılan kalemlerin 6100 sayılı HMK kapsamında yargılama gideri niteliğinde olduğu, bu giderlerin yargılama sonunda haklılık oranına göre taraflara yükletileceği, ayrıca maddi tazminat kalemi olarak hüküm altına alınamayacağı anlaşıldığından bu yöndeki tazminat istemlerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. Davacı yan ayrıca 500.000 TL manevi tazminat talep etmiştir. Manevi tazminat, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarara uğrayan gerçek yada tüzel kişinin yaşadığı haksızlık karşısında zarara uğratan olay nedeniyle oluşan tahribatı onarmaya yarayan bir araçtır. Hakimin özel durumları göz önünde tutarak hükmedeceği manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar dikkate alındığında tarafların mali verilerine göre ve günün ekonomik koşullarına göre takdiren 40.000 TL manevi tazminatın 11.10.2022 tarihinden itibaren işle yecek ticari temürrüd faiziyle davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, hükmün ilanında davacının hukuki yararı bulunduğundan ilan isteminin kısmen kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, 1-Davalının davacıya ait tescilli marka hakkına tecavüzün tespitine, eylemin durdurulmasına, önlenmesine, 2- Haksız rekabete dayalı istemlerin reddine, 3-29.324.2-TL'nin ve 8.048 USD'nin fiili zarar talebine ilişkin dava dilekçesinde bildirilen tüm kalemlerin ancak yargılama gideri olarak tahsil edileceği gözetilerek bu yöndeki tazminat isteminin reddine, 4-9000 EURO’nun 11.10.2022 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4 /a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte tahsili ile fiiili ödeme günündeki TL karşılığının ,( TBK 99 uyarınca) davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,fazlaya ilişkin istemin reddine, 5-Manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 40.000 TL manevi tazminatın 11.10.2022 tarihinden itibaren işyelecek ticari temürrüd faiziyle davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, 6-... 4.FSHHM’nin... diş sayılı dosyasında verilen 13.9.2024 tarihli tedbir kararının devamına, Mahkememizin 18.10.2024 tarihli müzekkeresi ile ESB ‘ne yazı yazıldığından mahkememizce oluşturulan 11.11.2024 tarihli ara kararın devamına, karar kesinleştiğinde davacı yanca yatırılan teminatın davacı yana iadesine, (karar kesinleştiğinde ara karar ile indirim yapılan teminat miktarının dikkate alınmasına) 7-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline, internet sitelerinde yayın yapılması ve ilan edilmesi isteminin reddine, 8-25.269,93-TL ilam harcının yatırılan 16.618,29 TL peşin harçtan ve yatırılan 4.804,20-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 21.422,49 TL harcından mahsubu ile eksik kalan 3.847,44-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 9-Yargılama gideri ve harç a-Davacının noter, tercüme giderlerinden oluşan taleplerinin kendi üzerinde bırakılmasına, b-Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 427,60-TL başvuru harcı, 16.618,29 TL peşin harç ve 4.804,20 TL tamamlama harcı, 1.862,50-TL tebligat ve müzekkere masrafı, 43.000,00 TL bilirkişi ücreti ile ... 4 FSHHM.nin ...D. İş sayılı dosyasınında yapılan 427,60 TL başvuru harcı, 704,50 TL peşin harç, 5000,00 TL bilirkişi ücreti ve 170,00-TL tebligat masrafı olmak üzere toplam 73.014,69-TL yargılama giderinin 2/3 ünün davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-VEKALET ÜCRETİ YÖNÜNDEN: a-Kabul edilen marka hakkına tecavüzün tespiti istemi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, b-Red edilen haksız rekabet istemi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, c-Kabul edilen maddi tazminat istemi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, d-Red edilen maddi tazminat istemi yönünden uyarınca 73.600,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, e-Kabul edilen manevi tazminat istemi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 40.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, f-Red edilen manevi tazminat istemi yönünden uyarınca 40.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dair, verilen karar davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. 04/06/2026
Katip Hakim ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır