Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/91 E. 2026/997 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/91
- Karar No
- 2026/997
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/91 KARAR NO : 2026/997
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24.11.2021 NUMARASI : 2020/91 E. - 2021/1058 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 11.06.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 11.06.2026
İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin tarih 2020/91 E. - 2021/1058 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili ve davalı .... A.Ş.vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacılar vekili, davalı ...'in, kullandığı diğer davalı .... A.Ş.’nin araç sahibi olduğu ... plakalı aracın aynı yönde giden, ....'ın kullandığı, davacılar ... ve ...'ın yolcu olarak bulunduğu,.... plakalı araca arkadan çarpmasıyla davacı ...'ın burun kemiğinin kırıldığını, diğer davacının da yaralandığını yaşam kalitesinin oldukça düştüğünü beyan ederek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. CEVAP: Davalı.... Şirketi vekili, kusur oranına ilişkin davacı iddiasının bağlayıcı olmadığını, davacı ...’ın yaşamını tehlikeye sokacak bir durum olmadığını, manevi tazminat taleplerinin de yasal bir dayanağı bulunmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. Diğer davalılar ... ve ... Şirketi cevap dilekçesi sunmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Mahkemece iddia, savunma, ATK raporu, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda davalının önünde seyir halinde olan otomobile tehlikeli şekilde yaklaşıp söz konusu otomobilin sol arka kısmına çarpmasıyla kazanın oluşumuna sebebiyet verdiği, bu hukuka aykırı fiil neticesinde bir zararın meydana geldiği ve zarar ile davalının hukuka aykırı fiili arasında uygun illiyet bağının bulunduğu, davacıların bedensel zararlarının tespiti amacıyla iş göremezlik durumlarını belirlemek için rapor alındığı, davacılardan ....'nin iş göremezlik oranının hesaplandığı, diğer davacının sürekli iş göremezlik durumunun olmadığı, alınan bu rapora dayalı olarak aktüerya hesap raporuyla tazminat miktarının hesaplandığı, alınan hesap raporunun TRH 2010 hesaplamalarına uygun olarak yapıldığı anlaşılmakla kusur durumu, davacıların iş göremezlik durumları, dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile; davacı ... yönünden 14.570,77-TL iş göremezlik tazminatının davalılardan alınarak davacı....'a verilmesine, hükmedilen bu tazminata davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden ise kaza tarihi olan 07.11.2015 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, 6.000-TL manevi tazminatın davalılar ...... A.Ş.'den tahsili ile davacı...'a verilmesine, hükmedilen bu manevi tazminata kaza tarihi 07.11.2015 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, diğer davacı ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekili ve davalı ... Şirketi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ:Davacılar vekili, davacı ...'ın burun kemiğinin kırıldığı, bir dizi operasyon geçirdiği, 7 gün istirahat verildiği, kaza nedeni ile müvekkil için hükmedilen tazminat miktarlarının maddi ve manvi zararını karşılamadığını, aynı kazada araçta olan kızı ....'nin de kaza anında yola fırlayarak ölüm tehlikesi ile karşı karşıya kaldığını, davalı ...'nın alkollü araç kullanması nedeni ile davalının %100 kusuru ile yaşanan bu kaza nedeni ile ölüm tehlikesi ile karşı karşıya kalan davacı müvekkil ... yönünden hükmedilen 6000 TL manevi tazminatın az olduğunu, davacı ... yönünden ise manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, yapılan muayenede hala kazadan kaynaklı elinde ve dizinde doku farklılıklarının olduğu ve kazanın kalıcı iz bırakacak şekilde yaralanmaya sebebiyet verdiğini, bilirkişi tarafından davacı ... yönünden 196,77 TL maddi zarar hesaplanmış iken hangi gerekçeyle bu talebin reddedildiğinin de gerekçelendirilmediğini, kaza sonucunda müvekkilerin murisi .... ...'a ait.... plakalı araç da pert kaydı almış olup, dava dilekçesinde aracın pert olmasından kaynaklı maddi zararlar ile tedavi gideri talep edilmiş ise de mahkeme tarafından bu hususta da gerekli ve yeterli araştırmalar yapılmadan hüküm tesis edildiğini, 10.03.2020 tarihli dilekçe ile maddi tazminata ilişkin alacak kalemleri açıklanmasına karşın, aracın pert olmasından kaynaklı maddi zararlar ile tedavi giderleri konusunda bir karar verilmediğini belirtmiştir. Davalı .... Şirketi vekili, davacı ... yönünden Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi alınan raporda davacı ...'ın meslekte kazanma gücündeki azalma oranının %3.3 yönündeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, ATK'dan rapor aldırılması gerektiğini, bu talep yönünden herhangi bir ara karar tesis edilmediğini, davacı ... yönünden meslekte kazanma gücündeki azalma oranının kesin olarak tespit edilemediğini, davacı ... yönünden hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu belirtmiştir. GEREKÇE:Dava, trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarara ilişkin maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 22.2.2012 tarih ve 2011/17-787 E. - 2012/92 K., Yargıtay 17. HD' nın 20/05/2013 tairh ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K. sayılı ilamları) Dolayısıyla, trafik kazası nedeni ile davacının zarardan davalı sigorta şirketinin, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir. Zararın poliçe kapsamı dışında kaldığı hususunda ispat külfeti davalı sigorta şirketi üzerinde olup, sigorta şirketinin zararın poliçe kapsamı dışında kaldığını somut deliller ile ispat etmesi gerekir. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası yönünden, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmeliğe uygun olarak düzenlenmesi gerekir.(Yargıtay 4.HD'nin 29.06.2022 tarih ve 2022/1706- 2022/9633) Somut olayda, kaza tarihi olan 07.11.2015 tarihi itibarıyla uygulanması gereken Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği uyarınca maluliyet oranının tespiti gerekirken, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine maluliyet oranının tespitinin yerinde olmadığı, buna göre mahkemece davacıların maluliyet oranlarının doğru yönetmeliğe göre tespit edilmesinden sonra, farklı bir bilirkişiden yeni bir aktüerya raporu aldırılarak, davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Taraf vekillerinin bu yöne ilişkin istinaf itirazının yerinde olduğu değerlendirilmiştir. Davaya konu trafik kazasında davalılardan ...'in, kullandığı diğer davalı ....A.Ş.’nin araç sahibi olduğu .... plakalı aracın, aynı yönde giden, ....'ın kullandığı ve ... ile ...'ın yolcu olarak bulunduğu... plakalı araca arkadan çarpmasıyla davacı ...'ın basit tıbbi müdahale ile iyileşebilir şekilde hafif derecede, ...'ın vücudunda kırık oluşacak şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle maddi manevi tazminat talebinde bulunduğu, davacı vekilince sunulan 10.03.2020 tarihli talep açıklama dilekçesinde dava dilekçesindeki maddi tazminata ilişkin alacak kalemlerinin açıklandığı belirtilmekte ise de, söz konusu tazminat kalemlerinin her bir davacı için ayrı ayrı mı, yoksa yalnızca davacı ... için mi istendiği anlaşılamamaktadır. Mahkemece bu husus açıklığa kavuşturulmadan karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Öte yandan bilirkişi raporunda davacı ... yönünden 196,77 TL maddi tazminat hesaplanmış iken, hangi gerekçeyle bu talebin reddedildiğinin gerekçelendirilmediği, davacının aracın pert olmasından kaynaklı maddi zararlar ile tedavi giderleri konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazlarının yerinde olduğu değerlendirilmiştir. Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm delilleri toplanıp inceledikten ve son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı yasanın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Ne var ki, uygulamada HMK'nın 294/4. maddesi hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır. İşte bu gibi hallerde, HMK'nın 297. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun biçimde gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa karar yazıp tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin, artık bu kararını değiştirmesine de yasal olanak yoktur. Bir başka ifade ile tefhim edilen hüküm sonucu yanlış da olsa, gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna uygun düzenlenmesi gerekmektedir. Yanlışlık ancak temyiz veya istinaf kanun yoluna başvurulması ve bu nedenle kararın Yargıtay tarafından bozulması veya istinaf tarafından kaldırılması halinde düzeltilebilir. Nitekim l0.4.l992 tarihli 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik olmasının bozma nedeni oluşturacağı ve bozmadan sonra yerel mahkemenin önceki kısa kararı ile bağlı olmaksızın çelişkiyi kaldırmak kaydıyla vicdani kanaatine göre karar verebileceği belirtilmiştir. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması yargılamanın aleniyetine, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa'nın 141. maddesiyle HMK'nın yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzenine ilişkin olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksi düşünce ve uygulama yargının, yargıcın ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz. Yukarıda açıklandığı üzere, davacı vekilince sunulan 10.03.2020 tarihli talep açıklama dilekçesindeki bir kısım talepler yönünden mahkemece olumlu veya olumsuz herhangi bir karar verilmediği, bu şekilde davacıların tüm taleplerinin hüküm fıkrasında eksiksiz olarak karşılanmadığı, bu durumun HMK'nun 297. Maddesine aykırı olduğu değerlendirilmiştir. İstinaf incelemesi yapılabilmesi için delillerin değerlendirildiğini gösterir biçimde usulüne uygun gerekçeli kararın bulunması zorunludur. Mahkemece, dosyada toplanan deliller tartışılıp değerlendirilerek, tefhim edilen hüküm sonucuna nasıl ulaşıldığı gerekçede açıklanmalıdır. Kararda hiç ya da yeterli gerekçeye yer verilmemesi veya gerekçenin kendi içinde çelişir olması halinde istinaf incelemesi yapılabilecek usulüne uygun bir karar bulunmadığı için delillerin hiç değerlendirilmemiş olduğunun kabulü gerekir. İstinaf incelemesi yapılan yukarıda yazılı kararın gerekçesinde, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillere, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesine, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin tam olarak açıklığa kavuşturulmadığı, öte yandan davacıların dava dilekçesindeki tüm taleplerinin karşılanmadığından HMK’nın 297. maddesinde belirtilen şekilde ve denetime elverişli gerekçe içerir ve denetlenebilir bir hüküm olduğundan söz edilemez. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.a-4-6 maddesi uyarınca taraf vekillerinin istinaf başvurularının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve usuli kazanılmış haklar da nazara alınarak, yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle; 1-Davacılar vekili ve davalı .... Şirketi vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 ve 353/1-a-4 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin tarih 2020/91 E. - 2021/1058 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının istek halinde kendilerine iadesine, 5-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 ve 353/1-a-4 maddesi gereğince kesin olmak üzere 11.06.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.