Diğer ·
2024/12 E. 2026/130 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2024/12
- Karar No
- 2026/130
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/12 Esas KARAR NO : 2026/130
DAVA : Markanın hükümsüzlüğü, kullanmama nedeniyle iptali, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi DAVA TARİHİ : 09/01/2024 KARAR TARİHİ : 04/06/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Markanın hükümsüzlüğü, kullanmama nedeniyle iptali, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davasının yapılan açık yargılamasının sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı ...’nin eğlence eğlence ve konaklama işlerinde uzmanlaşmış bir İspanyol şirketi olduğu, 1967 yılında ... tarafından kurulduğunu, kuruluşundan bugüne “...” markasını kullandığını, ... markasının gece hayatında uzmanlaşmış bir yaşam tarzı ve eğlence markası olduğunu ve dünyanın dört bir yanında turlar ve partiler düzenlendiğini ve davacı markalarının dünya çapında bilinirliğini arttıran bu faaliyetlerine ... ve ... linklerinden erişilebildiğini, davacının markalı işletmelerinin Türkiye’den pek çok ziyaretçisi bulunduğu ve Türkiye’de de yüksek bilinirlik kazandığını, ...'nın ilk logosunun ...'nın göz makyajından ilham alınarak tasarlandığı, daha sonra 1970’li yıllarda şirket içindeki çeşitli bürokratik faaliyetleri ayırt etmek için çeşitli anagramlar oluşturulduğunu, etkinlik ve partilerin duyurulması amacıyla çok sayıda postere kirazların resmi basıldığını, logosunun tamamen davacı tarafından yaratıldığını, ayırt edici bir logo olduğu, uzun yıllardır aktif olarak kullanıldığı ve 60’dan fazla ülkede 1968 yılından bugüne kadar 110’dan fazla kez tescil edildiğini, davacı logosunun özgün bir tasarım örneği olduğu, telif hakkı korumasından yararlandığını, , ... Sulh Hukuk Mahkemesi ... D.İş sayılı dosyasından tanzim edilen bilirkişi raporu ile tecavüz eyleminin tespit edildiğini, ayrıca ...’ün tanıtımının yapıldığı sosyal medya hesaplarında davacı ile özdeşleşen kiraz logosu ve kiraz temalı materyallerin benzerlerinin taklit edilerek kullanıldığını, davalı yelken firması adına Türkpatent nezdinde... sayı ile tescilli ve hükümsüzlüğü talep edilen markası ile davacı markasının kullanıldığı, eser üzerindeki mali hakların münhasıran eser sahibine veya bu hakları devralana ait olduğunu, somut olayda davacının hak sahibi olduğu eser üzerindeki mali hakları hiçbir surette davalılara devir etmediği, FSEK uyarınca mali haklar arasında sayılmış olan eseri çoğaltma, yayma ve işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayma iletim haklarının davalılarca kullanılması mümkün değil iken davalıların davacıya ait fotoğrafı işlettikleri gece kulübü için kullanmalarının davacının haklarına tecavüz teşkil ettiğini, marka hakkına ve telif haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, ihtiyati tedbire hükmedilmesi, erişimin engellenmesi, eylemlerin men, ref ve mevcut durumun ortadan kaldırılması, davalı adına ... no' lu markanın kötü niyetle tescili, gerçek hak sahipliği de gözetilerek hükümsüzlüğü, markanın kullanmama nedeniyle iptali, SMK 27/2 kapsamında 22/10/2020 tarihinden itibaren etkili olacak şekilde hüküm tesisi aksi halde dava tarihinin esas alınarak markanın iptaline,tedbire hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. SAVUNMA:Davalı ...Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın öncelikle zamanaşımı süresi dolduğundan reddi gerektiğini, husumet itirazlarının bulunduğunu, davanın davalı şirkete yönetilemeyeceği, 01.06.2021 tarihli sözleşme gereğince ...adlı işletmenin ... Ltd . Şti’ne devir edildiği, bu devir sözleşmesi ile birlikte sözleşmenin 6. Maddesi gereğince iş yeri açma ve çalışma ruhsatının da devir edildiğini, davacının dava konusu marka ve logo üzerinde hukukun koruduğu tescilli bir hakkı bulunmadığını, dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, benzerlik tespitinde somut olaya göre değerlendirme yapılması gerektiğini, “...” ibaresi ve kiraz logosunun davacı adına tescilli olmadığını, markaların esaslı unsurlar itibariyle benzemedikleri ve farklı sektörlerde hizmet vermeleri nedeniyle iddia edilen benzerliğin alıcılar nezdinde karışıklığa yol açmayacağı, mal ve hizmetlerin ayrı olduğunu, davalı şirketin davacının bu tür bir şirketinin varlığından haberdar olmadığı, kaldı ki davalı markasının tescilli olduğu, tecavüzün söz konusu olmadığı, ...’te faaliyet gösteren işletmenin nasıl haksız kazanç sağladığı hususunun açıklanması ve ispat edilmesi gerektiğini, markanın ticaret unvanı olarak 21.10.2015 tarihinden beri tescilli olduğu tescilli bir ticaret unvanının sicilden terkin edilinceye kadar kullanımının hukuka aykırılık oluşturmayacağını, davalı hakkında verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava konusu uyuşmalık; marka hakkına ve telif haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, ihtiyati tedbire hükmedilmesi, erişimin engellenmesi, eylemlerin men, ref ve mevcut durumun ortadan kaldırılması, davalı adına ... no' lu markanın kötü niyetle tescili, gerçek hak sahipliği de gözetilerek hükümsüzlüğü, markanın kullanmama nedeniyle iptali, SMK 27/2 kapsamında 22/10/2020 tarihinden itibaren etkili olacak şekilde hüküm tesisi aksi halde dava tarihinin esas alınarak markanın iptali kapsamında açıldığı anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, her ne kadar zamanaşımı ve husumet ,yetki itirazında bulunulmuş ise de bu itirazlar yerinde görülmemiş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur. Bilirkişiler ..., ..., ... ve ...'ın 23/12/2024 tarihli bilirkişi raporlarında özetle; Davalı tarafa ait hükümsüzlüğü talep edilen 25.09.2014 başvuru tarihli ... numaralı marka tescili ile Davacı tarafa ait ... başvuru tarihli ... numaralı WIPO marka tescili arasında ortalama tüketici üzerinde yarattığı genel izlenimde farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile birbiri üzerinde iltibas yaratacak kadar benzer olarak algılandıkları, Bilişim Açısından Yapılan İncelemede; Davacıya ait olduğu belirtilen bahsi geçen “...” internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 11.02.1996 tarihinde kayıt olunduğu ve internet sitesinin içerikleri detaylıca incelendiğinde sitenin içeriğinin İngilizce dilinden oluştuğu, çevirisi yapıldığında genel olarak “...” adıyla ve “ ” logosuyla “ Eğlence, Müzik, Kulüpler, Yiyecek & İçecek” sektörlerine dair faaliyetler ile ilgili internet sitesi olarak kullanıldığı, davacıya ait olan ilgili internet web sitesinin “...” adresinde davacı tarafından beyan etmiş olduğu gibi uzun yıllardan bu yana yoğun bir şekilde kullanıp kullanılmadığını tespit edebilmek adına internet sitesinin 1996 yılından bu yana arşiv kayıtlarına ulaşıldığı ve 1996 yılından bu yana davacı tarafından “...” adıyla ve ... logosu ile internet sitesi olarak kullanıldığı tespit edildiği, Davacı tarafa ait olduğu belirtilen davaya konu “@...” isimli ... sosyal medya hesabına ait genel profil sayfası “...” ve paylaşımlar kontrol edildiğinde; hesap adının “... olarak belirtildiği, ve ilgili hesaptan yapılan ilk dava konusu “...” simgeli paylaşımın “15 Ekim 2014” tarihinde olduğu tespit edildiği, Davacı tarafa ait olduğu belirtilen davaya konu “...” isimli Instagram sosyal medya hesabına ait genel profil sayfası “...” ve paylaşımlar kontrol edildiğinde; hesap adının “...” olarak belirtildiği, ve ilgili hesaptan yapılan ilk dava konusu “...” simgeli paylaşımın “08 Ağustos 2023” tarihinde olduğu tespit edildiği, Davalı tarafa ait olduğu belirtilen davaya konu “...” isimli ... sosyal medya hesabına ait genel profil sayfası “...” ve paylaşımlar kontrol edildiğinde; hesap adının “...” olarak belirtildiği, ilgili hesaptan yapılan ilk dava konusu “...” simgeli paylaşımın “07 Mayıs 2015” tarihinde olduğu tespit edildiği, Davalı tarafa ait olduğu belirtilen davaya konu “...” isimli ... sosyal medya hesabına ait genel profil sayfası “...” ve paylaşımlar kontrol edildiğinde; hesap adının “...” olarak belirtildiği, ilgili hesaptan yapılan ilk dava konusu “...” simgeli paylaşımın “26 Aralık 2022” tarihinde olduğu tespit edildiği, Davalı tarafa ait olduğu belirtilen davaya konu “...” isimli ... sosyal medya hesabına ait genel profil sayfası “...” ve paylaşımlar kontrol edildiğinde; hesap adının “...” olarak belirtildiği, ilgili hesaptan yapılan ilk dava konusu “...” simgeli paylaşımın “31 Mayıs 2014” tarihinde olduğu tespit edildiği, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında yapılan incelemede; Davaya konu fotoğraf ve logonun ( grafik eser) FSEK kapsamında Eser olduğu, 15 Mayıs 2007 başlangıç tarihli ve süresiz, fotoğraf sanatçısı .... ile ..., ... arasında ... 48. Noter Yeminli Tercümanlığı tarafından tercümesi yapılmış “Fotograf Hakları Devir Sözleşmesi” ile fotoğrafın mali haklarının davacıya devredildiği Davaya konu eserlerin hak sahibinin davacı olduğu ve davalının FSEK de düzenlenen manevi haklardan md. 14 eserin umuma arz salahiyeti, md. 15 adın belirtilmesi salahiyeti, md. 16 eserde değişiklik yapılmasını men etmek hükümlerine , maddi haklardan FSEK md. 22 çoğaltma hakkı, md. 24 temsil hakkı, md. 25 işaret, ses ve /veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkını ihlal ettiği, Marka açısından yapılan incelemede; markasının, davalı markasının başvurulduğu 25.09.2014 tarihinden önce davacı tarafından Türkiye’de, .... Sınıf kapsamındaki hizmetlerde marka fonksiyonunu yerine getirir şekilde kullanıldığının ispatlanamadığı, işbu davada ... sayılı marka açısından SMK m.6/3 uyarınca önceye dayalı kullanım/gerçek hak sahipliğine dayalı hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, davacının markasının tanınmış marka olduğunun ispatlandığı, işbu davada ...sayılı marka açısından SMK m.6/4 uyarınca tanınmışlığa dayalı hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, davacının markasının eser niteliğine haiz olduğu ve telif hakkı korumasından faydalanacağı, işbu davada ... sayılı marka açısından SMK m.6/6 uyarınca telif hakkına dayalı hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, davacı ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalının, davacının yurt dışında 1970’li yıllardan beri tescilli ve tanınmış, ayırt ediciliği yüksek marka ve özgün logosu ile aynı olan bir işareti aynı faaliyet alanında tesadüfen seçip tescil ettirmesinin hayatın ve ticaretin olağan akışına ve basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğüne uygun olmadığı, işbu davada heyetlerince ... sayılı markanın kötü niyetle başvurulduğunun ispatlandığı yönünde kanaat oluştuğu, ancak son nihai takdirin Mahkemeye ait olduğunu, davalının ... sayılı markasının tescilli olduğu hizmetlerde ciddi ve kesintisiz bir şekilde kullanılıp kullanılmadığı ve davacının da bu kullanıma beş yıl süre ile sessiz kalıp kalmadığı hususunun yapılacak mali inceleme neticesinde elde edilecek verilerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğinden şu aşamada sessiz kalma yoluyla hak kaybı koşullarına ilişkin bir değerlendirme yapılmadığını, Mahkemece davalı markasının tescilinde kötü niyet bulunduğunun değerlendirilmesi halinde süreye tabi olmadan hükümsüzlük davası açılabileceği,TTK m. 55/1/a/ 4 uyarınca “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” kapsamında davacı aleyhine haksız rekabet halinin oluştuğu , ancak davalının haksız rekabet teşkil eden kullanımlarına davacının uzun süre sessiz kalıp kalmadığına ilişkin değerlendirmenin mali tespitlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiği, Kullanmama nedeniyle iptal talepleri açısından, davalının ... sayılı markasının ... Sınıfta tescilli bulunduğu hizmetlerde ciddi ve işlevine uygun bir şekilde kullanılıp kullanıldığına ilişkin değerlendirmenin davalının ticari kayıtları üzerinde yapılacak mali inceleme ile elde edilecek verilere göre belirlenebileceği" bildirilmiştir. Talimat yoluyla bilirkişi... tarafından düzenlenen 14.10.2025 tarihli raporda özetle: ; ticari defter ve belge sunulmadığı için inceleme yapamadığını bildirmiştir. Talimat yoluyla alınan ve hükme de dayanak yapılan bilirkişi ... tarafından düzenlenen 12.3.2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dava tarihinden geriye doğru beş yıllık döneme ilişkin olarak davalı şirketlere ait ticari defter ve belgeler yerinde incelenmiş,özellikle davalıya ait... sayılı tescilli markanın .... sınıfta yer alan hizmetler bakımından ciddi ve işlevine uygun şekilde kullanıp kullanılmadığının ticari kayıtlar, gelir tabloları ve faaliyet hacmi çerçevesinde incelendiğini: ...Şti.Ticari Defter ve Belgeleri Üzerinde Yapılan İnceleme’de ; davalı şirketin 2019-2020-2021-2022-2023 ve 2024 yıllarına ait ticari kayıtları ve gelir tabloları incelenmiş olup, söz konusu dönem boyunca işletmenin satış gelirleri elde ettiği, faaliyetlerine devam ettiği ve hizmet sunumuna dayalı ticari işlemler gerçekleştirdiği , Davalı şirketin söz konusu dönemde ticari faaliyetlerini sürdürdüğü, gelir tablolarında yer alan satış gelirlerinin işletmenin hizmet sunumuna dayalı ticari faaliyetinin devam ettiğini gösterdiği , incelenen ticari defterler, muhasebe kayıtları ve dayanak belgeler üzerinde yapılan incelemede, uyuşmazlık konusu ... sayılı markanın, davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler üzerinde, düzenli ve süreklilik arz edecek şekilde kullanıldığına ilişkin herhangi bir kayıt, belge veya bilgiye rastlanılmadığını bildirmişlerdir. ...Şti. Ticari Defter Ve Belgeleri Üzerinde Yapılan İncelemede; Davalı şirketin Marmaris vergi dairesinin ... vergi kimlik numaralı mükellefi olduğu, 20.08.2021 tarihinde vergi dairesine işe başlama bildiriminde bulunduğu, şirketin , ... adresinde ticari faaliyette bulunduğu, vergi levhasında Faaliyet adı:...-Gazino,gece kulübü, taverna, diskotek, kokteyli salonları vb. yerlerde içecek sunum faaliyetleri (Alkoliü-Alkolsüz) şeklinde yer aldığı , Davalı şirket tarafından düzenlenen fatura ve z raporlarının birer örneğinin raporlarında sunulduğunu, incelenen belgelerde, tescilli markanın kullanılmadığının görüldüğünü, şirketin incelenen dönem boyunca ticari faaliyetlerini sürdürdüğü, davalı şirketin 20.08.2021 tarihinde işe başladığı,2021-2022-2023 ve2024 yıllarında ticari faaliyetini sürdürdüğü, ibraz edilen gelir vergisi tablolarında yer alan satış gelirlerinin işletmenin hizmet sunumuna dayalı ticari faaliyetinin devam ettiğini gösterdiği, şirketin düzenlediği (fatura ve z raporları) ve adına düzenlenen faturalarda uyuşmazlık konusu markanın kullanıldığının tespit edilmediği, ... sayılı markanın, davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler üzerinde, düzenli ve süreklilik arz edecek şekilde kullanıldığına ilişkin herhangi bir kayıt, belge veya bilgiye rastlanılmadığı, ancak şirketin ticari faaliyetini sürdürdüğü ... İç kapı no: ... adresindeki gece kulübü giriş kısmında “... “ tabelasının yer aldığının tespit edildiğini nihai değerlendirmenin Mahkemeye ait olduğunu bildirmişlerdir. Türk Patent ve Marka Kurumuna müzekkere yazılmış incelenen marka tescil belgesi kapsamına göre; Davacı ....adına ..., sınıf için ... şekil ibareli markanın 27.1.2001 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır. Davalı ... ŞİRKETİ adına tescilli... nolu ... şekil ibareli markanın .... Sınıf için 25.4.2014 tarihinden itibaren tescil edildiği, resmi marka bültenin de ise 30.11.2015 tarihinde yayınlandığı anlaşılmıştır. Toplanan deliller, marka tescil belgesi, ticari sicil kayıtları, Davacı ile ve fotoğraf sanatçısı ... arasında imzalanan 15 Mayıs 2007 tarihli “Fotoğraf Hakları Devir Sözleşmesi” ve Türkçe tercümesi,... Sulh Hukuk Mahkemesi ... D. iş sayılı dosyasında düzenlenen 06.12.2023 tarihli bilirkişi raporu, ... hesabı üzerinde yapılan tespitleri içerir ... 6. Noterliği'ni n...tarih ve ... yevmiye numaralı, ...tarih ve... yevmiye numaralı tutanak içerikleri, Davacı tarafından davalı ... firmasına gönderilen ... 19. Noterliği ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname,Davacı hakkında Dünya genelinde çıkmış haberler,Davacı internet sitesi ve sosyal medya ekran görüntüleri, ...'ye ait 22.04.2024 tarihli beyanname, Davacı hakkında çıkan kitaba ait olduğu belirtilen alıntılar, davacının Dünya genelinde marka tescillerini gösterir liste, Davalı ... Şti. ile dava dışı ...Şti,ar asındaki 01.06.2021 imza tarihli Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi, Davalıya ait ... sayılı “... ŞEKİL” ibareli marka tescil belgesi,Davalılara ait vergi levhası, mali kayıtlar, ticari defter ve belgeler, HMK 266 madde kapsamında dosyadaki deliller ile uyumlu denetim ve Hüküm kurmaya elverişli bilirkişilerin kök ve talimat yoluyla alınan mali inceleme raporları bir arada incelendiğinde ; HÜKÜMSÜZLÜK İSTEMİNİN İNCELENMESİ Karıştırma ihtimali ortalama tüketicilerin her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Başka bir anlatım ile halkın söz konusu mal ve hizmetleri aynı ya da bağlantılı işletmelerden geldiğini düşünme tehlikesidir. Hem markanın hem de mal veya hizmetlerin aynı olması durumunda karıştırma ihtimali daha güçlüdür. Karıştırma ihtimalinden söz edilebilmesi için öncelikle tescil başvurusuna konu veya tescil edilmiş marka ile daha önce tescil edilmiş ve tescil başvurusu yapılmış markanın kapsadığı hizmetlerin aynı ya da benzer olması gerekmektedir. Eğer bu mal ve hizmetler aynı ya da benzer ise bu kez markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenecektir. Karıştırma ihtimali hem marka, hemde sınıf bakımından benzerlik gerektirdiğinden iki markanın tescil edildikleri, tescil başvurusunda bulunulduğu ya da kullanıldığı mal ve sınıfların ne kadar birbirine benzer ise karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmaması için markaların da o oranda birbirinden farklı olması gerekecektir. Markalar arasında sözcük, harf karakteri, şekil, grafik gibi renk unsurlarında hiçbir fark yok ise markalar arasında ayniyetten söz edilir. Eğer bu unsurlardan birinde küçük fark var ise benzer markalardan söz edilir. Markalar arasında karıştırma ihtimali incelenirken her bir unsura göre değil bir bütün olarak iki markanın bıraktığı genel global izlenimin markanın bütünüyle bıraktığı etki dikkate alınır. AB Adalet Mahkemesi (CJEU ) uygulamalarında karıştırma ihtimalinin belirlenmesinde bir takım ilkeler mevcuttur. Uygulamalara göre karıştırma ihtimali ilgili tüm faktörler dikkate alınmak suretiyle marka veya işaretler birer bütün olarak değerlendirilmeli bu değerlendirme yapılırken uyuşmazlık konusu mal veya hizmetin talep edebilecek durumdaki ortalama tüketici gözü ile bakılmalı ortalama tüketicinin detayları incelemeden markayı bir bütün olarak algılayacağı gözönünde bulundurulmalı markadaki ayırt edici ve egemen unsurların bıraktığı genel intibaya göre görsel ve işitsel ve kavramsal anlamda karıştırma ihtimali bulunup bulunmadığı tartışılmalıdır. Markalar arasında daha az derecedeki benzerlik mal veya hizmetler arasında daha çok benzerlik ile dengelenebilir. Bunun tersi de mümkündür. Ayrıca eğer önceki markanın ayırt ediciliği kendiliğinden çok yüksek ise veya kullanım sonucunda yüksek ayırt edicilik sağlanmış ise karıştırılma ihtimali de çok yüksek olacaktır. Salt çağrıştırma ihtimalinin varlığı karıştırma ihtimalini de mevcut olduğunun kabulü için yeterli değildir. Önceki markanın tanınmışlığı da tek başına karıştırılma ihtimalinin varlığı için yeterli değildir. Eğer her iki marka arasında çağrıştırma ,tüketicide bu markayı taşıyan ürünlerin aynı ya da ekonomik olarak bağlantılı işletmelerden kaynaklandığı yolunda bir kanaate yol açacak nitelikte ise, bu durumda karıştırma ihtimalinin bulunduğu düşünülmelidir. Markalar arasında görsel , işitsel,kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı her iki markanın asli ve tali unsurları ile birlikte bütünü itibariyle bıraktığı izlenimler bakımından benzerlik olup olmadığı çağrıştırma söz konusu olup olmadığı, markaların ait oldukları mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kitlesinin eğitim ve toplumsal durumu, markaların tescilli oldukları malın ya da hizmetin değeri , buna bağlı olarak alıcının mal almaya gittiğinde harcadığı zaman kriterleri dikkate alınarak ortalama düzeydeki tüketici gözü ile karıştırma ihtimali mevcut olup olmadığı tespit edilecektir. Daha önce tescil edilmiş veya tescili için başvurusu yapılmış olan bir marka ile aynı veya benzer bir işaretin bir başkası adına aynı ve/veya benzer mal ve/veya hizmetlerde marka olarak tescil edilememesi tescilde öncelik ve teklik ilkesidir. Bu ilkenin SMK’daki yansıması; marka tescilinde mutlak ret nedenlerini düzenleyen m. 5/1-ç hükmü, nispi ret nedenlerini düzenleyen m. 6/1 hükmü ile mutlak ve nispi ret nedenlerini hükümsüzlük sebepleri arasında sayan m. 25/1 hükmüdür. Bu ilke gereği, kural olarak bir markanın tek sahibi olur. Bizim hukukumuzda kural olarak tescil ile marka hakkı doğar; ancak söz konusu işaret ilk tescilden önce kullanılmak suretiyle piyasada maruf hale getirilmişse, marka hakkı sahibi ,işareti tescilden önce kullanarak piyasada maruf hale getirendir. Bu kişiye “gerçek hak sahibi”denilir. Bu bakımdan, SMK”'nın 7/1 maddesinde yer alan “Bu kanunla sağlanan marka koruması tescil ile elde edilir” biçimindeki hüküm açıkça tescil ilkesinin kabul edildiğini gösterirken, buna karşılık SMK'nın 6/3 maddesinde tescile rağmen başkasının hak sahibi olabileceği, markayı ilk kez ihdas eden, kullanan kişinin de korunacağı düzenlenmiştir. Eskiye dayalı kullanım yoluyla tescilsiz bir markanın gerçek hak sahibi olan kimse, üzerinde gerçek hak sahibi olduğu markanın tescil edilmesi halinde SMK'nın 25. Maddesinde yapılan atıfla işbu markanın hükümsüz kılınmasını talep edebilmektedir. Hükümsüzlük hallerinin düzenlendiği SMK'nın 25. Maddesinde atıf yapılan SMK'nın 6. Maddesinin 3. Fıkrasında yer alan düzenleme başvuru tarihinden veya rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.” Hükmünü ihtiva etmektedir. Dava konusu benzerlik ve ayırt edici nitelik yönünden değerlendirildiğinde; her iki markanın da şekil markası olup, ... numaralı marka tescilinde yer alan grafik tasarım incelendiğinde; görünüşe göre sol başta yer alan unsur; iki adet yana bakan simetrik yeşil renkli yaprak, iki dal ve birbirine teğet ve simetrik konumlanmış beyaz parlama lekeli ve kırmızı renkli iki kiraz tanesinden oluşmaktadır (A). Bu unsurun yanında büyük harfler ile kırmızı renkte ve her bir harf üzerinde yer yer beyaz parlama efekti yer alan “...” ibaresi yer almaktadır (B). Davacı tarafa ait ... başvuru tarihli ... numaralı WIPO marka tescili incelendiğinde benzer biçimde üst üste konumlanmış iki adet unsurdan oluştuğu, üstte ortada yer alan unsurun iki adet yana bakan simetrik yeşil renkli yaprak, iki dal ve birbirine teğet ve simetrik konumlanmış beyaz parlama lekeli ve kırmızı renkli iki kiraz tanesinden oluştuğu (C), altta yer alan unsurun ise büyük harfler ile kırmızı renkte ve her bir harf üzerinde yer yer beyaz parlama efekti yer alan “...” ibaresi olduğu (D) , Karşılaştırılan grafik tasarımları oluşturan bütün öğeler benzer biçim ve renkte oluşturulduğu, Tasarımlar arasında bulunan tek fark kiraz unsurunun konumu ve oranı olup bu fark tasarımlara ayırt edici nitelik kazandırmadığı, seçenek özgürlüğü kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda Davalı tarafa ait hükümsüzlüğü talep edilen 25.09.2014 başvuru tarihli ... numaralı marka tescili ile Davacı tarafa ait ...başvuru tarihli ... numaralı WIPO marka tescili arasında ortalama tüketici üzerinde yarattığı genel izlenimde farklılıklar bulunmadığı, iltibas yaratacak kadar ayniyet yarattığı anlaşılmaktadır. Somut olayda, hükümsüzlüğü talep edilen davalıya at ... numaralı ... şekil ibareli marka .... Sınıfta yer alan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri”nde 25.09.2014 tarihinde başvurusu yapılmıştır. Davacının markasının ise ... adına ..., sınıf için ... şekil ibaresi ile 27.1.2001 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır. Davacının İspanya ve Dünya genelinde çeşitli ülkelerindeki kullanımlarına ilişkin sunulu deliller, “...” isimli site içeriğinde ...'a ait olduğu belirtilen gece kulübü, müzik festivali, otel ve restoran tanıtımının yapıldığı, davacıya ait markaları içeren ürünlerin satışının yapıldığı ... sitesine link verildiği, sitenin İngilizce, İspanyolca, Fransızca dillerinde versiyonlarının bulunduğu, dolayısıyla davacının markasal kullanımlarının davalıdan önceye ait olduğu hususu sabittir. Davacı yan tanınmış marka olduğunu da ileri sürmüş olup, davacının sunduğu deliller ,Wipo kriterleri, Yüksek Yargı uygulamalarına göre de davacı markasının tanınmış marka olduğu hususu ispat edilmiştir. Bilirkişi raporunda da; davacının ... markalı ilk gece kulübünün 1967 yılında İspanya'da açıldığı, Dünya genelinde aynı isimli gece kulübü ve diskoteklerin sahibi bulunduğu, ...'da ... ibari marka tescili:14.11.1971 tarihli olup, kiraz logosu içeren tescilinin ise 17.02.1982 tarihine dayandığı, Dünya genelinde çok sayıda ülkede davacının markasının tescilli olduğu, davacı ... markalı gece kulüplerinin Dünya çapında tanınmış kişilerce ziyaret edildiği, aynı anda binlerce kişiye hizmet verecek kapasiteye sahip bulunduğu, Dünya genelinde hakkında yayınlanmış çok sayıda haber bulunduğu, , Dünya'nın en iyi 10 gece kulübü arasında seçildiği, davacının sosyal medya hesaplarının binlerce takipçisi bulunduğu, Türkiye'de Ekşi Sözlük'te ... ibareli başlık altında davacının Ibiza adasında bulunan gece kulübü ile ilgili 2000 yılından itibaren yayınlanan gönderi bulunduğu, işbu gönderilerden davacı ... markası ve kiraz logosunun Türkiye'deki ilgili kişiler tarafından da bilindiği , dolayısıyla Markanın ihdas ve tescil tarihi ile kullanımının eskiliği, davacı yanca sunulu deliller kapsamına göre davacı markasının tescilli bulundukları mal kategorisinden bağımsızlaşarak ve başlı başına kalite sembolü olarak, reklam aracı haline gelen ve geniş kitleler karşısında sahip oldukları etkilerini, tamamen farklı mal kategorileri üzerinde de gösterebileceği markalar niteliğinde olduğu, markanın ayrıca logo ile telif korumasında olduğu, reklam gücü, o markayı gören tüketici nezdinde mal ya da hizmetlerle ilgili çevre için değil bu çevre dışında, o mal ya da hizmetle ilgisi olmayan kişilerce de bilindiği dolayısıyla davacı markasının SMK 6/4 kapsamında tanınmış marka olması nedeniyle hükümsüzlük isteminin haklı olduğu anlaşılmıştır. SMK 6/6. maddesi tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafinı, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedileceğini düzenlemektedir. Somut olayda da davacı logosunun benzerlerinden ayrılan ve tasarım çalışması sonucunda ortaya çıkmış özgün ve estetik değere sahip bir grafik eser olduğu ve 5846 sayılı Kanun kapsamında telif koruması kapsamında da hükümsüzlük gerekçesi olacağı hususu da bilirkişilerce tespit edilmiştir. Davacı yan davalının tescil anında kötüniyetli olması nedeniyle de hükümsüzlük isteminde bulunmuştur. HGK’nın 29.06.2022 tarih, ...E., ... K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, gerek 556 sayılı KHK’da gerekse de 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda hangi hâllerde kötü niyetli marka başvurusunun söz konusu olduğu belirtilmemiştir. Ancak genel olarak kötü niyetli marka başvurusu; hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için başvuruda bulunulması veya başvurunun tescil ettirilmesi olarak tanımlanabilir. Bu kapsamda başvuru sahibinin markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi hâli, kötü niyetin varlığında önem kazanmaktadır. Örneğin, gerçek hak sahibi olmamakla birlikte başkasının ticaretinde kullandığı tescilsiz bir işareti, kendisinin hak sahibi olmadığını bile bile tescili için başvuruda bulunan kimse kötü niyetli sayılacaktır. Yine başkası tarafından kullanılan bir markanın aynısını veya benzerini bilerek ve haklı bir neden olmaksızın sırf rakibini engellemek amacı taşıyan engelleme markaları kötü niyetli marka başvurusu olarak değerlendirmelidir. Ayrıca başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme ve marka ticareti yapmak ya da şantaja yönelik başvuruda bulunmak ve tescil ettirmek de kötü niyetli olarak kabul edilmelidir. Görüldüğü üzere kötü niyetli marka başvurusu hâli her somut olay kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur. Bu kapsamda marka hükümsüzlüğü davalarında kötü niyet iddiası ileri sürülmüş ise 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi gereğince kötü niyetin korunması söz konusu olamayacağından her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak açıkça kötü niyetle gerçekleştirildiği belirlenen marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmelidir. TMK 2. Maddesinde düzenlenen "Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." hükmü ile TTK 18/2 maddesinde düzenlenen "Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir" hükmü kötü niyetin tespitinde dayanılan yasa maddeleridir. Asıl olan iyi niyet olduğu için tescilin kötü niyetli olduğunu iddia edenin bunu ispatlaması gerekmektedir. Ancak bu olgu spesifik bir tespit olduğundan her somut olayda mahkemece takdir edilmesi gereklidir. Kötü niyetin varlığı her somut olayın özellikleri ve hükümsüzlüğü istenen markanın tescil başvurusunun yapıldığı tarihteki hukuki durumu dikkate alınmak suretiyle değerlendirilmelidir. Somut olayda, tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdiği, davacı tarafından davalının tescilinden çok öncesinde telif hakkı ile korunan logonun birebir davacı markasının sözcük kısmı ile birebir oluşturulması yani şekil unsurunun birebir aynı şekil ve tertip tarzını içerir şekilde tescil ettirdiğinden ve bu logonun davalı tarafından tesadüfen seçilip tescil ettirilmiş olmasının sunulu delillere göre hayatın olağan akışına ve ticaretin işleyişine uygun olmadığı, dolayısıyla davalının tescil anında iyiniyetli hareket etmediği keza Bilimsel tanımlarda marka çağrışımlarının tüketici zihninde farkındalık yaratmak ve sadakat geliştirmek yönünde çok etkili olduğu izahtan varestedir. Özellikle işletmeler özgün ve benzersiz/eşsiz çağrışımlar yaratarak farklı olmak isterler. Bazen de markalar bir grup çağrışım akla getirebilir. Çeşitli yazarlara göre marka değeri yaratmada marka çağrışımlarının büyük katkısı, tüketici temelli olmasından kaynaklanmaktadır. (...,13, 1996:390). Toplanan deliller ve hükme dayanak olarak alınan rapor içerikleri bir arada incelendiğinde, somut olayda SMK 6/9 maddesine dayalı hükümsüzlük isteminin yerinde olduğu gözetilerek davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekmiştir. Her ne kadar davalı yan davacının uzun süre sessiz kaldığını ileri sürmüşse de; Sessiz kalma yoluyla hak kaybının gerçekleşebilmesi için; davalının iyiniyetli olması gereklidir. Ancak toplanan delillere göre davalı yan tescil anında kötüniyetli olduğundan davacının 5 yıllık süre sınırlaması olmadan dava açabilmesi mümkün olduğundan davalının bu yöndeki savunması yerinde görülmemiştir. KULLANMAMA NEDENİYLE İPTAL İSTEMİNİN İNCELENMESİ 6769 s. SMK'nın 9. Maddesinde "Markanın Kullanılması" başlığı altında yer alan düzenlemenin ilk fıkrasına göre "Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir." Denilmekterir. 2. Fıkrada ise kullanım sayılan haller düzenlenmektedir. a) Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması. b) Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması. şeklindeki kullanımlar da kabul edilmiştir. Maddenin 3. Fıkrasında ise “Markanın, marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir” düzenlemelerine yer verilmiştir. Madde düzenlemesine göre; markanın kullanılması kanundan doğan bir yükümlülüktür. Bu sayede sicile kaydedildiği halde, haklı bir nedeni olmaksızın markanın kullanılmaması keyfiyetinin önüne geçilerek, sicilin gereksiz yere işgalinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Dolayısıyla markanın kullanılması, tescil kapsamındaki her bir emtia yönünden, mutlak bir yükümlülük olup, bu kullanımın da markanın tescil edildiği şekline uygun olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu durum tüm markalar için geçerlidir. Markanın sahibine tanınan tekel niteliğinde kullanım hakkı, markanın sahip olduğu toplumsal işlevleri nedeniyle sınırsız olmayıp kanun koyucu bir taraftan tekel hakkı verirken diğer taraftan kullanım yükümlülüğü getirerek marka sahibinin tekel hakkı ile toplumun ve rakip firmaların yararları arasında bir denge gözetmiştir. Bununla birlikte kullanma kavramından ticari amaçlı olarak ciddi şekilde kullanımın davalı yanca ispat edilmesi gereklidir., AB Adalet Divanı’nın Minimax kararında ciddi kullanım kavramı şu şekilde değerlendirilmektedir: • Markanın ciddi kullanımı, markanın fiilen kullanılmasını gerektirmektedir. Dolayısıyla, tek amacı markadan kaynaklanan hakları sürdürmek olan simgesel kullanım ciddi kullanım olarak kabul edilemez. • Ciddi kullanım, kullanımı gerçekleştiren işletmenin kendi içindeki kullanımı değil, markanın kapsamında yer alan mal veya hizmetlerin piyasadaki kullanımını gerektirir. • Ciddi kullanım halihazırda piyasaya sürülmüş veya piyasaya sürülmek üzere olan ve bunun için reklam kampanyaları hazırlanarak müşterilere ulaştırılmış mal veya hizmetlere ilişkin olmalıdır. • Kullanımın ciddi olup olmadığı değerlendirilirken, markanın ticari kullanımını oluşturan tüm faktörler ve durumlar dikkate alınmalıdır. (Markanın ticari kıymetinin gerçek olup olmadığı, özellikle bu kullanımın ilgili ticari sektörde mallar ve hizmetler için pazar oluşturma veya pazar payı yaratma etkileri yaratabilecek kullanım olarak görülüp görülemeyeceği, vb.) • Kullanımın ciddi kabul edilebilmesi için her zaman miktar olarak çok büyük olması gerekmez, bu husus ilgili piyasada, inceleme konusu mal ve hizmetlerin özelliklerine bağlıdır. Bu noktada tekrar vurgulamak gerekir ki markanın kullanılması yükümlülüğü tescil kapsamındaki her bir sınıf ve alt sınıf mal ve hizmet için söz konusudur. Dolayısı ile benzer mahiyetteki emtiaların bir kısmı yönünden kullanımın bulunuyor olması tek başına yeterli görülmeyecek ve her bir emtia açısından kullanımın somut olarak ispatlanmış olması gerekecektir. Markanın kullanımına ilişkin bu genel ilkeler çerçevesinde uyuşmazlık konusu olaya döndüğümüzde Talimat yoluyla alınan ve hükme de dayanak yapılan bilirkişi ... tarafından düzenlenen 12.3.2026 tarihli bilirkişi raporunda ; davalıya ait ... sayılı tescilli markanın ... sınıfta yer alan hizmetler bakımından ciddi ve işlevine uygun şekilde kullanılmadığı dolayısıyla , ispat yükü davalı da olduğu halde davalının ciddi kullanıma ilişkin delil sunmadığı gözetilerek kullanmamaya dayalı hükümsüzlük isteminin yerinde olduğu anlaşılmıştır. SMK 26. madde gereğince markanın iptaline karar verilmesi hâlinde ise bu karar, iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarihten itibaren etkilidir. Ancak talep üzerine, iptal hâllerinin daha önceki bir tarihte doğmuş olması hâlinde iptal kararının bu tarihten itibaren etkili olacağına karar verilebilir. Sunulu delillere göre; Davalı adına tescilli ... nolu markanın KULLANMAMA NEDENİYLE İPTALİNE, iptalin etkilerinin dava tarihi itibarıyla gerçekleşmiş sayılmasına karar verilmesi gerekmiştir. MARKA HAKKINA TECAVÜZ VE HAKSIZ REKABET YÖNÜNDEN İNCELEME: 6769 sayılı Kanunun 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmıştır. Bunlar Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleridir. İlgili Kanunun 7 inci maddesi; "Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ite aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle betik tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci /fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. " hükümlerine amirdir. Kanunun 149.maddesinde "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme bulunmaktadır. SMK m. 29/1-a atfıyla uygulanacak olan SMK m, 7/2- b'ye göre tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tesdili markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması, marka hakkına tecavüz niteliği taşıyacaktır. Mutlak hak niteliğini taşıyan markanın, marka sahibinin izni olmaksızın bir başkası tarafından kullanılması yasaklanmış bulunmaktadır. Markanın sahibinden başkası tarafından aynen veya taklit, tağyir, iltibas suretiyle kullanılıp kullanılmadığının saptanmasında her şeyden önce markanın şekil ve anlam itibariyle taşıdığı baskın unsur göz önünde tutulmalıdır. Bu baskın unsurun aynen veya değiştirilerek başkası tarafından kullanılması, haksız olarak kullanımın tespitinde büyük önem taşır. Bir marka ana özellikleri itibariyle başkası tarafından bir hakka dayanmadan kullanıldığında tecavüz unsuru gerçekleşmiş olur (Erdal Noyan, Marka Hukuku, Ankara 2006, s.545). Bir marka hakkına tecavüz teşkil edilebilmesi için, markayla ayniyet taşıyan veya benzer olan işaretin, tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal veya hizmetlerde alıcıların karıştırılmasına sebebiyet verecek şekil ve surette kullanılması gerekir. Yine 6769 sayılı SMK'nın "Önceki tarihli hakların etkisi" başlıklı 155. Maddesine göre "Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez." hükümlerine amirdir. Haksız rekabet iddiası yönünden; 6102 sayılı TTK'nın 54 vd maddeleri Haksız Rekabete ilişkindir. Madde 54- "(1)Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2)Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." hükümlerine amridir. Yine TTK Madde 55- (1)Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a)Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle;.... 4.Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,... dürüstlüğe aykırı davranmış olur. Şeklinde düzenlenmiş Madde 56 da "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a)Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b)Haksız rekabetin men'ini, c)Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, ..isteyebileceği düzenlenmiş kararların ilanının talep edebileceği öngörülmüştür. Somut olaya dönüldüğünde; Davacının marka ve logosunun aynı zamanda FSEK kapsamında telif hakkı ile de korunan grafik eser niteliğinde bir marka logosu olduğu,, davalıların tecavüz teşkil eden eylemleri devam ettiği sürece zamanaşımı definin ileri sürülemeyeceği, kaldi ki davalı işletmesi ...'te yer alsa da davalıların online kullanımları bulunduğundan ileri sürülen yetki itirazının da yerinde olmadığı, tüm kullanımlara Türkiye'nin her yerinden ve dolayısıyla da İstanbul'dan da erişilebildiği, ihlalin İstanbul'da da gerçekleştiği gözetildiğinde yetki itirazının reddi gerektiğinden davanın esası incelenmiş, davalıların davacı aleyhine haksız rekabet teşkil eden fiillerinin sadece telif hakkına konu fotoğrafının kullanımı ile de sınırlı olmadığı, davalılarca işletilen ...'ın tanıtımının yapıldığı sosyal medya hesaplarında, davacı ile özdeşleşen kiraz logosu ve kiraz temalı reklam materyallerinin birebir aynısının izinsiz olarak kullanıldığı, davaya konu fiziki kullanımların gerçekleştiği işyerinin dava dışı ...Şti.'ye satıldığını davalı yanca ileri sürüldüğü , sunulan sözleşmenin gayrimenkul satış vaadi olduğu, herhangi bir mülkiyet hakkı geçişini ispata elverişli olmadığı, işletmenin bulunduğu gayrimenkulün satışının mekanın artık ... tarafından işletilmediği anlamına gelmediği, davalının davacı markasını birebir kopyaladığı ve davacının temel faaliyet alanı olan ... Sınıfta tescil ettirdiği, davacı ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalının davacı yahut markalarından haberdar olmamasının mümkün olmadığı,davalının telif hakkı davacıya ait fotoğraf/marka ve logo üzerindeki haksız kullanımı ve davalının tanıtım materyallerin kopyalamakta oluşunun davacının tanınmışlığından faydalanmak amacı taşıdığı, tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdiği, davacı tarafından davalının tescilinden çok öncesinde telif hakkı ile korunan logonun birebir davacı markasının sözcük kısmı ile birebir oluşturulması yani şekil unsurunun birebir aynı şekil ve tertip tarzını içerir şekilde tescil ettirdiğinden ve bu logonun davalı tarafından tesadüfen seçilip tescil ettirilmiş olmasının sunulu delillere göre hayatın olağan akışına ve ticaretin işleyişine uygun olmadığı, yine davacı yanca sunulu deliller arasında davalının ayrıca ... ibareli TÜRKPATENT veri tabanındaki .. . sınıflardaki tüm marka başvuru ve tescillerinin listesini sunduğu ,davalı yanın iyiniyetli olarak hareket etmediği, keza bilişim yönünden yapılan incelemede; Davalılara tarafa ait olduğu belirtilen davaya konu “@...” isimli ... sosyal medya hesabına ait genel profil sayfası “...” ve paylaşımlar kontrol edildiğinde; hesap adının “...” olarak belirtildiği, ilgili hesaptan yapılan ilk dava konusu “...” simgeli paylaşımın “07 Mayıs 2015” tarihinde olduğu tespit edildiği, “...” isimli ... sosyal medya hesabına ait genel profil sayfası “...” ve paylaşımlar kontrol edildiğinde; hesap adının “...” olarak belirtildiği, ilgili hesaptan yapılan ilk dava konusu “...” simgeli paylaşımın “26 Aralık 2022” tarihinde olduğu tespit edildiği, “...” isimli ... sosyal medya hesabına ait genel profil sayfası “...” ve paylaşımlar kontrol edildiğinde; hesap adının “...” olarak belirtildiği, ilgili hesaptan yapılan ilk dava konusu “...” simgeli paylaşımın “31 Mayıs 2014” tarihinde olduğu , davalılardan : ... ŞİRKETİ –nin ticari sicile 16.11.2005 tarihinde kayıt edildiği, diğer davalı ...ŞİRKETİ’nin 20.8.2021 tarihinde ticari sicile tescil edildiği, Serkan Yaylalı isimli ortağın her iki şirkette ortak olarak göründüğü, dolayısıyla sosyal medya kullanımları, marka tescil belgesi,sunulu deliller kapsamına göre davacıya ait tescilli logonun izinsiz olarak davalılarca ticari amaçla ve markasal olarak kullanıldığı gözetilerek Davalıların davacıya ait tescilli marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, Davalıların davacıya ait dava konusu marka ile iltibas yaratan tüm tanıtım materyallerine ilişkin tüm fiziki ve online kullanımının önlenmesine, online kullanımlara ilişkin websayfalarına Türkiye'den erişimin engellenmesine, Davalı ...'in...sayılı marka tesciline dayanarak davacıya karşı herhangi bir hak öne sürmesinin önlenmesine, keza ... sayılı marka tesciline konu markayı kullanmasının ya da başkaca kimselere kullandırmasının önlenmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: 1-Davalının davacıya ait tescilli marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, 2-Davalı adına tescilli ... nolu markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, -Karar kesinleştiğinde hükümsüzlük verilen mal ve hizmetler yönünden ilamın scile işlenmesi için kararın TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU’na bildirilmesine, 3- Davalı adına tescilli ... nolu markanın KULLANMAMA NEDENİYLE İPTALİNE, iptalin etkilerinin dava tarihi itibarıyla gerçekleşmiş sayılmasına, 4-Davalıların davacıya ait dava konusu marka ile iltibas yaratan tüm tanıtım materyallerine ilişkin tüm fiziki ve online kullanımının önlenmesine, online kullanımlara ilişkin websayfalarına Türkiye'den erişimin engellenmesine, 5-... sayılı markanın 3.kişilere devrinin önlenmesine, 6-Davalı ....'in... sayılı marka tesciline dayanarak davacıya karşı herhangi bir hak öne sürmesinin önlenmesine, keza ... sayılı marka tesciline konu markayı kullanmasının ya da başkaca kimselere kullandırmasının önlenmesine, 7-732 TL ilam harcının yatırılan 427,60-TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 304,40-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 8-Kabul edilen Tecavüzün tespiti ve haksız rekabetin tespiti talebi yönünden, Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 9-Kabul edilen marka hükümsüzlüğü ve kullanmama nedeniyle iptal talebi aynı marka yönünden talep edilip kabul edilmiş olması gözetilerek Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000 TL vekalet ücretinin davalılardan ... ŞİRKETİ den alınarak davacıya verilmesine, 10-Davalıların yapmış olduğu yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 11-Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 427,60 TL başvuru harcı, 427,60 TL peşin harç 1.619,75-TL tebligat ve müzekkere masrafı, 16.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 18.474,95-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 12-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine Dair verilen karar davacı ve davalı ... inşaat.. vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. 04/06/2026
Katip Hakim ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır