Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/964 E. 2026/1330 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/964
Karar No
2026/1330
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/964 KARAR NO : 2026/1330

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/04/2026 NUMARASI : 2023/51 Esas 2026/336 Karar DAVA : MENFİ TESPİT BAM KARAR TARİHİ : 04/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 04/06/2026

Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı ... A.Ş vekilinin İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesine açtığı 23.11.2021 harç tarihli dava dilekçesinde; davalı ... Şti tarafından müvekkili şirket aleyhine İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2021/9324 Esas sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirket adresine TK m. 35 uyarınca tebligat yapıldığını, icra takibinin kesinleşerek müvekkili şirket banka hesaplarına haciz konulduğunu, icra dosyasında usulsüz tebligat yapılarak haksız icra takibi başladığını, tebligatın usulsüz olduğunu, müvekkili şirketin davalı ... Şti ile aralarında bir iş ilişkisi veya iş sözleşmesi bulunmadığını, .... & .... ve .... isimli şirketlerin yetkilisi ....isimli kişinin müvekkili şirket yetkilisi .... ile Türkiye’de ki iş ve işlemlerine destek talebine istinaden aralarında talimatname düzenlediklerini, taraflar arasındaki anlaşma gereğince... & ... ve.... isimli şirkete yalnızca tedarikçi ve ürün bulma, ürünlerin yükleme kontrollerinin yapılması işlemlerinde ....'e ait şirketlere ücret karşılığında destek sağlandığını, dava dışı ...’in Amerika’da olması nedeniyle müvekkili şirket yetkilisi ile aralarında geçici iş ilişkisi bulunduğunu, davalı... Şti’nin ... & .... ile navlun sözleşmesi imzalayarak ürün tedarik etmeyi üstlendiğini, ... .. & ...’ın davalı şirkete kararlaştırılan ücreti ödemediğini, davalının navlun sözleşmesine taraf dava dışı ... & ....’dan olan alacağını haksız ve kötü niyetli olarak müvekkili şirketten tahsil etmeye çalıştığını, müvekkili şirketin navlun sözleşmesinin tarafı olmadığını belirterek öncelikle icra takibinin dava kesinleşinceye kadar durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, kabul edilmediği takdirde icra veznesindeki paranın dava sonuçlanıncaya kadar davalıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2021/9324 Esas sayılı dosyasındaki alacaktan borçlu olamadıklarının tespitine, takibe konu alacağın % 20 sinden az olmamak kaydıyla tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Şti vekili 17.01.2023 tarihli cevap dilekçesinde; davacının müvekkili ... Şti.’den 16.11.2020 tarihinde yaklaşık 16 ton kağıt emtiasının ...’dan ...’a taşınması için fiyat teklifi talep ettiğini, müvekkili şirket tarafından gerçekleştirilen booking üzerine davacı tarafından yükleme tarihlerinin belirlendiğini, müvekkili şirket tarafından yükleme ve taşıma işlerinin yapıldığını, yapılan hizmetler karşılığında fatura kesilerek davacıdan cari hesap bilgileri istendiğini, bilgilerin mail ile paylaşıldığını, taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden müvekkilinin taşıma işini gerçekleştirerek takip konusu yapılan alacağa hak kazandığını, davacının taşıma işleminden dolayı sorumluluğunun bulunduğunu, taraflar arasındaki ilişkinin sözleşmeden kaynaklı bir ilişki olduğunu, sözleşmenin tarafının davacı olduğunu, bu nedenle alacaktan davacının sorumlu olduğunu, müvekkili şirketin hizmeti davacıya verdiğini ve hizmet bedeli olarak düzenlenen faturadan davacının sorumluluğunun bulunduğunu, davacının dava dilekçesinde taşıma işleri komisyonculuğu yaptığını beyan ettiğini, davacı her ne kadar şirketlere ürün ve tedarikçi bulma ile ürünlerin yükleme kontrollerinin yapılması konusunda yardımcı olmakla görevli olduğunu iddia etse de; taraflar arasındaki mail yazışmalarından müvekkili şirketi ile doğrudan taşıma sözleşmesi gerçekleştirerek bu hizmet karşılığında fatura düzenlenip müvekkili ile cari bilgilerinin paylaşıldığını, davacının yasal süresi içinde faturaya itiraz etmediğini, basiretli bir tacirin kendisine düzenlenen faturayı kabul etmediği takdirde 8 gün içinde noter aracılığıyla fatura itiraz etme hakkının bulunduğunu, davacının süresi içerisinde faturaya itiraz etmediğinden fatura içeriğini kabul etmiş sayılacağını, davacının tedbir şartlarının TTK m. 389 gereği gerçekleşmediğini, davacının soyut iddialara dayalı olarak dürüstlük kuralına aykırı olarak borçlu olmadığını ileri sürdüğünü, davacının zorunlu arabuluculuk yoluna başvurmadığını belirterek davanın öncelikle usulden reddine, şartları oluşmadığından ihtiyati tedbir talebinin reddine, davanın esastan reddine, % 20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılama sonucu 20.09.2022 tarihli 2021/803 Esas – 2022/702 Karar sayılı kararla davalı şirket tarafından navlun sözleşmesine dayalı ürün tedariki, ürünlerin yükleme kontrollerinin yapılması işinde davacının sözleşmeye taraf olup, olmadığı, davacı tarafından taşıma komisyonunun gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, bu yönde fatura ve cari hesaptan sorumlu olup olmadığı, fatura ile kararlaştırılan ücretin tahsil etmek için İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2021/9324 sayılı dosyasında borçlu olmadığı hususlarına ilişkin delillerin toplandığı, davanın deniz taşımacılığı kapsamında taşıma komisyonculuğu hususlarına ilişkin Deniz Ticaret Hukukundan kaynaklanan ilişkiye dayalı olduğu, dava konusunun mahkemenin görev alanına girmediği, görevli mahkemenin İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği, kararın tebliğ işlemlerinin tamamlanarak kesinleştiği, davacı vekilinin süresinde verdiği tahrik dilekçesiyle dosyanın mahkememize gönderildiği ve mahkememizin 2023/51 Esas sırasına kaydının yapıldığı belirlenmiştir. Dava; davalı forwarder şirketiyle aralarında ticari ilişki bulunmadığı, ancak müvekkilleri hakkında yapılan takibe itiraz edilmediğinden kesinleşen takip konusu alacak yönünden borçlu olmadığının tespiti davasına ilişkin olduğu belirlendi. Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir. Tarafların defter ve kayıtları, konşimento ve bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve değerlendirilmiştir. Mahkememizce 23.03.2023 tarihli 4 nolu ara karar kapsamında önce davacı tarafın defter ve kayıtları daha sonra davalı tarafın defter ve kayıtları incelenerek rapor alınmıştır. Davacının defter ve kayıtlarının incelenmesi için SMMM bilirkişi ...’dan alınan 07.02.2024 tarihli raporda; İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2021/9324 sayılı dosyasında 2.230 USD ve 4.950 TL asıl alacak ve İşlemiş faiz ile birlikte 2.230,18 USD ve 4.952,27 TL üzerinden ilamsız takibe geçildiği davacı şirketin defter ve kayıtlarında davalı 320.01.0001 alt üzerinden kayıt tutulduğu, 31.12.2020 tarihi itibari ile davalı şirketin davacı şirketten 54.338,50 TL alacaklısı olduğu, bu alacağı 2021 yılına devrettiği, davalının 11.01.2021 ve 12.01.2021 tarihlerinde davacı adına tanzim ettiği 4 adet faturayı kayıtlarına alması neticesinde davalının alacağını 137.276,38 TL’ye yükseldiği, 05.02.2022 tarihinde davalıya 2.238 USD ödeme yapıldığı, toplam borcun 119.948,12 TL olduğu, davalının alacağından mahsup yapılması suretiyle 21.548,11 TL alacak kaldığı, bu mahsuplaşmanın gerek virman ve gerekse fatura tanzim yolu ile yapıldığı, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, incelenemediği, bu durumun ancak davalının defterlerinin incelenmesi ile tespit edilebileceği, davacının ticari defter ve kayıtları kabul edilmesi halinde takip tarihi olan 01.09.2021 takip tarihi itibari davalı şirketin davacı şirketten 901,47 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir. Bu rapora karşı davacı vekilinin 14.02.2024 tarihli beyan dilekçesiyle; davalının ticari defterleri incelendiğinde durumun belirlenebileceğini, ancak müvekkilinin defterlerinde borçlu değil aksine alacaklı olduğunun ispatlandığını, müvekkilinin davalı ile ticari ilişkisinin olmadığını, takibe konu olan borçlara ilişkin faturalardan sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın kabulünü talep etmiştir. Bu rapora karşı davalı taraf beyanda bulunmamıştır. Daha sonra bilirkişiler ...., SMMM ... ve Gümrük Uzmanı ... tarafından yapılan inceleme ile alınan 26.05.2024 tarihli raporda; davacı şirketin davalı adına 13.08.2021 tarihinde 4.950 TL bedelli ... KDV’siz açıklamalı iade faturası bulunduğu, bu faturanın …….006 ve ………0010 numaralı konşimentolara istinaden düzenlenen iade faturası niteliği taşıdığı, elleçlemeye ilişkin olarak davalı şirketin davacı adına 12.01.2022 tarihinde 4.125 TL bedelli ……….9684 numaralı konşimentoya atıfta bulunan bir fatura daha bulunduğu, yine davalı tarafından davacı adına kesilen 11.01.2021 tarihli 825 TL bedelli ………..9684 numaralı konşimentoya istinaden elleçleme faturasının bulunduğu, ayrıca davacının 2.230 USD bedelli “....” başlıklı iade faturasının bulunduğu, faturanın da …009 nolu konşimentoya istinaden düzenlenen iade faturası olduğu, davalının davacı adına 26.08.2021 tarihinde aynı bedelli iade faturası kestiği, davalı tarafından davacı adına kesilen 12.01.2022 tarihli 8.750 USD bedelli ….9684 nolu konşimentoya atıf yapılarak düzenlenen bir fatura daha bulunduğu, bu tarihten bir gün önce davacı tarafından davalı adına kesilen 1.750 USD bedelli 11.01.2021 tarihli ….9684 nolu konşimentoya atıfta bulunarak bir navlun faturasının bulunduğu, taraflar arasında bir navlun sözleşmesinin yapıldığı, ibraz edilen belgelerden navlun sözleşmesinin yapıldığı davalının taşıyan davacının ise taşıtan olduğu, TTK m. 1200 uyarınca davacının davalıya navlunu ödemekle yükümlü olduğu, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunduğu, bu sözleşmede davacı ile dava dışı .... arasında akdedilen sözleşmeye göre düzenlenen navlun faturalarının taraflar arasında akdedildiği, böylece davacının navlun bedelinin ve diğer ferileri ödemekle yükümlü olduğu, 02.07.2020 tarihinde dosyadaki mevcut e posta kayıtlarında taraflar arasında gerçekleştirilecek taşımaya ilişkin 16.11.2020 tarihinde rezervasyon talebinin bildirildiği, 17.11.2020 tarihinde davalıların bunu kabul ettiği, davacı tarafın defter ve kayıtlarının incelenmesinde de davalının 901,47 TL alacaklı olduğu tespit edildiği, ancak bu bilirkişi raporunda davalının defterlerinin incelenmesinin gerektiği bildirildiği, hesaplar arası mahsup kaydı ile yapılan incelemeye göre davalının davacı adına düzenlenen toplam 17.500 USD ve davacı tarafından düzenlenen 15.270 USD mahsubu yapıldığında bakiye 2.230 USD’nin kaldığı, davalı tarafından düzenlenen iade faturasına göre dava tarihi itibari ile 23.11.2021 sonrasında davacı tarafından 2.230 USD’nin ödendiği, davalının davacı adına düzenlediği 7.905 TL bedelli faturaya karşılık 2.955 TL ödeme yapıldığı bakiye 4.950 TL kaldığı belirtilmiştir. Bu rapora karşı davacı vekili 04.06.2024 tarihli beyan dilekçesiyle; bilirkişi heyetinde itirazlarının değerlendirilmediğini, mahkemenin yetkisinin gasp ettiğini, taraf gibi davrandığını, defter incelemesi sırasındaki taleplerinin değerlendirilmediğini, mutlaka ek rapor alınması gerektiğini, her iki rapor arasında çelişki bulunduğunu belirtmiştir. Bu rapora karşı davalı vekilinin 29.05.2024 tarihli beyan dilekçesiyle; bilirkişi raporunun denetime ve karar vermeye elverişli olup, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacının itirazı üzerine bilirkişilerden 04.10.2024 tarihli ek rapor alınmıştır. Bu raporda; 07.02.2024 tarihli SMMM bilirkişi raporundaki muavin dökümlerinin bulunmadığını, davacının davalıya 13.08.2024 tarihinde 4.950 TL ve 2.230 TL iade faturası düzenlediği, her iki tarafın yasal defterlerine bunun kayıtlı olduğunu, davacı adına 26.08.2021 tarihinde iadenin iadesi olarak 4.950 TL ve 2.250 TL iade faturası düzenlendiğini, davacının yasal defterine kaydedilmediğini, davacının yasal defterlerinde hesaplar arası virman açıklaması ile kayıtlar yapıldığı, davacı tarafından davalıya 7.000 USD + 4.000 USD + 4.270 USD para gönderildiği, takip talebi konusu alacağın, 4.950 TL ve 2.230,18 USD olduğunu, dosyadaki mevcut fatura ve bankaya kayıtlarına göre davalının davacıya düzenlediği, 17,500 USD fatura bedeline karşılık davacının davalıya 15.270 USD ödediği, bakiye 2.230 USD kaldığı, davacının davalıya 13.08.2021 tarihinde bu miktar üzerinde iade faturası düzenlediği, dava tarihi olan 23.11.2021 sonrası 23.02.2021 tarihinde bu faturanın ödendiği, davalının davacı adına düzenlediği, 7.905 TL fatura bedeline karşılık davacı yanca 2.955 TL ödeme yapıldığı, bakiye 4.950 TL kaldığı, bu bedel üzerinden davacı tarafından davalıya 13.08.2021 tarihinde iade faturası gönderildiği, davalının da 26.08.2021 tarihinde bu iade faturasını tekrar iade ettiği, dava tarihinden sonra 23.02.2021 tarihinde davacının 4.950 TL ödediği, mali açıdan yapılan itirazlar değerlendirildiğinde; davacının yasal defterlerinin sahibi lehine delil taşıdığı, davalının düzenlediği iade faturasının yasal defterlerine kayıtlı olmadığı ve kendisine iletmediği, kötü niyetli icra takibine geçildiği, definde bulunduğu belirtilmiştir. Bu rapora karşı davacı vekilinin 25.10.2024 tarihli dilekçesi ile; müvekkilinin ticari defterlerinde davalı tarafından kesilen iade faturaların kayıtlı olmadığının belirlendiğini, iade faturalarının 13.08.2021 tarihinde düzenlenerek davalıya iletildiğini, davalının bu faturalı 26.08.2022 tarihinde tekrar müvekkiline gönderdiğini, bunu kabul etmediklerini, davacının defterlerinde 2021 yılı içinde toplam 15.270 USD ödeme yapıldığını, 2.230 USD farkın iade faturası ile ödenmediğini, davalının düzenlediği faturanın tek başına delil değerinin bulunmadığını, müvekkilinin defterlerinin SMMM .... tarafından incelendiğini, davalının kötü niyetli davrandığını, TTK m. 1200 uyarınca taşıtan sıfatını kazandığını kabul etmediklerini belirterek davanın kabulü, gerekiyorsa yeni bir heyetten rapor alınmasını talep etmiştir. Bu rapora karşı 17.10.2024 tarihli dilekçesi ile; davacının borçtan sorumlu olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce 07.11.2024 tarihli celse 2 nolu ara karar ile SMMM bilirkişi .... ’ın dahil olduğu heyet tarafından 25.06.2024 tarihli raporda davacı tarafın defter ve kayıtlarının muavin dökümleri ile USD ve TL ayrıştırma yapılarak ayrı ayrı incelenmesi konusunda taraflarında beyanda bulunması üzerinde SMMM bilirkişi ...’dan 12.02.2025 tarihli ek rapor alınmıştır. Bu raporda; ....’ın dâhil olduğu heyete 04.10.2024 tarihli ek raporunda bu durum talep edilmiş ise de davacıya ait muavin kayıtlar ile davalının ticari defterlerinde yer alan muavin kayıtlarının karşılaştırılarak tarafların her ikisinin defter ve kayıtları TL ve USD olarak ayrıştırıldığını, SMMM .... ile iletişime geçtiklerini, 213 SY VUK m 215/1-a gereğince kayıt ve belgelerde Türk para biriminin kullanılacağı ancak belgeler TL karşılığı gösterilmek şartıyla yabancı para birimi ile de düzenlenebileceği, yurt dışındaki müşteriler adına düzenlenen belgelerde Türk parası karşılığı gösterilme şartı aranmayacağının yer aldığı, davacının ticari defterlerinde de TL para biriminin kullanılarak tutulduğu, bazı kayıtlarında döviz karşılıklarının ayrıca yazılmadığı, SMMM ....’da dahil olduğu heyetin kök raporunda 119.848,12 TL lik hesaplar arası virman kaydı ile ilgili olarak bu hesabın ne olduğunun davacının yasal defterleri incelenmediğinden ne olduğunun bilinemeyeceği belirtildiği, 04.10.2024 tarihli ek raporda da bu virman kayıtlarının davacının ödemesi olduğu ve davalının defter ve kayıtlarında da bulunduğu, takip ve dava tarihinden önce davacı tarafın davalıya 4.959,00 TL ve 2230 USD iade faturası düzenlediği, her iki tarafın defterine kayıtlı olduğu, davalının davacı adına tanzim ettiği 26.08.2021 tarihli 4.950,00 TL ve 2230 USD tutarlı iade faturasının ise davalının defterlerine kayıt olduğu, davacının defterlerine kayıt olmadığı, davacının bu faturaların müvekkiline iletilmediğini bildirdiğini, ancak bu faturaların elektronik ortamda iletilmesi gerektiği dolayısıyla davalı tarafın bunun elektronik ortamda gönderildiğine dair bir ekran görüntüsü vs. delil bildirmesinin gerektiği faturaların tanzim tarihinin 26.08.2021 olup takip tarihinin ise 01.09.2021 olduğu 8 günlük itiraz süresi geçmeden takip başlatıldığı ve davacı tarafından da elektronik ortamda tebliğ aldığı bu faturaya 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edildiğine dair herhangi bir belge sunmadığı, TTK m. 18 gereğince faturaya itiraz edilmesine ilişkin olarak TTK m. 21 de belirtilen 8 günlük itiraz süresine uyulması gerektiği, davalının defter ve kayıtlarının incelendiği bilirkişi kök raporunda ara değerlendirmenin başlığında 2230 USD faturanın alt kısmında 12.01.2021 tarihli iadeye konu fatura ile 4.950,00 TL tutarlı faturanın alt kısmında da 11.01.2021 tarihli ve 12.01.2021 tarihli iadeye konu faturalar olarak yazıldığı, böylece davalının tanzim ettiği asıl faturaların tarihlerinin iade faturalarının 8 günlük itiraz süresinden çok sonra tanzim edildiği, SMMM bilirkişinin düzenlediği davalı tarafın defter ve kayıtları incelenen raporda davacı ödemesi olarak kabul edeceği olarak belirtilen ödemenin davacı tarafından takip ve dava tarihinden sonra ihtirazı kayıtla icra dosyasına yapılan ödeme olduğu, takip ve dava tarihleri gözetilerek 2020 ve 2021 yılı içinde dava konusu somut olay yönünden dava tarihinden sonraki dönemi kapsayan 2022 yılı defterlerinin incelenmesine gerek bulunmadığı belirtilmiştir. Bu rapora karşı davacı vekili 20.02.2025 tarihli beyanında; ödemelerin davacı ve davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, 119.848,12 TL ödemenin davalıya yapıldığını, davacının borcunu ödediğini, 4950 TL ve 2230 USD iade faturalarının her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olduğunu belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Bu rapora karşı davalı vekili 27.02.2025 tarihli beyan dilekçesinde; müvekkilinin kayıtlarının davacının defterleri ile uyumlu olduğunu, dava tarihi itibariyle ödenmeyen borcun dava sırasında ödendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce davacının defterleri incelenerek alınan ek rapordan sonra tekrar 27.06.2024 tarihli celse 2 nolu ve 07.11.2024 tarihli celse 3 nolu ara karar kapsamında “davacı ile dava dışı .... arasındaki ilişki, davacının davalı ile ilişkisi, faturalara konu taşımalar ile davaya konu faturanın içeriği de incelenerek bu taşımalarda davacının ne sıfatla davalı ile ilişki kurduğu, taşıtan sıfatını neye istinaden kazandığı, yükleme talimatı verip vermediğinin de açıklanması için bilirkişilerden ek rapor alınmasına” karar verilmiş ve bilirkişilerden 15.04.2025 tarihli ek rapor alınmıştır. Bu ek raporda; 26.05.2024 tarihli kök raporda davalının taşıma işleri komisyoncusu olduğu, davacı ile aralarında TTK m. 1188 uyarınca navlun sözleşmesi bulunduğu, davacının navlun ödemekle yükümlü taşıtan sıfatına haiz olduğu (TTK m. 1200), davalının davacıdan dava tarihi itibariyle talep edebileceği miktarın 2230 USD ve 4950 TL olduğunu belirlediklerini, 04.10.2024 tarihli ek raporda da aynı görüşlerini tekrar ettiklerini, davacının itirazlarında davalı ile aralarında herhangi bir borcunun bulunmadığı, alacaklı olduğu, doğrudan bir ticari ilişki kurulmadığı, davalının kesmiş olduğu faturaların müvekkiline iletilmediği, 05.02.2021, 17.05.2021 ve 16.07.2021 tarihlerindeki virman açıklamalı ödemelerin her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu, 119.848,12 TL ödemenin davalıya yapıldığı, davacının borcunu ödediği, ancak davalının faturaları hizmet karşılığı düzenlediğini ispatlayamadığı, tek başına fatura düzenlemenin alacaklı olduğu anlamına gelmediğini belirterek itiraz ettiği, bu itirazların değerlendirilmesiyle TTK m. 1138 hükmüne göre taşıyanın navlun karşılığında eşya taşımayı üstlendiği, davacı adına kesilen navlun faturası ve elleçleme faturalarına göre davacının davalı ile “taşıtan sıfatına” istinaden fatura düzenlediği, yükleme talimatı verdiği hususunun ise e posta yazışmaları kapsamında açık olarak belirlenemediği, davacının mail yazışmalarında yükleme talimatı bulunmasa da 02.07.2020 tarihinde dava dışı ... Yetkilisi ... tarafından emtianın fiili taşıyanı ve dava dışı .... temsilcisine gönderilen ... İn “Türkiye ihracat firması” olduğu belirtilerek ödemenin bu firma aracılığıyla yapılacağının bildirildiği, davacı temsilcisi ...’nın da bu emtianın gönderilmesi konusunda kendi üzerlerinden mi yoksa doğrudan gönderilmesi yolunu seçecekleri konusunda değerlendirme yaptığı ve rezervasyon taleplerinin iletildiği, davalılar tarafından 17.11.2020 tarihinde bu durumun kabul edildiği, SMMM bilirkişi tarafından yapılan incelemede davacının taşıtan sıfatını göstermediği, ancak faturaların bulunduğu, kök raporda işaret edildiği üzere sözleşmenin tarafların karşılıklı ve birbirine uygun iradeleri ile kurulduğu, sözleşme kapsamına göre davacının iddia ettiğinin aksine şirketin tedarikçi ve ürün bulma işlemi değil, navlun faturasına konu işlemleri de yaptığı belirtilmiştir. Bu rapora karşı davacı vekili 26.04.2025 tarihli beyan dilekçesinde; bilirkişi raporunda müvekkilinin yaptığı 119.848,12 TL ödeme dışında başka bir ödemenin bulunmadığını, müvekkilinin iade faturalarının davacının defterlerinde kayıtlı olduğunu ve davacının itiraz etmediğini,...’ın düzenlediği 12.02.2025 tarihli raporda taşımanın gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin delil bulunmadığının belirtildiği, 28.03.2025 tarihli bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, navlun sözleşmesi dayanağının varsayımının neye dayandığının açıklanamadığını belirterek davanın kabulünü talep etmiştir. Bu rapora karşı davalı vekili 29.04.2025 tarihli beyan dilekçesinde; 28.03.2025 tarihli bilirkişi raporuna itirazlarının olmadığını, müvekkilinin alacağının ortaya çıktığını, davacının iade faturalarının 8 günlük itiraz süresinden çok sonra tanzim edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilinin 21.05.2025 tarihli beyan dilekçesiyle; müvekkilinin gümrük müşavirliği yaptığı, davalının ise taşıma faaliyetini yerine getirdiği, müvekkilinin dava dışı .... & ... ve ... ile geçici bir iş ilişkisinin bulunduğunu, müvekkilinin bu şirkete tedarikçi ve ürün bulma, ürünlerin yükleme kontrollerinin yapılması konusunda danışmanlık hizmeti sunduğu, .... & ....ve .... ile davalı şirketler arasında bir borç ilişkisi bulunduğunu, bu borç ilişkisinde müvekkilinin taraf olmadığını, davalının ... ile arasındaki uyuşmazlığın davalı tarafından kötü niyetli olarak müvekkiline ileri sürüldüğünü, müvekkilinin navlun sözleşmesinin tarafı olmadığını, davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, taraflar arasındaki whatsap görüşmelerinden bu durumun belirlenebileceğini, davalının ...’dan alacağını tahsil edemeyince İzmir 13. İcra Müdürlünün 2021/9324 Esas sayılı dosyası ile müvekkili hakkında icra takibi başlattığını, ancak usulsüz tebligat ile bu takibin kesinleştiğini, müvekkilinin haciz baskısı altında kaldığını, 04.10.2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç bölümünde salt fatura düzenlemenin navlun sözleşmesini kanıtlar nitelikte olduğunu belirterek rapor düzenlenmiş ise de faturanın tek başına alacak hakkı vermediğini, davalının alacağını ispatlayamadığını, müvekkiline taşıma hizmeti vermediğini, SMMM bilirkişi ....’ın 12.02.2025 tarihli raporunda belirtildiği üzere taşımanın gerçekleştiğine dair bir delil bulunmadığını belirterek davalının İzmir 13. İcra Müdürlünün 2021/9324 Esas sayılı dosyası ile müvekkilinden tahsil ettiği bedelin iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce taraflar arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi, taşıma ilişkisinin kurulup kurulmadığı konusunda ....’den 23.06.2025 tarihli rapor alınmıştır. Bu raporda; davalının düzenlediği faturaların incelenmesiyle dava konusu faturaları düzenleyen davalı .... Şti.’nin faturadaki yer alan konteyner numaralarının TRHU 479712-3 ve TRLU 744187-S olduğu, bu dava konusu olan yüklemelere ait gümrük beyannamelerinin ise, -20351900EX165505 - ... /...- Gemi: ... 3x40' - Kont.No: KKFU7515911, KKFU7755303, TCLU1803284 -20351900EX166424 - ... /...- Gemi; ... lx40’lık - Kont.No: TCKU7923130 -20351900EX187070 -.... / ... - Gemi: ... 2x40'lık- Kont.No: TCNU4933658, TGHU 6082092 olduğu, Dosyadaki e posta kayıtları da incelendiğinde yüklemenin .... navlun ödemesi şeklinde yapıldığının konşimentolarda yer aldığı, gümrük beyannamelerinde satış şeklinin EX Work olarak yer aldığı, davalının faturaları ithalatçı olan ... .’dan tahsil etmeyerek Türkiye’de yükletenden talep ettiği, davacı .... AŞ.’nin yükleten sıfatının bulunduğu ancak taşıtan sıfatının bulunmadığını bildirdiği, ancak dosyada bulunması gerekli gönderilen / yükleten ve forwarder arasındaki yazışmaların eklenmesi gerektiği bildirir rapor verdiği, bunun üzerine bilirkişiden 26.09.2025 tarihli alınan ek raporda; tarafların bu belgeleri ibraz etmediğinden beyanda bulunulmadığını bildirdiği, 04.12.2025 tarihli raporda ise; dosyaya sunulan navlun teklifi e posta yazışmalarına göre davacının yetkilisi ....’ın davalı şirketin yetkililerine rezervasyon onayına ilişkin bilgi talep ettiği, ancak davalının cevaplarının dosyada yer almadığı, davalı ... Şti’nin konşimentoların tamamında .... yani peşin ödeme olarak düzenlendiği, davacının yükleme yapmasına ilişkin herhangi bir pyükleme notalarının talimatının olmadığı, ihracatı yapan ....AŞ. – ... AŞ. firmalarının da yükleme notalarının bulunmadığı, teslim şeklinin ex work olarak düzenlendiği belirtilmiştir. Ayrıca HMK m. 281/2 gereğince bilirkişi duruşmaya davet edilerek tarafların soruları cevaplaması istenmiş, davalı tarafın duruşmadaki talebi üzerine alınan beyanında gümrüğe beyanname veren ihracatçı .... AŞ.’nin EX Work satış şekline göre mal satışı yaptığı, tüm masrafların karşı taraftan alınması gerektiği, konşimentoda Freight Perapaid (peşin ödeme) ibaresinin de yer aldığı, navlunun peşin alındığı, Amerika’da ki alıcı firmaya navlun bedellerinin fatura edilmesi gerektiği, davacının herhangi bir şekilde davalı ile taşıma akdinin bulunmadığı, faturanın 7 ay sonra düzenlenmesinden de anlaşılacağı üzere alıcı ...’dan navlun bedelinin tahsil edilemediği, davalının çift fatura düzenlediğini belirtmiştir. Mahkememizce bilirkişi raporları arasında çelişki bulunması nedeniyle Teknik Bilirkişi ....’dan 11.03.2026 tarihli rapor alınmıştır. Bu raporda; tarafların talep ve beyanlarıyla uyuşmazlığın tespit edildiği, uyuşmazlığın Aliağa Limanından ABD’ye gerçekleştirilen deniz taşımasında davacı şirketin sıfatının belirlenmesi ve navlun borçlusu olup olmadığına ilişkin olduğu, dosyadaki konşimento, gümrük beyannameleri, taraflar arasındaki e posta yazışmaları, navlun faturaları, ödeme kayıtları değerlendirildiğinde 04.11.2020 tarihli gümrük beyannamesinde ihracat işlemlerinin .... tarafından yapıldığı, alıcının ise ... olduğu, ürünün oluklu kutu olup bir adet konteyner içerisinde taşındığı, teslim şeklinin ex work şeklinde yapıldığı, ödemenin ise mal mukabili olarak beyan edildiği, gümrük işlemlerinin ... . AŞ. tarafından yürütüldüğü, beyan sahibi .... AŞ.’nin olduğu, beyan işleri sorumlusunun ise .... olarak yer aldığı, aynı tarihli diğer bir gümrük beyannamesinde de beyan sahibi firmanın .... AŞ. ve beyan sorumlusunun .... olduğu, 29.12.2020 tarihli gümrük beyannamesinde de ihracat işlerini ....AŞ.’nin yaptığı, beyan sahibinin .... AŞ. beyan sorumlusunun ... olduğu, OGL201108969 numaralı konşimentoda yükletenin ... AŞ., alıcının ...., OGL201209684 numaralı konşimentoda yükletenin .... AŞ., alıcının .... olduğu, OGL201209684-C numaralı konşimentoda gönderenin ....AŞ., alıcının ....olduğu, OGL201108802 numaralı konşimentoda yükletenin ....AŞ., alıcının ... . olduğu, yine OGL201108651 numaralı konşimentoda yükletenin .... AŞ., alıcının .... olduğu, e posta görüşmelerinde navlun teklifinin .... AŞ. tarafından yapıldığı ve rezervasyonun .... AŞ. tarafından alındığı, taşıyanın .... .. olduğu, ödeme şeklinin navlun bedelinin .... olarak kayıtlandığı, bilirkişi raporları incelendiğinde lojistik uzmanı....’in raporunda diğer bilirkişilerden farklı olarak değerlendirme yapıldığı, ex work satış şekline göre gönderenin malı teslim etme yükümünün bulunmadığı, satıcının malı hazır bulundurmakla sorumlu olduğu, taşıma organizasyonun alıcı tarafından gerçekleştirildiği, gümrük beyannamelerini ihracatçı .... AŞ. ile .... AŞ.’nin düzenlemekle yükümlü olduğu, taşıma rezervasyonlarının kim tarafından talep edildiği, talimatın kim tarafından verildiği, navlun faturalarının kime düzenlendiği ve bedelin kim tarafından üstlenildiği hususları incelendiğinde konşimentolarda shipper’in / yükleten .... Aş. ve .... Aş. olarak yer aldığı, alıcıların ise ... ve .... olduğu, düzenlenen konşimentolarda.... AŞ.’nin gönderen, alıcı, taşıyan sıfatıyla yer almadığı, taşıma işleri organizatörünün yük taşıma işlerinde organizasyon yaptığı, navlun talep etmesi, booking yapması, yükleme planının oluşturulmasında aracılık yaptığı, dosyadaki e posta kayıtlarında da .... AŞ.’nin .... Şti.’in den navlun fiyat tekliflerini talep ettiği, davacının dosyadaki mevcut belgelerden navlun bedeli üstlendiği ve ödeyeceğine ilişkin bir taahhüdünün bulunmadığı ve sözleşme yapılmadığı, konşimentolarda yer alan navlun ödeme şeklinin Freight Prepaid (peşin ödeme) olarak kararlaştırıldığı ve bu kayda göre navlun bedelinin çıkış limanında tahsil edilmesinin gerektiği, ancak bu kayda rağmen navlun borçlusunun kim olduğunun konşimentoda yer almadığı, konşimentolarda yükletenin .... AŞ. ve .... AŞ. olarak yer aldığı, ancak ex work teslim şeklinde ihracatçının genelde konşimentoda gönderen olarak yer almasına rağmen taşıma sözleşmesinin bu firma tarafından yapıldığı anlamına gelmediği, gümrük beyannamelerinde de taşıma organizasyonunun alıcı veya alıcı adına hareket eden kişiler tarafından yerine getirildiği, navlun faturalarının değerlendirilmesinde ise dosyadaki konşimentolara göre navlun ödeme şeklinin Freight Prepaid olması nedeniyle navlun borçlusunun öncelikle belirlenmesi gerektiği, alınan bilirkişi raporlarında navlun borçlusunun ABD’de yerleşik alıcı firma olduğuna dair tespitler bulunduğunu, mevcut belgelere göre davacı .... AŞ.’nin navlun bedelini üstlendiğine dair kayıt yer almadığı, buna ilişkin bir sözleşme yapılmadığı, taşıma talimatını bizzat vermediği, e posta kayıtları incelendiğinde ....Şti.’nin .... AŞ.’ye navlun fiyat teklifleri verdiği, bu durumda operasyonel planlama sürecinin bir parçası olduğu, bağlayıcı bir taşıma sözleşmesi olmadığı, taşıma işleri organizatörlerinin navlun bedelinden sorumlu olduğu anlamına gelmediği, taşıtan olmadığı, ancak davalının davacı ... AŞ. adına navlun faturası düzenlediği, aynı zamanda ABD’de ki yerleşik alıcı firmalara da aynı faturaları düzenlediği, bu durumun olağan bir uygulama olmadığı, taşıma sözleşmesinin tarafı olan ve navlun borcunu üstlenen ABD’de ki alıcı firmaya bu faturaların düzenlenmesinin gerektiği, sonuç olarak davalının düzenlediği faturalardan davacının sorumlu olmadığı belirtilmiştir. Bu rapora karşı davacı vekili 13.03.2026 tarihli beyan dilekçesiyle; sözleşmenin nisbiliği gereğince davacının taşıtan olmadığı ve navlun borçlusu olmadığı, müvekkiline navlun borcunun yüklenemeyeceğinin belirlendiğini, bu nedenle davalının düzenlediği faturalardan borçlu olmadığı, davalının düzenlediği çift faturalardan dolayı sorumlu tutulamayacağı, İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2021/9324 Esas sayılı dosyası ile yapılan ödemenin ödeme tarihi olan 10.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile istirdadına ve İİK m. 72/4 gereğince kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Bu rapora karşı davalı vekili 25.03.2026 tarihli beyan dilekçesiyle; davacının yükleten ve taşıtan olduğunu, alıcı şirketin davacı olduğunu, organik bağ bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Toplanan tüm deliller ve yapılan incelemelere göre; Dava konusu taşıma ilişkisinde alınan SMMM bilirkişi ve heyet raporlarıyla teknik bilirkişilerden ayrı ayrı alınan raporlara göre; Taşımanın Aliağa Limanından ABD’ye gerçekleştirilen deniz taşıması olduğu ve bu taşımada davacı şirketin sıfatının belirlenmesi ve navlun borçlusu olup olmadığına ilişkin incelemede, dosyadaki konşimento, gümrük beyannameleri, taraflar arasındaki e posta yazışmaları, navlun faturaları, ödeme kayıtları değerlendirilerek alınan bilirkişi .... .. ile ....’dan alınan raporlarda yapılan incelemeye göre verilen gümrük beyannamelerinin -04.11.2020 tarihli gümrük beyannamesinde ihracat işlemlerinin .... tarafından yapıldığı, alıcının ise .... olduğu, ürünün oluklu kutu olup bir adet konteyner içerisinde taşındığı, teslim şeklinin ex work şeklinde yapıldığı, ödemenin ise mal mukabili olarak beyan edildiği, gümrük işlemlerinin ... AŞ. tarafından yürütüldüğü, beyan sahibi ... . AŞ.’nin olduğu, beyan işleri sorumlusunun ise .... olarak yer aldığı, aynı tarihli diğer bir gümrük beyannamesinde de beyan sahibi firmanın .... AŞ. ve beyan sorumlusunun ... olduğu, -29.12.2020 tarihli gümrük beyannamesinde de ihracat işlerini .... AŞ.’nin yaptığı, beyan sahibinin .... AŞ. beyan sorumlusunun .... olduğu, OGL201108969 numaralı konşimentoda yükletenin ....AŞ., alıcının ... ., OGL201209684 numaralı konşimentoda yükletenin .... AŞ., alıcının ....olduğu, OGL201209684-C numaralı konşimentoda gönderenin .... AŞ., alıcının .... olduğu, OGL201108802 numaralı konşimentoda yükletenin ....AŞ., alıcının ... . olduğu, yine OGL201108651 numaralı konşimentoda yükletenin .... AŞ., alıcının .... olduğu, e posta görüşmelerinde navlun teklifinin .... AŞ. tarafından yapıldığı ve rezervasyonun .... AŞ. tarafından alındığı, taşıyanın ... .olduğu, ödeme şeklinin navlun bedelinin Freight Prepaid olarak kayıtlandığı, ex work teslim şartına bağlı satış şekline göre gönderenin malı teslim etme yükümünün bulunmadığı, satıcının malı hazır bulundurmakla sorumlu olduğu, taşıma organizasyonun alıcı tarafından gerçekleştirildiği, gümrük beyannamelerini ihracatçı .... AŞ. ile ... AŞ.’nin düzenlemekle yükümlü olduğu, -Taşıma rezervasyonlarının kim tarafından talep edildiği, talimatın kim tarafından verildiği, navlun faturalarının kime düzenlendiği ve bedelin kim tarafından üstlenildiği hususları incelendiğinde ise; düzenlenen konşimentolarda shipper’in / yükleten.... AŞ. ve.... AŞ. olarak yer aldığı, alıcıların ise .... ve .... olduğu, konşimentolarda .... AŞ.’nin gönderen, alıcı, taşıyan sıfatıyla yer almadığı, taşıma işleri organizatörünün yük taşıma işlerinde organizasyon yaptığı, navlun talep etmesi, booking yapması, yükleme planının oluşturulmasında aracılık yaptığı, dosyadaki e posta kayıtlarında da .... AŞ.’nin .... Şti.’in den navlun fiyat tekliflerini talep ettiği, davacının dosyadaki mevcut belgelerden navlun bedeli üstlendiği ve ödeyeceğine ilişkin bir taahhüdünün bulunmadığı ve sözleşme yapılmadığı, konşimentolarda yer alan navlun ödeme şeklinin Freight Prepaid olarak kararlaştırıldığı ve bu kayda göre navlun bedelinin çıkış limanında tahsil edilmesinin gerektiği, ancak bu kayda rağmen navlun borçlusunun kim olduğunun konşimentoda yer almadığı, konşimentolarda yükletenin .... AŞ. ve .... AŞ. olarak yer aldığı, ancak ex work teslim şeklinde ihracatçının genelde konşimentoda gönderen olarak yer almasına rağmen taşıma sözleşmesinin bu firma tarafından yapıldığı, gümrük beyannamelerinde de taşıma organizasyonunun alıcı veya alıcı adına hareket eden kişiler tarafından yerine getirildiği, navlun faturalarının değerlendirilmesinde ise dosyadaki konşimentolara göre navlun ödeme şeklinin Freight Prepaid olması nedeniyle navlun borçlusunun öncelikle belirlenmesi gerektiği ve bu kapsamda alınan bilirkişi raporlarında da navlun borçlusunun ABD’de yerleşik alıcı firma olduğu, mevcut belgelere göre davacı .... AŞ.’nin navlun bedelini üstlendiğine dair kayıt yer almadığı tespit edilmiştir. Davacının davalı ile buna ilişkin bir sözleşme yapmadığı, taşıma talimatını bizzat vermediği, yine e posta kayıtlarına göre ... Şti.’nin .... AŞ.’ye navlun fiyat teklifleri verdiği, bu durumda operasyonel planlama sürecinin bir parçası olduğu, bağlayıcı bir taşıma sözleşmesi olmadığı, bu halde taşıma işleri organizatörlerinin navlun bedelinden sorumlu olmadığı, zira taşıtan olmadığı belirlenmiştir. Fakat davalı .... AŞ.’nin davacı... AŞ. adına navlun faturası düzenlediği gibi aynı zamanda ABD’de ki yerleşik alıcı firmalara da aynı faturaları düzenlediği, bu durumun olağan bir uygulama olmadığı, taşıma sözleşmesinin tarafı olan ve navlun borcunu üstlenen ABD’de ki alıcı firmaya bu faturaların düzenlenmesinin gerektiği, dolayısıyla davacının bu borçtan sorumlu olmadığı tespit edilmiştir. Davacının 15.02.2022 tarihli dilekçesinde yapmış olduğu ödemeler nedeniyle davasına istirdat davası olarak devam etmek istediğini belirtimiş ve en son alınan 11.03.2026 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde de İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2021/9324 Esas sayılı dosyasında da davalıya yapılan (ana para,faiz, icra vekalet ücreti olmak üzere tüm ödemeler) ödeme tarihi olan 10.02.2022 tarihinden itibaren faiziyle istirdadını talep etmiştir. Mahkememizce yapılan incelemede de davacının icra dosyasına yapmış olduğu ödemelerin 14.01.2022 tarihinde 2.566,03 TL ile 10.02.2022 tarihinde 42.200,00 TL olduğu, davacının 02.04.2026 tarihli celsedeki beyanı ile alacak taleplerinin 42.104,53 TL olduğunu beyan etmesi nedeniyle mahkememizce talebe bağlı kalınarak bu miktar üzerinden ödemenin yapıldığı tarihten (10.02.2022) itibaren davalıdan istirdadına karar vermek gerekmiştir. Davacının takip konusu yapmış olduğu İzmir 13. İcra Müdürlüğü'nün 2021/9324 Esas sayılı dosyasında takip alacaklısı ... Şti’ne 10.02.2022 tarihinde ödeme yapmış olması ve bu ödeme nedeniyle ve davasını 15.02.2022 tarihli dilekçe ile istirdada çevirmiş olması nedeniyle davalı hakkındaki davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak kötü niyet tazminata hükmedilmesi için takibin haksız olması tek başına yeterli olmayıp, ayrıca alacaklının kötüniyetli olması da gerekmektedir. Alacaklının kötüniyetli sayılabilmesi için de, takibin haksız olduğunu bildiği ya da bilmesi gerektiği halde icra takibine girişmiş olması gerekir. Bu hususun ispat yükü de, davacı borçludadır. Ancak bu durumu ispatlanamamıştır. Bu nedenle bu davalı hakkında kötü niyet tazminatına hükmedilmemiştir. Sonuç olarak davacının takiple ödemek zorunda kaldığı..." gerekçesi ile; Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile; Davacının davalı.... .Şti. aleyhine açmış olduğu davada ;Davacının dava konusu yaptığı İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2021/9324 Esas dosyasında takibe konu yapılan takip konusu alacaktan dolayı borçlu olmadığının tespitine ve icra dairesine yapmış olduğu 42.104,53 TL ödemelerin İİK m.72/6 ve 7 gereğince taleple bağlı kalınarak ödeme tarihi olan 10.02.2022’den itibaren işleyecek avans faizi ile davalı ... Şti den tahsili ile davacıya ödenmesine, Davacının kötüniyet tazminat talebinin de şartları oluşmadığından reddine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya ibraz edilen talimatnamenin, davacının, taşımalarda alıcı sıfatıyla yer alan .... & .... Şirketi ile arasında organik bağ olduğunu, davacının esasen bu şirketlerle aynı şirket olduğunu ortaya koyduğunu, alıcı ....'in davacıyı bütün faturalarda ... yer alacak şeklindeki açık yetkilendirmesiyle davacının kendi adına müvekkili hesabına hareket ettiğinin yerel mahkemece göz ardı edildiğini, yerel mahkemece Türk Ticaret Kanunu'nun 917 ve 1138 maddelerinin yok sayılarak Yargıtayca ve Kanunda aranmayan niteliklerin yaratılarak yorum yoluyla hiçbir dayanak olmaksızın tespitler yapıldığını, somut olayda davacının TTK'nun 918/3 maddesine göre forwarder olarak, hem e posta yazışmaları ile hem de ibraz ettiği talimatname ile kendi adına taşıma sözleşmesini icra ederek taşıtan kişi sıfatına haiz olduğunu, davacının taşıma işleri komisyoncusu (forwarder) olarak taşımayı üstlendiğinden, müvekkiline karşı “taşıtan” sıfatına sahip olduğunu, TTK'nun 917-918 maddeleri gereğince dolaylı temsil ilişkisinin zorunlu bir sonucu olduğunu, davacının, dava şartı arabuluculuk yerine getirilmediğini, yerel mahkemece neden 7 ay sonra iade faturası kesildiğinin sorgulanmadığını ve değerlendirilmediğini, davacının kötü niyetli olduğunu, EXW teslim şeklinin taşıma sözleşmesine etkisinin hatalı değerlendirildiğini, gerekçeli kararda aynı taşıma hizmetine ilişkin ABD'de yerleşik alıcı firmaya ayrı davacıya ayrı fatura kesildiği iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, yerel mahkemece hukuka uygun olarak taşıtan tespitinin yapılmadığını, Yargıtay kararları gereği taşıyan ve taşıtan sıfatının kazanılması için taşıma taahüdünün varlığının yeterli olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava; takibe itiraz edilmediğinden kesinleşen takip konusu alacak yönünden borçlu olmadığının tespiti ve istirdat istemine ilişkindir. Bilindiği üzere, davanın açılması nedeniyle alınacak yargı harçlarının türü, ödeme yeri, zamanı ve usulü 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27 ve devamı maddeleri ile bağlı tarifede gösterilmiştir. Diğer yandan, harcın eksik yatırılması halinde yapılacak işlemler ve izlenecek yol ile harcın yatırılmaması ve yaptırımı aynı Kanun'un 27. ve 32. maddelerinde belirtilmiştir. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27. maddesinin son fıkrası hükmüne göre harç peşin veya süresinde ödenmemiş ise müteakip işlemlere ancak harç ödendikten sonra devam olunacağı vurgulanmış ve 30. maddede de yargılama sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa yalnız o oturum için yargılamaya devam olunacağı, takip eden oturum gününe kadar noksan değer üzerinden harç tamamlanmadıkça davaya devam olunamayacağı, HUMK'nun 409. maddesinde (6100 sayılı HMK'nın md. 150) gösterilen süre içerisinde dosyanın işleme konulmasının eksik harcın ödenmesine bağlı olduğu açıklanmıştır. Bu hükümlerle eksik harcın tamamlatılmasına ilişkin özel bir düzenleme getirilmiştir. Eldeki davada; Tevzi formunda dava değerinin 23.533,45 TL olarak belirtildiği ve davacı tarafça dava harçlarının bu miktar esas alınarak yatırıldığı, davacı tarafın 02/04/2026 tarihli celsedeki ıslah beyanında istirdat talebi kapsamında alacak talebinin 42.104,53 TL olduğunu belirttiği, ilk derece mahkemesince de ıslah harcı yatırılmamış olmasına karşın, eksik harcın ikmaline yönelik yukarıda belirtilen hükümler çerçevesinde işlem yapılmadan aynı celse karar verildiği anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, ilk derece mahkemesi tarafından yargı harçları ikmal edilmeden hüküm kurulması hali, HMK'nun 355. maddesi gereğince kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle re'sen incelenerek Aynı Kanunun 353/1. fıkra (a-4) maddesinde yer alan "diğer dava şartlarına aykırılık bulunması" şeklindeki düzenleme gereğince istinaf incelemesine konu ilk derece mahkemesi kararının HMK’nın 297., 355. ve 353/(1)-a-4 ve 6. maddeleri gereğince re'sen kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın kaldırılma sebep ve şekline göre istinaf kanun yoluna başvuran davalı vekilinin istinaflarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 02/04/2026 tarih ve 2023/51 Esas 2026/336 Karar hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 297., 355. ve 353/(1)-a-4. ve 6. maddeleri uyarınca RE'SEN KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf yoluna başvuran davalıdan alınan 732,00 TL istinaf karar harcının istek halinde iadesine, 4-İstinaf yoluna başvuran davalıdan alınan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davalı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İİK 36.md gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi uyarınca yatırılan teminatın yatıran tarafa iadesine, 7-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere 04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/964, K. 2026/1330, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-964-e-2026-1330-k-e263cae02728