Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1779 E. 2026/779 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1779
Karar No
2026/779
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

53.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/1779

KARAR NO: 2026/779

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 17/01/2022

NUMARASI: 2020/399 Esas, 2022/33 Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden)

KARAR TARİHİ : 10/06/2026

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 27.03.2019 tarihinde... nolu proje hizmetleri sözleşmesi yapıldığını, sözleşmenin konusunun işverenin uhdesinde bulunan Sırbistan Cumhuriyeti İnşaat Ulaşım ve Altyapı Bakanlığına ait Sırbistan... şehri 200 adet toplu konut inşaatı proje çizimi işi olduğunu, işbu sözleşme gereği davalının 89.283,36 TL + KDV bedeli 16.071,00 TL olarak toplam 105.354,36 TL sözleşme bedelini müvekkiline ödemesi gerektiği, müvekkilinin sözleşmeden doğan borcunu yerine getirdiği ancak işveren şirket sözleşmeden doğan borcunu ifa etmeyip başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiği ileri sürülerek davalarının kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurda görülen dava ile ilgili olarak müvekkili şirket yetkilileri tarafından imza altına alınmış herhangi bir sözleşmeye şirket kayıtlarında rastlanılmadığı, davacı tarafın öncelikli olarak temeldeki hukuki ilişkiyi ispat etmesi gerektiği, cari hesap şeklinde ilerleyen bir ilişkinin ispatı için öncelikle bu hususta akdedilmiş bir sözleşmenin bulunması gerektiği, cari hesaptan kaynaklı bir alacağın talep edilebilmesi için öncelikli olarak yazılı bir cari hesap sözleşmesinin akdedilmiş olması gerektiği, takip talebinde alacağın kaynağı olarak “fatura” ibaresi ile yine soyut ve genel bir tabir kullanıldığı, yurt dışında yürütülen bir projede davacının üzerine düşen yükümlülüklerini süresinde ve sözleşmeye uygun olarak yerine getirmemiş olması sebebi ile müvekkili şirketin çok büyük itibar kaybına uğradığı, fatura nedeni ile alacaklı olduğunu iddia eden davacı taraf öncelikle ve evleviyetle sözleşme gereğince

üzerine düşen yükümlülükleri süresinde ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini ispat etmesi gerektiği savunularak davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece yapılan yargılamada, her ne kadar davalı tarafından alacağın ve faturanın dayanağı olmak üzere davacı ile aralarında kendilerini temsile yetkili kişilerce imzalanmış bir sözleşme bulunmamasına yönelik bir itirazda bulunulmuş ise de, davalının aynı zamanda davacı tarafın sözleşme hükümleri çerçevesinde yükümlülüklerini eksiksiz ve kusursuz olarak yerine getirmediğini beyan etmesi, taraflar arasındaki e-mail yazışmaları, 28.03.2019 tarihli taraf yetkililerince imzalı teslim tutanağı, ayrıca davalının söz konusu faturayı ticari defterlerine kaydetmesi ve BA Formu ile ilgili vergi dairesine bildirmesi, ayrıca Yargıtay’ın, faturayı alan tarafın itiraz etmeyerek ticari defterlerine kaydetmesi halinde, taraflar arasında sözleşmesel ilişkinin var olduğunu kabul ettiğine yönelik içtihadı bir bütün olarak değerlendirildiğinde taraflar arasında sözleşme ilişkinin kurulduğu, tarafların imzaladığı 28.03.2019 tarihli tutanakta söz konusu projelerin incelenerek teslim alındığının belirtildiği, söz konusu BA-BS formları da fatura kapsamındaki malın teslim edildiğini işin yapıldığını gösterdiği, davacı şirketin fatura konusu işi yani ilgili projenin hazırlanması ve teslimi işini sözleşme ve yapılacak işe uygun olarak eksiksiz ve ayıpsız şekilde yerine getirdiği gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptaline, toplam 105.354,36 TL üzerinden takibin aynen devamına, asıl alacağın %20'si olan icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

1-Sözleşmenin müvekkil şirket imza yetkilileri tarafından imzalanıp imzalanmadığı tespiti yapılmadan karar verildiği,

2-Sözleşmenin 6.maddesindeki "işveren'in projenin ana proje firması ...'e teslim edilmesine müteakip proje firması'nca düzenlenecek faturanın işveren'e tebliği ile 15 gün içinde projeci'nin bildireceği banka hesabına ödenecektir." hükmüne göre, alacak hakkının doğması için gerekli olan projelerin hazırlanıp teslim edildiğinin ispatına yönelik delil sunulmadığı,

3-Dava dilekçesinde dayanılmayıp, süresinde sunulmayan delillere mahkemece itibar edilmesinin hatalı olduğu,

4-Faturanın kanuna uygun şekilde düzenlenmemiş olması sebebiyle itibar edilemeyeceği,

Gerekçeleriyle, mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.

Davacı yüklenici sözleşme kapsamında düzenlenen faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptalini talep etmiş, davalı iş sahibi ise sözleşme ilişkisini inkar ederek davanın reddini savunmuş olup, mahkeme sözleşme ilişkisinin mevcut olduğu, faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiştir.

Davaya konu takip dayanağı fatura tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olup, mahkemece verilen karar usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olduğundan davalı vekilinin istinaf taleplerinin reddi gerekmiştir.

Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-İSTANBUL ANADOLU .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin .../01/2022 tarih ve 2020/... Esas, 2022/. Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,

2-Alınması gereken 7.196,76 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 1.800,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.396,76-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,

4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 10/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1779, K. 2026/779, T. 10.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1779-e-2026-779-k-77ea57367cc4