Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/325 E. 2026/697 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/325
Karar No
2026/697
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/325

KARAR NO:2026/697

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:11/12/2025

NUMARASI:2024/772 Esas, 2025/832 Karar

DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ:03/06/2026

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava; menfi tespit talebine ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin talebinin reddine dair verilen karara karşı davacı yanca istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili, müvekkili ile davalının, 19.08.2021 tarihinde bir “Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi” ve aynı tarihli adi yazılı bir “Ek Sözleşme” imzaladıklarını, müvekkilinin, ek sözleşmenin hüküm ve koşulları çerçevesinde (Ek Sözleşme 3.madde) davalıya, 3.000.000,00 TL bedelli bir adet senet verdiğini, davalının İstanbul 11. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile senedi takibe koyduğunu ve müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, takibin halihazırda derdest olduğunu, icra takibine konu edilen dava konusu senet taraflarca imzalanan sözleşme hükümleri uyarınca bedelsiz olup taraflarca imzalanan sözleşme uyarınca, senedin kısmen veya tamamen ödeme yükümlülüğü olmadığını, davalının, kısmen veya tamamen tahsil etme hakkının olmadığını, hal böyle iken, senet lehdarı davalının, sözleşme hükümleri çerçevesinde kendisine verilen senedin yine sözleşme hükümleri çerçevesinde bedelsiz olduğunu bildiği halde icra takibine konu etmiş olması nedeniyle İİK m.72 ve 72/5 hükümlerine dayalı olarak dava konusu senedin bedelsizliği ve menfi tespit tespitini talep etmek gereğinin doğduğunu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2024/274685 no'lu soruşturma dosyası ile Bedelsiz Senedi Kullanmak Suçu'ndan davalı hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, İİK m 72 gereği dava sonuna kadar İstanbul 11. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında icra kasasına girecek paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmesine, müvekkilinin dava konusu takip ve takip dayanağı bono nedeniyle borçlu bulunmadığının tespiti ile takibin durdurularak icranın eski hale iadesine, davalı hakkında dava konusu senedin lehdarı olması cihetiyle takip yapmakta haksız ve kötüniyetli olması sebebiyle menfi tespite konu borcun % 20'sinden az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; iddia olunanın aksine davaya konu senedin bir teminat senedi olmadığını, senet metninde de açıkça görüldüğü üzere, müvekkili lehine kayıtsız şartsız bir borç kabulünü ve ödeme taahüdünü içeren bir senet olduğunu, davacı tarafın iddialarının aksine, davacı tarafça davaya konu edilen 19.8.2021 tarihli sözleşmede ve aynı tarihli ek sözleşmede de davaya konu senedin teminat senedi olduğuna ilişkin hiç bir kayıtın mevcut olmadığını, davaya konu senedin davacı tarafça müvekkiline, davaya konu edilen sözleşme ve ek sözleşme hükümlerinin davacı müteahhit tarafından yerine getirilmesi için verilen bir teminat senedi olmayıp, iş bu sözleşmelerin imzalanması karşılığında müvekkiline vaat ve taahhüt olunan ödeme için bir ödeme vasıtası olarak verilen senet olduğunu, davacı tarafın iş bu davada ileri sürdüğü iddiaların esas itibarıyla, Medeni Kanun madde 2'de ifade olunan dürüstlük kuralına da aykırı olduğunu, davacının davaya konu senede karşı iddia ve ifade etmiş olduğu def'i haklarını kullanırken, her şeyden önce Medeni Kanun madde 2'de ifade olunan, dürüstlük kuralına uygun hareket etmesinin gerektiğini, ancak davacı tarafın davaya konu senedi kayıtsız ve şartsız ödemekle yükümlü olduğunu yok farz ederek, dürüstlük ve iyiniyet kurallarını açıkça ihlal ettiğini, davaya konu senedin, kesinlikle bir teminat senedi olmadığını beyanla davanın reddine, davaya konu borcun % 20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece; Dosya içine taraflar arasında imzalanan Bakırköy... Noterliği 19.08.2021tarih ve ... nolu yevmiye nolu “düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşat sözleşmesi” ile bu sözleşmenin eki olarak imzalanan 19/08/2021 tarihli ek sözleşme alınmıştır. İncelenen ana sözleşme ve ek sözleşme birlikte değerlendirildiğinde; tarafların edimlerinin “arsa payı devri karşılığında inşaat yapımı” esasına dayandığı,arsa sahibinin satışa konu hisse için bedel almayacağı, yüklenicinin ise bedel ödemeksizin arsa payı karşılığı inşaatı tamamlayarak belirlenen bağımsız bölümleri teslim edeceği hüküm altına alınmıştır. Ek sözleşmede açıkça, mevcut projede arsa sahibine verilmesi gereken metrekarede daire kalmaması nedeniyle, yüklenici tarafından 3.000.000 TL tutarında bir senet verildiği, ancak yüklenicinin plan tadilatı ile emsal artışı sağlayıp ek bağımsız bölümleri teslim etmesi halinde senedin “geçersiz hale geleceği” düzenlenmiştir. Bu hüküm, senedin bedelinin şarta bağlı olduğunu, dolayısıyla senedin teminat işlevi gördüğünü göstermektedir. Nitekim, bedelsiz veya şarta bağlı olarak verilen kambiyo senetlerinin, temel borç ilişkisinin varlığına ve ifasına bağlı olarak hüküm doğuracağı Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarıyla da kabul edilmektedir. Bununla birlikte, icra takibine dayanak senedin davacının ticari defterlerinde kaydının bulunmadığı tespit edilmiş olup, bu durum TTK m.64/3 ve HMK m.222 uyarınca ticari defterlerin lehine delil olma vasfı taşıdığı dikkate alındığında, davacının senet bedelinin borç olarak muhasebeleştirilmediğini göstermektedir.Diğer taraftan, dosya kapsamı ve davacı vekilinin açık beyanıyla sabit olduğu üzere; davacının sözleşmeden doğan asli yükümlülüklerini -inşaatın tamamlanması ve bağımsız bölümlerin teslimi- yerine getirmediği, böylece Ek sözleşmedeki açık şart hükmünün davacı tarafça yerine getirilmediği, Ek sözleşme gereğince senedin “şart gerçekleşmediği takdirde geçerli olacağı” koşulunun gerçekleştiği, senedin paraya çevrilebilir hale geldiği, yasal unsurları taşıyan bononun geçerli bir borç doğurduğu anlaşılmıştır.Davacının senedin bedelsiz olduğu iddiasının ispatlanamadığı anlaşıldığından, Davanın reddine, dava dosyasında takibin durması yolunda ihtiyati tedbir uygulandığından İİK 72 md gereğince 3.270.000 TL nin % 20 si oranında kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ihtiyati tedbirin bu aşamada kaldırılması isteminin reddine karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, ihtiyati tedbir kararına öncelikle, icra dosyası bedelinin %100'ü için yapılacak ödemenin "nakit" değil de "teminat mektubu" ile de yapılabileceği yönündeki kabul kararı yönünden itiraz ettiklerini, bu hususta İİK madde 72/3 hükmünde net olarak "İcra veznesine yatan para" ifadesini kullanılmakta ve teminat mektubu ödeme vasıtası olarak ifade edilmediğini, kararın öncelikle bu yönden hukuka aykırı olduğunu, davacı taraf işbu davadan önce açmış olduğu, İstanbul 45.İcra Hukuk Mahkemesi 2024/360 esas sayılı dava ile işbu davaya da konu icra takibinin, takibe konu senedin teminat mektubu olduğu iddiası ile iptalini talep ettiğini, açılan bu hukuka aykırı dava aşağıda sunulan gerekçe ile reddedildiğini, iddia olunanın aksine davaya konu senet kesinlikle bir teminat senedi olmadığını, senet metninde de açıkça görüldüğü üzere, davalı müvekkil lehine kayıtsız şartsız bir borç kabulünü ve ödeme taahüdünü içeren bir senet olduğunu, davacı tarafın iddialarının aksine, davacı tarafça davaya konu edilen 19.8.2021 tarihli sözleşmede ve aynı tarihli ek sözleşmede de davaya konu senedin teminat senedi olduğuna ilişkin bir kaydın mevcut olmadığını, davaya konu senet davacı tarafça müvekkile, davaya konu edilen sözleşme ve ek sözleşme hükümlerinin davacı müteahhit tarafından yerine getirilmesi için verilen bir teminat senedi olmayıp, iş bu sözleşmelerin imzalanması karşılığında müvekkile vaad ve taahhüt olunan ödeme için bir ödeme vasıtası olarak verilen senet olduğunu,bu noktada önemle ifade etmek isteriz ki, davacı tarafın iş bu dava ileri sürdüğü iddialar esas itibarıyla, Medeni Kanun madde 2'de ifade olunan dürüstlük kuralına ve madde 3'de ifade olunan iyiniyet kuralına da aykırı olduğunu, davacı davaya konu senede karşı iddia ve ifade etmiş olduğu def'i haklarını kullanırken, her şeyden önce Medeni Kanun madde 2 ve 3'de ifade olunan, dürüstlük ve iyiniyet kurallarına uygun hareket etmesi gerektiğini, ancak davacı taraf davaya konu senedi kayıtsız ve şartsız ödemekle yükümlü olduğunu yok farz ederek, dürüstlük ve iyiniyet kurallarını açıkça ihlal ettiğini, bu durumda hukuk düzenin, davacının hukuka aykırı taleplerini, ihtiyati tedbir kararı yoluyla himaye etmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise arsa malikidir.Davacı dava dilekçesinde, taraflar arasında imzalanan sözleşme ve ek sözleşme kapsamında verilen 3.000.000,00 TL bedelli senedin teminat niteliğinde olduğunu, sözleşme şartlarının gerçekleşmemesi nedeniyle bedelsiz kaldığını, buna rağmen davalı tarafından icra takibine konu edildiğini ileri sürerek borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptalini talep etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde dava konusu senedin teminat senedi olmadığını, kayıtsız ve şartsız borç ikrarı içeren geçerli bir kambiyo senedi olduğunu, sözleşmelerde teminat kaydının bulunmadığını ve davacının iddialarının yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkeme, dosya kapsamındaki sözleşmeler, bono, icra dosyası ve bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesi sonucunda bono üzerinde teminat kaydının bulunmadığı, teminat iddiasının yazılı delille ispatlanamadığı ve davacının senedin bedelsiz olduğu iddiasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Taraflar arasında 19.08.2021 tarihli düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında, sözleşme konusu taşınmaz üzerinde yapılacak inşaat karşılığında arsa sahipleri ile yüklenici arasında hisse paylaşımının 100 üzerinden 50 pay arsa sahibine ve 50 pay yükleniciye ait olacak şekilde belirlendiği, yüklenicinin arsa sahibine toplam 530 metrekare büyüklüğünde bağımsız bölümler vermeyi taahhüt ettiği, bu kapsamda 3 adet 2+1 daire her biri 100 metrekare ve 2 adet 3+1 daire her biri 115 metrekare olmak üzere toplam 5 adet dairenin arsa sahibine verileceğinin kararlaştırıldığı, yüklenicinin bu edimi yerine getirmesi karşılığında arsa sahibinin pay devrini gerçekleştireceğinin düzenlendiği, bağımsız bölümlerin tesliminin anahtar teslimi ve eksiksiz olarak yapılmasının öngörüldüğü anlaşılmıştır.Taraflar arasında imzalanan 19.08.2021 tarihli adi yazılı ek sözleşmede, sözleşme konusu taşınmazın İstanbul ili Bağcılar ilçesi ... Mahallesi 3 pafta 56 parselde bulunduğu, tarafların ... arsa sahibi ve ... müteahhit olarak sözleşme ilişkisi kurduğu, mevcut projede arsa sahibine verilmesi gereken metrekarede bağımsız bölüm kalmaması nedeniyle müteahhit tarafından arsa sahibine 3.000.000 TL bedelli bir senet verildiği, müteahhidin plan tadilatı ile emsal artışı sağlayarak tek blok şeklinde inşaat yapması ve arsa sahibine toplam 530 metrekare büyüklüğünde bağımsız bölümleri vermesi veya 3 adet 100 metrekare 2+1 daire ile 2 adet 115 metrekare 3+1 daireyi teslim etmesi halinde bu senedin geçersiz olacağının kararlaştırıldığı, aksi halde senedin geçerli olacağı ve paraya çevrilebileceği, ayrıca tarafların sözleşmeyi devredemeyeceklerinin düzenlendiği anlaşılmıştır.Dava konusu icra takibinin İstanbul 11 İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası olduğu, 18.08.2021 tanzim ve 31.03.2024 vade tarihli 3.000.000 TL bedelli bonoya dayanılarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığı, takipte 3.000.000 TL asıl alacak ve 270.000 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 3.270.000 TL’nin tahsilinin talep edildiği anlaşılmıştır.Bilirkişi raporunda taraflar arasında 19.08.2021 tarihli düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ile aynı tarihli ek sözleşmenin bulunduğu, davacı tarafından davalıya 3.000.000 TL bedelli ve 18.08.2021 tanzim 31.03.2024 vade tarihli senet verildiği, senedin davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, ek sözleşmede senedin belirli şartın gerçekleşmesine bağlı olarak geçerli olacağına dair düzenleme bulunduğu, bu haliyle senedin teminat niteliğinde olduğu, ancak davacının sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirdiğini ispat edemediği ve bu nedenle senedin bedelsiz olduğunun kanıtlanamadığı yönünde kanaat bildirildiği anlaşılmıştır.Davacı yüklenici ile davalı arsa maliki arasında 19/08/2021 tarihli..imzalanmıştır. Aynı tarihli ek sözleşme ile de davacı yüklenici sözleşmede davalıya vermeyi taahhüt ettiği 530 m2, 3 adet 100 er m2 2+1, 2 adet 115'er m2 3+1 daireyi ek sözleşmede, çıkan mevcut projede anlaşılan şartlarda daire kalmadığı için 19/08/2021 tarihli Bakırköy ... Noterliğinde yapılan... de 3 adet dubleks daire sözleşmesi yapmış ve küçük olan parselden 3 adet dubleks daire vererek kalan 2 adet daire için de 3.000.000,00 TL lik davaya konu senedi vermiştir. 3 adet 100 m2 ve 2 adet 115 m2 (Toplam 530 m2) lik bağımsız bölümleri teslim ettiğinde senedin geçersiz olacağına ilişkin sözleşme yapılmış olup, bu sözleşme her iki tarafın da kabulündedir.31/03/2024 ödeme tarihli 3.000.000,00 TL bedelli senet davalı alacaklı arsa maliki tarafından İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile takibe konu edilmiştir. Davacı-borçlu takibe itiraz etmiş, İcra Hukuk Mahkemesinde açtığı davada senet üzerinde teminat senedi olduğuna dair ibare bulunmadığından, reddedilmiştir. Taraflar arasında resmi... yapılmış ve davacı toplam 530 m2 5 adet bağımsız bölüm vermeyi taahhüt etmiştir. Eke sözleşmede de yine toplam 530 m2 bağımsız bölüm verileceği, ancak 2 adet daireyi vermemesi halinde 3.000.000,00 TL lik senedi davalıya vermiştir. Bu durumda senet teminat senedi değil, 2 adet dairenin verilmemesi halinde bedeline ilişkin düzenlenmiş bir senettir. Davacı, asıl sözleşmeye göre edimini yerine getiremediğini kabulle ek sözleşmeyi yapmış, ek sözleşmedeki edimi ifa ettiğini de ispat edememiştir. Asıl sözleşmede sözleşme imza tarihi o lan 19/08/2021 tarihinden itibaren 7 ay içinde inşaat ruhsatı alınacağı, (19/03/2022) ruhsat tarihinden itibaren 24 ay içinde de iskanı alınmış halde teslim taahhüt edilmiştir. Teslim tarihi bu durumda 19/03/2024 tarihi olacaktır. Senedin ödeme günü de 31/03/2024 tarihi olup davacı sözleşmedeki bağımsız bölümleri teslim yükümlülüğünü ifa ettiğini ispat edememiş, senetteki alacak muaccel hale gelmiştir. Davacı arsa maliki senetleri alacağı talep edebilir, davacının açtığı menfi tespit davası açıklanan nedenlerle haksız olup davacının davasının reddine dair kararı dosya kapsamına göre isabetli olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 11/12/2025 tarih ve 2024/772 Esas, 2025/832 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,

2-İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,

3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,

4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 03/06/2026 tarihinde üye hakim Ertan Kıyak'ın (35047) karşı oyu oy çokluğu ile karar verildi.

AZLIK OYU-MUHALEFET ŞERHİ:6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. maddesine göre eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. TBK m. 471 gereğince yüklenici, üstlendiği edimleri sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Olayımızda yüklenicinin edimi, sözleşmede açıkça belirtilen emsal artışını sağlayarak taahhüt edilen bağımsız bölümleri teslim etmektir. Ek sözleşmede, edimin yerine getirilmemesi hâlinde "senedin geçerli olacağı ve paraya çevrilebileceği" açıkça düzenlendiğinden; arsa sahibinin senedi icra takibine koymasında sözleşmeye ve hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Arsa sahibi, alacağını elindeki senet (ve geçerli ek sözleşme) ile ispatlamış durumdadır. Bu aşamadan sonra olası bir itirazın iptali veya menfi tespit davasında ispat yükü davalı/borçlu konumundaki müteahhit üzerindedir. Müteahhit, icra takibine konu senedin bedelsiz kaldığını; yani plan tadilatı ile emsal artışını sağladığını ve sözleşmede belirtilen (530 m2 veya 3 adet 2+1 ile 2 adet 3+1) daireleri arsa sahibine eksiksiz teslim ettiğini HMK m. 200 gereğince yazılı belge ile (teslim tutanağı vb.) ispat etmek zorundadır. Müteahhit bu ifayı ispatlayamadığı sürece arsa sahibinin takibi haklı kabul edilecektir.Davacı, davalı tarafından yapılan icra takibine yönelik menfi tespit davası açmıştır. Menfi tespit davası itibariyle alacağın varlığını takip alacaklısı yani davalı tarafından yapılması gerekmektedir. Dava konusu bono kambiyo senet vasfında olup, alacağın varlığını dosya kapsamı itibariyle ispat etmesi gerekir.Ancak dava dosyasında davalı tarafından alacağın varlığına ilişkin delil sunulmadığı gibi, tek ispat delili taraflar arasında imzalanan resmi sözleşme ve aynı gün imzalanan dava konusu senet düzenlenmesine karar verilen ek sözleşmedir.Resmi şekilde yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesine sonradan veya aynı gün adi yazılı şekilde bir ek sözleşme yapılarak "teminat senedi" eklenmesi, borcun muhtevasını genişleten ve taraf yükümlülüklerini ağırlaştıran bir işlemdir.Kurala göre; borcu ağırlaştıran ek sözleşmenin asıl sözleşmenin bağlı olduğu geçerlilik şekline (resmî şekle) uyulmadan yapılması, bu ek sözleşmeyi kesin olarak hükümsüz (batıl) kılar. Bunun istisnası ek sözleşme gereğince edimlerin yapılması olup, ek sözleşme kapsamında iyiniyetli bir edim yerine getirildiğine ilişkin dava dosyasına delil sunulmamıştır.Taraflar arasındaki asıl sözleşme resmi şekilde yapılmış olup, bu sözleşmeye ek olarak aynı gün tanzim edilen ek sözleşme ise adi yazılı şekilde düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 13. maddesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun emsal (K: 2020/553) kararı uyarınca; resmi şekle tabi bir sözleşmeyi değiştiren, borcun muhtevasını genişleten veya akitten doğan borçları ağırlaştıran anlaşmalar için şekil zorunluluğu kesindir. Adi yazılı şekilde yapılan ek sözleşme ile asıl sözleşmede bulunmayan ağırlaştırıcı mahiyetteki 3.000.000 TL bedelli teminat senedi verme yükümlülüğünün kararlaştırılması hukuken geçersiz (kesin hükümsüz) olup, geçersiz sözleşmeye dayanılarak verilen teminat senedinin bedelsiz kaldığı ve bu senede dayalı olarak alacak veya icra talebinde bulunulamayacağı açıktır.Mahkemece bu hususlar dikkate alınarak davanın reddine (veya takibin iptaline/menfi tespitin kabulüne) karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın Reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.Dairemiz istinaf taleplerin reddine yönelik çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/325, K. 2026/697, T. 03.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-325-e-2026-697-k-eaece2d0def9