İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/417 E. 2026/723 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/417
Karar No
2026/723
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/417 Esas KARAR NO : 2026/723

DAVA : İstirdat DAVA TARİHİ : 16/05/2023 KARAR TARİHİ : 30/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İstirdat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket tarafından müvekkili aleyhine ... Şubesi'ne ait ... no.lu ... keşide tarihli ve 34.344,00-TL bedelli çekten dolayı ... 13. ATM .. Değişik iş sayılı kararıyla ihtiyati haciz kararı alınarak ... 9. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı ve işbu dosyadan müvekkili şirketin adresinin bulunduğu ... İcra Dairelerine talimat yazılarak 12.03.2021 tarihinde müvekkili şirkete ait iş yerine hacze gelindiğini, alacaklı şirket vekili tarafından eşya muhafaza ve araç bağlama baskı ve tehdidiyle müvekkili şirketin borçlu olmadığı halde 49.050,00-TL parayı icra dosyasına ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin icra takibine konu ... şubesine ait ... çek no.lu 26.02.2021 tarihli 34.344,00-TL çeki borç ödeme gayesiyle şirket yetkilisi tarafından imzalanarak ... Şubesi vasıtasıyla ... bulunan dava dışı ... Şti.'ne gönderilmek üzere kargoya verildiğini ve işbu çekin de içerisinde bulunduğu çantanın kargo şirketi çalışanı tarafından çaldırıldığını, kargo dağıtım görevlisi ...'un 25.12.2020 tarihinde ... Polis Merkezi Amirliğine müracaatla kargo çantasını çaldırdığından bahisle şikayetçi olduğunu, dava dışı şirket tarafından .. 6. ATM... esas sayılı dosyası ile kıymetli evrak iptali davası açıldığını ve tedbir talebinin %15 teminatla kabulüne karar verildiğini, çekle ilgili açılan iptal davasına ve mahkemenin ödeme yasağı kararına güvenerek müvekkili şirket tarafından çekin keşide günü geldiğinde 34.344,00-TL'nin dava dışı İntra'ya havale yoluyla ödediğini, daha sonrasında dava dışı İntra yetkilisine ait olmayan bir sahte imza ile yapılan ciro silsilesinden başlayarak ve arada bir takım şirketlerin cirosundan sonra davalı şirkete geldiğini ve davalı şirket tarafından bankaya ibraz edildiğinde ... 6 ATM'nin ödeme yasağı kararı olduğunun görülmesine rağmen ve banka tarafından çek arkasına şerh düşülmesine rağmen davalı banka tarafından haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine konu edildiğini, davalı tarafından icra baskısıyla haksız olarak tahsil edilen paranın davalıdan istirdatını, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde haciz tarihi olarak 12.03.2021 tarihinde dosya borcuna istinaden ödeme yapıldığının belirtildiğini ancak huzurdaki davanın 26.05.202 tarihinde ikame ettiğinden hak düşürücü süre içerisinde davasını ikame etmediğini ve bu hakkından vazgeçtiğinin kabulü ile süresinde açılmayan davanın reddini talep ettiklerini, müvekkilinin mağdur konumunda olduğunu, müvekkilinin dava konusu çeki müşterisi ... ile aralarında 03.12.2020 tarihinde akdedilmiş olan faktoring sözleşmesine binaen 25.12.2020 tarihinde devir aldığını, ödeme yasağı kararının çekin cebri icraya konu edilmesine engel teşkil etmediğini, davacının ve müvekkilinin hırsızlık olayının mağdurları olduğunu, sorunun hukuki olarak çözümünün çeki çaldıran davacının mı yoksa çalıntı çeki iyi niyetle bilmeden iktisab etmiş olan üçüncü kişi konumundaki müvekkilinin mi menfaatinin korunacağı noktasında olduğunu, müvekkili aleyhine açılan davanın reddini, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, borçlu olunmadığı halde, cebri icra tehdidi altında ödenen bedelin İİK'nın 72. maddesi gereğince istirdatı istemine ilişkindir. Dava konusu takip dosyası, ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin .. D. İş sayılı dosyası, ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...esas sayılı dosyası ve ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası celbedilmiştir. ... 9. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası incelendiğinde, davalı alacaklı tarafından davacıdan 34.344,00-TL çek bedeli, %10 çek tazminatı ve işlemiş faiz olmak üzere toplam 39.060,35-TL alacağın tahsili talebinde bulunulduğu, davacı borçlu tarafından 49.052,40 TL ödeme yapılarak dosya borcunun kapatıldığı görülmüştr. Mahkememizin 24.01.2024 tarihli... Esas ve... Karar sayılı kararı ile "Davacı tarafça, davalıya karşı açılan davanın hakdüşürücü süre yönünden reddine," karar verilmiş, karara karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi tarafından 13.06.2024 tarihli ... esas ve .. karar sayılı ilamı ile "......sürelerin 06.02.2023 tarihinden 01.05.2024 tarihine kadar durdurulduğu, 01.05.2023 tarihinde kalan 24 günlük sürenin yeniden işlemeye başladığı ve bu sürenin 24.05.2023 tarihinde dolacağı, eldeki davanın ise 16.05.2023 tarihinde açıldığı gözetildiğinde mahkemece davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın yerinde olmadığı..." şeklindeki gerekçeyle mahkememiz hükmünün kaldırılmasına karar verilmiştir. Davaya konu çekin lehtarı ile sonra gelen ciroların ait olduğu şirketlere ait 2020-2021 yıllarına ait BA/BS formları celp edilerek, dava konusu çekin davalıdan istirdatı koşullarının oluşu oluşmadığı noktasında bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Bilirkişi 04.11.2025 tarihli raporunda; ."...faktöring işlemine yönelik 6361 sayılı Kanunun 9/2 ve Yönetmeliğin 5/1. maddesi uyarınca son ciranta olan dava dışı ...in mali gücü, ödeme kapasitesi, moralitesinin araştırılmadığı, ticari itibarinin ve geçmişe yönelik ticari ilişkilerinin incelenmediği ve kontrol edilmediği, davalı ... A.Ş. tarafından çekin keşidecisine başvurularak borcun teyit edilmediği, bu bağlamda anılan yasa ve yönetmelik hükümleri uyarınca faktoring şirketinin üzerine düşen özen yükümlülüğünü yerine getirmediği" şeklinde tespitlerde bulunmuştur. Bilirkişi taraflara tebliğ edilmiş, davalı vekilinin itirazlarının değerlendirilmesi doğrultusunda alınan 05/06/2026 tarihli ek raporunda; "...davalı firma tarafından incelemeye ibraz edilen 2020-2021 yılına ait yasal defterlere ilişkin tasdikle ilgili yükümlülüklerin yasal süresinde yerine getirildiği ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, davalı faktoring şirketi tarafından ... ile gerçekleştirilen faktöring işlemi kapsamında müşteriye ödeme yapıldığı, faktoring masrafı ve faiz tahakkuklarının muhasebeleştirildiği, işlemin davalı şirket ticari defterlerine kaydedildiği, davalı ...A.Ş. ile dava dışı ...arasında gerçekleştirilen faktöring işlemine yönelik 6361 sayılı Kanunun 9/2 ve Yönetmeliğin 5/1.maddesi uyarınca son ciranta olan dava dışı ...’in mali gücü, ödeme kapasitesi, moralitesinin araştırılmadığı, ticari itibarinin ve geçmişe yönelik ticari ilişkilerinin incelenmediği ve kontrol edilmediği, davalı ... A.Ş. tarafından çekin keşidecisine başvurarak borcun teyit edilmediği, bu bağlamda anılan yasa ve yönetmelik hükümleri uyarınca faktöring şirketinin üzerine düşen özen yükümlülüğünü yerine getirmediği, davalı tarafın beyan ve itirazlarının kök raporda belirtilen bilirkişi görüşünü değiştirici nitelikte bulunmadığı.." şeklinde tespitlerde bulunmuştur. Davada ispat külfeti öncelikle davalı alacaklıdadır. Davalı taraf, alacağının varlığını ve alacağın dayanağı çekin yetkili hamili olduğunu, çeke istinaden davacıdan alacak talep hakkının bulunduğunu, ispatlamak zorundadır. Davalı alacaklı tarafça bu ispat yerine geldiğinde davacı tarafça, dava konusu çekin davalı tarafından kötü niyetli ve ağır kusurlu olarak iktisap edildiğinin ispat edilmesi gerekecektir. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelere ilişkin detaylı açıklamaların yapıldığı Yargıtay Hukuk Genel Kararının ...Esas ...Karar sayılı ve 30.11.2021 tarihli kararında da vurgulandığı üzere, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir. Çek, 6102 sayılı TTK’nın üçüncü kitabı ile 5941 sayılı Çek Kanunu ve bu Kanun uyarınca çıkarılan tebliğlerle düzenlenen bir kıymetli evraktır. 6102 sayılı TTK’nın 670 vd. düzenlemelerine göre çek de poliçe ve bono gibi bir kambiyo senedidir. 6102 sayılı TTK’nın üçüncü kitabında 780-823. maddeleri arasında düzenlenen çeke 818. maddenin yaptığı atıflar çerçevesinde poliçeye ilişkin hükümlerin uygulanması kabul edilmiştir (Bozer, Ali /Göle, Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 2018, s. 221). Çek, 6102 sayılı TTK’da tanımlanmamıştır. Çeke ait hükümler göz önüne tutularak çek şöyle tarif edilebilir: Çek, Kanun’un öngördüğü belirli şekil şartlarına bağlı, soyut ve kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi konusunda sadece bankalar üzerine düzenlenebilen, kıymetli evraktan sayılan özel bir havaledir (Tuna, Ergun/ Göç Gürbüz, Diğdem: Ticaret Hukuku Prensipleri Kıymetli Evrak, Ankara 2018, s. 268). Bu havalenin yazılı şekilde yapılması, belli şekil şartlarını içermesi ve kayıtsız şartsız bir ödeme yetkisi biçiminde olması gerekir. Çek düzenleyen, muhataba belirli bir bedeli lehtara ödeme, lehtara da tahsil yetkisi veren bir kambiyo senedidir. Çek bir ödeme aracıdır. Ancak poliçe ve bonodaki gibi kredi işlevine haiz değildir. Ticarî hayatta yaygın olarak ileri tarihli çek düzenlenerek çekin kredi veya teminat aracı olarak kullanıldığı görülmektedir. Bu kullanım şeklinin dahi çekin ödeme aracı olma özelliğini ortadan kaldıramayacağı unutulmamalıdır. Çek muhatap banka tarafından görüldüğünde meşru hamil olan kişiye nakden ödenir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 757/1. maddesine göre, iradesi dışında çek elinden çıkan kişi, ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinden, muhatap bankayı çeki ödemekten menedilmesini isteyebilir. Aynı Kanun’un 759. maddesi uyarınca, çeki eline geçiren kişi bilinmiyorsa, çekin iptaline karar verilmesi istenebilir. İptal isteminde bulunan kişi, çek elinde iken zıyaa uğradığını inandırıcı bir şekilde gösteren delilleri mahkemeye sağlamak ve senedin bir suretini ibraz etmek veya senedin esas içeriği hakkında bilgi vermekle yükümlüdür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 764. maddesi uyarınca elden çıkan çek, verilen süre içinde mahkemeye sunulmazsa, mahkemece çekin iptaline karar verilir. Çekin iptaline karar verilmiş olmasına rağmen, iptal talebinde bulunan keşideciye karşı çekten doğan istem hakkı ileri sürebilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 687. maddesine göre, çekten dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’îleri başvuran yetkili hamile karşı ileri süremez. Ancak hamil, çeki iktisap ederken çekin keşidecinin rızası dışında elinden çıktığını ya da çekin karşılığının daha önce çeki elinde bulunduran kişiye keşideci tarafından ödendiğini bile bile keşidecinin zararına hareket etmiş olması durumunda keşideci hamile karşı kötü niyet def’înde bulunabilir. Çek hakkında iptal kararı verilerek bu karara dayalı olarak keşidecinin lehtara ödeme yapmış olması yetkili hamile karşı 6102 sayılı TTK’nın 687. maddesi gereği ileri sürülemeyeceğinden keşidecinin çekin lehtar tarafından iptal ettirilmesi ve buna dayalı olarak lehtara ödemede bulunması def’ini ancak lehtara karşı ileri sürebilir. Bunu yanında çeki elinde bulunduran yetkili hamile karşı ileri süremez. Çeklerin devrinin nasıl yapılacağı 6102 sayılı TTK’nın 788. maddesinde poliçeden ayrı ve özel olarak düzenlenmiştir. Bu maddeye göre açıkça “emre yazılı” kaydıyla veya bu kayıt olmadan belirli bir kişi lehine ödenmesi şart kılınan bir çek, ciro ve zilyetliğin geçirilmesiyle devredilebilir. Keza 6102 sayılı TTK’nın 818. maddesinin göndermesi ile aynı Kanun’un 684. maddesine göre, ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile çekten doğan bütün haklar devrolunur. Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde çekin bir başka anlatımla çek üzerindeki hakkın bir başkasına devri için ciro ve kişiye çekin zilyetliğinin geçirilmesi gerekir. Ciro ise 6102 sayılı TTK’nın 683. maddesine göre, çek arka yüzüne veya çeke bağlı olan ve “alonj” denilen bir kâğıt üzerine yazılması ve ciranta tarafından imzalanması ile mümkündür. Bu nedenle cirantanın imzasını taşımayan ciro geçerli ciro sayılmaz. Böyle bir ciro ise çek üzerinde bulunan hakkın devrini sağlamaz. Çekte hak sahibi olabilmek için yetkili hamil olmak gerekir. 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesine göre, cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Bu maddeden de anlaşıldığı üzere bir çeki elinde bulunduran kişi yetkili hamil olduğunu yani çek üzerindeki hakkın kendisine ait olduğunu çek üzerinde bulunan birbirini takip eden geçerli ciro zinciri ile ispat edebilir. Çek üzerindeki cirolar birbirini takip etmiyor veya ciro zincirinde bulunan cirolardan biri geçersiz veya sahte olması dolayısı ile ciro zincirinde kopukluk olması durumunda çekteki hak, kopukluktan sonraki kişilere geçmeyeceği için ciro zincirinde kopukluk olan çeki elinde bulunduran hamil yetkili hamil sayılamaz. Yetkili hamil olmadığı için de ciro zincirinin koptuğu kişiden itibaren ciranta ve keşideciden talepte bulunamaz. er ne kadar çeki elinde bulunduran kişi yetkili hamil olduğunu ispat edememiş olması nedeniyle yani ciro zincirinde kopukluk olması durumunda kopukluktan önceki lehtar ve keşideciye gidemez ise de, 6102 sayılı TTK’nın 677. maddesinde ki; “Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez.” düzenlemesi karşısında “imzaların istiklali (bağımsızlığı) ilkesi” gereği ciro zincirinin kopmasından sonraki cirantalara başvurabilir. Tüm dosya kapsamı yukarıdaki açıklamalar ile birlikte değerlendirildiğinde; Dava dilekçesinde de bahsedildiği üzere davacı şirketin davaya konu ... şubesine ait, 26/02/2021 ... keşideli ve 34.344,00 TL bedelli çeki aralarındaki ticari ilişki nedeniyle çek lehtarı ...Şti.'ne kargo ile gönderdiği, çekin kargoda iken 3. şahıslar eline geçtiği, çekin ciro silsilesinin incelenmesinde en son ... tarafından 03/12/2020 tarihli faktoring sözleşmesi kapsamında cirolanarak davalı ... A.Ş.'ye 25/12/2020 tarihinde teslim edildiği, çek lehtarı tarafından ödeme yasağı talepli davanın ... 6. Asliye ticaret Mahkemesinde çeklerin teslim edildiği tarihten sonra 18/01/2021 tarihinde açıldığı, çek hakkında verilmiş herhangi bir ödeme yasağı kararı olmadığı, karşılıksız kalan çek hakkında davalı tarafından icra takibi başlatıldığı, takip borçluları arasında yer alan davacı şirket adresine 12/03/2021 tarihinde cebri icra işlemleri için gidildiği, davacının dosya borcunu dosya numarasını ilgi tutarak icra dosyasına havale ettiğiği, 12/03/2021 tarihli havaleye ilişkin banka dekontunun incelenmesinde herhangi bir ihtirazi kayıta rastlanmadığı ile davacının yapılan fiili haciz işlemleri sırasında borçlu olmadığı dosya borcunu havale edeceği yönünde haciz tutanağında da bir açıklamaya rastlanmadığı, çekteki ciro silsilesinin düzgün olduğu, davacı keşidecinin bedelsizlik savunmasının şahsi def'i olduğu, davacı keşideci ile çekin son yetkili hamili olan davalı faktoring şirketi arasında doğrudan ilişki olmaması ve arada birden fazla ciro bulunması nedeniyle bedelsizlik savunmasının davalı faktoring şirketine karşı ileri sürülemeyeceği, bilirkişi raporundaki aksi tespitlerin aksine dava konusu çekin faktoring ilişkisi kapsamında fatura karşılığında yasal mevzuata uygun olarak iktisap edildiği, davalı tarafından çekin ağır kusurlu ve kötü niyetli olarak iktisap edildiğine dair dosya kapsamında bir delil bulunmadığı, davacı tarafın davasında haksız olduğu, davasını ispatlayamadığı sonuç ve kanaatine ulaşılarak, davacı tarafça açılan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafından açılan davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının peşin yatırılan 837,66 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatırılan ‭105,66 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davalı tarafından sarf edilen 8.500,00,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 45.000,00-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 8-Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe ÇIKARTILMASINA, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK'nın 341/1 ve 345. maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.30/09/2026

Katip e-imzalıdır

Hakim e-imzalıdır

***Bu evrak, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/417, K. 2026/723, T. 30.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-417-e-2026-723-k-73c5567efae6