İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/180 E. 2024/750 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/180
Karar No
2024/750
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2023/180 Esas KARAR NO : 2024/750

DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) DAVA TARİHİ : 01/06/2018 KARAR TARİHİ : 12/12/2024 GR.KR.YZM.TARİHİ : 30/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...Ş'nin 27/10/2017 tarihinde .... Mahkemesi'nde konkordato talebinde bulunduğunu, kayıtlarına göre müvekkilinin alacağının 2.015.588,39-TL olduğunun tespit edildiğini, 25/01/2018 tarihinde davalı şirkete alacak bildiriminde bulunulduğunu ancak davalı tarafın haksız şekilde bu durumu reddettiğini, konkordato dosyasına müvekkilinin 1.246.781,07-TL alacağı bulunduğunun yazıldığını, müvekkilinin 768.807,32-TL alacağının hukuka aykırı bir şekilde reddedildiğini, .... sayılı dosyası ile 12/03/2018 tarihinde konkordatonun tasdik edildiğini, davalı şirket tarafından kabul edilmeyen alacak miktarlarına ilişkin tebliğden itibaren 10 gün içerisinde dava açma süresi tanındığını, kararın taraflarına 23/05/2018 tarihinde tebliğ edildiğini, yasal süresi içerisinde dava açtıklarını belirterek .... Mahkemesi tarafından toplantı nisabına katılmayan, davalı tarafından reddedilen 768.807,32-TL miktar alacağın mevcudiyetinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın tasdik duruşmasına katıldığını, dava açma süresinin tefhiminden itibaren başladığını, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, davanın .... Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğini, davacı tarafın iddialarının mesnetsiz olduğunu, talebin .... Mahkemesi'nde de incelendiğini, tutarın hesaba katılmaması yönünden hüküm kurulduğunu, müvekkilinin kayıtlarının doğru olduğunu beyan ederek; davanın reddini talep etmiştir. DELİLLER .... Mahkemesin'nin 09/05/2019 tarih, .... sayılı kararı ile davanın İİK 'nun 294/6 maddesi gereğince temlik sözleşmelerinin geçersiz olduğunun tespiti davası niteliğinde olduğu, ... 'nın 03.04.2018 gün ve .... sayılı kararının 9. maddesinde .... kaynaklanan taleplerin ( İİK 'nun 285 ila 308/h Maddeleri) den kaynaklanan davalara .... numaralı Asliye Ticaret mahkemelerinin ihtisas mahkemesi olarak bakacağının belirlendiği ve bu nedenle davaya bakmakla görevli olmadığı gerekçesi ile Mahkemenin görevsizliğine , .... numaralı Ticaret mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiş ve dosya mahkememize tevzi edilmiştir. Davalı şirketin, .... Esas sayılı dosyasında konkordato talebinde bulunduğu, .... Mahkemesi'nin 24/08/2018 tarih, .... sayılı kararı ile konkordatonun tasdikine karar verildiği, .... . Hukuk Dairesi'nin 19/06/2019 tarih, ....sayılı kararı ile konkordato talep eden davalı ...Ş'nin konkordato teklifini tasdikine karar verildiği, kararın temyizi üzerine ... Hukuk Dairesi'nin 21/01/2020 tarih,.... sayılı kararı ile borçlu şirketin iflasına karar verilmesi gerekirken konkordatonun tasdiki yönünden yeniden hüküm tesis edilmesinin bozmayı gerektirdiği gerekçesi ile .... Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasına karar verildiği, .... Mahkemesi'nin 29/12/2021 tarihli kesinleştirme şerhinden; bozma kararı üzerine .... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin 06/11/2021 tarih, .... sayılı kararı ile ... A.Ş'nin konkordato tasdik talebinin reddine karar verildiği, istinaf kararının temyiz edilmesi üzerine, ... Hukuk Dairesi'nin 01/12/2021 tarih, .... sayılı kararı ile .... Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün onanmasına karar verildiği ve hükmün 01/12/2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. .... Mahkemesi'nden alınan 14/10/2023 tarihli mali müşavir bilirkişi raporunda özetle; davacıya ait defter incelemelerinde tespit edilen hususlarda; davacı vekili n telefonundan 16.08.2023 tarihinde aranarak incelemek için ticari defterlerin istenildiğini, ticari defterlerini hazırlamalarını yerinde inceleme yapılacağının tarafınca bildirildiğini, herhangi bir cevap gelmemesi nedeniyle 22.08.2023 tarihinde defter ve belgelerin sunulması istenildiğini, 1 haftaya kadar hazır olacağının bildirildiğini, ancak aradan geçen süre içerisinde tarafına ticari belgeler ve defterle inceleme için hazır edilmediğini beyan ederek; tarafına davacı ticari defter ve belgelerin incelenmesi görevi verilmişse de aradan geçen uzun süreye rağmen davacı vekilince defterlerin hazır edilmediğini beyan etmiştir. Bilirkişi mali müşavir ... mahkememize sunduğu 10/02/2024 tarihli raporda özetle; tarafınca davalı şirketin Mali Müşaviri ... ile irtibata geçilerek davalı şirketin ticari defter ve belgelerinin talep edildiğini, davalı şirketin iflas ettiği, battığı, bu kapsamda serverler, bilgisayarlar vb.lerine el konulduğu, haczedildiğinin, tarafınca talep edilen 2015-2016-2017 yıllarına ait verilerine ulaşamadıklarını, kendisinde 01/01/2020 tarihinden itibaren davalı şirketin mali kayıtları olduğunu belirterek, tarafına 2020 -2021 -2022- 2023 yılı cari muavin defter kayıtlarının ibraz edildiğini, davalı şirketin 31/12/2019 tarihi itibari ile, (49.856,254585.987,11)- 635.843,36.-TL, 01/01/2023 tarihi itibari ile ise, (48.856,254-1.084.699,54)- 1.133.555,79.-TL tutarında davacı şirkete borçlu olduğunun görüldüğünü belirtmiştir. Bilirkişinin mahkememize sunduğu 21/06/2024 tarihli ek raporda özetle; davacının konkordato dosyasına 2.015.588,39-TL alacak talebinde bulunduğunu, söz konusu alacağın 1.246.781,07-TL'sinin kabul edildiği hususunda uyuşmazlık bulunmadığını, bilirkişi kök raporu ile talimat bilirkişi raporunda ki hususlar da birlikte değerlendirildiğinde, davalı tarafın ikrarında olan 1.246.781,07-TL üzerinden, dava tarihi 01/06/2018 tarihine kadar olan faiz hesabının; mahkememizce yasal faiz hesaplanmasının uygunluğunun kabulü halinde; 1.246.781,07-TL alacağa dava tarihi olan 01/06/2018'e kadar, asıl alacak tutarının 1.246.781,07-TL, (Faiz) (1.246.781,07 x (12/01/2018-01/06/2018 949) / 100 /365 x Gün Sayısı) 43.039,57-TL olacağının tespit edildiği bildirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Taraflar arasında davacının konkordato dosyasına 2.015.588,39-TL alacak talebinde bulunduğu, söz konusu alacağın 1.246.781,07-TL sinin kabul edildiği, geri kalan 768.807,32-TL sinin ise reddedildiği hususunda uyuşmazlığın bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın reddedilen 768.807,32-TL yönünden davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır. Konkordato, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için başvurabileceği kendine özgü bir cebri icra kurumudur. Konkordatoda amaç, elinde olmayan nedenlerle işleri iyi gitmeyen, mali durumu bozulmuş olan ve borçlarını ödeyip faaliyetlerini devam ettirmek isteyen dürüst borçluyu koruyarak mali durumunun iyileşmesini sağlamak ve alacaklıların, borçlunun muhtemel bir iflasına nazaran, daha fazla ölçüde alacaklarına kavuşma olanağı yaratmaktır. Konkordato ile alacaklılar, alacaklarının bir kısmından vazgeçerler ve/veya borçluya, ödeme konusunda belirli bir vade tanırlar. Bu durumdaki bir borçlunun iflas etmesi, faaliyetlerinin tümüyle sona ermesine ve alacaklıların alacaklarını büyük oranda tahsil edememelerine neden olur. İçinde bulunduğu mali koşullara göre borçluya borçlarını belirli bir oran veya vadeyle ödeme imkanı verilmesi hem borçlu bakımından ve hem de alacaklılar bakımından olumlu sonuçlar doğurur. Alacaklılar arasında eşitlik esasına dayalı bir ödeme sağlanır ve borçlu iktisadi faaliyetlerine devam eder. Böylece borçlu, piyasadaki varlığını sürdürürken, piyasadaki istikrar ve istihdam imkanları da korunmuş olur. (.... Karar sayılı kararı). Konkordatonun taraflar için bağlayıcı hâle gelmesi, geçici mühlet kararından önce başlamış takiplerde konulan ve henüz paraya çevrilmemiş olan hacizleri hükümden düşürür (m. 308/ç). Borçlu mühletten önce doğan borçlarını, mahkemece tasdik edilen konkordato projesinde öngörülen ödeme planı çerçevesinde ödemek imkânına kavuşur. Bu itibarla konkordato, borcun yenilenmesini gerektirmemekte, ancak ödeme şekil ve şartlarında önemli değişiklikler meydana getirmektedir. Bu değişikliğin şeklini ve içeriğini, asliye ticaret mahkemesince tasdik edilerek kesinleşen konkordato ödeme projesi belirler. Bu açıklamalara göre borçlu, mühletten önce doğan borçları için artık takip edilmemekte ve borçlarını ödeme konusunda fevkalâde elverişli bir hukukî statüye kavuşmaktadır. Bu bağlamda belirtmek gerekir ki, mühletten sonraki dönemde komiserin onayı olmadan borçlunun üstlendiği borçlar da konkordatoya tâbidir .... sayılı kararlarında da değinilmiştir. "Gerek iflas erteleme, gerekse konkordatonun amacı iyiniyetli olan borçlunun borçlarını ödeyebilmesinin yolunu açmaktadır. Konkordato bazı yazarların da kabul ettiği şekliyle alacaklı ile borçlu arasında devlet kontrolünde yapılan özel bir sulh sözleşmesidir. Devlet kontrülünü mahkeme eliyle kullanmaktadır. Burada kontrolün kullanılması sırasında müdahalenin ne oranda olacağı konkordato kurumunun genel olarak başarısına etken olacaktır. Katı müdahaleler bu başarının önüne geçebilir. Hakim müdahalede bulunurken konkordatonun tasdiki için Kanunda belirlenen şartların yanında, genel ekonomik durumu, borçlunun geçmiş halini talepte iyiniyetli olup olmadığını da değerlendirerek sonuca gitmelidir. Alacaklı ve alacak miktarının nisabın çok üstünde bir kesim tarafından kabul edilen konkordato projesinde projeye olumlu oy kullanan büyük kesimin kabullerine değer vermek ve sonuca bu düşünceyi hakim kılmak gerekir. Konkordato hukukumuzda daha önce olmayan rehinli alacaklılarla müzakere (İİK 308 h) adi konkordatonun işlerliğini kuvetlendirmek, konkordatodan etkilenmeyerek rehnin paraya çevrilmesi yoluyla alacağına kavuşabilecek alacaklıyı projenin içine katmak için yapılan bir düzenlemedir. Bu madde adi konkordatonun önüne engel olarak çıkartılan ve rehinli alacaklılarla anlaşma olmadığı takdirde adi konkordatonun şansını sonlandıran bir düzenleme değildir... Tüm bunların yanında konkordato sadece dava tarihindeki durum nazara alınarak karar verilmesi gereken dava teorisine bağlı davalardan değildir. Talep sonrası gelişmeler, muhtemel olgular nazara alınarak karar verilmelidir. Gerek iflas erteleme, gerekse konkordatonun amacı iyiniyetli olan borçlunun borçlarını ödeyebilmesinin yolunu açmaktadır. Konkordato bazı yazarların da kabul ettiği şekliyle alacaklı ile borçlu arasında devlet kontrolünde yapılan özel bir sulh sözleşmesidir. Devlet kontrülünü mahkeme eliyle kullanmaktadır. Burada kontrolün kullanılması sırasında müdahalenin ne oranda olacağı konkordato kurumunun genel olarak başarısına etken olacaktır. Katı müdahaleler bu başarının önüne geçebilir. Hakim müdahalede bulunurken konkordatonun tasdiki için Kanunda belirlenen şartların yanında, genel ekonomik durumu, borçlunun geçmiş halini talepte iyiniyetli olup olmadığını da değerlendirerek sonuca gitmelidir. Alacaklı ve alacak miktarının nisabın çok üstünde bir kesim tarafından kabul edilen konkordato projesinde projeye olumlu oy kullanan büyük kesimin kabullerine değer vermek ve sonuca bu düşünceyi hakim kılmak gerekir." (.... Karar sayılı Kararı) Uyuşmazlık, İcra ve İflas Kanununun 308/b maddesinde düzenlenen ve anılan maddede “alacakları itiraza uğramış” kavramı ile ifade edilen konkordato talep eden borçlunun alacağa itiraz etmesi sonucu “çekişmeli alacak” haline gelen alacağın tespiti ve tahsili istemine ilişkindir. İcra ve İflas Kanununun 301. maddesine göre, konkordato projesinin hazırlanıp alacakların bildirilmesi ve tahkikinden sonra, komiser tarafından yapılacak ilanda yer alan alacaklının bir başka deyişle, konkordato projesine alacağı kaydedilen alacaklının alacağına borçlunun itiraz etmesi halinde bu alacak “çekişmeli alacak” vasfını kazanır. İcra ve İflas Kanununun 302/IV. bendi gereği mahkeme, çekişmeli alacağın hesaba katılıp katılmamasına ve ne oranda katılacağına yaklaşık ispat ölçüsünde ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırarak karar verecektir. Bu şekilde inceleme yapan mahkemenin vereceği karar, maddi hukuk bakımından sonuç doğurmaz. Çekişmeli alacağın oylamaya katılmasına ve katılacağı orana karar veren mahkeme, İİK’nın 308/b-II. bendi gereği tasdik kararında konkordato projesi uyarınca çekişmeli alacaklara isabet eden payın kararın kesinleşmesine kadar borçlu tarafından mahkemece belirlenen bir bankaya yatırılmasına karar verebileceği gibi çekişmeli alacağın oylamaya hiç katılmamasına da karar verebilir, ancak ne yönde karar verilirse verilsin bu karar bağlayıcı olmayıp tasdik kararının ilanından itibaren İİK’nın 308/b-I. bendi gereği alacağı itiraza uğrayan alacaklı tasdik kararından itibaren bir ay içinde dava açabilir. Süresi içerisinde dava açılmaması durumunda alacaklıların tasdik kararı veren mahkemenin çekişmeli alacağa karşılık olarak ayrılan ve bankaya yatırılan payı talep etmeleri de mümkün değildir. Buna karşın alacakları itiraza uğrayan alacaklıların genel hükümlere göre her zaman dava açmaları mümkündür. Bu durumda alacakların itiraza uğrayan alacaklıların bir ay içinde dava açmaları halinde çekişmeli alacak olarak İİK'nın 308/b maddesinden yararlanacağını, bir aylık süre içinde dava açmaması halinde ise, davanın genel hükümlere tabi olacağını ve çekişmeli alacak olarak bu hükümden yararlanamamaktadır. Çekişmeli alacaklar hakkındaki açılacak dava, görevli ve yetkili mahkeme ile yargılama usulleri ve ispat hukuku kuralları bakımından genel hükümlere tabi olacaktır. Örneğin çekişmeli alacak kira sözleşmesinden kaynaklanmakta ise uyuşmazlık sulh hukuk mahkemesinde, işçilik alacaklarına ilişkin uyuşmazlık ise iş mahkemesinde, ticari olmayan bir alacağa dayalı uyuşmazlık ise asliye hukuk mahkemesinde, ticari nitelikte bir alacak ise, asliye ticaret mahkemesinde görülecektir. Kanun koyucu burada her uyuşmazlığın uzman mahkemelerde görülmesine ilişkin genel ilkeye bağlı kalmıştır. Genel hükümlere tabi olma sadece bu konularda söz konusudur. Buna karşılık, alacağın tahsili genel hükümlere tabi değildir. Yukarıda değinildiği üzere tasdik edilen konkordato genel olarak bütün alacaklılar için mecburi ve bağlayıcı olduğundan çekişmeli alacağın mukadderatı da konkordato hükümlerine tabidir. Bir başka deyişle çekişmeli alacak hakkında karar veren mahkeme, konkordato projesini göz önünde bulundurarak alacağın tasdik edilen vade, tenzilat ve diğer ödeme koşullarına göre, tahsil edilmesi yönünde hüküm kuracaktır. Konkordato talebi reddedilmesi halinde çekişmeli alacak davası için “konkordatonun kabulü” ön koşulu ortadan kalktığı için HMK’nın 30. maddesinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesi de dikkate alınarak işbu davaya genel hükümlere göre alacak davası olarak devam edilmesi gerekir. Zira çekişmeli alacak davasında alacak talebi hakkında yapılacak yargılama genel hükümlere tabi ise de; verilecek hüküm ve sonuçlar konkordatonun yürürlükte olup olmamasına göre farklıdır. Konkordato yürürlükte iken alacağın konkordato projesi kapsamında, tasdik edilen konkordato hükümlerine göre ödenmesi gerekecek, örneğin konkordato faizsiz ise faiz uygulanmayacak, buna karşılık konkordato yürürlükte değil ise faiz de dahil tamamen genel hükümlere göre tahsil hükmü kurulacaktır. Konkordato talepli davada davalı şirketin iflasına karar verilmesi halinde ise davaya kayıt kabul davası olarak devam edilmesi gerekir. (.... sayılı kararı). İş bu dava görülmekte iken konkordato talebi reddedilmiş ve davaya alacak davası olarak devam edilmiştir. HMK’nın 219/1. maddesi gereğince taraflar, ileri sürdükleri vakıaların ispatına ilişkin sadece kendi ellerindeki belgeleri ibrazı yanında karşı tarafça delil olarak dayanılan belgeleri de ibraz yükümlülüğü altındadırlar. Bu doğrultuda taraflar, ileri sürdükleri vakıayı ispata elverişli bir biçimde somutlaştırmanın yanında delil olarak dayandıkları belgeleri ve hangi belgenin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıklamakla yükümlüdürler. Anılan yükümlülüğün ifası ile belgenin içerik ve niteliği hakkında bilgi sahibi olunarak ispat konusu vakıaya ilişkin olarak ibrazı istenen belgenin gerekli olup olmadığı yahut belgedeki hangi kısımların gerekli olduğu belirlenebilecektir. Bu sayede ileri sürülen hususların ispatıyla ilgili olmayan belgelerin gereksiz yere ibrazı önlenebileceği gibi HMK’nın 219/2. maddesi gereğince devamlı kullanılan ve içeriği bölünebilen belgelerin tamamı yerine sadece ispat konusu vakıa ile ilgili kısımları belirlenerek tarafların mahkemeye belge ibraz yükümlülüklerinin sınırları tespit edilebilecektir (....) Kural olarak hâkim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini kendiliğinden araştıramaz. Belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini, tarafların ispat etmesi gerekir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi uyarınca, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” Aynı yöndeki düzenleme HMK’nın 190. maddesinin birinci fıkrasında, “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre ispat yükü, ispatı gereken vakıalara dayanan tarafa ait olup, herkes iddiasını ispatla mükelleftir. (.... sayılı kararları) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 64/1. maddesinde ise: her tacirin, ticarî defterleri tutmak ve defterlerinde, ticarî işlemleriyle ticarî işletmesinin iktisadi ve malî durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanun’a göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorunda olduğu düzenlenmiştir (....). Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri Yasa'da belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır...." (.... Karar) Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı HMK'nun 222. maddesinde " (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.(1) (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır" olarak ifade edilmiştir. Taraflar, ileri sürdükleri vakıayı ispata elverişli bir biçimde somutlaştırmanın yanında delil olarak dayandıkları belgeleri ve hangi belgenin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıklamakla yükümlüdürler. İİK’nun 294/1,2.maddesinde; “Mühlet içinde borçlu aleyhine 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur, ihtiyatî tedbir ve ihtiyatî haciz kararları uygulanmaz, bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez. / 206 ncı maddenin birinci sırasında yazılı imtiyazlı alacaklar için haciz yoluyla takip yapılabilir.” hükmü öngörülmüştür. İcra ve İflas Kanunu'nun 300. maddesi uyarınca konkordato komiseri, yazdırılan alacaklara karşı borçlunun beyanını alır. Borçlunun itiraz ettiği alacaklar çekişmeli hale gelir. Kanun çekişmeli alacaklar bakımından çekişmeli alacakların nisaba ne şekilde katılacağına mahkeme karar verir (İİK m.302/VI). Ayrıca çekişmeli alacakların dava konusu edilmesine de imkan sağlanmıştır (İİK m.308/b). Davaya konu alacak bakımından ispat yükü davacı tarafta olmakla birlikte ticari davalarda, ya da iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarı ispatlanmalıdır. Dava, cevap, ticari defter ve kayıtlar, yargısal kararlar ve tüm dosya kapsamına göre; dava, İİK’nun 308/b maddesine dayalı alacak davası olarak açıldığı, HMK' nun 308. maddesi gereğince davalı şirketin 27/10/2017 tarihinde .... Mahkemesinde konkordato talebinde bulunduğu, .... Mahkemesi'nin 20/04/2018 tarih, .... sayılı kararı ile davalı şirketin konkordato teklifinin tasdikine karar verildiği, .... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin 19/06/2019 tarih,....sayılı kararı ile konkordato talep eden davalı ...Ş'nin konkordato teklifini tasdikine karar verildiği, .... Dairesi'nin 21/01/2020 tarih, .... sayılı kararı ile borçlu şirketin iflasına karar verilmesi gerekirken konkordatonun tasdiki yönünden yeniden hüküm tesis edilmesi bozmayı gerektirdiği gerekçesi ile .... Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasına karar verildiği, .... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin 06/11/2021 tarih, .... sayılı kararı ile davalı şirketin konkordato tasdik talebinin reddine karar verildiği ve hükmün 01/12/2021 tarihinde kesinleştiği, davalı şirketin ilk konkordato tasdik tarihinin 24/04/2018 olduğu, ikincisinin 19/06/2019 tarihi olduğu, iş bu dava tarihinin ise 01/06/2018 tarihi ve konkordato tasdik tarihinden sonraki bir tarih olduğu, konkordato tasdik tarihinde konkordato dosyasına 2.015.588,39-TL alacak talebinde bulunulduğu, söz konusu alacağın 1.246.781,07-TL'sinin kabul edildiği hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, iş bu çekişmeli alacak davası yargılamasında ve karar tarihinde davalı şirket hakkında verilen konkordatonun tasdikine dair bir karar mevcut olmadığı, İİK’nın 308/b maddesinde düzenlenen çekişmeli alacaklar için açılacak davadan söz edebilmek için “geçerli konkordato talebi ve tasdik kararının bulunması” bu davanın ön koşulu olduğu, konkordato talebi reddedilmiş olmakla çekişmeli alacak davası için “konkordatonun kabulü” ön koşulu ortadan kalktığı için HMK’nın 30. maddesinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesi de dikkate alınarak işbu davaya genel hükümlere göre alacak davası olarak devam edilmesi gerekmiştir. Davada davacının ticari defterlerinin ibraz edilmediğinden incelenemediği, davalı şirketin 2015,2016, 2017 yıllarına ait verilerine de ulaşılamadığı ve ispat yükü ispatı gereken vakıalara dayanan tarafa ait olup, herkes iddiasını ispatla yükümlü olmakla davalı şirketin konkordato teklif tarihi olan 20/11/2017, konkordato tasdik tarihi 24/08/2018 ve dava tarihinde şirkete kabul edilen borç miktarı dışından borcun olduğunun ispatlanamadığı anlaşılmakla ispatlanamayan davanın reddine karar vermek ve aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Ayrıntılı gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu'na göre alınması zorunlu 427,60-TL maktu harcın peşin alınan 13.129,31-TL harcın mahsubu ile bakiye 12.701,71-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 30.00,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 4-Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde, yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/12/2024

Başkan ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Katip ... ¸e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/180, K. 2024/750, T. 12.12.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-180-e-2024-750-k-3157461f49b1