Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1455 E. 2026/1523 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1455
- Karar No
- 2026/1523
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1455 Esas
KARAR NO : 2026/1523
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 21/10/2021
NUMARASI : 2020/110 E. - 2021/220 K.
DAVANIN KONUSU: Tasarıma Tecavüzün Tespiti İstemli
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/10/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin seramik alanında faaliyet gösterdiğini, kendisinin tasarlayarak ürettiği seramik ürünlerinin satışını yaptığını, bu bağlamda TPMK'ya başvurarak ... tescil numaralı "lavabo" tasarımının tescilli sahibi olduğunu, müvekkilinin söz konusu tasarımlarının tescilinden önce de bu ürünlere ... sayfasında yer verdiğini, ancak hal böyle iken davalının, müvekkilinin tescilli tasarımına sahip olduğu lavabo ürünlerinin birebir taklidini kendisine ait katalogda yer verdiğini, ürettiğini ve teşhir edip sattığını, bu durumun tüketiciyi yanılttığını ve söz konusu durumun müvekkilinin tescilli tasarımdan doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, müvekkilinin tescilli tasarımına yönelik tecavüzün tespitini, önlenmesini ve durdurulmasını talep ve dava etmiştir.
Davalıya usulüne uygun tebligat yapıldığı, ancak davaya cevap vermediği anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince; "Davacının davasının REDDİNE" karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin tasarım hakkına tecavüz edildiği iddiasıyla açılan davanın reddedilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu tasarımların müvekkili şirket adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli olduğunu, mahkemenin tescilli tasarımın varlığını göz ardı ettiğini, tasarımların daha önce kamuya arz edildiği iddiasının davanın konusu dışında kaldığını, bilirkişi raporlarında davalının eylemlerinin tasarım hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespit edildiğini, davanın tasarım hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesine ilişkin olduğunu, yenilik ve ayırt edicilik özelliklerinin bu davanın konusu olmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince verilen karar ile davanın reddine karar verilmesinin yasaya ve usule uygun olduğunu, tasarımların başvuru tarihinden önce üçüncü kişilerce kamuya sunulduğunu, bu tasarımların yenilik ve ayırt edicilik şartlarını sağlamadığını, davacının kendi tasarımlarının korunması gerektiği iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, üçüncü kişilerce uzun yıllardır kullanılan tasarımların tecavüze mesnet olamayacağını, bilirkişi incelemesi neticesinde müvekkile ait fabrikada tecavüz teşkil eder nitelikte hiçbir ürüne rastlanmadığını, tasarımcının seçenek özgürlüğünün bulunmadığı bu ürünlerde davacı tasarımının korunmasının mümkün olmadığını belirterek davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:
Dava, tasarım hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi ve durdurulması istemine ilişkindir.
Davacı vekili; müvekkilinin seramik sektöründe faaliyet gösterdiğini, kendi tasarlayıp ürettiği lavabo ürünlerine ilişkin ... tescil numaralı çoklu tasarımın sahibi olduğunu, bu ürünlerin tescilden önce de davacının ... sayfasında yayımlandığını, davalının tescilli tasarımların birebir taklidi niteliğindeki “...” ve “...” adlı lavabo modellerini sattığını ileri sürerek tasarım hakkına tecavüzün tespitine, önlenmesine ve durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf talep etmiştir.
Talimat yoluyla davalının üretim yerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda, davacı ... ... ... tescil numaralı tasarım belgesine konu lavabo ürünlerine benzer bir ürüne ve dosyaya delil olarak sunulan kataloğa üretim yerinde rastlanmadığı, davalının üretim yerindeki incelemelerde tasarım hakkı ihlali oluşturduğunu gösteren objektif bir delil elde edilemediği bildirilmiştir.
26/03/2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, ovinna.com.tr alan adının 14/01/2020 tarihinde davalı adına tescil edildiği, davalıya ait internet sitesinde yalnızca iletişim bilgileri ve iletişim formunun bulunduğu, herhangi bir ürün tanıtımı veya görseline yer verilmediği, internet sitesinin archive.org üzerinde arşivlenmiş bir sürümünün bulunmaması nedeniyle geçmiş kullanımların internet üzerinden tespit edilemediği , davacının dayandığı çoklu lavabo tasarımının ... sınıfında 09/11/2018 tarihinde tescil edildiği, davacının ... (1) numaralı tasarımı ile davalıya ait olduğu ileri sürülen ‘...’ modeli ve ... (2) numaralı tasarımı ile ‘...’ modeli arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattıkları genel izlenim bakımından belirgin farklılık bulunmadığı, ürünlerin benzer olarak algılandığı ve dosyada belirlenen davalı kullanımlarının davacının tescilli çoklu tasarımıyla iltibasa yol açacak derecede benzer olduğu, bu nedenle tasarım hakkına tecavüz koşullarının oluştuğunun kabul edilebileceği yönünde görüş bildirilmiştir.
01/07/2021 tarihli ek raporda , davacıya ait ... (1) ve (2) numaralı tasarımların 09/11/2018 başvuru tarihinden önce kamuya sunulduğu, bu nedenle tasarım koruması için gerekli yenilik ve ayırt edicilik şartlarını taşımadığı belirtilmiştir.
Davalının itirazı üzerine alınan 01/07/2021 tarihli ek bilirkişi raporunda, davacıya ait ... numaralı çoklu tasarımın 09/11/2018 başvuru tarihinden önce kamuya sunulduğu ve yenilik ile ayırt edicilik şartlarını taşımadığı belirtilmiş ise de, eldeki dava tasarımın hükümsüzlüğüne ilişkin olmayıp davalı tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülen tasarım hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi ve durdurulması istemine ilişkin olduğundan dayanak tasarım sicilde tescilli ve geçerli olduğu sürece tescil sahibi ihlal iddiasında bulunabilir.
TMK’nin 6. ve HMK’nin 190. maddeleri uyarınca davacı ... numaralı tasarımın koruma kapsamına giren ürünlerin davalı tarafından ihlal teşkil edecek şekilde ticari amaçla kullanıldığını somut delillerle kanıtlamakla yükümlüdür. Tecavüzün tespiti isteminin kabulü için yalnızca karşılaştırmaya konu ürün görsellerinin davalıya aidiyeti ispatlanmalıdır.
Somut olayda davacının dayandığı, “...” ve “...” adlı ürünlerin görsellerini içeren kataloğun davalı tarafından hazırlandığı, yayımlandığı veya ticari faaliyetinde kullanıldığı hususu katalog üzerinde davalıyla bağlantı kurulmasını sağlayacak nitelikte bir bilgi ve belge bulunmadığından kanıtlanamamıştır. Ayrıca bu katalogda yer alan ürünlerin davalı tarafından üretildiğini ya da satışa sunulduğunu gösteren somut bir delil sunulmamıştır. Aksine davalının üretim yerinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesinde dava konusu tasarımlara benzer herhangi bir ürüne veya kataloğa rastlanmadığı, internet sitesinde de ürün tanıtımı ya da dava konusu tasarımlara ilişkin bir görsel bulunmadığı anlaşılmaktadır. 26/03/2021 tarihli bilirkişi raporunda “...” ve “...” modelleri ile davacının tescilli tasarımları arasında benzerlik bulunduğu belirtilmiş ise de bu dosyaya sunulan görsellerin karşılaştırılmasına ilişkin olup, kataloğun davalıya aidiyeti kanıtlanmadığından bu görseller üzerinden yapılan karşılaştırma ile tecavüz fiilinin ispat edildiğini söylemek mümkün değildir.
İlk derece mahkemesinin, tasarımın yenilik ve ayırt edicilik şartlarını taşımadığı ve tescilin kötü niyetli olduğu yönündeki gerekçesi yerinde değilse de davalıya isnat edilebilir bir ticari kullanımın kanıtlanamaması karşısında davanın reddine ilişkin hüküm sonucu itibarıyla isabetlidir.
Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde sonuç itibarıyla usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı ancak kararın gerekçesi düzeltildiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile kararın HMK’nin 353/1-b-2 . maddesi uyarınca kaldırılmasına ve davanın düzeltilen gerekçeyle esastan reddine karar karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,
2- Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 21/10/2021 tarih, 2020/110 E., 2021/220 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
3- DAVANIN REDDİNE,
4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL karar harcından peşin alınan 54,40-TL'nin mahsubu ile 677,60-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına,
4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1.169,40-TL istinaf yoluna başvurma harcı, 260,00-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.429,40-TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 01/10/2026