İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/630 E. 2026/741 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/630
Karar No
2026/741
Karar Tarihi

T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/630 Esas - 2026/741 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya Ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA BATI 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/630 KARAR NO: 2026/741

HAKİM : KATİP :

DAVACI : VEKİLLERİ: DAVALI : VEKİLİ :

DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/07/2025 KARAR TARİHİ : 25/09/2026 G.K. YAZIM TARİHİ : 19/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı şirkete ait ..... plakalı Range Rover plakalı araca davalı şirketten ön aks komple sol malzeme satın alındığını, bu malzemeler araca takılmak istendiğinde uyumlu olmadığının anlaşıldığını ,d davalı firma ile yapılan görüşmede, iadeyi kabul edeceklerini beyan etmeleri üzerine satın alınan parçalar 22.03.2025 tarihinde iade faturasıyla birlikte davalı şirkete gönderdiklerini, fatura ve alınan parçalar davalı şirkete teslim edilmesine rağmen davacının parasının iade edilmediği, bunun üzerine davacı şirketin 22.03.2025 tarih .... nolu iade faturasından kaynaklı alacağının tahsili için Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ...... Esas nolu dosyasından icra takibi başlattığını, davalı şirketin takibe itirazı sonucunda takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu beyanla itirazın iptali ile %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; Davacının süresinde bildirimde bulunmadığını, hak düşürücü süre geçtikten sonra faturanın tanzim edildiğini fatura ve kargonun taraflarınca kabul edilmediğini, dava konusu taleplerin zamanaşımına ve hak düşürücü süreye uğramış olduğu, ayrıca davacı tarafça fatura konusu malların kendilerine gönderildiğine ilişkin bilgi ve belge sunulmadığını, iade edildiği iddia edilen ürünlerin kendilerine teslim edilmediğini, davacı tarafından taraflarına herhangi bir bilgi veya belge gönderilmeden kötü niyetli olarak icra takibinin baslatılmış olduğu,bu nedenden dolayı %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. TOPLANAN DELİLLER : -Taraflara ait Ticaret Sicil Gazetesi suretleri dosya arasına alınmıştır. -Ankara Batı İcra Müdürlüğü' nün ..... takip sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilmiştir. -Etimesgut Vergi Dairesi ile Pamukkale Vergi Dairesi Müdürlüklerinden tarafların 2025 yılına ait BA&BS kayıtları celp edilmiştir. -Taraflara Ticari Defter ve Kayıtlarını sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere süre verilmiş, taraflarca söz konusu kayıtların bulunduğu yerlerin bildirildiği anlaşılmıştır. -Ankara Bilirkişilik Bölge Kurulundan ve Denizli Bilirkişilik Bölge Kurulundan resen seçilen SMM bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilerek rapor tanzimi istenmiş, bilirkişi tarafından hazırlanan raporlar dosya arasına alınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün .... E. Sayılı dosyasına yapılan itirazın haklı olup olmadığı, alacağın likit olup olmadığı, takibin kötü niyetli olup olmadığı, hususlarına ilişkindir. Ödeme emrinin davalıya 15/05/2025 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 21/05/2025 tarihli borca itiraz dilekçesi sunulmak suretiyle takibin durdurulduğu, davacı tarafından işbu davanın 30/07/2025 tarihinde yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Taraflara ticari defter ve kayıtlarını sunmak üzere süre verilmiş, taraflarca ticari defter ve kayıtları ile bulundukları yer bildirilmiş, defter üzerinde inceleme yapmak üzere bir adet Mali müşavir bilirkişi görevlendirilmiştir. Ticari defterlerin delil olması Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 222. Madde düzenlenmiştir. Buna göre kanunun ilgili hükmü aşağıdaki gibidir; "...(2)Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur." Mahkememizce taraf defterleri üzerinde yerinde inceleme yapmak üzere görevlendirilen SMM Bilirkişi tarafından sunulan raporda; hem davacı hem davalı tarafın defterlerinin kanunun aradığı şartları taşıdığı, sahibi lehine delil gücüne sahip olduğu tespit edilmiştir. Davalının defterlerinin incelenmesinde de dava ve takip tarihi itibariyle davacı tarafından düzenlenen fatura ve iade faturanın davalı defterlerinde de kayıtlı olduğu, söz konusu faturalara ilişkin herhangi bir itirazda bulunulmadığı, iade faturasına ilişkin ürünlerin teslim edildiğine dair kargo belgesinin dosyaya sunulduğu, teslim alan kişinin Fatih Boyraz olduğu, fatura içeriği ürünün kabul edilmediğine dair herhangi bir belge sunulmadığı tespit edilmiştir. Yine davalının cevap dilekçesinin ve aşamalardaki beyanlarının incelenmesinde, iade faturasına konu malların kendilerine teslim edilmediği iddia edilmiş ise de; davacı tarafından düzenlenen iade faturasının davalı defterlerine itirazsız kayıt edildiği hususu dikkate alındığında davalının malların kendisine teslim edilmediği yönündeki savunmalarına itibar edilmemiştir. Şöyle ki; Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, faturaya itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Davalı borçlunun uzun süre sonra iade faturası düzenlemesi özellikle bu faturanın karşı tarafın defterlerine kaydedilmemiş olması karşısında bu olguyu değiştirimez. Bu durumda borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. (Yargıtay 11. HD. 2017/2642 E, 2018/8096 K sayılı 19/12/2018 tarihli ilamı) Somut olaya gelindiğinde davacının davaya ve takibe konu ettiği faturaların hem davalı tarafından vergi dairesine bildirildiği, hem de kendi defter ve kayıtlarına itirazsız şekilde işlendiği, davacının davalıdan davaya konu malı 22/03/2025 tarihli fatura ile alır almaz aynı gün parasını havale ile gönderdiği, aynı gün iade faturası da düzenlediği görülmektedir. Yukarıda değinilen yargı kararı dikkate alındığında işbu durum başlı başına aradaki sözleşmenin varlığını ve teslimi ispatlar mahiyettedir. Davalı tarafından borcun doğmadığı veyahut ödendiği usulünce ispatlanabilmiş değildir. Mahkememizce alınan 28/02/2026 ve 02/07/2026 tarihli bilirkişi raporlarında özetle; ''Davalı, ...... Otomotiv Sanayi Ticaret Limited Şirketinin 2025 Yılına ait Tüm Ticari ticari defterlerinin; 6102 sayılı TTK’nun 64/3 maddesinde ifade edilen kanuni şartlara uygun olarak tutulduğu, Davacı Şirketin Ticari Defter kayıtları üzerinde Mali Müşavir ..... tarafından yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 28/02/2026 tarihli Bilirkişi Raporunda; “T.C. Ankara Batı 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin ..... E. sayılı dosyası üzerinde yapılan tespitler neticesinde; Davacı .....ÖZEL AĞIZ VE DİŞ SAĞ.HİZ.TİC.LTD.ŞTİ’ne ait 2025yılı resmi defterlerinin TTK. ve VUK hükümleri uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerin Elektronik defter olarak tutulduğu, Beratların TTK ve VUK uyarınca yasal sürelerde gönderildiği, kayıt nizamının VUK hükümlerine ve muhasebe sistemi uygulama genel tebliğine uygun olduğu, birbirini tamamladığı ve teyit ettiği, takdirinin yüce mahkemenize ait olmak üzere davacı defterlerinin bu durumuyla TTK hükümleri uyarınca sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, Davacı nın defterlerinde icra takibine konu edilen faturaların kayıtlı olduğu, Davacının davalıdan 22/03/2025 tarihli ..... seri numaralı fatura ile almış olduğu yedek parçayı kayıtlara alıp aynı gün banka havalesini yaptığı, bunun yanında 22/03/2025 tarihinde davacı davalıya ..... seri numaralı iade faturası düzenlediği, davacının ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 16.000,00 TL alacaklı olduğu,”Yönünde görüşe varıldığı, davalı tarafından,Davacı adına 22.03.2025 tarihinde .... No.lu 16.000,00.-TL tutarında düzenlenen fatura,Davacı tarafından,Davalı adına düzenlenen 22.03.2025/......... tarih No.lu 16.000,00.-TL tutarındaki iade faturası ile Davacı tarafından,Davalı adına gönderilen 16.000,00.-TL tutarındaki ödemenin tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu.Yine,Taraflarca düzenlenen faturaların;tarafların Karşılaştırmalı Alış-Satış Analiz Belgelerinde kayıtlı olduğu.Taraf ticari defter kayıtlarına göre;30/04/2025 takip tarihinde;Davacı Şirketin 16.000,00.-TL (16.000,00+16.000,00=32.000,00-16.000,00=16.000,00) tutarında alacak bakiyesinin kayıtlı olduğu, " nün belirlendiği anlaşılmıştır. Alınan bilirkişi raporunun tarafların ve mahkememizin denetimine açık, dosya kapsamı ile uyumlu ve hüküm kurmaya elverişli olduğu görülmekle mahkememizce kurulan hükme esas alınmıştır. TBK'nın 117. ve TTK'nın 18/3. Maddeleri uyarınca yapılan değerlendirmede davalının takipten önce usulünce temerrüde düşürüldüğü ispat edilmediğinden takip öncesi işlemiş faiz talebi yerinde görülmemiştir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının davalı tarafından takibe konulan faturaları kendi defterlerine işlediği, faturanın içeriğine ilişkin itirazının bulunduğuna dair herhangi belge sunulmadığı, taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini teyit eder mahiyette olduğu, davalının ödemeye ilişkin de herhangi bir belge sunmadığı dikkate alınarak davalının davacıya bilirkişi raporunda belirlenen asıl alacak kadar borçlu olduğu, takipten önce davalının temerrüde düşürüldüğü ispatlanamadığından faize yönelik davacı talebi reddedilmiş, davacının belirlenen anapara üzerinden başlattığı takibe davalı tarafından yapılan itirazın haksız olduğu anlaşılmış, davacının davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş, yine taraflar arasındaki uyuşmazlık fatura alacağına ilişkin olup, talep olunan tutar belirlenebilir mahiyette olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin de kabulü gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; Davalının Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ..... E. Sayılı dosyasına yaptığı itirazın KISMEN İPTALİNE, takibin 16.000,00-TL asıl alacak yönünden DEVAMINA, faize yönelik fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Kabul edilen asıl alacak (16.000,00-TL) miktarı üzerinden hesaplanan %20 oranında (3.200,00-TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 3-Alınması gereken 1.092,96-TL harçtan dava açılırken peşin olarak alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 477,56-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen 615,40-TL peşin harç ile 615,40 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.230,80- TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan ve takdir olunan 16.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre reddedilen dava değeri üzerinden hesaplanan ve takdir olunan 410,30-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 7-Davacı tarafça yapılan 16.373,90-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre belirlenen 15.964,51-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiyenin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 8-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde İADESİNE, 9-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 4.600,00 TL arabuluculuk giderinin 4.484,99 TL' sinin davalıdan, 115,01 TL' sinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, dava konusu miktar itibariyle kesin olmak üzere karar verildi. 25/09/2026

Katip ..... E-imzalıdır Hakim ....E-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/630, K. 2026/741, T. 25.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-630-e-2026-741-k-ed92c44389b2