Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2479 E. 2026/1491 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2479
Karar No
2026/1491
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

40. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

DOSYA NO: 2022/2479

KARAR NO: 2026/1491

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 21/09/2022

NUMARASI: 2019/286 (E) - 2022/676 (K)

DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat

KARAR TARİHİ: 01/10/2026

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ...'ın idaresindeki kaza tarihi itibarıyla Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) bulunmayan ... plakalı araç ile davacının idaresindeki ... plakalı motosikletin 07/12/2017 tarihinde karıştığı trafik kazası sonucu davacının yaralandığını ve malul kaldığını ayrıca iyileşme sürecinde bulunduğu ve çalışamadığı dönemlerde başkasının bakımına muhtaç kaldığını, kazanın oluşumunda ... plakalı aracın sürücüsü ...'ın kusurlu olduğunu, müvekkili tarafından ... yapılan başvurusu üzerine davacıya kısmi ödeme yapılmış ise de yapılan ödemenin müvekkilinin gerçek zararını karşılamadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 80 TL kalıcı iş göremezlik, 10 TL geçici iş göremezlik ve 10 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 100 TL maddi tazminatın kısmi ödemenin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 19/07/2022 tarihli bedel belirleme dilekçesiyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 105.154,70 TL, geçici iş göremezlik talebini 2.853,77 TL, bakıcı gideri talebini ise 771,48 TL olmak üzere maddi tazminat talebini toplam 108.779,95 TL olarak belirlemiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince; davanın kabulü ile 108.779,95 TL'nin 04/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk alınan kusur raporu ile ATK'dan alınan kusur raporu arasında fahiş fark olup, kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, tekrar tazminata ilişkin bilirkişi incelemesi yapılacağı zaman güncel asgari ücret üzerinden rapor aldırılması gerektiğini, dava tarihi itibarıyla zorunlu arabuluculuk başvurusu bulunmadığından ve arabulucuya herhangi bir ücret ödenmediğinden hükümde yer alan arabuluculuk ücretine ilişkin kısmın gerekçeli karardan çıkarılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının müvekkili kuruma yaptığı başvuru sonucu %10 maluliyet ve 2/8 kusur oranı sonucunda hesaplanan 13.830,00 TL tazminatın ibraname karşılığında davacıya ödendiğini ve müvekkili kurumun kazadan kaynaklanan tüm sorumluluğunu yerine getirildiğini, kaldı ki bakiye tazminat yönünden kuruma başvuru yapılmadığını, Mahkeme tarafından öncelikle ibranamenin iptali şartlarının somut olayda mevcut olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini, ödeme tarihindeki verilere göre hesaplama yapıldığında yapılan ödemenin yeterli olduğunun görüleceğini, hesaplamanın TRH 2010 yaşam tablosu ve teknik faiz dikkate alınarak yapılması gerektiğini, sağlık giderleri ve geçici iş göremezlik tazminatından SGK'nin sorumlu olduğunu, bakıcı giderinin de sağlık giderleri kapsamında SGK'nin sorumluluğunda bulunduğunu, ayrıca bakıcı gideri tazminatının brüt ücret üzerinden hesaplanması için bakıcı tutulduğunun ve SGK priminin yatırıldığının belgelenmesi gerektiğini, davacıya ait maluliyet raporları arasında çelişki bulunduğunu, bu çelişkinin giderilmesi için yeniden Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, davacının ehliyetsiz şekilde ve koruyucu ekipman kullanmaksızın motosiklet kullanması nedeniyle hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, ayrıca davaya ilişkin arabuluculuk başvurusu bulunmadığı halde arabuluculuk ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, SGK tarafından davacıya yapılan rücuya tabi ödemelerin tespit edilerek hükmedilecek tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini ve hükmedilen faizin başlangıç tarihinin hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, yaralamalı trafik kazasından kaynaklanan geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri istemine ilişkindir.Mahkemece alınan 15/02/2022 tarihli bilirkişi raporunda; her iki sürücünün % 50 oranında kusurlu olduğu belirlenmiş, bu rapor ile trafik kazası tespit tutanağındaki kusur tespitinin çelişmesi üzerine mahkemece ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 18/04/2022 tarihli raporda; 15/02/2022 tarihli bilirkişi raporuna iştirak edilmeyerek her iki sürücünün de kendi beyanları dikkate alınmak suretiyle kavşak mahallinde gerçekleşen kazada motosiklet sürücüsü davacı ...'in önünde seyreden ve sola dönüş manevrası yapan traktörle arasında emniyetli takip mesafesi bırakacak şekilde kavşak mahalline yaklaşması ve manevra yapan traktöre karşı zamanında etkin tedbir alması gerekirken bu hususa riayet etmeksizin kavşak mahalline hatalı bir şekilde yaklaştığı olayda %80 oranında kusurlu olduğu, traktör sürücüsü ...'ın ise olay mahalli kavşakta sola dönüş manevrasını dikkatli ve kontrollü bir şekilde gerçekleştirmesi gerekirken bu hususa riayet etmeksizin manevra yaptığı olayda %20 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir.ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporun kazanın oluş şekline ve dosya kapsamına uygun olmasına göre mahkemece hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.

İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulundan alınan 29/09/2021 tarihli raporda; davacının yaralanmasının Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik dikkate alındığında; kişinin tüm vücut engellilik oranının %22 olduğu, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği tespit edilmiştir.

Davacının yaralanmasına ilişkin ... İlçe Devlet Hastanesi Engelli Sağlık Kurulu tarafından düzenlenen 11/06/2018 tarihli raporda tespit edilen %19 engellilik oranının, davaya konu trafik kazasıyla nedensellik bağı bulunmayan subklinik hipertiroidi hastalığından da kaynaklanması yanında %19 engel oranının hangi yönetmelik hükümlerine göre belirlendiğine yer verilmemesi, böylece ... İlçe Devlet Hastanesi Engelli Sağlık Kurulu tarafından düzenlenen rapor ile ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen rapor arasında çelişki bulunduğundan söz edilmesine olanak bulunmadığından, 5/7/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2. maddesi uyarınca adlî tıpla ilgili konularda bilimsel ve teknik görüş bildirmek görevi bulunan ATK 2. İhtisas Kurulu raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.

Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre davadan önce yapılmış ödeme bulunması halinde, ödeme tarihi itibarıyla davacıya yapılan ödemelerin yetersiz olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Bunun için, ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödenen miktarın karşılaştırılması ve ödemenin yeterli olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.Ödemenin yetersiz olduğu anlaşılırsa, bu kez karar tarihine en yakın veriler dikkate alınarak tazminat hesaplanmalı ve zarar ile yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, davacı yana yapılan ödemeye, hesaplama yapıldığı tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanarak (güncelleme), hesaplanan tutardan mahsup edilmelidir.)

İlk derece mahkemesince aynı zamanda ortopedi ve travmatoloji uzmanı olan aktüerya bilirkişiden alınan 15/07/2022 tarihli ek raporda; davalı... tarafından ödeme yapıldığı tarih dikkate alındığında, kusur oranına göre davacının geçici iş göremezlik zararının 2.869,79 TL, sürekli iş göremezlik zararının 36.644,25 TL olmak üzere iş göremezlik zararının toplam 39.514,04 TL olduğu, davalı tarafından 04/09/2018 tarihinde 13.830 TL ödeme yapıldığı, davalının 39.514,04 TL–13.830 TL = 25.684,04 TL eksik ödeme yaptığı, rapor tarihi (15/07/2018) itibarıyla davacının geçici iş göremezlik zararının 2.853,77 TL, sürekli iş göremezlik zararının 123.789,24 TL olmak üzere toplam 126.643,01 TL iş göremezlik zararının olduğu, bu miktardan davalı tarafından 04/09/2018 tarihinde yapılan ödemenin güncellenmiş miktarı olan 18.634,54 TL'nin düşülmesinden sonra davacının bakiye iş göremezlik zararının (126.643,01- 18.634,54) 108.008,47 TL olduğu, davacının kaza tarihinden itibaren 2 ay süre ile bakıcı gereksinimi bulunduğu belirtilerek 2 aylık bakıcı giderinin 771,48 TL olduğu, ... ödediği tazminat indirildikten sonra davacının toplam bakıcı, iş göremezlik zararının 108.779,95 TL kaldığı tespit edilmiştir.Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi ek raporunun yukarıda açıklanan Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına uygun olduğu anlaşılmakla bu yöne ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.

25/02/2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun ile değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun SGK'ya geçmesine karşın belgeye dayanmayan tedavi giderlerinden (geçici iş göremezlik, bakıcı gideri, tedavi yol gideri vb.) zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesini düzenleyen sigorta şirketi ile araç işleteni ve sürücüsünün sorumluluğu devam ettiğinden davalı...'nın geçici iş göremezlik tazminatından ve geçici bakıcı giderinden sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.

ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellere göre (devre başı ödemeli belirli rant yöntemi ve 1,8 teknik faizle) tazminat hesabının yapılmasına ilişkin olarak KTK'nin 90. maddesinde yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi, Yargıtay uygulamasına göre bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 yaşam tablosunun ve hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanması suretiyle hesap yapılması, SGK'nın müzekkere cevabına göre davacıya rücuya tabi ödeme yapılmadığının anlaşılması, yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre brüt asgari ücret üzerinden geçici bakıcı gideri hesaplanması, trafik kazası tespit tutanağında davacının kaskının takılı olduğunun belirtilmesi, trafik mevzuatında koruyucu tertibat olarak koruma başlığı ve koruma gözlüğü dışında herhangi bir ekipman kullanma zorunluluğunun bulunmaması nedeniyle müterafik kusur nedeniyle indirim yapılmasının mümkün bulunmaması karşısında davalı vekilinin anılan konulara ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.

Başvuru şartına ve faizin başlangıç tarihine yönelik istinaf itirazına gelince; davacı tarafça dava açılmadan önce 25/07/2018 tarihinde davalıya başvuruda bulunulduğu ve... tarafından davacıya 04/09/2018 tarihinde 13.830 TL ödeme yapıldıktan sonra dava açıldığına göre KTK'nin 97.madddesindeki başvuru koşulunun yerine getirildiğinin kabulünde ve davalı ödeme tarihi itibarıyla temerrüde düştüğünden bu tarihten itibaren faize hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.

Somut uyuşmazlıkta, dava tarihi itibarıyla arabulucuya başvurunun dava şartı olmamasına ve davadan önce arabulucuya başvurulmamasına rağmen 1.320 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine karar verilmesi doğru olmamış, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmüştür. İlk derece mahkemesince arabuluculuk ücretine ilişkin verilen karar davacıya yönelik olmadığından davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf kanun yoluna başvurmakta hukuki yararı bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının arabuluculuk ücreti yönünden HMK'nin 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

A-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,

B-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile

Yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nin 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına,

Buna göre:

1-Davanın kabulü ile 108.779,95 TL'nin 04/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 7.430,76 TL karar ve ilam harcından peşin yatırılan 35,90 TL ve 372 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 407,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.022,86 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,

3-Davacı tarafından yatırılan 35,90 TL peşin harç, 35,90 TL başvurma harcı ve 372 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 443,80 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-Davacı tarafından yapılan 2.400 TL bilirkişi ücreti, 380,90 TL posta gideri ve 1.765 TL ATK ücreti olmak üzere toplam 4.545,90 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden ilk derece mahkemesinin karar tarihinde geçerli olan AAÜT'ye göre belirlenen 17.316,99 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde HMK'nin 333. maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,

C-İstinaf İncelemesi Bakımından:

1-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde ilk derece mahkemesi tarafından iadesine,

2-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 36 TL posta ve tebligat gideri ile 220,70 TL istinaf başvuru harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

3-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 732 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

4-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,

5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

6-İstinaf için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.01/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/2479, K. 2026/1491, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2479-e-2026-1491-k-0fc578b2cc64