Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/839 E. 2026/1124 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/839
- Karar No
- 2026/1124
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2026/839 Esas 2026/1124 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/839 KARAR NO : 2026/1124
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/05/2022 NUMARASI : 2020/352 Esas 2022/338 Karar DAVA : Alacak ( İİK 308/b-1 çekişmeli alacak) DAVA TARİHİ : 22/07/2020 KARAR TARİHİ : 15/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/09/2026
Taraflar arasındaki İİK 308/b maddesi uyarınca çekişmeli alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/849 Esas sayılı dosyasından 19.02.2019 tarihli kararla davalı ... ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. hakkında 1 yıllık kesin mühlet kararı verildiğini, 19.06.2020 tarihinde de konkordato projesinin tasdik edildiğini, Komiserler Kuruluna fazlaya ve hataya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 08.04.2019 tarihi itibariyle; 42.788,32-TL muaccel nakdi, 135.320,55-TL meri ve 1.600-TL gayrinakdi çek riskinden kaynaklanan alacak olmak üzere toplam 179.708,87-TL alacağın bulunduğu belirtilerek bu alacağın nisaba dahil edilmesi talep edildiğini, alacakların dayanak teşkil eden tüm belgeler de komiserler kuruluna ve ayrıca Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/849 Esas Sayılı dosyasına sunulduğunu, Konkordato Komiserler Kurulunun Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/849 Esas Sayılı dosyasına sunduğu 13.03.2020 tarihli Konkordato Komiserler Kurulu Ek Kesin Raporunda Banka yönünden alacağın 67.684,41-TL olarak kabul edildiğini, alacağın 112.024,46-TL'lik kısmının çekişmeli hale geldiğini iddia ederek çekişmeli hale gelen 112.024,46 TL alacağın İİK'nun 308/b maddesi kapsamında konkordato koşullarına göre, konkordato yürürlükten kalktığı takdirde ise tam olarak tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirketten konkordato komiserler kurulunca kabul edilenden daha fazla alacaklı olduğu iddiasının yerinde olmadığını, dava tarihi itibarıyla hak düşürücü sürenin dolduğunu, dava açma süresinin mahiyetinden dolayı ıslah yoluyla dava değerinin artırılması mümkün olmadığını, tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesi duracağını, davacı bankanın rehinli hiç bir alacağı bulunmamasına rağmen diğer bir deyişle tüm alacağı adi alacak olmasına rağmen yasaya tamamen aykırı şekilde faiz işletmiş ve faiz işlettiği bu rakamı müvekkilinden talep edildiğini, yasanın amir hükümlerine göre adi alacaklarda faiz işletilmesi mümkün olmadığını, banka kayıtları esas alınarak hazırlanan komiser raporunda bir hukuka aykırılık olmayıp davacı bankaca bu dava kötüniyetli olarak ikame edildiğini bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacı banka ile davalı ... ... Ltd. Şti. arasında 14/02/2014 tarihli, 1.00.000,00 TL limitli Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi sözleşmelerinin imzalandığı, bu sözleşmeler kapsamında davalıya krediler kullandırıldığı, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19.06.2020 tarih ve 2020/228 karar sayılı kararı ile davalı ... ...San. ve Tic.Ltd.Şti. hakkındaki konkordato projesinin tasdikine dair karar verildiği, davacı bankanın talep ettiği toplam 179.708,87 TL alacağın, 67.684,41 TL'sinin kabul edildiği, 112.024,46 TL tutarındaki alacak talebinin ise reddedilerek nisaba dahil edilmemesi kararı verildiği, bunun üzerine reddedilen 112.024,46 TL tutarındaki çekişmeli alacağın nisaba dahil edilmesi için huzurdaki davanın açılmış olduğu, geçici mühlet tarihi itibari ile davacının nisaba dahil edilmesi gereken 112.024,46 TL daha alacağının bulunduğunun yukarıda ayrıntılarına yer verilen denetime uygun bilirkişi asıl ve ek raporları ile belirlendiği, her ne kadar geçici mühlet tarihinden ve konkordato projesinin tasdikinden sonra davalı tarafça ödemeler yapılmış ise de; yapılan ödemlerin konkordato projesine dahil edilen çekişmesiz alacaklara mahsuben yapıldığının kabulünün gerektiği, çekişmesiz alacak miktarını aşan bir ödeme bulunmadığından yapılan ödemelerin davaya konu çekişmeli alacaktan mahsubunun mümkün olmadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne, 112.024,46 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/06/2020 tarih, 2018/849 Esas ve 2020/228 Karar sayılı ilamı ile tasdik edilen konkordatonun konkordato şartlarının hükmün infazı sırasında dikkate alınmasına karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, geçici mühlet tarihinden sonra faiz işletilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle kabul anlamına gelmemek kaydıyla nihai alacak miktarının ancak 4.231,74 TL olabileceğini, bilirkişi raporunda KGF borcu da hesaplamaya katılmış ise de, söz konusu kredinin Ankara 13. İcra Müdürlüğünün 2020/5808 sayılı dosyasında toplam 301.351,62 TL ödeme ile infazen kapatıldığını, rapor tarihinden sonra yapılan 70.500,00 TL'lik tahsilatın dikkate alınmadığını, davacının BSMV, temyiz masrafı, baro vekalet pulu masraflarının alacağa eklenmesinin hatalı olduğunu, nispi vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava, İİK'nun 308/b maddesi kapsamında alacak istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; İlk derece mahkemesince 11/05/2022 tarih, 2020/352 Esas 2022/338 Karar sayılı kararıyla;"Davanın kabulüne, 112.024,46 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/06/2020 tarih, 2018/849 Esas ve 2020/228 Karar sayılı ilamı ile tasdik edilen konkordatonun konkordato şartlarının hükmün infazı sırasında dikkate alınmasına" yönelik olarak verilen hükme karşı, davalı tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine kararın Dairemizce yapılan incelemesi sonunda 01/10/2025 tarih 2023/151 Esas 2025/1024 Karar sayılı kararla; " davanın reddine" karar verilmiştir. Dairemiz kararının davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 30/03/2026 tarih 2025/4330 Esas ve 2026/1114 Karar sayılı ilamı ile; "'.....Genel kredi sözleşmelerinde, sözleşmenin imzalanması ve tahsis edilen kredinin kullanılması ile alacak doğmuş bulunmaktadır. Nitekim somut uyuşmazlıkta davacı banka ile davalı arasında 14.02.2014 tarihli genel kredi sözleşmeleri kapsamında sözleşme imzalandığı ve davacı banka tarafından 17.06.2019 tarihinde ödenmeyen kredi ile ilgili hesap kat ihtarnamesi gönderildiği anlaşılmaktadır. Davalı hakkında 20.11.2018 tarihinde geçici mühlet kararı verildiği 19.02.2019 tarihinde ise kesin mühlet kararı verildiği davacının alacaklarının bir kısmının kabul edilmek sureti ile konkordato projesinde tasdik oylamasına katıldığı ve alacaklar toplantısında olumsuz oy kullandığı dava konusu miktar yönünden ise alacak talebinin reddedildiği anlaşılmaktadır. 3.2. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince KGF destekli taksitli ticari kredi yönünden hesap kat ihtarının 17.06.2019 tarihinde yapıldığı geçici mühlet kararının ise 19.11.2018 tarihinde verildiği dolayısıyla hesap kat ihtarnamesi gönderilmesi geçici mühlet içinde olduğundan alacaklılar arasındaki eşitliğin korunması bakımından hesabın kat edilerek borcun ödenmesinin istenmesinin İİK'nın 288/1 maddesi hükümlerine aykırı olduğu gerekçesine yer verilmiş ise de yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere alacağın Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtildiği üzere genel hükümlere herhangi bir koşula bağlı olmaksızın ödenmesinin istenmesi mümkün değil ise de, bu durum alacağın İİK'nın 302/6 ve 308/b maddesi gereğince çekişmeli alacak olarak varlık ve miktarı tespit edilerek konkordato projesi kapsamında ödenmesinin istenmesine engel değildir. Aksi halin kabulü halinde alacaklının alacağını tahsil için başka bir hukuki imkânı bulunmamaktadır. 3.3. Nitekim dava konusu alacak çekişmeli alacağın tespiti ve konkordato projesi kapsamında ödenmesi amacıyla açılan bir dava olup, genel hükümlere dayalı bir dava değildir. Kaldı ki, İİK'nın 302/6. maddesi gereğince çekişmeli, geciktirici koşula bağlı veya vadesi belirli olmayan alacakların dahi konkordato projesinde alacak kaydı olarak yer alması mümkün olup, İİK'nın 308/c maddesi gereğince tasdik edilen konkordato tüm alacaklılar bakımından bağlayıcı olduğundan, alacağını takip ve tahsil etmek isteyen alacaklının açacağı çekişmeli alacak hakkındaki davada alacağın geçici mühlet kararından önce doğmuş ve konkordatoya tabi bir alacak olması koşuluyla İİK'nın 308/b maddesi gereğince çekişmeli alacak olarak dava konusu edilmesi mümkün olup, Bölge Adliye Mahkemesince aksine gerekçelerle, İlk Derece Mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, kararın açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. O halde Bölge Adliye Mahkemesince yapılacak iş, İİK'nın 294/3. maddesi gereğince ''tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde kesin mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesi durur" hükmü ve İİK'nın 288/1 maddesi gereğince "Geçici mühlet, kesin mühletin sonuçlarını doğurur.'' hükümleri göz önünde bulundurularak geçici mühlet tarihinden sonra alacağa faiz işlemeyeceği dolayısıyla geçici mühlet tarihinden sonra işletilmiş faiz ve fer'ileri varsa bu kısım da gözetilerek alacağın belirlenmesi ve çekişmeli alacak isteminde tahsil hükmü kurmak yerine kabulüne karar verilen tutarın “tasdik edilen konkordato projesi çerçevesinde ödenmesine” karar verilmesinden ibarettir. " gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma ilamı taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davacı vekili duruşmaya katılmış ve bozma ilamına uyulmasını talep etmiştir. Dairemizin kararında ve aşağıda dayanılan hukuki gerekçelerle Dairemizce önceki kararımızda direnilmesine oy birliği ile karar verilmiştir. DİRENME GEREKÇESİ; Öncelikle Yüksek Mahkeme de davadaki alacağın muaccel olmadığını kabul etmekte; İİK 302/6 maddesindeki çekişmeli, geciktirici koşula bağlı veya vadesi belirli olmayan alacakların dahi konkordato projesinde alacak kaydı olarak yer alması mümkün olduğu gerekçesine yer vermektedir. Ancak anılan maddenini son cümlesi "....Şu kadar ki bu iddialar hakkında ileride mahkemece verilecek hükümler saklıdır" denilmektedir. Somut davada vadesi belirli olmayan bir alacak değil taksitli ticari kredi söz konusu olup henüz vadesi gelmemiş alacak niteliğindedir, geciktirici koşul veya vadesi belirsiz bir alacak söz konusu değildir. Konkordato sürecindeki oylamaya katılmaya ilişkin hüküm alacağın esasına ilişkin yargılamayı yapan mahkeme için değil konkordato yargılamasını yürüten mahkemece karara bağlanan husustur. Nitekim son cümle alacağın esasına ilişkin ilerideki mahkeme kararının taraflar arasındaki hukuki ilişkiye esas alınacağını açıkça belirtmektedir. Banka kredi sözleşmelerinde alacağın muaccel olması taksitlerin vadesinde ödenmemesi üzerine veya sözleşme hükümlerine göre hesabın kat"ı işlemi ile oluşmaktadır. Genelikle de bankalar hesabı kat ederek atıfet süresi vermek suretiyle süreci yürütmektedir. Banka yönünden geçici mühlet tarihi itibarı ile muaccel bir alacak söz konusu değilse banka ancak sözleşme çerçevesinde taksitlerin konkordato sonuçlarına göre ödenmesini beklemek zorundadır. İİK 288. maddesine göre de konkordato talebi üzerine sözleşmenin ve/veya hesabın kat'ı da yasaya aykırıdır Diğer bir anlatımla banka davalının konkordato talep etmelerinin hesabın veya sözleşmenin kat'ı sebebi yapamaz. Nitekim Yargıtay 11 HD'ninin 03/03/2025 gün ve 2024/2903 esas 2025/1424 karar sayılı ilamlarında da Dairemizin " konkordato geçici mühlet kararından önce vadesinde ödenmeyen kredi taksiti bulunmadığından davacı bankanın hesap kat tarihinde alacağının muaccel hale gelmediği, dolayısıyla alacağın kat edilmesinin koşullarının oluşmadığı, davacının geçici mühlet karar süresi içerisinde dava dışı asıl borçlunun kredi hesabını kat etmesinin konkordatonun asıl borçlunun tasarrufuna etkisi ve alacaklılar arasındaki eşitliğin korunması ilkesi ile asıl borçlunun komiser onayı olmaksızın ödeme yapamayacağı da gözetildiğinde yasaya ve genel kredi sözleşmesi hükümlerine aykırı olduğu, buna göre davacının takip tarihi itibarıyla muaccel alacağı bulunmadığından davalı kefil aleyhine icra takibi başlatamayacağı, dolayısıyla davanın reddine karar verilmesi gerekir...." gerekçesiyle verilen kararı onamıştır. Yüksek Mahkeme kararında esas itibarı ile banka alacağının muaccel olmadığını kabul etmekte ancak davacının alacağının tespit edilmemesi halinde konkordato projesi kapsamında ödenebilmesi için alacağın tespiti için davanın görülerek muaccel olmasa bile alacağın varlığının ve tutarının tespiti gerektiğine vurgu yapmıştır. İİK 308/b-1 maddesindeki dava niteliği itibarı ile eda davası olduğundan (doktrinde tespit davası ve eda davası tartışmaları bulunmakla birlikte baskın görüş eda davası olduğu yönündedir- Çiğdem Yazıcı Adi konkordatoda Çekişmeli Alacaklar Hakkında dava Bankacılar Dergisi Sayı 116 Sayfa 11; Kuru 2013 s.1500) dava tarihi itibarı ile muaccel bir alacağın varlığı şarttır, muaccel bir alacak olmadığı halde dava açılmasında davacının hukuki yararı bulunmamaktadır. Genel hükümler çerçevesinde yargılama yana alacağın esasına ilişkin yargılama yapılan mahkemenin alacağın varlığı ve muaccelliyeti kapsamında irdeleme yapması işin niteliği gereğidir. Mahkeme nasıl alacağın tutarına ilişkin incelemeyi esas hakkındaki delilere dayanarak yapıyorsa bundan önce alacağın geçici mühlet tarihi itibarı ile istenebilir olup olmadığını da gözetmelidir. Davanın esasına girebilmek için dava konusunun dava tarihi itibarı ile somut olayda ise hesabın kat'ı tarihi itibarı ile yasaya uygun muaccel olup olmadığını da araştırmalıdır. Konkordato sürecinin kendi içerisindeki eşitlik prensibinin doğal sonucu olan İİK 288 . maddesinin İİK 308/b-1 maddesi kapsamında açılan davada gözetilmesi gerekir. Aksine kabul anılan maddenin fiilen uygulanmaması sonucunu doğurur ve muaccel olamayan alacağı muaccel alacağın önüne geçirir. Talep edilebilir bir alacağın mahkeme kararı ile de hüküm altına alınması yasaya aykırı olacaktır. Öte yandan davacı geciktirici koşula bağlı veya vadesi belirsiz alacağı olduğu iddiasında değildir. Davacıya göre hesabın kat'ı ile tüm alacak muaccel hale gelmiştir ve bankanın hesabı kat'ı da sözleşmeye uygundur. Davacının ileri sürmediği ve dayanmadığı bir hususun mahkemece dikkat alınması da mümkün değildir. Dairemiz bilirkişi incelemesi ile saptandığı üzere geçici mühlet tarihi itibarı ile gecikmiş taksit bulunmadığını ve geçici mühletin kesin mühletin sonucunu doğuracağına dair yasa hükmünü gözeterek davacı bankanın geçici mühlet tarihi itibarı ile muaccel bir alacağı olmadığını gerekçe yaparak hesabın sonrasındaki kat'ını İİK 288 maddeye aykırı bulmuştur. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nce de bu konudaki temyiz itirazları kabul edilmemiş, 302/6 maddesindeki geciktirici koşula bağlı alacak ve vadesi belirsiz alacak hükümlerine atıf yapmıştır. Açıklandığı üzere davacı, alacağının bu iki kavrama dahil olduğunu iddia etmediği gibi zaten taksitli ticari kredi alacağı niteliği itibarı ile anılan alacak türlerinden değildir. Geçici mühlet tarihinden sonraki taksitlerin ödenmesi de konkordato hükümlerine tabi olacaktır. Bankanın hukuka aykırı olarak hesabı kat ederek vadesi gelmemiş taksitleri muaccel hale getirmesi eldeki davada korunması gereken bir hukuki değer değildir. Taksitler de konkordato sürecindeki gözetileceği için bozma ilamının bu gerekçesine de katılınmamıştır. İİK 308/b-1 maddesinde düzenlenen çekişmeli alacak hakkındaki davanın niteliği eda davasıdır. Eda davası olan anılan dava türünde ise genel hükümlere göre yargılama yapılmakta ve varsa alacağın tespiti ile yetinilmemekte infazı kabil tahsil hükmü kurulmaktadır. Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda somut olaya gelince; davacı genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağı bulunduğunu, sözleşmelerden kaynaklanan yetkiye dayalı kredilere son verildiğini iddia etmiş, davalı ise borçlu bulunmadığını, konkordato aşamasında yapılan ödemeler göz önünde bulundurularak davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davacının kredi hesabını sözleşmeden kaynaklanan yetkiye dayalı kat ettiği, bakiye alacağın tahsili için işbu davanın açıldığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, asıl borçlu şirket hakkında geçici mühlet karar süresi içerisinde kredi hesabının davacı tarafından kat edilip edilemeyeceği, hesap kat tarihi itibarıyla ödemesi gecikmiş bir borç var ise ve geçici mühlet süresi içerisinde hesap kat edilebilecek ise davacının, dava tarihi itibarıyla davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacak var ise miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. Ankara 63. Noterliğinin 02/04/2019 tarihli ... yevmiye nolu hesap kat ihtarnamesinin incelenmesinde, davacı banka tarafından davalı asıl borçlu şirket ile dava dışı kefil ...'e hitaben davalı şirketin BCH, ticri kredi kartı ve KMH hesaplarının 31/03/2019 tarihi itibarıyla kat edilerek toplam 40.776,46 TL'nin 7 gün içerisinde ödenmesi, 1.600,00 TL çek sorumluluk bedelinin 7 gün içinde depo edilmesinin ihtar edildiği, ihtarnamenin davalı şirkete 03/04/2019 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür. Ankara 63. Noterliğinin 17/06/2019 tarihli ... yevmiye nolu hesap kat ihtarnamesinin incelenmesinde, davacı banka tarafından davalı asıl borçlu şirket ile dava dışı kefil ...'e hitaben davalı şirketin taksitli ticari kredi hesaplarının 16/06/2019 tarihi itibarıyla kat edilerek toplam 123.626,84 TL'nin 7 gün içerisinde ödenmesinin ihtar edildiği, ihtarnamenin davalı şirkete 19/06/2019 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür. Yargılama aşamasında banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan inceleme ile alınan bilirkişi asıl ve ek raporları ile, davacı banka tarafından davalı şirkete taraflar arasında akdedilen 14/01/2014 tarihli 1.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi kapsamında BCH, KMH ve KGF kefaletli taksitli ticari kredi kullandırıldığı ve ayrıca kredi kartı tahsis edildiği, BCH, KMH ve kredi kartından kaynaklanan banka alacaklarının eldeki dava tarihi itibarıyla yapılan tahsilatlar ile kapatıldığı ve hatta fazladan tahsilat yapıldığı, işbu davada talep edilen 112.024,46 TL'lik alacağın esasen KGF destekli taksitli ticari krediden kaynaklandığı tespit edilmiş olup, mahkemece kabulüne karar verilen 112.024,46 TL'nin de KGF destekli taksitli ticari kredi alacağına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim, davalı vekilinin istinaf dilekçesinde de, KGF destekli taksitli ticari kredi borcunun ödenerek sona erdiğinden bahisle istinaf itirazları ileri sürülmüş, BCH, KMH ve kredi kartına ilişkin ilk derece mahkemesi değerlendirmeleri ve kararı yönünden herhangi bir istinaf itirazı ileri sürülmemiştir. Hal böyle olunca, Dairemizce somut olayda istinaf kanun yoluna başvuranın sıfatına göre yalnızca KGF destekli taksitli ticari kredi yönünden geçici mühlet tarihinden sonra hesabın kat edilip edilemeyeceği ve İİK'nun 308/b maddesi kapsamında alacak talep edilip edilemeyeceği hususlarında değerlendirme yapılmıştır. İİK'nun 288/1. maddesi "Geçici mühlet kesin mühletin sonuçlarını doğurur." hükmünü, kesin mühletin alacaklılar bakımından sonuçları başlıklı İİK'nun 294. maddesi "1- Mühlet içinde borçlu aleyhine 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur, ihtiyatî tedbir ve ihtiyatî haciz kararları uygulanmaz, bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez. 2- 206 ncı maddenin birinci sırasında yazılı imtiyazlı alacaklar için haciz yoluyla takip yapılabilir. 3- Tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde kesin mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesi durur. 4- Takas bu Kanunun 200 ve 201 inci maddelerine tâbidir. Bu maddelerin uygulanmasında geçici mühletin ilânı tarihi esas alınır." hükmünü içermektedir. Yukarıda açıklanan ilke ve kurallar uyarınca tartışılması gereken husus, davalı asıl borçlu hakkında kredi hesapları geçici mühlet karar süresi içerisinde kat edildiğinden geçici mühlet tarihinden önce hesabın kat edilme koşullarının oluşup oluşmadığıdır. Bunun tespiti için ise, geçici mühlet tarihinden önce davalı asıl borçlunun KGF destekli taksitli ticari kredi ödemelerinde aksama bulunup bulunmadığı, ödenmeyen bir kredi taksiti olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Yargılama aşamasında alınan ve banka kayıtları üzerinde yapılan incelemeyi içeren bilirkişi kök ve ek raporları ile, (22/03/2022 tarihli 4. Ek bilirkişi raporu 6 sayfa C.A.4 nolu tablo) 4395-012284 no'lu KGF destekli taksitli ticari kredinin son tahsil edilen taksit tarihinin 17/11/2018 olduğu, bu tarihten 2 gün sonra -bir sonraki taksit henüz muaccel olmadan - 19/11/2018 tarihinde geçici mühlet kararı verildiği, böylelikle davalının geçici mühlet tarihinden önce ödenmeyen bir kredi taksitinin ve dolayısıyla borç olarak belirtilen tutarların hesap kat'ı nedeniyle vadesi henüz gelmemiş bakiye kredi borcunun bulunmadığı tespit edilmiştir. Hal böyle olunca; geçici mühlet tarihinden önce davalı asıl borçlunun vadesinde ödemediği KGF destekli taksitli ticari kredi bulunmadığı, geçici mühlet karar tarihinden önce davacının kredi hesabını kat etme koşullarının oluşmadığı, geçici mühlet karar tarihinden önce vadesinde ödenmeyen kredi taksiti bulunmadığından davacı bankanın hesap kat tarihinde alacağının muaccel hale gelmediği, davacının geçici mühlet karar süresi içerisinde davalı asıl borçlunun kredi hesabını kat etmesinin, İİK'nun 288/1 maddesi hükümleri uyarınca konkordatonun, asıl borçlunun tasarrufu ile sözleşmelere etkisi ve alacaklılar arasındaki eşitliğin korunması ilkesiyle asıl borçlunun komiser onayı olmaksızın ödeme yapamaması hususu da gözetildiğinde; davacı bankaca, vadesi henüz gelmemiş bakiye KGF destekli ticari kredi borcuna yönelik hesabın kat edilmesinin yasaya ve genel kredi sözleşmesi hükümlerine aykırı olduğu anlaşılarak Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin emsal nitelikli ve Dairemizce, benzer bir uyuşmazlıkta verilmiş olan 2022/298/ E., 2024/395 K. sayılı ilamının onanmasına ilişkin 03/03/2025 tarihli, 2024/2093 E., 2025/1424 K. Sayılı onama ilamı kapsamı da dikkate alındığında; mahkemece, davacının, geçici mühlet tarihinde muaccel bir alacağı bulunmadığından davanın reddine yönelik karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne ilişkin hüküm kurulması isabetsiz olup yasa ve usule aykırı olmuştur. Tüm bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Dairemizin 01/10/2025 tarih, 2023/151 Esas 2025/1024 Karar sayılı kararında DİRENİLMESİNE, 2-A) Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/05/2022 tarih 2020/352 Esas 2022/338 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, B)1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 54,40-TL harç ile 1.858,70 TL tamamlama harcının mahsubu ile fazla alınan 1.297,70 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa ödemesine, 6-6102 sayılı TTK’nun 5/A-1. maddesi, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A-10,14. maddesi ile Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri gereğince hesaplanan ve Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL zorunlu arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 7-Kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, C)1-İstinafa başvuran davalı tarafından yatırılan 1.914,00-TL istinaf nispi karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde davalı tarafa iadesine, 2-İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf başvuru gideri ve 72,00 TL dosya gönderme ücreti olmak üzere toplam 292,70 TL istinaf giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3-İstinaf incelemesi sırasında açılan duruşma bozma ilamı gereği olduğundan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/03/2021 tarih ve 2021/2-96 Esas 2021/205 Karar sayılı emsal içtihadı da gözetilerek taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 15/09/2026
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi-