Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1725 E. 2026/1347 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1725
Karar No
2026/1347
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

40. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

DOSYA NO: 2023/1725

KARAR NO: 2026/1347

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : (Kapatılan) İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 12/07/2023

NUMARASI: 2021/844 Esas - 2023/536 Karar

DAVANIN KONUSU: Şirket pay devrinin iptali

KARAR TARİHİ: 15/09/2026

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı ... Kaynak'ın müvekkilinin kızı, davalı ...'ın annesi ve davalı ... ...'nun ise kardeşi olduğunu, davacının babası...'ın vefatı ile intikal eden şirket hisselerinin, davacının borçlarının bulunduğu dönemde, alacaklıların haciz koyabileceği düşüncesiyle kızı davalı ... Kaynak'a devretmesinin iyi olacağının söylendiğini, davacının kardeşlerini korumak maksadıyla bunu kabul ederek hisselerini kızı ...'a devrettiğini, davalı ... ...'nun yönlendirmesi ile hisselerin önce anne ...'a, ardından da davalı ... ...'ya devredildiğini, davalı ... ...'ndan hisselerin davacıya geri vermesinin istendiğini, ancak davalı ... ...'nun bunu kabul etmediğini belirterek .... A.Ş.'deki, .... A.Ş.'deki, ... ... Şti'ndeki müvekkili ...'a ait .... A.Ş. (42.000 pay), .... A.Ş. (138.750 pay), ... ... Şti'nin (48 pay) hisseleriyle ilgili silsiledeki tüm muvazaalı tasarrufların iptali ile müvekkili üzerine hükmen tescil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle: Mali sıkıntıya düşen ...'ın şirketteki %15 hissesini bedeli karşılığında kardeşlerine satarak ortaklıktan ayrıldığını, 2011 yılında davacıya ait .... Şti.'nin tam olarak iflas ettiğini, davacının hukuki dayanağı olmayan yargılamalarla aile üyelerinin yaşantısına ve şirkete zarar verdiğini, davacıya bu dönemde maddi yardımda bulunduklarını beyanla davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince; Davalı şirket pay defterlerinin açılış tasdiki ile payların pay defterine işlenmesi nin TTK hükümlerince zamanında ve eksiksiz yapılmış olduğu, davacı Anonim Şirketlerdeki paylarını pay devir sözleşmesiyle ve bizzat kendi imzasıyla, ... Limited Şirketi'ndeki hissesini noter kanalıyla devrettiği, davacının basiretli bir tacir olarak dava dosyasında bahsi geçen pay devirlerinin muvazalı olarak devredildiğini kanıtlayamadığı, vaki hisse devirlerinin pay defteri dışında ticari defterlerde sermaye yapısıyla ilgili bölümündede işlenmiş olduğu belirtilerek kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davalı ... Kaynak vekili ve davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: İşbu davanın konusunu oluşturan şirket hisseleri yönünden açılmış davanın İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesin'de 2021/257 esas numarasıyla görülüp pasif husumet yokluğu sebebiyle reddedildiğini, davalı ...'nın kötü niyetli olarak davaları usuli eksikliklerle açtığını, reddolunan dava konusunda da istinaf kanun yoluna başvurmayıp karar kesinleştiğinden usul eksikliklerini gidererek müvekkile ait olan hisseleri geri almak için bu davayı açtığını, bundan sonra devir yapılıp yapılmadığının bilinmediğini, bundan sonra 3. kişilere devir yapıldı ise bu devirlerin tespiti ve tasarrufların iptalini de talep ettiklerini, davalı ... ...'nun 2020/549 esaslı dosyasında İstanbul Anadolu 24. Asliye Hukuk Mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde hisseleri geri vermek istediğini, devrin muvazaalı olduğunu ikrar ettiğini, mahkemece devrin usulüne uygun olduğunun tespitinin hukuka aykırı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı ... Kaynak vekili ise: Devrin muvazaalı olduğunun şirketin mevcut ortaklarından ... ... tarafından da 2020/549 esaslı dosyasında İstanbul Anadolu 24. Asliye Hukuk Mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde ortaya konulduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:

Dava, taraflar arasında, ortak muristen intikal eden davacıya ait şirket paylarının inanç sözleşmesiyle davalılara devredildiği iddiasıyla, devir işlemlerinin iptali ve payların davacıya devredilmesi istemlidir.

Türk Hukukunda inançlı işlemleri doğrudan düzenleyen bir kanun hükmü bulunmamakla birlikte, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ve dairelerinin kararlarında da belirtildiği üzere; uygulama ve öğretide, TBK'nin 26. maddesinde yer alan “sözleşme özgürlüğü” ilkesi kapsamında inançlı sözleşmelerin düzenlenebileceği ve geçerliliği kabul edilmektedir. İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir.

İnançlı işlem nedeniyle iade, tazminat veya sözleşmenin feshini isteyen tarafın, TMK'nin 6 ve HMK'nin 190/1. maddeleri uyarınca iddiasını ispat etmesi gerekir. Hukuk Genel Kurulunun 14/07/2010 tarihli ve 2010/14-394 Esas, 2010/395 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, inanç sözleşmesinin yazılı olması koşulu bir geçerlilik şartı olmayıp ispat şartıdır. İnançlı işlemin yazılı delilini inanç sözleşmesi oluşturmaktadır. Bir yazılı delil bulunmasa bile yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı taraf elinden çıkmış delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa, inanç sözleşmesinin tanık dâhil her türlü delil ile kanıtlanabileceği kabul edilmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.12.2005 tarihli ve 2005/14-677 Esas, 2005/774 Karar, 04.11.2019 tarihli ve 2017/1-1254 Esas, 2019/1197 Karar; 18.02.2020 tarihli ve 2018/14-1065 Esas, 2020/180 Karar ve 14.06.2022 tarihli ve 2019/14-799 Esas, 2022/911 Karar sayılı kararları).

Yazılı delil veya delil başlangıcı yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi mümkündür.

Somut olayda davacı, içinde bulunduğu mali sıkıntılar ve haciz endişesi sebebiyle, ortak muris ...'ın şirket hisselerinden kendisine isabet eden kısmını, sonradan kendisine devredilmek kaydıyla davalı kızı ...'na devrettiğini, sonrasında bu hisselerin davalı ...'a, ondan da davalı ... ...'na devredildiğini, anlaşma uyarınca hisselerin kendisine devrini istediğini ancak devredilmediğini beyanla, hisse devir işleminin iptalini talep etmektedir. Davalılardan ... istinaf aşamasında davacının iddiasını doğrulamakla birlikte, diğer davalılar, davacının hisselerini bedel karşılığı devrettiğini, muvazaalı işlem bulunmadığını savunmaktadır.

Yukarıda açıklanan ispat kuralları bağlamında dosya ele alındığında; Davalılardan ... ..., eldeki davanın davacısı ... aleyhine, muristen intikal eden taşınmazlardaki payının ve bu davanın konusu olan şirket hisselerinin ... adına tesciline icbar için açtığı davalardaki (İstanbul Anadolu 24. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/173 Esas, İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/257 Esas, İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/449 Esas sayılı dosyalarda) dilekçelerinde "davalının (...), çeşitli ticari ve hukuki ilişkilerden kaynaklanan borçlarından kurtulmak, bu borçlu olduklarına ödeme yapmamak amacıyla adına devredilen bu malların tasarrufunun iptali yoluyla davalı adına hükmen tesciline karar verilmesi için dava açmak zorunda kaldığını, davalı ...'ın intikal yolu ile iktisap ettiği .... A.Ş. bünyesindeki hisselerini, .... AŞ nezdindeki hisselerini, ... Limited Şirketi nezdindeki hisselerini ve bir taşınmazdaki hisselerini bir zaman sonra geri almak kaydıyla ... ...'na devrettiğini" beyan etmektedir.

HMK'nin 188/1. maddesine göre; "Tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez". Yetkisiz veya görevsiz mahkemede yapılan ikrar mahkeme içi ikrar olarak kabul edileceği gibi, bir davada yapılan ikrar da başka bir davada geçerlidir. Dolayısıyla, somut olayda davalı ... ...'nun açtığı ve yukarıda esas numaraları belirtilen dosyalardaki beyanı, inanç sözleşmesinin ispatı bakımından kesin delil niteliğindeki mahkeme içi ikrar olarak kabul edilmelidir.

Bu durumda, davaya konu hisselerin halen davalı ... ... adına olup olmadığı dosya içeriğinden anlaşılamadığından (dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde davacının hisseleriyle ilgili daha sonra yapılmış tasarruflar var ise o tasarrufların mahkemece tespiti ve iptali istenilmiş olmakla), bu davalı tarafından hisselerin dava dışı kişilere devredilip devredilmediği tespit edilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davacı vekilinin ve davalı ... Kaynak vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/6. maddesi uyarınca kaldırılmasına,

2.Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

3.İstinaf başvurusu için davalı ... Kaynak tarafından yatırılan karar ve ilam harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince iadesine,

4.Adli yardımdan yararlandırılmasına karar verilen davacı tarafından istinaf karar ve ilam harcı ödenmediğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

5.İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,

6.Davacı ve davalı ... Kaynak tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

7.İstinaf talep eden tarafından istinaf aşaması için yatırılan gider avansının yatıran tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.15/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1725, K. 2026/1347, T. 15.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1725-e-2026-1347-k-a52fb1c89ca3