Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1111 E. 2026/2187 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1111
Karar No
2026/2187
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/1111 KARAR NO : 2026/2187

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/03/2023 NUMARASI : 2022/301 Esas 2023/145 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİH : 08/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 08/10/2026

Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/301 Esas ve 2023/145 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''... Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin kasaplık hizmeti verdiğini, davalının da kendi iş yeri için müvekkilinden et alım satımı yaptığını, 2019 yılından bu yana süre gelen ticari ilişkilerinin bulunduğunu, takibe ve davaya konu faturanın davalının yaptığı et alımı nedeni ile kesildiğini ve ticari defterlere işlendiğini, davalının faturaya itiraz etmediği gibi bedelini de ödemediğini, bunun üzerine müvekkili tarafından 31.10.2021 tarihli GIB2021000000339 numaralı fatura alacağı 120.164,00 TL'lik fatura alacağı için davalı aleyhine Foça İcra Müdürlüğü’nde 2021/1264 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalının eti aldıktan sonra ödemesini sonra yapacağını beyan ettiğini ancak sürüncemede bırakarak ödemediğini, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını, davalının itirazının haksız ve yersiz olduğunu beyanla davalının Foça İcra Müdürlüğü' nün 2021/1264 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız ve kötüniyetli itirazının İptali ile takibin Devamına ve %20’den az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, Arabuluculuk görüşmelerine katılım sağlamaması sebebiyle de yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin de davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Usulüne uygun tebligata rağmen davalının herhangi bir cevap dilekçesi sunmamıştır ve davanın reddi talebi mahiyetinde olduğu kabul edilmiştir. Foça İcra müdürlüğünün 2021/1264 esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklısının ..., borçlusunun ..., takip tarihinin 09/12/2021 tarihi olduğu, takip talebinde davacının 120.164,00-TL 31.10.2021 tarihli GIB2021000000339 numaralı fatura alacağı (İstenen: Yıllık Adi Kanuni Faiz) 120.164,00-TL Toplam Alacak üzerinden takibe geçtiği, takip talebinde Alacağın tahsili tarihine kadar %.... faizi masraf ve vekalet ücreti ile tahsili, kısmi ödemelerde BK.100 e göre yapılmasını talep ederim. Talebinde bulunulduğu, takibe dayanak belge kısmında 31.10.2021 TARİHLİ GIB2021000000339 numaralı fatura alacağı 120.164,00TL açıklamasının bulunduğu, ödeme emrinin borçluya 21/01/2022 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu tarafından takibe 24/01/2022 tarihinde “… benim böyle bir borcum yoktur, takip haksız ve hukuksuzdur..” gerekçeleri ile itiraz edildiği, icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiği, borçlunun itirazının ve durdurma kararının alacaklı davacıya tebliğ edilmediği görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, İİK.nun 67.maddesi uyarınca açılmış icra takibine vaki itirazın iptali istemine yöneliktir. Davacı vekili delil olarak, icra dosyası, banka kayıtları, ticari defterler, fatura, tanık, yemin, bilirkişi incelemesi, telefon kayıtları, arabuluculuk tutanağına dayanmıştır. Tarafların anlaşamadıkları ve çözülmesi gereken hususların ticari bir ilişkinin bulunup bulunmadığı, ticari ilişkinin tespiti halinde davalının davacıdan 31.10.2021 tarihli GIB2021000000339 numaralı faturada yer alan ürünleri satın alıp almadığı, bedelini ödeyip ödemediği, söz konusu fatura nedeni ile davalının davacıya borcunun bulunup bulunmadığı, davacının icra takibinde talep edebileceği alacak miktarının ne kadar olduğu ve icra inkar tazminatı talebinin yerinde olup olmadığı noktalarında olduğu tespit edilmiştir. Foça İcra Müdürlüğünün 2021/1264 Esas sayılı dosyası uyap üzerinden celbedilmiş, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünce dosya tarafları ile ilgili kayıt bulunamadığı bildirilmiş, Foça Mal Müdürlüğünden .... ve .... adi ortaklığı ile ...'nın 2020 ve 2021 yıllarına ait Gelir Vergisi beyannamelerinin birer örneği gönderilmiş, İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odası Birliğinden....'nin müdürlüklerinde kaydının olmadığı bildirilmiş.... ve ....'a (....) ait kayıt bilgileri gönderilmiş, Foça İlçe Jandarma Komutanlığından ... ve annesinin tehdit edildiği iddiası ile yapılan şikayete ilişkin 2021/2968 sayılı dosyaya ait tüm evraklar gönderilmiş, Foça Cumhuriyet Başsavcılığından 2021/2968 numaralı soruşturma dosyası ve Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı UYAP üzerinden gönderilmiştir. Davalı asil 06/10/2022 tarihli duruşmada; "kesilen fatura nedeniyle benim davacıya herhangi bir borcum yoktur, ben 6-7 aydır farklı bir firma ile çalışmaktayım, 6-7 ay sonra bana fatura kesip gönderdiler, ancak neden bu kadar zaman sonra borcum olmayan bir konuda bana fatura kestiler bilmiyorum, ben ödemelerimi nakit olarak kimi zaman da kredi kartı ile yaptım, ben şehir dışındaydım yokluğumda tebligat muhtara yapılmış, bu nedenle ticari defterlerin bulunduğu adresi bildiremedim" şeklinde beyanda bulunmuş, Mahkememizce dosyanın 1 SMMM uzmanı bilirkişiye tevdii ile dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile tarafların tarafın ticari defterleri (2019-2020-2021 yılları) üzerinde inceleme yaparak, uyuşulan ve uyuşulamayan noktalar çerçevesinde rapor tanziminin istenilmesine karar verilmiş, bilirkişi .... tarafından sunulan 24/11/2022 tarihli raporda, ilgili mevzuat gereği; davacı yan tarafından sunulan 2020-2021 yıllarına ait Yevmiye Defteri, Defter-i Kebir ve Envanter defterlerinin kanuni süresi içinde açılış tasdikleri ile 2020-2021 yılları Yevmiye Defterinin kapanış tasdikinin yapıldığı, görülmüş olup; ancak 2019 yılına ait resmi defterleri tarafıma sunulamadığından incelenememiştir. Davacı .... resmi defter kayıtlarında; taraflar arasında 2020-2021 yılları inceleme dönemlerinde ticari bir ilişkinin var olduğu; 09.12.2021 takip tarihi itibariyle Davalının Davacıya 144.989,30.-TL tutarında Borçlu olduğunun, kaydedildiği, ancak sadece 31.10.2021 Tarihli GIB2021000000339 Numaralı 120.164,00.-TL tutarlı Fatura Alacağı için takip başlatıldığının görüldüğü, ilgili mevzuat gereği; davalı yan tarafından dosyaya sunulan 2021 yılına ait Yevmiye Defteri, Defter-i Kebir ve Envanter defterlerinin kanuni süresi içinde açılış tasdiklerinin yapıldığı, ancak defterlerin tüm sayfalarının boş olduğu, hiçbir kaydın yapılmadığı ve 2021 yılı Yevmiye Defterinin kapanış tasdikinin yapılmadığı, görülmüş olup; ayrıca 2019-2020 yılları resmi defterleri dosyaya sunulmadığından, noter açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılıp yapılmadığı incelenememiş olup, davalı defterlerinde davacı hareketlerinin de incelenemediği, dosya içeriğindeki Davacı tarafından Davalı ... adına düzenlenen takibe ve davaya konu 31.10.2021 tarihli 120.164,00.-TL toplam tutarındaki e-Arşiv Fatura içeriğinin 1.586,3234 kg DANA ETİ Bedeli" olduğu; anılan e-Arşiv Faturanın altındaki açıklamada "İrsaliye yerine geçer, e-arşiv kapsamında elektronik ortamda oluşturulmuştur" denildiği; anılan e-Arşiv fatura içeriğindeki dana etinin, davalı ...'e verilip verilmediğinin tespiti için, anılan faturanın dayanağı sevk irsaliyesi Talep edilmiş ve alınan cevapta: fatura için sevk irsaliyesi düzenlenilmediği, yaklaşık 10 aylık dana eti satışları için düzenlenilen faturada irsaliye yerine geçer açıklamasının yazıldığı beyan edilmiştir. Anılan "İrsaliye yerine geçer, e-arşiv kapsamında elektronik ortamda oluşturulmuştur" denilen faturanın, e-Arşiv Fatura olması sebebiyle elektronik ortamda davalı ...'e teslim edildiği, dosya içeriğinde anılan takibe konu faturanın da kabul edilmeyerek iade edildiğine ilişkin belge görülmediğinden, fatura içeriğindeki Dana etinin de Davalı ...'e teslim edildiği bildirilmiştir. Davacı tanıkları ... ve ... 'ın 09/03/2023 tarihli duruşmada beyanları alınmıştır. Tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporu, dosyada bulunan bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında süre gelen bir ticari ilişkinin bulunduğu, bu hususun davalının kabulünde olduğu gibi davacı tarafın ticari defterlerinin de bu ilişkiyi doğruladığı, davalının verilen süreye rağmen ticari defterlerini ibraz etmediği, ancak celse atlamasına neden olmadığı için yeniden süre verildiği, verilen sürede ibraz edilen bilgi ve defterlere göre davalının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, davacı tarafın ticari defterlerinin ise usulüne uygun tutulduğu ve buna göre davalının davacıya 120.164,00.-TL alacaklı olduğu görülmüştür. 6100 sayılı HMK'nun 222. Maddesinin 2., 3. Ve 4. Fıkralarına göre; (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Yapılan bilirkişi incelemesinde, davalının ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığı tespit edilmiş olup bu husus bilirkişi raporunda "Davalı yan tarafından dosyaya ibraz edilen 2021 yılı resmi defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde; 213 sayılı V.U.K. ve 6102 sayılı 13.01.2011 tarihinde kabul edilen Yeni T.T.K. 64. Maddesi I - Defter tutma yükümlülüğüne göre özetle; “yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defterlerini tutmakla mükellef olduğu ve anılan defterlerin açılış onayları, kuruluş sırasında ve kullanılmaya başlanmadan önce noter tarafından yapılır. Yevmiye defterinin kapanış onayı, izleyen faaliyet döneminin altıncı ayının sonuna kadar notere yaptırılır.” Denilmektedir. İlgili mevzuat gereği; Davalı yan tarafından dosyaya sunulan 2021 yılına ait Yevmiye Defteri, Defter-i Kebir ve Envanter defterlerinin kanuni süresi içinde açılış tasdiklerinin yapıldığı, ancak 2021 yılı resmi defterlerin tüm sayfalarının boş olduğu, hiçbir kaydın yapılmadığı ve 2021 yılı Yevmiye Defterinin kapanış tasdikinin yapılmadığı, görülmüş olup; ayrıca 2019-2020 yılları resmi defterleri dosyaya sunulmadığından, noter açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılıp yapılmadığı incelenememiş olup, davalı defterlerinde davacı hareketleri de incelenememiştir." şeklinde yer almış olup yukarıda belirtildiği üzere 6100 sayılı HMK'nun 222. Maddesi kapsamında davalı aleyhine delil, davacı tarafın ticari defter ve belgeleri ise yasanın aradığı şartları taşıdığından davacı lehine delil olarak kabul edilmiştir. 6102 sayılı TTK'nun 21/2. Fıkrasına göre "(2) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmünü içermektedir. Davalı tarafça, davacının göndermiş olduğu faturalara herhangi bir itirazı bulunmamaktadır. Duruşmada dinlenen davacı tanıkları da, davaya konu faturalarda yer alan ürünlerin davalıya teslim edildiği yönünde beyanda bulunmuşlardır. Esas itibarı ile itirazın iptali davalarında borçlular, icra takip dosyasına yapmış oldukları itirazlar ile bağlı kalınmaksızın savunmalarında yeni iddia ve beyanlarda bulunabilirler. Ancak, açılan itirazın iptali davasında, esasa cevap süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmazlar ise, icra takip dosyasına yapmış oldukları itirazlar ile bağlı olup savunmalarında icra takip dosyasına yapmış oldukları itirazlardan farklı hususları ileri süremezler. Mahkemece borçlunun takibe itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar ile bağlı kalınarak yargılama yapılması gerekmektedir. Davalı, icra dosyasında sadece böyle bir borcunun bulunmadığını ileri sürmüş ancak takibe ve davaya konu faturalarda yer alan ürünlerin teslim edilmediği yönünde bir iddiada bulunmamıştır. Kaldı ki, bu beyanın teslim olgusunu itirazı da kapsadığı kabul edilse dahi, davalı faturaya süresi içerisinde itiraz etmediği gibi dinlenen davacı tanıkları da teslim olgusunu ispata yarar beyanlarda bulunmuşlardır. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, davacının davalıdan takibe konu fatura tutarı kadar alacaklı olduğu, davalının bunu bilebilecek konumda ve alacağın likit olduğu, borcun ödenmediği..." gerekçesi ile, davanın KABULÜ İLE, davalının Foça İcra müdürlüğünün 2021/1264 esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 120.164,00-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, 24.032,80-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı taraf ile bir müddet ticari ilişki olmuşsa da daha sonra farklı bir firma ile çalışmaya başladığını ve bunun üzerine de davacı tarafla arasındaki ticari ilişkinin son bulduğunu, başka bir firma ile çalışmaya başlamadan önce de davacı ile arasında herhangi bir alacak verecek meselesi de kalmadığını fakat hakkında icra takibi başlatılınca ticari ilişkinin sonlanmasından aylar sonra adına bir fatura düzenlendiğini öğrendiğini, faturanın kendisine tebliğ edilmediği için faturadan haberi dahi olmadığından itiraz etmesinin de mümkün olmadığını, bilirkişi raporuna karşı sunduğu itiraz dilekçesinin de dikkate alınmadığını ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, 433 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel tebliğinin 397 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu genel tebliği ile getirilen e-fatura uygulamasına kayıtlı mükellefler arasında yapılan satışlar" Başlıklı Bölümünde E-Fatura uygulamasına kayıtlı kullanıcılara düzenlenecek elektronik faturada düzenlenme tarihi yanında düzenlenme zamanının da saat ve dakika olarak gösterilmesi halinde elektronik faturanın kağıt çıktısının irsaliye yerine geçeceğini, söz konusu kağıt çıktıya "İrsaliye Yerine Geçer" ifadesinin yazılması ve kağıt çıktının satıcı veya yetkilisi tarafından imzalanmasının zorunlu olduğunu, ancak bu imkandan yararlanabilmek için elektronik faturanın malın teslimi anında düzenlenmesi gerektiğini, söz konusu faturaya ilişkin malların teslim edildiğine ilişkin davacı tarafından herhangi bir belge sunulmadığını, malların tesliminin tanıkla ispatlanmasının mümkün olmadığını, davacının malların tarafına teslim edildiğini ve aynı şekilde faturanın da bu malların teslimi nedeniyle düzenlendiğini somut delillerle kanıtlaması gerektiğini, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı ve hakkaniyete aykırı olduğunu, eksik inceleme yapıldığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, faturadan kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. ''...İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, İii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K.; 25.11.2020 tarihli ve 2017/(19)11-894 E., 2020/942 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir. Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura, faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır. Dava konusu faturanın düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdî bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdî ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Tek başına fatura düzenlenmesi akdî ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdî ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticarî defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. Davanın açıldığı tarihte ve yargılama sırasında yürürlükte bulunan HMK’nın “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi; “(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”.şeklindedir 7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir;“Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”...'' (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.06.2021 tarih ve 2017/(19)11-2742 Esas 2021/853 Karar sayılı Kararı) İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, alacağın likit ve belirlenebilir olmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalının yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/03/2023 tarih ve 2022/301 Esas 2023/145 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalının istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 8.208,40.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 2.052,10.TL harcın mahsubu ile bakiye 6.156,30.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu sırasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 6-Kararın Dairemizce taraflara/vekillerine tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 08/10/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1111, K. 2026/2187, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1111-e-2026-2187-k-67c873c8e2b5