Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/13 E. 2026/17 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/13
Karar No
2026/17
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 41. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/13 - 2026/17 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 41. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/13 KARAR NO : 2026/17

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 31/05/2024 NUMARASI : 2023/380 2024/258 DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : 1- VEKİLİ : Av. DAVALI : 2 - VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararlarının İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/03/2024 tarih ve 2021/407 Esas - 2024/72 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar ...,... Şirketi tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalı şirketin 2021/168612 sayılı "..." ibareli markanın 29, 30, 31 ve 35. sınıflarda adına tescili başvurusuna yönelik müvekkilinin itirazlarının, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa davalının başvurusu ile müvekkiline ait "..." ibareli markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu, SMK'nın 6/6. maddesi anlamında davalının marka tescil başvurusunun, davacıya ait kişi ismini, ticaret unvanını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içerdiğini ve davalının başvurusunun kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 2023-M-8209 sayılı kararının iptalini ve tescil edilmiş olması halinde diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şirket vekili, "..." ibaresinin müvekkili şirketin sahiplerinin soyadı olduğunu, müvekkilinin ilki 1999 yılında tescil edilen "..." ibareli on altı markasının bulunduğunu, ... ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olması nedeniyle davaya konu markanın diğer unsurları ile birlikte bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davacının tanınmış markası "... ..." ibaresinden oluştuğundan tanınmışlık koşullarının gerçekleşmediğini ve müvekkili şirket ortaklarının uzun yıllardan beri "..." soyadı ile ticari faaliyette bulunduğu ve müvekkili şirketin "..." ibareli markalarının da yıllardır tescilli olduğu nazara alındığında kötüniyetin varlığından söz edilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesi anlamında tarafların markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, buna karşılık tanınmışlık, ticaret unvanı ve kötüniyete ilişkin itiraz koşullarının gerçekleşmediği ve davalı şirketin müktesep hak iddiasının da yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, 2023-M-8209 sayılı YİDK kararının iptaline ve 2021/168612 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markalarının renk ve tasarım bakımından farklı olduğunu, "..." ibaresinin ayırt ediciliği düşük olup davaya konu markada bu ibarenin öne çıkarılmadığını, anılan bu hususlar ve markada bulunan diğer unsurlar nazara alındığında markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğundan söz edilemeyeceğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bilirkişi raporunda dava konusu marka ile davacının dayanak "..." ibareli markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal yönden benzerliğin bulunmadığı, markalar benzemediğinden davacının itiraza dayanak markasının tanınmışlığının sonuca bir etkisinin olmadığı ve önceki kullanıma dayalı hak sahipliği ve ticari unvandan kaynaklanan engel halinin somut olayda gerçekleşmediği yönünde görüş bildirilmiş olmasına rağmen, mahkemece farklı bir yorum ile davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını, ayrıca varılan sonucun daha önceden kesinleşen ve cevap dilekçesinde bildirilen emsal kararlar ile taban tabana zıt olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE: Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı şirketin kişinin " ..." ibaresinin 29, 30, 31 ve 35. sınıf mal ve hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." ibareli markalarına dayalı olarak SMK'nın 6/1, 6/5 , 6/6 ve 6/9 maddeleri gerekçesiyle başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiği, davacının bu karara yaptığı itirazın da Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 2023-M-8209 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 26/7/2023 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 23/8/2023 tarihinde açıldığı, bu arada marka başvurusunun yayımlanmasından sonra üçüncü kişi tarafından yapılan itiraz sonrasında marka kapsamında bulunan bir kısım hizmetin çıkarıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408-409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Bu açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde; " ..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira davaya konu markanın tertip tarzında "..." ve "..." ibarelerinin ön plana çıkarıldığı, bu iki ibare arasında daha küçük punto ile yer alan ve oldukça geri planda kalan, "..." şeklindeki bir bütünün içindeki "..." ibaresinden hareketle ortalama tüketicilerin, taraflar ve markaları arasında arasında bir bağlantı kurması mümkün görülmediğinden markalar arasında benzerlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 tarih ve 2014/11-696 E. - 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir. Bu itibarla mahkemece, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar ..., ... Şirketi vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 31/05/2024 gün ve 2023/380 Esas - 2024/258 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2-Davanın yukarıda açıklanan nedenlerle REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 269,85-TL harçtan mahsubu ile bakiye 462,15-TL karar ve ilam harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 6-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı, 260,00-TL posta masrafından oluşan toplam 1.429,40-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine, 7-Davalı şirket tarafından istinaf aşamasında yapılan 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip resen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Davalılar tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 427,60'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talebi halinde davalılara ayrı ayrı iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 24/09/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/09/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/13, K. 2026/17, T. 28.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-13-e-2026-17-k-53ca8828953d