Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/682 E. 2026/828 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/682
Karar No
2026/828
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/682

KARAR NO: 2026/828

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 22/02/2024

NUMARASI: 2021/454 E. - 2024/39 K.

DAVANIN KONUSU: Tasarım hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi,

durdurulması, maddi tazminat, itibar tazminatı ve manevi tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/05/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümlerine sonrasında da Türk Ticaret Kanunundaki haksız rekabete ilişkin hükümler dikkate alınarak; taklit ürünlerin başta davalının iş yerlerinde, diğer mağazalarında üretim ve satışının durdurulmasına, görüldüğü yerde toplatılmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalının tasarım hakkına tecavüzünün ve haksız rekabetin tespitini, durdurulmasını, önlenmesini, belirsiz alacak davası hükümlerine göre alacak miktarı tam ve kesin olarak belirlendiğinde taleplerini arttırmak üzere şimdilik 1.000 TL maddi ve 100 TL itibar tazminatının delil tespitinin yapıldığı 02/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlardaki ticari faiziyle birlikte davalılardan alınarak müvekkiline verilmesini, 20.000 TL manevi tazminatın delil tespitinin yapıldığı 02/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlardaki ticari faiziyle birlikte davalılardan alınarak müvekkiline verilmesini, davalılar aleyhine verilecek mahkeme kararının masrafı davalılara ait olmak üzere kamuya duyurulması için ülke çapındaki tirajı yüksek olan gazetelerden birer tanesinde yayınlanmasını, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:

Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı adına tescilli tasarım ürünlerini ihlal eden herhangi bir ürünün müvekkillerine ait işyerinde bulundurulmadığı gibi satışının da söz konusu olmadığını, söz konusu olayda taklit ürün sattığı iddiası ileri sürülerek müvekkillerinin ticari itibarını zedelemek ve haksız kazanç elde edilmek istendiğini, davacının aslında piyasada tanınmış yurt içi ve yurt dışı ürünleri kasıtlı olarak tescilli ürünleri olduğunu iddia ederek adeta sektör haline getirdiği davaları açarak haksız menfaat elde etmeye çalıştığını, piyasada tanınmış ve piyasaya sunulmuş ürünler üzerinden haksız kazanç elde etmek için itibar tazminatı, maddi tazminat, manevi tazminat taleplerinde bulunduğunu, oysa taleplerin hiç birinin unsurlarının oluşmadığını ve davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın tescilli ürününün ihlal ettiği gerekçesiyle müvekkiline ait işyerinde keşif yapıldığını ve bu doğrultuda; tasarıma tecavüz olup, olmadığı hususunda bilirkişi raporu istendiğini, bilirkişi tarafından hazırlanan 2021/98 D.İş sayılı raporda da mağaza içi ürünler ile tescilli ürünler arasında yapılan benzerlik taramasında benzer ürün bulunmadığının saptandığını, davacı tarafından sunulan faturanın iddia edilen ürünlere ait olup olmadığının da ispatlanamadığını, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere de ürünler arasında herhangi iltibas ve benzerlik söz konusu olmadığını, nitekim sadece "elbise" yazılı ürünlerin yazılı faturada ürün kodu bulunmadığı için iddia edilen ürüne ait olup, olmadığının ispat edilemediğini, müvekkilleri tarafından haksız fiil sorumluluğunu gerektiren hukuka aykırı fiil, kusur, zarar ve illiyet bağı unsurları bulunmadığını, müvekkillerinin iş yerinde davacıya ait tescilli bir ürün bulundurulmadığı gibi, satışına ve üretimine dair bir hususun söz konusu olmadığını, nitekim yapılan delil tespit çalışmalarında müvekkillerine ait iş yerinde söz konusu tescilli ürün bulundurulmadığının bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, davacı vekilinin iddia ettiği hususların tamamen gerçek dışı olup, davanın reddi gerektiğini, dava konusu ürünlerin müvekkili şirketlerinin ürünleri olduğunu ve Türk Patent Enstitüsüne 29/01/2020 tarihinde tescil başvurusu yapıldığını, tescil başvurusunun ...numaralı Endüstriyel Tasarım Tescil Başvuru formundaki 39.1, 39.2 numaralı tasarım ile başkaca tescilli ve tescilsiz tasarımlarının taklit edildiğinden müvekkillerinin aleyhine 1.000,00 TL maddi tazminat, 100,00 TL itibar tazminatı, 20.000,00 TL manevi tazminat isteminde bulunduğunu, davacı tarafından sunulan tutanakta da davacı ile birlikte kolluk görevlileri ve bilirkişiler tarafından 2021/98 D.İş sayılı dosya için müvekkillerinin Molla Fenari Mah.Adem Yavuz Sok. Kuruoğlu İş hanı No:23/A Cağaloğlu Fatih/İstanbul adresine gelindiğini, inceleme yapıldığını ve dava konusu olan ...numaralı Endüstriyel Tescilli Ürünlerin 39 numaralı ürünlere rastlanmadığının açıkça belirtildiğini, temin edildiği iddia edilen ürünlerin müvekkillerinin işyerinde satılmadığını, müvekkillerinin işyerinde satılan ürünlerin belli olup, tescilli ürün satışı yapılmadığını, tescilli ürün olmayan faturadaki belgeyi lehlerine çevirmek amacıyla soyut iddialarla haksız kazanç elde edilmeye çalışıldığını, müvekkillerinin başkasına ait tescilli ürün satışı yapmadığı gibi, bilirkişi raporuyla da bu durumun ispatlandığını, bu konuda her türlü itiraz ve şikayet haklarının saklı tutulduğunu, ayrıca ibraz edilen fişte ürün kodu belli olmadığı için davacının tescilli ürünün satışı yapıldığını ispat etmekle yükümlü olduğunu, davacının ispat edemediği hususu davalıya yükletmeye çalıştığını, zarar talebi belirsiz alacak olacak istemişse de davanın niteliği gereği belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacı tarafın iddia ettiği zararını yazması ve harçlandırılması gerektiğini, öncelikle davacının bu talebinin netleştirilmesi ve harçlandırılması gerektiğini, davacının taleplerine karşı dava şartları, hak düşürücü süre, zamanaşımı, görev, yetki yönünden itiraz ettiklerini, dava değeri düşük gösterildiğinden eksik harç ikmal edilmeden, davaya devam edilmesinin bu aşamada mümkün olmadığını, eksik harcın ikmali için davacı tarafa kesin süre verilmesini, harcın verilen kesin sürede ikmal edilmemesi durumunda, dava şartlarından olan harcın ikmal edilmemiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, davaya konu talep, zamanaşımına uğradığından, zamanaşımı nedeniyle davanın reddini, yargı yerinin caiz olup olmadığını, aynı konuda kesin hüküm bulunup bulunmadığını, davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığını, kesin yetki kuralının bulunup bulunmadığı gibi hususların dava şartlarından olduğundan, bu hususların da ayrıca Mahkemece resen araştırılmasını ve usule aykırılığın tespiti halinde, dava şartlarının yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesini, davacı tarafın, dava dilekçesinde müvekkilli şirket ve müvekkil şirket yetkilisi ...'e husumet yöneltmişse de kabul etmediklerini, çünkü; davacının iddia ettiği şekilde tekstil ürünlerini taklit etmediği gibi ticari olarak satmadığını, söz konusu ihlallerin müvekkilleri tarafından gerçekleşmediğinin ortada olduğunu, davacının taleplerinin haksız olduğunu, husumet itirazı olduğunu, davanın reddini talep ettiklerini, Değişik İş mahkemesinde bilirkişi marifetiyle yapılan tespitte iddia edilen ürünlerin iş yerinde bulunmadığının tespit edildiğini, bu nedenle dava konusu tescilli ürünlerin müvekkilleri tarafından satılmadığından husumet yönünden davanın reddini, davacı vekilinin dava dilekçesinde değindiği hususların gerçeği yansıtmadığını, öncelikle davacının tasarım hakkına tecavüz unsurlarının oluşmadığını, davacının hiç bir zararı oluşmadığını, davacının zararını ispat etmekle yükümlü olduğunu, kabul etmek anlamına gelmemesi kaydıyla ürün adetinin az olması nedeniyle ortada bir zararın olmadığını gösterdiğini, ayrıca müvekkilleri tarafından gerçekleşmiş bir satış, üretim, pazarlama davranışı olmadığından müştereken sorumlu tutulamayacaklarını, davacı tarafının dava dilekçesinde, iddia etmiş olduğu hususların, yasal dayanaktan yoksun, somut bir delile dayanmayan ve tamamen soyut iddialardan ibaret olduğunu, bu beyanlara itibar edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafın iddia etmiş olduğu hususları ispat yükü altında olduğunu, dava dilekçesinde delil olarak sunulan bilgi ve belgelerin hiç birinin usul kuralları çerçevesinde, iddia edilen vakıayı ispata elverişli araçlar olmadığını, davacı ile müvekkillerinin arasında, dava dilekçesinde iddia edilen hususların hiç bir zaman gerçekleşmemiş olduğunu, davacının taleplerinin tamamen karşılıksız maddi menfaat temin etmek üzere dile getirildiğini, iddia edilen hususların hiç birinin, gerçeği yansıtmadığından davanın kabulü halinde, davacının sebepsiz yere zenginleşeceğini, hakkaniyete tamamen aykırı bir hüküm tesis edilmiş olacağını, maddi tazminat talebinin yersiz olup reddi gerektiğini, davacı tarafın taklit ürünlerin siparişleri iptal edildiğinden dolayı zararı oluştuğunu beyan ediyorsa bu hususu ispat etmek zorunda olduğunu, davacının bu iddiasının soyut olup ispata muhtaç olduğunu, maddi zararın müvekkilleri tarafından gerçekleştiğinin somut delillerle ispat edilmesi gerektiğini, aksi halde davanın reddi gerektiğini, davacı tarafından zararının ispat edilmesi gerektiği 2019 yılı kurumlar vergisi ve bilanço ile 2020 ve 2021 yılı kurumlar vergisi ve bilançosu ile 2021 dönemsel geçici vergi beyannamelerinin dosyaya ibraz edilmesinin gerektiğini, davacı tarafça zararına ilişkin dosyaya bilgi ve belge sunulmadığını, dava konusu ürünlerin müvekkilleri tarafından üretilmediği ve satışa konu edilmediğini, müvekkilleri tarafından verilmiş bir maddi zarar olmadığını, sadece bir fiş alarak iddia edilen ürünün müvekkilleri tarafından satıldığının iddia edilmesinin abesle iştigal olduğunu, iş yerinde yapılan denetimde iddia edilen ürünlerin satışının yapılmadığının tespit edildiğini, kaç adet ürün basıldığının bilmediğinden, müvekkillerinden açıklama yapılması istenilmesinin trajedi komedi olduğunu, pastal hesabı ile varsayıma dayalı olarak hesaplama yaptığından gerçeğe ve hukuka aykırı bu hesaplamanın reddedildiğini, kimden aldığı belli olmayan taklit ürünlerin tescili ihlal ürün sayısı 24 adet olduğunu, tazminat talebinin fahiş nitelikte olup reddi gerektiğini, ürün başına karlılık iddiasının da gerçeklere aykırı olduğunu, davacının zararını ispat edemediğini, varsayıma dayalı hesapla ile zararını ortaya koyamayacağını, bilimsel verilere aykırı hesaplamaların yok hükmünde olduğunu, diğer müvekkilinin iş yerinde geçen ürünlerin sayısı belli olduğunu, varsa bir taklit ve zararın diğer müvekkilinden kaynaklanan bir kusur neticesinde zarardan sorumlu tutulması gerekirken, diğer müvekkilinin soyut beyanı ile müvekkillerinin davaya dahil edilmesinin hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, maddi tazminatı talebinin reddine karar verilmesini, davacıya ait olduğu söylenen ürünlerin, kaliteli kumaş, birinci sınıf işçilik ve üst segment ürün bazında üretildiği ve seçkin mağazalarda satıldığı iddiasını ispatlanması gerektiğini, taklit ürünlerinin hem benzer olduğunun söylenmesi hem de ürün taklitlerinde ucuz malzemenin özensizce kullanıldığı, dikildiği ve pazarlarda satıldığının iddia edilmesinin birbiri ile çeliştiği, dava dilekçesinde belirsiz alacak belirtilmesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu, itibar zararı oluşmadığını, itibar tazminatı talebinin reddine karar verilmesini, tazminat talebinin fahiş nitelikte olup reddi gerektiğini, 29/01/2020 tarihinde ...numara ile tescil başvurusu yapılmış bir ürünün davacı adına tescillendiği ve ilan edildiği tarihin yazılmadığını, tazminatın belirlenmesinde uygun illiyet bağı kurulmadığını, yani marka hakkı sahibinin gelirinin azalmasına neden olan olayların kendi pazarlama ve organizasyon stilini değiştirmesinden, ulaştırma, satış sonrası gibi hizmetlerdeki tutumundan kaynaklanıyorsa, diğer bir deyişle mütecavizin fiilleri ile ilgili olmayan gelir kaybı mevcutsa, bu durumun yoksun kalınan kazanç olarak nitelendirilemeyeceğini, manevi tazminat koşullarının gerçekleşmediğini, davacı tarafın cirosunun düştüğünü ispatlaması gerektiğini, ticari sıkıntısının ne şekilde manevi ızdıraba maruz kaldığını soyut şekilde izah ettiğini, manevi tazminat talebinin fahiş nitelikte olup reddi gerektiğini, müvekkillerine ait iş yerinde tescilli ürün satışına dair bir tespit olmadığı için manevi tazminat koşullarının oluşmadığını, müvekkilleri tarafından davacıya verilmiş bir zarar bulunmadığını, açıkladıkları nedenlerle; davacıya ait olduğu iddia edilen tescilli ürünlerin müvekkilleri tarafından üretimine ve satışına dair bir eylemleri olmadığı için tüm talepler yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk derece mahkemesi 2021/454 esas, 2024/39 karar sayılı, 22/02/2024 tarihli kararı ile; "Davacı, yargılamanın başından beri dava konusu ürünün davalıya ait işyerinde satıldığını, ürünü davalının işyerinden aldığını beyan ederek fiş ve işyerinden aldığı ürünü (elbise) sunmuş, sunulan üründe; "..." ibaresinin olduğu görülmüştür. Davalı ise, davacı adına tescilli tasarımı satmadığını beyan etmiştir. Davacı tarafça sunulan fiş üzerinde; her hangi bir kod ve tasarım kaydı bulunmadığı, ürünün üzerinde "..." ibaresi bulunmasının davaya konu ürünün davalı işyerinde satıldığına dair kesin ve inandırıcı delil olarak kabul edilemez. Zira davacı tarafça bu hususu destekleyen başka bir delil sunulmamıştır. Ayrıca işyerinde davalıya haber verilmeden yapılan tespitte de dava konusu ürünün satışına dair bir delil bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle davalıların eyleminin, davacının tasarım tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği ispatlanamadığından davanın REDDİNE " karar vermiştir.

İSTİNAF:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının müvekkiline ait tescilli tasarımları üretip sattığının sabit olmasına rağmen yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, satın alınan taklit ürüne ilişkin satış fişinin akıbetinin araştırılmadığını, fişte açık adres yer almasına rağmen ilgili mağazada keşif yapılmadığını ve tanık dinlenmediğini, bu durumun eksik inceleme teşkil ettiğini, mahkemenin HMK m.31 uyarınca uyuşmazlığı aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, taklit ürün üzerinde yer alan "..." marka etiketinin kendisine ait olmadığını ispat külfetinin davalıda olduğunu, ancak davalının bu yönde hiçbir çaba göstermediğini, ürün üzerindeki marka etiketi sebebiyle davalının TKHK m. 3 ve 7223 Sayılı Kanun m. 3 kapsamında "üretici/imalatçı" sıfatını haiz olduğunun açık olduğunu, delil tespiti dosyasında ve esas davada alınan raporlarla, davalının ürettiği ürünlerin müvekkilinin tescilli tasarımıyla iltibas yaratacak derecede benzer olduğunun ve SMK m. 81 uyarınca tasarım hakkına tecavüzün gerçekleştiğinin tespit edildiğini, davalının cevap dilekçesinde benzer ürünlerden 24 adet ürettiğini beyan ederek taklit üretim yaptığını ikrar ettiğini, sonradan bu beyandan dönülmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ve HMK m. 188 gereği ikrarın bağlayıcı olduğunu, mahkemenin ürünün davalının kendi iş yerinde bulunmamasını gerekçe göstermesinin hatalı olduğunu, davalının tecrübeli bir tacir olarak taklit ürünleri kendi mağazasında değil, piyasadaki diğer satıcılar aracılığıyla dolaşıma soktuğunu, bu eylemlerin TTK m. 55 kapsamında haksız rekabet teşkil ettiğini ve müvekkilin tescilli tasarımlarının yeni/ayırt edici olmadığı yönündeki savunmaların gerçeği yansıtmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP:

Davalılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkemece verilen red kararının hukuka, esasa, usule uygun olduğunu, davacının istinaf başvurusunun ve beyanlarının asılsız olduğunu, davacı tarafın kendi adına tescilli tasarımı ürünlerini ihlal eden herhangi bir ürün müvekkilllerine ait işyerinde bulundurulmadığı gibi satışı da söz konusu olmadığını, söz konusu olayda taklit ürün sattığı iddiası ileri sürülerek müvekkilinin ticari itibarını zedelemek ve haksız kazanç elde edilmek istendiğini belirterek davacının istinaf isteminin reddi ile mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava; davacının ...numaralı tescilli tasarım hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması, maddi tazminat, itibar tazminatı ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.

Somut uyuşmazlık kapsamında; davacı adına tescilli ...numaralı tasarımın elbise tasarımı olup davalı şirketten satın alındığı iddia edilen bir adet ürün numunesine dayalı olarak tecavüz ve haksız rekabet iddiasına dayalı olarak istemde bulunulduğu, davalıların ise davacı tasarımına benzer tecavüz oluşturan ürün satmadıklarını, davaya konu ürün numunesinin kendilerine ait olmadığını savundukları görülmüştür. Her ne kadar davacı tarafça, taklit ürün üzerinde yer alan "..." marka etiketinin kendisine ait olmadığını ispat külfetinin davalılar üzerinde olduğu ileri sürülmüş ise de Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesinin, “İddia sahibi iddiasını ispatla yükümlüdür.” düzenlemesi ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesinin, “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. ” düzenlemesi gereğince davalı tarafın tecavüz teşkil eden eylemini ispatlamakla yükümlü olan tarafın davacı olduğu açıktır. Mevcut delil durumu itibari ile yapılan inceleme neticesinde; her ne kadar davacı tarafça, cevap dilekçesinde 24 adet ürün yönünden davalıların tecavüze dayalı ikrarının bulunduğu iddia edilmiş ise de cevap dilekçesinin içeriğinde bu yönde ikrarın mevcut olduğunu gösterir açık bir ifadenin bulunmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca davalı şirkete ait iş yerinde delil tespiti amacıyla inceleme yapıldığı halde davaya konu edilen ürüne rastlanmadığı, tasarıma tecavüz teşkil eden herhangi bir ürün tespit edilemediği, davacı tarafın dayandığı delilin davalıdan satın aldığını iddia ettiği elbise ürünü olduğu, işbu ürün üzerinde "..." ibaresi mevcut ise de bu ürünün davalı tarafından üretildiğine veya satıldığına dâir dosya kapsamında hiçbir delil bulunmadığı, davacının sunduğu faturada satılan ürünün niteliğini belirten herhangi bir açıklama veya ürün kodu bulunmadığı gibi ürüne ait 19/03/2021 tarihli fiş incelendiğinde dava dışı "..." isminin yer aldığı, işbu gerçek kişi ile davalılar arasında bağlantı kurulmasını gerektirir herhangi bir delilin bulunmadığı anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı tarafça satış fişinin mahkemece araştırılması ve tanık dinlenmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de tahkikat aşamasında tanık dinletmeye yönelik talebin bulunmadığı gibi ispat yükü davacı taraf üzerinde olup HMK'nın "Taraflarca getirilme ilkesi" başlıklı 25. maddesinin; "Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz. Kanunla belirtilen durumlar dışında, hakim kendiliğinden delil toplayamaz." şeklindeki düzenlemesi ışığında tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri dava kapsamında resen araştırma yapılmasına yer olmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda SMK'nın 81. maddesi kapsamında davalıların tecavüz teşkil eden herhangi bir eyleminin dosya kapsamında ispatlanamadığı anlaşılmakla, davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle istinaf edenin sıfatı ile HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul ... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin .../02/2024 tarih ve 2021/.... E. 2024/.. K. sayılı kararına karşı, davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 14/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/682, K. 2026/828, T. 14.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-682-e-2026-828-k-8c75588c353d