İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/951 E. 2026/735 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/951
- Karar No
- 2026/735
- Karar Tarihi
T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/951 Esas - 2026/735 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya Ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA BATI 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/951 KARAR NO : 2026/735
HAKİM : KATİP :
DAVACI : VEKİLLERİ :
DAVALI : VEKİLİ :
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/10/2025 KARAR TARİHİ : 25/09/2026 G.K. YAZIM TARİHİ : 19/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında süre gelen ticari ilişkinin mevcut olduğunu, taraflar arasında düzenlenen faturalar ile açık hesaba ilişkin alacağının bulunduğunu, faturaya konu malların tesliminin yapılmasına rağmen davalı tarafından ödeme yapılmadığını, bunun üzerine davalı aleyhine Ankara Batı İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyası ile takip başlattığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini, bu nedenle itirazın iptali icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyanla davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; Davacının taraflar arasındaki ilişkiyi ispatlaması gerektiğini, kendisinin davalıya böyle bir borcu olmadığını, davacı ile aralarında ticari ilişki bulunmadığını, alacağın likit olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına yapılan itirazın haklı olup olmadığı, alacağın likit olup olmadığı, takibin kötü niyetli olup olmadığı, hususlarına ilişkindir. Davaya konu icra dosyasında ödeme emrinin davalıya 29/07/2025 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 31/07/2025 tarihli borca itiraz dilekçesi sunulmak suretiyle takibin durdurulduğu, davacı tarafından işbu davanın 11/10/2025 tarihinde yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Taraflara ticari defter ve kayıtlarını sunmak üzere süre verilmiş, taraflarca ticari defter ve kayıtları ile bulundukları yer bildirilmiş, defter üzerinde inceleme yapmak üzere bir adet Mali müşavir bilirkişi görevlendirilmiştir. Ticari defterlerin delil olması Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 222. Madde düzenlenmiştir. Buna göre kanunun ilgili hükmü aşağıdaki gibidir; "...(2)Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur." Mahkememizce taraf defterleri üzerinde yerinde inceleme yapmak üzere görevlendirilen SMM Bilirkişi tarafından sunulan raporda; Davacı, Esan Akümülatör ve Malzemeleri Sanayi Ticaret Anonim Şirketinin 2025 yılına ait Yevmiye ve Kebir Defterlerinin e-defter beratları ile 2025 yılına ait Envanter Defterinin Dosyaya sunulmadığı, açıklanan nedenle; davacı Şirketin 2025 yılına ait Tüm Ticari Defterlerinin; 6102 sayılı TTK’nun 64/3 maddesinde ifade edilen kanuni şartlara uygun olarak tutulup/tutulmadığına ilşkin bir tespitin yapılamadığı, Davalı, Altaş Elektromekanik Sanayi Anonim Şirketinin ( Envanter Defteri dışındaki) 2025 yılı Ticari Defterlerinin; 6102 sayılı TTK’nun 64/3 maddesinde ifade edilen kanuni şartlara uygun olarak tutulduğu tespit edilmiştir. Davalının defterlerinin incelenmesinde dava ve takip tarihi itibariyle davacı tarafından düzenlenen faturanın davalı defterlerinde de kayıtlı olduğu, söz konusu faturaya ilişkin herhangi bir itirazda bulunulmadığı, fatura içeriği ürünün kabul edilmediğine dair herhangi bir belge sunulmadığı tespit edilmiştir. Yine davalının cevap dilekçesinin ve aşamalardaki beyanlarının incelenmesinde, faturaya konu malların kendilerine teslim edilmediği iddia edilmiş ise de; davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı defterlerine itirazsız kayıt edildiği hususu dikkate alındığında davalının malların kendisine teslim edilmediği yönündeki savunmalarına itibar edilmemiştir. Şöyle ki; Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, faturaya itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Davalı borçlunun uzun süre sonra iade faturası düzenlemesi özellikle bu faturanın karşı tarafın defterlerine kaydedilmemiş olması karşısında bu olguyu değiştirimez. Bu durumda borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. (Yargıtay 11. HD. 2017/2642 E, 2018/8096 K sayılı 19/12/2018 tarihli ilamı) Somut olaya gelindiğinde davacının davaya ve takibe konu ettiği faturaların davalı defter ve kayıtlarına itirazsız şekilde işlendiği görülmektedir. Davacı tarafça 2025 yılı yevmiye ve defteri kebir e-defter beratlarının ibraz edilmemesi nedeniyle anılan defterlerin HMK’nın 222/2. maddesinde öngörülen koşulları taşıdığı tespit edilemediğinden, söz konusu defter kayıtlarının davacı lehine delil olarak kabulüne olanak bulunmadığı; buna karşılık davalı tarafın kendi ticari defterlerinde yer alan davacı lehindeki borç kaydının, ticari defterlerdeki sahibi aleyhine kayıtların delil niteliği gözetilerek değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Mahkememizce alınan 06/07/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; '' Taraf Ticari Defter kayıtları ve Dosya kapsamı belgeler üzerinde yapılan inceleme tespitler sonucunda; Davalı Şirketin 2024 yılından 791.221,27.-TL tutarında devir gelen Borç Bakiyesi ile Davacı tarafından,Davalı adına 2025 yılında 4.870.664,88.-TL tutarında düzenlenen Faturalar,Davalı tarafından Davacı adına 1.434.164,88.-TL tutarında düzenlenen faturlar ile Davalı tarafından,Davacı Şirket adına 2.790.000,00.-TL tutarında keşide edilen çeklerin taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, taraflar arasında 2025 yılında gerçekleşen bu ticari işlemler bakımından,taraf ticari defter kayıtlarının biribirini teyit edip, doğruladığı, taraf ticari defterlerinde 24/07/2025 takip tarihinde Davacı Şirketin 1.437.721,27.-TL tutarında Alacak bakiyesinin kayıtlı olduğu, " nin belirlendiği anlaşılmıştır. Davacı tarafça 2025 yılı yevmiye ve defteri kebir e-defter beratları ile envanter defterinin ibraz edilmemesi nedeniyle davacı ticari defterlerinin HMK’nın 222. maddesi uyarınca sahibi lehine delil niteliğinde bulunduğu kabul edilmemiş ise de; davalı tarafın yevmiye ve defteri kebir kayıtlarının kanuni şartlara uygun olarak tutulduğu ve anılan kayıtlarda dava konusu ticari ilişki ile davacı lehine bakiye borcun yer aldığı, ticari defterlerdeki sahibi aleyhine kayıtların delil niteliğinde olduğu, ayrıca tarafların mevcut muhasebe kayıtlarının dava konusu işlem ve bakiye yönünden birbirini doğruladığı anlaşılmakla dava konusu alacağın varlığının ispatlandığı kanaatine varılmıştır.
Alınan bilirkişi raporunun tarafların ve mahkememizin denetimine açık, dosya kapsamı ile uyumlu ve hüküm kurmaya elverişli olduğu görülmekle mahkememizce kurulan hükme esas alınmıştır. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının davalı tarafından takibe konulan faturaları kendi defterlerine işlediği, HMK'nın 222/3. maddesi son cümlesine göre defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamayacağı ve usulüne uygun tutulsun ya da tutulmasın ticari defterlerin içeriği sahibi aleyhine delil sayılacağından (Yargıtay 15. HD. 2016/1258 E, 2016/3155 K sayılı ilamı) usulüne uygun tutulan davalı kayıtlarına itibar edilmiş, davalı tarafından ödemeye ilişkin de herhangi bir belge sunmadığı dikkate alınarak davalının davacıya bilirkişi raporunda belirlenen miktar kadar borçlu olduğu, davacının bu miktar üzerinden başlattığı takibe davalı tarafından yapılan itirazın haksız olduğu anlaşılmış, davacının davasının kabulüne karar ermek gerekmiş, yine taraflar arasındaki uyuşmazlık fatura alacağına ilişkin olup, talep olunan tutar belirlenebilir mahiyette olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin de kabulü gerekmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca; 1-Davanın KABULÜ ile; Davalının Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına yaptığı itirazın İPTALİNE, takibin 1.437.721,26-TL asıl alacak yönünden DEVAMINA, 2-Kabul edilen asıl alacak (1.437.721,26-TL) miktarı üzerinden hesaplanan %20 oranında (287.544,25-TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 3-Alınması gereken 98.210,74-TL harçtan dava açılırken peşin olarak alınan 17.364,08-TL harcın mahsubu ile bakiye 80.846,66-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen 17.364,08 -TL peşin harç ile 615,40 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 17.979,48 TL' nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan ve takdir olunan 219.280,98-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davacı tarafça yapılan 8.176,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde İADESİNE, 8-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 4.600,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 25/09/2026
Katip .... E-imzalıdır Hakim ...E-imzalıdır