İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/459 E. 2026/435 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/459
- Karar No
- 2026/435
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Dosya No: 2025/459 Esas - 2026/435 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/459 KARAR NO : 2026/435
.... DAVA : Tespit (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/06/2025 KARAR TARİHİ : 05/06/2026 G.K. YAZIM TARİHİ : 30/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan, İcra Takibinde Alacaklı Olduğunun Tespiti Davasının yapılan açık yargılaması neticesinde, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. I) DAVA : Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi kapsamında özetle; davalı ...'ın kendisini .... olarak tanıtarak piyasada tahsilat amacıyla senetler topladığı; davacının alacaklı olduğu 500.000,00.-TL bedelli senedi tahsil edeceğini söyleyerek davacıdan aldığı; davalının aldığı bu senedi .... Esas sayılı dosyası ile icra takibine konu ettiği; davacıyı da borçlu olarak gösteren davalının, davacıya ait araçlar ve taşınmazlar ile davacının alacaklı olduğu icra dosyaları üzerine haciz koydurduğu; davacının senedin kendisine iade edilmesini veya icra dosyasının kendisine temlik edilmesini talep etmesine rağmen davalı tarafından telefonlarına dahi cevap verilmediği; davacı ile davalı arasında inanç sözleşmesi bulunduğu ve davalının icraya koyduğu bir adet senet ile elinde bulunan senedi iade etmesi gerektiği, ancak davalı ile yapılan arabuluculuk görüşmesinde bu senetlerin iade edilmediği; davalı tarafından borçlu keşideci ...'e ait taşınmazların satışının talep edilmediği ve keşideciden borcun tahsil edilmediği; kambiyo hukuku yönünden dava konusu senet için protesto çekilmediği ve bu nedenle icra takibinin iptaline karar verilmesinin talep edildiği; bononun ödenmemesi hâlinde ödememenin, noterlik tarafından düzenlenen ödememe protestosu ile belirlenmesinin şart olduğu ve ödememe protestosunun ödeme gününü izleyen iki iş günü içinde çekilmesinin zorunlu olduğu, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 713/1. maddesi uyarınca bononun vadesinde ödenmemesi hâlinde hamilin cirantalara, düzenleyene ve senet dolayısıyla taahhüt altına girmiş olan diğer kişilere başvurabileceği, hamilin bu müracaat hakkını kullanabilmesi için istisnai durumlar dışında yasal süre içinde protesto düzenletmesi gerektiği ve protesto çektirmeyen hamilin kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluna başvuramayacağı gibi genel haciz yoluna da başvuramayacağı; .... (Dava dilekçesinin işbu bölümünde maddi bir hata tespit edilmiş olup; belgenin kendi verileriyle Mahkememizce yapılan değerlendirme neticesinde, ... Esas sayılı dosyası olarak da gösterilen) sayılı icra takibi ve dayanağı 10/01/2019 düzenleme, 14/10/2019 vade tarihli, keşidecisi ..., lehtarı davacı ... olan 500.000,00.-TL bedelli bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verildiği; tüm bu nedenlerle davacının icra takibi alacaklısı olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiği beyan edilmiş olup; davacının .... Esas sayılı dosyasında icra takibi alacaklısı olarak tespitine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce yürütülen yargılamanın ilerleyen sürecinde; "davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi kapsamında, 6100 Sayılı HMK.'nın 119/1 (b) maddesi uyarınca davalı adresinin bildirilmediği anlaşılmıştır. Bu hususa ek olarak; 'icra takibi alacaklısı olarak tespitine karar verilmesi' hususundaki talep ile ilgili olarak da, dava dilekçesi kapsamında 'Sonuç ve Talep' kısmında da bu hususta detaylı bir talep sunulmamış olması nedeniyle, davacı tarafından 6100 Sayılı HMK.'nın 119/1 (ğ) maddesi uyarınca detaylı bir şekilde Mahkememizce tespit olunamadığı" belirtilmiş ve davacı taraftan 6100 Sayılı HMK.'nın 119/2. maddesi uyarınca açıklama yapılması istenilmiş olup; davacı vekili tarafından sunulan açıklama beyanında, "davalının adresinin .... olarak bildirildiği; dava dilekçesindeki açıklamaların tekrar edildiği; davacının senedi davalıya, ... adına icra takibi başlatması için verdiği, ancak davalı tarafından kendi adına icra takibi başlatıldığı ve bu nedenle anılan icra takibinde davacının icra takibi alacaklısı olarak tespitinin talep edildiği; Mahkemenin aksi kanaatte olması hâlinde 500.000,00.-TL'nin senetteki vade tarihinden itibaren davalıdan tahsilinin talep edildiği; bu doğrultuda davacının .... Esas sayılı dosyasında icra takibi alacaklısı olarak tespitine, bu yönde davanın şartlarının oluşmadığının düşünülmesi hâlinde 500.000,00.-TL'nin vade tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesinin talep edildiği" hususlarının belirtildiği anlaşılmıştır. II) CEVAP : Tensip zaptı ve davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesini içeren "ön inceleme duruşma davetiyesi"; (6100 Sayılı HMK.'nın 317, 318, 140/5, 141, 147 ve 320. maddeleri uyarınca ihtarat içerir şekilde) davalı ...'a 31/07/2025 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup; davalı tarafından Mahkememize cevap dilekçesi veya başkaca sözlü/yazılı herhangi bir beyan sunulmamış olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK.'nın 128. maddesi uyarınca, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamının, davalı tarafından inkar edilmiş olduğu kabul edilmiştir. III) DELİLLER : 1... 2... 3... Esas Sayılı Dosyası. 4. Davacı ... ile Davalı ... Arasında Düzenlenen 15/12/2020 Tarihli Protokol. 5. Davacı Vekili Av. ... Tarafından Davalı ...'a .... Aracılığıyla Gönderilen 21/06/2023 Tarihli İhtarname İçerikli Telgraf.
IV) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Mahkememiz nezdinde ikame olunan davanın; davacı ... tarafından, davalı ...'a yönelik açılan, İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan, İcra Takibinde Alacaklı Olduğunun Tespiti Davası olduğu anlaşılmıştır. a) TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ : Davalı ... tarafından; Mahkememize cevap dilekçesi ve/veya beyan dilekçesi sunulmadığından ya da duruşma beyanları bulunmadığından; taraflar arasında uyuşmazlık bulunmayan konular tespit edilememiştir. a.1) .... Esas) Sayılı İcra Takibinde, Davacının İcra Takibi Alacaklısı Olarak Tespiti Talebi Hususunda : Mahkememizce, dava konusu uyuşmazlık ile ilgili olarak yapılan değerlendirmede; dosya kapsamında bulunan 15/12/2020 tarihli protokolde, borçlusu ... (T.C. Kimlik No: 22898547870) olan, 14/10/2019 vadeli, 500.000,00.-TL tutarlı ve alacaklısı davacı ... olan ve toplamı 1.000.000,00.-TL olan iki adet senedin davalı ...'a verildiği, anılan senetlerin icraya konulacağı ve tahsil edildiğinde alacaklı olan davacıya verileceği hususlarının yazılı olduğu; .... Esas sayılı dosyasında düzenlenen 18/03/2021 tarihli ödeme emrinde, alacaklı olarak davalı ...'ın, borçlular olarak ise ... (T.C. Kimlik No:....; protokolde aynı kimlik numarasıyla "..." olarak yazılı) ile davacı ...'in gösterildiği ve 500.000,00.-TL asıl alacak, 89.136,98.-TL işlemiş faiz ve 1.500,00.-TL komisyon olmak üzere toplam 590.636,98.-TL'nin tahsilinin talep edildiği; anılan icra dosyasının, ... Esas numarasını aldığı ve .... 21/07/2025 tarihli yazısında da alacaklı olarak davalı ...'ın, borçlular olarak ise davacı ... ile ...'in gösterildiği anlaşılmıştır. .... Mahkemesinde görülen menfi tespit davası hususunda yapılan değerlendirmede; davacı tarafından davalı aleyhine açılan ve .... Esas sayılı dosyasında görülen davada, davacının anılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitinin, kötü niyet tazminatının ve davalının davacıdan aldığı iki adet bono bedeline karşılık şimdilik 10,00.-TL'nin davalıdan tahsilinin talep edildiği; anılan Mahkemenin 29/01/2024 tarihli,.... Esas sayılı dosyası olarak da gösterilen) sayılı icra takibi ve dayanağı 500.000,00.-TL bedelli bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, 100.000,00.-TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, icra takibinin iptali talebinin reddine ve dava dilekçesinde yer alan 10,00.-TL'nin davalıdan tahsiline ilişkin talebin "istek doğrultusunda saklı tutulmasına" karar verildiği anlaşılmıştır. Bu itibarla; davacının anılan icra takibinde borçlu sıfatıyla korunmasına yönelik talebi anılan dava kapsamında karara bağlanmış olup; Mahkememiz nezdinde ikame olunan işbu davanın konusunun, davacının anılan icra takibinde alacaklı sıfatının tespitinden ibaret olduğu anlaşılmıştır. a.2) Davacının (Terditli) Tazminat Talebi Hususunda: Mahkememizin 25/06/2025 tarihli ara kararı üzerine davacı vekili tarafından sunulan 29/06/2025 tarihli açıklama dilekçesinde, davacının icra takibi alacaklısı olarak tespitine karar verilmesinin yanı sıra, bu yönde davanın şartlarının oluşmadığının düşünülmesi hâlinde 500.000,00.-TL'nin vade tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesinin de talep edildiği; Mahkememizin 22/05/2026 tarihli ön inceleme duruşmasında, anılan açıklama dilekçesinde "500.000,00.-TL tazminat talebi sunulduğu" anlaşılmıştır. a.3) Neticeten : Yukarıda belirtilen hususlar doğrultusunda uyuşmazlığın konusunun; .... Esas) sayılı icra takibinde, davacının icra takibi alacaklısı olarak tespitine karar verilip verilemeyeceği (ve 29/06/2025 tarihinde sunulan açıklama dilekçesi kapsamında talep edilen 500.000,00.-TL maddi tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı) hususlarından ibaret olduğu anlaşılmıştır. b) DAVACI TARAFINDAN SUNULAN TALEPLERİN MÜNFERİDEN TETKİKİ :
b.1) .... Esas) sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibinde, davalının yerine davacının icra takibi alacaklısı olduğunun tespitine karar verilmesi talep edilmiş ise de; 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 106/1. maddesi kapsamında "Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir." hükmü, 6100 Sayılı HMK.'nın 106/3. maddesi kapsamında ise "Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz." hükmü yer almakta olup; bir icra takibinde kimin alacaklı veya borçlu olarak gösterildiğinin, takip talebine ve bu talebe göre düzenlenen ödeme emrine bağlı usuli ve şekli bir durum olduğu, bu nedenle genel mahkemeler tarafından usuli bir işlem niteliğindeki "icra takibinin tarafı veya alacaklısı olmanın" tespitine yönelik doğrudan bir tespit hükmü kurulamayacağı; icra ve iflas dairelerinin işlemlerine karşı yapılan şikâyet ve itirazların incelenmesinde görevin, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 4/1. maddesi kapsamında belirtilen .... dairelerinin muamelelerine karşı yapılan şikayetlerle itirazların incelenmesi icra mahkemesi hakimi yahut kanun gereğince bu görev kendisine verilmiş olan hakim tarafından yapılır." hükmü ile 2004 Sayılı İİK.'nın 16/1. maddesi kapsamında belirtilen "Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere icra ve iflâs dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hâdiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikâyet olunabilir." hükmü uyarınca İcra Mahkemelerine ait olduğu; nitekim dosya kapsamında bulunan .... Karar sayılı kararında da "icra takibinin ancak icra hukuk mahkemeleri tarafından iptal edilmesinin mümkün olması nedeni ile bu talebin reddi gerektiği" belirtilerek davacının icra takibinin iptali talebinin reddine karar verildiği; buna karşılık 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1. maddesi kapsamında aksine hüküm bulunmadıkça tüm ticari davalara bakmakla görevli olan ...., davanın 6102 Sayılı TTK.'nın 4. maddesi kapsamında ticari nitelikte olması şartıyla, usuli bir taraf tespiti yapmak yerine ancak maddi hukuk anlamında alacak hakkının kime ait olduğunun tespitine veya alacağın tahsiline ilişkin eda talebine karar verebileceği; davacının dava dilekçesinde bu yönde bir talepte bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacının, .... Esas) sayılı icra takibinde davalı ...'ın yerine icra takibi alacaklısı olduğunun tespitine ilişkin talebinin görev yönünden mi yoksa esas yönünden mi karşılanması gerektiği hususunda yapılan değerlendirmede ise; 6100 Sayılı HMK.'nın 1/1. maddesi kapsamında "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü belirtilmekte; 6100 Sayılı HMK.'nın 114/1-c maddesi kapsamında "Mahkemenin görevli olması" hususu dava şartları arasında sayılmakta ve 6100 Sayılı HMK.'nın 115/2. maddesi kapsamında "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." hükmü yer almakta olup; bununla birlikte 6100 Sayılı HMK.'nın 20/1. maddesinde görevsizlik kararı verilmesi hâlinde dava dosyasının "görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesi" öngörüldüğünden, görevsizlik nedeniyle usulden red kararının ancak dava konusu talebi incelemeye ve karara bağlamaya kanunen görevli başka bir mahkemenin bulunması hâlinde söz konusu olabileceği; davacının talebi ise 6100 Sayılı HMK.'nın 106/1. maddesi kapsamında "Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir." ve 106/3. maddesi kapsamında "Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz." hükümleri dikkate alındığında, taraflar arasındaki bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının belirlenmesine değil, 2004 Sayılı İİK.'nın 58. maddesi uyarınca takip talebinde alacaklı olarak gösterilen kişiye bağlı olarak belirlenen icra takibinin taraf sıfatının davalı yerine davacı olarak belirlenmesine yönelik olduğu; .... Karar sayılı kararında, maddi hata sonucu yanlış gösterilen icra takibi alacaklısına ilişkin olması nedeniyle dava konusu uyuşmazlığa dolaylı olarak ışık tutmakla birlikte, "İcra takibinde tarafların değişmesi, takip esnasında maddî hukukta gerçekleşen olayların takibe yansımasının; bir diğer ifade ile küllî veya cüzî halefiyetin sonucu olarak mümkündür." ve "Buna karşılık, kural olarak, icra takibinde iradî taraf değişikliği yapılamaz" hususlarının belirtildiği; İcra Mahkemelerinin görev alanının ise 2004 Sayılı İİK.'nın 4/1. maddesi kapsamında "İcra ve iflas dairelerinin muamelelerine karşı yapılan şikayetlerle itirazların incelenmesi icra mahkemesi hakimi yahut kanun gereğince bu görev kendisine verilmiş olan hakim tarafından yapılır." hükmü ve 2004 Sayılı İİK.'nın 16/1. maddesi kapsamında "Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere icra ve iflâs dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hâdiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikâyet olunabilir." hükmü uyarınca icra ve iflas dairelerinin işlemlerine karşı yapılan şikâyet ve itirazların incelenmesiyle sınırlı olduğu; bu itibarla İcra Mahkemelerine de bir kişinin icra takibinde alacaklı olduğunun tespitine ilişkin bir hüküm kurma yetkisi tanınmadığı; dava konusu talebi karara bağlamaya görevli başka bir mahkeme bulunmadığından; Mahkememiz nezdinde ikame olunan davada görevsizlik nedeniyle usulden red kararı verilmesine yer bulunmadığı; talep edilen sonucun hukuken karşılanması mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. b.2) Davacının (Terditli) Tazminat Talebi Hususunda: Davacının terditli tahsil talebi ve ıslah hususunda yapılan değerlendirmede; davacı vekili tarafından 23/06/2025 tarihli dava dilekçesinin "SONUÇ ve İSTEM" bölümünde yalnızca davacının .... Esas sayılı dosyasında icra takibi alacaklısı olarak tespitine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesinin talep edildiği; Mahkememizin 25/06/2025 tarihli ara kararı ile 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 119/2. maddesi uyarınca davacı vekilinden yalnızca davalının adresinin bildirilmesi ile talep sonucunun bentler hâlinde ayrıntılı olarak bildirilmesi ve somutlaştırılması istenilmiş olmasına rağmen, davacı vekili tarafından sunulan 29/06/2025 tarihli açıklama dilekçesinde, dava dilekçesinde bulunmayan ve bu yönde davanın şartlarının oluşmadığının düşünülmesi hâlinde 500.000,00.-TL'nin vade tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesine yönelik yeni bir talep sonucuna yer verildiği; 6100 Sayılı HMK.'nın 176/1. maddesi kapsamında "Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir." hükmü; 6100 Sayılı HMK.'nın 181/1. maddesi kapsamında "Kısmen ıslaha başvuran tarafa, ıslah ettiği usul işlemini yapması için bir haftalık süre verilir. Bu süre içinde ıslah edilen işlem yapılmazsa, ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir." hükmü ve 6100 Sayılı HMK.'nın 180/1. maddesi kapsamında "Davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır. Aksi hâlde, ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir." hükmü yer almakta olup; açıklama dilekçesi ile ileri sürülen 500.000,00.-TL'nin tahsiline ilişkin talebin, belirli bir usul işleminin düzeltilmesinden ibaret olmayıp dava dilekçesindeki talep sonucunun dışında kalan yeni bir talep niteliğinde bulunduğu ve bu nedenle kısmen ıslah olarak değil tamamen ıslah hükümlerine tabi olarak değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından; Mahkememizin 22/05/2026 tarihli ön inceleme duruşmasında "Davacı vekili tarafından HMK m.119 uyarınca sunulan açıklama dilekçesinde 500.000,00.-TL tazminat talebi sunulduğu anlaşıldığından" davacı tarafa, 6100 Sayılı HMK.'nın 180. maddesi uyarınca "yeni dava dilekçesinin sunulması" ve ıslah harcının yatırılması hususunda (1) hafta kesin süre verildiği ve anılan süre içerisinde yeni dava dilekçesinin sunulmaması ve ıslah harcının yatırılmaması hâlinde "ıslah hakkının kullanılmış sayılacağının" ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edileceğinin davacı vekiline duruşmada ihtar edildiği anlaşılmıştır. Müteakiben davacı tarafından ıslah harcı olarak 01/06/2026 tarihinde 8.536,00.-TL yatırılmış olmakla birlikte; 6100 Sayılı HMK.'nın 180/1. maddesinde tamamen ıslahın zorunlu unsuru olarak öngörülen yeni dava dilekçesinin, 05/06/2026 tarihli duruşma tarihine kadar dahi Mahkememize sunulmadığı ve bu hususun davacı vekili tarafından da anılan duruşmada "Biz Mahkeme tarafından verilen sürenin sadece ıslah harcı olduğunu düşünmekle ıslah harcını yatırdık. Ancak yeni dava dilekçesini sunmadık." beyanıyla açıkça ifade edildiği anlaşılmış; Mahkememizce 05/06/2026 tarihli duruşmada "Davacı vekiline tanınan kesin süre içerisinde yeni dava dilekçesi sunulmadığı anlaşıldığından verilen ihtarat uyarınca ıslah hakkının kullanılmış sayılmasına ve ıslah hiç yapılmamış gibi davanın devamına" karar verilmiş ve 6100 Sayılı HMK.'nın 26/1. maddesi uyarınca Mahkememizce yalnızca dava dilekçesinde yer alan tespit talebinin incelenmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. c) NETİCETEN; Yukarıda açıklanan hususlar doğrultusunda; davacı vekili tarafından 29/06/2025 tarihli açıklama dilekçesiyle ileri sürülen 500.000,00.-TL'nin tahsiline ilişkin talep yönünden, verilen kesin süre içerisinde yeni dava dilekçesi sunulmadığından ıslah hakkının kullanılmış sayıldığı ve 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26/1. maddesi uyarınca yalnızca dava dilekçesinde yer alan tespit talebi hakkında karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Anılan tespit talebinin ise; bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının belirlenmesine yönelik olmadığı anlaşılmıştır. Talep; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesi uyarınca takip talebine bağlı olarak belirlenen ve ancak halefiyet yoluyla değişebilen icra takibi alacaklısı sıfatının, davalı yerine davacı olarak belirlenmesine yöneliktir. Bu nitelikte bir tespit hükmü kurma yetkisi, görev alanı icra ve iflas dairelerinin işlemlerine karşı yapılan şikâyet ve itirazların incelenmesiyle sınırlı olan İcra Mahkemelerine de tanınmamıştır. Bu itibarla; dava konusu talebi karara bağlamaya görevli başka bir mahkeme bulunmadığından 6100 Sayılı HMK.'nın 20/1. maddesi uyarınca görevsizlik kararı verilmesine yer olmadığı ve 6100 Sayılı HMK.'nın 106/1. maddesi kapsamında tespit davasının konusunu oluşturmayan icra takibi alacaklısı sıfatının Mahkememizce tespitine karar verilmesi de mümkün olmadığından; davanın reddine dair aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. V) HÜKÜM : (Yukarıda Açıklanan Gerekçelerle) 1) Davanın REDDİNE, 2) Yargılama Harçları : a) 492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 732,00.-TL karar ve ilam harcı ile ilgili olarak; davacı tarafından 10.086,61.-TL peşin harç ve 8.536,00.-TL ıslah harcı yatırılmış bulunduğu anlaşıldığından; fazla yatırıldığı tespit olunan 17.890,61.-TL harcın, kararın kesinleşmesini müteakiben talep edilmesi halinde yatırana İADESİNE, b) Davacı tarafından yatırılmış bulunan 10.086,61.-TL peşin harç, 8.536,00.-TL ıslah harcı, 615,40.-TL başvurma harcı ve 87,50.-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 19.325,51.-TL harcın; davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA, 3) Yargılama Gideri ve Gider Avansı : a) Davacı tarafından yatırılmış bulunan yargılama giderlerinin, davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA, b) Arabuluculuk faaliyeti neticesinde, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı anlaşıldığından; 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13. maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26/2. maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00.-TL arabuluculuk ücretinin, davacı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, c) Davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın; kararın kesinleşmesini müteakiben talep edilmesi halinde; 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi uyarınca davacıya İADESİNE, 4) Vekâlet Ücreti : Davalı tarafın, kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3, 13. maddeleri uyarınca (Mahkememizce reddine karar verilen 590.636,98.-TL üzerinden) takdir edilen 94.501,92.-TL vekalet ücretinin, davacı taraftan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde; (Mahkememize veya istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine dilekçe sunmak ya da tutanağa geçirilmek koşuluyla Zabıt Katibine sözlü beyanda bulunmak suretiyle) HMK'nın 345. maddesi uyarınca .... kanun yolu açık olmak üzere, yapılan açık yargılamada karar verildi. 05/06/2026
.... ¸ ¸ Gerekçeli Karar