İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/418 E. 2026/566 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/418
Karar No
2026/566
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Dosya No: 2025/418 Esas - 2026/566 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/418 KARAR NO : 2026/566

.... DAVA : Şirket Müdürlüğünün Sona Erdiğinin Tespiti Talebi DAVA TARİHİ : 03/06/2025 KARAR TARİHİ : 03/07/2026 G.K. YAZIM TARİHİ : 03/08/2026

Mahkememizde görülmekte olan Şirket Müdürlüğünün Sona Erdiğinin Tespiti Davasının yapılan açık yargılaması neticesinde, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. DAVA Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi kapsamında özetle; davacının .... ayakkabı üretimi yapmakta olduğu; davacının 2014 yılında bir ihaleye katılmak amacıyla davalı şirketten .... yevmiye numaralı limited şirket hisse pay devri sözleşmesi ile bir hisse devraldığı ve bu devir ile davalı şirkete ortak ve şirket müdürü olarak tescil edildiği; davacının adı geçen şirkete ortak olmasının ardından, başka sebeplerle ihaleye katılmayacağının anlaşılması üzerine aynı gün, 25/06/2014 tarihinde .... Noterliğinin ... yevmiye numaralı limited şirket hisse pay devri sözleşmesi ile devraldığı payı, payı devreden ortağa geri devrettiği; böylelikle davacının davalı şirket ile hiçbir ortaklık ilişkisinin kalmadığı ve şirket müdürlüğü sıfatının da ortadan kalktığı; hissesini noter sözleşmesi ile devreden davacının aynı tarih itibariyle şirket müdürlüğünden de ayrılmış olduğu ve şirketle hiçbir bağlantısının kalmadığı; bu sebeple davacının ortaklar kurulu kararı aldırmak ve .... yayınlatmak gibi bir yetkisinin de kalmadığı; buna karşın şirket ortaklarının kötüniyetli olarak davacının hisse devrinin ve müdürlükten ayrılmasının tescilini yapmadıkları, aksine davacının imzasını taklit etmek suretiyle hukuka aykırı ortaklar kurulu kararları aldıkları; davacının imzası taklit edilerek kararlar alındığı hususunun, davacının ortaklıktan ayrıldığının tespit ve tescili için açmak zorunda kaldığı .... Esas sayılı dosyasında bilirkişi incelemesi marifetiyle tespit edildiği ve anılan Mahkeme tarafından bu tespitler ile hisse devri sözleşmesi uyarınca davacının ortaklıktan ayrıldığının tespitine karar verildiği; Kanun gereği davacının sorumluluğuna gidileceğini bilen davalı şirket tarafından davacının şirket müdürlüğünden ayrılmasına ilişkin karar ve tescillerin de aynı amaç doğrultusunda yapılmadığı, bu dönemde şirketin fahiş tutarlarda borçlandırıldığı, bu borçların ödenmediği ve borcu karşılayacak malvarlığının da edinilmediği; davacının şirket hissedarlığından ve müdürlüğünden ayrılmasına ilişkin tesciller yapılmadığından, bu fahiş tutarlardaki borçlar kendisinden talep edildiğinde durumdan haberdar olduğu; her ne kadar davacının 23/12/2015 tarihli ortaklar kurulu kararı ile müdürlüğünün iptali tescil edilmiş ise de, şirketin büyük tutarlı borçlarının davacının müdür olarak tescil edildiği tarih ile müdürlüğünün iptalinin tescil edildiği tarihler arasında yapıldığı; davacının davalı şirketin kanuni temsilcisi olmamasına rağmen kayıtlarda şirket müdürü olarak görünmesi nedeniyle fahiş meblağlardaki vergi borçlarından sorumlu tutulduğu ve davacıya milyonlarca Türk Lirası tutarında ödeme emirleri gönderildiği; bu ödeme emirlerinin tebliği üzerine davacının .... şirket aleyhine düzenlenen ödeme emirlerinin ve haciz işlemlerinin iptali talepli dava açtığı; .... Karar sayılı kararında "davacının dava konusu ödeme emrine konu borçların vade tarihlerinde kanuni temsilci olarak vazife ifa edebilmesinin söz konusu olmadığı, davacının şirketi temsil etmesinin hukuken ve fiilen imkansız olduğu" gerekçesiyle ödeme emirlerinin iptaline karar verildiği ve anılan kararın ,,,, kararı ile davacının davalı şirket ile ortaklık veya şirket müdürlüğü nezdinde hiçbir ilişkisinin bulunmadığının kesinleştiği; davacının söz konusu şirket ile ilgili hiçbir faaliyette bulunmadığının ve karar alma süreçlerine katılmadığının, başvurmuş olduğu yargılama aşamalarında yapılan incelemeler ile tespit edildiği; noter sözleşmesi ile gerçekleştirilen hisse devrinin fiilen gerçekleşmiş olduğunda kuşku bulunmadığı; ancak davacının devir işlemlerinin yapıldığı 25/06/2014 tarihi itibariyle şirket müdürü olmadığının .... Gazetesinde ilan ve tescil edilmediği; beyan edilmiş olup; davacı ...'ın hisse devir tarihi olan 25/06/2014 tarihi itibariyle şirket müdürü olmadığının tespitine ve işbu kararın ilanına; davacı tarafa tescil ve ilana ilişkin gerekmesi hâlinde gerekli işlemleri yapmak üzere yetki verilmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. CEVAP Tensip zaptı ve davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesini içeren "ön inceleme duruşma davetiyesi"; (6100 Sayılı HMK.'nın 317, 318, 140/5, 141, 147 ve 320. maddeleri uyarınca ihtarat içerir şekilde) davalı şirkete 16/07/2025 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup; davalı tarafından Mahkememize cevap dilekçesi veya başkaca sözlü/yazılı herhangi bir beyan sunulmamış olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK.'nın 128. maddesi uyarınca, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamının, davalı tarafından inkar edilmiş olduğu kabul edilmiştir. DELİLLER 1. .... Noterliğinde Düzenlenen 25/06/2014 Tarihli, ... Tarafından Davacı ...'a Bir Payın Devrine İlişkin Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi. 2. .... Noterliğinde Düzenlenen 25/06/2014 Tarihli, Davacı ... Tarafından ...'ya Bir Payın Devrine İlişkin Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi. 3. Davalı Şirketin, .... Noterliğinin 25/06/2014 Tarihli ve ... Yevmiye Numarası ile Onaylanan 25/06/2014 Tarihli ve 6 Numaralı Ortaklar Kurulu Kararı. 4. Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 30/06/2014 Tarihli ve ... Sayılı Nüshasında Yayımlanan, Davalı Şirkete Ait Hisse Devri ile Temsil ve İlzam Konulu Tescil İlanı. 5. Davalı Şirketin, Ankara 36. Noterliğinin 18/12/2015 Tarihli ve 21205 Yevmiye Numarası ile Onaylanan 18/12/2015 Tarihli ve 8 Numaralı Ortaklar Kurulu Kararı. 6. T...., Temsil İlzam ve Yetki İptali Konulu Tescil İlanı. 7. Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı Ostim Vergi Dairesi Müdürlüğü Tarafından Davacı Adına Kanuni Temsilci Sıfatıyla Düzenlenen 11/05/2022 Tarihli Ödeme Emirleri. 8. ... Tarafından Düzenlenen 03/02/2020 Tarihli Bilirkişi Raporu. 12. ... 14. .... 17/06/2025 Tarihli Yazısı Kapsamında Gönderilen, Davalı Şirkete Ait Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi İlan Suretleri ile Ticaret Sicili Dosyasında Bulunan Belge Suretleri. 16. .... 18. .... Aracılığıyla Davalı Şirkete Keşide Edilen 30/04/2025 Tarihli ve .... Yevmiye Numaralı İhtarname ile Buna İlişkin Tebliğ Mazbatası. 20. Davacı Vekili Tarafından .... Sunulan 03/09/2025 Tarihli Başvuru Dilekçesi. 21. A.... 04/09/2025 Tarihli Tescile Davet Yazısı. 22. Davacı Vekili Tarafından Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğüne Sunulan 15/10/2025 Tarihli Başvuru Dilekçesi. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE a) DAVA KONUSU UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ : Mahkememiz nezdinde ikame olunan davanın; davacı ... tarafından, davalı ...ye yönelik açılan, Şirket Müdürlüğünün Sona Erdiğinin Tespiti Davası olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafından, Mahkememize cevap dilekçesi veya başkaca sözlü ve/veya yazılı bir beyan sunulmamış olması nedeniyle, taraflar arasında "uyuşmazlık bulunmayan hususlar" tespit edilememiş olmakla birlikte; 6100 sayılı HMK.'nın 128. maddesi uyarınca, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamının, davalı tarafından inkar edilmiş olduğu kabul edilmiştir. Bu doğrultuda uyuşmazlığın konusunun; davacının 25/06/2014 tarihi itibariyle davalı şirketin müdürü sıfatını taşıyıp taşımadığı; davacının, şirket müdürlüğünün sona erdiğinin tespitine, bu durumun Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanına ve ilgili işlemleri yapmak üzere yetki verilmesine hak kazanıp kazanmadığı hususlarından ibaret olduğu anlaşılmıştır. b) DAVA ŞARTLARI VE İLK İTİRAZLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ : Mahkememizce yürütülen yargılama kapsamında; öncelikle "dava şartlarının mevcut bulunup bulunmadığı" hususunda yapılan incelemede; dava konusu uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuk kapsamında bulunmadığı ve 6100 Sayılı HMK.'nın 114. maddesi kapsamında belirtilen dava şartlarında da eksiklik bulunmadığı tespit edilmiştir. Her ne kadar davacı vekili tarafından, daha önce zorunlu arabuluculuk kapsamında görüşme yapıldığı ve anlaşmaya varılamadığı beyan edilmiş ise de; dava konusu uyuşmazlık zorunlu arabuluculuk kapsamında bulunmadığından ve dosyaya herhangi bir arabuluculuk son tutanağı da sunulmadığından, bu beyanın esasa müessir bir sonucu bulunmamaktadır. Bunun yanı sıra "ilk itirazlar" hususunda yapılan incelemede; davalı şirket tarafından Mahkememize cevap dilekçesi sunulmamış olması nedeniyle, 6100 Sayılı HMK.'nın 117. maddesi uyarınca Mahkememizce "yetki" veya "tahkim" ilk itirazları hususunda herhangi bir inceleme yapılmamıştır. c) DAVA KONUSU UYUŞMAZLIĞIN İRDELENMESİ : Mahkememiz nezdinde ikame olunan dava kapsamında; davacı tarafından, davalı şirketten 25/06/2014 tarihinde noterde düzenlenen limited şirket pay devri sözleşmesi ile bir pay devralındığı; aynı gün yine noterde düzenlenen pay devri sözleşmesi ile devralınan payın devreden ortağa geri devredildiği; bu devir ile davacının hem ortaklık hem de şirket müdürlüğü sıfatının sona erdiği; buna rağmen davalı şirket tarafından gerekli tescil ve ilan işlemlerinin yapılmadığı ileri sürülerek; davacının 25/06/2014 tarihi itibariyle davalı şirketin müdürü olmadığının tespitine, bu kararın ilanına ve tescil ile ilana ilişkin gerekli işlemleri yapmak üzere davacı tarafa yetki verilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Davalı şirket tarafından Mahkememize cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmış olup; 6100 sayılı HMK.'nın 128. maddesi uyarınca, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamının, davalı tarafından inkar edilmiş olduğu kabul edilmiştir. Mahkememizce dosya üzerinde yapılan incelemede, uyuşmazlığın; davacının davalı limited şirketteki müdürlük sıfatının 25/06/2014 tarihi itibariyle sona erdiğinin tespiti ile bu hususun .... Gazetesinde ilanı ve tescil ile ilana ilişkin işlemleri yapmak üzere davacı tarafa yetki verilmesi istemine ilişkin bulunduğu anlaşılmıştır. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 106. maddesinin birinci fıkrası uyarınca tespit davası yoluyla mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir; anılan maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunması gerekir. Davacının, ticaret sicili kayıtlarında davalı şirketin müdürü olarak görünmesi nedeniyle kanuni temsilci sıfatıyla amme alacağı takibine muhatap kalmış olduğu dikkate alındığında, işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu anlaşılmakla; yukarıda (b) bölümünde açıklandığı ve 13/02/2026 tarihli ön inceleme duruşmasında tespit edildiği üzere, dava şartlarında bir eksiklik bulunmamaktadır. Davalı şirkete, tensip zaptı ve dava dilekçesini içerir ön inceleme duruşma davetiyesi, ticaret sicilinde kayıtlı adresine 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca 16/07/2025 tarihinde tebliğ edilmiş olup; taraf teşkili bu suretle sağlanmıştır. Davalı şirketin 25/06/2014 tarihli ve 6 numaralı ortaklar kurulu kararının (A) bölümü ile; şirket ortaklarından ...'nun bir payını davacıya devrettiği, bu devrin kabulüne ve keyfiyetin ortaklar pay defterine işlenmesine karar verildiği; aynı kararın (B) bölümü ile de mevcut şirket müdürü ...'nun müdürlük yetkisinin devamına, şirket ortakları ..., ... ve ...'un da aksi karar alınıncaya kadar müdür olarak, şirketi ayrı ayrı münferiden temsil ve ilzama yetkili kılınmalarına karar verildiği; anılan kararın 25/06/2014 tarihinde tescil edilerek .... 30/06/2014 tarihli ve 8601 sayılı nüshasının 894. sayfasında ilan edildiği anlaşılmıştır. Bu hâliyle davacı, tespitini istediği 25/06/2014 tarihinde davalı şirketin müdürlük sıfatını kazanmış olup; aynı tarih itibariyle bu sıfatın sona erdiğinden söz edilemeyeceği açıktır. Davacı; müdürlük sıfatının sona erdiği iddiasını, devraldığı payı aynı gün devreden ortağa geri devretmiş olmasına dayandırmaktadır. Ne var ki 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 595. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse esas sermaye payının devri için ortaklar genel kurulunun onayı şart olup, devir bu onayla geçerli olur; aynı Kanun'un 594. maddesinin birinci fıkrası uyarınca da esas sermaye paylarının devirleri pay defterine yazılır. Dava konusu uyuşmazlıkta; davacının ...'ya yaptığı geri devri onaylayan bir ortaklar kurulu kararı bulunmadığı gibi devrin pay defterine de işlenmediği; bu hususun .... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile sabit görüldüğü; anılan karar ile davanın kısmen kabulüne ve davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine karar verildiği; ancak çıkma iznine ilişkin kararın inşai nitelikte olup karar tarihinde hüküm ifade edeceği gerekçesiyle, iznin 25/06/2014 tarihi itibariyle verilmesine ilişkin istemin "fazlaya ilişkin istem" olarak reddedildiği; anılan karara karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun .... Karar sayılı ilamı ile onanmak suretiyle 20/09/2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar dosyada bulunan pay devri sözleşmelerinde matbu olarak "şirket sözleşmesinde devri yasaklayıcı bir hükmün ve genel kurulun iznine bağlı olmaksızın pay devrinin şirkete karşı hüküm ifade edip geçerli olduğu" beyan edilmiş ise de; bu beyan, devredenin tek taraflı açıklamasından ibaret olup, davalı şirketin şirket sözleşmesinin esas sermaye payının devri bakımından 6102 Sayılı TTK.'nın 595. maddesinden ayrılan bir düzenleme içerdiği dosya kapsamındaki belgelerden tespit edilememiştir. Anılan maddenin yedinci fıkrasında öngörülen zımni onay müessesesi ise; devrin onaya sunulduğuna ilişkin bir başvurunun varlığına bağlı olduğundan ve dosya kapsamında böyle bir başvuru bulunmadığından, uygulanma olanağı bulmamıştır. ....Esas ve ... Karar sayılı anılan kararı; taraflarının aynı olmasına rağmen ilk davanın hüküm fıkrası ile eldeki davaya ait talep sonucu aynı olmadığından 6100 Sayılı HMK.'nın 303. maddesi anlamında maddi anlamda kesin hüküm oluşturmamakla birlikte; aynı taraflar arasında ve tespiti istenen aynı maddi vakıa hakkında verilmiş kesinleşmiş bir yargı kararı olduğundan güçlü bir delil niteliğindedir. Mahkememiz nezdinde yürütülen yargılama kapsamında, anılan tespitin aksini gerektiren herhangi bir delil de sunulmamıştır. Şu hâlde davacının 25/06/2014 tarihli geri devri geçerlilik kazanmamış olup, davacının ortaklık sıfatı da bu tarih itibariyle sona ermemiştir. Kaldı ki; anılan pay devri geçerli olsaydı dahi, davacının müdürlük sıfatı bu devir ile kendiliğinden sona ermeyecekti. Zira 6102 Sayılı TTK.'nın 623/1. maddesi uyarınca şirketin yönetimi ve temsili şirket sözleşmesi ile düzenlenir; şirketin sözleşmesi ile yönetimi ve temsili, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebilir. Anılan hüküm dikkate alındığında; limited şirkette müdürlük sıfatının ortaklık sıfatına bağlı bulunmadığı, ortak olmayan üçüncü kişilere de müdürlük görevi verilebildiği anlaşılmakla; ortaklık sıfatının sona ermesi, tek başına müdürlük sıfatını da sona erdirmemektedir. 6102 Sayılı TTK.'nın 630/1. maddesi uyarınca genel kurul, müdürü veya müdürleri görevden alabilir, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabilir; anılan Kanun'un 630/2. maddesi uyarınca her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. Müdürlük sıfatı; bunların dışında müdürün istifası ile de sona erebilir. Dosya kapsamında ise davacının 25/06/2014 tarihinde müdürlük görevinden istifa ettiğine ilişkin herhangi bir belge bulunmadığı gibi; davacının müdürlük yetkisinin anılan tarihte genel kurul kararıyla kaldırıldığına ya da Mahkeme kararıyla sınırlandırıldığına ilişkin bir karar da bulunmamaktadır. Aksine; davalı şirketin 18/12/2015 tarihli ve 8 numaralı ortaklar kurulu kararının (B) bölümü ile mevcut şirket müdürleri ..., ..., ... ve ...'un müdürlük yetkilerinin iptal edilerek, ...'nın aksi karar alınıncaya kadar müdür olarak yetkili kılınmasına karar verildiği; anılan kararın 18/12/2015 tarihinde tescil edilerek Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 23/12/2015 tarihli ve 8974 sayılı nüshasının 56. sayfasında ilan edildiği anlaşılmaktadır. Şu hâlde davacının davalı şirketteki müdürlük sıfatı, tespiti istenen 25/06/2014 tarihinde değil, 18/12/2015 tarihli ortaklar kurulu kararı ile sona ermiş ve bu husus usulüne uygun olarak tescil ve ilan edilmiştir. Nitekim davacı da dava dilekçesinde, müdürlüğünün iptalinin tescil edilmiş olduğunu kabul etmektedir. Davacının, ".... Esas sayılı dosyasında alınan 03/02/2020 tarihli bilirkişi raporu kapsamında, anılan dosyaya .... tarafından gönderilen 26/04/2014 ve 18/12/2015 tarihli ortaklar kurulu kararlarında kendisi adına atılı imzaların, davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiğine" dair beyanına ilişkin olarak; anılan tespit, davacının söz konusu kararların alındığı toplantılara katılmadığını göstermekle birlikte, 18/12/2015 tarihli kararın davacının müdürlük yetkisini kaldıran bölümünün geçersizliği sonucunu doğurmaz. Zira 6102 Sayılı TTK.'nın 630. maddesinin birinci fıkrası uyarınca müdürün görevden alınması genel kurulun yetkisinde olup, görevden alınan müdürün bu karara katılması veya kararı imzalaması zorunlu değildir. Kaldı ki davacı, işbu dava kapsamında anılan kararların iptalini talep etmiş de değildir. Bu husus haricinde; anılan kararın geçersiz olduğunun kabulü hâlinde, davacının müdürlük sıfatının 18/12/2015 tarihinde dahi sona ermemiş olacağı dikkate alındığında, bu iddianın davacının dava konusu talebini desteklemediği; dolayısıyla esasa müessir nitelikte bulunmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan anılan bilirkişi raporu, davacıya müdürlük sıfatı kazandıran 25/06/2014 tarihli ve 6 numaralı ortaklar kurulu kararına ilişkin bulunmayıp; davacı tarafından da anılan karardaki imza yönünden bir iddia ileri sürülmemiştir. Davacının dayandığı ...Karar sayılı kararı ile bu kararı hukuka uygun bulan .... kararlarına ilişkin olarak; anılan kararlar, davacının kanuni temsilci sıfatıyla amme borcundan sorumlu tutulup tutulamayacağı yönünden verilmiş idari yargı kararları olup, davacının özel hukuk bakımından müdürlük sıfatını hangi tarihte kazandığı ve hangi tarihte kaybettiği hususunda Mahkememiz yönünden bağlayıcı bir kesin hüküm oluşturmaz. Nitekim anılan kararların gerekçesinde de davacının temsil görevini fiilen ifa edemediği vurgulanmış olup, davacının müdürlük sıfatının 25/06/2014 tarihi itibariyle sona erdiği yönünde bir tespit yapılmamıştır. Davacının, müdürlük sıfatının sona erdiğinin .... Gazetesinde ilanına ve tescil ile ilana ilişkin işlemleri yapmak üzere kendisine yetki verilmesine ilişkin talepleri de, asıl tespit talebine bağlı fer'i taleplerdir. Asıl talebin yukarıda açıklanan gerekçelerle yerinde görülmemesi nedeniyle, bu taleplerin de kabulüne olanak bulunmamaktadır. Anılan husus haricinde; davacının müdürlük sıfatının sona ermesi 18/12/2015 tarihinde tescil ve 23/12/2015 tarihinde ilan edilmiş olduğundan, bu yönden ticaret siciline tescili gereken bir husus da kalmamıştır. Öte yandan 6102 Sayılı TTK.'nın 33. maddesinde; tescili zorunlu olup da kanuni şekilde ve süresi içinde tescili istenmemiş olan bir hususu haber alan sicil müdürünün, ilgilileri belirleyeceği uygun bir süre içinde kanuni zorunluluklarını yerine getirmeye veya o hususun tescilini gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmeye çağıracağı; süresi içinde kaçınma sebepleri bildirildiği takdirde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesinin dosya üzerinde inceleme yaparak tescili gerekli olan bir hususun bulunduğu sonucuna varması hâlinde bunun tescilini sicil müdürüne emredeceği düzenlenmiş olup; ticaret siciline tescile zorlama, bu özel hükümde gösterilen usule tabidir. Nitekim dosya kapsamında da, davacının ortaklıktan çıkmasına izin verilmesine ilişkin kararın tescili bakımından .... tarafından ... Esas sayılı dosyası ile dava açıldığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında bulunan ...Karar sayılı kararı ile davalı şirketin bir başka ortağı olan ...'in ortaklıktan 25/06/2014 tarihi itibariyle haklı nedenle çıkmasına izin verildiği ve bu hususun 22/11/2021 tarihinde tescil edildiği anlaşılmakta ise de; anılan karar, davacı yönünden verilmiş olmadığı gibi işbu davanın konusunu oluşturan müdürlük sıfatına da ilişkin bulunmadığından, Mahkememiz yönünden bağlayıcı değildir. Nitekim anılan kararın hüküm fıkrasında tescil ve ilana ilişkin bir bent bulunduğundan doğrudan tescil edilebilmiş; davacı hakkında verilen ... Karar sayılı kararda ise böyle bir bent bulunmadığından, tescil bakımından yukarıda açıklanan özel usule başvurulması gerekmiştir. Bu bağlamda ayrıca belirtmek gerekir ki; davacı vekili tarafından sunulan 13/03/2026 tarihli beyan dilekçesinde, ... Karar sayılı kararı ile davacının ortaklıktan çıktığının tescil ve ilanına da karar verildiği ileri sürülmüş ise de; anılan kararın hüküm fıkrasında tescil ve ilana ilişkin herhangi bir bent bulunmamaktadır. Açıklanan hususlar doğrultusunda; davacının 25/06/2014 tarihi itibariyle davalı şirketin müdürü sıfatını taşıdığı, bu sıfatın anılan tarihte sona ermediği ve davacının müdürlük sıfatının 18/12/2015 tarihli ortaklar kurulu kararı ile sona ererek usulüne uygun olarak tescil ve ilan edildiği anlaşılmakla; davanın reddine dair aşağıda belirtildiği şekilde karar tesis edilmiştir. HÜKÜM 1) Davanın REDDİNE, 2) Karar ve İlâm Harcı : a) 492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli ve davacı tarafından yatırılmış olduğu anlaşılan 732,00.-TL karar ve ilam harcının; davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA, b) Davacı tarafından yatırılmış bulunan 615,40.-TL başvurma harcı ve 87,50.-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 702,90.-TL harcın; davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA, 3) Yargılama Gideri ve Gider Avansı : a) Davacı tarafından yatırılmış bulunan 875,00.-TL posta ve tebligat gideri ile 225,00.-TL dava dosyası masrafı olmak üzere toplam 1.100,00.-TL yargılama giderinin, davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA, b) Davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın; kararın kesinleşmesini müteakiben talep edilmesi halinde; HMK.'nın 333. maddesi uyarınca davacıya İADESİNE, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde; (Mahkememize veya istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine dilekçe sunmak suretiyle) 6100 Sayılı HMK.'nın 343. ve 345. maddeleri uyarınca .... kanun yolu açık olmak üzere, yapılan açık yargılamada karar verildi. 03/07/2026

.... Gerekçeli Karar

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/418, K. 2026/566, T. 03.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-418-e-2026-566-k-1024323f9a78