Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1375 E. 2026/1943 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1375
Karar No
2026/1943
Karar Tarihi

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1375 KARAR NO : 2026/1943

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/06/2023 NUMARASI : 2018/357 Esas - 2023/534 Karar

DAVACI : VEKİLLERİ : Av. .... DAVALI : VEKİLLERİ : Av. ... İHBAR OLUNANLAR : 1 DAVA : Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi'nin Hükümsüzlüğü ile Şirket Ortaklar Kurulu Kararının Yok Hükmünde Olduğunun Tespiti ya da İptali İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 26/06/2026 YAZIM TARİHİ : 26/06/2026

.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/06/2023 tarihli ve 2018/357 Esas-2023/534 Karar sayılı kararı aleyhine davacılar ve bir kısım davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, 2 ortaklı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. sermayesinin %10 oranında ortağı olduğunu, şirketin 26/05/2017 tarihli ortaklar kurulu toplantısında davacının yokluğunda, davacının sahip olduğu tüm hisselerin, diğer ortak ...'a devri kararı alındığını, davacının imzası taklit edilmek suretiyle karar alındığını, davacının limited şirket pay devri sözleşmesini, korkutularak ve iradesi fesada uğratılmak suretiyle imzalatıldığını, tarafların evliliğinin 29 yıl sürdüğünü, davalının kurguladığı ve profesyonelce sürdürdüğü planlarının boşanmasının gerçekleşmesi sonrasında ortaya çıktığını, davalı ... ...'un FETÖ ile ilgili söylemlerinde korku ve endişe ortamını yarattığını, yarattığı bu panik ortamından yararlanmak için hisse devrini gerçekleştirdiğini, aynı adreste bulunan her iki şirketin bu durumunu ve davacının güvenini kötüye kullanan davalının bu eylemlerine çalıştıkları bankayı da ortak ettiğini, ayrıca şirket ile ilgili konularda davacıya haber verilmesinin de önüne geçmek adına mail yoluyla tüm çalışanlara talimat verildiğini, bu sebeple çalışanların davacıya hiçbir işlemi haber vermediklerini, davacının yakın zamanda şirketin muhasebesi ile ilgilenmesi için yeni bir çalışanı işe aldığında bilgi ve belgelere erişerek tüm sahte işlemlere vakıf olduğunu, şirket hisse devrini içeren kararın davacının yokluğunda ve imzası taklit edilmek suretiyle alındığını, davalının davacıyı korkutarak ve acele ile İstanbul'da işyerine noter çağırarak huzurda imza atılmasını sağladığını, ancak Mersin'de şirket merkezinde de aynı gün davacının oradaymış gibi imzasının atıldığını, yani Mersin'de şirket merkezinde alınan kararda davacının hiç yer almadığını ve imza da atmadığını, imza incelemesi talep ettiklerini, davalı tarafından sahte imza ile tamamlanan devrin bedeli ödenmemiş olduğunu, sahte imzalı belgeler kullanılarak sahtecilik suçu işlendiğini, davalının şirketin tüm hisseleri kendisine aitmiş gibi yapmış olduğu tüm işlemlerin de hukuka aykırı olduğunu belirterek öncelikle davalının şirkette karar alma ve faaliyetlerini sınırlayacak şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve bu kararın Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne tebliğini, .... Noterliği'nce düzenlenen 26/05/2017 tarihli ve 13668 yevmiye no'lu şirket hisse devri sözleşmesinin ahlaka ve kişilik haklarına aykırı olması sebebiyle kesin hükümsüz olduğunun, davalı şirketin 94 sayılı ve 26/05/2017 tarihli kurul kararının sahte imza içermesi sebebiyle yok hükmünde olduğunun tespiti ile hisse devri kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, davalının eski eşi olduğunu, tarafların evlilikleri sırasında ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ve ... İnş. Gıda ... Ltd. Şti. isimli iki ayrı tekstil firması kurulduğunu, tarafların 29 yıllık evliliklerini, evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması sebebiyle anlaşmalı olarak sonlandırmaya karar verdiklerini ve .... Aile Mahkemesi'nin 2017/487 Esas-2017/515 Karar sayılı dosyasında 17/07/2017 tarihinde verilen karar neticesinde anlaşmalı olarak boşandıklarını, boşanma kararının verilmesinin ardından taraflar mahkemeye başvurarak istinaf yolundan feragat ettiklerine dair dilekçe sunduklarını ve boşanma kararının 04/08/2017 tarihinde kesinleştiğini, boşanma kararının kesinleşmesinden bir süre sonra davalının yeniden evlendiğini, ancak davalının bekar bir erkek olarak yeniden evlenmesiyle birlikte davacı tarafından davalının ardı arkası kesilmeyen taleplere, hakaretlere, iftiralara suçlamalara maruz bırakıldığını, davalının davacı tarafı korkutarak ve iradesini fesada uğratarak ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ndeki hisselerini kendisinden devir aldığı ve davacı tarafı hile ile kandırarak şirket pay devir sözleşmesini imzalattığı iddialarının gerçek dışı ve hukuken mesnetsiz olduğunu, davacı tarafın davalı aleyhine bu konuda yapmış olduğu şikayet başvurusu üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/48458 Hazırlık no'lu dosyasıyla 28/03/2018 tarihinde Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar tanzim edilmiş olduğunu, işbu karara davacı tarafın yapmış olduğu itirazın .... Sulh Ceza Hakimliği'nin 2018/2643 D. İş sayılı kararıyla 14/03/2018 tarihinde reddedildiğini, bu kararın kesinleştiğini, davalının davacı tarafa hisse devri karşılığında herhangi bir ödeme yapma zorunluluğunun bulunmamasına rağmen boşanmadan çok sonra yüklü bir bedelin davacının hesabına gönderildiğini belirterek ....Aile Mahkemesi'nin 2018/121 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasına, davalı aleyhine devam ettiği iddia edilen savcılık soruşturma dosyalarının celbi ve bu soruşturmaların sonucunun bekletici mesele yapılmasına, davanın reddi halinde yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; ilk derece mahkmesi özetle, "... tanık beyanlarından davacının iradesi sakatlanacak düzeyde korkutulduğu sonucuna varılamayacağı, noter huzurunda düzenlenen sözleşmede devre konu hisse bedelinin davacıya ödendiğinin ifade edildiği, resmi memur huzurunda tanzim edilen 26/05/2017 tarihli limited şirket pay devri sözleşmesinin davacının iradesi sakatlanarak imzalatıldığını, sözleşmeye konu bedelin ödenmediğini ispata yarayacak delilin mevcut olmadığı, anlaşılmıştır. Her ne kadar 26/05/2017 tarihli genel kurul kararında ... ... adına atılan imzanın ... ...'a ait olmadığı Jandarma Kriminal Laboratuvarı'nın raporu ile sabit ise de, ticaret sicil kaydına göre ... San. Ve Tic. Ltd. Şti 'nin iki ortağının olduğu, ortaklardan birisinin davacı ... ..., diğerinin de davalı ... ... olduğu anlaşıldığından ve noter huzurunda yapılan sözleşmede her iki ortak da yer aldığından, taraflar arasındaki noter huzurunda düzenlenen pay devri sözleşmesinin genel kurul kararı yerine de geçeceği, noter huzurundaki sözleşmenin tanziminden sonra ortaklar tarafından yeniden genel kurul yapılması gerekmediğinden, genel kurul kararında davacının imzasının olup olmamasının sonuca bir etkisinin olamayacağı kanaatine varılmıştır. Aksinin ileri sürülmesi TMK'nın 2.maddesine de uygun düşmeyecektir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2014/14676 Esas 2015/409 Karar sayılı kararında da ... denilmekle bu emsal karar dikkate alınmıştır. Görüldüğü üzere Limited Şirketlerde noterde yapılan hisse devrine ortaklar genel kurulunca onay verilmesi ile devrin tamamlanmış olacağı, dava konusu şirket iki ortaklı limited şirket olduğundan, ortaklar arasında noterde yapılan sözleşmenin aynı zamanda genel kurul kararı yerine de geçmesi nedeniyle ,tarafların noterde devir sözleşmesini imzalaması ile birlikte hisse devrinin tamamlandığı ve noter evrakına konu işlemden davacının vazgeçtiğine dair noter evrakına eş değer vasıfta bir belgenin de bulunmadığı dosya kapsamı ile sabit olduğundan, genel kurul kararının geçersiz olduğunun ileri sürülmesinde her hangi bir hukuki yarar mevcut olmadığı, tüm bu hususlar ve dosya kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde davanın reddinin gerektiği kanaatine varılmıştır. ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı şirketin ticari defter ve banka kayıtlarını yeterince değerlendirmeden eksik inceleme ile karar verildiğini, davacının şirketteki payını korkutma, hile ve irade fesadı ile devre zorlandığı yönündeki delil ve tanık beyanlarının yeterince değerlendirilmediğini, pay devrinde ilişkin ortaklar kurulu kararındaki imzanın sahte olduğununa dair iddialarının ve kriminal inceleme sonuçlarının göz ardı edilmemesi gerektiğini, davalı tarafından gerçekleştirilen hileli işlemler mal kaçırma ve şirket yönetimine ilişkin delillerin değerlendirilmediğini, ceza soruşturması ve kanun yararına bozma kararlarının dosyaya etkisinin incelenmemesi nedeniyle eksik inceleme yapıldığını iddia ederek verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLER : Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi'nin Hükümsüzlüğü ile Şirket Ortaklar Kurulu Kararının Yok Hükmünde Olduğunun Tespiti ya da İptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi'nce davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı deliller ile usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere göre kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, davacı tarafından, tarafların evli oldukları dönemde birlikte ortağı oldukları ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nde davacının %10 oranında hissesi bulunduğu, davalının yarattığı korku ve endişe ortamının etkisiyle, İstanbul'daki işyerine çağrılan noterce düzenlenen .... Noterliği'nce düzenlenen 26/05/2017 tarihli ve 13668 yevmiye no'lu Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi'ni imzaladığı, sözleşmeye göre davacıya ait %10 oranındaki şirket hissesinin 150.000.000,00.TL bedel karşılığı davalıya devredildiği, ancak hisse devir bedelinin ödenmediği, taraflar boşandıktan sonra şirketin 94 sayılı ve 26/05/2017 tarihli kurul kararındaki imzanın kendisine ait olmadığını ve sahte olduğunu, yine bu kararın, kendisinin İstanbul'da bulunduğu sırada Mersin'de düzenlenmiş olduğu iddiasıyla limited şirket hisse devir sözleşmesinin kesin hükümsüzlüğünün tespiti ile şirket kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespiti ya da iptaline karar verilmesi talep edilmiş ise de, dosyada dinlenilen davacı tanıklarının beyanlarının davacının korkutulması sonucu iradesinin fesada uğratıldığı ve bunun etkisiyle davaya konu limited şirket hisse devir sözleşmesini imzaladığı sonucunu çıkaracak düzeyde olmadığı, noter huzurunda düzenlenen ve taraflarca imzalanan Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi'nde davacının devrettiği hisse bedelini teslim aldığını kabul ve beyan ettiği, bu durum karşısında, 4721 sayılı TMK'nın 6.maddesi ile 6100 sayılı HMK'nın 190/1.maddesi gereği, davacının hisse devir bedelinin ödenmediğine ilişkin iddiasını yazılı belge ya da diğer kesin delillerle ispat etmesi gerektiği, davacı tarafça sözkonusu iddiasını ispata elverişli bir delil sunulmadığı, davacı ve davalıdan oluşan 2 ortaklı şirkette davacının, kendisine ait %10 oranındaki payı diğer şirket ortağı olan davalıya devrine ilişkin noter huzurunda yapılan sözleşmede her iki ortak da yer aldığından, taraflar arasındaki noter huzurunda düzenlenen pay devri sözleşmesinin genel kurul kararı yerine de geçeceği, dolayısıyla 6102 sayılı TTK'nın 595/2.maddesinde öngörüldüğü şekilde devrin geçerli sayılabilmesi için ayrıca yeniden ortaklar genel kurulu onayına ihtiyaç bulunmadığı anlaşılmış, sonuç olarak ilk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığından, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Yukarıda belirtilen sebeplerle İlk Derece Mahkemesi'nce verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/06/2023 tarihli ve 2018/357 Esas-2023/534 Karar sayılı kararı aleyhine davacılar ve bir kısım davalıların vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00.TL istinaf karar harcından peşin olarak alınan 269,85.TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15.TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde İlk Derece Mahkemesi'nce İADESİNE, 6-Kararın DAİREMİZCE taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 7036 sayılı Kanunun 7'nci maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 26/06/2026 tarihinde oy birliğiyle ile karar verildi.

... Başkan ... ¸

... Üye ... ¸

... Üye ... ¸

... Katip ... ¸

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1375, K. 2026/1943, T. 26.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1375-e-2026-1943-k-b42924dc98e2