Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2140 E. 2026/2535 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/2140
- Karar No
- 2026/2535
- Karar Tarihi
T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/2140 - 2026/2535 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/2140 KARAR NO : 2026/2535 KARAR TARİHİ : 09/10/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/05/2026 NUMARASI : 2026/187 ESAS 2026/618 KARAR DAVACI : ... VEKİLİ : Av. DAVALI : ... VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 09/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/10/2026
... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/187 esas 2026/618 karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusu üzerine dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 11.08.2020 tarihinde "Tedarikçi Sözleşmesi" akdedildiğini, söz konusu sözleşmenin, taraflar arasındaki ticari ilişkinin hukuki çerçevesini, edimlerin kapsamını, birim fiyatları ve ödeme koşullarını şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlediğini, sözleşmenin 2. maddesinde kapsam; "... Nolu Yüksek Fırın Projesi kapsamında kullanılmak üzere, hazır betonun üretimi, nakliyesi ve dökümü" olarak tayin edildiğini, bu bağlamda taraflar arasında sadece bir alım-satım ilişkisi değil, projenin niteliği gereği süreklilik arz eden, güven esasına dayalı ve teknik şartnamelere bağlı bir ticari iş birliği tesis edildiğini, Sözleşme hükümlerine göre müvekkili şirketin, davalının yürüttüğü proje için gerekli olan beton sınıflarını (C16/20, C25/30, C30/37, C35/40) temin etmekle yükümlü kılındığını, ödeme şartlarını düzenleyen 5. madde uyarınca; teslimi yapılan hazır beton için haftalık olarak fatura düzenleneceği ve bu faturaların fatura tarihinden itibaren 60 (altmış) gün içerisinde banka transferi ile ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin, sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren tüm yükümlülüklerini eksiksiz, zamanında ve teknik standartlara uygun olarak yerine getirmiş; ancak davalı taraf, sözleşme ile bağlı olduğu ödeme vadelerine riayet etmeyerek müvekkilini ağır bir finansal yük altında bıraktığını, ticari hayatın olağan akışı içerisinde, taraflar arasındaki bu denli kapsamlı ve sözleşmeye dayalı bir ilişkide, edimlerin ifa edildiği hususu sunulan cari hesap kayıtları ve irsaliyelerle sabit olduğunu, davalının, sözleşme süresince müvekkilinin sunduğu hizmetlerden faydalandığını, beton döküm işlemlerini projesine dahil ettiğini ve bu süreçte herhangi bir ayıp veya eksiklik ihbarında da bulunmadığını, davalı borçlunun müvekkili şirkete olan borcunu ödememesi, alacağın fatura ve irsaliyelerle sabit olması ve yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmiş olması nedeniyle; davalı borçlu şirketin taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları (özellikle banka hesapları ve hakedişleri) üzerine, alacak miktarını (1.946.129,12.TL) karşılayacak oranda teminatsız veya mahkemenizce uygun görülecek bir teminat karşılığında ivedilikle ihtiyati haciz kararı verilmesine, davanın kabulü ile; davalı borçlunun ... İcra Dairesi’nin 2025/27339 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz itirazın iptaline ve takibin aynı şartlarla devamına, icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile, alacağın likit ve belirlenebilir olması, davalının itirazının haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle; davalı aleyhine asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davalı vekili, taraflar arasında akdedilen 11.08.2020 tarihli "Tedarikçi Sözleşmesi"nde sözleşmeden doğan uyuşmazlıkların çözümünde tahkim şartı öngörüldüğünü, HMK m. 412 ve devamı maddeleri uyarınca, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözüm yerinin mahkemeler değil, tahkim heyeti olduğunu, bu nedenle davanın tahkim ilk itirazları doğrultusunda usulden reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, tahkim itirazlarının yerinde görülmemesi halinde; sözleşmenin ilgili maddesi uyarınca işbu uyuşmazlıkta Ankara Mahkemeleri ve İcra Daireleri'nin yetkili kılındığını, davacının, işin sözleşmeye uygun şekilde tamamlandığını somut ve denetlenebilir delillerle ispat etmesinin yasal zorunluluk olduğunu, dava konusu edilen tutarın, taraflar arasında tartışmalı olduğunu, yargılamayı ve detaylı bir teknik incelemeyi gerektirdiğini, alacağın varlığı ve miktarı likit (belirlenebilir) olmadığından, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini, ayrıca, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun ihtiyati haciz taleplerinin de reddi gerektiğini, izah edilen nedenlerle; öncelikle Tahkim ve Yetki İlk itirazlarının kabulü ile davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : Yerel mahkemece verilen karar ile;" taraflar arasındaki sözleşmelerde taraflar tahkim şartını öngörmüşlerdir. HMK.nun 412. maddesinde tahkim koşulları düzenlenmiştir. Buna göre; tahkime elverişli bir konu olması, yazılı şekilde yapılmış olması, uyuşmazlığın açıkça belirtilmesi, mahkemelere başvuru yolunun kapatılması ve tahkim itirazının karşı tarafça ilk itiraz olarak ileri sürülmesi gerekmektedir. Bu kapsamda yapılan değerlendirmede taraflar arasında akdedilen sözleşmelerden kaynaklanan ihtilafların tahkimde çözümleneceğine ilişkin geçerli bir tahkim sözleşmesinin bulunduğu, tacir olan tarafların uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi yolundaki iradelerini tereddüte yol açmayacak şekilde göstermeleri nedeniyle tahkim şartının geçerli olduğu, davalının yasal süresi içinde uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi gerektiğine dair ilk itirazda bulunduğu anlaşılmakla; davanın HMK'nun 116/1-b ve 413/1.maddeleri gereğince usulden reddine " şeklinde karar verilmiştir. DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili tarafından verilen istinaf dilekçesi ile; taraflar arasında uyuşmazlığa konu olan ticari ilişkiyi düzenleyen Tedarikçi Sözleşmesi'nin 11/08/2020 tarihinde imzalandığını, genel hukuk ilkeleri çerçevesinde henüz var olmayan bir kuruma yetki verilmesinin maddi bir imkansızlık olduğunu, Ankara Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi bu tarihten sonra 19/04/2021 tarihinde ticaret sicil müdürlüğünde tescil ettirilmiş sözleşme tarihinden kurulmuş bir tahkim kurulunun olmadığını, hukuken var olmayan bir süjeye yargılama yetkisi tanınmasının yoklukla malul bir irade beyanı olduğunu, faturalar, sevk irsaliyeleri ve BA formları ile likit hale geldiğini, davalının kısmi ödemeleriyle borç ilişkisinin ikrar edildiğini, maddi imkansızlık nedeniyle geçersiz olan tahkim şartına dayanılarak davanın usulden reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını beyan etmiştir. DELİLLER : Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı. GEREKÇE : Dava, icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mehkemesince davanın, uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözülmesi gerektiğinden usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından İstinaf kanun yoluna başvurulmuştur. HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf incelemesi, istinafa başvuran tarafın istinaf başvuru dilekçesinde bildirdiği sebeplerle sınırlı ve kamu düzeniyle ilgili olarak resen yapılmıştır. 6100 sayılı HMK'nun 412. maddesinde; "Tahkim sözleşmesi, tarafların, sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tamamı veya bir kısmının çözümünün hakem veya hakem kuruluna bırakılması hususunda yaptıkları anlaşmadır. (2) Tahkim sözleşmesi, taraflar arasındaki sözleşmenin bir şartı veya ayrı bir sözleşme şeklinde yapılabilir. (3) Tahkim sözleşmesi yazılı şekilde yapılır. Yazılı şekil şartının yerine getirilmiş sayılması için, tahkim sözleşmesinin taraflarca imzalanmış yazılı bir belgeye veya taraflar arasında teati edilen mektup, telgraf, teleks, faks gibi bir iletişim aracına veya elektronik ortama geçirilmiş olması ya da dava dilekçesinde yazılı bir tahkim sözleşmesinin varlığının iddia edilmesine davalının verdiği cevap dilekçesinde itiraz edilmemiş olması yeterlidir. Asıl sözleşmenin bir parçası hâline getirilmek amacıyla tahkim şartı içeren bir belgeye yollama yapılması hâlinde de tahkim sözleşmesi yapılmış sayılır. (4) Tahkim sözleşmesine karşı, asıl sözleşmenin geçerli olmadığı veya tahkim sözleşmesinin henüz doğmamış olan bir uyuşmazlığa ilişkin olduğu itirazında bulunulamaz. (5) Yargılama sırasında tarafların tahkim yoluna başvurma konusunda anlaşmaları hâlinde, dava dosyası mahkemece ilgili hakem veya hakem kuruluna gönderilir." hükümleri bulunmaktadır. Somut olayda, taraflar arasındaki Tedarik sözleşmesinin 10. Maddesinde "Bu Sözleşmenin ifasından, yürütülmesinden veya yorumlanmasından doğan tüm uyuşmazlıklar, öncelikle Tarafların yetkili temsilcileri arasında müzakere yoluyla ve iyi niyetle çözülmeye çalışılacaktır. Taraflar anlaşamazlarsa, uyuşmazlık Ankara Tahkim ve Arabuluculuk Merkezince ATAM") atanacak olan arabulucularca ve bu Merkezin Arabuluculuk Usul Kuralları uygulanarak çözülmeye çalışılacaktır. Taraflar, arabuluculukta bir çözüme ulaşılamaması halinde bütün haklarını saklı tutarlar. Taraflardan hiçbiri, arabuluculuk devam ederken kendi haklarını korumak için gerekli olabilecek geçici hukuki himaye tedbirini almaktan veya tahkim sürecine devam etmekten feragat etmiş sayılmaz." düzenlemesi bulunduğu anlaşılmıştır. Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmede tahkim şartı bulunduğunun davalı tarafından cevap dilekçesinde ilk itiraz olarak ileri sürüldüğü, taraflar arasındaki özleşmenin 10. Maddesinde tarafların tahkim iradesinin açık, kesin ve tereddüde yer vermeyecek şekilde ortaya konulduğu, sözleşmede uyuşmalıkların çözümüne dair başkaca bir madde de bulunmadığı, uyuşmazlığın çözüm yerinin tahkim olması sebebi ile mahkemece yazılı gerekçe ile uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözümlenmesi gerektiğinden davanın usulden reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin ise yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1)-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2)-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli istinaf karar harcının peşin yatırılmış olduğu anlaşıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3)-6100 sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince istinaf eden davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA, 4)-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5)-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE, 6)-HMK'nın 359/4 maddesince karar tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından YAPILMASINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 7036 sayılı Kanunun 7'nci maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 09/10/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır