İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/597 E. 2026/528 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/597
- Karar No
- 2026/528
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/597 Esas KARAR NO : 2026/528 DAVA : Tespit DAVA TARİHİ : 15/06/2026 KARAR TARİHİ : 24/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin --------- ili ---------- ilçesi --------- mah. ---------- Caddesi No:--------- adresinde bulunan --------- adlı işletmenin sahibi olup, söz konusu restoran işletmesi; bulunduğu lokasyon, müşteri portföyü, marka bilinirliği, sosyal medya görünürlüğü, ticari itibarı ve sektörde oluşturduğu reklam/ pazarlama değeri dikkate alındığında yüksek ekonomik değere sahip, güçlü ticari potansiyeli bulunan ve ciddi müşteri sirkülasyonu yaratan nitelikli bir işletme olduğunu, davalı ---------, Müvekkili şirket yetkilisi -------- eski eşi olan ve şirket işlerinde ----------- adına fiilen hareket eden ----------- ile ortak tanıdıkları ---------- aracılığıyla tanıştığını, kendisini yatırım uzmanı, yatırım danışmanı, ekonomist ve yüksek hacimli ticari organizasyonlar yöneten bir kişi olarak tanıttığını, davalının sosyal medya platformlarında tanınan bir profil oluşturması, yatırım alanında faaliyet gösterdiği yönündeki açıklamaları, çeşitli çevrelerle bağlantılı olduğunu ve müşteri açısından katma değer sağlayacağını ifade etmesi ve güven veren söylemleri nedeniyle müvekkili şirket nezdinde ciddi bir güven ilişkisi oluştuğunu, davalının süreç içerisinde müvekkili şirkete ait “-----------” isimli işletme nezdinde aktif şekilde yer almaya başladığını, işletmenin faaliyetlerine fiilen katıldığını, şirket organizasyonu içerisinde hareket ettiğini , çeşitli toplantılar gerçekleştirdiğini, , müşteri çevresi ile temas kurmuş ve işletme üzerinde ortak gibi davranmaya başladığını, davalının müvekkili Şirket yetkilisi adına hareket eden ile birlikte işletmenin faaliyetleri içerisinde yer alma hususunda defalarca görüştüğünü; kendisini üçüncü kişiler nezdinde işletmenin ortağı gibi tanıttığını, davalının , söz konusu --------- adlı işletmenin ortağı olabilmek adına başlangıçta müvekkili Şirket'ten hisse devri sözleşmesi ile hisse devralacağını taahhüt ettiğini ancak sonra yazılı sözleşmeyi akdetmekten imtina ettiğini, dolayısıyla her ne kadar taraflar arasında usulüne uygun şekilde imzalanmış ve tamamlanmış bir hisse devir sözleşmesi ya da şirket ortaklık sözleşmesi bulunmasa da; davalının fiili davranışları, işletme faaliyetlerine katılımı, ekonomik menfaat elde etmesi, şirket organizasyonu içerisinde karar alma süreçlerinde yer alması (çalışanları işten çıkarma işe alma vs gibi süreçlerde aktif rol oynaması) ve dış dünyaya ortaklık görün- tüsü vermesi birlikte değerlendirildiğinde; davalı ile müvekkili Şirket arasında en azından TBK m.620 ve devamı kapsamında fiili/adî ortaklık ilişkisi bulunduğunun açık olduğunu, somut olayda da davalı; - işletme faaliyetlerine aktif katılım sağladığını-işletmenin ticari çevresini kullanmış, -şirket nam ve hesabına hareket ettiğini, -üçüncü kişiler nezdinde ortak gibi davrandığını,-işletmeye ilişkin ekonomik faaliyetlerde yer aldığını, -çeşitli organizasyon ve toplantılar gerçekleştirdiğini, -şirket bünyesinde fiili yönetim faaliyet- lerinde bulunduğunu, sosyal medya ve çeşitli platformlarda işletme ile birlikte hareket eden kişi görüntüsü verdiğini, davalının bu süreçte şirket faaliyetlerinden ekonomik menfaat elde ettiğini; buna karşılık hukuki ve mali yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davalı tarafından şirket ortaklığı ve hisse devrine ilişkin çeşitli görüşmeler yürütüldüğünü; ancak davalı resmi yükümlülük altına girmekten sürekli kaçındığını, hazırlanması planlanan hisse devri ve ortaklık sözleşmelerini imzalamadığını ve süreci fiili şekilde sürdürmeye çalıştığını, davalı işbu işletmedeki aktif süreci temsilen -------- adında bir kişi yetkilendirdiğini, kendisini işletmenin ortağı olarak tanıttığını, müvekkili Şirket yetkililerine işletme personelini toplayarak kendisini ortak olarak tanıtmasını istediğini, ancak davalı ortaklık ilişkisi kapsamında üstlenmesi gereken mali yükümlülükleri yerine getirilmediğini, davacının bilcümle fazlaya ilişkin talep, dava, maddi ve manevi zarar, vesair talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile; avalı ----------- ile davacı şirket arasında TBK m.620 ve devamı kapsamında adi ortaklık ilişkisi bulunduğunun tespitine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, davalı--------- ile davacı şirket arasında TBK m.620 ve devamı kapsamında adi ortaklık ilişkisi bulunduğunun tespitine ilişkin bir tespit davasıdır. "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 106. maddesinde tespit davasıyla ilgili olarak "Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir. Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır. Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz." şeklinde düzenleme yapılmıştır. HMK'nın 106 maddesi ile alacağın belirlenebilmesi için tek başına tespit davası açılabilmesi mümkün hale getirilmiştir. Ancak, tespit davasında, sadece tespit hükmü verilebilir. Tespit davasında verilen karar ile hukuki ilişkinin varlığı veya yokluğu kesin olarak tespit edilir. Bir tespit davasının kabule şayan olabilmesi için, bu davanın konusunu oluşturan hukuki ilişkinin var olup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının menfaatinin (hukuki yararının) bulunması gerekir Tespit davasında; eda davasından ve inşai davadan farklı olarak, davacının böyle bir menfaatinin bulunduğu varsayılmaz. Tespit davasında davacı, kendisi için söz konusu olan tehlikeli veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın, ancak tespit davası ile giderilebileceğini kanıtlamalıdır. Çünkü tespit davası, hukuki bir durum ya da hak henüz inkar ya da ihlal edilmeden, yani herhangi bir zarar doğmadan açılabildiğinden, menfaatin doğmuş ve güncel olması gereğinin bir istisnası olarak ortaya çıkmıştır. İşte davacının hukuki ilişkinin derhal tespitinde menfaatinin (hukuki yararının) varlığı için öncelikle davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel (halihazır) ve ciddi bir tehditle karşı karşıya olması gerekir. Bu tehdit çoğunlukla davalının davranışları ile ortaya çıkar. Bu tehdidin davacı için bir tehlike oluşturabilmesi, bu tehdit nedeniyle, davacının hukuki durumunun tereddüt içinde olmasına ve bu hususun, davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmasına bağlıdır Somut olay bu yönlerden incelendiğinde mevcut deliller kapsamında dava konusu olan adi ortaklığın iş bu davayla tespitini gerektirecek tehlikeli ve tereddütlü durumun varlığından bahsedilemeyeceği, dava konusu hukuki ilişkinin derhal tespitinde menfaatinin (hukuki yararının) varlığı için öncelikle davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel (halihazır) ve ciddi bir tehditle karşı karşıya olması gerekmesi karşısında bu tespitin yapılmaması halinde davacının bundan dolayı uğrayacağı bir zararın varlığının tespit edilemediği, zira davacının oluşabileceğini iddia ettiği zararı her zaman açabileceği bir eda davasıyla tespitini talep ettiği hukuki ilişkiye ilişkin delillerini de ortaya koymak suretiyle talep edebileceği, bu şekilde açacağı bir eda davasının bu tespit davasını gerektirmediği, tespit davası sonucunun açılacak eda davasına bir etkisinin olmayacağı kanaati mahkememizde hasıl olmuştur.Sonuç olarak tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (HMK. 106/2) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Somut olayda da yukarıda açıklandığı üzere hukuki yararın bulunmadığı tespit edilmekle, davacnın (HMK. 114/1-h, 115). maddeleri gereğince dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine dair aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Hukuki Yarar Yokluğu Nedeni ile Davanın Reddine, 2-Yeterince karar ve ilam harcı alınmış olmakla yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-)Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesini müteakip HMK. madde 333/1 uyarınca re'sen yatırana iadesine, 5-)Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde karar verildiğinden, 6100 sayılı HMK madde 27/1-2 uyarınca kararın davacıya tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde ---------- Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf Kanun Yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/06/2026