İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2020/295 E. 2020/250 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2020/295
Karar No
2020/250
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/295 Esas KARAR NO : 2020/250 DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/09/2019 KARAR TARİHİ : 09/07/2020 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 13.06.2009 tarihinde... Kooperatifi Yönetim Kurulu başkanlığı'na seçildiğini, inşaat ruhsatının alınmasından 18 ay sonra 44 adet bağımsız bölümden ibaret 2 adet konut inşaatını eksiksiz şekilde tamamlandığını, müvekkilinin başkanlığı döneminde kooperatifin yüklenici firması olan... yetkilileri kendi aralarında yaşamış oldukları anlaşmazlıklar ve ortaklıklarının feshi ile o feshi ile sonuçlanan olumsuzluklar gidişatında inşaat işlerinin aksadığını, uhdeleri altında bulunan taşeron firmalara ve malzeme aldıkları kuruluşlara ödemeleri kestiğini, kooperatif inşaatının durma noktasına geldiğini, ... borçlusu bulunduğu ve inşaatı yapmakta olan taşeron firma ve malzeme aldığı kurumlar alacaklarını kooperatif yetkililerinden istediklerini, ancak o dönemde kooperatif kasasının ödeme yapmaya uygun olmadığını, kooperatifin ciro ettiği çeklerde de karşılığı yatırılamadığından kaşelenmekte olduğunu, kooperatif başkanı ...'nin 248.500,00-TL'yi muhtelif zamanlarda... alacaklılarına nakden ödediğini ve inşaatın devamını sağladığını, müvekkilinin finans ettiği alacağın ... yetkilisi tarafından tanındığını, müvekkilinin alacağı için kooperatif üyelerine müracaat etmesine fırsat verilmeden kötü niyetli şahıslar tarafından genel kurul yapılarak başkanlığının düşürüldüğünü, yeni kooperatif yönetimine başvuran müvekkil başkanlardan... tarafından alacağının tanındığı ve... hak edişinden yapılacak ödemeden kesilmek kaydı ile alacağının ödeneceği söylendiğini, ancak bu şekilde müvekkilinin uzun süre oyalanmaya çalışıldığını, müvekkilin maddi zararlara uğradığını, yapılan ilamsız icra takibine davalı kooperatifin haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, İzmir ....İcra Müdürlüğü ... sayılı dosya ile ilamsız icra takibi yapılmış davalıların kötü niyetli itirazları sonrasında İzmir....Asliye hukuk mahkemesi ... esas sayılı dosyası ile İtirazın iptali davası açıldığını, davanın ret edildiğini ancak verilen kararın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi... K. Sayılı dosyası ile bozulduğunu, 248.500,00-TL alacağın 30/09/2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan tahsiline, masraf ve ücreti vekaletin davalılardan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir. CEVAP: Davalı ... İnşaat vekili cevap dilekçesinde; davalı şirkete yapılan tebligatların bila ikmal olduğunu, dava dilekçesi ve eklerinin tebliğ edilemediğini, zorunlu arabuluculuğa tabi olan işbu davada dava şartı yerine getirilmediğinden davanın reddinin gerekmekte olduğunu, davacı tarafın itirazın iptali davasıyla birlikte alacak davası açmasında hukuki yarar olmadığını, bu yönüyle de davanın usulden reddinin gerekmekte olduğunu, müvekkili şirkete de husumet yöneltilmişse de, MÜVEKKİLİN DAVAYA DAYANAK İCRA TAKİBİNDE BORÇLU SIFATININ BULUNMAMASI nedeniyle iş bu davada davalı olarak taraf gösterilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili yönünden husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmekte olduğunu, müvekkili tarafından davalı yana iddia edildiği gibi borcunun bulunmadığını, müvekkili ile de davacı taraf arasında doğrudan bir hukuki ilişki olmadığını, müvekkilli ile diğer davalı kooperatif şirketi arasında 29.01.2010 tarihinde "Kooperatif'in tapuda İzmir İli ... parsel noda kayıtlı arsa üzerinde çok katlı apartmanlardan oluşan konutların kaba ve ince inşaat işleri ile elektrik, sıhhi tesisat, asansör temini ve montaj işi" yapımına ilişkin inşaat yapım sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında müvekkili tarafından üzerine düşen yükümlülükler yerine getirildiğini ve iş tamamlanarak teslim edildiğini, müvekkilinin işi teslimine rağmen diğer davalı tarafça ödeme yapılmaması üzerinde de Karşıyaka...Noterliği'nin 18.02.2013 tarih... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek müvekkilinin hak edişlerinin ödenmesi talep edildiğini, taraflar arasında yapılan görüşmeler neticesinde hak ediş raporunun hazırlandığını, diğer davalı şirkete gönderildiğini, diğer davalı tarafından da İzmir ... Noterliğinin 06.08.2013 tarihli ihtarnamesiyle hak ediş raporunun incelendiği bildirildiğini, davacı tarafın müvekkilinden alacaklı olduğu yönündeki taleplerini kabul anlamına gelmemekle birlikte talep edilen faiz ve faiz oranı usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava her yönüyle haksız olan bu davanın reddi gerektiğinden yargılama giderleri ile vekalet ücreti ve arabuluculuk vekalet ücretinin davacı yandan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir. CEVABA CEVAP: Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde; Davalı tarafça yapılan usule karşı itirazların yerinde olmadığını, davanın konusunun zorunlu arabuluculuk kapsamında olmayacağını, zorunlu arabuluculuk için dava konusunun mutlak ticari iş kapsamında olması gerekmekte olduğunu, dava konusu dayanağı taraflar arasında mevcut icra dosyasında kaynaklanmakta olduğunu, başlatılan takibe karşılık olarak ödeme yapılmamış bu sebeple müvekkilinin alacaklarının tahsili amacıyla dava açmak zorunda kalındığını, davalı kooperatifin davada husumetin kendilerine yöneltilemeyeceğini iddia ettiğini, ancak müvekkilinin ödemeleri sonucu haksız kazanç sağlayan kooperatife karşı davaya konu edilmemesinin mümkün olamayacağını, Kooperatifler Kanunu gereğince; Kooperatifler kar amaçlı kuruluşlar olmadığı kanunca belirtildiğini ancak davaya konu kooperatifin haksız kazanç sağlayarak, müvekkilini zarar ettirdiğini, kendisinin de kar etmesine neden olduğunu, davalı tarafça verilmiş olan cevapları kabul etmediğini, davanın kabulüne karara verilmesini talep etmiştir. İKİNCİ CEVAP: Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde; zorunlu arabuluculuk başvurusu yapılmadan dava açılmış, arabuluculuğa başvuru dava şartı olduğundan red kararı verilmesi gerektiğini, yine davacı tarafın talebinin kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, davada kooperatiften habersiz ve kendisine hiçbir talimat ve yetki de verilmemişken kooperatif adına yüklenicinin taşeronuna ödeme yaptığını iddia ettiğini davacı tarafın kooperatiften sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre alacak talebinde bulunduğunun görüldüğünü, müvekkili kooperatife husumet yöneltilmesinin de mümkün olamayacağını, resen de görülen nedenlerle, öncelikle usulden reddine aksi takdirde esasa yönelik itirazlar doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA KONUSU: Açılan dava, davalı... yönetim kurulu başkanı olan davacının kooperatif yüklenicisi diğer davalı ... İnşaat Limited Şirketi ile kooperatifin yapmakta olduğu kooperatif inşaatı icrası sırasında davalı şirketin taşeron firmalara ve malzeme aldığı kuruluşlara ödemelerini kesmesi ve kooperatifin de maddi durumunun ödemeleri yapmaya uygun olmaması sebebiyle inşaatın durmaması amacıyla bu ödemelerin davacı kooperatif başkanı tarafından ödenmesi neticesinde ödenen 248.500,00-TL bedelin davalılardan tahsili talebine ilişkindir. DELİLLER: 1-İzmir... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Karar sayılı dosyası, 2-İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin ... Karar sayılı kararı, 3-İzmir ... İcra Dairesi'nin...Esas sayılı dosyası, 4-Mahkememizin ...Karar sayılı kararı, 5-Sair deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanun'un 5. maddesinde de ticari davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları yer almaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanun'da düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar. (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı-İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323). Ticari davalar ise aynı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda yeterli görülmüştür. 6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. Taraflar arasında olan ve iş bu davaya konu edilen davalı... Kooperatifi yönetim kurulu başkanı olan davacının kooperatif yüklenicisi diğer davalı ... İnşaat Limited Şirketi ile kooperatifin yapmakta olduğu kooperatif inşaatı icrası sırasında davalı şirketin taşeron firmalara ve malzeme aldığı kuruluşlara ödemelerini kesmesi ve kooperatifin de maddi durumunun ödemeleri yapmaya uygun olmaması sebebiyle inşaatın durmaması amacıyla bu ödemelerin davacı kooperatif başkanı tarafından ödenmesi neticesinde ödenen 248.500,00-TL bedelin davalılardan tahsili talebine ilişkin uyuşmazlık kapsamında davacının kooperatif ortağı olduğu dönemdeki görev ve yetkisi dikkate alındığında 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 99. maddesi uyarınca davacı ile mahkememizin...Karar sayılı dosyasındaki davalı... arasındaki uyuşmazlık ticari mahiyette ve bu davalı bakımından ticaret mahkemeleri görevli ise de, davacı ile ...Karar sayılı dosyasından tefrik edilen... Limited Şirketi arasındaki uyuşmazlık açısından davacının tacir sıfatı olmadığı ve ticari işletmesinin bulunmadığı, davalı ... İnşaat Limited Şirketi açısından açılan davanın ticari mahiyette olmadığı ve mahkememizin görevli bulunmadığı anlaşılmaktadır. Mahkememizin ... Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda davanın açılışı sırasında zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmadığı gerekçesiyle davalı ... Kooperatifi yönünden davanın usulden reddine, davalı ... İnşaat Limited Şirketi yönünden davanın tefrikine karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesinde; ''Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir.'' hükmü düzenlenmiştir. Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan da denir. Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür. Esasa ilişkin nihai karar ile taraflar arasındaki uyuşmazlık (esastan) sona erer ve hüküm kesinleşince (kesin hüküm ortaya çıkınca), artık o uyuşmazlık (dava konusu) hakkında, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava açılamaz; açılırsa, kesin hükümden dolayı reddedilir (HMK m.303) (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s.3005). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2. maddesinde; ''Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır.'' hükmüne yer verilmiş olup, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesinde düzenlenen arabulucuya başvuru dava şartı bu madde kapsamına girmektedir. Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesinde ise; ''Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.'' hükmü yer almaktadır. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...Karar sayılı dosyası, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin ...Karar sayılı kararı, İzmir ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu uyuşmazlığın davalı... yönetim kurulu başkanı olan davacının kooperatif yüklenicisi diğer davalı ... İnşaat Limited Şirketi ile kooperatifin yapmakta olduğu kooperatif inşaatı icrası sırasında davalı şirketin taşeron firmalara ve malzeme aldığı kuruluşlara ödemelerini kesmesi ve kooperatifin de maddi durumunun ödemeleri yapmaya uygun olmaması sebebiyle inşaatın durmaması amacıyla bu ödemelerin davacı kooperatif başkanı tarafından ödenmesi neticesinde ödenen 248.500,00-TL bedelin davalılardan tahsili talebine ilişkin olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili maddeleri, yerleşik Yargıtay içtihatları ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları çerçevesinde davacı tarafından davalı ...Kooperatifi'ne karşı açılan davanın ticari dava niteliğinde olduğu, Mahkememizin ... Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda davanın açılışı sırasında zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmadığı gerekçesiyle davalı... yönünden davanın usulden reddine, davalı ... İnşaat Limited Şirketi yönünden davanın tefrikine karar verildiği, davacı ile... Karar sayılı dosyasından tefrik edilen... Limited Şirketi arasındaki uyuşmazlık açısından davacının tacir sıfatı olmadığı ve ticari işletmesinin bulunmadığı, davalı ... İnşaat Limited Şirketi açısından açılan davanın ticari mahiyette olmadığı ve mahkememizin görevli bulunmadığı, dava şartlarının bulunup bulunmadığı mahkemece re'sen gözetileceği, dava şartı noksanlığını belirleyen hakimin davayı usulden reddetmekle yükümlü olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlendiği üzere dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkemenin aksine bir düzenleme bulunması durumunda asliye hukuk mahkemesi olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğu anlaşılmakla, usul ekonomisi ve yargılamanın süratle bitirilmesi ilkeleri nazara alınarak ve takdiren dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi yollamasıyla 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle açılan davanın usulden reddine vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davanın USULDEN REDDİ İLE, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu anlaşıldığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 115/2. maddesi gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20.maddesi gereğince, tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edebileceklerinin, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, 3-Tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri durumunda dosyanın görevli İZMİR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE, 4-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına, Dair, tarafların yokluğunda dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 09/07/2020

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2020/295, K. 2020/250, T. 09.07.2020, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2020-295-e-2020-250-k-a01015ddcc01