İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2017/1049 E. 2026/433 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2017/1049
- Karar No
- 2026/433
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/1049 KARAR NO : 2026/433
DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ : 20/11/2017 KARAR TARİHİ : 14/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... ... ve Ticaret Anonim Şirketi (“... A.Ş.” veya “müvekkilimiz şirket”)nin, davalı ... ve Ticaret Anonim Şirketi (“... A.Ş.” veya “davalı şirket”) nezdinde esas sermayenin (yaklaşık) % 11.4’lük bölümüne tekabül eden oranda payın sahibi olduğunu, “azınlık pay sahibi” statüsünde bulunduğunu , davalı ...Ş.’nin 2017 yılı olağanüstü genel kurul toplantısının 29.09.2017 tarihinde saat 10:00’da “Flat Ofis Toplantı Hizmetleri ...” adresinde, İstanbul İl Gümrük ve Ticaret Müdürlüğü tarafından görevlendirilen Bakanlık temsilcisi ...’in gözetiminde gerçekleştirildiğini, davanın konusu, davalı ...Ş.’nin 29.09.2017 tarihinde gerçekleştirilen 2017 yılı olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 3 numaralı genel kurul kararının butlanı/iptali ile pay sahibi sıfatıyla müvekkili şirket açısından gündeme gelebilecek telafisi mümkün olmayan hak mahrumiyetlerinin önüne geçilebilmesi gayesiyle genel kurul toplantısında alınan esas sözleşmenin değiştirilmesi marifetiyle emisyon primli dış kaynaklardan sermaye artırımını konu alan 3 numaralı genel kurul kararının yürütmesinin geri bırakılması taleplerinin oluşturduğunu, genel kurul kararına karşı muhalefet edilerek muhalefetin toplantı tutanağına usulüne uygun şekilde işlettirildiğini , huzurdaki davanın süresinde ikame edildiğini, davalı ...Ş. tarafından alınan emisyon primli dış kaynaklardan sermaye artırımı kararının çok sayıda kanuna ve dürüstlük kuralına aykırılığı bünyesinde barındırdığını, davalı ...Ş. genel kurulunun bundan önceki süreçte art arda tam iki kez iç ve dış kaynaklardan sermaye artırımı kararı aldığını müvekkili şirketin genel kurul ve yönetim kurulu kararları aleyhindeki girişimleri başta gelmek üzere, alınan kararlar tescil ettirilemediğini, ... A.Ş. hakkında çok sayıdaki esaslı gerekçe etrafında TK md. 531 hükmü temelinde haklı sebeple fesih davası ikame edildiğini anılan davanın hâlihazırda.... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/... E. sayılı dosyası ile derdest olduğunu, davalı ...Ş., 24.08.2017 tarihli ikinci olağan genel kurul toplantısında alınan 9 numaralı genel kurul kararı ile iç kaynaklardan sermaye artırımı suretiyle esas sözleşmenin değiştirilmesine karar verildiğini, kararın butlanı/iptali talebi ile .... Ticaret Mahkemesi nezdinde 2017/... E. sayılı dosya eşliğinde dava ikame edildiğini, huzurdaki dilekçe ile dava konusu hâline getirilen dış kaynaklardan sermaye artırımı kararının hangi gerekçeler ile geçersiz hâle geldiğini açıklamak için öncelikle iç kaynaklardan sermaye artırımına ilişkin davanın izah edilmesi gerektiğini ,iç Kaynaklardan Sermaye Artırımı Kararının Geçersiz Oluşunun Kaçınılmaz Olarak Dış Kaynaklardan Sermaye Artırımı Kararının Geçersizliğine Yol Açacağını, İç kaynaklardan sermaye artırımı kararının iptaline karar verilmesi hâlinde bunun geçmişe etkili olacağını diğer bir ifadeyle kararın alınmamış gibi hüküm ve sonuç doğuracağını , TK md. 462/3 hükmüne göre: “Bilançoda sermayeye eklenmesine mevzuatın izin verdiği fonların bulunması hâlinde, bu fonlar sermayeye dönüştürülmeden, sermaye taahhüt edilmesi yoluyla SERMAYE ARTIRILAMAZ. Hem bu fonların sermayeye dönüştürülmesi hem de aynı zamanda ve aynı oranda sermayenin taahhüt edilmesi yoluyla sermaye artırılabilir.” şeklinde olduğunu, fonların iç kaynaklardan sermaye artırımı marifetiyle sermayeye dönüştürülmeksizin dış kaynaklardan sermaye artırımı yapılamayacağının belirtildiğini, iç kaynaklardan artırım yapılmadıkça dış kaynaklardan sermaye artırımı kararı alınamayacağını , iç kaynaklardan sermaye artırımı kararının butlanı/iptali hâlinde bunun geçmişe etki ederek dış kaynaklardan sermaye artırımı kararının alındığı tarih itibarıyla TK md. 462/3 hükmünde öngörülen koşulların gerçekleşmeksizin dış kaynaklardan sermaye artırımı kararı alındığı sonucuna varılması gerekeceğini, iç kaynaklardan sermaye artırımına dair genel kurul kararının butlanı/iptalinin, dış kaynaklardan sermaye artırımına dair genel kurulu kararını geçersiz kılacağı noktasında en ufak bir tereddüt bulunmadığını, sermaye artırımı kararının geçersizliğine hükmedilmesi hâlinde rüçhan hakkının kullandırılması ile ilgili kararın geçersiz hâle geleceğini, iç kaynaklardan sermaye artırımı ile birlikte oluşan bedelsiz (gratis) payların oluşmamış sayılmasına karşılık, bunun üzerine inşa edilen bedelli payların varlığının kabulünün de telafi edilemez bir hukuki garabetin (ve çelişkinin) gündeme gelmesine yol açacağını ,sonuç itibarıyla, butlan/iptal kararının geçmişe etkisi ve dış kaynaklardan sermaye artırımı kararı alındığı tarihte esas itibarıyla TK md. 462/3 hükmündeki koşul sağlanmaksızın alınan bir genel kurul kararı mevcut olduğunu ve ayrıca sonraki dış kaynaklı sermaye artırımı önceki artırıma dayalı olarak alındığı için, dava konusu sermaye artırımı kararının geçerli olduğunun söylenemeyeceğini, davalı şirket tarafından alınan 3 numaralı genel kurul kararının butlanı/iptaline karar verilmesinin talep edildiğini, davalı ...Ş.’nin Almış Olduğu Dış Kaynaklardan Sermaye Artırımı Kararının İçeriği İtibarıyla da kanuna açıkça aykırı olduğunu, davalı ...Ş.’deki çoğunluk pay sahipleri ve kontrolü altında bulunan yönetim kurulunun sermaye artırımı prosedürü ve kurumuna yaklaşımını ortaya koymak açısından sürecin özetlenmesi gerektiğini, ... A.Ş.’nin sermaye artırımı serüvenini 06.02.2017 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan karar ile başladığını, toplantı öncesinde davalı ...Ş.’nin yaklaşık 10.000.000 TL tutarında yedek akçesi bulunmakla birlikte bu tutarın TK md. 462/3 hükmüne aykırı olarak iç kaynaklara eklenmeksizin ve 2015 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan tüm genel kurul kararlarının geçersizliğine karar verilmesi sonrasında 2016 yılı finansal tablolarının onaylanmasının gündeme dahi alınmaksızın (yani finansal tablolar da onaylanmaksızın) sermaye artırımına karar verildiğini, yönetim kurulunun alınan genel kurul kararını tescil ettirmeme yönünde karar alarak ikinci bir toplantı çağrısı daha yaparak sermaye artırımı sürecinin ikinci ayağına geçme kararı verdiğini, devam eden süreçte, 2016 yılı olağan genel kurul toplantısı gündemine dâhil edilen esas sözleşmenin değiştirilmesi kararı ile sermayenin önce iç, ardından dış kaynaklardan artırılmasına karar verildiğini, bu kararın da başta bu yönde bir ihtiyacın bulunmaması temelinde butlanına/iptaline karar verilmesi talebiyle dava ikame edildiğini, bu zaman dilimi aralığında da yönetim kurulunun 21.04.2017 tarihinde 2017/5 sayı ile kararıyla TK md. 461 hükmü gereğince rüçhan hakkının kullanılması yönündeki yasal süreci başlattığını , bu sürecin genel kurul kararının tescil edilememesi dolayısıyla alınan kararın kendiliğinden geçersiz hâle gelmesi ile neticelendiğinin, üçüncü aşamada ise, 2016 yılı olağan genel kurulu yapılmasına ve bu toplantıda alınan kararların geçerliliğini sürdürmesine karşılık, toplantı gündeminde yer alan iç ve dış kaynaklardan sermaye artırımı kararının tescil edilememesi gerekçesi ile aynı gündemle TK’nın mutlak emredici hükümlere açıkça aykırı olacak şekilde ikinci kez olağan genel kurul toplantısı tertip edilerek, diğer kararlar ile birlikte iç kaynaklardan sermaye artırımı kararı verildiğini yaklaşık 1 aylık bir zaman dilimi sonrasında da olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmak suretiyle emisyon primli dış kaynaklardan sermaye artırımı kararı alındığını, 29.09.2017 tarihli dava konusu son olağanüstü genel kurul toplantısında (önceki kararlardan farklı bir şekilde) toplantı esnasında somut bir gerekçe paylaşılma gereği dahi duyulmaksızın emisyon primli sermaye artırımına gidilerek, esas sermayeye 14.029.304,19 TL eklenmesi ve bu tutara ilâveten emisyon primi olan 16.970.695,81 TL’nin ödenmesinin öngörüldüğünü ,bu karar dikkatli bir şekilde incelendiğinde; “… 14.029.304,19 TL’nin en az ¼’ü ve emisyon primi tutarı olan 16.970.695,81 TL’nin tamamı tescilden önce nakden veya SERMAYE AVANSI OLARAK ÖDENECEK OLUP …” denilerek sermaye borcu ile prim tutarının sermaye avansından karşılanacağının açıkça karara bağlandığını sermaye avansının kavram olarak, TK’da ya da vergi mevzuatında tanımlanmış bir müessese olmadığını bu kavramın tanımının, ittifakla tespit edilmiş olmadığını, doktrinde yerindeliği çeşitli açılardan tartışılabilecek bir tanıma göre, sermaye avansının (aynen); “Pay sahibi ile şirket arasındaki bir ödünç akdinden kaynaklanan, nakden ya da ileride yapılacak bir sermaye artırımı esnasında yaratılacak yeni payların pay sahibine verilmesi suretiyle ifa edilebilmesi için şirkete seçim yetkisi tanınan, muhasebesel açıdan sermayeye dâhil edilebilecek bir kaynak olarak özel bir hesapta izlenen pay sahibine ait alacağa verilen isim” şeklinde tarif edildiğini, davalı şirketin iç kaynaklardan sermaye artırımı kararının alınması sonrasında tanzim edilen 31.08.2017 tarihli bilânçosu incelendiğinde; “II. Uzun Vadeli Yabancı Kaynaklar” bölümünde yer alan “C. Diğer Borçlar” kısmında; ortaklara borçların 2016 yılı Aralık ayı itibarıyla 623.329,51 TL olduğu, 2017 yılı Ağustos ayında bu tutarın 6.676.800 TL olarak belirtildiği, alınan avansların boş göründüğü; “III. Öz Kaynaklar” bölümünde ise, “B. Sermaye Yedekleri” kısmında “5. Diğer Sermaye Yedekleri” adı altında 2016 yılı Aralık ayı itibarıyla 6.094.626,49 TL yer almasına karşılık, 2017 yılı Ağustos ayı itibarıyla 8.200.000 TL’nin göründüğü , ödünç olarak davalı şirkete verilen paranın nakdi bir sermaye kalemi teşkil etmemesi gerçeği karşısında, sermaye koyma borcu ile takası marifetiyle tediye edilebilmesinin mümkün olmadığını , TK’da buna cevaz veren herhangi bir hüküm bulunmadığı gibi TK’da sermaye olarak konulan alacakların gerçekliği, geçerliliği ve TK md. 342 hükmüne uygunluğunun belirlenmesinden söz edildiğini; pozitif olarak pay sahibinin şirketten olan alacağının şirkete olan sermaye borcu ile takası hâlinde bu sermaye kaleminin nakdi değil, bilakis ayni sermaye teşkil edeceğini ,pay sahiplerinin şirkete borç olarak verdikleri nakitlerin artık onların alacak hakkına dönüştüğünü nakit olmaktan çıktığını, sermaye koyma borcunun nakden ve banka havalesi yoluyla ödenmesi gerektiğini, TK md. 459/3 hükmünde açıkça sermaye taahhüdü yoluyla yapılan sermaye artırımlarında da uygulanacağı belirtilen TK md. 345 hükmüne göre sermaye koyma borcunun banka marifetiyle şirket adına olan hesap üzerinden nakden ve fiilen yapılması gerektiğini ; önceden olan bir alacağın sermaye koyma borcundan takas edilmesi ile ya da daha önceden ödenmiş bir bedel üzerinden sermaye ödemesinin yapılmış olduğunun kabul edilemeyeceğini , doktrinde yapılan suni ayrıma göre bu paranın alelade bir ödünç olup olmadığının da davalı şirket tarafından açıklanmadığını, bağımsız denetçi ... tarafından hazırlanan bağımsız denetim raporunda da 2016 yılındaki sermaye yedekleri ile ilgili tafsilatlı bir açıklama yapılmadığını, bir an için takas yoluyla ödeneceği kabul edilse dahi bunun şirket (ve şirket adına yönetim kurulu) tarafından değil, bizatihi pay sahipleri tarafından kullanılması gerektiğini, bir an için davalı ...Ş.’nin de bu hakkını kullanabileceği mülahaza edilse dahi bu gibi bir hâlde de takas kurumunun bünyesinde yer alması gereken karşılıklılık, özdeşlik ve muacceliyet koşullarının sağlanamayacağını, somut uyuşmazlıkta sermaye koyma borcu ile birlikte ödenmesi öngörülen prim tutarının da avanstan karşılanmasının karara bağlandığını, olağanüstü genel kurul toplantısına katılan pay sahiplerinin rüçhan hakkını kullanmayacaklarını açıkça beyan ettiklerini, bunu 1 (bir) adet paya sahip olan ... isimli yeni pay sahibine devrettiklerini belirttiklerini, aslında yerinde olarak mevcut pay sahiplerinin zarar görmemesi anlayışı ile primli artırım opsiyonunun seçilmesine karşılık, davalı ...Ş. malvarlığına gerçek anlamda bir prim girmeyeceğini ve şirket mal varlığından bu tutarın usulsüz olarak çıkarılacağını, tüm primi ödeyecek olan yeni pay sahibi lehine takasta bulunulmasının kabul edilemeyeceğini, adı geçen pay sahibinin şirkette pay sahibi olmadan önce şirkete verildiği iddia edilen bir paranın varlığının ortada olduğunu, bu tür bir takasta bulunulmasının, şirket kasasında mevcut bulunan bu paranın şirkete ödenmesi ve aslında prim ödenmemesi şeklinde bir tablo ile karşılaşılması anlamına geldiğini, davalı şirket genel kurulu tarafından alınan 3 numaralı kararın butlanına/iptaline karar verilmesi gerektiğini, dış kaynaklardan sermaye artırımı kararının dayanağı olan finansal tablolar incelendiğinde, bunların gerçeği yansıtmadığının rahatlıkla görülebileceğini, davalı şirket yönetim kurulunun finansal tabloların onaylanması ile iç kaynaklardan sermaye artırımı kararının alınmasını müteakip olağanüstü genel kurul toplantısında dış kaynaklardan sermaye artırımını karara bağlamasının tamamen beyhude bir çabanın ürünü olduğunu, bu durumun dış kaynaklardan sermaye artırımı kararının zorunlu aşamasını teşkil eden iç kaynaklardan sermaye artırımı kararı ile hedeflenen; sermaye artırımının hangi kaynaklardan karşılandığının, bu kaynakların gerçekliğinin ve şirket malvarlığı içerisinde (gerçekten) mevcut olup/olmadığının tespitinin amacına aykırılık teşkil edeceğinin , davalı şirket yönetim kurulunun, genel kurul tarafından alınan bu kararı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde tescil ve ilân ettirmesine karşılık, müvekkili şirket yetkili temsilcilerine sermaye artırımı kararı alınmasından önce, karar alınma esnası ve sonrasında verilen herhangi bir beyan olmadığını, yönetim kurulu beyanının hazırlanmamış olmasının alınan kararın geçerliliğine açık bir engel teşkil ettiğini, anılan beyanın hazırlanmamış olmasının alınan dış kaynaklardan sermaye artırımı kararını açıkça kabili iptal hâle getirdiğini, davalı ...Ş.’nin bağımsız denetime tâbi bir şirket olması ve internet sitesini güncel bir şekilde pay sahiplerinin bilgi ve değerlendirmelerine hazır tutmakla yükümlü olmasına karşılık, beyanı web-sitesinde yayımlamadığı dikkate alınarak alınan kararın iptali kabil hâle geldiğini , davalı ...Ş., sermaye artırımı sürecini ikiye bölerek aslında kanuna aykırı şekilde alınan iç kaynaklardan sermaye artırımı kararının dış kaynaklardan sermaye artırımı kararının geçerliliğine etkisini yumuşatmayı arzu ettiğini, Yönetim kurulu tarafından rüçhan hakkının kullandırılması ile ilgili olarak tesis edilen karar açısından TK md. 461/3 hükmünde yer alan asgari nitelikteki on beş günlük sürenin yönetim kurulunun takdiri ile asgari sınırdan tanınmış olması ve bunun sonucunda rüçhan hakkının kullanılmasının kısıtlandığı ve güçleştirildiği hususu gündeme getirilmesi gerektiğin, yönetim kurulu tarafından müvekkili şirket yetkili temsilcisine gönderilen ilgili belgede; müvekkili şirket hesabına düşen bedelin 2.244.688,67 TL olduğunun ifade edildiğini , bunun zaruri olarak tediye edilmesi gerekli olan ¼’lük kısmının ise, 561.172,17 TL olarak tespit edildiğini, ilâveten beher hisse başına hesaplanan 1,20966 emisyon priminin müvekkili şirketin sahibi olduğu paylarına tekabül eden kısmının 2.715.311,33 TL olduğunun eklendiğini, yönetim kurulu tarafından tanınan 15 günlük süre içerisinde ödenmesi gereken asgari tutarın, 3.276.483,5 TL olarak belirlendiğini, yönetim kurulu tarafından buna göre “uygun süre” takdir edilmesi gerektiğini, kısa bir süre içerisinde anılan tutarın talep edilmesinin, davalı şirketin yönetiminin ve çoğunluk pay sahiplerinin gerçek niyetlerinin iyi olmadığını gösterdiğini, davalı şirkete ödünç olarak verilen paranın hangi pay sahibinin sermaye koyma borcu açısından takasa konu edildiğinin gösterilmediğini, İştirak taahhütnamesinde de bu konuda herhangi bir netlik olmadığını, davalı ...Ş.’nin 2017 yılı olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 3 numaralı genel kurul kararının içerik ve nitelikleri itibarıyla kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu tüm boyutlarıyla ortaya konulduğunu belirterek davalı ...Ş.’nin 28.09.2017 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 3 numaralı genel kurul kararının butlanına, iptaline ,yargılama giderleri ile ücret-i vekâletin davalıya tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının her olağan veya olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararlara karşı genel kurullar öncesinde hazırladığı matbu muhalefet şerhleri sunarak ve görüşülen karar ayırımı gözetmeksizin; 2016 yılı başından bu yana yapılan her genel kurul toplantısı ardından iptal/butlan davaları açtığını, yönetim kurulu üyelerinden kar payı istemi gibi hukukla bağdaşmayacak taleplere haiz davalar ikame ettiğini, davacının 2016 yılından bugüne kadar şirket aleyhine açmış olduğu dava bulunduğunu, .... Asliye Ticaret Mahkemesi2nin ... E. Sayılı dosyasında müvekkil şirketin uzun süredir kar dağıtımında bulunmaması dolayısıyla kârın bilirkişi marifetiyle belirlenerek tahsiline karar verilmesi, bunun mümkün olmaması halinde ise kanuni yükümlülüklerini ihlal ederek kendilerinin doğrudan zarara uğramasına sebebiyet veren yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu temelinde oluşan zararın tazminine karar verilmesini istediğini, mahkemece yapılan yargılama neticesinde haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verildiğini, kararın kesinleşmediğini, davacı tarafından açılan .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/... E., ... K., sayılı dosyasında 03/08/2016 tarihinde gerçekleşen Genel Kurul kararlarının butlanına hükmedilmesini istediklerini, davacı vekillerinin yasal şartlara haiz olmayan yanlış ve hatalı vekâletname ile imza sirkülerini ibraz ederek genel kurala katılmak istediklerini, toplantıya alınmadıklarını, davanın kabulüne dair verilen mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ... sayılı ilamı ile de net olarak ortada olduğunu, dosyanın Yargıtay 11 H.D.nin incelemesinde olduğunu, davacı tarafından açılan .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E., sayılı dosyasında 06/02/2017 tarihinde gerçekleşen Olağanüstü Genel Kurulda alınan 2 numaralı kararın butlanını istediklerini mahkemece davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiğini , kararın İstinaf incelemesinde olduğunu, davacı tarafından açılan.... Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/... E. sayılı dosyasında TTK 439/1 gereği şirkete özel denetçi atanmasının istenildiğini, mahkemece davanın reddine kesin olarak hükmettiğini, davacı tarafından açılan .... Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/... E. sayılı dosyasında 21.04.2017 tarih ve 2017/5 sayılı yönetim kurulu kararının yürütmesinin geriye bırakılması ve genel kurul tarafından alınan sermaye arttırımına dair kararın tescilinin önlenmesinin talep edildiğini ancak söz konusu genel kurul kararının tescili yapılmadığından bu karara istinaden alınan yönetim kurulu kararının da kendiliğinden geçersiz hale geldiğini, mahkeme tarafından davanın konusuz kalmış olması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiğini, davacı tarafından açılan .... Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/... E. sayılı dosyasında 14.04.2017 tarihli Genel Kurul toplantısının 4, 5, 6, 7, 8, 9 ve 10. Gündem maddelerinin iptalinin talep edildiğini, davanın derdest olduğunu, davacı tarafından açılan.... Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/... E. sayılı dosyasında şirketin haklı sebeple feshini veya ayrılma payının belirlenerek kendilerine ödenmesini talep ettiğini, davanın derdest olduğunu,davacı tarafından açılan .... Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/... E. sayılı dosyasında 24.08.2017 tarihli Genel Kurul toplantısının 4, 5, 6, 8, 9 ve 10. Gündem maddelerinin iptali - butlanının talep edildiğini, davanın derdest olduğunu, bu dava ile birlikte yaklaşık iki yılda müvekkili aleyhine davacı tarafından açılan dava sayısının dokuza ulaştığını, davacının, butlan ve/veya iptalini talep etmekte olduğu genel kurul kararının hukuka, kanuna, esas sözleşmeye ve/veya objektif iyiniyet kurallarına aykırılığı bulunmadığından kararın butlanını talep etmesi hukuken mümkün olmadığını, davacı vekillerinin genel kurul öncesinde hazırladıkları matbu itiraz şerhlerinin gündem maddesinin görüşülmesine geçilmesi ile ibraz etiklerinden, muhalefet şerhlerinin yasal şartları taşımadığını, davacının huzurdaki davayı açma ehliyetinin bulunmadığını, davacı tarafın muhalefet şerhlerini toplantıya gelmeden hazırlayarak çantalarında getirdiklerinden ilgili kararların alınmasından sonra değil, kararın görüşülmesi sırasında toplantı başkanlığına sunduklarının toplantı tutanağı ile ortada olduğunu, muhalefet şerhlerinin yasa gereği geçerli olabilmesi için oylamanın yapılmasından sonra tutanağa geçirilmesinin şartı olduğunu, muhalefetin görüşülmekte olan öneriye değil, alınan karara karşı yapılması gerektiğini, muhalefet şerhini önerinin görüşülmesi sırasında yani henüz oylama aşamasına dahi geçilmemişken tutanağa geçirdiğini, “Oylama öncesi yapılan görüşme sırasında alınacak karara esas olması muhtemel bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi veya bu aşamada bu hususu açıklayıcı mahiyette yazılı belge sunulması karara muhalif olduğu anlamını taşımaz. Muhalefetin görüşülmekte olan öneriye değil, alınan karara karşı yapılması gerekir. Zaten anılan madde metninde de önce alınan karara muhalif kalınması, arkasından da keyfiyetin tutanağa geçirilmesi öngörülmektedir. Dairemizin yerleşmiş uygulamaları da bu yöndedir. ( Y.11 HD, 13.10.1986 T.4870/5226-Y.11.HD.1.2.2001 T. E.9117/K683 ). “ Son iki yılda yapılan Olağan/Olağanüstü Genel Kurullar da davacı vekillerince sunulan muhalefet şerhlerini içerik olarak incelendiğinde; hepsinin toplantı öncesinde kopyala - yapıştır yöntemiyle hazırlanan matbu belgeler olduğunun görüleceğini, davacı tarafından dava konusu edilen genel kurul kararlarında her ne kadar olumsuz oy kullanılmışsa da iptal davası açabilmek adına yasal anlamda geçerli ön şart teşkil edebilecek usulüne uygun bir muhalefet şerhi sunulmadığını, ihtilafın özünün anlaşılabilmesi açısından olağan ve olağanüstü genel kurullarda alınan sermaye artırım kararlarına neden ihtiyaç duyulduğunun, gelinen aşamada şirket mali durumunun izahının gerektiğini, davalı ... San. ve Tic. A.Şnin., 1992 yılından beri sıhhi tesisat boruları ve ek parçaları üretimi yapan aile şirketi olduğunu, 91 ülkede marka tescili bulunan firmanın, 2006 yılında Türkiye’nin marka değerlerini yurtdışında daha iyi tanıtmayı amaçlayan devlet marka programı ...’e kabul edilen ilk milli plastik boru üretici firma olduğunu, ...'ın çoğunluk hisselerinin 2002 yılı içerisinde ... ve ailesi, tarafından satın alındığını, 2002 yıl sonu itibariyle cirosunun 18.8 Milyon TL olduğunu, davalı şirketin net olarak 1.864.274 TL zarar ettiğini, yeni yönetimin göreve başlamasından sonra personel ve makine yatırımlarıyla sürekli büyüdüğünü, bu dönemden sonra elde edilen karların (Yönetim Kurulunca ve Genel Kurullarca alınan kararlar neticesinde ) yatırım olarak şirkete konularak şirketin iş hacminin büyütüldüğünü, genel kurullarda yönetimin ibra edildiğini ve karın yedek akçe olarak ayrılmasının da tüm ortaklar tarafından kabul edildiğini, ihtiyaç duyulan işletme sermayesini karşılamak için, çoğunluk hissedarların ( ... ve ailesi) mal varlıklarını teminat göstererek, şirkete banka kredi limitleri oluşturduklarını, çoğunluk hissedarların, şahsi kefalet vererek şirkete sağladıkları kredi büyüklüğünün 107 Milyon TL olduğunu, büyük hissedar ... ve ailesinin kefaletleri ve şahsi mal varlıklarını ipotek ederek oluşturdukları bu büyüklükteki kredi içerisinde, tüm ortakların kefaleti olan bölümün sadece 3 Milyon TL ipotekle verilen ailenin ortak gayrimenkulü olduğunu, büyük ortakların şirkete karşı nasıl büyük bir fedakarlık ile şahsi özveride bulunduklarını somut olarak ortaya koyduğunu, davalı şirketin -ticaret sicil ve şirket kayıtlarıyla sabit olduğu üzere- 2009 yılında yapılan Genel Kuruluda yapılan bedelsiz sermaye artışına tüm ortakların oybirliği ile karar verildiğini, yedek akçeler kullanılarak sermayenin 8.545.000 TL’den 20.000.000 TL’ye çıkarıldığını, 2010 yılında yapılan 2009 yılı genel kurulunda alınan kararla, yapılan sermaye artırımı neticesinde müvekkili şirketin, sonraki yıllarda konjektür gereği agresif bir yatırım politikası izlediğini, bu yatırımların tamamının hiçbir sermaye girişi olmadan, şirketin kendi kaynaklarından karşılandığını, davalı müvekkilinin , 2009 yılı sonunda, gerek İzmit’te yer alan tesisin kapasitesinin yetersiz kalması sebebiyle, gerekse de Arap ülkelerine ihracatı daha hızlı ve daha düşük nakliye maliyetiyle yapabilmek amacıyla ... OSB’de 35 dönümlük yer aldığını, 2009-2015 yılları arasında bina, makine, tesis ve teçhizat yatırımı olarak ...’de toplam 13 milyon TL’lik yeni fabrika yatırımı yaparak, ... fabrikasının Mart 2010’da üretime geçirildiğini, (... Fabrikası için toplamda 13.093.689 TL yatırım yapılmış olup bu bedelin sadece 4.322.632 Tl si leasing yoluyla karşılandığını, ) 2010 ve 2011 yıllarında hızlı büyümenin devam ettiğini, ancak aynı dönemde başlayan küresel krizin etkisiyle büyüme hızının istenenden düşük olduğunu, 2012 yılı ve sonrasında devam eden Suriye iç savaşı ile Kuzey Irak’a da yayılan DAEŞ terörü Arap yarımadasına yapılan ihracatların durma noktasına geldiğini, 2015 yılından başlayarak Rusya ve Türki Cumhuriyetlerde yaşanan 100%’e varan devalüasyon ve finansal krizin bu ülkelere yapılan ihracatları ciddi anlamda etkileyerek firmaya zarar verdiğini, Şirketin 2010-2015 dönemindeki ciro seyrine bakıldığında, 2015’e kadar süreklilik arzeden bir büyüme ve ciro artışı yaşandığını, 2015 yılında ise yurtdışı ekonomilerindeki bozulma sebebiyle ihracatların düştüğünü, bu durumun firmanın toplam cirosunun azalmasına sebep olduğunu, 2014 yılı itibariyle ihracatının %50’sinden fazlasını ve toplam cirosunun yaklaşık %20'sini Rusya Federasyonuna gerçekleştiren müvekkili şirket 2014 yılı Aralık ayında Rusya Federasyonu para biriminde yaşanan yüksek devalüasyon ve takip eden yıl içerisinde gerçekleşen uçak krizi sebepleriyle iki ülke arasında yaşanan problemler neticesinde ... tarafından Rusya'ya yapılan ihracatın azaldığını, bunun sonucu olarak 2015 yılında ...’ta yaklaşık 12 Milyon TL net zarar gerçekleştiğini, bunun etkisiyle bankaların ve çeşitli finansal kurumların ... ile olan ticari ilişkisini azaltması ve daha muhafazakâr bir seviyeye çekmesinin de şirketin nakit akışının sürdürülebilir olmasını zorlaştırdığını, ... Yönetim Kurulunun 2015 yılından başlayarak çok kapsamlı tasarruf tedbirleri almak zorunda kaldığını, en önemlilerinin Yurtdışında yer alan dört iştirakin bir tanesinin satılması ve diğer iki tanesinin tasfiye sürecine sokulması, Yurtiçi personel sayısında dörtte bir oranında tasarrufa gidilmesi, Altyapı sektörüne malzeme tedarikinin sonlandırılması, Bazı makine ve ekipmanların satılması olduğunu, ... 2016 yılında bahsi geçen tüm tasarruf tedbirlerine rağmen yıllık satış cirosunu koruduğunu ve 4 Milyon TL’nin üzerinde net kar elde ettiğini, 2015 yılı sonunda 75 Milyon TL düzeyinde olan mali borçlarını 35 Milyon TL seviyesine düşürdüğünü, davacı ... ... haricindeki tüm ortakların da zaman zaman şirkete faizsiz nakdi borç verdiğini, 2015 yılından başlayarak ortaklardan ..., ... ve ... şahsi gayrimenkullerini şirket lehine ipotek verdiklerini 2015’ten bugüne kadar yaşanan süreç içerisinde şirket sermayesinin borçların geri ödemeleri için kullanıldığını, şirketin sermaye yeterliliğini zayıflattığını, nakdi sermaye artış ihtiyacının doğduğunu, bunun neticesinde, ... ... haricindeki ortakların hem mal varlıklarından şirket lehine bankalara ipotek verdiklerini hem de şirketi şahsi paralarıyla nakden desteklediklerini ihtiyacın bu desteklerle yeterli olmayacağının anlaşılması üzerine şirket yönetim kurulunun 06.02.2017 tarihinde olağanüstü genel kurul yaparak tüm ortakları nakdi sermaye artışına davet ettiğini, ancak ... ...’in bilançoda yer alan fonların da sermayeye eklenmesi talebi üzerine bu defa 14.04.2017 tarihindeki genel kurulda hem nakdi ve hem de bedelsiz toplam 18.000.000 TL’lik bir sermaye artışı planlandığını, davacı şirket vekillerinin de hazır olduğu 14.04.2017 tarihli Olağan Genel Kurul toplantısında şirketin doğan sermaye ihtiyacı nedeniyle esas sermayesinin 20.000.000-TL’den 38.000.000-TL ye arttırılmasına %84 oy çokluğu ile 9...488,96 TL bedelsiz, 8.239.511,04-TL nakit olmak üzere 18.000.000-TL sermaye artışına karar verildiğini, 14.04.2017 tarihli Genel Kurul Kararlarına istinaden Yönetim Kurulunun yasa gereği “rüçhan haklarının kullanılması” için 21.04.2017 tarihinde 2017/5 sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile sermaye artırımına katılmak isteyen ortaklara Yönetim Kuruluna başvurarak şirket sermayesindeki hisseleri oranında rüçhan haklarını kullanıp kullanmayacaklarını bildirmelerini, iştirak taahhütnamesi imzalamalarını ve ¼ oranında nakit blokaj yapmaları kararını aldığını, nakit sermaye artışı için verilen süre zarfında davacı ... dışındaki tüm ortaklar tarafından "iştirak taahhütnamesi"nin imzalandığını, davacı ... ...'nın süresi içinde bahsi geçen iştirak taahhütnamesini imzalamaması, taahhütte bulunmaması sebebiyle nakit blokaj için ödenmesi zorunlu ¼ ödemenin tamamlanamayacağının görülerek diğer ortakların da davacı ... ...'nın ödemesi gereken kısmı rüçhan hakkı olarak kullanmayacaklarını bildirmesi sonucu fiili durum itibari ile üçüncü kişi ve kurumlardan sermaye artış yolu ile iştirak teklifleri alınmak zorunda kalındığını, Üçüncü kişi tarafından verilen "genel kurulda alınan nakit artış tutarı olan 8.239.511,04-TL'nin tamamını almak şartıyla" teklifin yönetim kurulu tarafından tüm hissedarlarla paylaşıldığını, üçüncü kişinin bu teklifi ... ... hariç diğer tüm ortaklar tarafından uygun görerek muvafakatname imzalandığını, Yönetim Kurulu tarafından yapılan tüm izahatlar ve açıklamalara rağmen, şirketin fiili durumunu görmezden gelen davacının söz konusu üçüncü kişinin teklifine ilişkin muvafakatnameyi imzalamayacaklarını bildirdiğini, davacı şirketin hasmane tutumuyla, 14/04/2017 tarihinde yapılan Genel Kurul'da alınan sermaye artırım kararına katılmadığını, üçüncü kişi tarafından verilen teklife de muvafakat etmeyerek gerçekleştirilmesini engellediğini, Yönetim Kurulunun, 12.07.2017 tarih ve ... numaralı kararı ile ... ...'nın iştirak taahhüdünü imzalamaması, nakit blokajı yapmaması, üçüncü kişiden gelen iştirak teklifine muvafakat vermemesi nedeniyle Olağan Genel Kurul'da alınan karara uygun olarak yapılacak olan sermaye artışının fiilen gerçekleştirilme ihtimali kalmadığından 14.04.2017 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul'un tescil edilmemesi kararını almak zorunda kaldıklarını, sermaye artırımına ilişkin Genel Kurul'un tescil edilememesi ve şirketin nakit sermaye ihtiyacının devam etmesi nedeniyle, 24.08.2017 tarihinde 13.895.681,68 TL tutarında bedelsiz sermaye artışını da içeren genel kurul yapılıp tescil edildikten sonra şirketin sermaye ihtiyacının devam etmesi nedeniyle 10.07.2017 tarihinde 1 hisse alarak ortak olan ...’ın yapılacak nakdi sermaye artışında tüm ortakların rüçhan haklarını kullanmaya talip olmasıyla huzurdaki davanın konusu olan 29.09.2017 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul ile sermaye artışına girmeyeceği kesin olan bazı ortakların mağdur olmasını engellemek amacıyla öncekinden farklı olarak emisyon primli bir sermaye artışı yapıldığını, ... haricinde hiçbir ortağın nakdi sermaye artışına katılmadığını dolayısıyla davacı azınlık ortağın hisselerinin diğer ortakların hisselerine nazaran hiç bir şekilde azalmadığını, yapılan emisyon primli sermaye arttırımı kararı ile öncelikle şirketin menfaatine bir karar alınmakla kalınmamış davacının da hissesi ve haklarının korunduğunu, Davacının 24.08.2017 tarihli Olağan Genel Kurulda alınan kararlara karşı iptal/butlan davası açtığını, davanın .... Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/... E. Sayılı dosyasında görüldüğünü, şirketin 24/08/2017 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul Toplantısının 9. Maddesi ile iç kaynaklardan sermaye artırımı yoluyla ana sözleşmenin değiştirilmesine -sadece davacı ... ...'in muhalefetiyle diğer ortakların olumlu oyu ile- oy çokluğuyla karar verildiğini, davacının hiçbir kanuni argümanı olmadan salt müvekkili şirkete ve akrabaları olan diğer şirket ortaklarına karşı güttüğü hasmane tutumu nedeniyle yasal her tür gerekliliğe haiz Genel Kurul Kararının iptali için dava açtığını, TTK Md 457 hükmünün, Yönetim Kurulu tarafından düzenlenmesi gereken beyanının toplantı öncesinde hissedarlara/temsilcilerine sunulması gerektiği yönünde bir hüküm ihtiva etmediğini, TTK 457’ye göre hazırlanması gereken beyan formu incelendiğinde bazı maddelerin karşılığı toplantı gündemindeki maddelerin oylaması sonucu belirleneceğini, Toplantı gündemindeki maddelerin oylaması sonucu doldurulacak beyanın önceden doldurulup imzalanıp sunulmasının teknik olarak mümkün olmadığını davacının bu yöndeki beyanlarının afaki olduğunu, TTK Md 457 Yönetim Kurulu Beyanının kanuni süreler sonunda netleştiğini ve Ticaret Sicil tescil evrakları arasında Bakanlığa sunulduğunu, Davacının bilgi alma ve inceleme haklarının ihlal edildiği iddialarının gerçeği yansıtmadığını, şirketin TTK Md. 437 gereği hazır etmesi gereken belgelerin şirket merkezinde incelemeye açık olduğunu, dava konusu Olağanüstü Genel Kurul tarihinden sadece 1 gün önce, Stj. Av. Emre Dirik' i göndererek belge talep ettiğini, evrak teslim almaya gelen temsilcinin eline verilen listeye göre sadece bilanço ve gelir tablosunu talep ettiğini, bu belgelerin olağan genel kurulda teslim edildiğinin kendisine hatırlatıldığını, başkaca belgelere karşı, bilgi alma hakkı kapsamında şirket merkezine gelen temsilcinin herhangi bir talebi ve inceleme gayreti olmadığını, bu belgelerin sadece usulen alındığı, davacı tarafından kanun hükmünün amacına uygun bir şekilde incelenerek toplantıda soru yöneltme sorumluluğu güdülmediğini, davacının yönetim kurulu tarafından web sitesine koyulması gereken çağrı, rapor vs ilgili haberlerin web sitesinde konmadığı iddiasının ekte sunulan evraklarla somut olduğu üzere, ilan edilmesi lazım gelen hususların şirketin web sitesinde ilan edildiğini özetle davacının kanun gereği bilgi ve belge alma hakkı hiç bir suretle kısıtlanmadığını, faaliyet raporunda değişiklik yapıldığına dair iddiaların hukuken ve fiilen kabulü mümkün olmadığını, yıllık faaliyet raporunun ilgili olduğu hesap dönemini izleyen iki ay içinde hazırlanması gerektiğini, 2016 yılı faaliyet raporunun 20.02.2017 tarihinde sonuçlandırıldığını, 01.01.2016-31.12.2016 Dönemi Yıllık Faaliyet Raporu’nun 5-Finansal Durum maddesinin d) fıkrasının son paragrafında özetle “18 m.TL.lik sermaye artışının Genel Kurul gündemine alınarak oya sunulması” ifadesinin bir hükmü kalmaması nedeniyle 04.08.2017 tarihli 2017/10 sıra no.lu Yönetim Kurulu Kararı ile bu ifadenin hükümsüz olduğunun karara bağlandığını, 24.08.2017 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurulda alınan iç kaynaklardan sermaye artırım kararı şirketin mali durumu gereği zorunlu olduğunu, geçersizliğine neden olacak herhangi bir hukuka aykırılık ihtiva etmediğini, iç kaynaklardan yapılan sermaye artışı sonucu artan kısma tekabül eden hisse senedinin yerine kaim ilmuhaberlerin basılarak bu ilmuhaberlerin davacı ...'ye teslim edildiğini, iç kaynaklardan sermaye artışının geçersiz olduğunu iddia etseler de gerçekte var olmadığına dair iddialarına rağmen davacı artışa dayanan ilmuhaberleri teslim almaktan imtina etmediklerini davacı şirket vekillerinin de hazır bulunduğu 29.09.2017 tarihinde yapılan Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı'nda ve daha öncesinde yapılan genel kurul toplantılarında da şirketin mali yapısını ve sermaye ihtiyacını da göz önünde bulundurmak suretiyle; 33.895.681,68 TL'lik şirket sermayesinde 14.029.304,19 TL tutarında arttırım yapıldığını , sermayenin 47.924.985,87 TL'ye çıkarılmasına oy çokluğu ile karar verildiğini, sermaye attırımına konu "14.029.304,19 TL'nin en az 1/4'ü ve emisyon primi tutarı olan 16.970.695,81 TL'nin tamamının tescilden önce nakden ve sermaye avansı olarak ödeneceğinin arttırılan nakit kısımdan 1/4'ü aşan kısım tescil tarihinden itibaren 24 ay içinde ödeneceğinin karar altına alındığını, 05.09.2017 tarih ve 2017/12 sayılı kararı ve emisyon priminin hesaplanma şeklini açıklayıcı rapor” da “14.029.304,19 TL.nin en az ¼’ü ve emisyon primi tutarı olan 16.970.695,81 TL.nin tamamının tescilden önce nakden ve sermaye avansı olarak ödeneceği ” şeklinde bir ifade yer almadığı söz konusu ifadenin 29.09.2017 Olağanüstü Genel Kurul Toplantı gündemi madde 3 “Yeni Şekil” bölümünde geçen standart ifade olduğunu, “nakden veya sermaye avansı olarak ödenecek olup” ifadesinden sermaye avansı olarak ödeneceği karara bağlanmıştır değerlendirmesini/yorumunu çıkarmak davacının müvekkil şirkete olan hasmane tutumunu gösterdiğini, ¼ nakit artış tutarının 3.507.326,05 TL, emisyon primi tutarı tamamının 16.970.695,81 TL olmak üzere, 29.09.2017 olağanüstü genel kurul toplantı tarihinden sonra nakden ödendiğini, Emisyon primli sermaye artışının Olağanüstü Genel Kurulun gündemine; 31.08.2017 tarihli 'Nakit Sermaye Artışında Yeni Payların Emisyon Primli Olarak Çıkarılmasının Sebeplerini ve Emisyon Primin Hesaplanma Şeklini Açıklayıcı Rapor' doğrultusunda verilen 2017/12 No ve 05.09.2017 tarihli Yönetim Kurulu kararıyla geldiğini, raporda; Şirketin sahip olduğu aktifinde kayıtlı gayrimenkul ve makine teçhizatın değerlerinin kayıtlı değerlerinden daha yüksek olması nedeniyle, nominal değerle yapılacak bir sermaye artırımında, sermaye artırımına katılmayacak paydaşların varlıklarında, sermaye artırımına katılacak kişiler lehine ciddi bir azalma doğacağının izah edildiğini, meydana gelecek azalmadan kaçınmak için de Yönetim Kurulu Kararı'nda; 'arttırılan 14.029.304,19 TL sermayeyi temsil edecek payların şirketin maddi duran varlıklarının bilanço değerleri ile net defter kayıt değerleri arasındaki fark kadar özkaynaklara değerleme farkı olarak eklenmiştir' şeklinde karar alındığını, öncelikle emisyon primi ile sermaye artırımı nedir, nasıl olur ve kanundaki hükümler doğrultusunda şirket tarafından gerçekleştirilen bu uygulamanın izahı zorunluluğu hasıl olduğunu, Emisyon primi; anonim şirketlerin, kuruluşlarında ya da sermaye artırımlarında çıkardığı payların, itibari değerlerinin üzerinde bir bedelle ihracı durumunda elde edilen olumlu fark olduğunu, Türk Ticaret Kanunu’nun “Primli Paylar” başlıklı 347. Maddesine göre, itibarî değerinden aşağı bedelle pay çıkarılamaz ve payların itibarî değerinden yüksek bir bedelle çıkarılabilmeleri için esas sözleşmede hüküm veya genel kurul kararı bulunmalıdır. Buna ilaveten, TTK madde 480/2 gereğince; kayıtlı sermaye sistemini kabul eden anonim şirketlerde esas sözleşme ile yönetim kuruluna primli pay çıkarma yetkisine haiz olduğunu, Emisyon primlerinin, genel kanuni yedek akçe niteliği taşıdığını, TTK'nın 519. Maddesinde, "her yıl safi kârın yüzde beşi, ödenmiş sermayenin yüzde yirmisine ulaşıncaya kadar genel kanuni yedek akçeye ayrılır" denildikten sonra belirtilen sınıra ulaşılsa dahi bu yedek akçelere, "yeni payların çıkarılması dolayısıyla sağlanan primin çıkarılma giderleri, itfa karşılıkları ve hayır amaçlı ödemeler için kullanılmamış kısmı"nın ekleneceğinin hükme bağlandığını, diğer deyişle emisyon primlerinin ihraç giderleri, itfa karşılıkları ve hayır amaçlı ödemeler için kullanılan kısmı dışında kalan kısmın her halükarda kanuni yedek akçeye ekleneceğini , kanuni yedek akçelere eklenme zorunluluğu getirilen emisyon primlerinin, genel kanuni yedek akçe toplamı sermayenin yarısını aşan bir miktara ulaşana değin “sadece zararların kapatılmasına, işlerin iyi gitmediği zamanlarda işletmeyi devam ettirmeye veya işsizliğin önüne geçmeye ve sonuçlarını hafifletmeye elverişli önlemler alınması için” kullanılması gerektiğini, Yani, emisyon priminin, kanuni yedek akçelere ilişkin hükümlere tâbi olduğundan üzerinde serbestçe tasarruf edilebilmesi yasal yedek akçenin esas sermayenin yarısını geçmesi şartına bağlı olduğunu, dolayısıyla emisyon primlerinin gerek sermayeye eklenmesinde gerekse bu primlerin farklı şekillerde kullanılması ve dağıtılmasında kanunun 519. maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen esaslara uygun hareket edildiğini, emisyon priminin sermayeye eklenmesi ile kastedilenin, yedek akçe kalemlerinden biri olan emisyon priminin iç kaynaklardan sermaye artırımı yolu ile sermaye kalemine eklenmesi olduğunu, iç kaynaklardan sermaye artırımına ilişkin usul takip edilerek sermaye artırımı neticesinde çıkan bedelsiz payların mevcut paylarının sermayeye oranına göre mevcut pay sahiplerine dağıtılacağını, müvekkili şirketin ise söz konusu emisyon primli sermaye artışına, Yönetim Kurulu'nun düzenlediği nakit sermaye artışında yeni payların emisyon primli olarak çıkarılmasının sebeplerini ve hesaplanma şeklini açıklayıcı rapor'un görüşülmesi suretiyle Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı'nda oy çokluğuyla karar verdiğini, Ticaret Kanunu'muzda belirtilen usule uygun bir sermaye artışı gerçekleştirildiğini, şirket tarafından gerçekleştirilen artırımda; 'arttırılan 14.029.304,19 TL sermayeyi temsil edecek payların şirketin maddi duran varlıklarının bilanço değerleri ile net defter kayıt değerleri arasındaki fark kadar özkaynaklara değerleme farkı olarak eklenmiştir.' hükmü ile emisyon primi ile yapılan sermaye artırımının sermaye kalemine eklenmesinin izah edildiğini, şirketin içerisinde bulunduğu işletme sermayesi ihtiyacının, gerek 29.09.2017 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı'nda gerek daha önceki Genel Kurul Toplantılarında birden fazla kez ele alınmak suretiyle izah edildiğin, Yönetim Kurulu tarafından düzenlenip önerilen rapordan da anlaşılacağı üzere; içinde bulunulan sermaye ihtiyacı doğrultusunda bir artırım yapılması gerektiğini ancak yapılacak bu artırımda, sermaye artırımına katılamayacak olan ortaklar aleyhine bir durumun oluşmasının engellenmek istenildiğini, sermaye artırımında daha fazla ödeme yapacak olan ortağın yeni çıkarılan paylardan daha fazla edineceğinden ortaklık yapısının, sermaye artışına katılacak güçte olmayan ortak aleyhine değişeceğini Emisyon primli sermaye artışında ise bu sorunun önüne geçilebilmesi amacıyla itibari değerin üzerinde kalan kısmın ayrı bir sermaye yedeği hesabına kaydedilerek ortaklık yapısı bozulmamış olduğunu, Şirket ve hissedarların her anlamda menfaatine olan emisyon primli sermaye artışının izah edilen lehe unsurları sebebiyle, Yönetim Kurulunun raporunda yer alan gerekli incelemeler yapılmak suretiyle Olağanüstü Genel Kurul'a sunularak haklı olarak kabul edildiğini, şirketin öz kaynaklarından biri olan emisyon primlerinin hem şirketin mali yapısının güçlenmesine hem de şirket malvarlığında mevcut değer fazlalarının nakde dönüşmesine imkan sağladığını, dolayısıyla sermaye artırımlarında şirket sermayesine artı bir değer kazandırılmasının yanı sıra eski pay sahiplerinin de pay oranlarının korunarak ortaklığa yeni bir pay sahibinin katılmasının da durumu değiştirmeyeceğini , sermaye arttırımı kararı için geçmiş yıllara ait finansal tabloların onaylanmış olma şartı olmadığını , 24.08.2017 tarihinde düzenlenen olağan genel kurul toplantısında serbest tüm fonlar ve olağanüstü yedekler, geçmiş yıl karlarının tamamının oyçokluğu ile (%84) sermayeye ilave edildiğini sadece Yasal Yedeklerde yer alan tutarın kaldığını bu tutarın da TTK Madde 519 fıkra (3) “Genel kanuni yedek akçe sermayenin veya çıkarılmış sermayenin yarısını aşmadığı takdirde, sadece zararların kapatılmasına, işlerin iyi gitmediği zamanlarda işletmeyi devam ettirmeye veya işsizliğin önüne geçmeye ve sonuçlarını hafifletmeye elverişli önlemler alınması için kullanılabilir.” gereği korunduğunu, davacının finansal tablolara ilişkin dilekçesinde belirttiği hususların yönetim kurulu tarafından TTK 376 ya göre hazırlanan 31.08.2017 tarihli bilanço başlığı altında ve bu bilançonun nakit sermaye artışında yeni payların emisyon primli olarak çıkarılmasının sebeplerini ve emisyon priminin hesaplanma şeklini açıklayıcı raporun şirketin maddi duran varlıklarının rayiç değerlemesi sonucu oluşan farkın MDV Yeniden Değerleme Artışında gösterilmesiyle öz kaynaklardaki emisyon priminin hesaplanmasını amaçlayan bir nevi baz tablo olduğunu, bu tablonun resmi bilançoymuş iddialarında bulunmasının, kötü niyetli olduklarının somut örneği olduğunu, Davacının dış kaynaklardan sermaye artırımının, sahibi oldukları payların sulanma ihtimalini beraberinde getirdiğini iddia ettiğini ancak dış kaynaklardan sermaye artışı yapılırken davacı iddiasının aksine azınlık haklarına halel gelmemesi ve minimum düzeyde etkilenmesi amacıyla emisyon primli artış yolunun seçildiğini, davalı şirket tarafından yapılan nakit artışa katılmayan davacı ...'nin hisselerinin %11,32 oranında kaldığını, . Nakit artışa katılmamalarına karşın 3.200.000,-TL olan hisse tutarlarının, bedelsiz artışla 5.423.309,07 TL olduğunu, emisyon primli sermaye artışına katılmamış olsalar da sermaye artışının tescilinden önce yeni ortak tarafından ödenen 16.970.695,81 TL tutarındaki emisyon primine de %11,32 olan hisseleri oranında ortak olduklarını , somut verilerden de anlaşılacağı üzere müvekkili şirket yönetim kurulunca azınlık pay sahiplerinin haklarının etkilenmemesi için bütün önlemlerin tam ve eksiksiz olarak alındığını bu doğrultuda kararlar verildiğini, toplantı tutanağının 4 maddesinde davacının vekilleri "... 15 günlük hak düşürücü sürede rüçhan haklarını kullanarak sermaye arttırımına katılabilirler..." beyanında bulunduktan sonra dava dilekçelerinde kendilerine bilgi verilmediği gibi yeterli süre verilmediği iddialarının kötü niyetli olduğunu, belirterek kötü niyetli davanın reddine karar verilmesi gerektiğini iddia etmiştir. .... ATM'nin 09/12/2019 tarihli 2017/... esas sayılı dosyasında tanzim ettirilen 02/10/2019 tarihli raporda, şirketin % 96 sermaye kaybı olduğu, ... A.Ş.'nin özkaynağı + 23.436.141,66 TL olmakla beraber sermaye artırımı öncesi şirketin, TTK m. 376 uyarınca geçmiş yıl zararlarından dolayı sermayesinin %96 lık kısmının kayba uğradığı, zararının karşılanamadığı tutarın 6.258.511,15 TL olduğu tespit edilmiştir. Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde Dava, davalı şirketin 29.09.2017 tarihli genel kurulunda alınan emisyon primli dış kaynaklardan sermaye artırımına dair 3 numaralı genel kurul kararının ve bu kararın icrası niteliğinde bulunan yönetim kurulu kararının butlanı olmadığı takdirde iptali istemine ilişkindir. TTK 447.madde"(1) Genel kurulun, özellikle; a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. " hükmüne haizdir. TTK 445.madde de kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine TTK 446.madde de belirtilen kişilerce karar tarihinden itibaren üç ay içinde, iptal davası açılabilir. İptal davasını açabilecek kişiler TTK 446.maddesinde toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten veya toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve bu aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri veya yönetim kurulu veya kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri olarak belirlenmiştir. TTK 462.maddesinde iç kaynaklardan yapılan sermaye arttırımı sonucu, ortaklar iç kaynaklardan ortaya çıkacak sermaye paylarını, sermaye oranlarına göre bedelsiz olarak kendiliğinden iktisap ederler. Buna karşın TTK 459 vd. Maddeleri uyarınca ortakların artırılan sermaye paylarını ödemeyi taahhüt ettikleri bedelli sermaye artırımı yolu ile de esas sermaye artışına gitmeleri mümkün olup bu halde her ortağın rüçhan hakkını kullanması zorunlu değildir. ... ... A.Ş.'nin 29.09.2017 tarihinde yapılan 2017 Yılı Olağanüstü Genel Kurul Toplantı Tutanağı'nın 3 nolu gündem maddesi ; " Şirket Ana Sözleşmesinin 6. Maddesi değiştirilerek şirket sermayesinin 33.895.681,68 TL” den (14.029.304,19 TL) arttırılarak 47.924.985,87 TL'ye çıkarılması ile ilgili aşağıda belirtilen tadil tasarısının oylamasına geçildi. Yapılan oylama sonucunda, 5.423.309,07 TL olumsuz oya karşılık, 28.472.372,61 TL olumlu oy ile oy çokluğuyla kabul edildi. “YENİ ŞEKİL: SERMAYE VE HİSSE SENETLERİ NEV”İ Madde.6 -: Şirketin sermayesi beheri 1 (Bir) Kuruş itibari değerde 4.792.498.587 hisseye bölünmüş 47.924.985,87 -(Kırkyedimilyondokuzyüzyirmidörtbindokuzyüzseksenbeş lira seksenyedi kuruş) TL'dir. Bu sermayenin; 33.895.681,68 (Otuzüçmilyonsekizyüzdoksanbeşbinaltıyüzseksenbir lira altmişsekiz kuruş)” TL'lik kısmı tamamen ödenmiştir. Bu defa arttırılan, 14.029.304,19 TL'nin en az 1/4'ü ve emisyon primi tutarı olan 16.970.695,81 TL'nin tamamı tescilden önce nakden veya sermaye avansı olarak ödenecek olup, arttırılan nakit kısımdan 1/4'ünü aşan kısım tescil tarihinden itibaren 24 ay içinde ödenecektir. Nakit artış yapılacak tutar, beher hisse başına 1,20966 TL emisyon primli olmak üzere toplam 16.970.695,81 TL emisyon primi ödenecektir. Sermayenin tamamı muvazaadan ari olarak tamamen taahhüt edilmiştir. Emisyon primi, sermaye artırım kararının tescil tarihinden önce ödenecektir. Şirket hissedarlarına hisseleri karşılığında vereceği hisse senetlerinin tamamı nama yazılı olacaktır. Şirket, Yönetim Kurulunun Kararı ile hisse senetlerini muhtelif kupürler halinde bastırılabilir.” şeklinde olup davacının olumsuz oy kullandığı ve karara muhalif olduklarını belirterek bir sayfa muhalefet şerhini toplantı başkanlığına sunduğu anlaşılmıştır. ... ATM'nin 2017/... esas sayılı dosyasının tetkikinden; davalı ... ve Ticaret Anonim Şirketi’nin 2016 yılına ilişkin ilk Olağan Genel Kurul Toplantısının 14.04.2017 tarihinde gerçekleştirildiği, yönetim kurulunun 03.08.2017 tarihli kararı ile 14.04.2017 tarihinde yapılan genel kurulun sermaye artışı ile ilgili 9. maddesinin gerçekleşmemesi sebebiyle genel kurulun tescil edilemediği, 2016 yılı olağan genel kurul toplantısının kararda belirtilen gündemle düzenlenerek şirket kayıtlarında yer alan iç kaynaklardan karşılanmak üzere bedelsiz sermaye artışının yapılmasına, bu sebeple sermaye artışının 2016 Olağan Genel Kurul gündemine alınarak görüşülmesine, 2016 Olağan Genel Kurulunun 24.08.2017 tarihinde yapılmasına karar verildiği, 24.08.2017 tarihinde ikinci Olağan Genel Kurul Toplantısının yapıldığı iddia edilerek davacı tarafça 24.08.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 4, 5, 6, 8, 9 ve 10 numaralı kararların butlanının tespiti ve/veya iptalinin talep edildiği anlaşılmakla anılan dava dosyasında verilecek kararın işbu dava konusu olağanüstü genel kurul toplantısında alınmış kararın geçersizliğini, iptal şartlarını da etkileyeceğinden anılan davanın sonuçlanması ön sorun olarak ele alınmış, kararın kesinleşmesi beklenilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11.09.2025 tarih 2024/5950 Esas, 2025/5290 Karar sayılı ilamı ile onanan istinaf kararı ile 24/08/2017 tarihinde yapılan 2016 yılına ait genel kurul toplantısında alınan kararlardan 4-5-8 ve 10 numaralı kararların yok hükmünde olduğunun tespitine, 24/08/2017 tarihinde yapılan 2016 yılına ait genel kurul toplantısında alınan kararlardan 6 ve 9 numaralı kararların iptaline yönelik talebin reddine karar verildiği, verilen kararın 25.09.2026 tarihinde kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır. Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen anılan dosyada tanzim ettirilen bilirkişi raporu ve Bölge Adliye Mahkemesi 13.Hukuk dairesinin 04/07/2024 tarih 2024/1058 Esas 2024/1168 Karar sayılı kararından, davalı şirket sermayesinin %96'lık kısmının kaybedildiği, TTK 376. maddesi uyarınca borca batıklık durumunun oluştuğu ve bu madde kapsamına girdiğinin tespit edildiği dikkate alındığında şirketin devamlılığı için kârın sermayeye eklenmesinde zorunluluk bulunduğu, kârın mutlaka nakdi olarak ödeneceğine, dağıtılacağına dair bir amir hüküm de olmayıp sermaye eklemenin de bir kâr dağıtımı olduğu, davalı şirketin mevcut finansal ve mali durumu itibarı ile bu şekilde sermaye artırması ve kârın sermayeye eklenmesinin bir nevi mecburiyet içerdiği, dolayısıyla kârın sermaye artırımı için kullanılması yönünde alınan 6 no'lu karar ve sermaye artırımına ilişkin 24/08/2017 tarihinde yapılan 2016 yılına ait genel kurul toplantısında alınan 9 no'lu kararın kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılık oluşturmadığı, 9 ve 6 no'lu kararların iptali talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 376 maddesinde; "(1) Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar." denilmektedir. Emisyon pirimi (prim veya agio) anonim şirketlerin kuruluşlarında veya sermayelerini artırdıkları sırada çıkardıkları payların bedelinin itibari değerini aşan kısımdır. TTK madde 347/1'de; "İtibari değerinden aşağı bedelle pay çıkarılamaz. Payların itibari değerinden yüksek bir bedelle çıkarılabilmeleri için esas sözleşmede hüküm veya genel kurul kararı bulunmalıdır." denilmiştir. TTK madde 461'de yalnızca primli pay çıkarılmasının nedenlerinin ve primin hesaplanma metodunun bir rapor kapsamında açıklanması gerektiği düzenlenmiş olup, TTK'da prim hesabında uyulması gereken özel bir usul öngörülmemiştir. Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 04/07/2024 tarih 2024/1058 Esas 2024/1168 K sayılı kararında işbu dava konusu olağanüstü genel kurul toplantısından kısa süre önce gerçekleştirilen olağan genel kurul toplantısında alınan sermaye artırımı kararının alınmasının zorunlu olduğu, davalı şirket sermayesinin %96'lık kısmının kaybedildiği, TTK 376. maddesi uyarınca borca batıklık durumunun oluştuğu , şirketin devamlılığı için kârın sermayeye eklenmesinde zorunluluk bulunduğu, kârın mutlaka nakdi olarak ödeneceğine dağıtılacağına dair bir amir hüküm bulunmadığı, sermayeye eklemenin de bir kâr dağıtımı olduğu, davalı şirketin mevcut finansal ve mali durumu itibarı ile bu şekilde sermaye artırması ve kârın sermayeye eklenmesinin bir nevi mecburiyet içerdiği dolayısıyla kârın sermaye artırımı için kullanılması yönünde alınan 6 no'lu kararın ve sermaye artırımına ilişkin 9 no'lu kararın kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılık oluşturmadığı belirtilmiş olup olağan genel kurul toplantısında alınan sermaye artırımı kararının tescil edilmemiş olduğu , sermayesinin %96'lık kısmını kaybeden davalı şirketin sermaye artırımı kararı almasında zorunluluk bulunduğu, davalı şirketin yönetim kurulu tarafından TTK madde 461'de öngörülen yükümlülüklerin yerine getirildiği , 29.09.2017 tarihli genel kurulunda alınan emisyon primli dış kaynaklardan sermaye artırımına dair 3 numaralı genel kurul kararının ve bu kararın icrası niteliğinde bulunan yönetim kurulu kararının kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılık oluşturmadığı anlaşılmakla emsal Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 2021/4309 Esas, 2023/453 K.sayılı kararı uyarınca davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre tahsili gereken harç 732,00TL olduğundan peşin alınan 31,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 700,60 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesap ve takdir edilen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, Davacı vekili Av. ...'ın yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 14/05/2026
BAŞKAN ...
ÜYE ...
ÜYE ...
KATİP ...