Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/90 E. 2026/1181 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/90
Karar No
2026/1181
Karar Tarihi

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/90 Esas 2026/1181 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/90 KARAR NO : 2026/1181

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR 9573

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/11/2023 NUMARASI : 2022/618 Esas 2023/750 Karar DAVA : Genel Kurul Kararının İptali DAVA TARİHİ : 16/09/2022 KARAR TARİHİ : 17/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/09/2026

Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkette ortak olduğunu, diğer ortağın müvekkilinden habersiz şekilde yapılan 18/07/2022 tarihli genel kurul kararı ile münferiden şirket müdürü seçildiğini, kararın 21/07/2022 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğini tesadüfen 12/09/2022 tarihinde öğrendiğini, genel kurul kararı ile ilgili müvekkiline yapılmış herhangi bir tebligat veya bildirim bulunmadığını, diğer ortağın tek başına genel kurul yaparak kendisini müdür olarak atadığını, ortaklar kurulu kararının yasanın aradığı çoğunlukla alınmadığını, kararın geçersiz olduğunu, oy çoğunluğunu elinde tutan tarafın sahip olduğu hakları kullanırken iyiniyet kurallarına göre hareket etmesi gerektiğini, şirketin ana sözleşmesinin 7. maddesinde öngörülen şekilde ilan yapılmadan genel kurulun toplandığını, davalı şirkete kayyım tayin edilmesi için açılan dava derdest iken diğer şirket ortağının müvekkilinin yokluğunda genel kurul yapılmasını sağlayarak kendisini şirket müdürü olarak seçmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, şirketi tek başına temsile yetkili diğer ortağın şirketi zarara uğrattığını, genel kurul kararının ana sözleşmeye, kanuna açıkça aykırı, batıl, butlan ve yoklukla geçersiz olduğunu belirterek davalı şirketin 18/07/2022 tarihli genel kurul toplantısında alınan müdürlük seçimine ilişkin kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; genel kurul toplantısının yapılacağının Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, toplantıya çağrının noter ihtarı ile davacıya yapıldığını, müvekkili şirketin %60 payına sahip ortağı ve aynı zamanda şirket müdürü olan ...'ın müdür seçimine ilişkin kararda oy hakkını kullandığını, davacının usulüne uygun çağrı yapılmasına rağmen toplantıya katılmadığını, kötüniyetli olarak bu davanın açıldığını, genel kurul toplantı ve karar nisaplarının kanuna uygun olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacının davalı şirkette %40, dava dışı ...'ın ise şirketin %60 ortağı olduğu, şirketin 18/07/2022 tarihli genel kurul kararı ile ...'ın şirket müdürü seçildiği, dava dilekçesinde söz konusu genel kurulla ilgili müvekkiline yapılan herhangi bir tebligat veya bildirimin bulunmadığı ileri sürülerek genel kurulda alınan kararın iptali talep edilmiş ise de, şirket ana sözleşmesinin 7. maddesi hükmüne uygun olarak genel kurul çağrı kararının şirket müdürü ...'ın 24/06/2022 tarih 2022-3 sayılı kararı ile alındığı, alınan kararın 28/06/2022 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde toplantının tarihi, saati, adresi ve gündemini içerir biçimde ilan edildiği, davacının Uyap portalından çıkartılan mernis (vekaletnamede de yer alan) adresine ihtarname ile şirket müdürünün seçilmesi gündemli belirtilen adreste tarih ve saat bildirilmek suretiyle toplantıya katılmasının talep edildiği, ihtarnamenin mahalle muhtarlığına tebliğ olunduğu, genel kurul toplantısında yasada öngörülen karar nisabına uyulduğu, genel kurulda alınan kararın butlanını gerektirecek bir hususu içermediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; genel kurul ile ilgili olarak müvekkiline usulüne uygun yapılmış herhangi bir tebligat bulunmadığını, davalı tarafın cevap dilekçesinde ve bilirkişi raporunda muhtara tebligat yapıldığının belirtildiğini, müvekkilinin iddia edilen tebligattan haberi dahi olmadığını, tebligatta ismi yazan ve kapıcı olduğu belirtilen şahsın müvekkili tarafından tanınmadığını, söz konusu ihtarnamenin yasanın aradığı şartları da taşımadığını, mahkeme tarafından söz konusu adresin mernis adresi olduğundan bahisle tebligat usulsüzlüğüne ilişkin başkaca bir araştırma yapılmadan karar verildiğini, ...'ın tek başına genel kurul yaparak kendisini müdür olarak atadığını, ortaklar kurulu kararları, yani limited ortaklık genel kurul kararlarının iptalinde de, objektif iyi niyet kuralları göz önünde tutulacağını, şirket ana sözleşmesinin 7. maddesinde "Şirket ile ilgili ilanların şirket merkezinin bulunduğu yerde en az bir gazete ile yedi gün önce yapılmak zorundadır" denildiğini, ancak sözleşmedeki bu hususta yerine getirilmeden genel kurulun toplandığının görüldüğünü, yine olağanüstü toplantının yapılmasına ilişkin alınan karar ve toplantı tutanağının tebliğ edilmediğini, müvekkilinin toplantıdan haberdar olmadığını, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda da şirket kayıtlarında bir çok usulsüzlük olduğunun raporda açıkça ifade edildiğini, şirket ortağı ...'ın kötüniyetli ve hukuka aykırı hareket ederek hem müvekkili hem de şirket aleyhine ancak kendi lehine işlemlerde bulunduğunu açıkça gösterdiğini, mahkeme tarafından bu yöndeki itirazlarının da dikkate alınmadığını, şirketi tek başına temsile yetkili ...'ın şirket mal varlılığını ciddi zarar uğrattığı, şirketin gelirlerini kendi uhdesine geçirdiğini, şirket adına alması gereken tapuyu kendi adına geçirdiğini, şirket muhasebe sisteminde usulsüzlükler yaptığını, şirketi zarara uğrattığı yönündeki iddialarının haklılığının ortaya çıktığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava, limited şirketin 18/07/2022 tarihli genel kurul toplantısında müdür seçimine ilişkin alınan kararın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Dava konusu davalı şirketin 18/07/2022 tarihli genel kurul toplantısında davacının hazır olmadığı, şirketin 1.200 adet payından 720 adet pay sahibi ...'ın toplantıda asaleten hazır bulunduğu, gündemin 2. maddesiyle şirket müdürlüğüne aksi karar alınıncaya kadar ...'ın seçilmesine oy birliğiyle karar verildiği görülmüştür. Davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarından davacının %40, dava dışı ...'ın %60 oranında davalı şirketin ortakları olduğu, dava dışı ...'ın şirket yetkilisi sıfatı bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı yan davalı şirketin 18/07/2022 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısına ilişkin kendisine usulüne uygun çağrı yapılmadığını, genel kurul toplantısının ana sözleşme hükmüne uygun olarak ilan edilmediğini, anılan genel kurul toplantısında dava dışı diğer ortağın şirket müdürü olarak seçildiğini, alınan kararın iptali gerektiğini, şirket müdürünün şirketi zarara uğrattığını iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlık, davalı şirketin 18/07/2022 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan müdür seçimine ilişkin kararın iptali koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davacı vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde; TTK'nun 445. maddesi "(1)446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler." Anılan yasanın 446. maddesi "(1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b)Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c)Yönetim kurulu, d)Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir.", 447. maddesi ise "(1) Genel kurulun, özellikle; a)Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b)Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c)Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan,kararları batıldır.", 418. maddesi "(1)Genel kurullar, bu Kanunda veya esas sözleşmede, aksine daha ağır nisap öngörülmüş bulunan hâller hariç, sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığıyla toplanır. Bu nisabın toplantı süresince korunması şarttır. İlk toplantıda anılan nisaba ulaşılamadığı takdirde, ikinci toplantının yapılabilmesi için nisap aranmaz. (2)Kararlar toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğu ile verilir." hükümlerini içermektedir. Dosya içerisinde yer alan ticaret sicil kayıtlarına göre davacı, davalı şirketin %40 oranında hissesine sahip ortağı olduğundan dava açma hak ve yetkisine sahiptir. Dava konusu genel kurul toplantı tarihi 18/07/2022 olup, işbu dava TTK'nun 445. maddesi uyarınca 3 aylık hak düşürücü süre içesinde 16/09/2022 tarihinde açılmıştır. Davalı şirketin merkezi ve ticaret sicilinde kayıtlı olduğu yerin Ankara olması nedeniyle ilk derece mahkemesi işbu davaya bakmak yönünden görevli ve yetkilidir. Dava konusu toplantı tutanağının içeriğine göre alınan karar yönünden yapılan incelemeye gelindiğinde, anılan toplantıda davalı şirket paylarının 300.000,00 TL olan toplam itibari değerinin 180.000,00 TL olan payın (dava dışı ...'a ait) asaleten temsil edildiği, gündemin 2. maddesi ile şirket müdürlüğüne aksi karar alınıncaya kadar dava dışı ...'ın seçilmesine oy birliğiyle karar verildiği dosya içeriğiyle sabittir. TTK'nun 418. maddesine göre, genel kurulların, bu kanunda veya esas sözleşmede aksine daha ağır nisap öngörülmüş bulunan haller hariç, sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığıyla toplanmasının gerekmesi karşısında toplantı nisabı sağlandığından, nisap yönünden ana sözleşmeye ve yasaya bir aykırılık tespit edilememiştir. Toplantıda alınan kararlar yönünden olması gereken karar nisabı ise toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğu yani yarıdan fazlasıyla verilmesi gerektiğinden ve dava konusu kararlar 180.000,00 TL itibari değeri olan payın olumlu oyu ile alındığından karar nisabında da ana sözleşmeye ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Bu durumda dava konusu genel kurul toplantısında alınan ve dava konusu olan kararın yokluk ve butlan müeyyidesine tabi olması söz konusu olmadığından iptalinin istenebilmesi için genel kurul toplantısına katılarak alınan karara olumsuz oy verilip, muhalefet şerhinin usulüne uygun olarak tutanağa geçirilmesi zorunludur. Dava konusu genel kurula ilişkin ortaklara yapılan çağrı tebliğ evrakları dosyada yer almakta olup, davacıya yapılan çağrıya ilişkin sunulan Ankara 53. Noterliğinin 27/06/2022 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile toplantı gündemi, toplantı tarihi, saati ve toplantı adresinin davacıya bildirildiği, anılan ihtarnamenin 29/06/2022 tarihinde usulüne uygun olarak davacıya tebliğ edildiği anlaşılmış olup, anılan ihtarname ile davacıya usulüne uygun olarak çağrı yapılmış ise de, davacı dava konusu genel kurul toplantısına asaleten veya temsilen katılmamıştır. Öte yandan, davalı şirket ana sözleşmesinin 7. maddesinde şirkete ait ilanların TTK'nun 17. Maddesi hükümleri saklı kalmak üzere şirket merkezinin bulunduğu yerde en az bir gazete ile 7 gün önce yapılmasının zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Dava konusu 18/07/2022 tarihli genel kurul toplantısının yapılacağına ilişkin çağrı gündem maddesi ile birlikte 28/06/2022 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmiş olup, ana sözleşmeye aykırı bir durum bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece, davacı ortağın usulüne uygun çağrıya rağmen dava konusu genel kurul toplantısına katılmadığı, çağrıya rağmen genel kurul toplantısına katılmayan davacının iptal davası açamayacağı, ancak genel kurul kararının butlanı ve yokluğunu ileri sürebileceği, dava konusu genel kurul kararının butlanını, yokluğunu gerektirir bir sebebin ise bulunmadığı, alınan kararın toplantı ve karar nisaplarına uygun bulunduğu, yasaya aykırılık teşkil eden bir hususun bulunmadığı gözetilerek genel kurul kararının iptaline ilişkin talep hakkında yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı vekilinin dava konusu genel kurul kararında müdür olarak seçilen dava dışı ...'ın davalı şirketi zarara uğrattığına yönelik istinaf itirazına gelindiğinde ise, işbu davanın konusu genel kurul kararının iptali olup, seçilen müdürün davalı şirketi zarara uğrattığına ilişkin iddialar ancak azil davasının konusu olabileceğinden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları Dairemizce incelenmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 17/09/2026

Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/90, K. 2026/1181, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-90-e-2026-1181-k-d28a44680bf8