Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1423 E. 2026/1532 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1423
- Karar No
- 2026/1532
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1423
KARAR NO : 2026/1532
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 17/07/2024
NUMARASI : 2023/265 E. - 2024/197 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/10/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı yanın uzun yıllardan bu yana sigortacılık alanında faaliyet gösteren, alanında tanınmış, bilinen ve saygın bir firma olduğunu, Türk Patent Enstitüsüne müracaatı ile ''... ...'' ibareli markayı 28/08/2023 tarihi itibariyle ''... HİZMETLERİ'' sınıfında geçerli olmak üzere kendi adına tescil ettirdiğini, davalının ise www...net internet sitesini kurmuş ve davacı yanın ismini logosunu taklit etmek ve kullanmak suretiyle 6769 sayılı Kanun'un 7. Madde ç-d-e bentlerinde sayılan marka hakkına tecavüz fiilini gerçekleştirdiğini, İnternet arama motoruna ''... ...'' ismi yazıldığında davalının İnternet adresinin çıktığını ve İnternet sitesine tıklandığında ise https://www...com İnternet sitesi adresine yönlendirdiğini, yine söz konusu sitede ... ... HİZMETLERİ ibaresinin alenen kullanıldığını, davacının defaten ilgili şahıslarla iletişime geçmiş olmasına rağmen söz konusu İnternet sitesi ve logoların kullanımdan kaldırılmadığını, davacıya ait TPE nezdinde 28/08/2023 tarihinden beri tescilli bulunan ... ... ibareli markanın, davalı tarafça iltibas suretiyle tecavüz edilerek hukuka aykırı olarak hizmet sunumu, reklam suretiyle kullanıldığı, işbu fiilin marka hakkına tecavüz olduğunun tespitini talep ettiklerini dile getirerek öncelikle davalının haksız eylemlerinin son bulması adına tedbiren www...net ve https://www...com adreslerine erişimin engellenmesine, davalının eylemlerinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine ve maddi manevi zararlarının tazmini hakları saklı kalmak kaydıyla tecavüz fiillerinin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İş yerinin domain adreslerini (....net 03.05.2023 tarihinde, ....com 24.06.2023 tarihinde)isimtescil üzerinden satın aldığını, logonun tasarımının kendisine ait olduğunu, davacı tarafın kendisine 03.09.2023 tarihinde telefon yoluyla ulaşıp sitesini kapatması konusunda uyarıda bulunduğunu, bu tarihlerde ....net sitesini kapatıp ....com'a yönlendirdiğini, davacının marka patent hakkı için başvurusunu 28.08.2023 tarihinde yaptığını, tarafına 14.12.2023 tarihinde koruma altına ancak alabildiğini, dolayısıyla herhangi bir şekilde davacı yan markasının haklarını ihlal etmediğini, davacının tarafına ulaştığı ilk tarihte zaten siteye erişimini kapattığını, sosyal medya hesaplarındaki paylaşım tarihinin 05.05.2023 olup, davacının patent tescil başvurusu yapmadığı tarihler olduğunu, belirttiği tarihlerden sonra profilinde paylaşım yapmadığını, kendi ismi ve soy ismi için de patent başvurusu yapmış olduğunu, sadece kendi soy ismini kullanmak maksadıyla İnternet sitesi açtığını, kendilerine ulaştıklarında zaten kapattığını dile getirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "Açılan davanın ve tedbir isteminin REDDİNE" karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemenin bilirkişi raporuna dayanarak davalıya ait internet sitelerinin ve paylaşımların dava tarihinden önce kaldırıldığına dair hatalı bir sonuca vardığını, söz konusu sitelerin dava dilekçesinin tebliği üzerine kapatıldığını, dava açıldığı tarihte hukuki yararın mevcut olduğunu, davalının siteleri dava tarihinden önce kapattığına dair somut bir delil sunamadığını, yerel mahkemenin davanın konusuz kalması ihtimalini değerlendirirken dava açarken haklı olunduğunu göz ardı ettiğini, bu durumda yargılama giderleri ve harçların davalı üzerinde bırakılması gerektiğini, mahkemece çeşitli kurumlara yazılan müzekkerelerden müspet bir sonuç alınamadığını, iddiaların ispatı noktasında eksik inceleme yapıldığını, müzekkerelerde davalının adının dahi geçmediğini, bu nedenle hükme elverişli bir tespit yapılamadığını, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporu ile verilen ret kararının hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemenin davalının siteleri dava tarihinden sonra kapattığını tespit etmesi halinde davanın kabul edilmesi gerektiğini, Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığı 2024/1661 soruşturma sayılı dosyasındaki takipsizlik kararının davanın esasına etkili olmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacının istinaf dilekçesinin süresinde olmadığını ve tüm taleplerinin reddedilmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın usul ve yasalara uygun bulunduğunu, marka hakkına tecavüz teşkil eden internet sitelerinin dava tarihinden sonra kaldırıldığı iddiasının ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, davacının ispat yükünü tersine çeviren beyanlarını kabul etmediklerini, bilirkişi raporu ve kurum cevaplarının müvekkilinin haklılığını ortaya koyduğunu, davacının eksik inceleme yapıldığına dair iddialarının yersiz ve mesnetsiz olduğunu belirterek davacı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:
Dava, davacı adına tescilli “... ...” ibareli markaya internet alan adları ve sosyal medya kullanımları suretiyle tecavüz edildiğinin tespiti ve önlenmesi ile www...net ve www...com adreslerine erişimin engellenmesi istemine ilişkindir.
Davacı vekili, ... numaralı , “... ...” ibareli markanın 28/08/2023 tarihinden itibaren ... hizmetleri yönünden davacı adına tescilli olduğunu, davalının www...net internet sitesi ile davacının ismini ve logosunu taklit ettiğini ve sitenin www...com adresine yönlendirme yaptığını, sitede “... ... HİZMETLERİ” ibaresinin kullanıldığını belirterek davalının eylemlerinin marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine ve tecavüzün durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, www...net alan adının 03/05/2023, www...com alan adının ise 24/06/2023 tarihinde satın alındığını, logonun davalı tarafından tasarlandığını, davacının marka başvurusunun 28/08/2023 tarihinde yapıldığını ve markanın 14/12/2023 tarihinde tescil edildiğini davalının kendi soyadını kullanmak amacıyla internet sitesini açtığını, sosyal medya paylaşımının da davacının marka başvurusundan önce 05/05/2023 tarihinde yapıldığını, www...net sitesini kapatıp www...com adresine yönlendirdiğini, daha sonra paylaşım yapmadığını ve sitelerin yayından kaldırıldığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tespit edilebilen internet sitesi ve sosyal medya kullanımlarının davacı markasının 28/08/2023 olan koruma tarihinden önce gerçekleştiği, bu tarihten sonraki markasal kullanımın ve kullanımların dava tarihi olan 27/12/2023 tarihinde devam ettiğinin kanıtlanamadığı, internet siteleri ile sosyal medya paylaşımının halen erişilebilir olmadığı ,Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/1661 sayılı soruşturmasında da markanın tescilinden sonraki tecavüzü gösteren delil bulunmaması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Uyuşmazlık, davalının “... ...” ibareli internet sitesi ve sosyal medya kullanımlarının davacıya ait ... numaralı markanın 28/08/2023 tarihindeki koruma başlangıcından sonra devam edip etmediği, bu kullanımların 27/12/2023 dava tarihinde mevcut olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/1661 sayılı soruşturmasında takipsizlik kararı verildiği ve itiraz üzerine 25.04.2024 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
27/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda, www...net sitesinin inceleme tarihinde aktif olmadığı, web arşivinde yalnızca 23/07/2023 tarihli kaydına ulaşıldığı ve bu kayıtta sitenin “...-... Hizmetleri” logosuyla sigortacılık hizmetlerinde kullanıldığı, alan adının 03/05/2023 tarihinde kaydedildiği , www...com alan adının da inceleme tarihinde aktif olmadığı, 24/06/2023 tarihinde kaydedildiği, alan adı sahibinin bilgilerinin gizli tutulduğu, alan adının ... A.Ş.’den satın alındığı ve yer/erişim sağlayıcısının dnsenable.com olduğu bu siteye ilişkin web arşiv kaydının bulunmadığı, davacının sunduğu tarihsiz ekran görüntülerinin www...net sitesinin 23/07/2023 tarihli tasarım ve içeriğiyle aynı olduğu, her iki alan adının da davalı tarafından satın alındığı ve sonradan yayından kaldırıldığı , davacının markası ile davalının “... ...” biçimindeki kullanımının kapsadığı hizmetlerin benzer olduğu ve işaretler arasında ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimali oluşturacak derecede benzerlik bulunduğu, doğrulanabilen internet sitesi kullanımının 23/07/2023 tarihli, ... hesabındaki paylaşımın ise 05/05/2023 tarihli olduğu , her iki tarihin de davacı markasının 28/08/2023 tarihli koruma başlangıcından önce olduğu, ... paylaşımının inceleme tarihinde kaldırıldığı, davacı tarafından sunulan www...com ekran görüntülerinde tarih bulunmadığı, davalının 03/09/2023 tarihli uyarıdan sonra www...net sitesini kapatıp diğer adrese yönlendirdiği yönündeki beyanına rağmen 28/08/2023 sonrasında kullanımların devam edip etmediğinin, ne kadar süre ve ne şekilde sürdüğünün belirlenemediği, bu tarihten sonra davalı tarafından gerçekleştirilen herhangi bir markasal kullanıma rastlanmadığı belirtilmiştir.
Dosya kapsamına göre, davacı adına ... numarasıyla kayıtlı “... ...” ibareli markanın 28/08/2023 tarihinde başvurusunun yapıldığı, 14/12/2023 tarihinde tescil edildiği ve 36. sınıfta “... hizmetleri” yönünden tescilli olduğu anlaşılmıştır. Marka koruması, tescil edilmek koşuluyla başvuru tarihinden itibaren hüküm ifade ettiğinden, somut olayda davacının marka hakkına dayalı koruma talebinin başlangıç tarihi 28/08/2023 tarihidir. Bilirkişi raporu ile davalının “... ...” ibaresini www...net ve www...com alan adlarında ve sosyal medya hesabında sigortacılık hizmetleriyle bağlantılı biçimde kullandığı, bu kullanımın davacı markasıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açabilecek nitelikte olduğu bilirkişi belirlenmiş ise de kullanımın davacı markasının koruma tarihinden sonra gerçekleştiğinin de kanıtlanması gerekir.
Somut olayda, www...net alan adının 03/05/2023, www...com alan adının 24/06/2023 tarihinde kaydedildiği, web arşivinde www...net sitesine ilişkin yalnızca 23/07/2023 tarihli kayda ulaşıldığı, davalının ... hesabındaki “... ...” ibareli paylaşımın ise 05/05/2023 tarihli olduğu tespit edilmiş olup, bu kullanımların tamamı, davacı markasının 28/08/2023 olan koruma başlangıcından önce gerçekleşmiştir. Davacı tarafından dava açılmadan önce delil tespiti yaptırılmamış, www...com adresindeki kullanıma ilişkin sunulan ekran görüntülerinde ise tarih bilgisi bulunmadığından, bu belgeler kullanımın 28/08/2023 tarihinden sonra ve 27/12/2023 dava tarihinde devam ettiğini göstermeye elverişli değildir. Bilirkişi inceleme tarihinde her iki internet sitesinin de aktif olmadığı ve sosyal medya paylaşımının kaldırıldığı tespiti ile davalının, 03/09/2023 tarihli uyarı üzerine www...net sitesini kapattığı yönündeki savunması karşısında, bu tarihten sonra tecavüz teşkil eden kullanımın sürdüğü hususunun ispat yükü üzerinde olan davacı tarafından ispatlanamamıştır.
Bu itibarla, eldeki davanın konusuz kalması söz konusu olmayıp, İlk derece mahkemesince ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 17/07/2024 tarih ve 2023/265 E., 2024/197 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacı tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 01/10/2026