Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/1375 E. 2026/6040 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1375
- Karar No
- 2026/6040
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1407 E., 2025/1888 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : (Kapatılan)Milas 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/74 E., 2025/24 K.
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.
Davacı vekili; tarafların annesi olan muris ...’un adına kayıtlı 1 18... ve 19 parsel sayılı taşınmazlardaki hak ve hisselerinin tamamını ölünceye kadar bakma akdi ile 26.04.2017 tarihinde davalıya devrettiğini, sözleşmenin muvazaalı olduğundan geçersiz olduğunu, davalının ölünceye kadar bakma akdi yaptığı halde murise bakmadığını, devredilen mal varlığı değeri ile bakım borçlusunun edimi arasında büyük bir fark olduğundan davacının saklı payının ihlal edildiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacının payı oranında adına tesciline, olmadığı takdirde tenkisine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; murisin 14.03.2023 tarihinde 83 yaşında öldüğünü, 2003 yılında 63 yaşında iken lösemi teşhisi konduğunu, uzun dönem ücretli olarak çeşitli hastanelerde tedavi gördüğünü, 20 yıl boyunca bakım borçlusu davalı tarafından özenli bakılıp ilaç takiplerinin yapıldığını, murisin emekli maaşından başka geliri olmadığını, hastalığı ve yaşlılığı nedeniyle emekli maaşıyla masraflarının karşılanmasının mümkün olmadığını, bu sebeple aynı avluda oturan oğlu davalı ile 2017 yılında ölünceye kadar bakma sözleşmesi akdettiğini, amacının mal kaçırmak olmadığını, murisin sözleşmeyi geçersiz hale getirmediği gibi, bakım borçlusunun da edimini 20 yıl eksiksiz yerine getirdiğini, davalının çaba ve desteğinin ahlaki ödevin ötesine geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuş, yargılama aşamasında 13.10.2024 tarihinde davalının ölümü üzerine mirasçıları davaya dahil edilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; UYAP'tan yapılan incelemede muris adına dava konusu taşınmaz dışında başkaca aktif/pasif mal varlığı bulunmadığının anlaşıldığı, murisin dava konusu taşınmazların tamamını vefatından önce davalı ...'a devrettiği, duruşmada ve keşifte dinlenen tanık beyanlarından murisin davacı kızıyla arasında husumet olduğu ve murise bakmadığının sabit olduğu, ancak tanık beyanlarının birbiriyle uyumlu olmadığı, murise ölünceye kadar kendisine bakan ve tüm ihtiyaçlarını gören kişinin oğlu ... olup olmadığı hususunda tereddüt bulunduğu, anne-oğulun aynı avluda aralarında 40 metre bulunan evlerde yaşamakta oldukları, davalı ...'in, murise bakım borcunu yerine getirdiği kabul edilse dahi ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile bir kimsenin bir parça taşınmazını veya taşınmazından pay temlik etmek suretiyle kendisine baktırma olanağı varken tüm malvarlığını teşkil edecek şekilde taşınmazlarını ölünceye kadar bakma akdiyle devretmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, mirasçılardan mal kaçırma amacıyla hareket edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının murisin kız çocuğu, davalının ise erkek çocuğu olduğu, murisin, sağlığında dava konusu taşınmazda bulunan iki ayrı evde davalı ile ayrı ayrı ikamet ettikleri, murisin davacı ile aile içi tartışmalar nedeniyle husumetli ve küs olduğundan görüşmedikleri, daha sonra murisin dava konusu taşınmazları ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile davalı oğluna devrettiği, devir tarihinde murisin 77 yaşında olduğu, adına kayıtlı tüm taşınmazlarını davacı kızı ile küs olduğu dönemde söz konusu sözleşmeyle davalı oğluna devrettiği, devir muvazaa ile illetli olup murisin gerçek amacının bağış olduğu, hak taleplerinin önüne geçmek için işlemi muvazaalı olarak ölünceye kadar bakma sözleşmesi olarak gösterdiği anlaşıldığından Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davalının bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, buna karşılık dava konusu 18 parsel sayılı taşınmazın dava tarihi itibariyle toplam değerinin 18.896.586,86 TL hesaplandığı, devredilen 1/7 hisse karşılığının 2.699.512,41 olduğu, davacının ½ miras payı karşılığının ise 1.349.756,20 TL bulunduğu; 19 parsel sayılı taşınmazın dava tarihi itibariyle toplam değerinin 7.701.755 TL hesaplandığı, davacının 1/2 miras payı karşılığının 3.850.877,50 TL bulunduğu, buna göre toplam dava değerinin 5.200.633,70 TL olduğu, söz konusu değer üzerinde alınması gereken harcın 355.255,29 TL olduğu halde 700.396,28 TL olarak hesaplanması, peşin alınan harçların mahsubu yapılması gerekirken davacı tarafa iadesine karar verilmesi, vekalet ücretinin 536.031,68 TL hesaplanması gerekirken 697.064,05 TL olarak hesaplanması, yine dava konusu taşınmazların tapu kaydının iptali ile davacının miras hissesi doğrultusunda adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ise de tescil sebebini değiştirecek şekilde tapu kaydının iptaline kararı verilmesi ve davacının miras hissesinin belirtilmemesi yerinde değil ise de söz konusu yanlışlıkların yeniden kurulacak hüküm ile düzeltilmesinin mümkün görüldüğü gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile, Mahkeme kararının kaldırılmasına, belirtilen yanlışlıklar yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı mirasçıları tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 266.441,29 TL bakiye onama harcının temyiz edenlerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.