Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1374 E. 2026/1445 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1374
- Karar No
- 2026/1445
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1374 - 2026/1445 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/1374 KARAR NO : 2026/1445
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/05/2025 NUMARASI : 2023/439 Esas- 2025/369 Karar
DAVACILAR : 1- VEKİLLERİ : Av.
DAVALI : 1 - VEKİLLERİ : Av.
DAVALI : 2 - VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 08/10/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 12/10/2026
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar ve davalı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla, davalı...'ın adli yardım talebinin kabulüne karar verilerek yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacılar vekili dava dilekçesinde; 17.07.2022 tarihinde,...üzerinde müteveffa ...'nin sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halindeyken karşı şeritten gelen ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, yasak olduğu halde sollama yapmaya çalışarak diğer istikametteki şeride geçtiğini, ...'nin şeridine giren ... plakalı araca çarpmamak için direksiyonu kırıp şarampole çıktığını, 3. bir diğer araç olan ... plakalı araç ile ön kısımların çarpıştığını, ... ile ...' nin vefat ettiğini belirterek, müteveffa ... yönünden, eşi olan davacı ... için şimdilik 1.000,00-TL, müteveffa ... yönünden, eşi olan davacı... için şimdilik 1.000,00-TL ve müteveffanın birlikte yaşadığı annesi olan davacı ... için şimdilik 1.000,00-TL destekten yoksun kalma maddi tazminatının, müteveffa ...'nin mirasçıları olan davacılar ... ve ...için, ... üzerine kayıtlı kazaya karışan ... plakalı aracın pert durumda olması nedeniyle araçtan mahrum kalındığından her türlü maddi zararlarının tazmini için şimdilik, 500,00-TL maddi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsilini ve müvekkil davacılara ödenmesini, müteveffa ... yönünden eşi davacı... için 250.000,00-TL, oğlu davacı ... için 250.000,00-TL, oğlu müvekkil davacı ... için 250.000,00-TL, birlikte yaşadığı annesi davacı ... için 200.000,00-TL, kardeşi olan müvekkil davacı ...için 200.000,00-TL, müteveffa ... yönünden, eşi müvekkil davacı ... için 250.000,00-TL, oğlu davacı ...için 250.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 17.07.2022 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı ...' tan tahsilini talep etmiştir. Davacılar vekili 05.12.2023 tarihli dava açıklama dilekçesinde; dava konusu araç için 500,00 TL dava değerinin 125,00 TL'sinin davacı ..., 375,00 TL 'sinin davacı ...adına talep edildiğini belirtmiş, 11.03.2024 tarihli dilekçesinde de ... plakalı aracın pert hale gelmesi nedeniyle, kaza tarihindeki hasarsız bedeliyle sovtaj (pert halindeki) bedeli arasındaki farkı talep ettiklerini açıklamıştır. Davacılar vekili 25.03.2025 tarihli talep artırım dilekçesinde; destekten yoksun kalma tazminatını davacı ... için 1.090.370,67 TL , ... için 1.888.410,95 TL, ... için 158.138,45 TL olarak, araç kaybı için 12.400,00 TL olarak artırdıklarını bildirmiştir. Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde; müvekkil şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, müteveffaların emniyet kemeri takmamış olması sebebiyle kendi ölümlerine sebebiyet verdiklerinden müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, talep sahiplerinin söz konusu olaydan dolayı sosyal güvenlik kurumundan herhangi bir ödeme alıp almadığının tespiti gerektiğni, araç mahrumiyet bedelinden dolayı müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, müvekkil şirketten tahsili talep edilen faiz türünün hatalı olduğunu, tüm dosyanın ve savcılık evraklarının da eklenerek Adli Tıp Kurumundan kusur raporu alınmasını ve sonuca göre aktüer sıfatına sahip bilirkişilerden seçilecek uzmana izah edilen metod doğrultusunda tazminat hesabı yaptırılmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; yetki itirazında bulunarak kaza yerinin Kastamonu'da olması sebebiyle davanın ticaret mahkemesi sıfatıyla Kastamonu Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, davalı ...'ın ceza yargılamasında ilk derece mahkemesinde cezalandırıldığını, ancak kararın kesinleşmediğini, ...'nin kanında bulunan ilaçlardan ve güneşten dolayı görüşünün zayıflayarak direksiyon hakimiyetini kaybettiğini, davacıların her iki müteveffa bakımından birlikte aynı vekil vasıtasıyla dava açmışlarsa da, sürücü ... diğer vefat eden ... yönünden kendi kusuru bakımından sorumlu olduklarını, ... yönünden tazminata hükmedilmesi durumunda ...'nin kusuruna isabet eden kısmın dikkate alınmasını, aynı vekille temsil edilmeleri hususunda menfaat çatışması bulunduğunu, ... yönünden hesaplanacak tazminattan araç sürücüsünün kusurunun düşülmesi gerektiğini, ölenlerin, ölüm sebebinde emniyet kemeri takmamalarının etkili olduğunu, bildirerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece davacı vekilinin 04.07.2024 tarihli dilekçesi ile; davalı ... Sigorta hakkında açılan davadan feragat ettiklerini bildirdiği, tarafların delillerinin toplandığı, davalı sigorta şirketinden 17/07/2022 kaza tarihi kapsayan sigorta poliçesi ile hasar dosyası getirtildiği, SGK' ya rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığı gelir bağlanıp bağlanmadığı hakkında yazı yazıldığı, Kastamonu CBS'nın 2022/5384 soruşturma sayılı dosyası, Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinin 2025/75 Esas sayılı dosyası getirtildiği, ... ile ...'nin mirasçılarını gösterir nüfus kayıt örnekleri dosya arasına alındığı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları araştırıldığı, SGK tarafından gönderilen 11/12/2023 tarihli yazı cevabında dul ve yetim aylığı dışında tazminat dolayısıyla ödeme yapılmadığı, 5510 sayılı kanunun 39. maddesi gereğince emekli aylıklarının rücuya tabi olmadığının belirtildiği, ... Sigorta'ya yazılan 03/07/2023 tarihli yazının cevabında, ... plakalı aracın ZMMS poliçesi yönünden, herhangi bir ödeme yapılmadığının bildirildiği, Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinin 2023/75 Esas sayılı dosyasına sunulan 27/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak; ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan ...'nin kaza anında emniyet kemerinin takılı olmamasından dolayı araç dışına fırladığı, ancak bu durumun kural ihlali olmasına rağmen kazanın meydana gelmesinde etkili olmadığı, ... plakalı araç sürücüsü ...'in kazanın meydana gelmesinde kusurlu olmadığı, ... plakalı araç sürücüsü ...'nin kusurunun olmadığı, ... plakalı araç sürücüsü ...' ın kazanın meydana gelmesinde asli ve %100 kusurlu olduğunun açıklandığı, mahkemece görevlendirilen bilirkişiler tarafından düzenlenen 03/06/2024 tarihli raporda;... plaka sayılı araç sürücüsü müteveffa ... ile ... plaka sayılı araç sürücüsü dava dışı ...' in kusursuz, ... plaka sayılı araç sürücüsü davalı ...' ın tam kusurlu olduğu, ... plaka sayılı aracın onarımının ekonomik olmayacağı, pert total kabulü ile zarar miktarının 110.000,00 TL, araç yoksunluğu zararının 2.450,00 TL olabileceği, toplam hasar ve zararın 112.400,00 TL olarak hesaplandığı, kazaya karışan ... plaka sayılı aracın, davalı sigorta şirketi nezdinde 11.06.2022 - 11.06.2023 vadeli ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğu, ölüm halinde şahıs başına azami teminat limitinin 500.000,00 TL olarak düzenlendiği, ancak kaza tarihi itibariyle Hazine Müsteşarlığınca 1.000.000,00 TL olarak belirlendiği, davaya konu tazminatın ödenmesi talebiyle davalı sigorta şirketine 01.12.2022 tarihinde başvuruda bulunulduğu, ancak herhangi bir ödeme yapılmadığı, ...’nin hak sahiplerinden; ...’nin 247.577,95-TL, ...’nin 2.080.978,58-TL destekten yoksun kalma nedeniyle maddi zararlarının bulunduğu, hak sahiplerinin toplam zarar miktarının poliçe teminat limitini aştığı dikkate alındığında davalı sigorta şirketinin poliçe limiti dahilindeki sorumluluğunun ... yönünden 106.322,50-TL, ... yönünden 893.677,50-TL olduğu, ...’nin hak sahibi ...’nin 1.616.995,44-TL destekten yoksun kalma nedeniyle maddi zararının bulunduğu tespit edildiği, tarafların beyan ve itirazları ile mahkemenin 19.12.2024 tarihli ara kararı uyarınca, düzenlenen 12/02/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda; kök raporda hak sahibi eşin kendi bakiye ömrü süresince destekten faydalanacağının kabulü ile değerlendirmeye gidildiğini, müteveffanın bakiye ömür süresine göre 75 yaşına kadar fiilen çalışabileceği kabul edilerek hesaplama yapıldığı, dolayısıyla bakiye ömür süresini aşacak şekilde hesaplama yapılmasının söz konusu olmadığını, müteveffanın kaza/ölüm tarihindeki aylık geliri hesaplanırken Kastamonu Muhasebeci Mali Müşavirler Odasının yazısında bildirilen miktara göre hesaplama yapıldığı, müteveffa ... yönünden; ölüm tarihinde yaşının 59 olduğu, 65 yaşına kadar fiilen çalışacağı kabul edilerek aktif dönem sonunun 2028 olduğu, 2028-2040 arası tarihin pasif devir olduğu, bakiye ömür sonunun 2040 yılı olduğu, 2028-2040 arasında pasif devre hesabı yapıldığını, annesi...in bakiye ömrünün 3,59 yıl olduğu, destek payları yönünden ise müteveffaya 2 , eşe 2 , anneye 1 pay esasına göre ; ...'nin gelirden çıktığı tarihe kadar, eşin % 40, annenin %20 , müteveffanın bakiye ömrünün sonuna kadar eşin %50 oranında, desteğin gelirinden faydalanacağının kabul edildiği, destek süresinin , desteğin elde edebileceği muhtemel gelirin , davacılara yansıma oranının ve süresinin hatalı hesaplanmasının söz konusu olmadığı, kök rapordan sonra dosyaya ibraz olunan belgelerin incelenmesiyle davacılar ile davalı ... Sigorta A.Ş. arasında düzenlenen belgelerde asıl alacak yönünden 2.100.000,00-TL ödenmesi konusunda anlaşmaya varıldığı anlaşılmakla birlikte, hangi hak sahibine ne kadar ödeme yapıldığı konusunda herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği, sulh olunan miktarın davalı sigorta şirketince davacı tarafa 11.06.2024 tarihinde ödendiği, davacılar vekilinin 31.10.2024 tarihli dilekçesinde belirtilen ödeme miktarları göz önüne alınarak, davacı ... için 156.138,45 TL , ... için 1.888.410,95 TL , ... için 1.090.270,67 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığı,17.07.2022 tarihinde meydana gelen trafik kazasında ... plakalı araç sürücüsü davalı ...' ın %100 oranında kusurlu, müteveffa sürücü ...' nin kusursuz bulunduğu, kazaya karışan ... plaka sayılı aracın davalı ... Sigorta A.Ş tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğu, yargılama sırasında destekten yoksun kalma zararı ile araç hasar bedeli, değer kaybı ve kazanç kaybı bedeli olarak teminat limitlerine göre toplam 2.100.000,00 TL 'nin asıl alacak olarak ödendiği, bilirkişi asıl ve ek raporunun dosya içeriğine ve denetime uygun bulunduğu, trafik kazası sonrası görüntülerden müteveffa ... ile ...'nin emniyet kemerini kullanmadıkları anlaşıldığından, hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatlarından %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılıp, ... sigorta A.Ş ödemeleri de tenzil edilmek suretiyle sonuca ulaşıldığı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, olayın meydana geliş şekli, kusur durumları paranın satın alma gücüne göre manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar vermek gerektiği, destekten yoksun kalma tazminatlarına müterafik kusur nedeniyle takdiri indirim uygulanarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle, davalı yararına yargılama gideri ile vekalet ücretine hükmedilmediği gerekçesiyle; "1-Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi hakkındaki dava konusuz kalmakla karar verilmesine yer olmadığına,2- Davalı ... hakkında açılan maddi tazminat davasında; davanın KISMEN kabulü ile; destekten yoksun kalma tazminatı olarak davacı ... için 672.296,54-TL, davacı... için 1.331.993,26-TL, davacı ... için 103.646,26-TL'nin 17.07.2022 kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı ...'tan alınarak adı geçen davacılara ödenmesine, fazla talebin REDDİNE, Araç bedeli olarak 12.400,00-TL'nin 17.07.2022 kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans/ faizi ile birlikte davalı ...'tan alınarak mirası hisseler oranında davacılar... ile ...'ye ödenmesine, 3- Davalı ... hakkında açılan manevi tazminat davasında; davanın KISMEN kabulü ile, Müteveffa... yönünden, eşi davacı... için 200.000,00 TL, oğlu davacı ... için 150.000,00-TL, oğlu davacı ... için 150.000,00-TL, annesi davacı ... için 150.000,00 TL , kardeşi ...için 100.000,00-TL ,müteveffa ... yönünden, eşi davacı ... için 200.000,00 TL, oğlu davacı ...için 150.000,00 TL manevi tazminatın 17.07.2022 kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan alınarak adı geçen davacılara ödenmesine, fazla talebin reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkemece maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabul kısmen reddi şeklinde hüküm kurulduğunu, ancak gerçekte müvekkil davacıların hak kazanacakları maddi tazminat miktarı daha fazla olup, müteveffaların gelirlerinin de hükme esas alınandan daha yüksek olduğunu, ayrıca günümüz ekonomik koşulları, dava konusu trafik kazasının meydana geliş şekli, sürücünün asli kusurlu olması dikkate alındığında, hükmedilen manevi tazminat miktarları çok düşük olup ,davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... vekili adli yardım talepli istinaf dilekçesinde; kusura yönelik itirazlarda bilirkişinin taraflarıyla yargıya intikal eden husumeti olduğunun hiç dikkate alınmadığını, Ağır Ceza Mahkemesi keşif tutanağına sanığın hatalı sollamaya kalkıştığı noktadan kaza yerinin görünmediğini, aslında illiyet bulunmadığını, keşif tutanağına mahkeme gözlemi olarak yazdığını, buna rağmen mahkeme gözlemi ile çelişkili raporların hükme esas alındığını, aktüerya bilirkişisinin desteğin bireysel gelirini değil de ortalama muhasebeci brüt gelirini esas alarak 70 yaşındaki desteğin senelerce aktif çalışabileceğini ön görerek hesaplama yapmasının hatalı olduğunu, Yargıtay kararlarında, “davacı desteğinin emekli olduktan sonra uğraştığı işi ve gelirinin net biçimde belirlenmesi bakımından, desteğin kaza tarihi ve öncesinde ... kayıtlısı olarak yaptığı bir iş olup olmadığı, vergi mükellefiyeti olup olmadığı ve bu mükellefiyetin detayları ile kaza tarihine en yakın kazanç miktarının ne kadar olduğunun, ... Başkanlığı'ndan ve ilgili vergi dairesinden sorulması, gelen resmi belgelerle gelirin tespiti halinde bu gelire göre, resmi belgelerle gelirin ispat edilememesi halinde asgari ücret üzerinden tazminat hesabının yapılması” gereğinin bildirdiğini, haksız fiil sorumluluğuna dayalı davada yasal faiz yerine avans faizine hükmedilmesi hatalı olduğunu, manevi tazminata hükmedilirken sadece davacı tarafın yüksek ekonomik durumunun esas alındığını, bu olay sebebiyle cezaevinde bulunan ve asgari ücretle çalışmakta olan davalının müzayaka halinin dikkate alınmadığını, reddedilen kısım yönünden lehe hükmedilen vekalet ücretinin düşük hesaplandığını bildirerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE Dava, davacıların yakınlarının ölümü nedeni ile 6098 sayılı TBK m. 53 gereğince destekten yoksun kalma tazminatı , manevi tazminat ve araç hasarının tazmini istemine ilişkindir. Kusura ilişkin olarak, dosyada alınan kusur raporunda, “4) Olayda müteveffa sürücü ..., yönetimindeki ... plakalı araç ile yerleşim birimi dışında, iki yönlü, birer şeritli yolda seyri sırasında, olay yeri yol kesimine geldiğinde, geçmenin yatay işaretleme (kesiksiz düz şerit çizgisi) ile yasaklanmış olduğu halde karşı yönden şerit ihlali yaparak seyir şeridini kapatacak şekilde üzerine doğru gelen araca çarpmamak için seyir yolunun sağına doğru, yol dışına kaçarak korunmak isterken, seyir güvenliği tehlikeye düşmesiyle direksiyon hakimiyetini kaybettiği, şeridi işgal eden aracın geçişinden sonra sola doğru ani bir manevra ile normal Ģeridine geçmek isterken karşı yönden gelen ... yönetimindeki ... plakalı araca çarpmasına sebebiyet verilen olayda kural ihlali bulunmamakla kusursuz olduğu,5) Sürücü ..., yönetimindeki ... plakalı araç ile seyri sırasında olay yerine geldiğinde, karşı yönden gelen ve direksiyon hakimiyetini kaybederek aracının çarpılmaya maruz kaldığı olayda kural ihlaline rastlanmamakla kusursuz olduğu, 6) Davalı sürücü ..., yönetimindeki ... plakalı kamyonet ile yerleşim birimi dışındaki iki yönlü, birer Şeritli yolda seyri sırasında, önünde aynı yönde seyreden aracı geçmenin devamlı kesiksiz yol çizgisiyle yasaklandığı kesime geldiğinde, geçme kurallarına uymayarak önünde seyreden aracı geçmek için karşı yön şeridine kontrolsüz, dikkatsiz ve tedbirsizce geçmenin yasak olduğu halde şerit ihlalinde bulunmakla, hatalı ve tehlikeli Şekilde önündeki aracı geçmek isterken karşı yönden seyirle gelen ... plakalı aracın seyir kontrolünü bozmakla 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu 47/c-d, 54/a3-b1-b2, 67/a, 81/a-b-c-d ve 84/e-f-g-j madde bentlerini ihlal etmekle meydana gelen olayda tamamen kusurlu olduğu görüş ve kanaatine” varılmıştır. Ceza dosyasında ise; ... plakalı araç sürücüsü ...'in kaza öncesinde ve anında kendi istikameti olan sağ şerit üzerinde ilerlediği, yine kaza öncesinde ve anında herhangi bir şerit değiştirme eyleminde bulunmadığı, kazanın da zaten kendi şeridi üzerinde meydana geldiği anlaşıldığından kazanın meydana gelmesinde kusurunun olmadığı, ... plakalı araç sürücüsü ...'nin kaza önceşinde kendi şeridinde ilerlediği, geçme yasağı olmasına rağmen karşı yönden gelen ... plakalı aracın kendi şeridine girmesinden dolayı kazayı önlemek maksadıyla sağ tarafa doğru direksiyon manevrası yaparak yoldan çıktığı, buna rağmen hakimiyetini kaybederek tekrar kendi şeridine girdiği, devamında da karşı şeride geçerek bu şeritten gelen ... plakalı araçla karşılıklı çarpışmış olmasına rağmen, kaza öncesindeki manevralarınım kazayı önlemeye yönelik hareketler olduğu anlaşıldığından, kazanın meydana gelmesinde kusurunun olmadığı, ... plakalı araç sürücüsü sanık ...'ın ise, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 54/b-1 maddesinde belirtilen; “geçmenin herhangi bir trafik işaretiyle yasaklandığı yerlerde sürücülerin önlerindeki araçları geçmesi yasaktır." kuralını ihlal ederek, geçmenin ve şerit değiştirmenin yol üzerindeki yer işaretlemeleri ile yasaklandığı, yol bölümünde önündeki kamyonu geçmek için şerit değiştirdiği esnada karşı yönden gelen ... plakalı araçla karşı karşıya geldiği, ... plakalı araç sürücüsünün bu tehlikeli durum karşısında kazayı önlemek maksadıyla sağa manevra yapıp yoldan çıktığı, devamında önce kendi şeridine tekrar girip sonrasında da karşı şeride geçerek bu şeritten gelen ... plakalı araçla karşılıklı çarpışmalarına ve çarpışma neticesinde ... plakalı aracın ön yolcu koltuğunda bulunan ...'nin kaza yerinde, araç sürücüsü ...'nin ise kaza sonrası tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetmesine, sanıktan şikayetçi olmayan ... plakalı araç sürücüsü ...'in ve bu araçta yolcu olarak bulunan ..., ... ve ...'ın hayati tehlikesi olmayacak şekilde yaralanmalarına neden olduğu, bu haliyle ... plakalı araç sürücüsü sanık ...'ın diğer iki araçla hiçbir temasının olmamasına rağmen geçme yasağı olan yol bölümünde geçme eyleminde bulunarak kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiğinden asli kusurlu olduğu, trafik kazasına bu ihlalin sebebiyet verdiği anlaşılmakla, sanığın geçmenin yasaklandığı yerde, sollama yasağı anlamına gelen kesintisiz düz çizgiye rağmen önündeki araçları geçme yasağına uymayarak bilinçli taksirle ... ve ...'nin ölümüne neden olma suçundan mahkumiyetine karar verildiği ve ceza dosyasında kesinleşen maddi olgunun hukuk hakimini bağlayacağı gözetildiğinde bu yöndeki istinaf sebeplerine itibar edilememiştir. Bir insanın ölümü hukukî anlamda bir zarar olmamakla beraber, bu yüzden yine de bazı zararlar meydana gelmiş olabilir. İşte 6098 sayılı TBK 53.maddesinin (BK'nın 45/II.md) öngörmüş olduğu hal, ölüm sonucu vukua gelen bir kısım zararların tazminini hükme bağlamaktadır. Bu hükme göre; ölenin yardımından faydalananlar, bu yüzden yoksun kaldıkları faydayı, tazminat olarak, sorumludan isteyebilirler. Buna “destekten yoksun kalma tazminatı” denir. Yasa metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yani haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse BK'nın 45/II. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Davalı destekten yoksun kalmadan ileri gelen somut zararı gidermek zorundadır. Bu nedenle tazminat hesabından önce zarar tutarını belirlemek gerekir. Bunun yanında amaç zarar görenin malvarlığındaki eksilmeyi giderme olduğuna göre, ölüm nedeniyle desteğini yitirenin elde ettiği çıkarlar varsa, bunların da zarar tutarından indirilmesi gerekir. Aksi halde zarar görenin malvarlığında olaydan önceki duruma göre bir artış meydana gelmiş olur. Buradaki amaç zarar görenin malvarlığını zenginleştirmek değil, desteğini yitiren kişiye ölümden önceki yaşam düzeyini sürdürebilme olanağı tanımaktır. Buna göre; desteğin gelirinin net ve somut verilerle belirlenmesi gerekmektedir. Somut olayda; davacıların yakını ...’nin serbest muhasebeci mali müşavir olduğu dosya içerisindeki belgelere göre sabit olup, desteğin işlettiği dükkanın vergi kaydının, ölüm nedeniyle son bulduğu gözetilerek, işletmenin miras yoluyla davacıya intikal edeceği de gözetildiğinde, tazminata esas gelirin belirlenmesinde, desteğin kişisel yetenek ve emeğinin gelire katkı oranının saptanması ve bu bedelin hesaba esas alınması gerekeceği açıktır. Mahkeme tarafından bu hususta herhangi bir irdeleme ve araştırma yapılmadan, bilirkişinin belirlediği aylık gelir üzerinden hesaplanan tazminatın hüküm altına alınması, eksik inceleme niteliğindedir. Bu durumda mahkemece, desteğin vergi mükellefi olarak yürüttüğü işe ilişkin işletmenin faaliyetlerinin devamı için desteğin kişisel katkısının (teknik bilgi birikim gerektirip gerektirmeyeceği ve desteğin yerine çalıştırılabilecek vasıftaki kişiye ödenecek ücret kadar olmalı) belirlenmesi ve bu katkı oranındaki gelirin tazminat hesabına esas alınması gerektiğini gözetmeyen rapora göre karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu itibarla; davacılar ve davalı ... vekilinin istinaf talebinin kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının, uyuşmazlığın çözümünde etkili delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, davacılar vekili ve davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacılar vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 22/05/2025 tarihli 2023/439 Esas -2025/369 Karar sayılı kararının, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Kararın kaldırılma sebebine göre, davacılar vekili ve davalı ... vekilinin sair istinaf taleplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 4-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 08/10/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.