Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/531 E. 2026/5534 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/531
Karar No
2026/5534
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/73 E.- 2023/413 K.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacılardan ...'nun eşi, ... ve ...'nun babaları olan ...'nun zorunlu trafik sigortası bulunmayan tırın kusurlu olarak çarpması sonucu meydana gelen 12.07.2010 tarihli kazada vefat ettiğini, vinç operatörü olan murisin kaza tarihi itibarıyla aylık net 5.000,00 TL gelir elde ettiğini, davacıların murisin desteğinden yoksun kaldığını belirterek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesi gereğince belirsiz alacak olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik davacı eş ... için 20.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL olmak üzere 40.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden hesaplanacak artan oranlardaki avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 07.07.2023 tarihli dilekçesiyle talebini davacı ... için 113.376,44 TL, davacı ... için 10.697,28 TL, davacı ... için 32.310,34 TL'ye yükseltmiştir. Davacılar vekili birleşen dava dilekçesinde; davacıların destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin davasının İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/73 Esas sayılı dosyasında derdest olduğunu, dosyada aldırılan 16.04.2019 tarihli hesap raporunda davacı ...'in destekten yoksun kalma zararının 96.811,12 TL, ...'nin destekten yoksun kalma zararının 10.697,28 TL, ...'nin destekten yoksun kalma zararının ise 32.310,34 TL olarak hesaplandığını belirterek fazlaya ilişkin her türlü talep, dava ve ıslah hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik davacı eş ... için 76.811,12 TL , ... için 697,28 TL, ... için 22.310,34 TL olmak üzere 99.818,74 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden hesaplanacak artan oranlardaki avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; kazanın gerçekleştiği yerin Karayolları Trafik Kanunu’nun 2. maddesinde karayolu veya kamuya açık karayolu sayılan yerler kapsamında olmadığını, kazanın organize sanayi bölgesi deniz limanında olduğunu, bu alanın liman olması nedeniyle olayın trafik kazası kapsamında bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı vekili birleşen davaya yönelik cevap dilekçesinde; bakiye tazminat için müvekkili kuruma başvuru yapılmaksızın ikame edilen davanın dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddi gerektiğini, kazaya ilişkin kusur tespitinin Adli Tıp Kurumu vasıtasıyla yapılması gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacıya ödenmiş veya ödenen rücuya tabi tazminat miktarı tespit edilerek müvekkili kurum tarafından ödenecek tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.02.2014 tarih ve 2013/172 Esas, 2014/203 Karar sayılı kararıyla; toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana geldiği yer karayolu sayılan yerler kapsamında olmadığından bahisle davanın reddine verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İskenderun Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 30.05.2017 tarih ve 2014/25063 Esas, 2017/6130 Karar sayılı ilamıyla; ''1-Dava destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar mutlak ticari davalardır. TTK'nun 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme, asliye ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3. maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1.maddesi gereği göreve ilişkin kurallar, kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Somut olayda; uyuşmazlığın temelinde 3. kişinin haksız fiili bulunmakta ise de, davalının sorumluluğu sigorta hukukundan (sigortacılık yasasından) kaynaklanmaktadır. Sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda, Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle, dava mutlak ticari dava olup, asliye ticaret mahkemesinin görev alanı içinde olduğundan, dava ve karar tarihinde İskenderun’da ayrı bir ticaret mahkemesi bulunmadığından davaya ticaret mahkemesi sıfatıyla bakılması gerektiğinin gözetilmemesi doğru olmayıp hükmün bozulması gerekmiştir. 2-Kabule göre de; bir zararın, zorunlu trafik sigortası dolayısıyla ... teminatı kapsamına girebilmesi için o zararın motorlu araç ile karayolunda meydana getirilmiş olması gerekir. KTK’nun 3’ncü maddesinde karayolu, trafik için kamunun yararlanmasına açık olan arazi şeridi, köprüler ve alanlar olarak tanımlanmıştır. Ancak, anılan Yasa’nın 2’nci maddesinde de bu kanunun karayolunda uygulanacağı hükme bağlandıktan sonra, aksine hüküm bulunmadığı hallerde, karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerlerin, erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da bu kanun hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Somut olayda davalı ... vekili, rizikonun meydana geldiği yerin karayolu olmadığını, kazanın organize sanayi bölgesi deniz limanında meydana geldiğini, zararın teminat dışı olduğunu savunmuştur. Mahkemece, yaptırılan keşif sonucu polis memuru bilirkişiden aldırılan bilirkişi raporuna göre giriş çıkışları kontrollü şekilde özel güvenliğin sağladığı, kamunun yararlanmasına açık olmayan, etrafı çevrili liman iskelesinin 2918 sayılı yasanın 2. maddesi anlamında karayolu sayılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kaza Hatay ili İskenderun ilçesi, ... Beldesi, Organize Sanayi Bölgesi, Ekinciler deniz limanında meydana gelmiştir. Dava dışı sürücünün olay günü İskenderun ilçesi ... Beldesi Organize Sanayi Bölgesi Ekinciler Demirçelik A.Ş.'ye ait deniz limanında tırı kullandığı, yük yüklemek için kullandığı araçla vince tır dorsesini yaklaştırıp park ettiği, vinç operatörü olan davacıların murisinin tırı diğer vincin olduğu tarafa alması için sürücüyü uyarması üzerine sürücünün tıra bindiği, murisin de vinçten tırın dorsesinin arka kısmı arasına indiği sırada tırın çalışması ve geri gelmesiyle murisin tır dorsesiyle vincin arasına sıkışarak vefat ettiği olayda, kazanın meydana geldiği deniz limanı iskelesinin tüm dosya kapsamına göre sahası sürekli yükleme ve boşaltma yapılan bir yer olup karayoluna bağlantılı karayolu sayılan yerlerden olduğunun kabulü gerekir. H.G.K.'nın kararıda bu yöndedir. Bu durumda rizikonun teminat kapsamında olduğu kabul edilerek, tarafların delilleri toplanarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi doğru görülmemiştir. 3-Davacılardan ...’nun adının gerekçeli karar başlığında yazılmaması mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi hata olarak değerlendirilmiştir. 4-Bozma neden ve şekline göre davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.'' gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.02.2018 tarih ve 2018/39 Esas, 2018/83 Karar sayılı kararıyla, davanın Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiği ve Hatay ili İskenderun ilçesinde de 03.08.2015 tarihinden itibaren müstakil faaliyet icra etmek üzere Asliye Ticaret Mahkemesi kurulduğu anlaşıldığından Yargıtay bozma ilamı da gözetilerek evrakın kaldığı yerden yargılamasının sürdürülmesi için İskenderun Asliye Ticaret mahkemesine devrine karar verilmiş, dosyanın gönderildiği İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davacıların davalı aleyhine açtığı maddi tazminat davasının birleşen 2019/204 Esas sayılı dosya ve ıslah ile birlikte bütün halinde değerlendirildiğinde kısmen kabulü ile davacı ... için 113.376,44 TL ,davacı ... için 2.771,58 TL, davacı ... için 25.045,72 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 05.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte poliçe limiti ile sınırlı olmak şartı ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; müvekkillerinin zararında kusur indirimi yapılmasını kabul etmediklerini, mahkemece hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunun eksik ve hatalı değerlendirmeler içerdiğini, raporda ilk peşin sermaye değerinin düşülerek hesaplama yapılması sırasında esas alınan oranların hatalı olduğunu, hesaplamalarda mahkemece sonucu beklenen İskenderun 2. İş Mahkemesinin 2019/396 Esas, 2023/218 Karar sayılı dosyasındaki kusur oranlarının dikkate alınmasının hatalı olup davacıların taraf olmadığı dosya kapsamında düzenlenen kusur raporunun huzurdaki davada alınan bilirkişi raporunda değerlendirmeye esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, SGK tarafından işverene ve sorumlu kişiye karşı İskenderun 2. İş Mahkemesinin 2019/396 Esas sayılı dosyasında rücuya tabi kısmın davacıların alacaklarından düşülerek hesaplama yapılmasının da hatalı olduğunu, 5510 sayılı Kanun'un 39. maddesinde kurumun hak sahiplerine gelir bağlaması veya ödeme yapması halinde rücu hakkı düzenlenmiş olup maddenin ilk fıkrasında "Üçüncü bir kişinin kastı nedeniyle malûl veya vazife malûlü olan sigortalıya veya ölümü halinde hak sahiplerine, bu Kanun uyarınca bağlanacak aylığın başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı için Kurumca zarara sebep olan üçüncü kişilere rücû edilir. " denilmek suretiyle sigortalının malul, vazife malulü veya ölümünün üçüncü bir kişinin kastı sonucunda meydana gelmesi halinde kurum tarafından zarara sebep olan üçüncü kişilerde rücuen tahsil edilmesinin öngörüldüğünü, dava konusu olayda ise kast değil, taksirle ölüme sebebiyet verme söz konusu olduğundan davacıların zararından mahsup edilebilecek hiçbir ödeme bulunmadığını, tazminat bedelinin hesaplanmasında kusur indirimi yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece hükme esas alınan kusur raporunun eksik inceleme ürünü olup hükme esas alınma kabiliyeti bulunmadığını, hükmedilen tazminat miktarlarına ilişkin faiz başlangıç tarihlerinin hatalı olduğunu, faiz başlangıç tarihinin kaza tarihi olan 12.07.2010 olması gerektiğini belirtmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kazanın meydana geldiği yer Karayolları Trafik Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca karayolu ve karayolu sayılan yerler arasında bulunmadığından meydana gelen olay trafik kazası kapsamı içinde sayılmayacağından davalının sorumluluğunun doğmadığını, davanın fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla açılmış bir kısmi dava olup davanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesine göre açılmadığını, dava dilekçesi ile talep edilen miktara dava tarihinden, ıslah edilen miktara ise ıslah harcının yatırıldığı tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini zira davacı tarafın ıslah edilen rakam yönünden davalıyı temerrüte düşürmediğini, kusur oranlarının belirlenmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilerek kusur raporu alınması gerektiğini, hesaplama yapılırken TRH 2010 Tablosu ve %1,8-%1,65 iskonto oranının dikkate alınması gerektiğini, uyuşmazlığa konu olay, haksız fiilden kaynaklandığından davacının avans faizi uygulanması talebinin haksız olduğunu belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, trafik kazası sonucu oluşan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, davacılar vekili ve davalı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekili ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılar ve davalıya yükletilmesine, Dosyanın Mahkemeye gönderilmesine, 07.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/531, K. 2026/5534, T. 07.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2024-531-e-2026-5534-k-cbcc71138b80