Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/5150 E. 2026/5954 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/5150
Karar No
2026/5954
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/3046 E., 2026/653 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 15. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/314 E., 2020/379 K.

Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Davacı; mirasbırakanı ...'ın 32 92... parsel sayılı taşınmazdaki 36 nolu bağımsız bölüm ile 2 51... parsel sayılı taşınmazdaki 2 nolu bağımsız bölümü intifa hakkını üzerinde bırakarak davalıya devrettiğini, mirasbırakanın banka hesaplarında 6.400,00 TL parasının bulunduğunu, davalı tarafından kandırıldığını, taşınmaz satışına ihtiyacının olmadığını, mirasbırakan ile arasının iyi olduğunu, yaz aylarını birlikte geçirdiklerini, davalının mirasbırakanın komşusu olduğunu, devir karşılığında mirasbırakana satış bedeli ödenmediğini, davalının mirasbırakanın yaşlılığından istifade ettiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiş, yargılama aşamasında ölümü üzerine mirasçıları davaya devam etmişlerdir.

Davalı; hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, mirasbırakan ile komşu olduğunu, yıllarca arkadaşlık yaptıklarını, taşınmazları da bedelini ödeyerek satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince; davanın hile ve muris muvazaası hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil davası olduğu, mirasbırakanın davaya konu taşınmazları devrederken iradesinin fesada uğratıldığına dair hiçbir delil bulunmadığı, davalının taşınmazı satın alabilecek maddi durumunun olduğu, mirasbırakanın davacıdan mal kaçırmak kastıyla hareket ettiğinin de ispatlanamadığı, terekesinde başka taşınmazlarının da bulunduğu, davacıyla arasında husumet bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacının istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince; davacının, mirasbırakanı ...'ın iradesinin fesada uğratılması nedeniyle hile hukuki nedenine dayalı olarak dava açtığı, mirasbırakanın banka emeklisi olduğu, yalnız yaşadığı, davacı ile sorununun olmadığı, iki adet taşınmazının daha bulunduğu, tanıkların mirasbırakanın iradesinin fesada uğratıldığına dair herhangi bir beyanda bulunmadığı, taşınmazların hile ile davalıya devredildiğine dair başka bir delilin de bulunmadığı gerekçesi ile davacının istinaf isteminin HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyizi üzerine, Dairece; "İlk Derece Mahkemesince 15.03.2018 tarihinde yapılan ön inceleme duruşmasında, uyuşmazlığın “davacının mirasbırakanına ait taşınmazların davalıya muvazalı şekilde devredildiği iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin” olduğuna yönelik tespit yapıldığı ve zabıt her iki taraf vekilince imzalandığı halde, İlk Derece Mahkemesince dava, hile ve muris muvazaası hukuki nedenlerine dayandırılmış, Bölge Adliye Mahkemesince ise hile iddiası yönünden inceleme yapılarak davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. O halde, Bölge Adliye Mahkemesince HMK’nın 140/3. maddesinde de düzenlendiği üzere ön inceleme duruşmasında taraf vekillerince imzalanarak kabul edilen uyuşmazlık konusu olan muris muvazaası iddiası yönünden inceleme yapılması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, ön inceleme zaptında tespit edilmeyen başka bir hukuki sebep yönünden inceleme yapılarak sonuca gidilmiş olması doğru olmadığı gibi; yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilmesi durumunda, öncelikle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi ve gerekçe düzeltildikten sonra yeniden tüm talepler bakımından hüküm kurulması gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından usule ve yasal düzenlemelere aykırı şekilde, bir yandan İlk Derece Mahkemesinin davadaki hukuki nitelendirmesi doğru bulunmayarak gerekçe değiştirildiği halde, davacı vekilinin istinaf taleplerinin HMK’nın 353/(1)-b.1 maddesi gereği esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.

Bozma sonrası Bölge Adliye Mahkemesince, 16.11.20 21... /755 Esas, 2021/1741 Karar sayılı kararında direnilerek davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairece, Dairenin 30.11.2022 tarihli ve 2022/4396 Esas, 2022/7829 Karar sayılı bozma kararı usul ve yasaya uygun olup Bölge Adliye Mahkemesince verilen Direnme kararının yerinde olmadığı belirtilerek temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca; "Bölge Adliye Mahkemesince önceki kararda direnilmesi doğru olmadığından, hükmün Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenlerle bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesinin 2022/2316 Esas, 2022/1808 Karar sayılı direnme kararı bozulmuştur.

Bozma üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; davacı tarafça murisin dava konusu taşınmazlar üzerindeki intifa hakkını üzerinde bırakarak davalıya devrettiği, davalı tarafından kandırıldığı, taşınmaz satışına ihtiyacının olmadığı, mirasbırakan ile arasının iyi olduğu, davalının mirasbırakanın komşusu olduğu, devir karşılığında mirasbırakana satış bedeli ödenmediği ve davalının mirasbırakanın yaşlılığından istifade ettiği iddiasıyla davanın açıldığı, davalı tarafça taşınmazın bedeli ödenmek sureti ile satın alındığının savunulduğu, dinlenen tanık anlatımlarına göre murisin banka emeklisi olup emekli maaşı bulunduğu, dava konusu taşınmazlardan İstanbul'da bulunan taşınmazda ikamet ettiği, Bodrum'da bulunan taşınmazı ise yazlık olarak kullandığı, davalının murisin komşusu olduğu, yakın ilişkilerinin bulunduğu, murisin dava konusu taşınmazları satması için herhangi bir haklı sebebinin bulunmadığı, satış bedellerinin terekesinden çıkmadığı, davalı tarafça iki adet taşınmazın satış bedeline yönelik ödeme belgesinin sunulmadığı, murisin intifa hakkını üzerinde bırakarak adına kayıtlı tüm mal varlığını oluşturan taşınmazları devretmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, temliklerin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -K A R A R-

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle davacı ...’nın yargılama aşamasında öldüğü, mirasçılarının davaya devam ettiği, bu nedenlerle muris ...’a ait... Noterliğinin .. yevmiye numaralı veraset ilamı ile davacı ...’a ait ...Noterliğinin ..... yevmiye numaralı veraset ilamı gözetilerek karar verilmiş olmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz itirazları kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un/HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 29.042,64 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.09.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/5150, K. 2026/5954, T. 14.09.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-5150-e-2026-5954-k-4d5122098cec