İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2021/402 E. 2025/903 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2021/402
- Karar No
- 2025/903
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/402 Esas - 2025/903 TÜRK MİLLETİ Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/402 KARAR NO : 2025/903
... DAVA : Tazminat / Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat DAVA TARİHİ : 06/07/2021 KARAR TARİHİ : 18/12/2025 KARAR Y.TARİHİ : 08/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan "Tazminat" davasının yapılan açık yargılaması sonucunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir. I-İDDİALAR 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; 02.03.2017 tarihinde, ... sevk ve himayesindeki ....plakalı aracın dikkatsiz ve özensiz kullanımı ile hakimiyetini kaybetmesi neticesinde yolun en sağından yürüyen müvekkili ve diğer kişilere çarpması ile kaza meydana geldiğini, kazadan dolayı müvekkilinin ciddi şekilde ve ömür boyu maluliyet yaşayacak halde yaralandığını, ceza yargılamasında müvekkiline atfedilen hatalı kusur isnadı sebebi ile davanın halen kesinleşmediğini, dava konusu olay neticesinde davacının kalan ömründe acı ve ızdırap çekeceğini, bu sebeple müvekkilin geçici iş göremezliği ve sürekli maluliyetinin bilgisayar mühendisi olduğu da dikkate alınarak hesaplanması gerektiğini ve davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilmesi gerektiği belirtilerek şimdilik, 1.000,00.-TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 1.000,00.-TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 2.000,00.-TL maddi tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 2. Davacı vekili dava değeri arttırım dilekçesi ile; 1.000,00.-TL sürekli iş göremezlik taleplerini 3.195.054,43..-TL'ye yükselttiklerini bildirmiştir. II-SAVUNMALAR 3. Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde; kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili şirkete, 18.10.2016-18.10.2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere .... poliçe numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalı olduğunu, bu poliçeden dolayı sorumluluğun araç sürücüsüne atfedilen kusur oranında olmak üzere, sakatlık/ölüm halinde kişi başı 330.000,00-TL olduğunu, kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirketçe sigortalanan ...plaka sayılı aracın sürücüsü ...'ın kusuru bulunmadığını, davacının maluliyet iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatı taleplerinden .... sorumlu olduğunu, tazminat hesaplamalarında yeni genel şartların eki olan “TRH 2010 TABLOSU” ile 1,8 teknik faizin uygulanması gerektiğini, Yargıtay yerleşmiş içtihatlarında da benimsendiği üzere aylık gelirin net asgari ücretten fazla olduğunun ispat edilememesi halinde net asgari ücretin esas alınması gerektiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 4. Davalı ... ve ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, eksik ve hatalı inceleme neticesinde müvekkil ...'a kusur atfedilmesi nedeniyle söz konusu kararın istinaf edilmiş olup halen istinaf incelemesinde olduğunu, müvekkili ...'ın, aracı gerekli dikkat ve özeni göstererek ve hız sınırlarına uygun olarak kullandığını, kusuru olmadığını, davacının asli ve tam kusurlu olması nedeniyle açılmış olan haksız ve yersiz davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın kaza tarihi itibariyle öğrenci olup herhangi bir gelir kaybı bulunmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar 5. Davalı ...'ın maliki olduğu ve diğer davalı ...'ın sevk ve idaresinde bulunan ...plakalı aracın 02/03/2017 tarihinde sebebiyet verdiği kazada davacının yaralandığı, kazaya sebebiyet veren aracın .... poliçesi ile ... A.Ş'ye sigortalı olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları 6. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; 02/03/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde davacının çalışma gücü kaybına uğrayıp uğramadığı, çalışma gücü kaybı varsa geçici ve kalıcı maluliyet oranı ile çalışma gücü kaybından ötürü geçici ve çalışma gücü kaybına ilişkin zararının tutarının belirlenmesine ilişkin olduğu değerlendirilmiştir. IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER 7. Davaya konu kazaya karışan ...plakalı aracın 53912615 poliçe numaralı KTK Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesinin incelenmesinde; 18/10/2016-2017 tarihleri arasında davalı ... A.Ş'ye Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalandığı, kişi başına sakatlanma ve ölüm teminatının 330.000,00.-TL olduğu, kazanın teminat süresi dahilinde olmak üzere 02/03/2017 tarihinde meydana geldiği anlaşılmıştır. 8.Maluliyet yönünden toplanan deliller; a) ....sayılı raporunda, 02/03/2017 tarihli trafik kazasına bağlı kişinin maluliyet oranının % 34 olduğu, kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin 1 ay olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceği bildirilmiştir. b).... 26/10/2022 tarih, ... sayılı raporunda, kişinin tüm vücut engellilik oranının % 10 olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceği bildirilmiştir. c)Taraf vekillerinin adli tıp raporlarına itirazları ile raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla İstanbul ... alınan 10/07/2023 tarih, 14718-504 sayılı raporun incelenmesinde; kişinin tüm vücut engellilik oranının % 10 olduğu, iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceği bildirilmiştir. 9. Kusur yönünden toplanan deliller; a).... E, sayılı dosyasında .... alınan 15/10/2018 tarihli raporun incelenmesinde; sürücü ...'ın asli kusurlu, yayalar ...her biri kendi adına tali kusurlu olduğu bildirilmiştir. b)Trafik kazası tespit tutanağında; sürücü ...'ın 2918 sayılı KTK m. 52/1-b (araçlarının hazını aracın teknik özelliği, yol, görüş, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmama) hükmünü ihlal ettiği, yayaların kazanın oluşumunda kural ihlallerinin olmadığı görüş ve kanaati belirtilmiştir. c)Mahkememizce kusur bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmış olup, alınan bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; davacının, dava konusu yaralandığı trafik kazasının oluşumunda %15 oranında kusurlu olduğu; davalılardan ... poliçesiyle zorunlu mali mesuliyet sigortalı bulunan diğer davalı ...'ın maliki ve işleteni olduğu ... plakalı Opel marka özel aracın diğer davalı sürücüsü ...'ın, dava konusu davacının yaralanmasına sebebiyet verdiği trafik kazasının oluşumunda %85 oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir. 10. Davalı Tanığı.... talimat mahkemesi aracılığıyla dinlenilmiş olup, tanık beyanında; "Davacı benim arkadaşım olur, kaza günü ben de olay yerindeydim. 4 kişi yan yana yürüyorduk. Yürüdüğümüz yer üniversitenin nizamiye girişinde idi. Kaldırım yoktu ancak oradan yürümek zorundaydık. Herkes mecburen oradan yürüyordu. Hava yağmurluydu yol da kaygandı. Bize çarpan araba oldukça hızlıydı. Normalde kampüs içinde bu kadar hızlı gitmemesi gerekiyordu. O kadar hızlıydı ki hem arkadaşımız davacı metrelerce sürüklendi hem de çarpan araç bariyerlere çarptı ve sonra tel örgülerden fırladı. Davacının kolu kırıldı platin takıldı. Davacı bilgisayar mühendisliği okuyordu bazı dersleri geçemedi. Yaz okuluna kalmak zorunda kaldı. Bilgim ve görgüm bundan ibarettir." şeklinde bildirmiştir. 11.Maluliyet Tazminatı Açısından; kaza tarihinde öğrenci olan davacı için geçici iş göremezlik zararı hesaplanmadığı, ancak olay tarihi itibariyle zararın oluşacağı kabul edilerek, olay tarihinden itibaren sürekli iş göremezlik zararının alternatifli olarak hesaplandığı; a)Asgari Tutar üzerinden; Maluliyetten kaynaklanan toplam tazminat hesap edilerek; davacı lehine 1.060.170,33.-TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı; asgari ücret miktarlarından yararlanılarak ve pasif dönemde gelir vergisi istisnası dahil asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığında, davacı lehine 1.092.506,01.-TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, kaza tarihi itibariyle ....poliçe limiti 330.000,00.-TL olup, hesaplanan toplam tazminatın poliçe limitini aştığı; b) Asgari Ücretin 4 Katı Üzerinden; davacının, asgari ücretin 4 katı emsal gelir elde edeceği kabul edilerek hesaplama yapıldığında davacı lehine 3.195.054,43.-TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, davacının asgari ücretin 4 katı emsal gelir elde edeceği kabul edilerek ve pasif dönemde gelir vergisi istisnası dahil asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığında, davacı lehine 3.227.390,10.-TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, kaza tarihi itibariyle....poliçe limiti 330.000,00.-TL olup, hesaplanan toplam tazminatın poliçe limitini aştığı bildirilmiştir. V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE 12. Dava, trafik kazası nedeni ile uğranılan bedensel zararlar nedeniyle ortaya çıkan geçici ve sürekli iş göremezlik zararlarının tazmini istemine ilişkindir. 13. Öncelikle tarafların sıfatlarına yönelik belirleme yapılmasında yarar bulunmakta olup bedensel zarara uğrayan davacı yaya, davalılar ise yaya davacıya çarpan aracın sürücü, işleten ve trafik sigortacısıdır. 14. Yine davanın esasının incelenmesine geçilmesinden önce, davalılar işleten ve sürücü ... ve ... vekili cevap dilekçesinde zamanaşımı definde bulunmuş olup; bu hususun değerlendirilmesi gerekmiştir. 15. 6098 Sayılı TBK'nın 72/1. maddesi "Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır." hükmünü içermektedir. 16. TBK'nın 72. maddesinde üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüş olup bunlar, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıllık sübjektif ve nispi nitelikteki kısa zamanaşımı süresi, herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık objektif ve mutlak nitelikte uzun zamanaşımı süresi ile olağan üstü nitelikteki ceza zamanaşımı süresidir. 17. Buna karşılık, özel bir kanun hükmünün, özel olarak zamanaşımı süresi öngördüğü tehlike sorumluluklarında BK m. 72 uygulanmaz. 2918 sayılı KTK'nın 109/I. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmüne, yine aynı kanunun 109/II. maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. 18. Davacı vekilince dava 06/07/2021 tarihinde ikame edilmiş olup kaza tarihinin 02/03/2017 olduğu, davacının uğradığı çalışma gücü kaybına ilişkin olarak alınan rapor ile maluliyet oranının belirlendiği, sözkonusu rapor tarihinin 10.07.2023 olduğu, yine davacı yanın ıslah talebini 04.02.2025 tarihinde yaptığı gözetildiğinde zamanaşımı defileri yerinde görülmemiştir. 19. Davada talep konusu edilmiş olan tazminat istemlerinin hesaplanmasında öncelikle tarafların meydana gelen kazada kazaya karışan tarafların kusur durumu, yine çalışma gücü kaybı sözkonusu ise oranının tespiti, çalışma gücü kaybına uğrayanın gelirinin belirlenmesi gerekmekte olup bu yönlerin değerlendirilmesi aşağıdaki şekilde yapılmıştır. 20. Yargıtay'ın özellikle son içtihatlarında da belirttiği gibi trafik kazasına etki eden ve tarafların kusur durumlarının belirlenmesinde rol oynayabilecek olan araç hızlarının tespiti, aracın teknik özelliklerine göre kazanın oluş şeklinin belirlenmesinde zorunluluk bulunması vs. gibi bir durum yoksa, kazadaki kusur oranlarını belirlemenin teknik bilgiyi gerektiren bir yönü bulunmamaktadır (.... Karar). Bu halde ise kusur oranlarının değerlendirilmesinin hakim tarafından yapılması gerekmektedir. Keza 2918 sayılı KTK ve yine Karayolları Trafik Yönetmeliği hükümlerinde kusurlu eylem ve davranışlar düzenlenmiş olup bu kusurlu eylemlere göre kazaya karışan sürücülerin hangi oranda kusurlu olduğu değerlendirmesinin de hakim tarafından yapılması gerekmektedir. 21. Olayda araç hızının tespiti ve bu hıza göre durma mesafesi vb. gibi hukuk dışında teknik bilgi gerektiren bir husus bulunması halinde ise bu noktada hakimin bilirkişi incelemesi yoluna gidebileceği muhakkaktır. 22. Buna göre dosya kapsamında yer alan KTT, ceza dosyası içeriği, ifadeler, mahkememizce alınan kusur raporu incelendiğinde; yukarıda belirttiğimiz Yargıtay Özel Dairesinin son içtihatları dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; davacının, dava konusu yaralandığı trafik kazasının oluşumunda % 15 oranında kusurlu olduğu; davalı ...'ın maliki ve işleteni olduğu.... plakalı aracın davalı sürücüsü ...'ın % 85 oranında kusurlu olduğu, mahkememizce alınan bilirkişi raporunda yapılan değerlendirmenin ve kaza tespit tutanağında yapılan belirlemenin somut olayın özelliğine uygun olduğu, bu anlamda hem KTT hem de mahkememizce alınan raporun olayın oluşuna daha uygun olduğu değerlendirilmiş ve davalı ...'ın maliki olduğu araç sürücüsü davalı ...'ın % 85 oranında kusurlu olduğu değerlendirilmiştir. 23. “Cismani Zarar Halinde Lazım Gelen Zarar ve Ziyan” başlığı altında düzenlenen TBK'nın 54. maddesinde, bedensel zarara uğranılması nedeni ile talep edilebilecek zarar türleri belirtilmekte olup geçici ve sürekli çalışma gücü kaybı ile bakıcı ve tedavi gideri da bu zarar türleri arasında yer almaktadır. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. 24. Bu belirleme için de, HMK düzenlemelerinin dikkate alınması gerekmekte olup, 6100 sayılı HMK’nin 266. maddesinde; “(1)Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüsünün alınmasına karar verir ” düzenlemesi yapılmıştır. 25. Bu anlamda maluliyet oranına ilişkin belirlemenin, .... bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yasal düzenleme hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. 26. Kaza tarihi 02/03/2017 olup yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. 27. Kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının maluliyet oranı tespit edilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. 28. Bu kapsamda yukarıda toplanan deliller bölümünde (m.8) yer verilen raporda davacının, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre; engel oranının % 10 olduğu; iş göremezlik süresinin 6 ay olduğu bildirilmiştir. 29. Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri kapsamında, davacının 02/03/2017 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu yaralanması nedeniyle, vücut engel oranının %10 olduğu değerlendirilmiş, sözkonusu raporun yukarıda yapılan açıklamalarımıza uygun, ayrıntılı, açıklayıcı ve denetime elverişli olduğu değerlendirilmiş ve hükme esas alınmıştır. 30. Davacının talep etmiş olduğu, geçici ve sürekli çalışma gücü kaybı zararının belirlenmesine yönelik Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesinde yapılan hesaplamada; kaza tarihinde öğrenci olan davacı için geçici iş göremezlik zararı hesaplanmadığı, ancak olay tarihi itibariyle zararın oluşacağı kabul edilerek, davacı lehine 1.060.170,33.-TL sürekli iş göremezlik tazminatı; asgari ücret miktarlarından yararlanılarak ve pasif dönemde gelir vergisi istisnası dahil asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığında, davacı lehine 1.092.506,01.-TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı; davacının, asgari ücretin 4 katı emsal gelir elde edeceği kabul edilerek hesaplama yapıldığında davacı lehine 3.195.054,43.-TL sürekli iş göremezlik tazminatı; davacının asgari ücretin 4 katı emsal gelir elde edeceği kabul edilerek ve pasif dönemde gelir vergisi istisnası dahil asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığında, davacı lehine 3.227.390,10.-TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı görülmektedir. 31. Davacının bedensel zararlarının hesaplanmasında esaslı unsurlardan birini oluşturan elde ettiği geliridir. Davacının gelirine ilişkin olarak davacı yan gelirin asgari ücretin üzerinde olduğunu iddia etmesi halinde, bu vakıanın ispat yükü kendi üzerinde olup sözkonusu iddianın ispat edilememesi halinde desteğin/bedensel zarara uğrayanın gelirinin asgari ücret tutarından hesaplanması gerektiği hususu .... 32. Davacının ortaya koyduğu deliller ele alınarak ispat yükünün yerine getirilmiş olup olmadığının değerlendirilmesi gerekecektir. Ancak öncelikle somut uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasında değerlendirilmesi gereken delillerin ibrazı ile ilgili Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin incelenmesinde yarar bulunmaktadır. 33. 6100 sayılı HMK’nin delillerin ibrazıyla ilgili “Dava Dilekçesinin İçeriği” başlıklı 119. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentleri uyarınca davacı, dava dilekçesinde, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini ve iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğini göstermek zorundadır. 34. Maddenin gerekçesinde bu gerekliliğin, 6100 sayılı HMK’da bir yenilik olarak düzenlendiği ifade edilmiş, delillerin bildirilmesine ilişkin bu düzenlemenin, somutlaştırma yükünün de bir gereği olarak davacının genel ifadelerle delillerini belirtmesi yeterli sayılmayıp hangi delillere dayandığı dilekçeden anlaşılması aranmıştır (.... 35. 6100 sayılı HMK’nin “Belgelerin Birlikte Verilmesi” başlıklı 121/1. maddesi uyarınca; dava dilekçesinde gösterilen ve davacının elinde bulunan belgelerin asıllarıyla birlikte harç ve vergiye tabi olmaksızın davalı sayısından bir fazla düzenlenmiş örneklerinin veya sadece örneklerinin dilekçeye eklenerek, mahkemeye verilmesi ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın dilekçede yer alması zorunludur. Aynı yöndeki zorunluluk “cevap dilekçesi” bakımından da aranmakta olup, davalı yanın savunmasının dayandığı vakıaların ve bu vakıaların dayandığı delillerin gösterilmesi zorunluluğuna ilişkin düzenlemeler HMK’nin “Cevap Dilekçesinin İçeriği” başlıklı 129. maddenin 1. fıkrasının (d) ve (e) bentlerinde yer almaktadır. (.... 36. Görüldüğü gibi HMK’nin 121/1. maddesi uyarınca davacı dava dilekçesinde gösterdiği ve elinde bulunan delilleri dava dilekçesi ekinde sunması, başka yerden gelecek belge ve dosyalar için ise getirilmesini sağlayacak açıklamanın yine dava dilekçesi ile birlikte gösterilmesinin zorunlu olduğu düzenlenmiştir. 37. 6100 sayılı HMK’nın “Ön İncelemenin Kapsamı” başlıklı 137/1. maddesine göre; dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılır. Mahkeme ön incelemede; dava şartlarını ve ilk itirazları inceler, uyuşmazlık konularını tam olarak belirler, hazırlık işlemleri ile tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken işlemleri yapar, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda onları sulhe .... veya arabuluculuğa teşvik eder ve bu hususları tutanağa geçirir. 38. 6100 sayılı HMK’nın “Ön İnceleme Duruşmasına Davet” başlıklı 139/1. maddesine göre; ön inceleme için tespit edilmiş olan güne tarafları davet için çıkartılacak davetiyeye hangi hususların ihtar edileceği düzenlenmiş, bu kapsamda maddenin (ç) bendinde verilecek iki haftalık kesin süre içerisinde taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları, bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacakları ihtar edilir. Aynı Kanunun 119 ve 121. maddelerinde delillerin gösterilmesinden bahsedilmesine rağmen, 137 ve 140. maddelerinde delillerin sunulmasından ve toplanmasından bahsedilmektedir. Burada vurgulanması gereken husus özellikle 140. maddede “dilekçelerinde gösterdikleri” ibaresinin kullanılmış olmasıdır. 39. 6100 sayılı HMK’nın 140. maddesinin gerekçesinde belirtildiği üzere taraflar, delil olarak dayandıkları belgeleri dilekçelerine ekleyerek vermek ya da başka yerden getirilecekse, bunu belirtmek zorundadırlar. Şayet taraflar, bu konuda yapmaları gereken işlemleri eksik bırakmışlarsa, tahkikata başlamadan önce, taraflara son kez kısa bir süre verilerek bu eksiklikleri tamamlamaları düşünülmüştür. Taraflar bu şanslarını da doğru kullanamazlarsa, artık tahkikat mevcut delillerle yürütülecek ve tarafların o delile dayanmaktan vazgeçtikleri kabul edilecektir. 40. Özetle; 6100 sayılı HMK’nın 119/1-f maddesine göre; dava dilekçesinde iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği, 129/1-e maddesine göre de, cevap dilekçesinde; savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin belirtilmesi gerekir. 6100 sayılı HMK’nın 137 ve 140. maddelerinde ise; 119 ve 129. maddelerdeki düzenlemenin aksine, delillerin belirtilmesinden değil, tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken işlemleri yapmasından bahsedilmiştir. Buna göre; delillerin dava ve cevap dilekçelerinde belirtilmesi; dilekçelerinde belirtikleri delillerin en geç ön inceleme duruşmasında mahkemeye sunulması, başka bir yerden getirtilecek olması halinde delillerin toplanması için gerekli işlemlerin yapılması gerekir. Yani dava ve cevap dilekçelerinin verilmesinden sonra tarafların iddia ve savunmalarını kanıtlayıcı delil bildirmeleri mümkün değildir. 41. Dilekçelerin teatisi aşamaları bu şekilde net sürelere bağlı olarak düzenlendikten sonra yasa koyucu, “delil” bildirmenin “süreye” bağlı olduğunu tekrar vurgulayan 145. maddeye yer vermiştir. 6100 sayılı HMK’nın “Sonradan Delil Gösterilmesi” başlıklı 145/1. maddesine göre; taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler. Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir. 42. 6100 sayılı HMK’nın 145. maddesinin birinci cümlesinde de tarafların, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremeyecekleri açıkça belirtilmiştir. 145. maddenin ikinci cümlesinde; birinci cümledeki tarafların Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremeyeceklerine ilişkin olarak getirilen istisnanın dava ve cevap dilekçelerinde hiç delil belirtmeyen, ön inceleme aşamasında da delillerini sunmayan veya toplanması için gerekli işlemleri yapmayan tarafların tahkikat aşamasında delil bildirme haklarının olduğu şeklinde anlaşılması mümkün değildir. 145. maddenin gerekçesinde, “uygulamada, davaların uzamasının temel sebeplerinden birinin de gereksiz yere yeni delil sunulması ve bu konuda taraflara verilen sürelere uyulmaması olduğunun bilindiği, maddenin ilk fıkrasıyla, Kanunda belirtilen sürelerden sonra, davada yeni delil sunulmasının yasak olduğunun kural olarak benimsendiği, fakat iki istisnanın kabul edildiği, bunun için; yeni delil sunulması talebinin yargılamayı geciktirme amacı taşımaması veya delilin süresinde sunulmamasının ilgili tarafın kusuru dışında bir sebebe dayanması halinde, hâkimin gerekçesini de belirtmek şartıyla, yeni delil sunulmasına izin verebileceği, bu şekilde delil sunma kuralına istisna getirilmesinin hukuki dinlenme hakkının tabii bir sonucu olduğu” belirtilmiştir. 43. Tahkikatın amacı, kural olarak delil toplamak değil, delilleri incelemek ve değerlendirmektir; aksi halde tahkikat tamamlanamaz ve yargılama uzar. Bu sebeple 145. maddede belirtilen ve tarafın etki alanı dışında kalan çok özel durumlar dışında, sonradan delil sunulması halinde bu deliller dikkate alınmamalıdır. Keza, tarafların 145. madde şartları oluşmadan sonradan delil sunması ya da kanun yoluna başvururken bu şekilde delilleri dilekçesine ekleyip vermeleri kabul edilmemelidir (Pekcanıtez/Atalay/Özekes, a.g.e., s. 332-333). 44. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; 6100 sayılı HMK’nın sistematiği içinde; tahkikat aşamasına geçilmezden evvel tarafların uyuşmazlıkların çözümü için ileri sürdükleri delillerin daha işin başında belirlenerek tahkikatın etkin bir şekilde yapılmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Yargılamanın etkin ve makul bir süre içinde bitirilmesi için delil gösterilmesi, dilekçelerin teatisi (dava, cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap) aşamasına hasredilmiştir. Buna göre, dilekçelerin teatisi aşamasında herhangi bir delil bildirmeyen davacı veya davalıya ön inceleme duruşmasında veya tahkikat aşamasında HMK’nin 145. maddesindeki istisna haricinde delillerini bildirmesi için yeni bir süre verilmesine veya delil bildirmesine imkân bulunmamaktadır. 45. Yukarıda sözüedilen ilkelere ..... 46. Yapılan açıklamalardan sonra somut olay incelendiğinde, davacı yan dava dilekçesinde davacının kaza tarihinde öğrenci olduğunu belirtmiş, dava tarihinde ise yaptığı iş ya da çalıştığı işletmeye yönelik her hangi bir vakıa ileri sürmediği gibi bunun dışında asgari ücretin üzerinde bir gelir elde ettiği ya da edebileceği vakıasına dayanmamıştır. Dava dilekçesinde esasen deliller arasında TÜİK verileri ve davacının kaza tarihinden sonra mezun olduğu okula ilişkin diploma gösterilmiştir. Ancak bu .... verileri ya da davacının diplomasının delil olarak dava dilekçesinde davacının gelirinin asgari ücretin üzerinde olacağı vakıasının delili olduğu belirtilmediği gibi dilekçe içeriğinde vakıa olarak bu husus ileri de sürülmemiştir. Yine bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi kaza tarihinden sonra 2018, 2019 ve 2021 yıllarında asgari ücret gelir elde ettiği belirlenmiştir. Dava tarihinden sonra da asgari ücretin üzerinde bir gelir elde ettiğine yönelik her hangi bir belirleme bulunmamaktadır. 47. Öte yandan sunulan .... verilerinin kazadan 3 yıl önceki 2014 yılına ilişkin olduğu, istatistiksel olarak elde edilen gelire yönelik somut olaya uygun bir gelir olmadığı ve Yargıtay içtihatlarına göre de esas alınamayacağı değerlendirilmiştir. 48. Bu bakımdan davacının gelirine ilişkin olarak yukarıda da izah edildiği üzere davacı yanın açıkça asgari ücretin üzerinde bir gelir elde ettiği ya da almış olduğu eğitim nazara alınarak asgari ücretin üzerinde bir gelir elde edebileceğine yönelik vakıa ileri sürülmemiş olması nedeni ile Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereğince meslek odalarından gelir araştırılması yapılmamış, kaza tarihinden sonra asgari ücret düzeyinde gelir elde ettiği ve asgari ücretin üzerinde gelir elde ettiğine yönelik iddia ve delil ortaya konulmamış olması dikkate alınarak davacının geliri asgari ücret düzeyinde kabul edilmiştir. 49. Bir diğer husus ise çalışma yaşı olmayan öğrencilik dönemi ve pasif devre olarak kabul edilen dönemde gelirden asgari geçim indirimi yapılması gerekip gerekmediğidir. 50. 7349 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile asgari ücretin yıllık brüt tutarı üzerinden hesaplanan ve çalışanların şahsi ve ailevi durumlarını, bakmakla yükümlü oldukları çocuk sayılarını dikkate alarak ödemeleri gereken gelir vergisinin azaltılmasına imkan tanıyan, ücretlilerin şahsi ve ailevi durumlarını dikkate aldığı için de vergide adaleti tesis etme fonksiyonu ağır basan asgari geçim indirimi müessesesinden vazgeçilerek yerine, ücretli olarak çalışan herkesin ücretleri üzerinden ödeyecekleri gelir vergisi ve damga vergisinden, asgari ücretin net tutarı üzerinden hesaplanan gelir vergisi ve asgari ücretin brüt tutarı üzerinden hesaplanan damga vergisinin mahsup edilmesi imkanı getirildi. Bir başka ifade ile tüm ücretlilerin eşit bir şekilde yararlanmalarına imkan veren gelir vergisi ve damga vergisi istisnası yasalaşırken, diğer taraftan da halihazırdaki gelir vergisi teşviki olan asgari geçim indirimi kaldırılmıştır. 51. 7349 Sayılı Kanun düzenlemesi ile birlikte 01.01.2022 tarihinden itibaren ... uygulaması kaldırılmış ve yerine tüm ücretlilerin elde ettikleri aylık net ücretleri (...prim kesintisi sonrası kalan ücretin gelir vergisi matrahı) üzerinden ödeyecekleri gelir vergisinden, aylık asgari ücretin net tutarı üzerinden hesaplanacak gelir vergisinin mahsup edilmesi imkanı ile ücretlerin brüt tutarı üzerinden hesaplanan binde 7,59 oranındaki damga vergisinden de aylık asgari ücretin brüt tutarına isabet eden damga vergisinin mahsup edilmesi imkanı getirilmiştir. Burada özellikle belirtmek gerekir ki ücretlilerin aylık ücretlerinden asgari ücretin aylık tutarı mahsup edildikten sonra gelir vergisi hesaplanmamakta yani matrahtan indirim usulü değil vergiden indirim usulü tercih edildiğinden öncelikle normal ödenmesi gereken gelir vergisi ve damga vergisi hesap edilmekte ve bu tutarlardan asgari ücrete isabet eden gelir vergisi ve damga vergisi tutarları indirilmektedir. 52. Görüldüğü gibi Asgari Geçim İndirimine ilişkin düzenleme çalışan kişilere yönelik bir düzenleme olup bu anlamda Yargıtay'ın pasif dönem ve çalışmayan kişiler için yerleşmiş içtihatlarının uygulanmasının devam ettirilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Zira Yargıtay içtihatları gereğince çalışmayanların ve pasif dönemde bir çalışma karşılığı olmayan ücretlerde ...’siz asgari ücret uygulamasında olduğu gibi, asgari geçim indiriminin çalışma karşılığı olduğu ve çalışanların ücretinden yapılan gelir vergisi ve damga vergisinden yapılan indirim uygulaması olduğu nazara alınarak vergi istisnasından yararlandırılamayacağı kabul edilmelidir. 53. Buna göre pasif devre zarar hesabında, hesaplamaya esas alınan asgari ücretin, bir çalışmanın karşılığı değil, ekonomik değer taşıyan yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinin karşılığı olduğu kabul edilmiştir. Bu sebeple de çalışmanın karşılığı olarak aktif hayata katılanlara ödenen asgari geçim indiriminin, ücretli bir çalışmanın söz konusu olmadığı pasif devre hesabında dikkate alınamayacağı, ...'siz asgari ücret dayanağında hesaplama yapılması gerektiği belirlenmiştir. Bu kapsamda, mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesinde öğrencilik dönemi ve pasif dönem tazminat hesabından uygulanacak (... hariç) asgari ücret miktarları tespit edilerek hesaplama yapılmış olup; mahkememizce bu hesaba itibar edilmiştir. 54. Yine davacı vekili dava dilekçesinde, geçici iş göremezlik talebinde bulunmuş ise de; kaza tarihinde öğrenci olan davacı için geçici iş göremezlik zararı talep edilemeyeceği değerlendirilmiştir. 55. Davacı yan ıslah istemini bilirkişi tarafından yapılan alternatifli hesaplamada ...'siz dönem hesabı ve davacının gelirinin asgari ücret tutarının 4 katı olarak yapılmış olan hesaplama 3.195.054,43.-TL tutarına göre yapmıştır.
56. Davalı ...'ın, kazaya karışan aracın maliki olması, davalı sigorta şirketinin ise kazaya karışan aracın ZMMS poliçesi kapsamında sigortacısı olması sebebiyle hesaplanan tazminattan davalı araç sürücüsü ... ile birlikte sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır. 57. Davacı tarafça, davalı ... şirketlerine yapılan başvurunun 01.03.2021 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğ tarihinden itibaren 8 iş günü sonrası olan 11.03.2021 tarihinde davalı sigorta şirketinin temerrüde düşeceği gözetildiğinde, davalı ... A.Ş yönünden temerrüt tarihi olan 11.03.2021 tarihinden itibaren; davalılar Hulusi ve ... yönünden ise kaza tarihinden itibaren, kazaya sebebiyet veren aracın hususi araç olduğu gözetilerek yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir. 58. Sonuç olarak yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınarak yaptırılan bilirkişi incelemesinde yapılan hesaplamalardan sürekli çalışma gücü kaybı zararı nedeni ile 1.060.170,33.-TL tazminat talebinin kabulü gerektiği değerlendirilerek davacının davasının kısmen kabulüne dair aşağıdaki biçimde karar verilmesi gerekmiştir. VI-HÜKÜM 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 2-Davacının sürekli çalışma gücü kaybı zararı nedeni ile 1.060.170,33.-TL (davalı ... A.Ş. yönünden 330.000,00.-TL poliçe teminat tutarı ile sınırlı olmak üzere) maddi tazminatın davalı işleten ve sürücü Hulusi ve ...’tan kaza tarihi olan 02.03.2017 tarihinden, davalı ... A.Ş. temerrüt tarihi yönünden 11.03.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile adı geçen davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, 3-Fazlaya dair ve geçici çalışma gücüne yönelik istemlerin REDDİNE, Karar ve İlam Harcı 4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 72.420,24.-TL harçtan peşin ve tamamlama harcı ile alınan 10.969,30.-TL harcın mahsubu ile bakiye 61.450,94.-TL harcın davalılardan (davalı ... A.Ş yönünden 19.127,88.-TL ile sınırlı olmak üzere) tahsili ile hazineye gelir kaydına, Yargılama Giderleri ve Gider Avansı 5-Davacı tarafça yargılama boyunca yapılan başvurma harcı, peşin harç, tamamlama harcı, vekalet harcı toplamı 11.037,10.-TL yargılama harcının davalılardan (davalı ... A.Ş yönünden 3.435,53.-TL ile sınırlı olmak üzere) tahsili ile davacıya ödenmesine, 6-Davacı tarafından yapılan; 3.280,00.-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri, 15.000,00.-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 28.280,00.-TL yargılama giderinden red/kabul oranına göre 6.063,70.-TL’nin davalılardan (davalı ... A.Ş yönünden 1.887,45.-TL ile sınırlı olmak üzere) tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Arabuluculuk Kanunu 18A/13 maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Asagari Ücret Tarifesi uyarınca 1.320,00.-TL arabuluculuk ücretinin red/kabul oranına göre 882,14.-TL'sinin davacıdan, 437,86.-TL'sinin davalılardan (davalı ... A.Ş yönünden 109,46.-TL ile sınırlı olmak üzere) alınarak hazineye gelir kaydına,
8-Taraflarca depo edilen varsa gider avansı ile delil avansından bakiye tutarların karar kesinleştiğinde HMK m. 333 ve Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik m. 207 hükümleri uyarınca ilgilisine İADESİNE, Vekalet Ücreti 9-Davacı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 3, 13 maddeleri gereğince hesaplanan takdiren 165.025,55.-TL vekalet ücretinin davalılardan (davalı ... A.Ş yönünden 51.367,62.-TL ile sınırlı olmak üzere) alınarak davacı tarafa ödenmesine, 10-Reddedilen kısım üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T. 3, 13/3 maddeleri gereğince 165.025,55.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine,
Dair davacı vekilinin ve davalılar ... vekilinin yüzüne karşı yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren... ....Mahkemesine ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile .... yasa yolu açık olmak üzere 18/12/2025 tarihinde oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 18/12/2025
....
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"