Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/877 E. 2026/3220 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/877
- Karar No
- 2026/3220
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1608 E., 2025/2349 K. DAVA TARİHİ : 29.06.2018 İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 15. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/316 E., 2025/40 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve katılma yolu ile davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının yurt dışındaki şantiyelerinde kamp amir yardımcısı olarak 01.05.2013-30.10.2016 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığını, en son net 1.800,00 USD ücret aldığını, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının iş sözleşmesinin davacının çalışmakta olduğu projelerin sona ermesi sebebiyle davacının da işyerindeki görevi son bulduğundan belirlenen sürenin sonunda sona erdiğini, kıdem tazminatına hak kazanmadığını, yıllık izinlerini kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama sonunda davacının yaptığı iş, tanık beyanları ve dinlenen tanığın dosyasındaki kabul hep birlikte değerlendirildiğinde davacının fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili çalışması yaptığını ispatladığı, davacının günlük 3 saatten fazla süreyle fazla çalışma yapamayacağına ilişkin yapılan değerlendirmenin hatalı bulunduğu, davacının fazla çalışma ücretinin günlük 3 saat sınırlaması olmadan hesaplanarak hüküm altına alınması gerektiği, iş sözleşmesine göre yıllık 270 saat fazla çalışmasının ücrete dâhil olması nedeniyle haftalık 5,20 saat fazla çalışma tenzil edilerek davacının haftalık fazla çalışma süresini tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ikinci kaldırma kararı gereğince Mahkemece yargılama yapıldığı, davacının fazla çalışma, ulsual bayram ve genel tatil ile hafta tatili çalışması yaptığının sabit olduğu, hesaplamanın dosya kapsamına uygun olduğu, davacının ücretinin ve giydirilmiş ücretinin dosya kapsamına uygun belirlendiği, veraset ilamı ile mirasçılar vekiline ait veraset ilamı dikkate alındığında taraf teşkilinde hukuka aykırılık bulunmadığı, faiz türü ve başlangıç tarihlerinin doğru belirlendiği, davacının yıllık izin ücretine hak kazandığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Yabancı hukuk itirazının dikkate alınmadığını, b. Davacı ile menfaat birliği içinde olan tanık beyanına göre hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, c. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, d. Davacının ücretinin ve giydirilmiş ücretinin hatalı tespit edildiğini, e. Fazla çalışma ve diğer çalışma alacakları hatalı hesaplandığından bu hesaplamalara göre hüküm tesisinin isabetsiz olduğunu, f. Hükmedilen faizin yasaya aykırı olduğunu, g. Davacının yıllık izne hak kazanamadığını, h. Emsal Yargıtay kararları gereği %35’in üzerinde indirim uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; a. Yıllık 270 saatlik fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğuna ilişkin hatalı hüküm kurulduğunu, b. Yıllık izin ücretine iliişkin yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; uygulanacak hukuk, aylık ücret ve giydirilmiş ücret miktarı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanması, yıllık ücretli izin alacağına hak kazanılıp kazanılmadığı, faiz türü ve indirim oranına ilişkindir. 1. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre cevap dilekçesinin ıslahı suretiyle sunulan yabancı hukuk savunmasına itibar edilmeyerek somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. 2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda ve yukarıda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsam dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, iş sözleşmesine göre yıllık 270 saatlik fazla çalışma süresinin aylık ücrete dâhil olduğu belirtilerek fazla çalışma ücreti hesaplanmıştır. Ancak, taraflar arasında imzalanan iş sözleşmelerinden daha sonra imzalanan (01.07.2013, 27.05.20 14... .01.2016) Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) sözleşmelerinde fazla çalışmanın aylık ücrete dâhil olduğuna ilişkin bir düzenleme bulunmamakta olup, sözleşmelerin 15. maddesinde "Taraflar arasında ikinci iş sözleşmesi, bu sözleşmedeki hakların sınırlayıcı olmamak koşuluyla imzalanabilir. İki sözleşme arasında fark olması halinde işçinin lehine olan hükümler uygulanır ." şeklinde düzenleme bulunduğu görülmektedir. Daha sonra yapılacak yeni bir iş sözleşmesi ile ilk sözleşme hükümlerinin değiştirilmesi mümkündür. Somut olayda da taraflar arasında daha sonra imzalanan İŞKUR sözleşmelerinde fazla çalışmanın aylık ücrete dâhil olduğuna ilişkin kurala yer verilmeyerek ilk sözleşme hükümlerinde değişikliğe gidildiği anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesince bu husus gözetilmeden haftalık 5,2 saatlik fazla çalışma süresinin ispatlanan fazla çalışmalardan indirilerek hesaplama yapılması ve alacağın buna göre hüküm altına alınması hatalıdır. 4. Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez. Çalışma sürelerinin ispatı noktasında işverene karşı dava açan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerekir. Fazla çalışma alacağının ispatında salt menfaat birlikteliği olan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Bununla birlikte başkaca delil ya da olgularla desteklenen bu tür tanık beyanlarına itibar edilmelidir. Bu çerçevede; işin ve işyerinin özellikleri, davalı tanıklarının anlatımları, iş müfettişinin düzenlediği tutanak veya raporlar ve aynı çalışma dönemi ile ilgili olarak söz konusu alacağın varlığına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları gibi hususlar başkaca delil ya da olgular olarak değerlendirilebilir. Davacı tanıklarının beyanlarına ancak davacı ile birlikte çalıştıkları dönemle sınırlı olarak değer verilmesi gerekir. Aynı ispat kuralları hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücret alacakları için de geçerlidir. Somut uyuşmazlıkta, davacının 22.06.2013-01.01.2014 tarihleri arasında Ekvator Ginesi'nde çalıştığı uyuşmazlık konusu değildir. Dosya içeriğine göre davacı tanıklarının bu dönemde davacı ile birlikte Ekvator Ginesi'nde çalışmadıkları anlaşılmaktadır. Bu dönem yönünden ispatlanamayan fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi hatalıdır. 5. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) "Taleple bağlılık ilkesi" kenar başlıklı 26/1 hükmü şöyledir: "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." Diğer yandan 6100 sayılı Kanun'un 119. maddesine göre; davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıalarının sıra numarası altında açık özetlerini dava dilekçesinde belirtmesi gerekir. Kıdem ve ihbar tazminatlarına esas giydirilmiş ücret bakımından davacının dava dilekçesinde somutlaştırma yükümünü yerine getirmemesi hâlinde, ücrete ilaveten işçiye sağlanan para veya para ile ölçülmesi mümkün akdi menfaatlerin, salt davacı tanıklarının beyanlarına göre tazminata esas ücrete eklenmesi mümkün değildir. Kanundan doğan menfaatler ile işveren tarafından düzenlenen yazılı delillerden anlaşılan veya karşı tarafın tanıkları tarafından da doğrulanan ücret dışında işçiye sağlanan para veya para ile ölçülmesi mümkün menfaatlerin dava dilekçesinde açıkça belirtilmese de giydirilmiş ücrete eklenmesi mümkündür. Ancak dava dilekçesinde açıkça ücret dışında başkaca sosyal hak olmadığının belirtilmesi durumunda, taleple bağlılık kuralına göre sadece temel ücret esas alınarak hesaplama yapılır. Somut uyuşmazlıkta davacının, dava dilekçesinde işyerinde barınma ve yemek yardımı yapıldığına yönelik bir iddiası bulunmamaktadır. Dosya kapsamına göre barınma ve yemek ücreti, salt davacı tanıklarının beyanları esas alınarak tazminata esas ücrete eklenmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalara göre dava dilekçesinde söz edilmeyen barınma ve yemek ücretinin eklenmesi suretiyle giydirilmiş ücretin belirlenmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 6. Hafta tatili ücreti alacağının ayrıca talep edildiği ve hüküm altına alındığı dikkate alındığında; ulusal bayram ve genel tatil ücreti hesabında, hafta tatili gününe denk gelen ulusal bayram ve genel tatil günlerinin hesaplamadan dışlanmaması mükerrer hesaplamaya neden olduğundan doğru olmamıştır. 7. Yabancı para borcuna hangi faizin uygulanacağı 3095 sayılı Kanunî Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) "Yabancı para borcunda faiz" kenar başlıklı 4/a maddesinde düzenlenmiş olup ilgili düzenlemede; “Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.” kuralına yer verilmiştir. Somut olayda uyuşmazlık konusu alacakların yabancı parayla tahsili talep edildiğinden hüküm altına alınan alacaklara, 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca Devlet bankalarınca Amerikan Doları (USD) üzerinden açılmış bir yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması gerekir. Sözü edilen düzenleme gözetilmeksizin, infazda tereddüt yaratacak şekilde alacaklara en yüksek banka mevduat faizi ile yasal faiz uygulanması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 8. Diğer yandan gerek hak kazanılan alacaklar gerekse yargılama giderleri bakımından davacı mirasçıların miras payları oranında hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulması da doğru olmamıştır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.