Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/3393 E. 2026/403 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3393
Karar No
2026/403
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/278 E., 2025/83 K.

Mahkemence bozmaya uyularak verilen kararı davacı vekili, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili tarafından duruşmasız ve davalılar ..., ..., ... vekili tarafından duruşmalı temyiz edilmişse de; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararda dava değerinin duruşma sınırının altında olduğu anlaşılmakla, incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA 1-Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil firma ile davalıların murisi ... ve diğer arsa maliki ... arasında ............... Noterliği'nin 18.11.2004 tarihli "Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi İçerikli Daire Karşılığı İnşaat Yapım Sözleşmesi"nin imzalandığını, ...'ün ölümünden sonra mirasçıların sözleşmenin tarafı olduklarını, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2006/217 Esas sayılı dava dosyasında mirasçıların sözleşmenin şartlarını kabul etmediklerini beyanla sözleşmenin feshi davası açtıklarını, işbu davada davacıların davasının reddine karar verildiğini belirterek, taraflar arasındaki sözleşmenin feshine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 50.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkilinin 6 yıllık ticari kaybı nedeniyle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, alacağa ilk ihtarname tarihinden itibaren ticari avans faizi yürütülmesine karar verilmesini talep etmiştir.

2-Birleşen Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesi' nin 2019/762 Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde; Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/413 E. sayılı dosyasında sözleşme iptal bedeli ve sözleşmedeki yükümlülüklerin yerine getirilmemesinden kaynaklı olarak uygulanacak cezai şarta karşılık, 51.000,00 TL talep edilerek dava açıldığını, davanın derdest olduğunu, her ne kadar 51.000,00 TL olarak dava dilekçesinde talep edilmişse de dava kapsamında gelen bilirkişi raporu neticesinde alacak miktarı 171.307,55 TL olarak hesaplandığını, ek dava olarak işbu davanın açıldığını belirterek, Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/413 Esas sayılı dosyası ile birleştirilerek, davanın asıl dosya olan Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesi üzerinden görülmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1-Davalı ..., ..., ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından harcın eksik yatırıldığını, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, müvekkili ...'ün sözleşmeye konu gayrimenkul üzerindeki hissesini devrettiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin halen geçerli olduğunu, feshin kabulü halinde kusurun davacıya ait olduğunu, davacının inşaata başlamasının tamamen kendi tasarrufunda olduğunu, engelleyici herhangi bir durumun olmadığını, murisin vefatına kadar geçen uzun süre de inşaatın başlamamasının davacının sözleşmeyi ifadan hiçbir gerekçe yokken kaçındığının delili olduğunu, davacının cezai şart bedelinin haksız olduğunu, davacının tazminat talebi ve faiz talebinin haksız ve fahiş olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2-Davalı ... vasisi ... cevap dilekçesinde; ...'ün tüm edimlerini yerine getirdiğini, sözleşmenin devam ettiğini, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/217 Esas sayılı dava dosyasında belirttiği gibi sözleşmenin devamından yana olduğunu, hiçbir kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını, bu nedenle de; kendi yönünden sözleşmenin feshedilmemesi ya da feshedilmesi halinde kendisinin sözleşmenin devamı yönündeki beyanı da dikkate alınarak gider ve ticari kayıp ödemesine muhatap olmaması yönünde karar verilmesini istemiştir.

3-Bir kısım davalılar vekili Av. ... cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde net biçimde bir talebe yer verilmediğini, HMK’nın 119. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, dava ve talep konusu ceza-i şartın Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi'ne ilişkin olduğunu, 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin 18.11.2004 tarihinde akdedildiğini, bu halde 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu ve davanın bu nedenle de reddine karar verilmesini, dava ...'e karşı da açılmış ise de adı geçenin, 12.01.2019 tarihinde vefat ettiğini, müteveffanın ve mirasçılarının, gayrimenkulde hissesi mevcut olmadığını davanın bu sebeple mirasçıları bakımından da reddine karar verilmesi gerektiğini, sözleşmenin fesih aşamasına gelmesinde müvekkilerinin kusuru bulunmadığını, sözleşmenin ifa edilememesindeki kusurun davacıda olduğunu, davacının cezai şart bedelinin haksız olduğunu, davacının tazminat talebi ve faiz talebinin haksız ve fahiş olduğunu, bu nedenle de; açık talep sonucu içermeyen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini, bu talebin reddi halinde ise haksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

4-Davalı (kısıtlı) ... vekili; dava dilekçesinde talep ve içeriğin açık olmadığını, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, fesih beyanının tek taraflı, bozucu yenilik doğuran bir hak olarak davacı tarafından 20.04.2012 tarihi itibariyle kullanıldığını, müvekkili yönünden usuli müktesep hak oluştuğunu, sözleşme hükümleri içerisinde fesih ile birlikte cezai şart uygulanabileceğine dair hüküm bulunmadığını, sözleşmede feshe bağlanmış müspet zarar hükmünün olmadığını bu sebeple davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 29.05.2014 tarihli kararı ile davacı/yüklenicinin yapılacak inşaat projelerini hazırlamadığı, yapı ruhsatını almadığı, davacının kendi kusuruna dayanarak sözleşmenin feshini talep etmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Mahkemenin 29.05.2014 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nce, taraflar arasındaki 18.11.2004 günlü arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin 18. maddesinde inşaat yapılacak arsa üzerinde arsa sahibine ait gecekonduların bulunduğu, arsa sahiplerinin binaları yıkıp, arsayı boş teslim edecekleri ve inşaatın başlama süresinin de, arsanın boş olarak yükleniciye tesliminden itibaren başlayacağının kararlaştırıldığı, somut olayda ise, halen dahi arsa üzerinde iki ayrı gecekondu bulunduğu ve bir tanesinin kullanılmaya devam edildiğinin tespit edildiği, şu halde, imalatın başlamasında öncelikli edim yükümlülüğü arsa sahiplerine ait olup, halen bu yükümlülüklerini yerine getirmeyerek temerrüde düştüklerinin anlaşıldığı, bu durumda, davacının fesih talebinin kabulü ile diğer talepleri de incelenerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken sözleşmede yazılı edim yükümlülüklerinin önceliğini değiştirecek şekilde, yüklenicinin işe başlamadığından kusurlu olduğu benimsenerek ve bu arada yüklenici aleyhine açılan fesih davası nedeniyle inşaatı bu dönemde yapmaktan kaçınma hakkı olduğu gözden kaçırılarak davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, yine, davacı yanca imar mevzuatında yapılan değişiklikler nedeniyle sözleşmede kararlaştırılan inşaatın yapılmasının imkânsız hale geldiği ileri sürülmesine rağmen bu hususta inceleme yapılmadan, gerçekten sonraki imkânsızlık hali bulunup bulunmadığı değerlendirilmeden karar verilmesinin de yerinde görülmediği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

2.Mahkemenin 2016/413 Esas, 2020/324 Karar sayılı 04.09.2020 tarihli kararı ile davacının sözleşmenin fesih ve ceza-i şart talebinin yerinde olduğu ve kabulü gerektiği, cezai şart miktarının bilirkişi raporuna göre 171.307,55 TL olduğu, cezai şart fahiş bulunmadığından indirim yapılmasını gerektiren bir hususun olmadığı, asıl davada cezai şarta dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilebileceği, birleşen dava yönünden faiz talep edilmediğinden faize hükmedilemeyeceği, davalıların cezai şarttan müteselsilen sorumlu oldukları, yoksun kalınan kâr talebinin yerinde olmadığı bu sebeple reddi gerektiği gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın kısmen kabulüne, taraflar arasında akdedilen ......... Noterliği' nin 18.11.2004 tarih ve ... yevmiye no'lu sözleşmesinin feshine, 50.000.00 TL ceza-i şart alacağının dava tarihi olan 18.01.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 1.000,00 TL kâr kaybı alacağına yönelik talebin reddine, birleşen dava yönünden davanın kabulüne 120.307,55 TL ceza-i şart alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Mahkemenin 04.09.2020 tarihli kararının süresi içinde bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/1106 Esas, 2021/1680 Karar sayılı, 23.11.2021 tarihli kararı ile yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına karar verilmiştir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 23.11.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekilince karar düzeltme başvurusunda bulunulması üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nce, asıl ve birleşen davada fesih talebinde bulunan davacının menfi zarar kapsamında belgelendirdiği ve davalı arsa sahipleri yararına olan harcamalarının tespit edilerek davalı arsa sahiplerinden tahsiline karar verilmesi gerekirken, taraflar arasındaki sözleşmenin 11. maddesinde yer alan düzenlemenin dönme cezası olduğu gerekçesi ile belgelendirilen harcamaların beş katı miktarındaki tutarın davalılardan tahsiline karar verilmesinin doğru olmadığı, mahkeme kararının bu gerekçeyle bozulması gerekir iken onandığı bu kez yapılan incelemede anlaşıldığından karar düzeltme talebinde bulunan davalıların itirazlarının kabulü ile hükmün karar düzeltme talep eden davalılar yararına bozulması gerektiği gerekçesiyle karar düzeltme talebinde bulunan davalı ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ... mirasçıları ..., ..., ...’ın 2. bent kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme taleplerinin reddine, karar düzeltme talebinde bulunan davalıların taleplerinin 2. bent kapsamında açıklanan nedenlerle kabulü ile, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2021/1106 Esas, 2021/1680 Karar ve 23.11.2021 tarihli onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... mirasçıları ..., ..., ... yararına bozulmasına karar vermiştir.

3. Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulmasına karar vermiş ve bozma kararı doğrultusunda bilirkişi raporu aldırılmış, hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacının, aralarında akdedilmiş olan ............gereğince davalılar yararına yapmış olduğu harcamaların dökümü bilirkişi ikinci ek raporunda belirtildiği üzere toplam harcama bedeli 34.261,51 TL olduğu gerekçesi ile asıl davanın kısmen kabulüne, 34.261,51 TL menfi zararın dava tarihi olan 18.01.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 1.000,00 TL kâr kaybı alacağı yönündeki talebin reddine, ceza-i şart talebine ilişkin talebin reddine, taraflar arasında akdedilen .............. Noterliği'nin 18.11.2004 tarih ve ... yevmiye no'lu sözleşmesinin feshine yönelik verilen karar Yargıtay'ca onandığından fesih talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1-Bir kısım davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili temyiz dilekçesinde; davacının talebinin ceza-i şarta ilişkin olduğunu, bu talebin menfi tespit talebi olarak kabul edilmesinin taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğunu, davacının ıslah dilekçesine konu talebinin yargılama giderleri bakımından dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, yalnızca dava dilekçesindeki 50.000,00 TL tutarlı talep göz önüne alınarak, reddedilen kısmın 16.738,49 TL olduğu kabulüne göre yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedildiğini, kurulan hükmün bozma ilamına uygun olmadığını, Yargıtay bozma ilamında, davacının ancak "menfi zarar kapsamında belgelendirdiği ve davalı arsa sahipleri yararına harcamaların" talep edilebileceğinin ifade edildiğini ancak mahkemece hükme esas alınan tutarların ilişkin olduğu işlerin belgeli gider olarak kabulü mümkün olmayıp arsa sahipleri yararına olduğunun da kabul edilemeyeceğini, Mahkemece çizildiği kabul edilen projelerin, davalılara bir yararı ve kullanılma imkân ve ihtimali mevcut olmayıp davalıların mal varlığında artışa sebep olmadığını, bu sebeple yararlı harcama olarak kabulünün mümkün olmadığını, faturaları kabule konu edilen projelerin, dönemi bakımından zorunlu olan mesleki denetim onayını taşımadıklarını ve bu sebeple usule uygun olmadıklarını, hükme dayanak bilirkişi raporunda hesaba dahil edilen Betonarme Projesi ve Mimari Projenin uygulanabilirliğinin mevcut olmadığını, anılan projelerin, günümüz şart ve mevzuatına uygun olmayıp bu hususun, davacı yanca dahi dava dilekçesinde kabul edildiğini, ...' ün vefat ettiğini, taleplerin tamamen reddi gerektiğini, müvekkillere yüklenebilecek kusur bulunmadığını, davacının, salt haksız taleplerine dayanak teşkil etmesi amacıyla sözleşmede öngörülen sürelerin geçmesinden sonra proje çizdirdiği iddiası ile fatura sunduğunu ve bu masraflara dayanarak sözleşmeden 9 yıl sonra işbu davayı açtığını, sözleşmede 3 taraf olmasının, kararda gözetilmemesinin hatalı olduğunu ayrıca vefat üzerine davaya dahil olan bir kısım davalıların, kabul anlamına gelmemekle birlikte vefat eden davalının hissesine göre sorumlu olacağının gözetilmemesinin, tahsil sorumluluğunda buna göre pay belirlenmeden, tüm davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunun kabul edilmesinin, gayrimenkulde hissesi bulunmayan ... mirasçılarının da tutardan sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, zamanaşımı sebebiyle davanın reddine karar verilmemesinin hatalı olduğunu, dava ve talep konusunun, kat karşılığı inşaat sözleşmesine ilişkin olup 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, lehlerine hükmedilen vekalet ücretine ilişkin hükmün hatalı olduğunu, ıslah edilen, harcı ödenen ve neticede de reddedilen davacı talebinin yargılama gideri ve vekalet ücreti tayininde göz önüne alınmamasının hatalı olduğunu, müvekkillerden ...' ün, dava devam ederken vefat ettiğini ancak adı geçene taraflar arasında yer verildiği gibi ayrıca lehine vekalet ücretine hükmedildiğini, müteveffa lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin, vefat eden lehine icra takibi yapılamayacak olması karşısında, diğer davalılar lehine hükmedilen tutarın azalmasına sebebiyet verdiğini ve hukuka aykırı olduğunu, temyiz etmeyen tarafların hukuki durumunun irdelenmemesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir.

2-Bir kısım davalılar ..., ..., ... vekili temyiz dilekçesinde; ıslah tarihi itibariyle talep ve ıslah ile değiştirilen dava konusunun zamanaşımına uğradığını, davacının talebinin açıkça cezai şarta ve kira kaybına ilişkin olduğunu, sonradan 15.04.2019 tarihinde, ıslah ile değiştirilen talep konusu için zamanaşımının gerçekleştiğini, mahkemeye sunulan ıslah dilekçesi ve ödenen harca rağmen, ıslah edilen ve kabule konu edilmeyen tutarın, müvekkiller lehine hükmedilecek yargılama gideri ve vekalet ücretinde göz önüne alınması gerektiğini, kesinleşen davalılara ilişkin bir ayrım yapılmadığını, ...' ün vefat ettiğini ancak kararda mirasçıları belirtilmeden müteveffanın taraf olarak gösterildiğini, asıl davada reddedilen kısma ilişkin hatalı karar verildiğini, davacının bozmadan sonra ıslah olmayacağı kabulü ile yeni ek davayı açtığını, birleşen davanın ayrı bir dava olmasına rağmen delillerin toplanmadığını, dava taraflarının müşterek müteselsil sorumluluğu olmadığını, arsa üzerinde mülkiyetin iştirak halinde değil bağımsız hisselere dayandığını, her bir hisse sahibinin kendi hissesi ve varsa sözleşmenin ifa edilmemesi veya feshinden dolayı kendi sorumluluğu kapsamında ve bu oranda tazmin sorumluluğu doğabileceğini, davalı müvekkil yönünden usuli müktesep hak oluştuğunu, bu hususun kararda dikkate alınmadığını, müvekkiller murisi ...'e kusur atfolunamayacağını, gerek müspet veya menfi zarar ve gerekse cezai şart talepleri dava asıl kısımları ile ıslah olunan kısımları için müvekkil davalı ... yönünden davanın reddi gerektiğini, müvekkiller murisi ...'ün sözleşme konusu parselde arsa üzerinde kullandığı bir gecekondusu bulunmadığını, davacının asıl davada ıslahının kira bedeli talebine yönelik olduğunu, davacının temyiz taleplerinde yeralan fesih halinde müspet zarar talebinde bulunamayacağını, davacının sözleşmenin feshi halinde ceza-i şart talep edemeyeceğini, dava konusu sözleşmede feshe bağlanmış ceza-i şart hükmü olmadığını, menfi zarar kalemlerinin ispat edilemediğini beyan etmektedir.

3-Davacı vekili temyiz dilekçesinde; tapu kayıtlarında 10 adet haciz takibi yapıldığına dair kayıtların mevcut olduğunu, bilinçli olarak haksız hileli zımni fesih yapıldığını, sözleşme şartlarına göre gece konduların arsa sahiplerince yıkılmadığını, belediyece inşaata başlama ruhsatının verilmediğini, mirasçıların işin devamı hususunda taraflarına vekaletname vermediklerini, yüklenici olarak kusurları olmadığını, sözleşmenin 8, 10, 11, 18, 20, 21... . maddelerinin ihlal edildiğini, fesih kararı hususunda yazılı ifade ve kesinleşmiş fesih kararı olmadığını, ...' ın vefat ettiğini buna rağmen karar başlığında gösterildiğini, davalılarda taraf teşkilinin sağlanmadığını, mirasçıların kararlara dahil edilmediğini, ...' ün dava sürecinde vefat ettiğini, veraset ilamı sunulduğunu, mirasçılardan üç kişinin reddi miras kararı sunduklarını, mahkemece ikinci derecede mirasçılar araştırılmadan karar verildiğini, arsa hisselerini devredenlerin sözleşmede taraf sorumluluğu ve yetkisinin fiilen yok olduğunu, üç kişi mirasçı arsa sahibinin, arsa hisselerini satarak ve devrederek sözleşmeyi hileli feshettiklerini, sözleşmeyi fiilen geçersiz kıldıklarını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, taraflar arasında akdedilen ............. Noterliği'nin 18.11.2004 tarih ve ... yevmiye no'lu düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi içerikli daire karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin feshi ile ceza-i şart ve ticari kayıptan kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.

Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesinin atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı HMUK'nın 428. ve 439/2. maddelerinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Davalı ... mirasçıları ..., ..., ...' ın karar başlığında gösterilmemesi, ...' ün vefat etmesine rağmen karar başlığında gösterilmesi doğru olmamış ise de HMK'nın 304. maddesi uyarınca bu hususların tarafların başvurusu üzerine veya re'sen mahal mahkemesince düzeltilmesi mümkün maddi hata olarak kabul edilmiştir.

Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekili, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili ve davalılar ..., ..., ... vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/3393, K. 2026/403, T. 09.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-3393-e-2026-403-k-58655d98f1d5