Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/4745 E. 2026/6169 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/4745
Karar No
2026/6169
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2026/376 E., 2026/361 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Zile 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/181 E., 2026/7 K.

Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Davacı vekili; dava konusu ... köyünde yer alan 1 09... , 11, 46, 67... , 1 10... ve 18, ... köyünde yer alan 1 21... parseller ile ... köyünde yer alan 3 70... parsel sayılı taşınmazların kadastro çalışmalarında muris ......na ait iken erkek çocuklarından ..., ...., ... ve torunu ... adına yolsuz olarak tescil edildiğini, mirasçı olmasına rağmen tapulama işlemleri sırasında hissedar olarak gösterilmediğini, ayrıca ...'nun tesis kadastrosu işleminin yapıldığı tarihte 18 yaşından küçük olduğunu ve yurt dışında çalıştığını, tespit işlemleri sorasında yapılan devirlerin mal kaçırmak saikiyle ve muvazaalı olduğunu, tüm taşınmazların muris ...’ye ait bulunduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazlar üzerinde tesis kadastrosu sırasında mirasçı gizlenerek yapılan tapulama işlemleri ve sonrasında mal kaçırma saikiyle muvazaalı olarak yapılan satışlar dikkate alınarak tapu kayıtlarının miras payı oranında iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Bir kısım davalılar , ..., ..., ..., .... vekili, davanın hak düşürücü süreden reddi gerektiğini, muvazaanın söz konusu olmadığını, taşınmazların murise ait olmadığını, kendileri tarafından 3. kişilerden satın alındığını, devirlerde muvazaa bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlar; diğer davalılar cevap vermemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu 69 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile diğer taşınmazlar yönünden ise Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi gereğince hak düşürücü süreden davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 69 parsel sayılı taşınmazın malikinin dava dışı Çınar Şatur olduğu ve dosyada taraf sıfatına sahip olmadığı, dava konusu edilen taşınmazlardan 3 70... parsel sayılı taşınmaz dışındakilerin 19 95... yıllarında senetsizden işlem gördükleri, davanın Kadastro Kanunu'nun 12. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süreden sonra 08.09.2025 tarihinde kadastro öncesi nedene dayalı olarak açıldığı, 3 70... parsel sayılı taşınmazın ise tapu kaydına dayandığı ve 1982 yılında ilk olarak satışa konu edildiği ve söz konusu taşınmazın malikinin tapu kayıtlarına göre davacının kök murisi olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere, özellikle ön inceleme duruşmasında uyuşmazlığın "kadastro öncesi nedene dayalı" tapu iptali ve tescil istemine yönelik olduğunun tespit edildiği, HMK'nın 140/3. maddesi uyarınca tahkikatın bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütüldüğü, dava konusu 69... ada 46 parsel sayılı taşınmazlar dava tarihi itibariyle dava dışı 3. kişiler adına kayıtlı olduğundan davanın pasif husumetten reddine, diğer taşınmazlar yönünden kadastro tespitlerinin 22.02.1988, 23.01.19 97... .11.1995 tarihlerinde kesinleştiği, davanın 08.09.2025 tarihinde Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi gereğince 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı, kaldı ki terekeye dahil bir taşınmaz için bir mirasçı diğer mirasçılar aleyhine tek başına miras payı oranında adına tescil istemi ile dava açabilir ise de 3. kişiye karşı miras payının adına tescili istemiyle dava açamayacağı, davalılar ...ve ...’in mirasçı olmadığı, davacının muris muvazaası iddiasının incelenmediğine ilişkin temyiz itirazının ise 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın konusu ve sonuç bölümü itibariyle murisin kendi üzerindeki tapulu taşınmazlar yönünden yaptığı temliki işlemler için bağlayıcı olduğu, tapuda kayıtlı olmayan taşınmazlar taşınır mal niteliğinde olup tapusuz taşınmazlarda zilyetlikten ibaret olan hakkın devri suretiyle yapılan elden bağışlama sözleşmeleri hiçbir şekilde biçim koşuluna bağlı olmadığından, 3 70... parsel sayılı taşınmaz haricindeki taşınmazların kadastro sırasında senetsizden tespit ve tescil edildiği açık olduğundan 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İBK’nın uygulama yeri bulunmayacağı, dava konusu 3 70... parselin ise kadastro çalışmalarında tapu kaydına istinaden davalı ... adına tescil edilmiş ise de tespitin 1997 yılında kesinleştiği murisin 1989 yılında tespitten önce öldüğü ve davanın 10 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığı da gözetildiğinde bu gerekçe ve sonucu itibarıyla davanın reddi doğru olduğuna göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Temyiz eden davacıdan alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.09.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/4745, K. 2026/6169, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-4745-e-2026-6169-k-3db6a628d095